Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1935 E. 2026/919 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1935
- Karar No
- 2026/919
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1935 Esas 2026/919 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1935 KARAR NO : 2026/919
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/10/2023 NUMARASI : 2022/644 Esas 2023/666 Karar
DAVA : Ticari Şirket (Fesih ve Tasfiye) DAVA TARİHİ : 29/09/2022 KARAR TARİHİ : 13/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/07/2026
Taraflar arasındaki limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı, davalı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; tarafların 07/02/1996 tarihinde ... Limited Şirketi'ni kurduklarını, şirketin %50 oranla iki ortaklı olduğunu, tarafların yıllarca iki kardeş olarak dükkanı birlikte işlettiklerini, taraflar arasında 31/10/2012 tarihinde bir sözleşme imzalanarak sözleşmeye göre 01/11/2012 tarihinden itibaren Bahçelievler adresinde bulunan ...'nin ... tarafından, ... adresinde bulunan ...'nin ... tarafından işletileceğinin, ... adresinde bulunan ... isimli dükkanın kira bedeli ödenerek ... tarafından 5 yıl süre ile kullanılacağının kararlaştırıldığını, davalının kendisine sözleşme gereğince işletmesi için tam, faal ve çalışır durumda eksiksiz teslim olunan ... bulunan ...'ni bir süre sonra ve sözleşmedeki süre dolmadan 01/11/2015 tarihinde fiilen kapattığını, sorunsuz işleyen dükkandaki ticari faaliyete son vererek zarara uğratıldığını, "..." markasının ticari itibarını zedelediğini, Kasım 2015 ayında taraflar arasında yine bir protokol imzalandığını, protokol koşullarının davalı tarafından yerine getirilmediğini ve dava konusu ...'deki dükkanın işletmesinin devralınmadığını, hakkında alacak ve itirazın iptali davaları açıldığını, davalının, icra takiplerinde tüm banka hesaplarını ve taşınmazlarını haczederek kendisini zarara uğrattığını, ticari itibarını zedeleyerek maddi ve manevi çöküntüye uğramalarına yol açtığını, kardeşi davalıya pek çok kez haber göndermesine karşın davalının işletmeyi devralmaya ya/yada katkı sunmaya, sulh olmaya yanaşmadığını, şirketin ortaklar kurulu toplantısı için 21/06/2019 tarihli toplantısına usulüne uygun çağrıya rağmen katılmadığını, aynı gündemli 18/02/2020 tarihli toplantıya da katılmadığını, dükkanın iş yapamaz duruma geldiğini, davalıya, 04/07/2022 tarihli ihtarname ile 08/07/2022 tarihinde dükkanı kapatarak ticari faaliyetine son vereceğini bildirdiğini ve aynı tarihte dükkanı kapatarak ticari faaliyetine son verdiğini, davacının, kapattığı dükkanda tüm çalışanlarını çıkartıp hepsinin işçilik alacaklarını, tüm vergi ve sigorta borçlarını ödediğini, sarf malzemelerin arta kalanlarını tedarikçilerine iade ettiğini ve tedarikçi borçlarını kapattığını, şirketin mal varlığı olarak kapalı dükkanda bulunan demirbaşların olduğunu, ortak olan kardeşler arasında güven ilişkisinin sona erdiğini beyanla; ... Limited Şirketi'nin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde özetle; şirketin iki ortaklı olduğunu, şirketin kullandığı işyeri/dükkan, tarafların mülkiyeti olup bugüne kadar kira ödemeden kullanıldığını, ... markasının tanınan ve bilinen marka olup ticari potansiyelinin yüksek olduğunu, davacının işyerini zarar ediyor diye kapatıp yok etmek istediğini, şirketi yaklaşık 15 yıldır davacının tek başına yönettiğini, banka hesaplarını davacının kullandığını, davalıyı iş yerine sokmadığını, davalının çevrede yaptığı araştırmada tespit ettiğine göre davacının asıl amacının şirketin tasfiyesini sağlayıp devamında bu iş yerini kendi veya çocukları adına kuracağı yeni bir şirkete işletmek olduğunu, tasfiye koşullarının oluşmadığını, ekonomik getirisi yüksek bir şirket olduğunu, şirketin temsil ve ilzam sorunu olmadığını, tarafların her ikisinin de tek imza ile yetkili müdürler olduğunu, davalının iş yerini alıp işletmeyi kabul etmediği iddiasının doğru olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; şirket ortağı davacı tarafından TTK 636/3 maddesi gereğince tarafların ortağı olduğu ... Limited Şirketi'nin fesih ve tasfiyesinin talep edildiği, feshi talep edilen şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinde şirketin 2019 yılından beri kaydi değerlere göre borca batık olduğu, kayden faal durumu mevcut ise de fiilen bulunmadığı, şirketin kötü yönetildiği, dava ve icra takiplerinden dolayı ortaklar arasında husumet ve ciddi anlaşmazlıkların bulunduğu tespit olunup sonuç itibariyle davacının şirketin feshi isteminde haklı oldukları gerekçeleriyle;"davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün ... sicil nosunda kayıtlı "... Limited Şirketi"nin fesih ve tasfiyesine, Tasfiye Memuru olarak şirket ortakları ... (TC ...) ve ...'ın (TC ...) atanmasına, her bir tasfiye memurunun tasfiye işlemlerinde münferiden yetkili kılınmasına, Tasfiye memurlarına takdiren ücret tayinine yer olmadığına" karar verilmiştir. Karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, rapora karşı itirazlarının karşılanmadığını, cafe pastane yönünden şirketin banka hesaplarında hareket bulunmamasının olağan akışa aykırı olduğunu, banka hesaplarının gereyi doğru incelenmesi gerektiğini, şirketin çeşitli bankalardaki hesaplarının, kredi pos cihazı bilgilerinin dosyaya getirtilmesi gerektiğini, ek rapora göre banka hesap ekstrelerinin olmadığı ya da hesaplara yansıtılmadığını, pos cihaz hesapları kapatılmış ise davacının kızı üzerinden hesap açılarak işlemler yapılabileceğini, kurumsal satış bilgilerinin de hesaplarda yer almadığını, şirketin zarar etmiş göründüğünü, 20 yıldır şirketin tüm gelirini mal edinen davacının, şirketten alacaklı göründüğünü, iş yerinin kira verilmeden kullanıldığını, zarar etmesinin mümkün olmadığını zarar eden ve tasfiyesi gereken bir şirket bulunmadığını ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dava Limited Şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup husumetin şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerekmekte ise de yerleşik Yargıtay içtihatlarında iki kişilik ortaklıkta husumetin diğer ortağa yöneltilebileceği belirtildiğinden feshi istenen şirket iki ortaklı olup şirketin diğer ortağının davalı gösterilmesi yeterli bulunmuştur. Deliller toplanmış, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 04/10/2022 tarihli yazı cevabı ile eki belgelere göre; şirketin aktif olup ortaklarının ve yetkililerinin ... ve ... olduğu, kuruluş tarihinin 05/02/1996 olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından, 24/01/2023 tarihli dilekçe ekinde sunulan Maltepe Vergi Dairesi'ne hitaben yazılan dilekçe örneğinden, feshi istenen şirketin faaliyetine 31/07/2022 tarihi itibariyle ara verildiği, tekrar faaliyete başlama halinde bilgi verileceği ve şirketin gayri faal olarak devam edileceği hususlarının beyan edildiği anlaşılmıştır. Maltepe Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 09/03/2023 tarihli ... ... Limited Şirketi'nin ticari faaliyetinin devam edip etmediği yönündeki cevabi yazısında; ... Vergi Kimlik Numaralı mükellef olan şirketin ... kayıtlarının tetkikinde, yazı tarihi itibariyle mükellefiyetinin devam ettiğinin bildirildiği görülmüştür. TTK'nın 636/3 hükmüne göre "haklı sebeplerin varlığında her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına, veya duruma uygun düşen veya kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir..." hükmünün düzenlendiği, bu maddeye dayalı olarak şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilebilmesi için şirketin feshini haklı gösterecek ölçüde haklı sebebin var olduğunun kanıtlanması gerekmektedir. Davacının, davalı limited şirketin ortağı olduğu ve şirket yönetiminde yer aldığı hususunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. TTK'nın 636.maddesinin 3.fıkrasında hükmünde “Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.” düzenlemesine yer verilmiş olup bu hükmün uygulanabilmesi için “şirketin feshini haklı gösterecek ölçüde” etkili bir haklı sebebin var olduğunun davacı tarafından ispatlanmış olması gereklidir. Öğretide haklı sebep kavramı “Genel bir ifadeyle ortaklığın devam etmesi, doğruluk ve güven kurallarına göre dava açan ortaktan/ortaklardan beklenemiyorsa, haklı sebep gerçekleşmiş demektir… " olarak tanımlanmaktadır. Davacı, somut olayda haklı sebeplerin gerçeklemiş olduğunu iddia etmiş, bu iddiasına ise, şirketin kötü yönetilerek usulsüz işlemler yapıldığı, ticari defterlerin usulüne uygun tutulmadığı, kar payı dağıtılmadığı, şirket gelirlerinin davalı yöneticiye aktarılarak tüm işleri kendisi yaptığı halde yeterli bir ücret ödenmediği, Kosgeb kredisiyle aldığı şirket malları ile şirkete ait demirbaşların satılarak elden çıkarıldığı, şirketin kapı kilidinin davalı tarafça değiştirilerek kendisine verilmediği akabinde de şirket adresinin değiştirildiği, kendisinin şirkete sokulmadığı, fiilen ortaklığın sonlandığı gerekçelerini dayanak olarak göstermiştir. Hemen belirtmek gerekirse Yargıtay’ın fesih davalarına ilişkin yerleşik uygulamasında, feshin ancak “son çare” ise uygulanabileceği hususunun benimsenerek ortağın, öncelikle Kanun’dan doğan haklarını kullanması gerektiği, bu haklarını tüketmeden şirketten ayrılma ya da şirketin feshini talep edemeyeceği yönündedir. Şirketin feshini haklı kılacak haklı sebeplere; şirketin işletme konusunun imkansız hale gelmesi, işletme konusuna ulaşılması, mali açıdan sürekli olarak şirketten yeterli verimin elde edilememesi ve ek sermaye konulsa bile bu verimsizliğin devam edecek olması, ortaklar arasında çıkan ve limited şirket işleyişini felç edecek nitelikte anlaşmazlıklar, örneğin bir ortağın, diğer ortağı şirkete sokmaması, şirket ofisinin kilitlerini değiştirmesi, çoğunluğa sahip ortağın azınlıkta kalan ortağı şirket işlerinden dışlaması, kötüniyetli olarak kar payı dağıtmama kararı almaları gibi durumlar örnek verilmektedir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda özetle:" taraflar arasında 31/10/2012 tarihinde imzalanan sözleşmede 01/11/2012 tarihinden itibaren ... bulunan ...'ni ..., ... bulunan ...'ni ...'ın işleteceğinin, ...'de bulunan ...'i ...'ın işleteceğinin, buna karşılık ...'a aylık 20.000,00 TL ödeme yapacağının, bu işletmenin ortak işletme haline geleceği, isterse ...'ın kira bedeli ödeyerek bu işletmeyi de kullanabileceğinin, protokolün 5 yıl yürürlükte kalacağının, sonra ortaklar isterlerse yeni bir protokol hazırlayabileceklerinin kararlaştırıldığını, dava dışı şirketin ticari defterlerinde açılış onaylarının zamanında ve usulünce yapıldığı, kapanış onayları için ise onay zamanının henüz gelmediği, şirketin 2019 yılından itibaren sürekli zarar ettiği, geçmiş yıl zararları toplamının 578.580,61-TL, 2023 yılı 3 aylık zararının ise 42.834,00 TL olduğu, buna göre toplam zararın 621.414,63-TL olduğu, zararları nedeni ile şirketin 2019 yılından itibaren kaydi öz varlıklarının (-) negatif olduğu, öz varlık tutarının 2019 yılında (-) 180.617,24-TL, 2020 yılında (-) 249.371,35-TL, 2021 yılında (-) 290.123,22-TL, 2022 yılında (-) 259.167,50-TL ve 31/03/2023 tarihinde ise (-) 302.001,52-TL olduğu, şirketin 2019 yılından itibaren genel kurul yapmadığı, tasfiye gündemli genel kurul yapmak için 2 kez girişimde bulunulduğu ancak tasfiye kararı alacak çoğunluk sağlanamadığını, bilanço kalemleri için bankalar hesabının 2021 sonu itibariyle 20.876,18-TL bakiye verdiği, bu tutarın 2022 yılında ve 31/03/2023 tarihinde değişmediği, banka hareketlerinde 31/12/2021 tarihinden beri bir hareket olmadığı, Maltepe Vergi Dairesinin 26/08/2022 tarihli yazısı ile şirketin 31/07/2022 tarihi itibariyle faaliyetlerine ara verdiği, gayrifaal olarak çalışmaya devam edeceğinin bildirildiğini, 31/03/2023 tarihli mizan incelendiğinde şirketin satış (hasılat) yapmadığının görüldüğü, şirketin gayrifaal hale geldiği 2022 yılı sonunda stoklarında 177.250,00 TL'lik ilk madde malzeme ve ticari mal kayıtlı olduğu, bu tutarın 31/03/2023 tarihinde aynen devam ettiği, 170.976,70-L'lik taşıt, amortisman düşülmüş olarak 1.033.493,62-TL'lik demirbaşı olduğu, 2021 yılı sonu itibariyle birikmiş amortisman tutarının 343.931,86-TL olduğu, şirketin 2022 ve 2023 yıllarında amortisman ayırmadığı, şirketin, 31/03/2023 tarihi itibariyle diğer ticari borçlar kaleminde 137.500,00 TL borcu göründüğü, mizan incelendiği ve bu borcun ortaklar ... ve ...'a 68.750,00'şer TL'lik borç olduğu, şirketin, 31/03/2023 tarihinde personeline 18.714,96-TL ve Vergi-SGK borcu olarak 2.571,10-TL borcu olduğu, şirketin güncel Muhtasar Beyannameleri incelendiğinde, şirketin 2 adet çalışanı kaldığı, onlara 6.471,00 TL brüt ücret ödendiği, ayrıca her iki ortağa kişi başı 937,50-TL brüt kira ödendiği, taraflar arasında karşılıklı dava ve icra takipleri bulunduğu, tarafların, 31/10/2012 tarihli sözleşme ile şirketin işletmelerinin işletilmesini fiili olarak aralarında paylaştırdıkları, her iki tarafın da tek başına yetkili müdür oldukları ancak fiili olarak şirketi davacının yönettiği hususunda karşılıklı beyanda bulundukları, 31/03/2023 tarihi itibariyle (2019'dan beri) kaydi değerlere göre şirketin borca batık olduğu, zararlar sebebiyle sermayesini yitirmiş olduğu, ancak ortaklar dışında kayda değer bir borcu da bulunmadığı" hususları bildirilmiştir. Mahkemece, davalı yanın itirazları üzerine alınan 08/09/2023 tarihli ek raporda özetle; " Davalı vekilinin itirazları incelendiğinde; davacının incelemeye sadece resmi kayıtları sunduğunu, oysa bütün kayıtların sunulması gerektiği iddiası ile ilgili olarak; ticaret şirketlerinin hangi defterleri nasıl tutacaklarının, finansal tablolarını nasıl hazırlayacakları yasalarımızda ayrıntılı biçimde tanımlandığı, davalının kayıtlara intikal ettirilmemiş ticari faaliyetler hususunda sunabildiği somut bir delil bulunmadığı, pastanenin bulunduğu ...’de iş yeri kiralarının yüksek olmasına karşın kira ödemeyen dava konusu şirketin incelenen 5 yıl boyunca zarar ettiği, kira giderinin elbette işletmelerin katlanmak zorunda kaldığı bir maliyet unsuru olduğu, dava konusu şirketin önemli bir lokasyonda kira ödemeden faaliyet gösteriyor olması şirkete avantaj sağlamalıdır ancak mali tablolara bakıldığında bu avantaja rağmen şirketin sürekli zarar ettiğinin görüldüğünü, davalının diğer itirazları bankalardan hesap ekstrelerinin dosyaya kazandırılması, özellikle yemek kartı satışı yapan şirketlerin bu kartlar dolayısı ile ekstrelerinin sunulması ve incelemenin buna göre yapılması talebi incelendiğinde; Maltepe Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 26/08/2022 tarihli yazısı incelendiğinde; şirketin, 31/07/2022 tarihi itibarı ile faaliyetlerine ara verdiğini vergi dairesine bildirdiği ve vergi dairesince de şirketin gayrifaal hale getirildiği, buna göre şirketin, 31/07/2022 tarihinden itibaren fatura kesememesi gerektiği, zira incelenen 31/03/2023 tarihli mizanda şirketin hasılatının bulunmadığının tespit edildiğini, fatura kesmesi mümkün olmayan şirketin kredi kartı ile tahsilat da yapamaması gerektiğini, zira kredi kartı ile tahsilat yapılması durumunda o tahsilatın vergi dairesine eş zamanlı olarak bildirilmesi gerekeceği, aksi halde kredi kartı ile tahsilat yapılıp fatura kesilmemesinin bir vergi suçu oluşturacağını, dosyada şirketin tahsilat yapıp fatura kesmediğine dair bir delil bulunmadığını, bankalarda pos hesaplarının başka kişilerin adına dönüştürülmüş olma ihtimaline dair iddiaya gelince; Pos sisteminden tahsil edilecek her para için fatura kesilmesinin zorunlu olduğu, dava konusu şirketin, 30/07/2022 tarihinden itibaren fatura kesme olanağı kalmadığını, bu sebeple POS hesaplarının adına kaydettirileceği kişilerin vergi kayıtlarını bankalara vermeleri gerektiğini, yani eğer pos hesapları başka şahıslara kaydırıldı ise ticari faaliyetin de o şahıslara kaydırılmış olmak zorunda olduğunu, dosyaya bu hususlara ve eğer gerçekleşti ise bunların şirkete bir zarar verip vermediğine dair bir delil sunulmadığını, davalının şirketin geçmiş yıl karlarının 4 yıl değişmediğine dair iddiasına gelince; şirketin mali tablolarında açıkça göründüğü üzere şirketin, incelenen bütün yıllarda zarar etmiş göründüğünü, şirketin, 2022 hariç her yıl zarar etmiş göründüğünü, davalının buradaki itirazının, bu durumun normal olmadığı, dosyaya bütün delillerin sunulmadığı hususunda olduğunu, ancak dosyaya bu konuda sunulmuş bir delil de bulunmadığını, sonuç olarak kök raporda yer alan bilirkişi tespit ve görüşünü değiştirir yeni bir husus bulunmadığını" bildirdiği görülmüş, bilirkişi ek raporu kapsamında davalı yanın tüm itirazlarının gerekçeli şekilde karşılanmış olduğu, davalı yanca, aynı hususların istinaf itirazı olarak da ileri sürüldüğü görülmüş olup bilirkişi kök ve ek raporu ayrıntılı, gerekçeli ve denetime olanaklı bulunmakla Dairemizce, davalı yanın, raporlara yönelik tüm istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, bilirkişi kök ve ek raporuna göre; şirket ortağı davacı tarafından TTK 636/3 maddesi gereğince tarafların ortağı olduğu ... ... Limited Şirketi'nin fesih ve tasfiyesinin talep edildiği, feshi talep edilen şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinden, şirketin 2019 yılından beri kaydi değerlere göre borca batık olduğu, zararlar sebebiyle sermayesini yitirdiği, kayden faal durumu mevcut ise de fiilen faaliyetinin bulunmadığı, şirketin kötü yönetildiği, dava ve icra takiplerinden dolayı aynı zamanda kardeş de oldukları anlaşılan ortaklar arasında husumet ve ciddi anlaşmazlıkların bulunduğunun tespit edildiği, davalı yanca bilirkişi raporuna itiraz olarak bildirilen hususlara yönelik somut deliller sunulamadığı, bilirkişi ek raporu kapsamında davalı yanın tüm itirazlarının gerekçeli şekilde bilirkişi tarafından karşılandığı, sonuç itibariyle davacının şirketin feshi isteminde haklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile tarafların ortağı olduğu ... ... Limited Şirketi'nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak davacı ... ve davalı ...'ın atanmasına, tasfiye memurlarına ücret tayinine takdiren yer olmadığına dair karar verilen mahkeme kararında Dairemizce de bir isabetsizlik bulunmamıştır. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/07/2026
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -... ... ... ... ...