Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/253 E. 2026/1062 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/253
- Karar No
- 2026/1062
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/253
KARAR NO : 2026/1062
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/11/2024
NUMARASI : 2022/449 Esas, 2024/639 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 24/09/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I- DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, Müvekkili şirketin ... Mah. ...Cad. No: ... ada ... parsel .../İstanbul adresinde bulunan şantiyesinin dış cephe yalıtımı için davalı şirketle anlaşıldığını, yalıtım firması ile müvekkili arasında yapılan sözleşmenin konusunun yapının yaklaşık 8500 m² dıştan bohçalama ile ... ile temel su yalıtımı, ... ... ile perde su yalıtımı ve perdede bulunan ...deliklerinin kapatılması işlemi olduğunu, davalı yüklenici olarak işi yapacak, davacı müvekkili ise bunun karşılığında (işin ayıpsız bir şekilde bitmesi halinde) sözleşme hükümleri gereğince davalıya 60.000,00 Euro ödeme yapacağı, Müvekkili şirketle arasında eser sözleşmesi yapılan davalı tarafın, yaptığı su yalıtım işlemleri sırasında teknik hatalardan dolayı ortaya çıkan perdelerdeki su kaçakları, tayrod deliklerinden gelen su sızıntıları görüldüğünü, oluşan teknik hataların müvekkili tarafından davalıya yazılı olarak bildirildiğini, davalı şirket tarafından inceleme yapıldığını, tüm yapılanlara rağmen davalının eserinde meydana gelen ayıbın giderilemediğini, yüklenicinin taraflar arasında ikame edilen sözleşmeye aykırı davrandığını, borcunu gereği gibi ifa etmediğini belirterek fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak üzere şimdilik haklı davalarının kabulüne, Fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, 100.000,00 TL'nin davalının vadettiği teslim tarihi olan 20/01/2020 tarihinden itibaren ticari reeskont faiziyle beraber ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, sözleşme kapsamındaki işin davacının iddia ettiği gibi dış cephe işi değil, su yalıtım işlerinin yapılması olduğunu, müvekkili ile gerekli koordinasyon sağlanmadan dolgu uygulaması yapıldığından belli aşamadan sonra dış cephe çalışmasının yapılmasının da imkansız hale geldiğini, davacı bu durumdan habersiz olduğunu ve bu durumun sözleşmeye aykırı olduğunu iddia ettiğini, sözleşmede işin tamamlanması için bir süre öngörülmediğini, davacının verilen sürede işi tamamlamadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, işin belli süreye bağlanmamasının nedeninin müvekkili şirketin çalışmalarının davacı şirketin yerine getirmesi gereken bir takım işlere bağlı olduğunu, ikazlara rağmen işin devamını imkansız kılacak şekilde davacının bina çevresindeki tüm aktif suları çekmiş olduğundan dolayı müvekkilinin işi durdurmak zorunda kaldığını, delikleri kapama işinin yapılmasının işin kapsamına dahil olduğunu, davacı tarafın müvekkilinin işi tamamlamasını engellediğinden dolayı, davacının kendi kusuruyla sebep olduğu problemlerin giderilemediğini, davacının yaptırdığı delil tespitine itiraz ettiklerini, binadaki su sızıntılarının sebebinin davacı tarafın düzeltilmesine engel olunması, binadaki yapısal çatlaklar, dolgu malzemelerinin uygun olmaması ve drenaj sisteminin gereği gibi çalışmaması olduğunu, binanın statiğinde bir takım sıkıntıların bulunduğunu, davacının seçtiği dolgu malzemesinin uygun olmadığını, bunun tespit dosyası ile belirlendiğini, su sızıntısı ile ilgili olarak müvekkilinin kusuru olmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, 02.07.2019 tarihli "Su Yalıtımı Tapılması Sözleşmesi"nin taraflar arasında imzalandığı, Sözleşmenin Anlaşmazlıkların Çözümü başlıklı 17/1 maddesinde doğan ihtilafların öncelikle karşılıklı tayin edilecek hakemler tarafından tahkim yoluyla çözülmeye çalışılacağının hüküm altına alındığı, davalı vekilince ilk itiraz olarak tahkim ilk itirazında bulunulduğu, davanın HMK hükümlerine göre tahkime elverişli davalardan olduğu, HMK 413üncü maddesine göre tahkimin ilk itirazlardan olduğu ve somut olayda davalı vekilince tahkim ilk itirazında bulunulmasından dolayı davacı tarafça açılan davanın HMK'nın 116/1-b bendi uyarınca tahkim itirazı nedeniyle uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülmesi gerektiği gerekçesiyle HMK 413 üncü maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Yerel mahkeme kararı davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonucunda, tahkim yoluna gidilebilmesi için tarafların tahkim sözleşmesi yapmaları ya da düzenledikleri sözleşmede tahkim şartına yer vermeleri gerekir. Tahkim anlaşması veya tahkim şartındaki uyuşmazlığın hakem veya hakemler kurulunca çözümlenmesine ilişkin irade beyan ve açıklaması tahkim şartı sözleşmesinin temel unsurudur.(HMK m. 412) Tahkim şartı veya anlaşmasının geçerli olabilmesi için tarafların tahkim iradesini açıkladıkları tahkim şartı ya da sözleşmede tartışma ve karışıklığa neden olmayacak biçimde açık ve kesin olarak belirtmiş olmaları zorunlu olduğu, Dairemiz kararları ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, geçerli bir tahkim şartının varlığı veya tahkim anlaşmasının geçerli sayılabilmesi için uyuşmazlığın kesin olarak hakemde çözüleceğinin kararlaştırmış olması gerektiği, kesin iradeyi ortadan kaldıran ya da zayıflatan kayıtların tahkim sözleşmesi veya şartını geçersiz-hükümsüz kılacağı kabul edildiği, taraflar, sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların tümünün tahkim yoluyla çözülebileceğini kararlaştırabilecekleri gibi sadece bir bölümünün tahkim yoluyla çözülebileceğini de kararlaştırabileceği, dava konusu uyuşmazlık taraflar arasında düzenlenen 02.07.2018 tarihli "Su Yalıtımı Yapılması Sözleşmesinden " kaynaklanmakta olup, sözleşmenin 17.1. maddesinde yer alan tahkim şartı incelendiğinde, öncelikle uyuşmazlığın barışçıl yollarla çözüleceği, çözüm bulunamazsa tahkime başvurulacağı, yine çözülmediği taktirde mahkemelerin yetkili kılındığı, geçerli bir tahkim şartından söz edebilmek için uyuşmazlığın mutlak olarak hakemde çözüleceğinin taraflarca kararlaştırılması gerektiğinden, taraflar arasında düzenlenen sözleşmedeki tahkim şartında uyuşmazlığın tahkimde çözülmemesi halinde alternatif olarak mahkemelerin de yetkili kılınmış olması nedeniyle, buna uygun mutlak bir düzenleme bulunmadığı anlaşılmakla, tahkim şartının geçersiz olduğu sabit olup, mahkemenin verdiği kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada sonucunda verilen kararda, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı yerdeki inşaatın temel ve bodrum katlarının dıştan su yalıtımının yapılması (bohçalaması) için Davacı mal sahibi ile Davalı yüklenicinin anlaşmasına ve Davalı yüklenicinin işi yapmasına rağmen dıştan binaya su kaçaklarının olması nedeniyle Davacı mal sahibinin uğradığı zararın Davalıdan alınarak giderilmesi talebiyle açılan Davada ayrıntıları raporun üstteki kısımlarında açıklandığı üzere Bilirkişi Heyetince: Söz konusu su yalıtımının hatalı/eksik olarak uygulanması nedeniyle oluşan su kaçaklarından her ikisi de işinin ehli ve basiretli tacir olan tarafların yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan nedenlerle (sözleşmenin teknik açıdan yetersiz olması ve işin ayrılmaz bir parçası olan drenaj, koruma ve dolgunun kimin tarafından yapılacağının belli olmaması, kontrolsüz dolgu yapılması, su yalıtımının korunmaması) tarafların eşit oranda müşterek kusurlarından kaynaklı oluştuğu, su sızıntısının giderilmesi için içerden yapılan müdahalelerin (tierod deliklerinin içeriden kapatılması, negatif yönden su yalıtımı uygulanması, temeldeki rötre ve/veya soğuk derzlerin içerden yalıtılması, dışarıda toprak altında yeni bir drenaj kuyusu açılması) uygun ve yeterli olduğu, bu uygulamaların maliyetlerine ilişkin olarak tarafların Dava dosyasına fatura vb. belge sunmamış olmaları nedeniyle taraflar arasındaki alacak verecek ilişkisine ilişkin olarak bir hesaplama yapılamayacağı," sonuç ve kanaatinin bildirildiği, yapılan itirazlar üzerine hazırlanan 11/09/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda; "28.04.2024 tarihli kök raporumuzun Mahkemeye sunulmasından sonra Dava dosyasına kök rapordaki görüş ve kanaatimizi değiştirmemizi gerektirecek yeni bilgi ve belge sunulmamış olduğundan, kök rapordaki görüşlerin aynen korunduğu," bildirildiği, bilirkişi ek raporuna karşı da itiraz edilmiş ancak bilirkişi kök ve ek raporunda belirtilen açıklamalar ile dava dosyasına sunulan tespit raporları birlikte değerlendirildiğinde yapılan itirazların Mahkemece kabul görmediği, bilirkişi raporundan da açıkça belirtildiği üzere, davalı yanca müdahalenin yapıldığı yerin dış cephenin iç yüzü olduğu, dış cephe su yalıtımı dış cephenin iç yüzünden (yani negatif yönden) de uygulanabileceği, bu anlamda davalı yanca sızıntının durdurulabilmesi için gerekli işlemlerin yapıldığı, inceleme sonucunda söz konusu müdahalelerin teknik açıdan uygun müdahaleler olduğu ve yerinde inceleme esnasında bodrum katların durumu göz önünde bulundurulduğunda yeterli önlemler olduğunun değerlendirildiği, davacı yanca sözleşmenin teknik açıdan yetersiz olması ve işin ayrılmaz bir parçası olan drenaj, koruma ve dolgunun kimin tarafından yapılacağının belli olmaması, kontrolsüz dolgu yapılması, su yalıtımının korunmaması unsurlarını göz önünde bulundurmadan iş yaptırmış olmasının teknik açıdan mümkün ve uygun olmadığı ve meydana gelen olayda davacının müştereken kusurlu olduğu değerlendirilmesi Mahkemece de de kabul edildiği, davacı tanıklarının da beyanları dikkate alındığında davacı yanın yapılan iş ve edim kapsamında bilgi sahibi olduğu ve sonuçları öngörülebileceği, nitekim bilirkişi raporunda da defaatle bildirildiği üzere dava dosyasına bu hususta gerekli deliller sunulmadığından hesaplama yapılamadığı da belirtilerek, açılan davanın reddine karar verilmiştir.
III-İSTİNAF
Davacı vekili istinafında, dış cephe yalıtım işi için davalı yüklenici ile anlaştıklarını, davalı tarafın su yalıtım işlerinde perdelerde su kaçaklarının ve tayrod deliklerinden gelen su sızıntıları oluştuğunu, oluşan teknik hataların davalıya bildirildiğini, ayıbın giderilmediğini, sözleşme tarihinden 19 ay sonra dıştan yapılan yalıtımın hiç bir işe yaramadığının görüldüğünü, davalının sözleşmede dış cephe yalıtımı konu edilmesine rağmen ,davalının iç cepheden başladığını, davalı tarafın ayıbı gidermeye çalıştığını ancak başaramadığını, davalının içten ve dıştan yaptığı müdahalelerde yanlış malzeme kullandığını, davalının onarımı yarıda bıraktığını, davalının kalitesiz malzeme kullandığını, dış cephe yağmur yağması sonucu içeriye duvarlardan su sızdığını, keşfin yağmursuz bir dönemde yapıldığını, Anadolu 20. Sulh Hukuk Mahkemesi 2020/10 Değişik İş dosyasında tespit yapıldığını, sorumluluğun davalıda olduğu, yalıtım uygulamasından ötürü maddi zarar oluştuğunun tespit edildiğini, İstanbul Anadolu 11. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/8 Değişik iş dosyasında yapılan tespitte müvekkiline ait binada her hangi bir kusur bulunmadığı, dış cephede yağmur sonrası sızıntı oluştuğunun tespit edildiğini, davanın reddi kararının hatalı olduğunu beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
IV-DEĞERLENDİRME
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davası vardır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir. Davacı iş sahibi davada, davalı yüklenici ile aralarında 2.7.2018 tarihli dış cephe izolasyon işine dair Su Yalıtımı Yapılması Sözleşmesi bulunduğunu, sözleşme bedelinin 60.000,00Euro olduğunu, davalı tarafın su yalıtım işlerinde perdelerde su kaçaklarının ve tayrod deliklerinden gelen su sızıntıları oluştuğunu, oluşan teknik hataların davalıya bildirildiğini, ayıbın giderilmediğini, davalının yükümlülüğünü sözleşmeye aykırı ifa ettiğini, yalıtım uygulamasından dolayı uğradığı maddi zarar olarak 100.000,00TL.'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı ise, binadaki su sızıntılarının sebebinin davacı tarafın düzeltilmesine engel olunması, binadaki yapısal çatlaklar, dolgu malzemelerinin uygun olmaması ve drenaj sisteminin gereği gibi çalışmaması olduğunu, binanın statiğinde bir takım sıkıntıların bulunduğunu, davacının seçtiği dolgu malzemesinin uygun olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, alınan kök rapor ve ek rapor dikkate alınarak, tarafların ayıbın ortaya çıkmasında müşterek kusurlu olduğunu, ayıpların giderilmesi için yapılmış uygulamaların yeterli olduğunu, davacı yanca sözleşmenin teknik açıdan yetersiz olması ve işin ayrılmaz bir parçası olan drenaj, koruma ve dolgunun kimin tarafından yapılacağının belli olmaması, kontrolsüz dolgu yapılması, su yalıtımının korunmaması unsurlarını göz önünde bulundurmadan iş yaptırmış olmasının teknik açıdan mümkün ve uygun olmadığı ve meydana gelen olayda davacının müştereken kusurlu olduğu değerlendirilmesi Mahkemece de de kabul edildiği, davacı tanıklarının da beyanları dikkate alındığında davacı yanın yapılan iş ve edim kapsamında bilgi sahibi olduğu ve sonuçları öngörülebileceği, nitekim bilirkişi raporunda da defaatle bildirildiği üzere dava dosyasına bu hususta gerekli deliller sunulmadığından hesaplama yapılamadığı da belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık taraflar arasındaki Su Yalıtım Sözleşmesi sebebiyle, binada oluşan su sızıntılarından kaynaklı ayıp nedeniyle davacının zararının olup olmadığıdır.
Dosya kapsamı itibariyle su sızıntıları sebebiyle davalı yüklenicinin müdahale ettiği ve bu müdahalelerin davacı bilgisi dahilinde olduğu anlaşılmaktadır. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök ve ek raporlarına göre, dolgunun su yalıtımına zarar verdiği, kontrolsüz dolgu yapılması ve su yalıtımının korunmaması gibi sebeplerle her iki tarafında müşterek kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca su sızıntısını gidermek için içerden yapılan müdahalelerin uygun ve yeterli olduğu teknik olarak raporlarla tespit edilmiştir. Somut olayda, ayıbın giderilmesi için yapılan müdahalelerin yüklenici tarafından yapıldığı karine olarak kabul edilmelidir. Aksi durumu iş sahibi delilleri ile ispatlamakla yükümlü olup, dosya safahatında davacı iş sahibinin böyle bir ispatı da yoktur. Yerel mahkeme kararının denetime açık olan hukuka ve usule uygun bilirkişi raporlarına dayandığı da anlaşıldığından, mahkeme kararı hukuka ve usule uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 19/11/2024 tarih ve 2022/449 Esas, 2024/639 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 2.127,60 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan TL harcın kararın kesinleşmesini takiben ve istek halinde davacı tarafa İADESİNE,
3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 24/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.