Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/548 E. 2026/1719 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/548
- Karar No
- 2026/1719
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/548 KARAR NO : 2026/1719
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/10/2025 NUMARASI : 2025/7 Esas - 2025/859 Karar
DAVACI : ARICAN SOSYAL HİZMETLER NAKLİYAT VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - Bağlarbaşı Mah. İstasyon Cad. No:188/A Darıca/KOCAELİ VEKİLİ : Av. ... -... Gebze/KOCAELİ DAVALI : ... (T.C.No:...) - .... Darıca/KOCAELİ VEKİLİ : Av. ... - ... Kartal/İSTANBUL
DAVA : İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/08/2021
KARAR TARİHİ : 01/10/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 08/10/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı taraf, davacı şirkete %35 hissesinde ortak olup, 25/07/2019 tarihinde hissesini devrederek ortaklıktan ayrıldığını, 25/07/2019 tarihinde Gebze 4.Noterliği 09555 yevmiye nolu taahhütname ile "devrettiğim şirketle ilgili davalarım devam etmektedir.davaların aleyhime sonuçlanması halinde, ödemem gereken bilimum paraları, tazminatları, borçları devrettiğim hissem oranında ödeyeceğimi beyan ve taahhüt ederim." şeklinde taahhütte bulunduğunu, davalının şirkete ortak olduğu dönemde, şirket aleyhine açılmış bulunan Gebze 1. İş Mahkemesi 2019/266 E.-2021/148 K. sayılı ve davacısının ... olduğu, yine Gebze 1.İş Mahkemesi 2019/265 E.-2021/151 K.sayılı davacısının ... olduğu davaların sonuçlandığını, Anadolu 6.İcra 2021/7411 ve 2021/8570 Esas sayılı dosyalarından şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, söz konusu dosyalardan dolayı, alacaklı ve vekilinin yaptığı indirimler ile 194.255,00-TL şirket nam ve hesabından ödemeler yapıldığını, dosyaların kapatıldığını, davalı ...'un bu ödemelerden hissesine düşen borç tutarı 67.989,25.-TL olduğu, sözkonusu borcu ödemesi için kendisine karşı icra takibi yapılmışsa da itirazı üzerine takip durduğunu, ancak itirazların doğru olmadığını, zira itiraz dilekçesinde her ne kadar yargılama safhasından habersiz olduğunu, kendisine bir evrak tebliğ edilmediğini iddia etmekteyse de, sözkonusu davalar borçlu ... davacı şirkete ortak iken açıldığını ve şirket yetkilisi, ortağı olarak haberi olmaması mümkün olmadığını, sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, kaldı ki, verdiği taahhütnamede de davaların devam ettiğini bildiğini ve payına düşeni ödeyeceğini açıkça beyan ve kabul ettiğini, yine rücuya konu olan İş mahkemesi dosyaları incelendiğinde, işçiler ... ve ...'in, borçlu ...'un yeğenleri olduğunu, işçilerin dayısının arabasında çalıştığı, dayılarıyla aralarındaki geçimsizlikten dolayı işten çıktıkları tanık beyanları ile sabit olduğunu, yine işçilik alacağı olan davaların dava dilekçelerine bakıldığında da ücret alacaklarını ödemeyen ve feshe dayanak sağlayan kişinin işçilerin dayısı olan davalı olarak gösterildiği görüldüğünü, dava dilekçesinde " davalı firma ortaklarından ...’un davacının dayısı olması nedeni ile daimi olarak davacının ücretini kesip sonra alırsın diyerek yıllardır ücretinin eksik ödendiğini" şeklinde ...'un kusurlu olduğunu gösterir ifadeleri mevcut olduğunu, bu beyan, taahhüt, şirket ortaklık kayıtları v.s delil gözönüne alındığında davalı borçlunun, borcundan sorumlu olduğu aşikar olduğunu, buna rağmen yapılan itiraz tamamen kötüniyetli ve icra takibini uzatmaya yönelik olduğunu, bu nedenlerden dolayı itirazın iptaline ve borçlunun alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalı, ... davacı tarafta bulunan şirkette ortak olup, 15.07.2019 yılında ortaklığını sonlandırdığını, davalı ortaklığını sonlandırırken her ne kadar devam eden davalar yönünden hissesine düşeceğini taahhüt etse de işbu davaya konu bedelin kaynağını oluşturan ilamların ihbarı davalıya yapılmadığından davalının takip başlatılan bedel tutarında sorumlu olduğunun kabulü mümkün olmadığını, her ne kadar davacı yanca açılan huzurdaki dava, Noterden alınan 09555 numaralı taahhüde dayalı olarak açılmışsa da alınan taahhüt kanunun öngördüğü şekil şartlarına haiz olmayıp bu sebeple de geçerli olmadığını, davalıya, takibe dayanak ilamların ihbarı yapılmadığını, davalı söz konusu aleyhe bedelden ödeme emrinin kendisine tebliğ edilmesi anında haberdar olduğunu, takibe dayanak gebze 1. İş Mahkemesi 2019/265 Esas ve 2019/266 Esas sayılı dosyaların safahatinden, gerekli savunmaların / itirazların yapıldığından hatta verilen ilk derece mahkemesinin kararının istinaf edildiğini dahi bilmediğini, tüm bunlar ortadayken ve davacı tarafça da davalının noterde verdiği taahhütnameye dayanılarak ihbar etme zahmetinde dahi bulunmayan davacı tarafın yerel mahkeme tarafından takdir edilen bedelin ödendiği sebeple de davalı aleyhine icra takibi başlatılarak harç, masraf ve vekalet ücretleri yönünden bir kez daha mağdur edilerek gerek maddi gerekse de manevi zarara uğratılmak istendiğini, davalı borçlu durumda olduğunu, hakkında başlatılan Gebze İcra Dairesi 2021/10869 esas sayılı icra dosyası ile öğrenmiş olduğunu, haklı olarak bu bedelin sebebini öğrenmek istediğini, ancak şimdiye kadarki her işlem gibi bu işlem de muallakta bırakıldığını, icra takibi açılırken dayanak olarak dahi takibe konu ilamlara yer verilmediğini, bu sebeple de davalıya gönderilen ödeme emrinde söz konusu para borcuna ilişkin takip alacaklısı tarafından takip talebinde belirtilen 67.989,25.-TL bedel ve mahkemelerin esas ve karar numaraları dışında herhangi bir bilgiye yer verilmediğini, ihbar edilmediğinden dolayı söz konu dosyalardan dahi haberi olmayan davalıya gönderilen ödeme emrinde geçen mahkeme bilgileri ile söz konusu bedel üzerinden sorumluluğuna gidilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerden dolayı davanın reddini, mahkeme aksi kanaatte olması halinde ise takip bedelinin hesaplanmasını ve fazla bedel yönünden davanın reddini, söz konusu takibin tutarının belirlenmesinde yargılama gerektiğinden davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesini, yapılacak yargılama neticesinde davanın reddi ile davacı taraf aleyhine dava değerinin en az %20'si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d ve 115/2 maddesi gereği aktif husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle, yerel mahkeme gerekçesinde sadece bilirkişi raporunu dayanak almış ise de bilirkişinin görev ve yetkisini aşar şekilde hukuki yorum yaptığını, mahkemeyi ve verilecek kararı etkilediğini, yönlendirdiğini, bilirkişi raporun dava konusu taahhütnamenin hukuki niteliğini dahi belirlediğini, belirdiği niteliğe göre de alacağımız olmadığına adeta karar verdiğini, bilirkişinin yaptığı tüm bu işlemler hukuk kuralları çerçevesinde yasak olduğunu, kaldı ki bilirkişi S.M.M.M olup, hukuk konusunda hiçbir yetkinliği bulunmadığını, sözkonusu taahhütname tarafların ortak niyeti ve taraflar arasındaki menfaat dengesi gözönüne alındığında, yorumlandığında, taahütnamenin şirkete verildiği ve sonrasında yapılan takip ve davaya da aktif dava ehliyeti itirazı olmadığından taahhütnamenin Arıcan şirketine verildiği ve ödemenin Arıcan Sosyal Hizmetler Ltd. Şti.'ye yapılacağının anlaşıldığını beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER: Gebze 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/10/2025 Tarih - 2025/7 Esas - 2025/859 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; 25/07/2019 tarihli taahhütnameden kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacı tarafından, davalının ortaklıktan ayrılırken, 25/07/2019 tarihinde Gebze 4. Noterliği 09555 yevmiye nolu taahhütname ile "devrettiğim şirketle ilgili davalarım devam etmektedir.davaların aleyhime sonuçlanması halinde, ödemem gereken bilimum paraları, tazminatları, borçları devrettiğim hissem oranında ödeyeceğimi beyan ve taahhüt ederim." şeklinde taahhütte bulunduğu, bu taahhüt kapsamında kalan harcamaların yapıldığı iddiasıyla ve davalıdan bu harcamaların tahsili amacıyla icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine itirazın iptali için eldeki davanın açıldığı, davalının davanın reddini savunduğu, Mahkemece aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edildiği görülmektedir. 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı yasanın 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesine eklenen 5/A- 1 maddesinde; "Bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır" hükmüne, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 2. Fıkrasında ise "davacı arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içerir davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir" düzenlemesine yer verilmiştir. Ticari davalarda arabulucuya başvuru zorunluluğu getiren 6102 sayılı TTK'nın m. 5/A(1) hükmü 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31'inci maddesiyle bu fıkrada yer alan ''paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında'' ibaresi ''para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında'' şeklinde değiştirilmiştir. 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanunun 31. maddesi ile değişik TTK'nın 5/A maddesinin son hali "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde olmuştur. Eldeki dava limited şirket ortağının hisse devri kapsamında vermiş olduğu taahhütten kaynaklanmakta olup, 6102 Sayılı TTK'nın 4. maddesi gereğince davanın mutlak ticari dava niteliğinde bulunduğu, bu hususun Sakarya BAM. 5. HD.'nin 2024/1857 E., 2024/1928 K. Sayılı kararı ile tespit edildiği, itirazın iptali davası da mahiyeti itibariyle alacağın ödenmesi talebine yönelik olması sebebiyle dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'ya eklenen 5/A maddesi uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasına dair dava şartına tabi olup, eldeki davada dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığının sabit olması ve davadan önceki tarihi kapsayan herhangi bir arabuluculuk tutanağı da sunulmamış olması karşısında davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan 6325 sayılı kanunun 18/A-2. maddesi gereğince usulden reddine şeklinde karar verilmesi gerekirken, davanın esasına etkili olacak şekilde aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi hatalı bulunmuştur. Kararın kaldırılarak davanın arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemesi nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle esastan reddine, yerel mahkemenin kararının HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzeni gereğince kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE; 2-)Gebze 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/10/2025 Tarih - 2025/7 Esas - 2025/859 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 355. ve 353-(1)-b)-2) maddeleri uyarınca kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA, YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA, a-Davanın, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemesi nedeniyle USULDEN REDDİNE, b-Alınması gerekli 615,40-TL harcın peşin yatırılan 821,14-TL harçtan mahsubu ile bakiye 205,74.-TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, c-Davalı tarafından yatırılan ve posta gideri olarak sarf edilen 127,80-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ç-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT 7/2 maddesi uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, d-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 3-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a-Bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, b-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, c-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına, ç-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, d-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, e-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine, İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/10/2026
... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... *Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır.
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*