Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2810 E. 2026/24 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2810
Karar No
2026/24
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

70. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/2810

KARAR NO: 2026/24

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 03/07/2026

NUMARASI: 2026/413 Esas (Derdest)

İDAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 12/05/2026

KARAR TARİHİ : 29/09/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

Dava, eser sözleşmesi kapsamında iş bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Davacı yüklenici şirket, eser sözleşmesi ilişkisi kapsamında davalı tarafın ödeme protokolüne rağmen borcunu ödenmediğinden bahisle iş bedelinin tahsilini talep etmiştir.

Mahkemece istinafa konu 03.07.2026 tarihli ara kararla, davalı tarafından ileri sürülen ödeme protokolü altındaki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığı yönündeki iddia, İİK.265. madde kapsamındaki itiraz sebeplerinden olmadığı, itiraz edenin imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı itirazının işin esasına yönelik olduğu, esas davasının konusunu teşkil edebileceği ve dava aşamasında dinlenebileceği, İİK. 265. maddesinde sayılan itiraz nedenlerinden olmadığı, ihtiyati hacze itiraz aşamasında değerlendirilemeyeceği istikrarlı Yargıtay kararlarında vurgulandığı, dosya kapsamında yer alan davacı tarafça sunulan deliller kapsamında yaklaşık ispat şartları sağlandığından her iki tarafın hak ve menfaatleri gözetildiğinde ise teminat karşılığı ihtiyati haciz kararı verildiğinden, ihtiyati haciz kararı yerinde olduğu anlaşılmakla itirazın reddine karar verilmiştir.

Davalı iş sahibi şirket vekili istinaf talebinde özetle, eser sözleşmesinin feshedilmesi sebebiyle alacağın varlığı, miktarı ve muacceliyetinin ihtilaflı hale geldiğini, ödeme protokolünün temel borç ilişkisindeki çekişmeyi gidermediğini, orta doğudaki savaşın ve idari yaptırımların ifa güçlüğüne oluşturduğu, mal kaçırma kastının bulunmadığından bahisle ihtiyati haciz kararına karşı yapılan itirazın reddine dair İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 03.07.2026 tarihli ara kararının istinafen kaldırılmasına, mahkeme aksi kanaatte ise; davalı şirketin uğrayacağı muhtemel zararların güvence altına alınması amacıyla, davacı tarafça yatırılan teminatın alacak miktarının %100'üne çıkarılmasına karar verilmesini istemiştir.

Uyuşmazlık, ihtiyati haciz kararına yönelik itirazın reddinden kaynaklanmaktadır.

Mahkemece, taraflarca imza altına alınan 30.03.2026 tarihli ödeme protokolüyle borçlunun 99.880 Euro borcu kabul ettiği, protokolde öngörülen 9 taksittten ilk 6 taksitin dava tarihi itibarıyla muaccel hale geldiği, yapılan 20.747,39 Euro kısmi ödeme düşüldüğünde 49.132,61 Euro (dava tarihi kuru olan 53,4 TL/EUR üzerinden 2.623.681,37 TL) muaccel alacağın mevcut olduğu, alacağın rehinle ya da başka bir şekilde teminat altına alınmadığı, İİK m.257/1 kapsamında rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun varlığının yaklaşık olarak ispat edildiği anlaşıldığından ihtiyati haciz kararı verilmiştir.

Somut olayda, davacı yüklenici şirket eser sözleşmesi ilişkisine dayanarak bakiye cari hesap alacağının tahsilini istemiştir. İcra takibinde ödeme emrinin 18/03/2026 tarihinde düzenlendiği görülmüştür. Davacı taraf dosyaya 30/03/2026 tarihli ödeme protokolü sunmuş, protokole göre davalı tarafın 99.880 Euro borçlu olduğunu kabul ettiği görülmüştür.

Tarafların iddia ve savunmaları, tüm dosya kapsamı ve özellikle ödeme protokolü birlikte değerlendirildiğinde davacı lehine ihtiyati haciz kararı verilmesine yeterli yaklaşık ispat ölçüsünde bilgi ve belge bulunduğunun anlaşılmasına göre mahkemece davalının ihtiyati haciz kararına yönelik itirazın reddine dair verilen karar doğru olmuştur.

Mahkemece alınan %20 oranında teminatın HMK'nın 87. maddesine göre dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin %100 oranında teminat alınmasına yönelik istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../07/2026 tarih ve 2026/... Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE,

2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 29/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2810, K. 2026/24, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2810-e-2026-24-k-73c4bd768c25