Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/252 E. 2026/1061 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/252
Karar No
2026/1061
Karar Tarihi

-T.C. İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

53.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/252

KARAR NO : 2026/1061

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 05/11/2024

NUMARASI : 2021/787 Esas, 2024/777 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 24/09/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

I- DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde, borçlu aleyhine başlatılmış olunan İstanbul 4. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra takip dosyasına, takip borçlusu olan davalı tarafından ileri sürülen haksız ve dayanaksız olan itirazın ve ferilere ilişkin olan itirazların iptal edilerek, icra takibine devam edilmesi talebini içermekte olup, icra takip borçlusu tarafından mezkur icra dosyasına yapılan itirazın haksız, dayanaksız ve kötü niyetli bir itiraz olduğu, müvekkili şirketin ... 7. Bölge Müdürlüğü'nden ... İnşaatı İşi'ni aldığını ve söz konusu iş kapsamında davalı taraf ile Alt Yüklenici Sözleşmesi imzaladığını, taraflar arasında alt yüklenici sözleşmesi gereğince cari hesap ilişkisi bulunduğunu beyan ederek, davanın kabulüne, davalıların borcun aslına, faizine, faiz oranlarına ve fer’ilerine yönelik tüm itirazlarının iptaline, takibin takip talebinde yazılı şartlarda İstanbul 4. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası üzerinden takip talebinde yazılı şartlarla aynen devamına, haksız itiraz eden davalı aleyhine %20 ‘sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II-CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı Şirketten alacağı bulunduğunu, taraflar arasında "... İnşaatı” işine ait alt yüklenici sözleşmesi 17.04.2017 tarihinde imzalandığını, vekil edeni şirketin 31.12.2018 tarihi itibariyle davacı şirketten 285.641,85 TL cari hesap alacağı bulunmakta olup davacının asıl yüklenici olması nedeniyle hak edişlerin de davacı adına düzenlemesi nedeniyle davacının borçları nedeniyle hak edişler üzerine konulan tedbir ve hacizler nedeniyle işin vekil edeni şirket tarafından fiilen yapılma imkanının ortadan kalkmış olması gerekse davacı tarafından işin tasfiye edilmesi nedeniyle taraflar arasında 2019 yılında herhangi bir cari hareket olmadığını beyan ederek, itirazın iptali davasının reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere karar verilmesini talep etmiştir.

III-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece,tarafların iddia ve savunmaları , toplanan deliller , aldırılan bilirkişi kök ve ek raporları ve tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda yapılan yargılama sonucunda; taraflar arasında 17.04.2017 tarihinde, adi yazılı şekilde alt yüklenici sözleşmesi başlıklı eser sözleşmesi yapıldığı , buna göre davacının iş sahibi , davalının da yüklenici sıfatını haiz olduğu, davacı tarafından 18.08.2020 tarihinde davalı aleyhine İstanbul 4. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığı; 163.548,24TL. cari hesap alacağı ve 23.470,29TL. faiz toplamda 187.018,53TL'nin ödenmesinin talep edildiği; “borcun sebebi” olarak da “Alt yüklenici sözleşmesi gereğince cari hesap alacağı”nın gösterildiği, taraflar arasında imzalanan Alt Yüklenici sözleşmesi gereğince dava dışı idarenin sözleşme konusu işe ait kesin kabulü yapmasının ardından, davacı şirketin kesin teminat mektubunu ve nakit teminatlarını iade alması şartı ile alt yükleniciden kesilen teminatların iade koşullarının oluştuğu davalının da imzaladığı alt yüklenici sözleşmesinde geçtiği, davacının davalıdan sözleşmeye dayalı olarak talep ettiği cari alacak ile sözleşmede bahsi geçen teminat kesintisinin farklı olgular olduğu; sözleşmenin 11.2 maddesinde, davacının, dava dışı idare tarafından kesin kabulün yapılmasının ardından kesin teminat mektubu alındığında, kesin hesap giderleri ve kesintileri de düşüldükten sonra, davalıya ödeme yapacağının kararlaştırıldığı; dolayısıyla dava dışı idare tarafından kesin kabulün yapıldığı ve kesin teminat mektubunun alındığı tespit edilemediğinden, davalının buna ilişkin HMK 190 ve TMK 6 maddesi hükümlerine göre somut delillerini dosyaya sunmadığı, bu aşamada davacının cari hesap alacağından teminat kesintisinin düşülemeyeceği; davacının cari hesap alacağından teminatın mahsup edilemeyeceğine karar verildiğinden davacının davalıdan mali incelemeler de dikkate alındığında 163.548,24 TL alacağı bulunduğu anlaşılmakla dosya kapsamına uygun son tarihli bilirkişi heyet raporu da dikkate alındığını belirterek, davacının davasının kabulü ile; davalının İstanbul 4. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 163.548,24-TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin asıl alacak üzerinden takip talebindeki talep gibi devamına karar verildiği, işbu davada davalı borçlunun itirazının haksızlığına karar verildiğinden ve alacak likit olduğundan hükmolunan meblağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği belirtilerek, davanın kabulü ile, davalının İstanbul 4. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 163.548,24-TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin asıl alacak üzerinden takip talebindeki talep gibi devamına, alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatı 32.709,64- TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

III-İSTİNAF

Davalı vekili istinafında, davacının dava dışı İdareye 08.02.2019 tarihinde başvurarak sözleşmenin tasfiyesini talep ettiği, alt yüklenici sözleşmesinin 11.06 maddesinde yer alan 615.000,00TL tutarındaki teminat senedinin davacı tarafından davalıya iade edildiğini, davacıya uygulanan hacizler sebebiyle işin devam edemediğini, davacının kusuru sebebiyle tarafların kendi aralarında işi tasfiye ettiklerini, İdare tarafından davacıdan yapılan teminat kesintilerini de ticari defterlerine davacının işleyerek işi tasfiye ettiğini, müvekkilinin sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirdiğini, tasfiye edilen işe ait teminat kesintilerinin davalı şirkete iade edilmesi gerektiğini, mahkemece delilerin toplanmadığını eksik inceleme yapıldığını, davalı şirketin teminat kesintisi alacaklarının , davalının cari hesap alacağında yer alması gerektiğini, taraflar arasındaki ihtarlardan işin tasfiye edildiğinin anlaşıldığını, davacı şirket ile İdare arasındaki ilişkide, işin kesin kabulünün yapılıp yapılmamasının sonuca etkisinin bulunmadığını beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

IV-DEĞERLENDİRME

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır. Davacı yüklenici, davalı taşerondur. Davacı, davada, taraflar arasında ... İnşaatı işine dair 17.04.2017 tarihli Alt Yüklenici sözleşmesi bulunduğunu, davalı taşerondan cari hesap alacağı bulunduğunu belirterek itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı taşeron, davacıya borçlarının olmadığını, aksine davacıdan alacaklı olduklarını, davacının dava dışı İdareye başvurarak işin tasfiyesini talep ettiğini, davacının davalıdan almış olduğu 615.000,00TL. tutarındaki teminat senedini davalıya iade ettiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

Yerel mahkemece, son bilirkişi raporu dikkate alınarak, taraflar arasında imzalanan Alt Yüklenici sözleşmesi gereğince dava dışı idarenin sözleşme konusu işe ait kesin kabulü yapmasının ardından, davacı şirketin kesin teminat mektubunu ve nakit teminatlarını iade alması şartı ile alt yükleniciden kesilen teminatların iade koşullarının oluştuğu davalının da imzaladığı alt yüklenici sözleşmesinde geçtiği , davacının davalıdan sözleşmeye dayalı olarak talep ettiği cari alacak ile sözleşmede bahsi geçen teminat kesintisinin farklı olgular olduğu; sözleşmenin 11.2 maddesinde, davacının, dava dışı idare tarafından kesin kabulün yapılmasının ardından kesin teminat mektubu alındığında, kesin hesap giderleri ve kesintileri de düşüldükten sonra, davalıya ödeme yapacağının kararlaştırıldığı; dolayısıyla dava dışı idare tarafından kesin kabulün yapıldığı ve kesin teminat mektubunun alındığı tespit edilemediğinden, davalının buna ilişkin HMK 190 ve TMK 6 maddesi hükümlerine göre somut delillerini dosyaya sunmadığı, bu aşamada davacının cari hesap alacağından teminat kesintisinin düşülemeyeceği; davacının cari hesap alacağından teminatın mahsup edilemeyeceğine karar verildiği belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.

Somut olay Depolama tesisi inşaatından kaynaklı davacı asıl yüklenicinin, taşerondan alacağı olup olmadığı ve davalıdan yapılan teminat kesintilerinin davacı alacağından mahsup edilip edilemeyeceğine ilişkindir.

Davacı, İdareye müracaat ederek, dava konusu işin tasfiyesini talep etmiştir. Davalı ise tarafların tasfiye hususunda anlaşarak teminat senedini davacının iade ettiğini ancak, davalının cari hesap alacağı olduğunu ve teminat kesintilerinin de davalı alacağı olarak dikkate alınması gerektiğini beyan etmektedir.

Mahkemece, davacının davalıdan sözleşmeye dayalı olarak talep ettiği cari alacak ile sözleşmede bahsi geçen teminat kesintisinin farklı olgular olduğu; sözleşmenin 11.2 maddesinde, davacının, dava dışı idare tarafından kesin kabulün yapılmasının ardından kesin teminat mektubu alındığında, kesin hesap giderleri ve kesintileri de düşüldükten sonra, davalıya ödeme yapacağının kararlaştırıldığı; dolayısıyla dava dışı idare tarafından kesin kabulün yapıldığı ve kesin teminat mektubunun alındığı tespit edilemediğinden davacının alacağının kabulüne karar verilmiştir.

Davacı bakiye alacak talebi ile birlikte, artık taraflar arasındaki sözleşmenin Mahkeme kararı ile tasfiye edilmesini yani sonlandırılmasını talep etmektedir. Kaldı ki davacı bu yöndeki iradesini dava dışı İdareye verdiği dilekçe ile de daha öncede ortaya koymuştur

Eldeki davada davacı İdareye verdiği tasfiye dilekçesinden sonra, davacıdan bakiye cari hesabını talep ederek, sözleşmenin tasfiyesi yönünde iradesini ortaya koymuştur. Davacının sözleşmenin tasfiye iradesi karşısında her iki tarafın borç ve alacaklarını tasfiye kapsamında tespit etmesi gerekmektedir.

Dosya kapsamında alınan 05.09.2023 tarihli heyet bilirkişi raporunda, davacı şirketin aldığı 512.367,27TL. tutarındaki teminatın davalı şirketin 31.12.2018 tarihinde cari hesabından tenzil edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkemece bilirkişinin bu açıklaması aydınlatılıp, değerlendirilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır. Öncelikle tasfiye yapılırken her iki tarafında alacak ve borçları tespit edileceğinden verilen tüm teminatlarında değerlendirilmesi gerekmektedir. Heyet Bilirkişi raporunda belirtilen söz konusu bu miktarın nakdi teminat olup olmadığı belirlenerek, tasfiyede dikkate alınması gerekmekteyken, bu yapılmadığı için, Mahkemece bu hususta ek rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu karar verildiği anlaşıldığından, davalı vekilinin istinafının kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,

2-İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 05/11/2024 tarih, 2021/787 Esas, 2024/777 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,

5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 24/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/252, K. 2026/1061, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-252-e-2026-1061-k-1097ce27a321