Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1203 E. 2026/1375 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1203
Karar No
2026/1375
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1203 KARAR NO : 2026/1375

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/07/2026 (Dava) - 08/07/2026 (Ara Karar) NUMARASI : 2026/675 Esas (Derdest Dosya) DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli) TALEP : İhtiyati Tedbir BAM KARAR TARİHİ : 27/08/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/08/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/675 Esas sayılı dosyasından verilen 08/07/2026 tarihli ara kararın incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA:İhtiyati tedbir talep eden/davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... mah.... sk. no: .. Söke /Aydın adresinde bulunan Söke Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 7665 sicil no'sunda kayıtlı .... A.Ş.'nin ortağı olduğunu, Ticaret sicil kayıtlarından da müşahede olunacağı üzere dava konusu şirket 13.06.2024 tarihinde müvekkili ve .. .. tarafından kurulduğunu, müvekkili ile ortağı ..., davalı şirketin haricinde iki şirkette de ortak olduklarını, müvekkilin ortağı olduğu .... Şti.'nin feshi için ikame etmiş oldukları dava neticesinde İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 2025/386 esas ve 2025/566 karar sayısı ile şirketin feshine karar verildiğini, ... Şti.'nin feshi için Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/309 esas sayısı ile taraflarınca dava ikame edildiğini; yargılamanın halen devam ettiğini, taraflar arasındaki güven duygusunun yukarıda anılan davalarda arz olunan nedenlerle ortadan kalkmış olduğunu ve dava konusu şirkette de ortaklığın devamına imkan kalmadığının açık olduğunu, davalı şirketin yönetimini fiilen üstlenen diğer ortağın şirketi münferiden yönettiği ve bilinçli bir şekilde müvekkili şirketten dışladığı ortada olup bu durum TMK madde 2'de "herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." şeklinde tanımlanan dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, ortaklar arasındaki güven bunalımının ve diğer ortağın tutum ve davranışlarının davalı şirketin mali yapısını bozduğu ve şirketi giderek bir borç batağına sürüklediği şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile tespit olunacağını, mahkemece toplanacak deliller ile de sübuta ereceği üzere şirket borç batağına sürüklenirken, şirketin diğer ortağının ve aile bireylerinin mal varlıklarında dikkat çekici bir şekilde artma yaşandığını, tıpkı diğer ortak olunan şirketlerde olduğu gibi, müvekkili tarafından muhasebe kayıtları üzerinde yapılabilen kısıtlı incelemelerde; şirket ortağı ...'ün veya eşinin hesaplarına şirketten paralar gönderildiği, şirkete ait hesaplara gelmesi gereken paraların yine bu kişilerin hesaplarına geldiğini, şirket ödemelerinin bu hesaplardan gönderilen paralardan karşılanarak şirketin ayrıca bu kişilere borçlandırıldığını, şirket faaliyetleri ile ilgili olmayan giderlerin kaydedildiği, gerçek dışı muhasebe kayıtları oluşturularak müvekkilin yanıltılmaya çalışıldığı gibi hususları tespit ettiğini, şirket muhasebe kayıtlarının kendisine de verilmesini istediğinde çalışanlarca "bunun mümkün olmadığı, kendilerine kayıtların kimseye verilmemesi şeklinde talimat verildiği" bildirildiğini, şirket ortağı ...'ün ve ailesinin aynı dönemlerde yani şirketin mali yapısı bozulurken uzakdoğu da dahil olmak üzere sık sık yurt dışına gezmeye gittikleri, harcamaları şirkete fatura ettikleri öğrenildiğini ancak bunlar kesin bir şekilde teyit edilemediğini, şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile tüm bu hususlar kesin olarak tespit olunacağını, davalı şirketin diğer ortağının yukarıda arz olunan tutum ve davranışlarının tarafların müşterek ticaret yapma imkanını ortadan kaldırdığının açık olduğunu, şirketin hiçbir yatırımı ve işi hakkında bilgi paylaşımı yapılmamakta, süreçler hakkında aydınlatılmamakta ve hatta özellikle müşterilerle olan ilişkiler müvekkilinden gizlendiğini, tarafların birlikte kar elde amacının da ortadan kalktığının aşikar olduğunu, şirketin devamının mümkün olmaması; gerek kanunda ve gerekse yargıtay içtihatlarında şirketin feshi nedeni olarak belirtilen şartların gerçekleşmiş olması, müvekkilimizin mezkur ortaklığı devam ettirmesinin kendisinden beklenemeyecek derece güven ilişkisinin zedelenmiş olması karşısında haklı nedenlerin varlığından dolayı şirketin feshine karar verilmesini talep ettiklerini, şirketin mal varlıkları usul ve yasaya aykırı yol ve yöntemlerle diğer ortağın veya kontrolündeki kişilerin uhdesine geçirildiğini, yine şirkete ait taşınır ve taşınmaz malları değerinin çok altında ve muvazaalı işlemlerle hakim ortağın yakınlarına veya kendi kontrolleri altında bulunan kişilere devir ve temlik etmeleri ihtimali bulunduğundan şirket malları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiklerinden, öncelikle davalı şirketin temsil ve ilzamı için yönetici kayyım atanmasını, şirket ortağı ....'ün ve eşi ...ile çocukları....'ün mal varlıklarının tespiti ile bu kişilerin ve davalı şirketin taşınır ve taşınmaz malları ile banka hesapları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını; davanın kabulüyle haklı sebeplerin varlığı nedeniyle davalı .... A.Ş 'nin feshine;fesih taleplerinin yerinde görülmemesi halinde müvekkilimizin payının gerçek değerinin ödenerek ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN "İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN REDDİ"NE DAİR 08/07/2026 TARİHLİ ARA KARARI: İlk derece mahkemesince; "Mevcut düzenlemeler ve yukarıdaki açıklamalarla birlikte değerlendirildiğinde; davalı şirketin yönetim organının mevcut olduğu, şirketin organsız kalma durumunun bulunmadığı, davacının talep ettiği ihtiyati tedbirin yasal koşullarının oluşmadığı" gerekçesiyle; ''...Davalı şirkete temsil ve yönetim kayyımı atanması talebinin Reddine...'' şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden/davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; asıl olan şirketin özel hukuk alanında faaliyetlerinin devamının yöneticiler tarafından sürdürülmesi olsa da şirketin organlarının görevini yapamaz hale geldiğini, bununla birlikte; davalı şirketin hakim ortağı tarafından şirket menfaatleri göz ardı edilerek muvazaalı birtakım iş ve işlemler gerçekleştirildiğini ve gerçekleştirilmeye devam edildiğini, yargılamaya bu şekilde devam edilmesi halinde müvekkilinin tasfiye sonucunda alacağının atiye kalması ve menfaatlerinin korunmaması sonucunun doğacağını, ayrıca, davalı şirketin kamu ve sair borçlarının artması durumunda müvekkilinin şahsi sorumluluğunun da bulunduğunu, tüzel kişi olarak ticari şirketin hayatının devamı ve gerekli idari ve yönetimsel işlemlerin icra edilmesi şirketin organları vasıtasıyla mümkün olmakla birlikte tarafların hukuki menfaatlerinin korunmasının da devletin ve yargılamanın amaçlarından bir tanesi, sosyal devletin unsurlarından da biri olduğunu, müvekkilinin şirket yetkilisi olan hakim ortak tarafından şirket yönetiminden dışlanması, alınan kararlardan ve şirket işleyişinden haberdar edilmemesi ve bu bilgilere erişiminin engellenmesi nedeniyle TTK 636/4 maddesi uyarınca şirketin yönetimi ve temsili için kayyım atanmasını talep etmenin bir zaruret halini aldığını belirterek Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 08.07.2026 tarihli "davalı şirkete temsil ve yönetim kayyımı atanması talebinin reddine" dair ara kararının müvekkili lehine kaldırılarak, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup talep ise, yargılama süresince davalı şirkete tedbiren kayyım atanması istemine ilişkindir. Mahkemece; davalı şirkete temsil ve yönetim kayyımı atanması talebine ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; hüküm ihtiyati tedbir talep eden/davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere göre, delillerin takdirinde ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hukuki nitelendirmenin davadaki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, şirkette organ boşluğu olmadığı, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması usulünün TTK'nın 364. maddesinde düzenlenmiş olması, yönetim kurulu üyelerinin genel kurul kararıyla görevden alınabilecek olmaları, TTK'nun 530. maddesi dışında anonim şirkete yönetim kurulu yetkisine haiz kayyım atanacağına ilişkin düzenleme olmaması, davanın TTK'nun 530. maddesi gereğince organ yokluğundan fesih davası olarak da açılmadığı, yönetim kurulu seçiminin münhasıran genel kurula ait olduğu gözetildiğinde mahkemece yazılı gerekçe ile talebin reddine karar verilmesinin doğru olduğu, son olarak HMK.nun 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-İhtiyati tedbir talep eden/davacı vekilinin Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/675 Esas sayılı dosyasından verilen 08/07/2026 tarihli ara kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; ihtiyati tedbir talep eden/davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı ihtiyati tedbir talep eden/davacıdan peşin olarak alındığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbir talep eden/davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/08/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1203, K. 2026/1375, T. 27.08.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1203-e-2026-1375-k-a2d3dcfab1cf