Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1026 E. 2026/1079 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1026
Karar No
2026/1079
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1026

KARAR NO: 2026/1079

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 16/04/2024

NUMARASI: 2022/24 E. - 2024/70 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların İddia ve Savunmaları:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili, davacının ... markası ile çiçekçilik ve hediye ürünler konusunda faaliyet gösterdiğini. Davalı tarafından ... isimli ... numarası ile marka tescilinin bulunduğu ve ... ibarelerinin kullanılması sebebi ile marka hakkının ihlal edildiği iddiası ile arabuluculuğa başvurduğunu davalı adına tescill ... numaralı markanın ticaret alanında herkes tarafından kullanılan cins, çeşit, kalite belirten ibarelerden olup tescil edilemeyeceğini bu sebeple hükümsüzlüğüne karar verilmesini, davasının kabulü ile S.M.K.' nun 25/1. Maddesi' nin göndermesi ile "Marka tescilinde mutlak ret nedenleri" başlıklı 5. Maddesi uyarınca, Davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... Tescil Numarası ile 35. Sınıfta tescilli “...” markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinin ekleri dava dilekçesiyle birlikte tebliğ edilmediğinden ye bu durum HMK'ye aykırı olduğundan. davacıya dava dilekçesinin eklerini sunmak ve taraflarına tebliğ ettirmek üzere bir hattalık kesin süre verilmesine, Usuli itirazlarının kabul görmediği takdirde; davacı haksız rekabet niteliğindeki eylemlerine karşı yasal haklarımızı kullanmamız nedeniyle haksız. ve kötü niyetli şekilde huzurdaki davayı ikame ettiğinden, davalı markasının bilinirliğini arttırmak için yoğun şekilde reklam ve pazarlama çalışmaları yaptığından, Özgün ... aranjmanları hazırlayarak ve özel tasarımlı logosunu Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescil ettirerek “...” markasının özgün aranjmanlarla ve lagoyla özdeşleşmesini sağladığından, Tüketici nezdinde ayırt edicilik kazanan “...” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi yerleşik mahkeme kararlarına açıkça aykırı olacağından, davalı on seneyi aşkın zamandır “...” markasıyla çiçekçilik sektöründe fualiyet göslerdiğinden, huzurdaki davanın herhalde reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı, davalı adına tescıllı markanın hükümsüzlüğünü istemekte menfaat sahıbı olmadığı için hukuki yarar dava şartı yokluğu ve davacının aktif husumet dava ehliyeti bulunmadığı sebebiyle reddine, her halükarda yukarıda arz ve izah edilen nedenler muvacehesinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, davalı adına tescilli ... numaralı markanın 35. Sınıfta "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar, sulama süzgeçleri için başlıklar, sulama aletleri, bahçe sulama süzgeçleri, zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler " emtia ve hizmetleri bakımından kısmen hükümsüzlüğüne," karar verilmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

Davalı ... vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından davacının "..." markasının hükümsüzlüğü istemiyle açılan davada, davalının kısmen hükümsüzlüğüne karar verildiğini, davacının markanın hükümsüzlüğü davasını açmakta menfaati bulunmadığını, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25/2 maddesine göre davayı açma hakkının olmadığını, davacının markanın tescilinden zarar görmediğini, davalının "..." markasının ayırt edici nitelik kazandığını, ilk derece mahkemesinin hükme esas aldığı bilirkişi raporunun hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, "..." markasının bütünsel olarak değerlendirildiğinde ayırt edici olduğunu, davacının haksız rekabet yaratmak ve haksız kazanç sağlamak amacıyla dava açtığını, müvekkili şirketin ticaret sicil kayıtlarının istenilmesine karar verilmiş olsa da gerekçeli kararda hükme esas alınmadığını, ilk derece mahkemesinin kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirkete ait ... numaralı marka tescili hakkında verilen kısmen hükümsüzlük kararının kaldırılması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafın istinaf başvurusunda ileri sürdüğü hususların bilirkişi raporu ve delillerle kanıtlanmış gerçeklerin inkarından ibaret olduğunu, müvekkili ...’nın ortağı olduğu ... ...A.Ş. üzerinden "..." markasıyla e-ticaret yaptığını ve Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli markalarının bulunduğunu, davalı şirketin daha önce müvekkili hakkında marka hakkına tecavüz iddiasıyla şikayetçi olmasına rağmen şimdi onun "menfaat sahibi" olmadığını iddia etmesinin dürüstlük ve iyiniyet kurallarıyla bağdaşmadığını, "..." markasının 2021 yılında tescil edildiğini ve Google Trends raporlarına göre bu tarihten önce ciddi bir aranma etkinliğinin bulunmadığını, davalının sektörde tasvir edici bir kelime grubu olan bu ibareyle haksız şekilde tescil alıp diğer firmaların bu kelimeleri kullanmasını engellemeye çalışarak kötü niyetli davrandığını, bilirkişi kök ve ek raporlarında da belirtildiği üzere "..." ibaresinin tescilli olduğu 35. sınıftaki bazı ürünler bakımından tanımlayıcı nitelikte olduğunu ve kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığına dair yeterli kanıt bulunmadığı için kısmen hükümsüzlük koşullarının oluştuğunun tespit edildiğini belirterek davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe ve Sonuç:

Dava, davalı adına tescilli ... tescil numaralı “...” ibareli markanın, 6769 sayılı SMK 5. Maddesine dayalı mutlak ret nedenleri kapsamında hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

Davacı vekili; davacının “...” markası ile çiçekçilik ve hediye ürünleri alanında faaliyet gösterdiğini, davalı adına tescilli ... tescil numarası ile “...” ibaresinin ticaret alanında herkes tarafından kullanılan, malın cinsini, niteliğini ve vasfını belirten tanımlayıcı ibarelerden oluştuğunu beyanla ... numaralı “...” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili; müvekkilinin “...” markasıyla yoğun reklam ve pazarlama çalışmaları yürüttüğünü, özgün ... aranjmanları ile özel tasarımlı logosunu tescil ettirdiğini, bu nedenle markanın tüketici nezdinde ayırt edicilik kazandığını, davacının haksız rekabet niteliğindeki eylemlerine karşı yasal haklarını kullanmaları nedeniyle kötü niyetli şekilde huzurdaki davayı açtığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ... ...A.Ş. vekili ; davacının marka hükümsüzlüğü talebinde bulunmakta hukuki yararının bulunmadığını, aktif husumet ehliyeti olmadığını davaya konu markanın geçerli ve ayırt edici nitelikte olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince, “...” ibaresinin özellikle tarım, bahçecilik ve ormancılık alanında herkes tarafından kullanılabilecek cins ve tanımlayıcı ibarelerden oluştuğu, davalı tarafça markanın başvuru tarihinden itibaren uzun yıllar yoğun şekilde kullanılarak ayırt edicilik kazandığının ispatlanamadığı, bu nedenle markanın 35. sınıfta “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar, gübreler ve topraklar, sulama süzgeçleri için başlıklar, sulama aletleri, bahçe sulama süzgeçleri, zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler” bakımından SMK’nın 5/1 ve 25/1 maddeleri kapsamında hükümsüzlük koşullarını taşıdığı buna karşılık markanın 35. sınıfta yer alan diğer hizmetler bakımından doğrudan tanımlayıcı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Uyuşmazlık; davalı adına tescilli ... numaralı “...” ibareli markanın, tescilli bulunduğu 35. sınıftaki mal ve hizmetler bakımından SMK’nın 5/1 maddesi kapsamında tanımlayıcı, cins isim niteliğinde ve ayırt edicilikten yoksun olup olmadığı, kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanıp kazanmadığı ve bu kapsamda hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

15/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda; ... tescil numaralı “...” kelime markasının tescilli olduğu 35. sınıftaki belirtilen emtia ve hizmetler bakımından tanımlayıcı nitelikte olduğu, “...” ibaresinin ilgili sektör bakımından ayırt edicilik taşımadığı, markanın başvuru tarihi olan 16/07/2020 tarihinden ve dava tarihinden önce kullanıldığı görülmekle birlikte, uzun yıllar boyunca yoğun ve yaygın kullanım sonucu tüketici nezdinde davalı işletme ile özdeşleşerek ayırt edicilik kazandığını gösterir yeterli delil bulunmadığı bu nedenle, markanın ilgili mal ve hizmetler yönünden SMK m.5 kapsamında kısmen hükümsüzlük koşullarını taşıdığı yönünde görüş bildirmiştir.

01/11/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda ise; kök rapordaki tespit ve değerlendirmeler tekrar edilmiştir.

16/07/2020 başvuru ve 11/02/2021 tescil tarihli, ... tescil numaralı “...” markasının 35. sınıfta; “Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için geniş bir emtia için tescilli olduğu, bu emtianın içinde " tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar, gübreler ve topraklar, sulama süzgeçleri için başlıklar, sulama aletleri, bahçe sulama süzgeçleri, zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler” bakımından tescil bulunduğu, markanın davalı ... adına tescilli iken yargılama devam ederken markanın , diğer davalı ... ...A.Ş.’ye devredildiği davanın HMK 125. maddesi gereği devralan davalıya karşı yürütüldüğü anlaşılmaktadır.

Davacının, davalı ile aynı sektörde faaliyet gösteren ve “...” ibareli markaların sahibi olduğu, dava konusu “...” ibaresinin kullanımının kendi ticari faaliyet alanını ve sektörel faaliyetlerini doğrudan ilgilendirdiği, davalının davacıya karşı haksız rekabet markaya tecavüz iddiasında bulunduğu, bu nedenle hükümsüzlüğü talep edilen markanın varlığından etkilenen menfaat sahibi kişi konumunda bulunduğu anlaşılmakla, SMK’nın 25. maddesi kapsamında aktif dava ehliyeti ve işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu anlaşılmıştır.

6769 sayılı SMK'nın 4. Maddesinde, marka olabilecek işaretler "Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir." şeklindeki hüküm ile düzenlenmiştir.

Markalarda mutlak ret nedenleri 6769 sayılı SMK'nın 5. Maddesinde düzenlenmiştir. SMK 5/1 - b maddesi uyarınca "Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler" ile aynı yasanın 5/1- c bendi uyarınca " Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir. Bir markanın tanımlayıcı olarak değerlendirilebilmesi için, ortalama tüketicilerin marka ile mal/hizmet arasında doğrudan refleks olarak ilişki kurması ibarenin doğrudan mal/hizmeti akla getirmesi gerekir. Tanımlayıcı ibareler mal ya da hizmetleri doğrudan tanımlayan, cins, çeşit, vasıf gibi özelliklerine ya da kalitesine doğrudan atıfta bulunan işaretlerdir. Bu tür ibarelerin kimsenin tekeline bırakılması söz konusu değildir.

Davalı adına tescilli ... numaralı “...” ibareli markanın 35. sınıfta; diğer hizmetler yanında “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar, gübreler ve topraklar, sulama süzgeçleri için başlıklar, sulama aletleri, bahçe sulama süzgeçleri, zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler” bakımından tescilli olduğu anlaşılmıştır. Tarafların aynı alanda çiçeklik sektöründe faaliyet yürüttükleri , “...” ibaresinin yaygın şekilde kullanılan, mal ve hizmetlerin niteliğini, vasfını ve özelliğini doğrudan ifade eden ibarelerden oluştuğu, “....” kelimesinin canlı, bozulmamış, yeni anlamlarını içerdiği, “...” ibaresinin ise doğrudan sektörün esas unsurunu gösterdiği, bu nedenle ibarenin özellikle çiçekçilik, tarım ve bahçecilik alanında ilgili tüketici kesimi nezdinde belirli bir ticari kaynağı değil doğrudan ürün ve hizmetin niteliğini çağrıştırdığı, markanın bütünsel görünümünde yer alan basit şekil ve yazım unsurlarının ibareye ayırt edicilik kazandıracak düzeyde olmadığı, nitekim alınan raporda da “...” ibaresinin ilgili mal ve hizmetler bakımından doğrudan tanımlayıcı nitelikte bulunduğu ifade edilmiştir.

Her ne kadar davalı tarafça markanın uzun süreli kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı ileri sürülmüş ise de, dosyaya sunulan reklam, internet sitesi, sosyal medya ve tanıtım faaliyetlerine ilişkin belgelerin, dava konusu markanın ilgili tüketici kesimi nezdinde münhasıran davalı işletme ile özdeşleştiğini ve kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını ispata yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiği üzere, markanın başvuru tarihi ve dava tarihi itibarıyla kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını ortaya koyan kullanım delilleri sunulamamıştır.

2014 yılında alan adı tescil edilmiş olmasının tek başına yoğun kullanım delili olarak kabule ve bu suretle markanın ayırt edicilik kazandığını kabule yeterli olmadığı, alan adının yoğun kullanımının 2021 tarihine dayandığı anlaşılmakla bu nedenlerle “...” ibaresinin 35. Sınıfta ... emtiası ile ilişkili hizmetler bakımından ayırt edici niteliğinin olmadığı, ilgili hizmetler bakımından cins, vasıf ve nitelik bildirici mahiyette olduğu, markadaki şekil ve yazım unsurlarının ibareye ayırt edicilik katmadığı, kullanım sonucu ayırt edicilik iddiasının da ispatlanamadığı anlaşılmakla, dava konusu markanın 6769 sayılı SMK’nın 5/1 maddesi kapsamında kısmi hükümsüzlük koşullarını taşıdığına ilişkin ilk derece mahkemesi kabulünde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile dava konusu markanın belirtilen hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../04/2024 tarih ve 2022/... E., 2024/.. K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3- Davacı tarafından sehven yatırıldığı anlaşılan 427,60 TL maktu istinaf harcı ile 1.169,40 TL istinaf yoluna başvuru harcının karar kesinleştiğinde ve talebi halinde kendisine iadesine,

4- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1026, K. 2026/1079, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1026-e-2026-1079-k-ed1249a471cb