Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2333 E. 2026/36 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2333
Karar No
2026/36
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

69. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/2333

KARAR NO : 2026/36

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2026/1484

ARA KARAR TARİHİ: 16/09/2026

DAVANIN KONUSU: İflas (Doğrudan Sermaye Şirketleri İle Kooperatiflerin İflası (İİK 179))

KARAR TARİHİ: 01/10/2026

Taraflar arasındaki Doğrudan Sermaye Şirketleri İle Kooperatiflerin İflası (İİK 179) davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması kapsamında, ara kararda yazılı nedenlerle tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi;

Gereği konuşulup düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin borca batık olduğunu ileri sürerek tedbir talepli iflas kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

İlk Derece Mahkemesince 16.09.2026 tarihli ara kararla:

"Bilirkişi raporu temini ve delillerin toplanması sonrasında alacak-borç durumunun tespitinin mümkün olacağı ve bu aşamada yaklaşık ispat koşulu sağlanamadığı gerekçesiyle muhafaza tedbir ve ihtiyati tedbir talebinin reddine" karar verilmiştir.

Hasımsız davada oluşturulan söz konusu ara kararına karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Söz konusu ara karar davacı vekiline 21.09.2026 tarihinde tebliğ edilmiş olup, gerekli harçları da yatırılmak suretiyle 24.09.2026 tarihinde yapılan istinaf başvurusu süresindedir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili tarafından ibraz edilen istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kanun Koyucunun İKK 158. maddesi ve devamı maddelerinde yer alan hükümlerde iflas talebiyle birlikte tedbirlere karar verileceğini özel olarak düzenleyerek bu tedbirlerin yargılamanın başında alınmasını hedeflediği; tedbir kararı verilmesinin iflas talebinin ilanından beklenen amacı da sağlayacağı, yargılamanın kolaylaşacağı ve bilirkişi incelemesinin de mümkün hale geleceği ileri sürülerek ara kararın kaldırılması ve tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesi talep ve istinaf edilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE :

Dava; İİK'nun 179.maddesi gereğince borçlu adına açılmış olandoğrudan iflas istemine ilişkindir.

Davacı vekilince, derdest dosya kapsamında talep edilen ihtiyati tedbirin reddine ilişkin Mahkemenin ara kararının istinaf edildiği anlaşılmıştır.

2004 sayılı İcra İflas Kanununun 181. maddesinde usul düzenlenmiş olup maddede 159, 160, 164, 165 ve 166. maddelerin bu fasıl hükmüne göre vukua gelen iflaslara da tatbik olacağı belirtilmiştir. Aynı yasanın "muhafaza tedbirleri" başlıklı 159. maddesi ise "İflas talebi halinde mahkeme ilk önce alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü bütün muhafaza tedbirlerini emredebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemişse alacaklının talebi üzerine mahkeme mutlaka bu tedbirlere karar vermeye mecburdur. Bu emirler iflas dairesince yerine getirilir. Mahkeme defter tutmadan gayri bir muhafaza tedbiri isteyen alacaklıdan ileride haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayabilecekleri zararları karşılamak üzere HUMK 96. (HMK m.87) maddesinde yazılı bir teminat alınmasını isteyebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya alacak bir ilama bağlı ise teminat aranmaz. Devlet veya Adli Yardıma nail kimselerde teminat göstermek mecburiyetinde değildir..." şeklinde düzenlenmiştir. Yasal düzenlemede, mahkeme tarafından alacaklıların menfaati için zaruri görülen bütün muhafaza tedbirlerinin alınabileceği belirtilmiştir. Düzenleme ile mahkemeye takdir hakkı tanınmıştır. Ancak, borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi halinde alacaklının talebi üzerine mahkemenin bu tedbirlere karar vermeye mecbur olduğu ifade edilmiştir. Diğer önemli bir husus ise İİK'nun 159. maddesinde, yasa koyucu tarafından alacaklıların menfaati için zaruri görülen bütün muhafaza tedbirlerine emredilebileceği düzenlenmiş olup bu muhafaza tedbirleri bütün alacaklıların menfaatine olan muhafaza tedbirleridir.

İcra ve İflas Kanununun 159. maddesi "muhafaza tedbirleri" üst başlığı altında düzenlenmiş olup Mahkemelerin verdiği muhafaza tedbirleri ile borçlunun malvarlığının dağılmasına engel olunarak geçici hukuki koruma sağlanır. Hukuk Muhakemeleri Kanununda, tedbiri alan organ bakımından ayrım yapmaksızın muhafaza tedbirleri geçici hukuki koruma niteliğinde kabul edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Diğer geçici hukuki korumalar" başlığı altında düzenlenen 406. maddesinde, Mahkemece, gerekli hallerde, mal veya haklarla ilgili defter tutulmasına ya da mühürleme yapılmasına karar verilebileceği, ihtiyati haciz, muhafaza tedbirleri ve geçici hukuki korumalara ilişkin diğer kanunlarda yer alan özel hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiştir. Mahkemenin hükmettiği muhafaza tedbirleri İcra ve İflas Kanununun çeşitli hükümlerinde düzenlenmiştir.

Yasa Koyucu tarafından, iflas davası, kişinin tüm malvarlığını ve geniş bir alacaklı kitlesini ilgilendirdiğinden İİK 159. maddesi ile Mahkemeye, alacaklıların yararı için zorunlu göreceği bütün muhafaza tedbirlerini alabilme olanağı tanımıştır. Bu tedbirler, borçlunun mallarının defterinin tutulması, borçlunun mallarını devretmemesi için muhafaza altına alınması, taşınmazların tapu kaydına tedbir şerhi verilmesi gibi tedbirlerdir. İİK'nun 159. maddesinde, iflas talebi üzerine Mahkemenin, alacaklıların menfaati için zaruri olan tedbirleri alacağı hükme bağlanmıştır. Alacaklıların bir kısmının zararına olsa bile tedbirler genellikle alacaklıların menfaatine ise verilmelidir.

Mahkeme takdir hakkını kullanırken öncelikle, alacaklıların menfaatinin zaruri kılınıp kılınmadığı, borçlunun ticari hayatını ve faaliyetini etkileyip etkilemediği ve HMK 389. vd maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir şartlarına ilişkin yaklaşık ispat kuralı sağlanıp sağlamadığı hususlarını dikkate alması gerekmektedir.

İhtiyati tedbir talep eden taraf, tedbire esas olan hakkını, ihtiyati tedbir sebep veya sebeplerini, keza davanın esası yönünden de haklılığını ispat etmelidir. Ancak burada tam ispat aranmayıp yaklaşık ispatla yetinilecektir (m. 390/3). Yani, ispatı gereken hususların tam olarak değil; kuvvetle muhtemel gösterilmesi yeterlidir. Ancak yaklaşık ispat: ispatsızlık veya sadece talepte bulunanın beyanlarıyla yetinileceği anlamına gelmemektedir. Talep eden, ispat ölçüsü düşürülmüş olsa dahi, bir ispat faaliyetinde bulunmak, bu çerçevede delillere dayanmak ve tam olmasa da iddia ettiği hususların gerçekliğini kuvvetle muhtemel olduğunu gösterecek şekilde ispat etmek durumundadır.

Belirtilen yasal düzenlemeler uyarınca, iflas talebini alan Mahkeme, İlk önce alacaklıların menfaati için gerekli gördüğü muhafaza tedbirlerini emredebilir. Muhafaza tedbirlerinin neler olduğu kanunda sayılmış değildir. Bunun için bir talepte bulunulması şart değildir. Muhafaza tedbirlerine karar vermek zorunluluğu, istinaf konusu ara kararda da belirtildiği gibi İİK'nun 159/1-2. cümlesi gereğince, borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi durumunda söz konusu olmaktadır. Halbuki somut

Buna göre ise; borçlu adına açılan ve bir takibe dayalı olmayan doğrudan iflas talebine ilişkindir somut yargılamada muhafaza tedbiri alınmasına lüzum olup olmadığını takdir yetkisi Mahkemeye ait olup dosya kapsamı ve mevcut delil durumu ile yasal düzenleme dikkate alındığında yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, Mahkemece tesis edilen ara kararın usul ve yasaya uygun olduğu, hukuka aykırı bir yönünün bulunmadığı anlaşılmıştır.

Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince tesis edilen ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l hükmü uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-İstinaf yoluna başvuru ve istinaf karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,

3-Davacı adına yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-Yatırılan gider avansından kalan kısmın ilk derece mahkemesince iadesine,

5-Kararın ilk derece mahkemesince tebliğ edilmesine,

İlişkin olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 362/1.f hükmü gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 01.10.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2333, K. 2026/36, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2333-e-2026-36-k-34f3caf9ae56