Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1739 E. 2026/1466 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1739
- Karar No
- 2026/1466
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
46. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1739
KARAR NO : 2026/1466
KARAR TARİHİ: 24/09/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (KAPATILAN)BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/06/2026
NUMARASI : 2026/154 D.iş, 2026/158 D.iş Karar
DAVANIN KONUSU: İhtiyati Haciz
KARAR YAZIM TARİHİ: 24/09/2026
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karara ilişkin ihtiyati haciz isteyen tarafça süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okundu.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İhtiyati haciz isteyen vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından karşı taraf ... Limited Şirketi'ne; 18.03.2026 tarihinde 747.660,00 TL, 19.03.2026 tarihinde 600.000,00 TL, 19.03.2026 tarihinde 394.000,00 TL, 25.03.2026 tarihinde 759.000,00 TL, 30.03.2026 tarihinde 380.000,00 TL olmak üzere toplam 2.880.660,00 TL tutarında borç gönderildiğini, dekontlarda "borç" ve "borç ödemesi" ibarelerinin yer aldığını, karşı tarafın söz konusu tutarı iade etmediğini, taraflar arasında gerçekleştirilen ... yazışmalarında borçlu şirket yetkilisi ...'ın borcun varlığını kabul ettiğini, Bursa 23. Noterliği'nin 09.04.2026 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ödeme talep edildiğini, ihtarnamenin 10.04.2026 tarihinde tebliğ edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine Büyükçekmece İcra Dairesi'nde ... Esas sayılı dosya ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, karşı tarafın bu takibe haksız ve gerekçesiz itiraz ederek takibi durdurduğunu, borçlunun mal kaçırma ihtimalinin yüksek olduğunu, alacağın herhangi bir teminat altında bulunmadığını ve alacağın tahsilinin tehlikeye girdiğini beyan etmiş, bu çerçevede borçlunun menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine 3.371.557,26 TL tutarında ihtiyati haciz konulmasını talep ve dava etmiştir.
İDM'ce verilen D.iş kararı ile;
"ihtiyati haciz talebinin, İİK m. 257 ve m. 258'de aranan koşulların gerçekleşmediği, özellikle haciz sebebinin varlığı konusunda yaklaşık ispat yükümlülüğünün yerine getirilemediği gerekçesiyle REDDİNE" şeklinde hüküm tesis edilmiştir.
İDM tarafından verilen karara karşı, ihtiyati haciz isteyen tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İhtiyati haciz isteyen vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından karşı taraf şirkete; toplam 2.880.660 TL'nin borç olarak gönderildiğini, dekont açıklamalarında da borç ibaresinin belirtildiğini, karşı taraf şirketin kararlaştırılan günde borcun iadesini yapmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin iyi niyetli olarak karşı taraf şirket yetkilisiyle defalarca iletişim kurduğunu, ... üzerinde yazışmalar yaptığını ancak netice alamadığını, ... yazışmalarında da borçlu şirket yetkilisi tarafından borcun varlığının kabul edildiğini, dekont açıklamalarında borç ödemesi şeklinde kısa bir açıklama yapıldığını, bu ibareden ilk etapta sanki müvekkilinin bir borcu varmış ve onu ödüyormuş gibi anlam çıkarılsa da; esasında tam tersi olduğunun başkaca delillerle sabit olduğunu, karşı taraf şirketin borç gönderilen meblağları iade etmemesi üzerine kendisiyle defalarca görüşüldüğünü, ...'tan yazışmalar yapıldığını, noterden ihtarname gönderilerek 6 haftadan fazla süre beklenildiğini, icra takibi yapıldığını, itiraz edilmesi üzerine arabulucuya başvurulduğunu, taraflarınca itirazın iptali davası açılacağını, ancak arabulucu ve dava süreci dikkate alındığında bu süre içinde borçlunun mal kaçırma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu, alacağın rehin ya da başka bir şekilde teminat altında da olmadığından alacağın tahsilinin tehlikeye düştüğünü ve taraflarınca ihtiyati haciz kararı talep edildiğini, hukuki ilişkinin niteliğinin ödünç olduğu ... yazışmalarından ortaya çıktığını, "bu borçlar" ifadesiyle banka kanalıyla gönderilenin, ihtarnamede açıkça belirtilen ve icra takip talebi ile ödeme emrinde tüm detayları açıklanan borçlar olduğu tartışmasız olduğunu, zira taraflar arasında bu ilişkinin haricinde herhangi bir mal veya hizmet alım-satımı söz konusu olmadığını, bu anlamda herhangi bir iletişimleri olmadığını, borçlu tarafın ödeme vadesi gelmesine rağmen sürekli oyaladığını, icra takibine gerekçesiz itiraz ederek kazandığı süre içinde alacağın tahsilini tehlikeye düşürmek ve belkide imkansız hale getirme amacında olduğunu, tüm bu nedenlerle; Bakırköy 3. Asliyet Ticaret Mahkemesinin 2026/154 D.İş, 2026/158 Karar sayılı, 16.06.2026 tarihli kararının kaldırılmasına, ihtiyati haciz kararı verilmesi talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Talep, davacının ödünç sözleşmesinden kaynaklı alacağı için davalının taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına ilişkindir.
İİK 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına (önceden) geçici olarak el konulmasıdır.
İhtiyati haciz, HMK 406/2 maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haczin şartları ve etkileri ise İİK 257. maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
“Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder” şeklindedir.
Maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir.
Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir.
Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi İİK.’nun 257. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir.
İhtiyati haczin yasal koşulları açısından alacağın varlığı, miktarı ve muacceliyeti hususlarının kesin ispatından ziyade yaklaşık ispatının gözetilmesi gerektiği, yaklaşık ispata ve sunulan belgelere göre alacağın varlığı, miktarının tespiti ve muacceliyet hususunda kanaat edinilmesinin yeterli olduğu ileri sürülebilir ise de; yaklaşık ispat ölçütünde, mahkemede oluşması gereken kanaatin, alacağın varlığı ve muacceliyetini basit bir ihtimalden ziyade kuvvetle muhtemel göstermesi ve kanaat olması gerekir.
Bu genel açıklama çerçevesinde somut olay irdelendiğinde; taraflar arasında borcun varlığı, miktarı ve muacceliyet konusunda uyuşmazlık bulunduğu, tek başına "borç ödemesi" açıklamalı dekontların yaklaşık ispat için yeterli olmadığı, alacağın varlığı, miktarının tespiti ve muacceliyeti yaklaşık ispat ölçülerinde ortaya konamadığı gözetildiğinde, İİK 257 vd. maddelerinde düzenlenen ihtiyati haciz şartları oluşmadığından şartları oluşmayan istemin reddine karar verilmesi gerektiği, banka dekontları ile ... kayıtlarının yaklaşık ispat şartını sağlamaya yeterli olmadığı, yine karşı tarafın kaçma şüphesi olasılığı yaklaşık olarak ispatlanamadığı gözetildiğinde; İİK 257 maddede düzenlenen ve şartları oluşmayan ihtiyati haciz isteminin reddi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Bu itibarla; ihtiyati haciz talep edenin istinaf talebinin dosyadaki yazılara, değişik iş kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve 6100 sayılı HMK 355. maddedeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde yapılan inceleme neticesinde; özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre istinaf talebinin HMK/353.1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmakla, oy birliği ile aşağıdaki hükmün kurulması cihetine gidilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.HMK m.353/1.b.1 gereğince ihtiyati haciz talep edenin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,
2.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına,
3.Alınması gereken harç peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,
5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 24/09/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.