Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/8853 E. 2026/12391 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/8853
- Karar No
- 2026/12391
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/303 Esas, 2025/1528 Karar KARAR : Direnme / Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya karşı kısmen direnme kararı verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, ..., ... Mahallesi 5 64... parsel sayılı taşınmaza fiilen el atıldığından tazminat bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/49 Esas, 2023/462 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 23.01.2024 tarihli ve 2023/2387 Esas, 2024/144 Karar sayılı kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza, mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yaparak değer biçen, usul ve kanuna uygun olarak düzenlenen hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesinin doğru olduğu, taşınmazın arta kalan kısmının yüzölçümü ve geometrik durumu nazara alınarak uygulanan değer azalış oranında bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı ... ile ... ... arasında yapılan anlaşma gereğince davacının taşınmazla ilgili bu dosyadaki dava hakkının devam ettiği, mahkemece hükmedilen vekâlet ücretinin de yerinde olduğu, ancak el atma bedeli 4.292.650,21 TL olarak belirlenerek talep edildiğinden bu bedel üzerinden hüküm kurulması gerekirken, talep aşılarak yazılı şekilde fazla bedele hükmedilmesi doğru olmadığından, davalı idare vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, yeniden esas hakkında karar verilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesini yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; aynı taşınmaza ilişkin olarak paydaşları tarafından açılan İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/35 Esas, 2020/16 Karar sayılı dosyasında dava konusu taşınmazın tapu kaydı üzerindeki davalı idareye ait irtifak hakkının taşınmazın değerine etkisi ve oranı %37 olarak kabul edilerek metrekare birim fiyatının belirlendiği ve bu kararın Dairemiz denetiminden de geçtiği gözetildiğinde, gerekçesi açıklanmadan ve bu husustaki çelişki giderilmeden taşınmazın tapu kaydı üzerindeki davalı idareye ait irtifak hakkının taşınmazın değerine etkisi olmayacağının kabulü ile karar verilmesinin hatalı olduğu, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemli davalarda davacının dava açarken dava konusu alacağın dava açıldığı tarihte tazminat miktarının davacı tarafça tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi birinci fıkrası uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde olduğundan davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesi ikinci fıkrası hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda davacı iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın dava dilekçesinde belirttiği miktarı artırıla bileceği, 20.07.2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7251 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesine eklenen ikinci fıkrası da gözetildiğinde; belirtilen usul uygulanmadan yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirdiğinden, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile oyçokluğu ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kısmen direnme hükmü kurularak, davacılar ... ve ... yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, davacı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; m² birim bedelinin düşük belirlendiğini vekâlet ücretinin nispi olması gerektiğini ileri sürmüştür. 2.Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 146,87 m²lik bölümünün malikler tarafından düzenlenen muvafakatnameler doğrultusunda sicilden terkin edildiğini, taşınmazın 1.208,79 m² olarak tapuya tescil edildiğini, 19 numaralı bağımsız bölüm malikinin (Davacı ...’dan taşınmazı satın alan ... ...’in) muvafakatinin bulunduğunu, davacı ...’in hak sahibi olmadığını, irtifak nedeniyle değer kaybına ilişkin olarak istinaf edilmiş olduğunu, tapuda irtifak hakkının kurulmuş olduğunun görüldüğünü ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Temyiz olunan mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre bozma ilamının 4. numaralı bendine ilişkin olarak verilen direnme kararı yerindedir. 3. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmış olup, davacı vekilinin tüm, davalı idare vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Dava konusu taşınmazın bir kısmının, maliklerin muvafakati ile terkin edildiği beyan edilmiş olup, taşınmazın son tapu kayıtları getirtilip, mahallinde yeniden keşif yapılarak, maliklerin muvafakati ile terkin yapılıp yapılmadığı tespit edilip, terkin yapılmış ise taşınmazın halihazırda ne kadarlık kısmında fiili elatmanın bulunduğu araştırılıp, imar durumu da gözetilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden,
5. Kabule göre de davacı ...’nun dava derdest iken taşınmazdaki payını sattığı ... ...’den işbu dava ile ilgili olarak temlik alan sıfatı ile davayı takip ettiği anlaşılmakla; . 6100 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin ikinci fıkrasında "Davanın açılmasından sonra dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa devralmış olan kişi görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder" şeklinde düzenlenmiş olup, bu durumda davacının dava açtıktan sonra taşınmazı dava dışı 3. kişiye sattığından 6100 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği satın alan kişinin davacı sıfatı ile davaya iştiraki sağlanarak davacı sıfatıyla yeni malikin davaya devam edip etmeyeceği sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden, hükmün bozulması gerekmiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin tüm, davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.