İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/910 E. 2026/521 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/910
Karar No
2026/521
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/910 KARAR NO : 2026/521

BAŞKAN : Dr. ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... -... DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... -....

DAVA : İtirazın İptali /Ticari Satımdan Kaynaklanan DAVA TARİHİ : 18/12/2024 KARAR TARİHİ : 25/06/2026 KARAR Y.TARİHİ : 08/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan "itirazın iptali" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili firmanın medikal malzeme ticareti yapan bir firma olduğunu, müvekkil firmanın davalıya satmış olduğu malzemelerin teslim edilmiş olmasına karşın bedellerin eksik ödenmesi nedeniyle taraflarınca icra takibi başlatıldığını, davalının toplam 3.890.302,14 TL'lik faturadan kalan bakiye 3.873.439,34 TL borcu bulunduğunu, müvekkili tarafından davalı aleyhine ... sayılı dosyası ile başlatılan takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davalının müvekkiline bakiye borcunun bulunduğunu, kendisine borcunu ödemesi için başvurulduğunu ve temerrüde düşürülmüş olmasına karşın borçlunun ödeme yapmadığını beyeanla, itirazın iptali ile takibin devamına, alacağa temerrüd tarihinden itibaren reeskont faiz uygulanmasına ve icra takibine itiraz eden kötü niyetli borçlunun %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, kötüniyetli davalı nedeniyle arabuluculuk yoluna başvurulmak zorunda kalındığından arabuluculuk giderleri ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II-SAVUNMALAR 2. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yanın 3.873.439,34 TL alacağı bulunduğu yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı yanın 09/05/2024 tarih ..../05/2024 numaralı fatura ile müvekkili aleyhine 217.132,03 TL bedelli fiyat farkı faturası kesmesinin yasal olmadığını, davacı (alacaklı) ile bu hususta bir cari hesap sözleşmesinin de imzalanmadığını, davacının keyfi hareket ederek fiyat farkı uygulamaya ve talep etmeye çalıştığını, ayrıca 04/05/2024 tarihli elektronik posta ile müvekilinin baştan beri stoklu çalışmasının kendisine uygun olmadığını belirtmiş olmasına rağmen elindeki stoğu iade edeceğini bildirdiğini, satılmayan ürünlerin iadesine ilişkin 20/07/2024 tarihinde yaptığı 5 koli malın iadesi işleminin davacı yanın ürünleri kargodan teslim almaması sebebiyle kendisine iade edilmiş olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 3. i. Taraflar arasında ticari satım ilişkisinin kurulmuş olduğu; ii. Davacı şirket tarafından davalıya muhtelif tarihlerde fatura içeriği medikal malzemelerin kargo kanalıyla fiziken teslim edildiği; iii. Teslim edilen malzemelere karşılık düzenlenen satış faturalarının (vade farkı faturası hariç) davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu hususlarında çekişme yoktur. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 4. Uyuşmazlık; i. Davacı şirketin, dava ve icra takibine konu faturalardan dolayı davalıdan bakiye alacağının bulunup bulunmadığı, ii. Davacı tarafından düzenlenen 09/05/2024 tarihli, 217.132,03.-TL bedelli fiyat farkı faturasının taraflar arasındaki anlaşmaya, teamüle ve yasaya uygun olup olmadığı; iii. Davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan ancak davacının kayıtlarında yer almayan 855.000,00.-TL tutarındaki ödemenin yapılıp yapılmadığı ve davalının borcundan mahsup edilip edilmeyeceği; iv. İcra takibi öncesinde yasal temerrüt şartlarının oluşup oluşmadığı ve davacının takip öncesi işlemiş faiz talep etme hakkının bulunup bulunmadığı; v. Alacaklı lehine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilip hükmedilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 5. .... sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklının ..., borçlunun ...u olduğu, 3.873.439,34.-TL asıl alacak, 296.56,88.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.169.996,22.-TL alacağın tahsili amacıyla 04.07.2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerinde borçlu tarafından, ödeme emrine, takibe, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz edildiği ve takibin durduğu, işbu davanın İİK m. 67 uyarınca yasal süresinde ve itirazın iptali istemi ile açıldığı görülmüştür. 6. Davalı yanın ticari defter ve kayıtları üzerinde talimat mahkemesi aracılığıyla Mali Müşavir Bilirkişiden alınan bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; takibe konu edilen ve davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen faturaların; “ayrıntılı olarak açıklanan ürünler” içerikli e-Ticari fatura olduğu, faturalarda düzenleme tarihi ve saatinin bulunması sebebiyle aynı zamanda sevk irsaliyesi yerine geçtiği, ilgili e-ticari faturaların .... üzerinden davalı yana tebliğ edildiği, bilindiği üzere; elektronik faturalarda düzenleme tarihi ve saati bulunması koşulu ile sevk irsaliyesi yerine de geçtiği, ayrıca e- ticari faturaların; fatura düzenlenen kişi/kurum tarafından TTK 21/2 hükmü kapsamında e-fatura portalı üzerinden 8 gün içerisinde kabul etmeme/iptal hakkının bulunduğu, ancak vakıada bu durumun gerçekleşmediği ve takip konusu fatura ve fatura içeriği mal/hizmet bedelinin kesinleştiği, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesinde, muaccel bir borcun borçlusunun, alacaklının ihtarıyla temerrüde düştüğü, ancak borcun ifa edileceği gün taraflarca birlikte belirlenmişse, yani belirli bir vade söz konusuysa vadenin gelmesiyle birlikte, borçlunun herhangi bir ihtara gerek olmaksızın kendiliğinden temerrüde düşeceği (m. 117/2, c. 1) hükmünün bulunduğu, ancak taraflar arasında yazılı bir sözleşme akdedilmediği gibi davacı şirket tarafından davalının temerrüde düşürülmediği belirlenen vakada; mahkeme tarafından faiz talebinin kabul edildiği takdirde; takip tarihine kadar Yıllık Reeskont Avans faizi oranları üzerinden takipte istenebilecek avans faizinin 279.932,90.-TL olacağı, davalı yana ait 2023 Yılı Ticari defterlerin TTK 64/3 kapsamında ve süresinde tasdik ettirildiği, 2024 Yılı ticari defterlerin e- defter olarak tutulduğu dönem beratlarının zamanında alındığı, envanter defterinin süresinde tasdik ettirildiği, ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı, bu nedenlerle; davalı yanın 2023 ve 2024 takvim yılına ait kanuni defterlerinin; HMK'nun 222/2 maddesi hükümlerine göre delil teşkil ettiği, davalı yan ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; takibe konu edilen tüm faturaların davalı ticari defterlerinde yer aldığı ve ödeme emri tarihinde davalının davacı şirkete 3.055.129,61.-TL cari hesap borcunun olduğu bildirilmiştir. 7. Davacı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde mahkememizce Mali Müşavir Bilirkişiden alınan bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; davacı Şirketin 2023 ve 2024 Yılı Yevmiye ve Kebir Defterlerinin Ocak ve Aralık Aylarına ilişkin e-defter Berat dosyalarının süresinde GİB Sistemine yüklenip onaylandığı, yine 2023 ve 2024 yıllarına ait Envanter Defterlerin açılış onaylarının süresinde yapıldığı, davacı şirketin 2023 ve 2024 yılı ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK'nun 64/3 maddesinde ifade edilen kanuni şartlara uygun olarak tutulduğu, davacı tarafından takip ve davaya konu edilen 3.890.302,14.-TL tutarındaki 10 adet faturanın taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı tarafından,Davalı adına düzenlenen takip ve davaya konu edilen 3.890.302,14.-TL tutarındaki 10 adet fatura konusu ürünlerin; davacı tarafından sunulan Kargo belgelerinde, davacı tarafından, davalı yana teslim edildiğine ilişkin bilgilerin yazılı olduğu, davacı tarafından düzenlenen faturalara, davalı yanın sadece 217.132,03.-TL tutarındaki Fiyat farkı Faturasına itirazda bulunduğu, bu şekilde davacı tarafından, davalı adına düzenlenen 5.760.108,08.-TL tutarındaki faturaların 5.542.976,05.-TL'sine (5.760.108,08-217.132,03) davalı yanın bir itirazının bulunmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında,düzenlenen bir sözleşmenin dosyada mevcut olmadığı, davacı tarafından, davalı adına düzenlenen 217.132,03.-TL “Fiyat farkı” faturası dışında bir Vade Farkı faturası ile taraflar arasında vade farkına ilişkin fiili olarak gerçekleşen bir uygulamanın tespit edilemediği, bu şekilde, davalı itirazına konu 217.132,03.-TL tutarındaki fiyat farkı faturasının; hangi faturaların fiyat farklarında kaynaklandığına ilişkin bilginin mevcut olmaması nedeniyle; fiyat farkı faturasına ilişkin bir hesaplamanın yapılamadığı, davacı ticari defterlerinde 04.07.2024 takip tarihinde; davalı yanın 3.873.439,34.-TL tutarında borç bakiyesinin kayıtlı olduğu, davalı ticari defterlerinde ise davacı şirketin 3.055.129,61.-TL tutarında Alacak bakiyesinin kayıtlı olduğu, bu şekilde taraflar arasında 818.309,73.-TL (3.873.439,34-3.055.129,61) farkın meydana geldiği, meydana gelen 818.309,73.-TL farkın ise; davacı ticari defterlerinde kayıtlı olan, davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan davacı tarafından düzenlenen 67.109,91.-TL tutarındaki fatura ile davalı tarafından, davacıya 103.800,21.-TL tutarında yapılan ödemelerin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen, davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması ile yine, davalı kayıtlarında yer alan, davacı kayıtlarında ise yer almayan davalı tarafından,davacıya yapıldığı belirtilen 855.000,00.-TL tutarındaki ödemelerden kaynaklandığı, terditli olarak yapılan hesaplamalarda; davalı tarafından, davacıya ödendiği belirtilen 855.000, 00.-TL'ye ilişkin ödeme belgelerinin, davalı tarafından dosyaya sunulması ve davalı adına 09.05.2024/ .... tarih no.lu 217.132,03.-TL tutarında düzenlenen “Fiyat farkı” faturasının hesaplamalara dahil edilmesi halinde; davalının 04.07.2024 takip tarihindeki borç bakiyesinin 3.018.439,34.-TL tutarında olacağı; davalı tarafından, davacıya ödendiği belirtilen 855.000,00.-TL'ye ilişkin ödeme belgelerinin davalı tarafından dosyaya sunulmaması, davalı adına 09.05.2024/ ... tarih no.lu 217.132,03.-TL tutarında düzenlenen ve davalı itirazlarına konu “Fiyat farkı” faturasının hesaplamalara dahil edilmesi halinde; davalının 04.07.2024 takip tarihindeki borç bakiyesinin 3.873.439,34.-TL tutarında olacağı, davalı tarafından, davacıya ödendiği belirtilen 855.000,00.-TL'ye ilişkin ödeme belgelerinin dosyaya sunulmaması, yine davacı tarafından, davalı adına 09.05.2024/ ...tarih no.lu 217.132,03.- TL tutarında düzenlenen ve davalı itirazlarına konu edilen “Fiyat farkı” faturasının hesaplamalara dahil edilmemesi halinde ise; davalının 04.07.2024 takip tarihindeki borç bakiyesinin 3.656.307,31 (3.873.439,34-217.132,03) tutarında olacağı bildirilmiştir. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 8. Dava, satım sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 9. Genel ve özel dava şartları somut uyuşmazlık bakımından değerlendirilmiş, itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, takipte icra dairesinin yetkisine itiraz edilmemiş olduğu ve diğer dava şartı noksanlıklarının da bulunmadığı değerlendirilerek esasın incelenmesine geçilmiştir. 10. Öncelikle taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı ancak, davalı tarafından, davacıdan medikal malzemesi alındığı, taraflar arasındaki ilişkinin hukuki olarak nitelemesinin satım sözleşmesi olduğu anlaşılmakta olup; davacı satıcı, davalı ise alıcı konumundadır. 11. Davacı şirket vekili, müvekkil firmanın davalıya satmış olduğu malzemelerin teslim edilmiş olmasına karşın bedellerin eksik ödendiğini, davalının toplam 3.890.302,14.-TL'lik faturadan kalan bakiye 3.873.439,34.-TL borcu bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu beyanla itirazın iptali istemi ile işbu davanın açıldığı görülmüştür. 12. Davalı yan ise, davacı yanın 09/05/2024 tarih ... numaralı fatura ile aleyhlerine 217.132,03.-TL bedelli fiyat farkı faturası kesmesinin yasal olmadığını, davacı (alacaklı) ile bu hususta bir cari hesap sözleşmesinin de imzalanmadığını, satılmayan ürünlerin iadesine ilişkin 20/07/2024 tarihinde yaptığı 5 koli malın iadesi işleminin davacı yanın ürünleri kargodan teslim almaması sebebiyle kendisine iade edilmiş olduğunu beyanla, davanın reddini talep etmiştir. 13. Davalı yanın dava şartı arabuluculuk itirazının değerlendirilmesinde; TTK m. 5/A uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 14. Dosyaya sunulan ... arabuluculuk numaralı, 13.11.2024 tarihli son tutanağının incelenmesinde; arabuluculuk sürecinin 31.10.2024 tarihinde başladığı, arabulucunun 06.11.2024 tarihinde davalının başvuru formunda yer alan adresine "... gönderi kodu ile davet mektubu gönderdiği ve bu mektubun 12.11.2024 tarihinde teslim edildiği, davet mektubunda arabulucunun adresi ve telefon numarasının yer aldığı, buna rağmen davalının 13.11.2024 tarihli ilk oturuma katılmadığı ve saat 16:30'a kadar hiçbir iletişim vasıtasıyla arabulucuya ulaşmadığı, bu nedenle müzakerelere geçilemediği ve anlaşma sağlanamadığı tespit edilmiştir. 15. Davalının davet mektubunun kendisine tebliğ edilmediği, "mahalledeki bakkala bırakıldığı" yönündeki savunması soyut nitelikte olup hiçbir delille desteklenmemiştir. ... gönderi kaydı, davet mektubunun 12.11.2024 tarihinde teslim edildiğini göstermektedir. Kaldı ki, davet mektubunun gönderildiği adres, davalının ... Gazetesinde yazılı, icra dosyasına bildirdiği ve hatta huzurdaki davada verdiği cevap dilekçesinde de gösterdiği adrestir. Basiretli bir tacir olarak davranma yükümlülüğü (TTK m. 18/2) altındaki davalının, kendi bildirdiği adrese yapılan tebligatı almamış olmasından hak elde etmeye çalışması korunamaz. 16. Öte yandan 6325 sayılı Kanun'un 15. maddesi uyarınca arabulucu, tarafları her türlü iletişim vasıtasıyla davet edebilir; bu davetin Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılması zorunlu değildir. Davalının elektronik tebligat adresine davet gönderilmemiş olması, sürecin geçersizliği sonucunu doğurmaz. 17. Nihayet, 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesi uyarınca, taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi hâlinde süreç tamamlanmış sayılır ve dava şartı yerine gelmiş olur. Böyle bir durumda, katılmayan taraf davada haklı çıksa dahi yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Bu itibarla, dava şartı arabuluculuk usulüne uygun şekilde tamamlanmış olup, davalının davanın usulden reddi yönündeki itirazı yerinde görülmemiş ve reddedilmiştir. 18. Malların teslimi vakıasının değerlendirilmesinde; 14.01.2026 tarihli bilirkişi raporunun Tablo-1 bölümünde; takibe konu 10 adet faturanın her biri yönünden ayrı ayrı kargo gönderi detay belgeleri incelenmiş; gönderilerin "..." adına sevk edildiği, sevk tarih ve saatleri, belge numaraları, gönderi kodları, koli adetleri ile teslim tarihleri ve teslim alan bilgileri tek tek tespit edilmiştir. Buna göre faturalara konu ürünlerin davalı yana teslim edildiğine ilişkin bilgilerin mevcut olduğu saptanmıştır. 19. Ayrıca 13.10.2025 tarihli bilirkişi raporunda; takibe konu faturaların "ayrıntılı ürün" içerikli e-Ticari fatura niteliğinde olduğu, faturalarda düzenleme tarihi ve saatinin bulunması sebebiyle aynı zamanda sevk irsaliyesi yerine geçtiği (VUK ve e-fatura mevzuatı uyarınca), faturaların Gelir İdaresi Başkanlığı sistemi üzerinden davalıya tebliğ edildiği, davalının TTK m. 21/2 kapsamında sekiz gün içinde e-fatura portalı üzerinden kabul etmeme/iptal hakkını kullanmadığı ve bu suretle fatura içeriğinin kesinleştiği tespit edilmiştir. 20. Yine, takibe konu 10 faturanın tamamı davalının kendi ticari defterlerinde kayıtlıdır. Davalının kendi defterindeki bu kayıtlar, HMK m. 222/5 uyarınca aleyhine delil teşkil eder. Nihayet davalı, cevap dilekçesinde malların teslim edilmediğini hiç ileri sürmemiş; aksine 04.05.2024 tarihli e-postasında elindeki stoğu iade etmek istediğini bildirerek malların zilyetliğinde bulunduğunu dolaylı olarak kabul etmiştir. Sonuç olarak, takibe konu faturalara ilişkin malların davalıya teslim edildiği ve bedelin muaccel hâle geldiği sabittir. 21. Davalı yanın mal iadesi savunmasının değerlendirilmesinde, Davalı, 20.07.2024 tarihinde yaklaşık 1.200.000,00.-TL'lik 5 koli malı iade ettiğini, ancak davacının kargodan teslim almaması nedeniyle malların kendisine geri döndüğünü savunmuştur. 22. Bu anlamda bizzat davalı kendi beyanıyla malın davacıya teslim edilemediği, iade işleminin gerçekleşmediği ve malların davalının zilyetliğinde kaldığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, satım sözleşmesinin ifasından sonra alıcının satılanı tek taraflı iradesiyle iade ederek bedel borcundan kurtulması mümkün değildir; bunun için ya sözleşmede bu yönde bir hüküm ya da satıcının kabulü (bozucu yenilik doğuran işlem) gereklidir. Dosyada davacının böyle bir iadeyi kabul ettiğine dair her hangi bir delil sunulmamıştır. 23. Ayrıca iade işleminin ileri sürüldüğü tarih (20.07.2024), takip tarihinden (02.07.2024) ve ödeme emri tarihinden (04.07.2024) sonradır; takip konusu alacağın doğumuna etkili değildir. Bu nedenle davalının mal iadesi savunmasına itibar edilmemiştir. 24. "Fiyat Farkı" faturasının (217.132,03.-TL) değerlendirilmesinde ise; davalı yan 09.05.2024 tarih ve ... numaralı, 217.132,03.-TL bedelli "Fiyat Farkı" faturasına itiraz etmiştir. Her iki bilirkişi raporunda, taraflar arasında vade/fiyat farkına ilişkin yazılı bir sözleşme mevcut olmadığı, anılan fatura dışında taraflar arasında düzenlenmiş başka bir vade farkı faturası bulunmadığı, taraflar arasında vade farkına ilişkin fiilen gerçekleşen bir uygulama (teamül) tespit edilemediği belirlenmiştir. 25. Faturada iki kalem hâlinde yalnızca "Fiyat Farkı" ibaresi yer almakta olup, bu farkın hangi faturadan, hangi tutardan ve hangi hesaplama yöntemiyle kaynaklandığına ilişkin hiçbir bilgi bulunmamaktadır. 26. Taraflar arasında yazılı sözleşme veya bu yönde yerleşmiş bir ticari teamül bulunmaksızın, düzenlenen faturaya konulan vade farkı kaydına süresinde itiraz edilmemiş olması, o kaydın kabul edildiği ve vade farkının istenebileceği sonucunu doğurmaz. Vade farkı kaydı, faturanın olağan/zorunlu içeriğinden olmaması nedeni ile sözleşmenin ifası aşaması ile ilgili olmayan bu tür kayıtlar bakımından TTK m. 21/2 karinesi de sözkonusu olmayacaktır (...Dairelerinin yerleşik uygulaması da bu doğrultuda olup vade farkı/fiyat farkı ancak taraflar arasında önceden açıkça kararlaştırılmışsa ya da bu yönde yerleşik bir teamül varsa talep edilebilir. 27. Doktrinde de baskın görüş bu yöndedir. Faturanın ispat gücü, faturanın "olağan içeriği" (mal/hizmetin cinsi, miktarı, bedeli, teslim koşulları) ile sınırlıdır. Taraflar arasındaki sözleşmede yer almayan ve tek taraflı olarak sonradan yaratılan bir borç, faturaya yazılmak veya ayrı bir fatura düzenlenmek suretiyle karşı tarafa yüklenemez. Aksinin kabulü, tek taraflı irade beyanı ile borç yaratma sonucunu doğurur ki bu, sözleşme özgürlüğü ve borçlar hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmaz. 28. Açıklanan nedenlerle taraflar arasında vade farkı talep edilebilmesi için yazılı bir anlaşmanın veya fiili uygulamanın bulunması gerekmekte olup davacı yanca bu yönde ileri sürülen iddianın ispatı sağlanamadığından düzenlenen 217.132,03.-TL tutarındaki fiyat farkı faturasına ilişkin alacak talebi yerinde görülmemiş ve reddedilmiştir. 29. Mahkememizce davalı yan defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişi raporu kapsamında; davalı yana ait 2023 Yılı Ticari defterlerinin süresinde tasdik ettirildiği, 2024 Yılı ticari defterlerin e- defter olarak tutulduğu dönem beratlarının zamanında alındığı, envanter defterinin süresinde tasdik ettirildiği, ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı, ticari defterlerin davalı lehine delil niteliğinde olduğu; takibe konu edilen tüm faturaların davalı ticari defterlerinde yer aldığı ve ödeme emri tarihinde davalının davacı şirkete 3.055.129,61.-TL cari hesap borcunun olduğu rapor edilmiştir. 30. Yine Mahkememizce davacı şirket defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişi raporu kapsamında; davacı şirketin 2023 ve 2024 Yılı yevmiye ve kebir defterlerinin ocak ve aralık ayalarına ilişkin e-defter berat dosyalarının süresinde GİB Sistemine yüklenip onaylandığı, yine 2023 ve 2024 yıllarına ait envanter defterlerinin açılış onaylarının süresinde yapıldığı, ticari defterlerin davacı lehine delil niteliğinde olduğu, davacı tarafından, davalı adına 09.05.2024/ ... tarih no.lu 217.132,03.- TL tutarında düzenlenen ve davalı itirazlarına konu edilen “Fiyat farkı” faturasının hesaplamalara dahil edilmemesi ve davalı tarafından, davacıya ödendiği belirtilen 855.000,00.-TL'ye ilişkin ödeme belgelerinin dosyaya sunulmaması halinde; davalının 04.07.2024 takip tarihindeki borç bakiyesinin 3.656.307,31.-TL (3.873.439,34-217.132,03) tutarında olduğu rapor edilmiştir. 31. Davalı yanca, davacıya 855.000,00.-TL ödeme yapıldığının belirtildiği ancak, davacı yanca bu ödemenin kabul edilmediği görülmüştür. 14.01.2026 tarihli bilirkişi raporunun Tablo-4 bölümünde; davalının ticari defterlerinde 2023 yılı içinde 8 kalem hâlinde toplam 855.000,00.-TL tutarında banka havalesi kaydının bulunduğu, ancak bu havalelerin davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Taraf defterleri arasındaki 818.309,73.-TL'lik farkın esas kaynağı da bu kalemdir. 32. Bu ödeme vakıasına ilişkin olarak öncelikle davalı, 06.01.2025 tarihli cevap dilekçesinde 855.000,00.-TL tutarında ödeme yaptığı yönünde herhangi bir savunma ileri sürmemiştir. Cevap dilekçesinde ödeme def'ine hiç değinilmemiş, savunma yalnızca arabuluculuk, fiyat farkı faturası ve mal iadesi üzerine kurulmuştur. HMK m. 141 uyarınca, davalı cevap dilekçesinde ileri sürmediği savunmayı, davacının açık muvafakati olmadıkça sonradan genişletemez. Esasen bu husus dahi tek başına, anılan tutarın mahsubuna engel niteliktedir. 33. Diğer yandan, ödeme, borcu sona erdiren bir vakıa olup ispat yükü borçluya aittir (HMK m. 190; TBK m. 103 uyarınca borçlu ödeme belgesi (makbuz) isteme hakkına sahiptir). İddia edilen ödemeler banka havalesi niteliğinde olduğuna göre, bunların dekont veya banka hesap hareketleriyle ispatı sağlanmalıdır. Buna karşın davalı tarafça ödemeye yönelik her hangi bir dekont dosyaya sunulmamıştır. Bilirkişi de raporunda bu tutara ilişkin ödeme belgelerinin dosyaya sunulmadığını açıkça belirtmiştir. 34. Davalının ticari defterleri usulüne uygun tutulmuş olmakla birlikte, bu defterlerin sahibi lehine delil teşkil edebilmesi HMK m. 222/4 hükmünde aranan koşulların gerçekleşmesine bağlıdır. Somut olayda davacının ticari defterleri de aynı şartlara uygun olarak tutulmuş olup, davacı defterleri aynı dönem ve aynı ticari ilişkiye dair kayıtları içermekte ve davalının iddia ettiği havale kayıtlarını doğrulamamaktadır. Davacı defterlerinde 04.07.2024 takip tarihi itibarıyla 3.873.439,34.-TL borç bakiyesi kayıtlıdır. Bu bakımdan, davacı defterlerinin "ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi" hâlinden söz edilemeyecektir. Aksine, karşılıklı defterler birbirini doğrulamamaktadır. Bu itibarla davalı defterlerindeki söz konusu kayıtlar, tek başına ve başkaca hiçbir delille desteklenmeksizin, sahibi lehine delil teşkil etme gücünü haiz görülmemiştir. 35. Yine mahkememizce 11.06.2026 tarihli duruşmada, davalı vekiline, davalı defterinde kayıtlı bulunan ancak davacı defterinde kaydedilmemiş olan 855.000,00.-TL tutarındaki ödemeye ilişkin olarak davacı yana yemin teklifinde bulunup bulunmayacağı hususunda beyanda bulunması için 1 haftalık kesin süre verilmesine, bu süre içerisinde beyanda bulunulmaması halinde yemin teklifinde bulunmayacaklarının kabul edileceğinin ihtar edildiği ancak, davalı yanca yemin hususunda beyanda bulunulmadığı görülmüştür. 36. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK m. 6). Kural olarak ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir (6100 s. HMK. m. 190/1). Somut olayda ispat yükü, ödeme yapıldığını iddia eden davalı tarafta olup, davalı, ödemenin varlığını ispatlamak zorundadır. Dosya kapsamında, davalı tarafından ödeme yapıldığının kanıtlanamadığı, davalı yanca verilen kesin süre içerisinde yemin teklifinde bulunulacağının beyan edilmediği ve bu hususları belgelendiremediği anlaşılmıştır. Bu durumda davalı, 855.000,00.-TL ödeme yaptığını usulüne uygun delillerle ispat edememiş olduğundan, ödeme yönündeki itirazlarına itibar edilmemiştir. 37. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalıdan taraflara ait ticari defterlerde kayıtlı bulunan 3.656.307,31.-TL tutarında alacaklı olduğu, tarafların ticari defterleri arasındaki 818.309,73.-TL farkın ise; davacı ticari defterlerinde kayıtlı olan, davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan davacı tarafından düzenlenen 67.109,91.-TL tutarındaki fatura ile davalı tarafından, davacıya 103.800,21.-TL tutarında yapılan ödemelerin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen, davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması ile yine, davalı kayıtlarında yer alan, davacı kayıtlarında ise yer almayan davalı tarafından,davacıya yapıldığı belirtilen 855.000,00.-TL tutarındaki ödemelerden kaynaklandığı, davalı, 855.000,00.-TL ödeme yaptığını usulüne uygun delillerle ispat edememiş olduğundan, ödeme yönündeki itirazlarına itibar edilmediği, yine davalı itirazına konu 217.132,03.-TL tutarındaki fiyat farkı faturasının; yukarıda açıklanan gerekçelerle hesaplamaya dahil edilmemesi gerektiği kanaatine varılarak; davanın kısmen kabulüne, .... takip sayılı icra dosyasında davalının vaki itirazlarının kısmen iptaline, davalı aleyhine girişilen takibin 3.656.307,31.-TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans işletilmek suretiyle takibinin devamına dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. 38. Davacı, takip talebinde asıl alacağın yanı sıra 296.556,88 TL işlemiş faiz talep etmiş ve fatura son ödeme tarihlerinden itibaren faiz yürütmüştür. Davalı ise takip aşamasındaki itirazında ve yargılamada, temerrüde düşürülmediğini ileri sürerek işlemiş faize itiraz etmiştir. TBK m. 117/1 uyarınca muaccel bir borcun borçlusu, kural olarak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. TBK m. 117/2 uyarınca ise borcun ifa edileceği günün taraflarca birlikte belirlenmiş olması hâlinde, bu günün geçmesiyle ihtara gerek olmaksızın temerrüt gerçekleşir. Taraflar arasında ödeme vadesini belirleyen yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Faturalar üzerindeki "son ödeme tarihi" kaydı, davacının tek taraflı beyanı niteliğinde olup TBK m. 117/2 anlamında "birlikte belirlenmiş ifa günü" olarak değerlendirilemez. Davacı tarafından davalıya usulüne uygun bir temerrüt ihtarı gönderildiğine ilişkin dosyada hiçbir belge de bulunmamaktadır. Her iki bilirkişi raporunda da "davacı şirket tarafından davalının temerrüde düşürülmediği" açıkça tespit edilmiştir. Bu itibarla davalı, ancak icra takibi ile (ödeme emrinin tebliği suretiyle) temerrüde düşürülmüş kabul edilmesi gerekte olup takip tarihinden önceki döneme ilişkin 296.556,88.-TL işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir. 39. Davacının takip konusu alacağı ve miktarı davalı tarafından bilinebilecek durumda olduğundan, alacak likit kabul edilerek, İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, hüküm altına alınan asıl alacağın % 20'si oranına tekabül eden 731.261,46.-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. VI-HÜKÜM 1. Davanın KISMEN KABULÜNE, 2...takip sayılı icra dosyasında davalının vaki itirazlarının kısmen İPTALİNE, 3. Davalı aleyhine girişilen takibin 3.656.307,31.-TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans işletilmek suretiyle takibinin devamına, 4. Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 5. Hükmolunan 3.656.307,31.-TL alacağın % 20 oranında hesaplanan 731.261,46.-TL icra inkar tazminatının, davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, Karar ve İlam Harcı 6. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 249.762,35.-TL harçtan, peşin ve derkenar harcı ile alınan 66.148,67‬.-TL harcın tahsili ile bakiye 183.613,68‬‬.-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 7. Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan başvurma harcı, peşin harç, derkenar harcı ve vekalet harcı toplam 66.637,07‬.-TL yargılama harcının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 8. Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri olarak 565,00.-TL, bilirkişi ücreti olarak 16.000,00.-TL olmak üzere toplam 16.565,00.-TL yargılama giderinden red ve kabul oranına göre hesaplanan 15.636,42.-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 9. Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 4.600,00.-TL arabuluculuk ücreti giderinin red/kabul oranına göre 257,86‬‬.-TL’sinin davacıdan, 4.342,14.-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 10. Taraflarca depo edilen varsa gider avansı ile delil avansından bakiye tutarların karar kesinleştiğinde HMK m. 333 ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 207 hükümleri uyarınca ilgilisine İADESİNE, Vekalet Ücreti 11. Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, kabul edilen 3.656.307,31 TL üzerinden hesaplanan 516.193,80 TL nispi vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 12. Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, reddedilen 217.132,03 TL üzerinden AAÜT m. 13 uyarınca hesaplanan ve maktu ücretin altında kaldığından maktu olarak belirlenen 45.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı taraf yokluğunda yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile ... istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/06/2026

Başkan ... E-İmza Üye ... E-İmza Üye ... E-İmza Katip ... E-İmza

BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/910, K. 2026/521, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-910-e-2026-521-k-82f110b3e4fd