Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/506 E. 2026/1183 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/506
- Karar No
- 2026/1183
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/506
KARAR NO : 2026/1183
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/11/2021
NUMARASI : 2019/960 Esas - 2021/804 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesi)
KARAR TARİHİ: 30/09/2026
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; .... Ltd. Şti. ile müvekkili arasında 13.02.2012 imza tarihli Temizlik Hizmet Sözleşmesi'nin akdedildiğini, davalı şirket tarafından sözleşmedeki yükümlülükleri yerine getirilmeyerek müvekkili şirket nezdinde temizlik hizmetinde çalışan personellerinin ... nezdinde ödenmesi gereken prim borçları ve işsizlik primlerinin ödenmemesi nedeniyle davalı şirket hakkında ... tarafından soruşturma başlatıldığını, soruşturma kapsamında müvekkili ve davalı şirketin anılan borçlardan mevzuat gereğince birlikte sorumlu olmaları ve davalı şirketin personelleri için yapılmayan ödemelere ilişkin olarak ödenmeyen prim borçları, işsizlik primleri ve anılan tutarların ödenmemesi nedenleriyle idari para cezaları tahakkuk ettirilmesi nedeniyle davacı şirket tarafından anılan tüm borçların ödendiğini, müvekkilince ödenen tutarların tahsili için davalı şirkete 31.08.2018 tarihli ... numaralı e-fatura kesilerek tebliğ edilmesine rağmen davalı şirketçe ödeme yapılmadığını, davalılardan ... ve ... davalı şirketin yalnızca belli bir dönem ortaklarından olduğundan anılan döneme ilişkin ... tarafından gerçekleştirilen tahakkuklardan sorumlu olduklarını, bununla birlikte diğer davalı ...'ın ise ...'ya ödenme yapılmayan tüm dönemlerde davalı şirketin ortağı olduğundan tüm dosya borcundan sorumlu olduğunu, ... nezdindeki anılan borçların halefi olması nedeniyle borçlu olduklarını, bu nedenlerle başlatılan icra takibine davalılarca itiraz edildiğini beyanla, davalılar .... Ltd. Şti. ve ... için tüm dosya borcu için diğer davalılar ... ve ... için ise 1.125.940,57 TL tutarı için İstanbul 21. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasına yapılan tüm itirazların iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça zamanaşımına uğramış taleplerin yöneltildiğini ve hak düşürücü sürelerin kaçırıldığını, davalı .... Ltd. Şti. İle davacı arasında Temizlik Hizmet Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirmekle birlikte çalışanların ... primlerinin yatırılması ve idari başvurular ve bildirimlerinin yapılmasını, bordrolama hizmeti aldığı ".... Ltd. Şti.'ye 10.03.2012 tarihli sözleşme ile devrettiğini, ancak ...'ın ödemeleri yapmamasına rağmen yapmış gibi gösterip davalı şirkete sahte evrak gösterdiğini ve davalının mağdur olduğunu ve amme alacağı ile karşı karşıya kaldığını, davacının üzerine düşen sözleşmesel yükümlülükleri yerine getirmeyerek davalı şirketin çok yüksek meblağlarda ... prim ve ceza borcu zararına uğramasına sebep olduğunu, eksik teselsül ile davacı ile idare arasında halefiyet ilişkisi kurulmayacağından davalılar ..., ..., ... açısından davanın reddi gerektiğini, bir an için ...'nın müvekkillerden herhangi birine talep yöneltme hakkı olduğu varsayılsa dahi bu kanuna kuruma getirilmiş bir başvuru (rücu) hakkı olduğunu, 5510 sayılı Kanunda muhtelif yerlerde ... Kurumunun sigortalı veya hak sahiplerine yaptığı ödemeler sebebiyle söz konusu ödemelerden asıl sorumlu olan kişilerin kurum karşısında birlikte, müteselsilen sorumlu oldukları düzenlendiğini, Kanun anlamında müteselsil sorumluluğun Kuruma karşı olduğunu, alt-üst işveren ilişkisi gibi iç ilişkide Kurum gibi rücu hakkı kullanılamayacağını, prim borcu hatalı hesaplandığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı tarafın hizmet sunan olarak davacı ile yaptığı temizlik sözleşmesi uyarınca davacıya ait iş yerinde çalıştırılan personelin ... ve işsizlik ödemelerini yapmaması nedeniyle ... tarafından işyeri sahibi olan asıl işveren davacıya başvurup, alacak asılları ve idari para cezalarının tahsilini istemesi ve davacı tarafça ...'ya ödeme yapılması üzerine davalı yükleniciden rücu talebiyle başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptaline ilişkin davada, bilirkişi raporuyla tespit edildiği üzere, davacının rücu istediği miktarların davalının işçilerinin ... ödemelerinden kaynaklandığı, gecikme nedeniyle de idari para cezası kesildiği ve bunun ... yönünden bir hak ve yetki olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 3.10. maddesi uyarınca işçilerin tüm ... ve işsizlik ödemelerinin davalının sorumluluğunda olduğu, davacının talebinden ve sunulan belgelerden, davaya konu ... ücretlerinin bir kısmının davalılar ... ve ... zamanında geciktirildiği, davalı ...'in ise tüm süre boyunca yetkili ve sorumlu olduğu, davalı gerçek kişilerin şirketin ortak ve yetkilileri olması nedeniyle, kendi dönemlerinde tahakkuk ettirilen ... ödemelerinden şirket ile müteselsilen sorumlu olup, husumet itirazlarının bu nedenle yerinde olmadığını, 5510 sayılı Yasa'nın 88. maddesinde de Kurum'un sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanun'da belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin Kurum'a karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarını, yerleşmiş Yargıtay uygulamaları ile öğretide kabul edildiği üzere "üst düzey yönetici" kavramından anlaşılan şirketin mali ve idari konularında tek başına emir ve tasarruf yetkisine sahip özel şekilde kendisine yetki verilen kişi olduğu, Türk Ticaret Kanunu'na göre limited şirketlerde şirketi yönetmek ve temsil etmek yönetim kuruluna ve müdürlere ait olduğu, Limited Şirkette primlerin ödenmesinden müteselsilen sorumlu üst yönetici ve yetkiliden söz edebilmek için primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili üst düzey yönetici olması, yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı gibi unvan taşıması veya temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olması gerektiği, bu sorumluluk 5510 sayılı Yasanın 88 ve 6183 sayılı Yasanın 35. maddesinden kaynaklanmakta olup şirket hakkında yapılan takibin semeresiz kalması ve aciz vesikası alınması da gerekli olmadığını, anılan bu hükümlerden de anlaşıldığı gibi, davalı gerçek kişiler şirketle birlikte ... ödemelerinden sorumlu olduğu, davalı taraf yerine ...'ya ödeme yapan davacının ...'nın haklarına halef olarak tüm davalılara müracaat etme hakkını kazandığı, bu nedenle davalıların aktif ve pasif husumet itirazlarının mahkememizce kabul edilmediği, yapılan ödeme ile kayıtların uyuştuğu, davacının talep ettiği ödemeler nedeniyle davalıya fatura da kestiği, talebin haklı olup kabulü gerektiği gerekçesiyle ''Davacının davasının KABULÜ ile, davalıların İst. 21. İcra Müd. ... E. Sayılı dosyasına yönelik itirazlarının İPTALİNE, takip talebindeki gibi devamına, Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan takdiren %20 üzerinden hesaplanan 300.336,57 TL icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ancak davalılar özcan ve ...'in bunun sadece 225.188,11 TL'sinden sorumlu tutulamasına '' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar vekili tarafından süresi içerisinde sunduğu istinaf dilekçesinde; davalı şirketin ... incelemesinde bulunmadığı için hakkını savunamadığını yasa gereği denetmen raporlarının tebliğ edilmesi zorunluluğu bulunmadığı için denetmene bilgi ve belge veremediği gibi işbu rapora itiraz da edemediğini, ayrıca tahakkuklar, gecikme zammı ve ...'lerin de sadece asıl işveren davacıya tebliğ edilip davacı şirketinde bu meblağları derhal ödeyince tüm dava, itiraz ve def'i ileri sürme haklarından mahrum bırakıldığını, yargılama sırasında bir takım işçilerin davalı emrinde çalıştığını kanıtlayan müfredat kartı esas alınarak yüzeysel, eksik ve de hatalı inceleme yapıldığını, bilirkişi kök ve ek raporununda hiçbir itiraz ve taleplerini tatmin etmeyen, rapor olduğunu hüküm kurmaya elverişli bir inceleme yapılmadığını, icra takibinin ve dayanağı faturanın açıklamasının sahih şekilde yapılmadığını, yargılama sürecindeki toplanan delillerle talep konusu arasındaki illiyet bağı kurulamadığı için davanın ispat edilmediğini, şirketlerine keşide ettiği yansıtma faturanın sebebi iddia olunan ödemelerin dekontunun da sunulmadığını, davacının ...'ya halefiyetinden söz edilebilmesi için kanunla konulmuş bir düzenleme şart olduğunu, davalı şirket ile davacı arasındaki sözleşmede bu şekilde bir tahhüt verilmediğini ve garanti sözleşmesi imzalanmadığını, taraflar arasında gerek TBK, gerek 6183 sayılı Kanun gerekse 5510 sayılı Kanun sebebiyle eksik teselsül ilişkisi olduğunu, kurumun bu iki firmaya aynı anda başvurma zorunluluğu mevcut olmayıp, istediğine başvurarak tahsilat yoluna gidebilmesi ihtiyari dava arkadaşlığının mevcut olduğunu gösterdiğini, cevap dilekçesindeki detaylı şekilde belirttikleri nedenlerle müvekkilleri davacı ile davalılar ..., ..., ... arasında sözleşmede bulunmadığından bu davalılar açısından davanın husumet sebebiyle neden reddi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, tacirler arasındaki hizmet alım sözleşmesine dayalı rücuen alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davaya konu İstanbul 21. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının .... A.Ş., borçlularının ise .... Ltd. Şti., ... olduğu, 882.518,45 TL asıl alacak (prim borcu) ve 3.689,42 TL işlemiş faiz, 61.539,34 TL asıl alacak (işsizlik prim borcu) ve 257,27 TL işlemiş faiz, 551.373,35 TL asıl alacak (idari para cezası) ve 2.305,05 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.501.682,88 TL üzerinden 12.09.2018 tarihinde, "13.02.2012 imza tarihli Temizlik Hizmetleri Sözleşmesi" borcun sebebi gösterilerek takip başlatıldığı, ödeme emrinin takip borçlularına ayrı ayrı 14.09.2018 tarihinde tebliğ edildiği, 18.09.2018 tarihinde ayrı ayrı borca itiraz edildiği ve itiraz evrakının 21.09.2018 tarihinde alacaklı vekiline tebliğ edildiği tespit edilmiştir.
Davacı, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi uyarınca dava şartı olan arabuluculuk yoluna 10.04.2019 tarihinde başvurmuş, 14.05.2019 tarihli son tutanak ile süreç anlaşmazlıkla sonuçlanmış ve iş bu dava 16.10.2019 tarihinde açılmıştır. 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin onbeşinci fıkrası uyarınca arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede hak düşürücü süre işlemeyeceğinden, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrasındaki bir yıllık hak düşürücü sürenin sonu uzamakta olup, davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı .... A.Ş. ile davalı .... Ltd. Şti. arasındaki 13.02.2012 tarihli Temizlik Hizmetleri Sözleşmesinin ilgili maddeleri:
"2. SÜRE: İşbu SÖZLEŞME 13.02.2012 tarihinde başlayıp 13.02.2013 süreli olarak akdedilmiş olup, süre imza tarihi itibarı ile başlayacaktır. Taraflardan biri sözleşmenin bitim tarihinden en az 30 gün önce yazılı bildirimde bulunarak sözleşmeyi sona erdirdiğini bildirmez ise sözleşme 1 yıl süre ile uzamış sayılacaktır."
"3.10. ETKİN, bu iş kapsamında çalıştırdığı işçilerin maaş, fazla mesai ücreti, prim, yemek, SSK, vergi, stopaj, kıdem ve tüm özlük haklarını kendi ödeyeceğini ve her türlü iş kazası ihtimaline binaen gerekli her türlü iş güvenliği tedbirlerini alacağını, buna rağmen kendi kusurundan kaynaklı iş kazası olması hâlinde tüm maddi sorumluluğun kendine ait olduğunu ve ayrıca maaş, fazla mesai ücreti, prim, yemek, SSK, vergi, stopaj ve tüm özlük hakları ve diğer işçilik hakları da dahil hiçbir şekilde ...'a rücu edemeyeceğini kabul ve taahhüt eder."
"5.3. Görevlendirilen personele ait her türlü ücret, vergi, SSK primi, kıdem, işsizlik sigortası primleri kesintilerinden ETKİN sorumludur." şeklindedir.
Dava dilekçesi ekinde bulunan ... Kurumu İstanbul ... İl Müdürlüğü Şişli ... Merkezinin 25.05.2018 tarihli yazısında; ... Denetmenliğince düzenlenen 30.01.2018 tarih ve ... sayılı rapora istinaden davacı işyerinde 18.06.2009 tarihi itibarıyla ... numaralı aracı olarak .... Ltd. Şti.'nin, 05.10.2011 tarihi itibarıyla ... numaralı aracı olarak davalı .... Ltd. Şti.'nin, 01.06.2014 tarihi itibarıyla 003 numaralı aracı olarak .... Ltd. Şti.'nin 5510 sayılı yasa kapsamına alındığı ve 2009/06 ilâ 2014/12 devreleri için ek aylık prim hizmet belgelerinin istendiği bildirilmiştir.
Mahkemenin 25.10.2019 tarihli müzekkeresi üzerine ... Başakşehir ... Merkezinin 09.01.2020 tarihli ve E.510028 sayılı yazısı ekinde 53 sayfalık işyeri unvan ve tescil listesi gönderilmiş ve 15.01.2020 tarihinde dosyaya girmiştir.
Mahkemenin 15.02.2021 tarihli müzekkeresi üzerine ... Şişli ... Merkezinin 09.03.2021 tarihli ve ... sayılı yazısında; anılan denetim raporuna istinaden 3.588.127,00 TL idari para cezası gönderilip tebliğ edildiği, işverenin 11.09.2018 tarih ve 11659862 sayılı itiraz dilekçesi üzerine 08.10.2018 tarih ve 13211605 sayılı yazı ile ret komisyon kararı gönderildiği ve işverenin 7143 sayılı yapılandırma kanunu ile 1.794.047,50 TL ödediği bildirilmiştir. Yazı ekinde yer alan "7143 Nolu Kanun İdari Para Cezası Borç Bilgisi" dökümünde 2009/06 - 2014/12 arasındaki her bir dönemin idari para cezası ile o dönemin hangi aracı koduna ait olduğu ayrı ayrı gösterilmiş; aynı ekteki ödeme planında ise borcun 1.794.047,50 TL anapara ve 80.732,14 TL taksit farkı olmak üzere toplam 1.874.779,64 TL olarak altı taksite bağlandığı, taksitlerin son ödeme tarihlerinin sırasıyla 07.09.2018, 31.10.2018, 31.12.2018, 28.02.2019, 30.04.2019 ve 01.07.2019 olduğu görülmüştür.
Bilirkişi Raporları:
İlk Derece Mahkemesince mali müşavir bilirkişiden aldırılan 13.01.2021 tarihli kök raporda; davacının Kuruma 29.08.2018, 31.10.2018, 31.12.2018, 28.02.2019, 30.04.2019 ve 01.07.2019 tarihlerinde altı ödeme hâlinde toplam 3.925.561,62 TL ödediği, sözleşme gereğince sorumluluğun davalıda olduğu, davalıya isabet eden tutarın hesaplanmasında davacı tarafından sunulan ve ... Şişli ... Merkezince onaylandığı belirtilen Müfredat Kartı esas alındığı, buna göre ... primi tutarının 882.518,45 TL, işsizlik primi tutarının 61.539,34 TL, idari para cezası tutarının 551.373,35 TL ve toplam borç tutarının 1.495.431,14 TL olduğu, takip tarihi itibarıyla işlemiş faizin ise üç kalemin de 29.08.2018 tarihinde ödendiği kabul edilerek on dört gün üzerinden toplam 6.251,74 TL hesaplandığı bildirilmiştir.
Aynı bilirkişiden tarafların itirazlarını karşılamak amacıyla aldırılan 13.05.2021 tarihli ek raporda ise; ...'dan istenen idari para cezalarına ait dökümlerin kök rapordaki tutarlarla eşleştiği, dava konusu e-faturanın davacı tarafından Gelir İdaresine beyan edildiği ancak davalı tarafından beyan edilmediği belirtilmiş; buna karşılık "Sayın Mahkeme'ce ...'dan ... primi ve İşsizlik Primi tutarlarına ilişkin belge istenmesi durumunda bu iki tutarın da eşleşip eşleşmediğinin bilirkişiliğimizce tespit edilebileceği" denilerek bu iki kalemin kurum kayıtlarıyla karşılaştırılamadığı bildirilmiştir.
Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair karar verilmiş olup, davalılar vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İstinaf sebeplerinin incelenmesi:
-Davalılar ...'a husumet yöneltilemeyeceği yönündeki itiraz yönünden inceleme:
Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir.
Yargıtay 6.Hukuk Dairesi'nin 2021/2315 E. 2022/1683 K ve 2016/3482 E. 2026/3352 K. Sayılı içtihatlarında da belirtildiği üzere, ... Kurumu alacakları yönünden ayrı bir düzenleme mevcut olup, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun "Primlerin Ödenmesi" başlıklı 88. maddesinin 20. fıkrası; “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanun'da belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile Kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü içermektedir. Bu hükme göre, ... Kurumu'nun tüzel kişi işveren şirket hakkında takibat yapmadan, doğrudan yönetici ile kanuni temsilciler hakkında 6183 sayılı Yasa uyarınca önce takibe girişme ve malvarlıklarına haciz koydurma yetkisi bulunmaktadır. ... Kurumu’nun prim alacaklarından dolayı kanuni temsilcilerin sorumluluğu fer’i bir sorumluluk olmayıp birinci derecede ve doğrudan bir sorumluluktur. Kurumun şirket yöneticisi ile kanuni temsilcisinin malvarlığına haciz uygulatabilmesi için 6183 sayılı Yasa hükümleri uyarınca bir takip başlatması gerekir.
Somut olayda, davacı ile davalı şirket arasında düzenlenen 13/02/2012 tarihli temizlik hizmet sözleşmesi uyarınca davacı şirket nezdinde temizlik hizmetinde çalışan personellerin ... nezdinde ödenmesi gereken prim borçları ile işsizlik primlerinin ödenmediği belirtilerek davalılar aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemiyle eldeki dava açılmıştır. Yukarıda açıklanan yasa maddeleri ve yargıtay içtihatları gözetildiğinde, ... Kurumu tarafından prim alacaklarından dolayı açılan bir davanın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık taraf şirketler arasında düzenlenen hizmet sözleşmesine dayalı olarak davacı tarafça ödendiği belirtilen ... prim borçları ile işsizlik primlerinin tahsilinin talep edildiği nazara alındığında, davalılar ...'a husumet yöneltilemeyeceği anlaşılmaktadır. İş bu nedenle, mahkemenin bu davalılar yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermesi gerekirken aksi düşünce ile yargılamaya devam ederek hüküm tesis etmesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerle, davalılar ... vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerindedir.
-Davalı şirket yönünden ileri sürülen istinaf sebeplerinin incelenmesi:
5510 sayılı Kanun'un 12. maddesinin altıncı fıkrasında "Sigortalılar, üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bunlarla sözleşme yapmış olsalar dahi, asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumludur'' hükmü yer almaktadır. 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinin birinci fıkrasında ise "Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar" düzenlemesi bulunmakta olup, anılan maddenin son iki fıkrası Anayasa Mahkemesinin 19.03.2015 tarihli ve E.2014/144, K.2015/29 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
Bilirkişi ek raporunda, hüküm altına alınan 1.495.431,14 TL'nin 944.057,79 TL'lik kısmını oluşturan ... primi ve işsizlik primi tutarlarının kurum kayıtlarıyla eşleşip eşleşmediğinin tespit edilemediği, bunun için mahkemece belge istenmesi gerektiği bildirilmiş olmasına rağmen mahkemece bu eksiklik giderilmeden hüküm kurulmuştur. Kök raporda ise, üç alt işveren arasındaki dağıtımın doğruluğu denetlenmemiş, davacı tarafından hazırlanan tablodaki tutarların doğru olduğu kabulü ile yetinilmiştir. Ek raporda idari para cezası yönünden yalnızca toplam tutarın eşleştiği bildirilmiş olup, bu tutarın alt işverenler arasındaki dağıtımı ayrıca denetlenmemiştir.
Dosyada bulunan ve değerlendirilmeyen 09.03.2021 tarihli ... yazısı ekindeki döküm, her bir dönemin idari para cezasını aracı kodu bazında göstermekte olup, 25.05.2018 tarihli ... yazısına göre 002 numaralı aracı davalı .... Ltd. Şti. olduğundan, söz konusu döküm dağıtımın doğrudan denetimine elverişlidir. Bu belge değerlendirilmeden, davalıya isabet ettiği kabul edilen idari para cezasının hangi dönemlere ait olduğu ve tutarın doğru hesaplanıp hesaplanmadığı belirlenememektedir. Aynı ekteki ödeme planında yer alan 80.732,14 TL taksit farkının Kurumca kesilen ceza olmayıp davacının taksitle ödeme tercihinden doğan vade farkı niteliğinde bulunduğu ve sözleşmenin 3.10. maddesi kapsamında rücu edilip edilemeyeceğinin tartışılması gerektiği hâlde, bu husus üzerinde durulmadığı görülmüştür.
Kök raporun 1 numaralı tablosunda davacının ödemelerinin altı taksit hâlinde ve 29.08.2018 ilâ 01.07.2019 tarihleri arasında yapıldığı gösterildiği hâlde, aynı raporun 6 numaralı tablosunda üç kalemin de 29.08.2018 tarihinde ödendiği varsayılarak faiz hesaplanmıştır. ...'nın 09.03.2021 tarihli yazısı eki ödeme planı ile birlikte değerlendirildiğinde, takip tarihi olan 12.09.2018 itibarıyla idari para cezasının yalnızca birinci taksitinin ödenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Sözleşmeye dayalı rücu alacağı ancak ödeme yapıldığı ölçüde ve ödeme tarihinde doğacağından, takip tarihi itibarıyla davacının fiilen ödediği tutar ile bunun davalıya isabet eden kısmı belirlenmeden hem işlemiş faizin hem de takip konusu alacağın kapsamı saptanamaz. Yine aynı sebep kapsamında, davalının hangi işçi için hangi dönemde sorumlu tutulduğu ve taraflar arasındaki sözleşmenin yürürlük dönemi ile 2009/06 - 2014/12 devrelerine ilişkin tahakkuk dönemlerinin örtüşüp örtüşmediği de araştırılmamış olmakla raporun ödemeler ve faiz bakımından detaylı inceleme içermediği yolundaki itiraz yerindedir.
Davalı vekili aşamalarda, aynı davacının aynı denetim raporuna dayanarak açtığı İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/958 E. sayılı dosyasında mükerrer talepte bulunulduğunun tespit edildiğini beyan etmiştir. Anılan dosya 30.01.2018 tarihli denetim raporundan ve aynı toplam ödemenin alt işverenler arasında dağıtımından kaynaklanmakta olup, bir alt işveren yönünden tespit edilen mükerrerlik diğerlerinin payını doğrudan etkileyebilecek niteliktedir. Buna rağmen dosya celbedilmemiş, anılan dosya kapsamındaki rapor ile eldeki dosyada alınan rapor karşılaştırılmamıştır.
O hâlde ilk derece mahkemesince yeniden yapılacak yargılamada; ilgili ... Merkezlerinden davalı şirkete ilişkin 30.01.2018 tarih ve ... sayılı denetim raporu ile eklerinin, tahakkuk eden ... primi ve işsizlik primi tutarlarının idari para cezasında olduğu gibi işçi, dönem ve aracı kodu bazında dökümünün, bu kalemlere ilişkin varsa yapılandırma ve ödeme planlarının getirtilmesi; davacının, dava dışı Kuruma yaptığı ödemelerin tarih, tutar ve hangi tahakkuka mahsuben yapıldığının ödeme belgeleriyle belirlenerek takip tarihi itibarıyla fiilen ödenmiş ve davalıya isabet eden tutarın ayrıca saptanması, İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/958 E. sayılı dosyasının celbi ile oradaki heyet raporunun ve mükerrerlik tespitinin eldeki dosya bakımından değerlendirilmesi ve içinde bir ... uzmanı bulunan bilirkişi heyetinden, davalıya isabet eden prim, işsizlik primi ve idari para cezası tutarlarının işçi ve dönem bazında, teşvik kayıpları ile yapılandırma indirimleri ve taksit farkları da ayrıştırılarak hesaplanması yolunda rapor alınması gerekmektedir. İş bu eksiklikler tamamlandıktan sonra varılacak sonuç dairesinde hüküm tesis edilmelidir.
Açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalıların istinaf başvurusunun ayrı ayrı KABULÜ ile, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/11/2021 tarihli ve 2019/960 Esas - 2021/804 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,
3-Davalılar tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, davalılar tarafından yatırılan karar harcının istemi halinde davalılara iadesine,
4-Davalıların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/09/2026