Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/671 E. 2026/1099 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/671
Karar No
2026/1099
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

53.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/671

KARAR NO : 2026/1099

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 29/04/2025

NUMARASI : 2024/348 Esas, 2025/338 Karar

DAVANIN KONUSU: Alacak

KARAR TARİHİ : 01/10/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket ile davalı arasında ... Bölgesinde yapılan ... otel projesi ile ilgili olarak mimari ve iç mimari tasarımlar, mevcut projenin tüm iç ve dış mekanlarının ve odalarının tasarımları, projelendirilmesi, mimari, statik müelliflerle koordinasyon vb. hizmetlerinin verilmesi işlerinin yapılmasına ilişkin 03/05/2013 tarihli sözleşme imzalandığını, imzalanan eser sözleşmesi uyarınca müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak davalının sözleşme bedelini süresinde ve tam olarak ödemediğini ileri sürerek KDV hariç 100.000,00 TL alacağının son ödeme vadesi olan 05/10/2013 tarihinden itibaren ana paraya işletilecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davacının geç ve eksik ifası nedeniyle zarara uğradığını, bu husustaki haklarını saklı tuttuklarını, davacının iddia ettiği gibi bir borcun kabulünün söz konusu olmadığını, yüklenicinin temerrüde düştüğünü ihtar ettiklerini, davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediğini, aksini davacının yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini, eserin kabulü yapılmadan davacının alacak isteminde bulunamayacağını, davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiğini, dolayısıyla müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığı gibi aksine davacıdan alacaklı olduklarını, davacının işi teslimdeki gecikmelerinin otelin açılışını geciktirdiğini, bu nedenle müvekkilinin zararının büyük olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI

Mahkemece, taraflar arasında Bursa oteller bölgesinde davalı tarafından yapılan otelin iç mimari ve tasarım vb. işlerinin davacı tarafından yapılması için 03.05.2013 tarihli sözleşmenin imzalandığı, sözleşme ekinde proje detaylarının belirlendiği, taraflar arasında ki eser sözleşmesine konu yerde talimat yolu ile yapılan keşif ve tarafların defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda, davacı tarafından yapılan işlerin neler olduğu, sözleşme kapsamında iş bedeli karşılığı ödenmesi gereken bedelin belirlendiği, davalı tarafından yapılan işlerin karşılığının ödendiği davacı tarafa ödemekle yükümlü olduğu bedel bulunmadığının tespit edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI

"..., Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiş ise de, davacı yüklenici anılan bilirkişi raporuna itiraz ettiği halde teknik inceleme ve değerlendirme gerektiren davacı itirazları konusunda aynı bilirkişi heyetinden ek veya farklı bir bilirkişi heyetinden itirazları karşılar yeni bir rapor alınması gerekirken ek veya yeni bir bilirkişi raporu alınmadan eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş davacının itirazlarını karşılar nitelikte ek veya yeni bir bilirkişi raporu alarak sonucuna göre karar vermek olmalıdır." şeklinde gerekçe ile mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

V. İLK DERECE MAHKEMESİNİN SON KARARI

Mahkemece, her ne kadar ilk bilirkişi raporunda bazı hizmetlerin eksik olduğunu yazmış ise de bu konuda davalı tarafın süresinde ayıplı hizmet ihbarı veya iddiası bulunmadığı gibi daha sonra alınan 2.bilirkişi raporunda buna yönelik bir tespit yapılmadığı, davalının davacıya yönelik süresinde çekilmiş ayıp ihbarı olduğuna ilişkin delil sunulmadığı, 2.bilirkişi raporunda davacının üstlendiği hizmetleri yerine getirdiğine ilişkin rapordaki tespitler göz önüne alındığında, davacının yüklendiği edimi ifa ettiği, mali müşavir hesaplamasına göre davacının davalıdan kalan bakiye alacağının 88.500,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın 88.500,00 TL yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.

VI. İSTİNAF SEBEPLERİ

A)Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi sözleşme bedeli yönünden bakiye alacağı tespit ettiğini ancak, kontrollük hizmetlerinin karşılığı olan 25.000 TL + KDV alacağı yönünden değerlendirme yapılmadığını, bu işin de yerine getirildiğini, bu nedenle davacı alacağının toplamda KDV hariç 100.000 TL olduğunu belirterek, mahkeme kararı kaldırılarak davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

B)Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşme konusu işin tam ve eksiksiz yapılmadığını, ayıp ihbarının mail ve ihtarname yoluyla bildirildiğini, hükme esas alınan raporun CD üzerinden yapılan incelemeye dayalı olduğunu, önceki raporla arasında çelişki olduğunu, itirazlarının karşılanmadığını, eksik ifa nedeniyle halen geçici kabul yapılmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

VII. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.

Davacı yüklenici ... bölgesindeki ... Otel projesi kapsamında üstlendiği mimarlık, iç mimarlık, tasarım ve kontrolörlük işini ifa ettiğini ancak, sözleşme ile kararlaştırılan bakiye iş bedelinin ödenmediğini belirterek alacağının tahsilini talep etmiş, davalı iş sahibi işin eksik yapıldığını, gecikme olduğunu, işin kabulünün yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, mahkeme davacının yüklendiği edimi ifa ettiği gerekçesiyle 88.500 TL bakiye iş bedeli yönünden davanın kısmen kabulüne karar vermiş olup, verilen karar taraflarca istinaf edilmiştir.

Taraflar arasında 03.05.2013 tarihli yazılı eser sözleşmesi yapılmış olup, sözleşmede yapılacak işlerin ayrıntılı olarak tarif edildiği, süresinin belirlendiği, yüklenicinin iş bitimine kadar ayda en az 4 en fazla 6 olmak üzere toplam 40 sefer kontrolörlük hizmeti vereceği, 6.maddede sözleşme bedelinin 250.000 TL + KDV, aylık kontrolörlük bedelinin 5.000 TL olduğu, 14.maddede geçici kabulün, 15.madde kesin kabulün ve 16.maddede kesin hesabın düzenlendiği görülmüştür.

Davacı yüklenici tarafından davalıya keşide edilen 28.03.2016 tarihli ihtarnamede sözleşme kapsamında yapılan iş karşılığı toplam 100.000 TL + KDV bakiye alacağın ödenmesinin talep edildiği, cevabi ihtarnamede ise işin eksiksiz şekilde teslim edilmediği, sözleşme bedeli olan 250.000 TL + KDV = 295.000 TL'den 206.500 TL'sinin ödendiği, 88.500 TL bakiye kaldığı, belirtilen eksikliklerin tespiti ile değerlendirme yapmak üzere görüşme talep edildiği görülmüştür.

Kaldırma kararı öncesinde alınan bilirkişi raporunda sözleşme içeriği ve davacı tarafından sunulan CD içerikleri kapsamında yapılan inceleme itibariyle eksik ifa nedeniyle yapılmış iş karşılığı bedelin fazlasıyla ödendiği görüşü bildirilmiş olup, kaldırma kararı sonrasında farklı bilirkişiden alınan raporda ise işin tamamlandığı belirtilerek davacı yüklenicinin sözleşmede kararlaştırılan bakiye iş bedeli olan 88.500 TL yönünden alacaklı olduğu görüşü bildirilmiştir.

Dairemizin ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları itibariyle, eser sözleşmesi ilişkilerinde sözleşme ilişkisinin devam ettiği sürece yüklenicinin işi bırakıp gittiği ya da eksik bıraktığı kanıtlanmadıkça gerçekleştirilen imalatın yüklenici tarafından yapılmış olması karine olup, bunun aksini ileri süren iş sahibinin ispatlaması gerekir (İstanbul BAM 53. HD'nin 2022/1212-2025/477 E-K, 2022/902-2024/1233 E-K, 2022/717-2024/1015 E-K ve Yargıtay 15. HD'nin 2016/3419-2018/143 E-K, 2019/910-2019/3094 E-K sayılı ilamları).

Taraflar arasındaki sözleşme götürü bedellidir. Götürü bedelli eser sözleşmelerinde yüklenicinin talep edebileceği iş bedeli veya bakiye iş bedeli alacağının belirlenmesi için öncelikle eksik ve ayıplı hususlar da dikkate alınarak fiziken gerçekleşen imalatın tüm işe oranı belirlenip bu oran iş bedeline uygulandıktan sonra bulunacak miktardan kabul edilen veya ispatlanmış ödemeler mahsup edilerek saptanması gerekir. Bu sebeple, yüklenici alacağının fiziki oran yöntemi uygulanmak suretiyle davacı yüklenicinin talep edebileceği alacağın tespiti gerekmektedir. Davada bakiye iş bedelinin bu şekilde belirlenmemiş olması hatalı olmuştur.

Davada sözleşmenin esas konusu kapsamında bakiye iş bedeli yanında, yine sözleşme ile kararlaştırılan kontrolörlük iş bedeli talep edilmiştir. Kontrolörlük hizmeti sözleşmede farklı fiyatlandırılmış ise de, sözleşmenin ilgili maddeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, yüklenicinin sözleşme ile kararlaştırılan esas işle birlikte kontrolörlük hizmetini de verdiği anlaşılmış olmakla, bu işin de yüklenici tarafından yapıldığının karine olduğu kabul edilip, diğer şartları bakımından incelenmesi gerekmektedir. Mahkemenin bu kapsamdaki talebin reddine dair kararı da hatalı olmuştur.

Ayrıca, kaldırma kararı öncesinde ve sonrasında olmak üzere 2 ayrı heyetten alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin ve neden son rapora üstünlük tanındığı gerekçede tartışılmaksızın karar verilmiş olması da doğru olmamıştır.

Yapılan açıklamalar ve tespitler itibariyle mahkemece yapılması gereken iş;

1-Yeni bir bilirkişi heyeti oluşturmak suretiyle, gerekmesi halinde mahallinde keşif yapılarak, az yukarıda açıklanan şekilde fiziki oran yöntemi uygulayarak sözleşme konusu işin gerçekleşen oranı belirlenip, belirlenen bu oranı tüm iş bedeline uygulamak suretiyle sözleşme kapsamında yapılan iş bedelinin tespiti,

2-Bulunacak miktardan kabul edilen veya ispatlanmış ödemelerin mahsubu,

3-Kontrolörlük hizmeti karşılığı talep edilebilecek bedelin tespiti,

4-Raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi, alınacak rapora karşı teknik itirazların karşılanması neticesinde, hasıl olacak sonuca göre karar vermek olmalıdır.

Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,

2-İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 29/04/2025 tarih, 2024/348 Esas, 2025/338 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-Davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,

5-Davacı ve davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 01/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/671, K. 2026/1099, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-671-e-2026-1099-k-b732f05f671f