Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1 E. 2026/36 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1
- Karar No
- 2026/36
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
70. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1
KARAR NO: 2026/36
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/10/2022
NUMARASI: 2018/905 Esas, 2022/833 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/10/2018
DAVA DEĞERİ: 258.677,78 TL
BİRLEŞEN İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2021/224-829 E.K.SAYILI
DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/03/2021
DAVA DEĞERİ: 117.934,00 TL
KARAR TARİHİ : 30/09/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında imzalanan sözleşme ile ... ili ... ilçesi, ... Mahallesi ... ... Sokak No:...'nın dış cephesinin ... Elemanları ile kaplaması hususunda anlaşıldığını, anlaşma gereği müvekkilinin üzerine düşen edimleri zamanında yerine getirdiğini, davalı tarafından müvekkiline hakkedişlerin ödenmediğini, davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, taraflar arasında 21/10/2016 tarihinde prekast cephe kaplama konulu sözleşme akdedildiğini, müvekkilinin sözleşme gereği ödemesi gereken bedelin %50'si olan 354.000,00-TL'yi sözleşmenin imzalanmasının akabinde davalıya ödediğini, davalı tarafın işleri zamanında ve eksiksiz olarak teslim edemediğini, bu işlerin bir kısmının başka firmalara yaptırıldığını, davalı tarafın gerçekleştirmediği ancak ödemesi yapılan 372,6 m2 alanın prekast kaplama işi için 87.934,00-TL ve karşı tarafın ayıplı olarak imalatını gerçekleştirdiği 1127,40 m2'lik alan için Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin tespit dosyasından tespit edilen 30.000,00-TLnin davalıdan alınarak davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı vekili, taraflar arasında 21.10.2016 tarihinde imzalanan sözleşme gereğince, müvekkiline ait İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, ... Mahallesi, ... ada 24 parselde bulunan binanın dış cephesinin karşı tarafça ... kaplanması (İmalat ve montaj dahil) kararlaştırıldığını, işbu sözleşmede metrekare bedelinin 200 TL + KDV olarak belirlendiğini, toplamda sözleşme bedelinin ise 3.000 m2 için 708.000,00 TL olup müvekkilinin ödeme planı gereğince 354.000,00 TL ödeme yaptığını ancak sözleşmeye konu işin 01.04.2017 tarihinde eksiksiz olarak teslim edilmesi gerekirken; teslim gününde işin yarısının dahi bitirilmediği görülerek tarafların ek protokol akdederek teslim süresini 30.12.2017 tarihine kadar uzattıklarını, ikinci uzatma süresinde de davacı tarafından işin bitirilemeyeceği her iki tarafça anlaşıldığından bahisle 21.11.2017 tarihli mutabakat formu akdedildiğini, işbu mutabakat formunda sözleşme konusu işin davacı tarafından bitirilemediği ve bitirilemeyeceği davacı tarafından da kabul edilerek işin bir kısmının başkasına yaptırılarak 3. şahsın yapacağı işlere dair ödemelerin davacı tarafından karşılanması davacının kabulüne bağlı olarak imza altına alındığından bahisle davanın reddine, davacı tarafın işbu icra takibine girişirken kötü niyetli davranışları nedeniyle yüzde 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, davacının tüm iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkilinin sözleşme konusu işleri zamanında ve eksiksiz olarak davacı tarafa teslim ettiğini, davacının işin yarısının dahi bitirilmediği iddialarının mesnetsiz olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, yüklenicinin ibraz ettiği sevk irsaliyelerinden birinin imzasız, diğerinin ise teslim alan kişinin ismini içermiyor oluşu; buna karşın iş sahibinin işin kalan kısmını yaptırdığını savunduğu firma ile imzaladığı sözleşmeyi ve faturalar ile sevk irsaliyelerini sunması, yükleniciye 02/10/2017 tarihli ek sözleşme ile 30/12/2017 tarihine dek süre verildiği halde yüklenici tarafından sunulan irsaliyelerden birinin 10/05/2018 tarihli oluşu, iş sahibinin sunduğu irsaliye tarihlerinin ise 2018 yılının ilk aylarına ilişkin olması sebebiyle yükleniciye tanınan sürenin dolmasından sonra iş sahibinin işi başka yükleniciye yaptıracağına dair kabulün hayatın olağan akışına uygun olması ve 21/11/2017 tarihli mutabakatta yüklenicinin bazı işlerin üçüncü kişilere yaptırılmasını kabul ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde iş sahibinin savunmasına üstünlük tanınmış ve 3.kişilere yaptırılan işlere dair belgelerdeki miktar ile delil tespiti dosyasındaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde yüklenici tarafından işin 1.127,40M2'lik kısmının yapıldığı kabul edilmiştir. Yüklenici tarafından yapılan bu miktar ise işin yarısından az olmakla, iş sahibi tarafından iş bedelinin yarısı peşin olarak ödenmiş olduğundan asıl davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Bununla beraber davacının icra takibini kötüniyetle başlattığına dair delil bulunmadığından davalının kötüniyet tazminatı istemi de reddedilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmede; sözleşmenin 2800-3000 m2 olarak belirlendiği, iş sahibi vekilinin işin 3000m2 olduğunu beyan ettiği, yüklenici vekilinin de 04/10/2021 tarihli dilekçesinde bu yönde beyanda bulunduğu, böylece yükleniciye ödenen 354.000,00-TL'nin 1500m2'lik kısım için ödendiği, yani m2 bedelinin 236,00-TL olduğu, yüklenicinin ifa ettiği 1127,40m2 bedelinin 266.066,40-TL'ye tekabül ettiği, bu durumda yükleniciye 87.933,60-TL'nin fazla ödendiği; yine yüklenicinin teslim ettiği işlerden de fitil ve silikon uygulamasında eksiklik olduğu (boya uygulamasının yüklenicinin sorumluluğunda olmadığı) bilirkişi tarafından belirlenen 25.000,00-TL'nin sözleşmenin boyut ve kapsamına nazaran makul olduğu, böylece iş sahibinin bu bedeli de talep edebileceği anlaşılmakla birleşen davanın kısmen kabulüne dair, 112.933,60-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine ilişkin hüküm kurulmuştur.
IV. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı/birleşen davada davalı vekili istinafında, 1- Yüklenici müvekkili şirklet tarafından düzenlenmiş ve davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında olan ve davalı tarafça kabul edilen BA ve BS formlarında belirtilen faturaları ve faturalara ilişkin işlerin tamamının müvekkili şirketçe yapıldığını, davalı tarafın kabul ettiği ve dava konusu müvekkili şirket tarafından düzenlenmiş faturaların yasal süresi içinde itiraza uğramadığı, faturaların kesinleştiği, bu durumun yerel mahkemece değerlendirme konusu dahi yapılmadığını, oysaki hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu durum açık ve net bir şekilde ifade edildiğini, yerel mahkemeye müvekkili tarafından sunulmuş olan irsaliyelerin, düzenlemiş olduğu faturalara ilişkin olduğunu ancak davalı tarafça müvekkili şirketçe düzenlenmiş olan faturaların bedelleri ödenmediğini, taraflarınca yerel mahkemede açılan davada davalı tarafından ödenmeyen fatura bedellerinin tahsiline ilişkin olduğunu,
2- Dava konusu uyuşmazlığın çözümü için mimari projenin işveren davalı tarafından dosyaya sunulmadığını ve yerel mahkemecede celp edilmediğini, bu durumun mahkemece verilen kararın eksik inceleme ile hukuka aykırı hüküm tesis edilmesine sebep olduğunu, davalı-işveren tarafından mimari proje dava dosyasına sunulmadığından sözleşme gereği 2800-3000m2 ortalaması üzerinden hesaplama yapılması gerekirken 3000m2 üzerinden bilirkişilerce teknik inceleme ve hesaplamanın yapılması hukuka aykırı olup taraflarınca kabul edilmediğini, zira sözleşmeye göre ilk keşif metraj ölçüleri 2800 m2 - 3000 m2 olarak hesaplandığını,
3-Davalı tarafından 3. firmalara yaptırıldığı beyan edilen 273.053,43-TL'lik imalatı kesinlikle kabul etmediklerini, 3. şahıs ve şirketlere yaptırılan imalatların dava konusu olan Folarya Bey Konağı ile ilgisi bulunmadığını, davalının Florya ve İstanbul'da 2016-2017 yıllarında devam eden başkaca inşaat projeleri ve imalatlarıda bulunduğunu, bu imalatları dava konusu olmayan diğer projelerinde kullandığını, ayrıca düzenlenmiş olan faturaların yapılan işin karşılığı olmadığını, zira düzenlenmiş olan faturaların fahiş tutarlı olduğunu, bu fatura ve belgeleri kesinlikle kabul etmediklerini, bilirkişilerce davalı tarafından sunulan faturaların birim fiyatları ve malzemelerin kalan kısıma uyarlanarak yapıldığı iddia edilen iş ile örtüşüp örtüşmediği yönünde bir inceleme yapılmadığını, 4- Yerel mahkemeye sunmuş oldukları dilekçelerinde de belirttikleri üzere, müvekkili şirket, davalı şirkete ait ...'de bulunan ... ve ...-BLOK VE ...-BLOK olmak üzere iki bloktan oluşan toplam 2.800 - 3000 m2 olan binaların PREKAST işlemini üstlendiğini, müvekkili şirketin bir bloğun işinin tamamını tam ve eksiksiz olarak tamamladığını ve davalıya teslim ettiğini, diğer bloğun ise hemen hemen tamamına yakınını bitirdiğini, mimarı projenin davalı şirket uhdesinde olduğunu, ancak her ne hikmetse davalı tarafından mimari projenin dosyaya sunulmadığını, dosyaya ve bilirkişilere prekast işinin geldiği aşamayı gösterir resimlerin taraflarınca sunulduğunu, müvekkili şirketin, A ve B bloklara ait 2510 m2 cephe kaplaması yaptığını, 2510 m2 imalatın bedelinin davacı tarafından ödenmediğinden bahisle istinaf taleplerinin kabulü ile, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkmesinin 2018/905 Esas 2022/833 Karar 12.10.2022 tarihli kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl davada davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Asıl davada yüklenici bakiye iş bedelinin tahsilini talep etmiş, birleşen davada ise iş sahibi, 3.firmalara yaptırılan iş bedeli ile eksik ve ayıplı işler bedelinin tahsilini istemiştir. Mahkemece, yüklenicinin yaptığı iş aldığı peşinattan az olduğundan asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar vermiştir.
Asıl ve birleşen İstanbul 10. Atm'nin 2021/224 Esas Sayılı Dosyası yönünden;
Asıl dava, taraflar arasındaki, davacının yüklenici olduğu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parselde bulunan binanın dış cephesinin ".....ile kaplanmasına ilişkin 21.10.2016 tarihli eser sözleşmesi kapsamında düzenlenen 17.12.2017 tarihli 377.600,00 TL bedelli fatura ve 10/05/2018 tarihli 232.460,00 TL bedelli faturanın kısmen toplamı olan 256.060,00 TL fatura alacağına dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davalı tarafça, davacının işi sözleşme ve ek protokollerle uzatılan sürelerde teslim etmediği, teslim edilen kısmın ise ayıplı teslim edildiği savunularak davanın reddi talep edilmiştir.
Birleşen dava, davacı iş sahibi, 3.firmalara yaptırılan iş bedeli ile eksik ve ayıplı işler bedelinin tahsilini istemiştir.
Davalı tarafça, sözleşme gereği 2510 m2 imalatın zamanında ve eksiksiz olarak davacı tarafa teslim edildiği savunularak davanın reddi talep edilmiştir.
Mahkemece, yüklenicinin yaptığı iş aldığı peşinattan az olduğundan asıl davanın reddine, fazla ödenen peşinat ve ayıp sebebiyle birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar vermiştir.
Mahkemece, yukarıda özetlenen gerekçe ile asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen bu karar asıl dava davacı ve birleşen dava davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Mahkemece, yüklenicinin ibraz ettiği sevk irsaliyelerinden birinin imzasız, diğerinin ise teslim alan kişinin ismini içermiyor oluşu; buna karşın iş sahibinin işin kalan kısmını yaptırdığını savunduğu firma ile imzaladığı sözleşmeyi ve faturalar ile sevk irsaliyelerini sunması, yükleniciye 02/10/2017 tarihli ek sözleşme ile 30/12/2017 tarihine dek süre verildiği halde yüklenici tarafından sunulan irsaliyelerden birinin 10/05/2018 tarihli oluşu, iş sahibinin sunduğu irsaliye tarihlerinin ise 2018 yılının ilk aylarına ilişkin olması sebebiyle yükleniciye tanınan sürenin dolmasından sonra iş sahibinin işi başka yükleniciye yaptıracağına dair kabulün hayatın olağan akışına uygun olması ve 21/11/2017 tarihli mutabakatta yüklenicinin bazı işlerin üçüncü kişilere yaptırılmasını kabul ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde iş sahibinin savunmasına üstünlük tanınarak hüküm kurulmuştur.
Eser sözleşmesi iş sahibinin ödemeyi taahhüt ettiği ücret karşılığında yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi ve teslim etmeyi üstlendiği iki taraf için hak doğuran ve borç yükleyen bir sözleşmedir. Eser sözleşmesinde iş sahibinin asli borcu TBK 470.maddesi çerçevesinde meydana getirilen eser karşılığında bir miktar paranın ödenmesi, yüklenicinin borcu ise eseri zamanında ve ayıpsız olarak imal ve teslim etmektir. Türk Borçlar Kanunu ve Eser Sözleşmesi hükümlerine göre, işin teslim edildiğini ispat yükü yükleniciye aittir.
Yüklenici işi ve teslimi, yazılı tutanak ve belgeler, resmi kurum kayıtları ve onaylar, iletişim ve bildirim kayıtları ile mali ve teknik kanıtlarla ispatlayabilir.
Yüklenici yaptığı iş miktarını yukarıda yazılı hususlar çerçevesinde ispat edememiştir. İş sahibi ise mahkemeye tespit yaptırmış ve yüklenici tarafından yapılan iş miktarını tespit ettirmiştir. Yüklenici bu tespitin aksini aynı güçte bir delil ile bertaraf edememiştir. Bu suretle mahkemece tespit dosyasındaki veriler baz alınarak kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, asıl dava davacı - birleşen dava davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../10/2022 tarih ve 2018/... Esas, 2022/... Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, asıl dava davacı - birleşen dava davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Asıl dava yönünden; alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının asıl dava davacı - birleşen dava davalısı ...'nden alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Birleşen dava yönünden; alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.928,62 TL harçtan mahsubuyla fazla alınan 1.196,62 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde asıl dava davacı - birleşen dava davalısı ...'ne iadesine,
4-Asıl dava davacı - birleşen dava davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 30/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.