Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1734 E. 2026/1465 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1734
- Karar No
- 2026/1465
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
46. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1734
KARAR NO : 2026/1465
KARAR TARİHİ: 24/09/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN: GÜLCAN ARKCI (37535)
ÜYE: SERAP ÖZTÜRK (119098)
ÜYE: GAMZE ULUSOY (196265)*
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 30. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2026/1205 Esas (10/07/2026 tarihli Ara Karar )
DAVANIN KONUSU: Alacak (Tellallık Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR YAZIM TARİHİ: 24/09/2026
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen ara karara ilişkin davacılar tarafça süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okundu.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Ltd. Şti.’nin faaliyet konularından birinin komisyon karşılığında tekne alım ve satımına aracılık etmek olduğunu, diğer davacı ...’ın ise şirketin iki müdüründen biri olduğunu, teknenin fiilen ... tarafından satın alınmasına karşın vergisel avantajlar nedeniyle doğrudan kendi adına değil, yetkilisi olduğu diğer davalı .... Ltd. adına tescil edildiğini, ...’nun tekneyi satın aldıktan sonra 2025 yılı Temmuz ayı civarında davacı ... ile iletişime geçerek tekneyi satmak istediğini ve alıcı bulunmasını talep ettiğini, dava konusu teknenin gerçek malikinin ... olduğunu, teknenin yalnızca tescilinin yetkilisi olduğu .... Ltd. adına gerçekleştirildiğini, ayrıca aracılık hizmetinin doğrudan ...’ya verilmesi nedeniyle her iki davalının komisyon ücretinden sorumlu olduğunu, diğer taraftan davalı tarafın cevabi ihtarnamesinde teknenin önceki satın alımına ilişkin aracılık hizmetinin ... tarafından verildiğini bildirmesi nedeniyle, ...’ın bu hizmeti şirket müdürü sıfatıyla ve davacı şirket adına vermiş olmasına rağmen aksi yönde bir değerlendirme yapılması ihtimaline karşı kendisinin de davacı olarak gösterildiğini belirterek; davacı şirketin aracılık faaliyetleri sonucunda gerçekleşen tekne satışı nedeniyle hak kazanılan ve yargılama sırasında bilirkişi incelemesiyle miktarı belirlendiğinde artırılmak üzere şimdilik 4.000 EUR komisyon bedeli ile %20 KDV karşılığı 800 EURO olmak üzere toplam 4.800 EURO’nun, teknenin satış tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarınca EURO mevduata uygulanan en yüksek faizle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, alacağın para alacağı olması, muaccel hâle gelmesi ve rehinle temin edilmemesi nedeniyle davalıların taşınır ve taşınmaz malvarlıkları ile banka hesapları üzerine ihtiyati haciz konulmasını beyan ve talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın usulden veya esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
İDM'ce verilen 10/07/2026 tarihli ara karar ile;
"taraflar arasındaki hak ve menfaat dengesi ve yaklaşık ispat koşuluna göre yapılan değerlendirmede davacının, ileri sürdüğü alacağının varlığı ve miktarının yapılacak tahkikat ile aydınlanacağından bu aşamada ihtiyati hacize ilişkin yaklaşık ispat bulunmadığı gibi bu aşamada ihtiyati hacize müteallik bir husus da görülmediğinden ihtiyati haciz talebinin reddi" gerekçesiyle,
"Davacıların ihtiyati haciz talebinin 2004 sayılı İİK'nin 258/2 maddesi gereğince reddine, Yargılama içinde karar verildiğinden gider ve vekalet ücretine takdirine yer olmadığına," şeklinde hüküm tesis edilmiştir.
İDM tarafından verilen karara karşı, davacılar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davada taraflarınca ihtiyati haciz talep edildiğini, fakat söz konusu talebin yerel Mahkeme tarafından "Yukarıda yapılan açıklamalar ve anılan yasal düzenlemeler ile iddia ve savunma ışığında tüm dosya kapsamına göre taraflar arasındaki hak ve menfaat dengesi ve yaklaşık ispat koşuluna göre yapılan değerlendirmede davacının, ileri sürdüğü alacağının varlığı ve miktarının yapılacak tahkikat ile aydınlanacağından bu aşamada ihtiyati hacize ilişkin yaklaşık ispat bulunmadığı gibi bu aşamada ihtiyati hacize müteallik bir husus da görülmediğinden ihtiyati haciz talebinin reddine yönelik aşağıda şekilde karar verilmesi gerekmiştir." gerekçesi ile reddedildiğini, nitekim görüleceği üzere yerel Mahkemenin talebini reddetmesine gerekçe olarak yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığını belirttiğini, fakat gerek dava dilekçesi ekindeki evraklardan gerekse de müzekkere cevaplarından görüleceği üzere müvekkilinin hak etmiş olduğu simsarlık ücretinin ödemesi yapılmadığının açıkça anlaşıldığını, yine dosyada mevcut sözleşme olup; davalılar tarafından imzaya da itiraz edilmediğini, ıslak imzalı sözleşmenin varlığının da dikkate alındığında yaklaşık ispatın oluştuğunun izahtan vareste olduğunu, tüm bu hususların kararın hukuken isabetsiz olduğunu ortaya koyar nitelikte olduğundan, davalıların üzerlerine kayıtlı taşınır ve taşınmaz mal varlıkları ile banka hesaplarına ihtiyati haciz konulmasına, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, tellallık sözleşmesinden kaynaklı danışmanlık ücretinin tahsiline yönelik alacak istemi hakkındadır.
İİK 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına (önceden) geçici olarak el konulmasıdır.
İhtiyati haciz, HMK 406/2 maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haczin şartları ve etkileri ise İİK 257. maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
“Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder” şeklindedir.
Maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir.
Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir.
Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi İİK.’nun 257. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir.
Davacı, davayı ve ihtiyati haciz istemini ikinci el gemi satış sözleşmesine, whatsapp mesaj kayıtlarına, ihtarnamelere ve tanık deliline dayandırmış, davalı yan ise aracılık sözleşme ilişkisini kabul etmemiş, davalının alıcı konumda olduğu ilk işlemde yazılı sözleşme yapıldığını, davalının satıcı konumda olduğu ikinci işlemde davacılar ile davalı arasında hiçbir surette sözleşme yapılmadığını, sözleşme dışında da herhangi bir aracılık faaliyeti olmadığını iddia etmiş, aracılık hizmeti verildiğini kabul etmemiş ve ispatlanması gerektiğini savunmuş, whatsapp kayıtlarının tek başına sözleşme ilişkisini ispatlayamayacağını, borç ikrarı içeren bir beyanının bulunmadığını, davanın ve ihtiyati haciz isteminin reddini talep etmiştir.
Yukarıda ayrıntısı ile izah edilen davacı iddia ve davalı savunması karşısında tarafların iddia ve savunmalarının yargılamaya muhtaç olup taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin ve alacak miktarının ihtilaflı olduğu, whatsapp kayıtlarının yaklaşık ispat şartını sağlamaya yeterli olmadığı, yine karşı tarafın kaçma şüphesi olasılığı yaklaşık olarak ispatlanamadığı gözetildiğinde İİK 257 maddede düzenlenen ve şartları oluşmayan ihtiyati haciz isteminin reddi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Bu itibarla; davacıların istinaf talebinin dosyadaki yazılara, 10/07/2026 tarihli ara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve 6100 sayılı HMK 355. maddedeki, kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde yapılan inceleme neticesinde; özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre istinaf talebinin HMK/353.1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmakla, oy birliği ile aşağıdaki hükmün kurulması cihetine gidilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.HMK m.353/1.b.1 gereğince davacıların istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,
2.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına,
3.Alınması gereken harç peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,
5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 24/09/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.