Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2119 E. 2026/1868 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2119
Karar No
2026/1868
Karar Tarihi

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/2119

KARAR NO: 2026/1868

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 07/08/2026 (Ara Karar)

NUMARASI: 2026/791 E.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/10/2026

KARAR YAZIM TARİHİ: 02/10/2026

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde: "...Davalı ile müvekkil şirket arasında ticari ilişkinin kurulması ve çeklerin bu ilişki kapsamında verilmesi1-)Müvekkil uzun yıllardır ecza deposu olarak faaliyet gösteren ... 'nin tanınmış ve saygın ecza depolarından biridir. Davalı şirket 2026 yılı başlarından itibaren müvekkil şirkete çeşitli ilaçların satışı amacıyla iletişime geçmiş, taraflar arasında telefon görüşmeleri, WhatsApp yazışmaları ve e-posta üzerinden yürütülen görüşmeler neticesinde toplam 11.652.300,00 TL bedelli ilaç alım satımı konusunda anlaşmaya varılmıştır.Taraflar arasındaki bu ticari ilişki kapsamında davalı şirket, ... tarihinde ilk parti ürünlerin teslimini gerçekleştirmiş ve bu teslime ilişkin ilk faturayı düzenlemiştir. Akabinde davalı şirket tarafından, satışa konu ürünlerin cinsini, miktarını ve bedellerini gösteren ... tarihli teklif formu WhatsApp aracılığıyla müvekkile gönderilmiş; taraflar arasındaki ticari ilişki bu teklif doğrultusunda yürütülmüştür.Bu anlaşmanın kapsamı, davalı tarafından ... tarihinde WhatsApp üzerinden gönderilen teklif formunda ayrıntılı olarak gösterilmiş olup; teklif formunda toplam 11.652.300,00 TL bedelli satışa konu ürünler, miktarları ve birim fiyatları tek tek belirtilmiştir.

Taraflar arasında kurulan bu ticari ilişki kapsamında cari hesap oluşturulmuş, teslim edilen ürünlere ilişkin faturalar düzenlenmiş, sipariş, teslimat ve bakiye süreçleri WhatsApp ve e-posta yazışmalarıyla yürütülmüştür.

Ek 1 : Teklif Formu ve Cari Hesap Ekstresi

Ek 2 : Cari Hesap Ekstresi

2-)Bu çerçevede ... tarihinde davalının Elazığ'dan Kayseri'ye gelmesi üzerine , taraflar arasında kurulan ticari ilişkiye, ilk parti teslimatın gerçekleştirilmiş olmasına ve davalının bakiye teslimleri de yerine getireceğine duyulan güvene dayanarak müvekkil şirket yetkilisi ... tarihinde toplam 11.652.300,00 TL bedelli, farklı vade tarihleri içeren aşağıda seri, tutar ve vade tarihleri belirtilen 6 adet çeki imzalayarak müvekkil iş yerine gelen davalı tarafa elden teslim etmiştir. Davalı ... tarihinde elden 6 adet çek teslim aldığına dair çek fotokopilerinin altını imzalayarak kaşelemiş ve aldığı çekleri gösterir kağıdı müvekkile teslim etmiştir.

Davalı şirkete elden teslim edilen çeklere ilişkin bilgiler şu şekildedir.

-... tarih ve 1.000.000,00TL bedelli ... seri numaralı

- ... tarih ve 2.000.000,00TL bedelli ... seri numaralı

- ... tarih ve 2.000.000,00TL bedelli ... seri numaralı

- ... tarih ve 2.652.300,00TL bedelli ... seri numaralı

- ... tarih ve 2.000.000,00TL bedelli ... seri numaralı

- ... tarih ve 2.000.000,00TL bedelli ... seri numaralı

Ek 3 :Davalı tarafa teslim edilen çekleri gösterir davalı tarafça imzalanıp kaşelenmiş çek fotokopileri

3-)Ancak aradan geçen süre zarfında davalı şirket tarafından müvekkile sadece 7.306.860,00 TL tutarında ilaç teslimi yapılmış, 4.345.440 TL bedelli ilaçların teslimi ise çeşitli gerekçeler ileri sürülerek sürekli ertelenmiş, müvekkil, kalan ürünlerin teslimini defalarca talep etmiş olmasına rağmen davalı taraf kalan ürün teslimini gerçekleştirmemiştir. Müvekkil şirket yetkilisi birçok kez ...numaralı telefon hattını kullanan ve kendisini ... olarak tanıtan alım satım sürecini yöneten şirket yetkilisine whatsapp üzerinden kalan ürünlerin teslim edilmesi talebini iletmiş olmasına rağmen müvekkil devamlı oyalanmış ve bir sonuç alamamıştır. Aradan geçen süre zarfında önce müvekkili bugün yarın gibi bahanelerle oyalayan davalı sonrasında ise müvekkilin yazışmalarına cevap vermemiştir. Ancak müvekkile ürün teslimi yapılmadığı, ürün teslimi yapılmamasına rağmen fazladan fatura kesildiği ve bu faturaların yanlışlıkla kesildiği hususundaki davalının kabulü taraflar arasındaki yazışmalarda kabul ve ikrar edilmiştir. Bu yazışmalar incelendiği zaman müvekkilin mağduriyeti net bir şekilde anlaşılacaktır. Whatsapp yazışma içeriğinde teklif formları,davalının müvekkile ürün teslim etmediğine dair müvekkilin "4.345.440 tl bakiye kaldı "mesajına davalının "yarın konuşalım abi ,sana hiç mal teslim etmedim" müvekkilin 29.06.2026 tarihinde " göndermediğiniz ürünlerin faturasını temel fatura olarak kesmişsiniz , geçen hafta da kesmiştiniz, bunlara red verilmiyor " mesajına karşılık davalının "muhasebeyi aradım , bilgi verecekler , iade kesin abi yanlışlık olmuştur, sorun değil "şeklindeki mesajı davalının kalan ürünleri teslim etmediği, teslim etmediği ürünlere fatura kestiği ve kalan bakiye yönünden teslimatın yapılmadığını göstermektedir. Özellikle davalının, müvekkilin "4.345.440 TL bakiye kaldı" mesajına karşılık verdiği "yarın konuşalım abi, sana hiç mal teslim etmedim" şeklindeki cevabı, teslim edilmeyen malların bulunduğunu davalının kabul ettiğini göstermektedir. Yine davalı, teslim edilmeyen mallar için düzenlediği faturalar konusunda da "yanlışlık olmuştur, sorun değil" diyerek düzenlenen faturaların gerçeği yansıtmadığını kabul etmiştir.Yazışmalara ilişkin ekran görüntüsü dilekçemiz ekinde ibraz edilmiş olup, gerek görülmesi halinde müvekkil telefonunda yazışmalara ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmasını temin için müvekkilin telefonu mahkemenize teslim edilecektir.

Ek 4 : Teslim edilen ilaçlara ilişkin Fatura no ... , ... ve ... numaralı faturalar

Ek 5 : whatsApp yazışmalarına ilişkin ekran görüntüleri

4-)Müvekkilin tüm şifahi başvurularına rağmen bakiye ürünleri teslim etmeyen davalı bu kez kötüniyetli olarak teslimini yapmadığı ürünler için faturalar düzenleyerek müvekkile göndermiştir, Teslim edilmeyen ürünlere ilişkin davalı tarafça ... numaralı fatura düzenlenmiş, müvekkil ürün teslimi yapılmadığı için bu faturayı ... ve ... fatura numaralı iade faturası ile yine davalı tarafça düzenlenen ... fatura numaralı faturayı da ... fatura numaralı iade faturası ile iade etmiştir.Yine bu ticari ilişki kapsamında davalı tarafça kötüniyetli olarak ... numaralı fatura düzenlenmiş, müvekkil şirketçe red verilmiştir.İlk iade (red) faturası düzenlenirken ürün adedi sehven eksik gösterildiğinden, eksik kalan ürünler yönünden ilave bir iade (red) faturası düzenlenmiş ve bu fatura ilk iade faturası ile ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle dosyada toplam 3 adet iade (red) faturası bulunmaktadır. Söz konusu ilave iade faturası, yeni bir ticari işlemden kaynaklanmayıp yalnızca ilk iade faturasındaki sehven eksik düzenlemenin tamamlanması amacıyla düzenlenmiştir. Davalının iade edilmeyen mallara ilişkin fatura kesmiş olduğuna ilişkin taraflar arasındaki yazışmalara dilekçemizin 3. maddesinde değinilmiştir.Ek 6 :Teslim edilmeyen ilaçlara ilişkin davalı tarafça düzenlenen 2 adet satış faturası ile müvekkil tarafından düzenlenen 3 adet iade (red) faturası

5-)Müvekkille davalı taraf arasında bir defaya mahsus ticari ilişki kurulmuş ancak davalı tarafça ürün teslimi yapılmayarak ve güven ilişkisi çerçevesinde teslim edilmeyen mallara isabet eden çek bedeli kadar olan tutardaki çek müvekkile iade edilmeyerek müvekkil mağdur edilmiştir.Davalı tarafından teslim edilen ürünlerin toplam bedeli 7.306.860,00 TL olup, bu tutar mahsup edildiğinde davalının elinde teslim edilmeyen mallara isabet eden toplam 4.345.440,00 TL bedelli çek bulunmaktadır.

Şu hale göre davalı elinde bulunan;

... Bank ... / ... Şubesi ... tarih ve 2.652.300,00TL bedelli ... seri numaralı çekin 345.440 TL lik kısmı

- ... Bankası ... / ... Şubesi ... tarih ve 2.000.000,00TL bedelli ... seri numaralı çekin 2.000.000,00TL si

- ... ... Bankası ... ... Sanayi Şubesi ... tarih ve 2.000.000,00TL bedelli ... seri numaralı çekin 2.000.000,00TL si ürün teslimi yapılmadığı için bedelsiz kalmıştır.

Davalıya teslim edilen çekler, tek başına bağımsız bir borç ikrarı değil; taraflar arasındaki ticari satış ilişkisinin ifasına bağlanmış, karşı edim gerçekleştiği ölçüde anlam kazanan bir ödeme aracıdır. Yukarıda belirttiğimiz üzere müvekkile teslim edilmeyen mal karşılığı çekin bedelsiz kaldığı açıktır.

Yukarıda belirttiğimiz hususları özetleyecek olursak

Toplam teklif bedeli : 11.652.300 TL

Teslim edilen ürün : 7.306.860 TL

Teslim edilmeyen ürün : 4.345.440 TL

Bedelsiz kalan çekler

... seri numaralı çekin 345.440,00 TLlik kısmı

... seri numaralı çek 2.000.000,00 TL

... seri numaralı çek 2.000.000,00 TL bedelli çeklerdir

Kısmi ifa edilen satışta bakiye edim yerine getirilmemiştir Taraflar arasındaki ilişki karşılıklı borç yükleyen ticari satış ilişkisidir. Bu tür ilişkilerde satıcının edimi, teslim; alıcının edimi ise kararlaştırılan bedelin ödenmesidir. Ne var ki alıcının ödeme borcu, satıcının teslim borcunun tamamlanması ve ifanın sözleşmeye uygun biçimde gerçekleşmesiyle birlikte değerlendirilir. Kısmi teslim yapılmış olması, davalıya teslim edilmeyen bakiye mallar yönünden çekleri aynen muhafaza edip tahsile yönelme serbestisi vermez Müvekkil şirket tarafından davalıya yapılan ödemelerin, teslim edilmiş ürünler bakımından ifa anlamı taşıdığı tartışmasızdır. Ancak bakiye teslimin yapılmaması sebebiyle, elde kalan çekin dayanağı da ortadan kalkmıştır. Davalı, kısmi ifa ile yetinip bakiye edimini yerine getirmemek suretiyle, çek bedelinin tamamını talep etme hakkını ileri süremez. Bu yönden uyuşmazlığın özü, çekin kambiyo vasfından değil, temel ilişkide ifa edilmeyen edimden kaynaklanan bedelsizlik iddiasından ibarettir Bu hususta, kısmi teslim karşılığında çeklerin tamamının tahsiline gidilemeyeceği ve teslim edilmeyen kısım bakımından bedelsizlik iddiasının menfi tespit davasının konusunu oluşturabileceği yönünde birçok Yargıtay kararı mevcuttur. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2014/6118 E., 2014/8750 K., T. 06.05.2014 sayılı kararında, ihdas sebebinin gerçekleşmemesi nedeniyle senedin bedelsiz kaldığının taraflar arasında geçerli delillerle kanıtlanabileceğini vurgulamıştır. “Çek ihdas sebebini ihtiva etmeyen bir kambiyo senedi ise de, ihdas sebebinin ne olduğu ve bu sebebin gerçekleşmemesi nedeniyle senedin bedelsiz kaldığı hususu kambiyo ilişkisinin tarafları arasında geçerli delillerle kanıtlanabilir. Çekin avans olarak verildiğinin yazılı delille ispat edilmesi gerekir.”Müvekkil ile davalı şirket arasında ki teklif formu, hesap ekstresi, WhatsApp ve e-posta yazışmaları ile kısmi teslime ilişkin faturalar, çeklerin ilaç alım satımına ilişkin kurulan ticari ilişki için verildiğini göstermektedir. Taraflar arasında bu ticari ilişki öncesinde kurulmuş herhangi bir ticari ilişki bulunmamaktadır. Tarafların tek ticari ilişkisi dava konusu ilaç alım satımına ilişkindir. Dilekçemiz ekinde ibraz ettiğimiz whatsapp yazışma kayıtları, tüm delil ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, çeklerin bedelsiz kaldığını ve müvekkilin bakiye çekler bedeli yönünden borçlu olmadığını ispata yeterli kuvvetli emareler mevcuttur.Ekte ibraz edilen 2017/19 -1639 Esas ve 2019/170 Karar sayılı ilamı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ile benzer mahiyetteki bir olayda davacının haklı olduğu belirtilerek çekin bedelsizliğine ve davacının açtığı davanın kabulüne karar verilmiştir. İhtar gönderilmiş, arabuluculuk yoluna başvurulmuş dava dışı bırakılmak istenen uzlaşma yolu sonuçsuz kalmıştır Müvekkil şirket tarafından, bakiye ürünlerin teslim edilmesi veya çeklerin iadesi istemiyle davalı tarafa ... ... Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı gönderilmiş ihtar ... tarihinde davalıya tebliğ edilmesine rağmen ihtara hiçbir cevap verilmemiş, hatta ihtar tarihinden sonra dahi teslimi yapılmayan ürünler için kötüniyetli olarak faturalar düzenlenmiştir. Cevapsız bırakılan ihtar, yalnızca davalının iyi niyetli bir ifadan kaçındığını değil, aynı zamanda uyuşmazlık konusu çeklerin tahsil edilmek istendiğini de göstermektedir.Yine taraflar arasındaki uyuşmazlığın arabuluculuk yolu ile giderilmesini temin için arabulucuya başvurulmuş ancak anlaşma sağlanamamıştır. Kayseri Arabuluculuk bürosunun ... Arabuluculuk dosya numaralı, ... Büro Dosya Numaralı arabuluculuk son tutanağı ektedir.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde dava dışı çözüme ulaşma ihtimalinin ortadan kalktığı ve müvekkilin iş bu davayı açma ve tedbir isteme zaruretinin bulunduğu hususu açıktır.

Ek 7 : ... ... Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı

Ek 8 :Kayseri Arabuluculuk bürosunun ... Arabuluculuk dosya numaralı, ... Büro Dosya Numaralı arabuluculuk son tutanağı

Tedbirin hukuki zemini ve yaklaşık ispat ölçüsü

Davalının gönderilen ihtara ve yazışmalara cevap vermemesi ve birçok kez talep edilmesine rağmen bakiye ilaç teslimini yapmaması ve arabuluculuk aşamasında anlaşmaması davalının çekleri bankaya ibraz ederek tahsil ve takip konusu yapacağının göstergesidir. Çeklerin vadesinin çok yakın olması nedeniyle müvekkil ileride telafisi güç zararlarla karşı karşıya kalma riski altındadır. Şayet çekler bankaya ibraz edilir, ödeme yapılır veya takip başlatılırsa, müvekkil şirket haksız biçimde nakit çıkışına zorlanacak; sonradan açılacak iade ve istirdat süreçleri müvekkilin ticari faaliyeti üzerinde ağır baskı oluşturacaktır. Müvekkil şirket Elazığ'da faaliyet gösteren ecza depolarından haricen yaptığı araştırmalar neticesinde davalı şirketin bu şekilde birçok şirketi mağdur ettiğini, kısa süre içerisinde sürekli adres değişikliği yaptığını, maddi olarak zor günler geçirdiğini öğrenmiştir. Bu itibarla davalının elinde bulunan müvekkile ait çeklerin bedelsiz kalan kısımlarını da ciro yolu ile devretme girişiminde bulunması, tahsil girişiminde bulunması kuvvetle muhtemeldir.İşbu dava, İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi anlamında icra takibinden önce açılan menfi tespit davasıdır. Takip öncesi açılan menfi tespit davasında, alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere teminat karşılığında icra takibinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilebileceği kanunda açıkça düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın mahiyeti gereği burada aranan ölçü tam ispat değil, yaklaşık ispattır. Müvekkilin elindeki teklif formu, hesap ekstresi, dijital yazışmalar ve faturalardan oluşan dosya, çeklerin dayanağının gerçekleşmeyen bakiye mal teslimi olduğunu açıkca ortaya koymaktadır

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2021/1947 E., 2022/802 K., T. 19.04.2022 sayılı kararında, ticari mal satış sözleşmesi kapsamında avans verildiği belirtilen çeklerin mallar teslim edilmediği için ödenmesinin tedbiren durdurulması ve icra takibine konu edilmesinin önlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Aynı kararda, geçici hukuki koruma bakımından yaklaşık ispatın yeterli olduğu açıkça belirtilmiştir ❝ “Davacı vekilince ortaya konulan iddia ve anlatımlar, davanın niteliği gereği geçici hukuki koruma için yaklaşık ispata yeter mahiyettedir. İİK'nın 72-(2) maddesi uyarınca dava sonuna kadar çekin ödenmesinin durdurulmasına yönelik geçici koruma talebinin kabulü gerekir.Müvekkilin davalı şirkete teslim ettiği çeklerin, müvekkil şirkete teslim edilmeyen ilaçlar nedeniyle bedelsiz kaldığı açıktır. Davalının elindeki çeklerin tahsile veya takibe konu edilmesi hâlinde, müvekkilin ticari itibarı ve nakit akışı ciddi biçimde zarar görecektir. Bu nedenle dava sonuçlanıncaya kadar çekin bankaya ibrazının ve herhangi bir tahsil işlemine veya takibe konu edilmesinin önlenmesi zorunludur. Tedbir kararı verilmemesi hâlinde, dava sonunda verilecek hüküm fiilen etkisiz kalacak; menfi tespit davasının koruyucu işlevi ortadan kalkacaktır.Müvekkil şirket davalı tarafça teslimi yapılan ürünler bakımından herhangi bir uyuşmazlık ileri sürmemekte; yalnızca teslim edilmeyen 4.345.440,00 TL bedelli mallar yönünden çeklerin bedelsiz kaldığını iddia etmektedir. Bu bedel yönünden teslim yapılmadığı hususu davalı tarafında kabulündedir. Yine şirket kayıtları ile de bu husus sabittir. Müvekkil teslim edilen malların bedelini ödemekten kaçınmamakta; yalnızca karşı edimi eksik ifa edilen kısım yönünden hukuki koruma talep etmektedir.Çek kambiyo senedi olmakla birlikte, ilk lehtar ile düzenleyen arasındaki temel ilişkiden tamamen kopuk değerlendirilmesi mümkün değildir. Özellikle çekin hangi ticari ilişki nedeniyle verildiği ve bu ilişkinin karşı ediminin ifa edilip edilmediği, taraflar arasında ileri sürülebilir defilerin değerlendirilmesinde belirleyicidir. Somut olayda çeklerin hangi ticari ilişki kapsamında verildiği, çeklerin davalıya teslim edildiği, teslim edilen ürün miktarı ile teslim edilmeyen ürün miktarı, teslim edilmeyen mallara rağmen çeklerin iade edilmediği ve bu hususun davalının kendi dijital yazışmalarıyla da doğrulandığı dosya kapsamındaki delillerle açıkça ortaya konulmuştur.Bu nedenle uyuşmazlık, çekin kambiyo vasfından değil; temel ticari ilişkinin kısmen ifa edilmemesi nedeniyle teslim edilmeyen mallara isabet eden çek bedellerinin bedelsiz kalmasından kaynaklanmaktadır. Dosyada mevcut deliller, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için aranan yaklaşık ispat koşulunu fazlasıyla karşılamaktadır.

Belirttiğimiz nedenlerle müvekkilin ileride telafisi güç zararlarla karşılaşmasının önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir talebinde bulunma zarureti hasıl olmuştur.

Hukuki Sebepler: İİK m.72, HMK m.389 ve devamı, TTK, TBK ve ilgili sair mevzuat.

S Deliller :

• Taraflar arasındaki teklif formları

• Hesap ekstresi / cari hesap kayıtlar

• WhatsApp yazışmalar

• E-posta yazışmalar

• Arabuluculuk son tutanağı

• Faturalar

• Davalı tarafa gönderilen tebliğ şerhli noter ihtarnamesi

• Çek fotokopileri / çek bilgiler

• Ticari defterler ve kayıtlar

• Bilirkişi incelemesi

• Tanık anlatımı (isim ve adresleri bildirilecektir )

• Yemin , isticvap

• ve Her türlü yasal delil

SONUÇ VE İSTEM:Yukarıda arz ve izah edilen ve re'sen gözetilecek nedenlerle; davanın KABULÜ ile,

1-İhtiyati Tedbir Talebimizin Kabulü İle;İİK m. 72/2 uyarınca teminat karşılığında dava konusu;

- ... Bank ... ... Şubesi ... tarih ve 2.652.300,00 TL bedelli ... seri numaralı çekin 345.440,00 TL'lik KISMI,

- ... Bankası ... Sanayi/ ... Şubesi ... tarih ve 2.000.000,00 TL bedelli ... seri numaralı çekin TAMAMI,

- ... ... Bankası ... ... Sanayi Şubesi ... tarih ve 2.000.000,00 TL bedelli ... seri numaralı çekin TAMAMI yönünden;

dava sonuna kadar davalı tarafından Üçüncü Kişilere Devir Ve Ciro Edilmesinin Önlenmesine, Muhatap Bankalara İbrazı Halinde Hamile Ödeme Yapılmasının Önlenmesine (ödemeden Men) Ve İcra Takibine Konu Edilmesinin Önlenmesine Dair İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLMESİNE,

2-Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla; teslim edilmeyen ürünler sebebiyle bedelsiz kalan yukarıda dökümü yapılan çekler ve meblağlar yönünden Müvekkil Şirketin DAVALIYA BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,

3-Davalının haksız ve kötüniyetli tutumu sebebiyle, bedelsiz kalan tutarın İİK m.72 uyarınca %20’sinden az olmamak üzere KÖTÜNİYET TAZMİNATI ÖDEMEYE MAHKUM EDİLMESİNE

4-Dava aşamasında çeklerin 3. kişilerce veya davalıca tahsil edilmesi halinde davanın İSTİRDAT DAVASI OLARAK DEVAMINA

5-Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini,..." talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkeme 07/08/2026 tarihli gerekçeli ara kararı ile;

"...İİK'nın 72/3 maddesi hükmüne göre "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın % 15'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir".Somut uyuşmazlık konuları ve yasa maddeleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacı taraf tedbiren çeklerin dava sonuna kadar 3. Kişilere ciro edilmesinin önlenmesi, icra takibinin konu edilmesinin önlenmesi ve çekin bankaya ibrazı neticesinde ödenmesinin önlenmesi talep etmiş ancak dava dosyasına sunulan teklif formunda bahse konu çekleri bilgilerinin yazılmadığı, yazışmanın yapıldığı telefon numarasının bulunmadığı numaranın isim kaydı olarak yer aldığı, nitekim yazışma içeriklerinde de çeklerin açıkça yazılmadığı, çekilen ihtarnamenin de tek taraflı olarak davacı tarafından düzenlenildiği, davacı tarafın iddiaların yargılama gerektirdiği, uyuşmazlıkta bu aşamada yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmediği dikkate alınarak ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır.

KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-İhtiyati tedbir talep edenin ihtiyati tedbir talebinin ayrı ayrı REDDİNE,,,

,,..." şeklinde karar verilmiştir.

Bu ara karara karşı ,ihtiyati tedbir talep eden davacı şirket vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ : ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde; "... Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2026/791 E sayılı dosyası ile açmış olduğumuz İhtiyati Tedbir Talepli menfi tespit davasında, Mahkemece verilen 07.08.2026 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Mezkur ara kararı usul ve yasaya ve dosya kapsamına uygun bulmadığımızı öncelikle belirterek karara ilişkin istinaf gerekçelerimizi Sayın Mahkemenin bilgi ve takdirlerine arz ederiz. İlk derece mahkemesince verilen ara kararda özetle; dava dosyasına sunulan teklif formunda dava konusu çeklere ilişkin bilgilerin bulunmadığı, WhatsApp yazışmalarının yapıldığı telefon numarasının bulunmadığı ve numaranın yalnızca isim kaydı olarak yer aldığı, yazışma içeriklerinde çeklerin açıkça belirtilmediği, ihtarnamenin davacı tarafça tek taraflı düzenlendiği, davacı iddialarının yargılamayı gerektirdiği, bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği gerekçeleriyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Ancak söz konusu değerlendirme, ihtiyati tedbir kurumunun niteliğine, HMK'nın yaklaşık ispat ölçütüne ve dosyada mevcut delillerin birlikte değerlendirilmesi zorunluluğuna aykırıdır.

Mahkemece, her bir delil tek başına değerlendirilmiş, delillerin bütün olarak değerlendirilmemesi neticesinde olay örgüsü kurulamayarak hatalı bir şekilde yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.

Oysa dosyaya ibraz etmiş olduğumuz deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki ticari ilişkinin kurulması sırasında müvekkil şirketin, davalı şirketçe üzerinde anlaşılan bedel karşılığında ürünlerin tamamının teslim edileceği yönündeki haklı ve iyiniyetli beklentisiyle hareket ettiği, bu kapsamda ticari ilişki üzerinde anlaşılan toplam bedelin tamamına ilişkin çekleri ciro ederek teslim ettiği, ancak davalı tarafça ürünlerin tamamının teslim edilmediği ve teslim edilmeyen ürünlerin 4.345.440,00 TL tutarındaki kısmına karşılık gelen bedel yönünden çeklerin bedelsiz kaldığı yönündeki iddiamızın dosya kapsamındaki delillerle ( teklif formu , whatsapp yazışmaları, davalı tarafça teslim alınan çeklere ilişkin olarak imzalanıp müvekkil şirkete verilen çek teslim belgeleri vs. delillerle) ortaya konulduğu açıktır.Nitekim dosyada mevcut deliller birbirinden bağımsız ve kopuk deliller olmayıp, aynı ticari ilişkinin farklı aşamalarını ve taraflar arasındaki olay örgüsünü ortaya koyan, birbirini tamamlayan delillerdir. Müvekkil şirket, ticari ilişkinin başlangıcında ürünlerin teslim edilmeyeceğini bilerek veya öngörerek hareket etmemiş; aksine, çekleri ürünlerin tamamının teslim edileceğine ilişkin haklı güven ve iyi niyet içerisinde davalı şirkete teslim etmiştir. Ürünlerin bir kısmının teslim edilmemesi üzerine taraflar arasında gerçekleştirilen yazışmalar da bu sürecin devamında ortaya çıkmış olup, söz konusu yazışmaların ticari ilişkinin kuruluşu, çeklerin verilme nedeni, kısmi ürün teslimi ve teslim edilmeyen bakiye ürünlere ilişkin uyuşmazlıkla birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, mahkemenin yapmış olduğu gibi dosya kapsamındaki delillerin her birinin diğerinden bağımsız şekilde ve tek başına değerlendirilmesi, taraflar arasındaki ticari ilişkinin gerçek mahiyetinin ve olayların gelişim sırasının anlaşılmamasına neden olmuştur. Delillerin birbirini tamamlayan bir bütün olarak değerlendirilmesi halinde ise; çeklerin, teslim edilmeyen ürünlere ilişkin kısım yönünden bedelsiz kaldığına ilişkin iddiamızın dosya kapsamıyla uyumlu ve birbirini doğrulayan deliller bütünüyle desteklendiği açıkça görülmektedir.

II. İHTİYATİ TEDBİR AŞAMASINDA ARANAN ÖLÇÜ KESİN İSPAT DEĞİL, YAKLAŞIK İSPATTIR

6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından veya gecikme nedeniyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir.HMK'nın 390/3. maddesinde ise açıkça; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” düzenlemesine yer verilmiştir.Dolayısıyla kanun koyucu, ihtiyati tedbir aşamasında kesin ispatı değil, yaklaşık ispatı yeterli görmüştür. İhtiyati tedbirin amacı da zaten davanın esasını nihai olarak çözmek değil, yargılama devam ederken mevcut hukuki durumun korunmasını ve ileride verilecek hükmün etkisiz hale gelmesinin önlenmesini sağlamaktır.Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 2022/174 Esas, 2022/222 Karar sayılı kararında da, talep konusu senetlerin sözleşmeye istinaden verildiği hususunun tam olarak ispat edilememiş olmasına rağmen, dosyadaki sözleşme ve diğer delillerin yaklaşık ispat için yeterli olduğu kabul edilerek tedbir verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aynı kararda, menfi tespit davasında senetlerin icra takibine konu edilmemesine yönelik tedbirin uyuşmazlığın esasını çözmediği, yalnızca geçici hukuki koruma niteliğinde olduğu da açıkça ifade edilmiştir.Bu nedenle ilk derece mahkemesinin “iddiaların yargılamayı gerektirdiği” gerekçesi, tek başına ihtiyati tedbir talebimizin reddini gerektirmemektedir. Zira esasen her ihtiyati tedbir talebi, nihai

yargılamayı gerektiren bir uyuşmazlık üzerinde verilmektedir.Aksi kabul, HMK m.390/3'te düzenlenen “yaklaşık ispat” kurumunu fiilen ortadan kaldıracak ve tedbir aşamasında kesin ispat aranması sonucunu doğuracaktır.

III. DOSYADAKİ DELİLLER BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE YAKLAŞIK İSPAT KOŞULU GERÇEKLEŞMİŞTİR

Müvekkil şirket ile davalı şirket arasında toplam 11.652.300,00 TL bedelli ilaç alım satımı konusunda ticari ilişki kurulmuştur. Bu ticari ilişki kapsamında müvekkil tarafından aşağıda dökümünü belirttiğimiz toplam 11.652.300,00 TL bedelli 6 adet çek ciro edilerek davalı şirket yetkilisine elden teslim edilmiştir. Yine bu ilişki kapsamında davalı tarafından ise müvekkile toplam 7.306.860,00 TL tutarında ürün teslim edilmiş, buna karşılık 4.345.440,00 TL bedelindeki ürünler teslim edilmemiştir. Davalı şirket yetkilisi ile yapılan whatsapp yazışmalarında davalı "sana hiç ürün teslim etmedim abi " şeklindeki beyanı ile de ürün teslim etmediğini kabul ve ikrar etmiştir. Dolayısıyla dosyada yalnızca davacı müvekkil şirketin tek taraflı iddiası bulunmamaktadır.Dava dilekçemiz ekinde dosyaya ; taraflar arasında kurulan ticari ilişkiye ilişkin teklif formu, ticari ilişkinin varlığını gösteren faturalar, teslim edilen ürünlere ilişkin belgeler, faturalar, müvekkil tarafından düzenlenen iade faturaları, WhatsApp yazışmaları ( telefon numarası açıkca gösterilmiş bir şekilde ), çeklerin davalıya teslim edildiğini gösteren, davalı şirket kaşesinin bulunduğu belge, ... ... Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, ihtarın 26.06.2026 tarihinde tebliğ edildiğine ilişkin belge ve kayıtlar ibraz edilmiştir. Bu delillerin her birinin diğerinden bağımsız olarak değil, birbirini tamamlayan deliller bütünü olarak değerlendirilmesi gerekmekte iken Mahkemece her bir delil ayrı ayrı değerlendirilmiş, bu nedenle de olayda bütünlük kuralamamıştır. Dosyada mevcut delillerin her birinin diğerinden bağımsız ve tek başına kesin ispat sağlayıp sağlamadığı üzerinden değerlendirme yapılması isabetli değildir. Zira ihtiyati tedbir aşamasında aranması gereken yaklaşık ispat ölçütü bakımından, dosyaya sunulan delillerin birbirini tamamlayan nitelikleri gözetilerek bir bütün halinde değerlendirilmesi gerekir. Oysa somut olayda Mahkemece deliller ayrı ayrı ele alınmış; teklif formunda çek numaralarının bulunmaması, WhatsApp yazışmalarında çek numaralarının açıkça belirtilmemesi ve ihtarnamenin tek taraflı olması gibi hususlar birbirinden bağımsız eksiklikler olarak değerlendirilmiş, bu deliller arasındaki bütünlük ve birbirlerini destekleyen mahiyetleri göz ardı edilmiştir. Bu şekilde yapılan değerlendirme sonucunda, dosya kapsamındaki deliller arasındaki bağlantı ve bütünlük kurulamamış; birbirini tamamlayan delillerin oluşturduğu toplam ispat gücü göz ardı edilmiştir.”

IV. ÇEKLER KURULMUŞ OLAN TİCARİ İLİŞKİ KAPSAMINDA AYNI TARİHTE DAVALIYA TESLİM EDİLMİŞTİR

Davacı müvekkil şirket yetkilisi tarafından ... tarihinde;

... vadeli ... seri numaralı 1.000.000,00 TL ( ödendi )

... vadeli ... seri numaralı 2.000.000,00 TL,

... vadeli ... seri numaralı 2.000.000,00 TL,

... vadeli ... seri numaralı 2.652.300,00 TL,

... vadeli ... seri numaralı 2.000.000,00 TL,

... vadeli ... seri numaralı 2.000.000,00 TL olmak üzere toplam 11.652.300,00 TL bedelli 6 adet çek davalıya teslim edilmiştir. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin kurulması ve çek tesliminin aynı tarih olması, çeklerin taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında verildiğine ilişkin kuvvetli bir emare oluşturmaktadır. Davalı şirket çekleri teslim aldığına ilişkin belgeyi imzalayıp kaşelemiştir, çeklerin toplam tutarının taraflar arasındaki ticari ilişkinin toplam bedeli olan 11.652.300,00 TL ile birebir örtüşmesi, çeklerin bu ticari ilişki kapsamında verildiğine ilişkin son derece kuvvetli bir delildir.

V. TEKLİF FORMUNDA ÇEK NUMARALARININ BULUNMAMASI, ÇEKLERİN TİCARİ İLİŞKİ İLE BAĞINI ORTADAN KALDIRMAZ

İlk derece mahkemesinin ret gerekçelerinden birisi de, teklif formunda dava konusu çeklere ilişkin bilgilerin bulunmamasıdır. Ancak teklif formunun fonksiyonu, satıma konu malların cinsini, miktarını ve bedellerini belirlemektir. Çeklerin teklif formunda tek tek seri numaralarıyla gösterilmemiş olması, bu çeklerin söz konusu ticari ilişki kapsamında verilmediği anlamına gelmez.Nitekim; teklif formundaki toplam bedel 11.652.300,00 TL'dir, davalıya teslim edilen çeklerin toplam bedeli 11.652.300,00 TL'dir, çeklerin tamamı aynı tarihte davalıya teslim edilmiştir, çeklerin teslim edildiğine ilişkin belge bulunmaktadır, davalı tarafından ürünlerin bir kısmı teslim edilmiş,7.306.860,00 TL tutarındaki ürün tesliminden sonra 4.345.440,00 TL tutarındaki bakiye ürün teslim edilmemiştir.

Bu olgular birlikte değerlendirildiğinde, müvekkile eksik ürün teslim edildiği ve buna bağlı olarak bir kısım çeklerin bedelsiz kaldığı yönündeki iddianın yaklaşık ispat düzeyinde ortaya konulduğu açıktır. Bu nedenle teklif formunda çek numaralarının bulunmaması, tek başına yaklaşık ispat koşulunu ortadan kaldıran bir eksiklik değildir.

Kaldı ki çeklerin teklif formunda bulunması, çeklerin o ticari ilişki kapsamında verildiğinin ispatı bakımından zorunlu bir şekil şartı da değildir. Aksi yöndeki yaklaşım, ticari ilişkilerde ödeme araçlarının mutlaka ilk teklif veya sipariş belgesinde tek tek belirtilmesini zorunlu hale getirecek olup, böyle bir hukuki zorunluluk bulunmamaktadır. Böyle bir zorunluluğun aranması, ticari hayatın olağan işleyişine ve ticari teamüllere de uygun değildir.

VI. WHATSAPP YAZIŞMALARININ İÇERİĞİ, TEDBİR AŞAMASINDA DİKKATE ALINMAMIŞ YAZIŞMALAR İNCELENMEMİŞTİR. Dosyaya sunulan WhatsApp yazışmaları, taraflar arasındaki ticari ilişkinin yürütülme biçimini açıkça ortaya koymaktadır.Müvekkil şirketin Kayseri ilinde faaliyet göstermesi , davalı şirketin ise Elazığ ilinde faaliyet göstermesi nedeniyle taraflar arasındaki sipariş, teslimat, bakiye ve fatura süreçlerinin WhatsApp üzerinden yürütülmüştür. Whatsapp yazışma kayıtları dosyaya ibraz edilmiştir. Yazışma yapılan davalı taraf telefon numarası... 'tür. Yazışmaların bu numara ile yapıldığı eklerde bellidir. Kaldı ki yazışmalar tek bir günde değil, ürün teslim edilmemesi üzerine ürün tesliminin sağlanması amacıyla dava tarihine kadar gelen süreçte farklı zamanlarda defaatle yapılmıştır. Whatsaapp yazışmalarında müvekkilin “4.345.440 TL bakiye kaldı” şeklindeki mesajına davalı tarafın;“yarın konuşalım abi, sana hiç mal teslim etmedim” şeklindeki cevabı dahi ihtiyati tedbir aşamasında, müvekkilin teslim edilmeyen mallara ilişkin iddiasını kuvvetli biçimde destekleyen bir delil oluşturmaktadır. Yine yazışmalarda müvekkilin;“göndermediğiniz ürünlerin faturasını temel fatura olarak kesmişsiniz...” şeklindeki mesajına karşılık davalının;“muhasebeyi aradım... iade kesin abi yanlışlık olmuştur, sorun değil” şeklindeki cevabı da teslim edilmeyen ürünler yönünden düzenlenen faturaların taraflar arasındaki gerçek ticari durumu yansıtmadığı yönündeki iddiamızı desteklemektedir.Bu yazışmaların kesin delil niteliğinde olup olmadığı, tarafların gerçek iradesini kesin olarak ortaya koyup koymadığı elbette esas yargılamasında tartışılacaktır. Ancak ihtiyati tedbir aşamasında gereken de zaten bu değildir. Bu yazışmaların yaklaşık ispat bakımından kuvvetli bir delil/emare teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.Mahkemenin “çek numaraları yazışmalarda açıkça belirtilmemiştir” gerekçesi, yazışmaların bütün içeriği ve ticari ilişkinin diğer delilleriyle birlikte değerlendirilmesi halinde tedbir talebinin reddini gerektirecek nitelikte değildir.

VII. WHATSAPP NUMARASININ BELLİ OLMAMASI YAZIŞMALARIN DELİL NİTELİĞİNİ ORTADAN KALDIRMAZ

İlk derece mahkemesince, yazışmaların yapıldığı telefon numarasının bulunmadığı ve numaranın yalnızca isim kaydı olarak yer aldığı belirtilmiştir. Oysa whatsapp yazışmalarının hangi numara ile yapıldığının anlaşılmasını temin için dava dilekçemiz ekinde ibraz ettiğimiz whatsapp yazışma kaydında yazışma yapılan karşı taraf yetkilisinin telefon numarası da açıkca bellidir. Yazışma yapılan davalı taraf telefon numarası ... 'tür. Numara dilekçemiz ekinde ki whatsapp yazışmalarında açık olarak ibraz edilmiş olmasına rağmen eksik inceleme ile ara karar kurulmuştur.Kaldı ki bu husus, yazışmaların hukuki değerinin ortadan kaldırılmasını gerektirmemektedir. Dava dilekçemiz de yazışmaların yapıldığı ...numaralı hattı kullanan ve kendisini davalı şirketin alım-satım sürecini yöneten yetkilisi olarak tanıtan kişi ile iletişim kurulduğunu açıkça belirtmiştik.Yazışmaların gerçekten davalı şirket yetkilisine ait olup olmadığı hususu ise gerektiğinde telefon kayıtları celp edilerek, WhatsApp yazışmaları üzerinde inceleme yaptırılarak, bilirkişi incelemesi, müvekkil telefonu üzerinde yapılacak inceleme, tarafların ticari kayıtları ve diğer elektronik deliller vasıtasıyla esas yargılamasında araştırılabilecektir. Dava aşamasında yapılacak inceleme neticesinde haklılığımızın ortaya çıkması halinde, bu aşamada ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması nedeniyle müvekkilin telafisi güç zararlara uğraması söz konusu olabilecektir. Müvekkil, ticari itibarının zedelenmemesi amacıyla bedelsiz kalan çeklerin bedellerini ödemek zorunda kalabilecek; davalı şirketin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar nedeniyle bu ödemeleri sonradan geri tahsil edememe riskiyle karşı karşıya kalabilecektir. Bu durum, müvekkil açısından ekonomik olarak önemli bir yük doğuracaktır. Bu itibarla, müvekkilin telafisi güç zararlara uğramasının önlenmesi açısından ihtiyati tedbir kararı verilmesi elzemdir.Nitekim yazışmaların müvekkil telefonunda mevcut olduğu ve gerektiğinde bilirkişi incelemesine sunulabileceği de tarafımızca bildirilmiştir. Dolayısıyla bu hususun esas yargılamasında yapılacak teknik incelemelerle açıklığa kavuşturulması mümkün olup, henüz bu inceleme yapılmadan söz konusu yazışmaların yaklaşık ispat bakımından tamamen değersiz kabul edilmesi isabetli değildir.Bu itibarla henüz yargılama yapılmadan, sırf ekran görüntülerinde telefon numarasının açıkça görünmediği gerekçesiyle (ki numara açık olarak yazışmalar dosyaya ibraz edilmiştir ) bu delillerin yaklaşık ispat bakımından hiçbir değer taşımadığının kabul edilmesi isabetli değildir.

VIII. TESLİM EDİLMEYEN MALLAR İÇİN DÜZENLENEN FATURALAR VE İADE FATURALARI DA BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLMELİDİR

Davalı tarafından müvekkile teslim edilmeyen mallara ilişkin faturalar düzenlenmiştir. Müvekkil ise teslim edilmeyen ürünler yönünden;

... ,

... ,

... numaralı iade faturalarını düzenlemiş ve davalı tarafından düzenlenen ilgili faturaları iade etmiştir.

Ayrıca davalı tarafından düzenlenen ... numaralı faturaya da itiraz edilmiştir.Bu belgeler, taraflar arasında teslim edilmeyen ürünler ve bunların faturaları konusunda gerçek bir ticari uyuşmazlık bulunduğunu göstermektedir. Daha da önemlisi, müvekkilin teslim edilmeyen mallara ilişkin faturalara yönelik itirazına (...“göndermediğiniz ürünlerin faturasını temel fatura olarak kesmişsiniz...” ) davalının ( “muhasebeyi aradım... iade kesin abi yanlışlık olmuştur, sorun değil”) şeklindeki cevabı da birbirini desteklemektedir.Dolayısıyla ortada yalnızca müvekkil tarafından oluşturulmuş tek taraflı bir hesap ekstresi bulunmamakta, tarafların karşılıklı ticari belgeleri ve yazışmaları bulunmaktadır.

IX. İHTARNAMENİN TEK TARAFLI OLMASI, DİĞER DELİLLERİ DEĞERSİZ HALE GETİRMEZ

Mahkemece ... ... Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin davacı tarafından tek taraflı düzenlenmiş olması da ret gerekçesi yapılmıştır.İhtarnamenin tek taraflı bir hukuki işlem olduğu tartışmasızdır. Ancak ihtarnameyi tek başına ispat aracı olarak dosyaya ibraz etmedik. Bu itibarla İhtarname değerlendirilirken ;taraflar arasındaki ticari ilişki, teklif formu, çeklerin teslimi, teslim edilen ve edilmeyen mallara ilişkin faturalar, iade faturaları, WhatsApp yazışmaları birlikte değerlendirilmeli idi.İhtarname davalıya tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalı tarafından cevap verilmemesi müvekkilin isteminin haksız olduğunu göstermemektedir. Davalı, müvekkil şirketçe iyiniyetli olarak kendisine yöneltilen “bakiye ürünleri teslim et veya çekleri iade et” hususlarını ihtiva eden ihtara karşı herhangi bir cevap vermemiştir. Bu durumun red gerekçesi yapılması değil, davalının müvekkil şirketin ihtarnamesinde ileri sürdüğü hususlara karşı herhangi bir açıklama veya itirazda bulunmadığını göstermesi bakımından, dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

X. DAVALI TARAFIN TESLİM EDİLMEYEN ÜRÜNLER İÇİN ÇEKLERİ MUHAFAZA ETMESİ, TELAFİSİ GÜÇ ZARAR TEHLİKESİNİ ORTAYA ÇIKARMAKTADIR

Müvekkil şirketçe davalıya teslim edilen çeklerden davalı tarafından teslim edilmeyen ürünlerin bedeli olan 4.345.440,00 TL lik kısmı ürün teslimi yapılmadığı için bedelsizdir.

Teslim edilen ürün bedeli tutarınca çek ödendikten sonra aşağıda belirtilen çekler bedelsiz kalmıştır.

- ... Bank ... / ... Şubesi ... tarih ve 2.652.300,00 TL bedelli ... seri numaralı çekin 345.440,00 TL'lik KISMI,

- ... Bankası ... Sanayi/ ... Şubesi 25.09.2026 tarih ve 2.000.000,00 TL bedelli ... seri numaralı çekin TAMAMI,

- ... ... Bankası ... ... .... Şubesi ... tarih ve 2.000.000,00 TL bedelli ... seri numaralı çekin TAMAMI

olmak üzere toplam 4.345.440,00 TL"dir.Söz konusu çeklerin vadeleri Ağustos ve Eylül 2026 tarihlerinde olup, kısa süre içerisinde bankaya ibraz edilerek tahsil edilecek veya icra takibine konu edilecektir. Bu durumda müvekkil şirket, henüz teslim almadığı ürünlerin bedelini fiilen ödemek zorunda kalabilecektir. Ayrıca davalının içinde bulunduğu maddi zorluklar, müvekkile teslim edeceği ürünleri tedarik ettiği şirketle olan sözleşmesinin davalı şirketin borcunu ödeyememesi nedeniyle feshedilmesi ve davalının ürün tedarik edememesi nedeniyle teslim etmesi imkânsız hale gelen ürünlerin bedelinin müvekkil tarafından ödenmek zorunda kalınması ihtimali de bulunmaktadır.İcra takibinin başlatılması halinde ise müvekkil şirket; icra takibi, haciz tehdidi, ticari faaliyetinin finansal olarak baskı altına girmesi, bankacılık ve ticari itibar bakımından olumsuz sonuçlar ile karşı karşıya kalabilecektir.Bu nedenle HMK m.389'da aranan gecikme sebebiyle sakınca veya ciddi zarar doğması tehlikesi somut olayda gerçekleşmiştir.

XI. TEDBİR TALEBİ DAVANIN ESASINI ÇÖZMEMEKTEDİR

İhtiyati Tedbir talebimiz fazlaya dair talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla müvekkil şirketin bedelsiz kalan çekler yönünden ileride telafisi imkansız zararlara uğramaması açısından çeklerin üçüncü kişilere ciro edilmemesi, çeklerin icra takibine konu edilmemesi, çeklerin bankaya ibraz edilmesi halinde bedelinin davalıya ödenmemesi yönündedir. Bu tedbirler yalnızca dava sonuçlanıncaya kadar mevcut durumun korunmasını amaçlamaktadır.

Tedbir kararı verilmesi halinde dahi esas mahkemesi, yargılama sonucunda çeklerin bedelsiz olup olmadığını, müvekkilin borçlu bulunup bulunmadığını ve tarafların nihai hak ve yükümlülüklerini ayrıca belirleyecektir.

Dolayısıyla tedbir talebinin kabulü davanın esasını çözmemektedir. İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesinin 2022/174 E., 2022/222 K. sayılı kararında da menfi tespit davasında senetlerin icra takibine konu edilmemesine yönelik tedbirin uyuşmazlığın esasını çözmeyen, geçici hukuki koruma niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.Bu nedenle ilk derece mahkemesinin yaklaşık ispat koşulunu dar yorumlayarak tedbir talebini reddetmesi hukuka aykırıdır.

XII. İİK'NIN 72. MADDESİ UYARINCA TAKİPTEN ÖNCE AÇILAN MENFİ TESPİT DAVASINDA TEDBİR İMKÂNI AÇIKÇA DÜZENLENMİŞTİR

İİK'nın 72. maddesi borçlunun, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat etmek amacıyla menfi tespit davası açabileceği hükmünü içermektedir. Takipten önce açılan menfi tespit davasında, mahkeme tarafından talep üzerine, alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Müvekkil ileride telafisi imkansız zararlara uğramamak adına kanunda öngörülen bu hukuki korumadan yararlanmak istemektedir.Müvekkil, Mahkemenin uygun göreceği teminatı yatırmaya hazırdır. Verilecek tedbir kararı ile müvekkilin telafisi mümkün olmayan zararlara uğraması önlenmiş, davalının muhtemel zararları ise teminat yolu ile güvence altına alınmış olacaktır. Böylelikle taraflar arasındaki menfaat dengesi korunmuş olacaktır.

XIII. TEDBİRİN KAPSAMI ÖLÇÜLÜ OLARAK BELİRLENEBİLİR

Mahkemenizce tedbir şartlarının oluştuğu kabul edildiği takdirde, tedbirin yalnızca uyuşmazlık konusu çeklerle ve bunların teslim edilmeyen mallara isabet eden bedelleriyle sınırlı olarak uygulanması mümkündür.

Bu nedenle talep edilen tedbir, davalının tüm ticari faaliyetlerini veya dava konusu olmayan herhangi bir malvarlığı unsurunu etkilememektedir. Tedbir yalnızca dava konusu edilen; 4.345.440,00 TL tutarındaki bedelsiz kaldığı ileri sürülen çekler ile sınırlıdır. Bu yönüyle de tarafımızca talep edilen

tedbir talebi /hukuki koruma hem ölçülü hem de uyuşmazlıkla doğrudan bağlantılıdır.

Yukarıda arz ve izah ettiğimiz nedenlerle İlk derece mahkemesinin ret kararında belirtilen; “çek bilgilerinin teklif formunda bulunmaması” “WhatsApp numarasının açıkça görünmemesi” “yazışmalarda çek numaralarının açıkça belirtilmemesi” ve“ihtarnamenin tek taraflı olması” hususları, dosyada mevcut diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde yaklaşık ispatın gerçekleşmediğini göstermemektedir.Aksine; toplam ticari ilişki bedeli ile çeklerin toplam bedelinin birebir örtüşmesi, çeklerin aynı tarihte ve aynı ticari ilişki kapsamında teslim edilmesi, çeklerin teslim alındığına ilişkin belge, ürünlerin bir kısmının teslim edilmiş olması, bakiye ürünlerin teslim edilmemiş olması, teslim edilmeyen ürünlere ilişkin faturaların düzenlenmesi, bu faturalara karşı iade faturaları düzenlenmesi, taraflar arasındaki WhatsApp yazışmaları, davalının teslim edilmeyen mallara ilişkin açıklamaları, noter ihtarı, ihtara cevap verilmemesi, çeklerin vadelerinin yaklaşmış olması birlikte değerlendirildiğinde, davacının dava konusu çeklerin teslim edilmeyen mallar yönünden bedelsiz kaldığına ilişkin iddiasının gerçeğe yakın derecede ortaya konulduğu açıktır.

XIV. MAHKEMECE DOSYA İÇERİSİNE CELP EDİLEN BA VE BS KAYITLARI DA TARAFLAR ARASINDAKİ TİCARİ İLİŞKİYİ İSPATLAR MAHİYETTEDİR.

Taraflar arasında kurulan ticari ilişki bu kayıtlar ile de sabittir. Bu itibarla İhtiyati tedbir aşamasında bundan daha ileri bir ispat aranması, HMK m.390/3'teki “yaklaşık ispat” ölçüsünün fiilen “kesin ispat” haline getirilmesi sonucunu doğuracaktır. Bu itibarla tedbir talebimizin reddi kararının kaldırılarak kabulüne karar verilmesini temin için iş bu istinaf başvurusunun yapılması zarureti hasıl olmuştur.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; İstinaf başvurumuzun KABULÜNE,

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.08.2026 tarihli ve 2026/791 Esas sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın KALDIRILMASINA,

İİK m.72 ve HMK m.389 ve devamı hükümleri uyarınca, mahkemenizce takdir edilecek teminat karşılığında;

- ... Bank ... /... Şubesi ... tarih ve 2.652.300,00 TL bedelli ... seri numaralı çekin 345.440,00 TL'lik KISMI,

- ... Bankası ... ... /... Şubesi ... tarih ve 2.000.000,00 TL bedelli ... seri numaralı çekin TAMAMI,

- ... ... Bankası ... ... ... Şubesi ... tarih ve 2.000.000,00 TL bedelli ... seri numaralı çekin TAMAMI yönünden davalı tarafından veya üçüncü kişiler aracılığıyla bankaya ibraz edilmesinin ve bedellerinin tahsil edilmesinin önlenmesine, anılan çeklerin davalı tarafından veya üçüncü kişilerce icra takibine konu edilmesinin önlenmesine, çeklerin bankaya ibraz edilmesi halinde bedellerinin davalıya ödenmemesi yönünde ilgili bankalar nezdinde gerekli tedbirin uygulanmasına, davalı tarafından dava konusu çeklerin üçüncü kişilere ciro edilmesinin önlenmesine,

Çek vadeleri yaklaşmış /gelmekte olduğundan (Eylül 2026) İstinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar tedbir talebinin etkisiz hale gelmemesi amacıyla, ivedilikle ve dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verilmesine, İstinaf yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini " ileri sürmüş ve talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenlenmiştir.Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından,istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri hakkında inceleme yapılmıştır.İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkemece verilmiş ve istinaf edilmiş olan 07/08/2026 tarihli gerekçeli ara kararda yazılı ayrıntılı açıklamalar ile bu aşamadaki mevcut dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde ; Davacı vekilince, taraflar arasındaki ticari alım-satım,cari hesap kapsamında karşı taraf satıcıya verdiğini iddia ettiği çeklerden dolayı,sözleşmeye konu malın teslim edilmediği/eksik teslim edildiği iddiasından bahisle "İİK m.72 ve HMK m.389 ve devamı hükümleri uyarınca, mahkemenizce takdir edilecek teminat karşılığında;

- ... ... ... /... Şubesi ... tarih ve 2.652.300,00 TL bedelli ... seri numaralı çekin 345.440,00 TL'lik KISMI,

- ... Bankası ... ... / ... Şubesi ... tarih ve 2.000.000,00 TL bedelli ... seri numaralı çekin TAMAMI,

- ... ... Bankası ... ... ... Şubesi ... tarih ve 2.000.000,00 TL bedelli ... seri numaralı çekin TAMAMI yönünden davalı tarafından veya üçüncü kişiler aracılığıyla bankaya ibraz edilmesinin ve bedellerinin tahsil edilmesinin önlenmesine, anılan çeklerin davalı tarafından veya üçüncü kişilerce icra takibine konu edilmesinin önlenmesine, çeklerin bankaya ibraz edilmesi halinde bedellerinin davalıya ödenmemesi yönünde ilgili bankalar nezdinde gerekli tedbirin uygulanmasına, davalı tarafından dava konusu çeklerin üçüncü kişilere ciro edilmesinin önlenmesine," dair İHTİYATİ TEDBİR kararı verilmesini talep etmişse de,çekin ciro kabiliyetini haiz kambiyo senedi vasfında ve kural/karine olarak bir ödeme vasıtası olduğu da birlikte dikkate alındığında, sözkonusu mahiyetteki tedbir taleplerinin kabulü için gerek HMK 389. vd. Maddeleri gerekse İİK 72/2 md gereğince yasaca aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların, bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre bulunmadığı anlaşıldığından sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle ve mahkemece de istinaf edilen gerekçeli ara kararı ile söz konusu ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olduğundan, istinaf edilen ara kararda usul, yasa ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı , ara kararının hukuka uygun olduğu, bu nedenlerle, ihtiyati tedbir talep eden davacı şirket vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;

1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2026/791 Esas sayılı, 07/08/2026 tarihli ara kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle ihtiyati tedbir talep eden davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-İstinaf eden davacı şirketten alınması gereken istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-istinaf eden davacı şirket tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının derdest dava sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,

4-İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f ile 391/3 bendi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2119, K. 2026/1868, T. 02.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2119-e-2026-1868-k-80420cd75868