Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/666 E. 2026/1098 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/666
- Karar No
- 2026/1098
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/666
KARAR NO : 2026/1098
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/03/2025
NUMARASI : 2024/336 Esas, 2025/186 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 01/10/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacı vekili; ... Adi Ortaklığı ile müvekkili şirket arasında 3. hava limanını inşaatının elektrik yapım işiyle ilgili olarak 01.09.2017 tarihinde alt işveren sözleşmesi ve 05.02.2018 tarihli ek protokol imzalandığını, bu sözleşmede davalı tarafın yüklenici müvekkilinin ise alt yüklenici olduğunu, işe devam edilirken davalı tarafın Beşiktaş 4. Noterliği'nin 29.06.2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesiyle uyarılara rağmen sorumluluk alanındaki işlerin verilen hedeflere uygun sağlanmadığı, yapılan uyarıların dikkate alınmadığ, talimatların ivedilikle yerine getirilmediği, sözleşme ile üstlenilen yükümlülüklere aykırı davranıldığı ve zarara uğratıldığının tespit edildiğini ileri sürerek sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini bildirdiğini, ihtarnamede belirtilen bu iddiaların doğru olmadığını, müvekkili şirketin işin ifası sırasında sözleşmede belirtilen personel sayısından çok daha fazla personel çalıştırdığını, çalışan personelin sayısı ve teknik yeterliliği anasözleşmenin, sözleşmenin, projenin, teknik ve idari şartnamenin, işin teknik ve fenni gereklerine fazlasıyla uygun nitelikte olduğunu, bu sebeple işin ifası esnasında sözleşmenin devamı süresince müvekkili şirkete iddia olunan hususlarda hiçbir uyarı ve ihtar yapılmadığını, taraflar arasında 01.09.2017 tarihinde imzalanan alt işveren sözleşmesi ve 05.02.2018 tarihli ek protokol kapsamında müvekkili şirketçe yapılan imalatlar karşılığında kalan hak ediş alacağına karşılık şimdilik 250.000,00 TL ve sözleşmenin davalı tarafça haksız feshi ile haksız icra takiplerinden dolayı uğratılan zararlara karşılık şimdilik 30.000,00 TL'nin 23.07.2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 300.000,00 TL miktarlı teminat ve 30.000,00 TL ile 70.000,00 TL miktarlı alınan avans karşılığı olarak verilen ve davalı tarafça İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyaları ve İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyasıyla takibe konulan senetlerden ve takip dosyalarından müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, takiplerin iptalini, davalı taraftan bu takipler sebebiyle %20 kötüniyet tazminatını hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacı şirket ile müvekkilleri şirket arasındaki sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, davacı şirketin hakediş alacağı olduğu iddiasının gerçekliği yansıtmadığını, davacı şirketin dava dilekçesi ekinde sunduğu 5 ve 9 nolu hakediş raporlarında işveren şirketin onayının bulunmadığını, işveren şirket ile davacı şirketin cari hesabında davacı şirketin 305.330,90-TL borçlu bulunduğunu, davacı şirketin avans karşılığı ibraz ettiği senetler bulunduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, işveren şirket tarafından davacı şirket aleyhine başlatılmış olan icra takibine dayanak 300.000,00.-TL tutarındaki senedin teminat senedi niteliği bulunmadığını, davacı şirketin, işbu davaya konu icra takipleri kapsamında borcun mevcut olmadığına yönelik iddiasını ispatlayamadığını iddia ederek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI
Mahkemece, davalıların fesih için öne sürdüğü sebepleri ispat edememesi sebebiyle feshin haksız olduğu, davacının talebi eksik hak edişlerinin ödenmesine ilişkin olduğundan, fesih tarihine kadar hak kazanılan ücretin hesaplanması yoluna gidildiği, bu doğrultuda 15.05.2023 tarihli bilirkişi raporunda davacının 848.601,27 TL eksik hak ediş alacağı bulunduğu, düzenlenen hak edişlerden 3.092,79 TL haksız olarak kesinti yapıldığı tespit edildiği, sonuç olarak 15.05.2023 tarihli bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğu, denetime elverişli olduğu kabul edilerek, davacının, fesih tarihine kadar eksik hak ediş alacağının toplam 851.694,06 TL olduğu, senetlerin tahsili mükerrer tahsilata sebep olacağından, senetlerin bedelsiz kalması sebebiyle davacının bu senetler yönünden de borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı taraf uğradığı zarar ve kâr kaybına ilişkin herhangi bir delil sunmadığından, yapılan ticari defter incelemesinde de haksız takipler ile illiyet bağı bulunan zarar ve kâr kaybı tespit edilemediği gerekçesiyle bu talebin reddine karar verilmiştir.
IV. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI
"..., mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı davalılar vekilince itiraz edildiği, itiraz edilen hususların istinaf aşamasında da ileri sürüldüğü görülmüş olmakla, itiraz edilen hususlar teknik incelemeyi gerektirdiğinden HMK'nın 266. Maddesi gereğince bilirkişiden davalı itirazlarını da karşılar şekilde ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde mahkemece bu hususta ek rapor alınmadan eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve esasa aykırı olduğundan davalılar vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir." şeklinde gerekçe ile mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
V. İLK DERECE MAHKEMESİNİN SON KARARI
Mahkemece, kaldırma kararı sonrasında ek rapor alınıp önceki gerekçe ve kararla aynı şekilde olmak üzere; davacının hak ediş alacağına ilişkin talebinin kabulü ile 851.694,06-TL hak ediş alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacının haksız başlatılan icra takipleri nedeniyle uğradığını iddia ettiği zarar ve kar mahrumiyeti taleplerinin reddine, davanın borçlu lehine sonuçlandığı göz önüne alınarak İİK md 72/5 uyarınca İstanbul 1. İcra Müdürlüğü' nün ..., İstanbul 14. İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı takiplerinin derhal durmasına, davacı tarafın işbu icra takip dosyalarından ve takiplere konu 300.000-TL, 30.000-TL, 70.000-TL, bedelli senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitine ve senetler ile icra takiplerinin iptaline, İİK md 72/5 uyarınca hesaplanan %20 kötü niyet tazminatı olan 80.829,47-TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
VI. İSTİNAF SEBEPLERİ
A)Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davadan evvel temerrüt olgusunun oluşmadığına dair mahkeme değerlendirmesinin hatalı olduğunu, sözleşmenin feshine ilişkin ihtarname ile temerrütün oluştuğunu, hak ediş alacağının süresinde ödenmemesi sebebiyle müvekkilinin süresinde vergi borcunu ödeyememesinden kaynaklı olarak ödediği 50.989,26 TL faiz sebebiyle zararının davalılardan tahsilinin gerektiğini, işçilerin ihbar tazminatı olarak davalı tarafça ödenen 50.546,41 TL'nin hak ediş alacağından kesilmeyerek toplam 899.147,68 TL hak ediş alacağı yönünden davanın kabulünün gerektiği gerekçeleriyle, mahkeme kararını bu yönlerden kaldırılıp düzeltilmesini talep etmiştir.
B)Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının sahada yeterli teknik eleman bulundurmaması, ilerin sev ve idaresini gereği gibi yapmaması sebebiyle feshin haklı olduğunu, davacı şirketin davalıya 305.330 TL borçlu olması sebebiyle ödeme yapılmadığını, 5 ve 9 nolu hak edişlerin onaylanmadığını, 4 ve 8 nolu hak edişlerin ise davacının davalıya borçlu olması sebebiyle ödenmediğini, icra takibine konulan senedin teminat senedi olmadığını, senedin üzerinde açıkça teminat senedi olduğuna dair ibare bulunmadığını, sözleşmede de icra takibine konulan senet ile ilişki kurulabilecek ibare yer almadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Davacı yüklenici 3.havalimanı inşaatı elektrik yapım işi konusunda düzenlenen 01.09.2017 tarihli sözleşmenin davalı iş sahibince haksız nedenle feshedildiğini belirterek, ödenmemiş hak ediş alacağının tahsilini, haksız icra takibi nedeniyle uğranılan zararın tazminini, sözleşmenin 17.maddesi kapsamında teminat amacıyla verilip tahsile konulan 3 ayrı senede dayalı başlatılan 3 ayrı takibe dair borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, davalı iş sahibi ise sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, iddiaya konu kayda alınmış 4 (pano terminasyon) ve 8 (skala yangın su imalatı) numaralı hak ediş bedellerinin davacının kendi sorumluluğunda olan borçları ödememesi sebebiyle ödenmediğini, talebe konu 5 (pano terminasyon) ve 9 (skala yangın su imalatı) numaralı hak edişlerde iş sahibinin onayı olmaması sebebiyle ödenmediğini, menfi tespit istemine dayanak 30.000 TL ve 70.000 TL'lik senetlerin sözleşme kapsamında avans karşılığı alınmış olmadığını, yine 300.000 TL'lik senedin de sözleşme kapsamında teminat senedi olmadığını belirterek davanın tümüyle reddini savunmuş, mahkeme bilirkişi raporunu hükme esas almak suretiyle 851.694,06 TL hak ediş alacağının tahsiline, zarar kapsamındaki 30.000 TL'lik talebin reddine, avans senedi olduğu sabit görülen 30.000 TL ve 70.000 TL'lik senetler ile teminat senedi olduğu sabit görülen 300.000 TL'lik senet yönünden ayrı ayrı borçlu olmadığının tespitine karar vermiş olup, verilen karar her iki tarafça da istinaf edilmiştir.
Davacı yüklenici ile davalı iş sahibi arasında düzenlenen 3.havalimanı inşaatı elektrik yapım işi konusunda düzenlenen 01.09.2017 tarihli sözleşmenin 2.2 maddesinde iş bedelinin 2.209.699,74 TL + KDV götürü bedelli olduğu, 8.6 maddesinde çalıştırılan işçilerin tüm ödemelerinden yüklenicinin sorumlu olduğu, 9.15 maddesinde çalıştırılan kişilerin sayı ve niteliğinin iş sahibi onayına tabi olacağı, 15.maddede hak edişin iş sahibince onayı sonrasında fatura kesileceği, işçilerle ilgili yükümlülüklerin yerine getirilmesine kadar hak edişlerin onaylanmayacağı, 17.1 maddesinde sözleşmenin imzalanması ile birlikte yüklenicinin iş sahibine 300.000 TL'lik kesin ve süresiz banka teminat mektubu vereceği, 17.3 maddesinde iş sahibinin aylık hak edişlerden nakit teminat kesintisi yapacağı, 25.2 maddesinde yüklenicinin sözleşme şartlarına aykırı davranması halinde iş sahibinin tek taraflı fesih hakkının olduğu hususları kararlaştırılmıştır.
Davalı iş sahibi tarafından davacı yükleniciye keşide edilen 29.06.2018 tarihli ihtarnamede, sözleşmenin 9.15 maddesi uyarınca teknik eleman ve çalışan sayısı, niteliği yeterli düzeyde olmadığı için sözleşmenin 25.2 maddesi kapsamında feshedildiği bildirilmiş olup, davacı yüklenici tarafından keşide edilen cevabi ihtarnamede ise, feshin haksız olduğu belirtilerek alacak talep ettiği görülmüştür.
Taraf defterleri ve dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde düzenlenen bilirkişi kök ve aynı nitelikteki ek raporda özetle; bildirim olmaksızın yapılan fesihte davalı iş sahibinin haksız olduğu, cari hesap bakiyesine ihtilaf konusu 5 numaralı hak ediş alacağının eklenmesi ve davalı iş sahibinin davacı yüklenici adına yaptığı ödemelerin mahsubu neticesinde davacının bakiye 848.601,27 TL alacaklı olduğu, 30.000 TL ve 70.000 TL'lik senetlerin nakit avans senedi olarak davalı defterinde kayıtlı olduğu, bu senetlerin karşılığı olarak hak edişlerden toplam 103.092,79 TL kesinti yapıldığı, fazladan yapılan 3.092,79 TL kesintinin davacı alacağına eklenmesi neticesinde davacı alacağının sonuç olarak 848.601,27+3.092,79=851.693,54 TL olduğu, sözleşme tarihi ile keşide tarihi uyuşan 300.000 TL'lik senedin sözleşme kapsamında teminat senedi olduğu görüşü bildirilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde:
İstenebilir hale gelen bir alacağa dava tarihinden önce faiz yürütülebilmesi için davalının davadan evvel temerrüde düşürülmesi ve bunun ispatı gerekmekte olup; eldeki davada davalının davadan evvel temerrüde düşürüldüğü ispatlanmış değildir. Bu nedenle hükmedilen alacağa ilişkin davadan itibaren faiz yürütülmüş olması doğrudur. Davacı vekilinin bu kapsamdaki istinaf talebi yerinde değildir.
Hak ediş alacağının süresinde ödenmemesi sebebiyle, vergi borcu kapsamında ödendiği iddia olunan 50.989,26 TL zarar dava ve ıslah dilekçesi ile talep edilmiş değildir. Ayrıca, yapılan ödemelere dair bilirkişi görüşüne karşı işçilerin ihbar tazminatı olarak ödendiği iddia olunan 50.546,41 TL'ye yönelik yargılama aşamasında herhangi bir itiraz ileri sürülmeksizin istinaf dilekçesi ile talep edilmiştir. Talep aşar mahiyetteki bu taleplere yönelik istinaf talebi de yerinde değildir.
Kaldı ki, davacı vekilinin içeriği açıklanan istinaf talepleri yerinde görülmemiş ise de, mahkemece verilen ilk kararın istinafa gelen davalı talebi neticesinde kaldırıldığı, kaldırma kararı sonrasında mahkemece aynı kararın verildiği dikkate alındığında, davacı lehine ilk kararı aşar mahiyette verilecek kararın davalının kazanılmış hakkını ihlal edeceği de sabit olmakla; neticeten davacı vekilinin istinaf talebinin tümüyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde:
Davacı yüklenicinin hak ediş alacağına ilişkin olarak keşif yapılmadan karar verildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, ihtilaf konusu olan pano terminasyon işine dair 5 numaralı hak ediş davalı iş sahibince onaylanmamış olup, içeriği de tüm aşamalarda davalı vekilince inkar edilmiştir. Buna rağmen, bilirkişi heyetince içeriği hesaplamaya dahil edilmiş, mahkemece de bu görüş benimsenmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşme götürü bedellidir. Götürü bedelli eser sözleşmelerinde yüklenicinin talep edebileceği iş bedeli veya bakiye iş bedeli alacağının belirlenmesi için öncelikle eksik ve ayıplı hususlar da dikkate alınarak fiziken gerçekleşen imalatın tüm işe oranı belirlenip bu oran iş bedeline uygulandıktan sonra bulunacak miktardan kabul edilen veya ispatlanmış ödemeler mahsup edilerek saptanması gerekir. Bu sebeple, yüklenici alacağının fiziki oran yöntemi uygulanmak suretiyle davacı yüklenicinin talep edebileceği alacağın tespiti gerekmektedir. Davacı yüklenicinin bakiye iş bedelinin bu şekilde belirlenmemiş olması, yalnızca defter incelemesi yapılarak ve davalı iş sahibince içeriği kabul edilmeyen 5 numaralı hak ediş bedeli hesaba dahil edilmek suretiyle çözüme gidilmiş olması hatalı olmuştur. Davalı vekilinin bu kapsamdaki istinaf talebinin kabulü gerekmiştir.
O halde mahkemece hak ediş alacağı kapsamında yapılacak iş; mahallinde keşif yapılmak suretiyle sözleşme konusu işin gerçekleşen imalat oranı belirlenip, belirlenen bu imalat oranı tüm iş bedeline uygulanmak suretiyle sözleşme kapsamında yapılan iş bedelinin tespiti, bulunacak miktardan kabul edilen veya ispatlanmış ödemelerin mahsubu neticesinde hasıl olacak sonuca göre karar vermek olmalıdır.
Yukarıda içeriği açıklanan sözleşmenin 17.3 maddesinde iş sahibinin hak edişlerden nakit teminat kesintisi yapacağı kararlaştırılmış olup, yine içeriği açıklanan bilirkişi raporu itibariyle davaya konu 30.000 TL ve 70.000 TL'lik senetlerin nakit avans senedi olarak davalı defterinde kayıtlı olduğu, bu senetlerin karşılığı olarak hak edişlerden toplam 103.092,79 TL kesinti yapıldığı görüşü dikkate alındığında, işbu senetler nedeniyle davacı yüklenicinin borçlu olmadığının tespitine dair mahkeme kararı doğru olup, davalı vekilinin bu kapsamdaki istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
Menfi tespit istemine konu 300.000 TL'lik senedin sözleşmenin 17.1 maddesi kapsamında teminat senedi olduğu iddia olunmuş ve mahkemece de teminat senedi olduğundan bahisle bu takibe ilişkin de davacı yüklenicinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Sözleşme tarihi, sözleşmenin 17.1 maddesindeki düzenleme, senette öngörülen bedel (300.000 TL), senedin sözleşme tarihinde veya sonrasında verilmiş olması, tarafların defter kayıtları, ihtilaf konusu işin olağan akışı bir bütün olarak dikkate alındığında; işbu 300.000 TL'lik senedin sözleşme kapsamında teminat amacıyla verildiği karine olup, karinenin aksine senedin borca karşılık veya başka bir ilişki kapsamında verildiği davalı tarafça ispatlanamadığına göre, mahkemenin bu senet nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine dair kararı doğru olmuştur. Davalı vekilinin bu kapsamdaki istinaf talebinin de reddi gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,
3-İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 20/03/2025 tarih, 2024/336 Esas, 2025/186 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
4-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
5-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
7-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
8-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
9-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 01/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.