Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1089 E. 2026/2096 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1089
Karar No
2026/2096
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1089 KARAR NO : 2026/2096

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/04/2023 NUMARASI : 2023/157 Esas 2023/324 Karar DAVA : HAKEM TAYİNİ KARAR TARİHİ : 01/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/10/2026

İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/157 Esas ve 2023/324 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacılar vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesi ile; Davalı .... şirketinin kendi namına işletilecek, İzmir’in Konak ve Bornova ilçelerindeki tıp merkezlerindeki iki ayrı kardiyoloji kliniğinin kurulması, her türlü personel ihtiyacının temin edilmesi, cihaz bakımlarının yerine getirilmesi ve tüm hizmetlerin yürütülmesi amacıyla davacı ... ve davacının yetkilisi olduğu ... Şti. ile 17.10.2017 düzenleme tarihli ve 01.11.2017 yürürlük tarihli, yine 24.02.2018 düzenleme tarihli ve 01.03.2018 yürürlük tarihli iki sözleşme akdettiklerini, bu sözleşmelerle birlikte taraflar arasında davacılar ve davalının sözleşmede belirtilen paylardaki kar oranları uyarınca işletilmek üzere bir ortaklık kurulduğunu, davacının sözleşme kapsamında üzerine düşen tüm yükümlülükleri ve edimleri özenle yerine getirirken karşı yanın üzerine düşen edimleri ve yükümlülükleri tam olarak yerine getirmediğini, bu sebeple Karşıyaka 5. Noterliği’nin 13/08/2018 tarih ve 24740 yevmiye no’lu ihtarnamesiyle davalı taraf ile arasındaki sözleşmeleri feshettiğini, taraflar arasındaki doğacak herhangi bir uyuşmazlıkta ilk olarak tahkim yoluna başvurulacağı ve tahkim yolunda yalnızca hakem olarak Av. ...'ın görev alacağının kararlaştırıldığını, hakemin taraflar arasında kişiye özgülenerek tayin edildiğini, sözleşmenin feshi ile uyuşmazlığın çözümlenmesi bakımından, tahkim yoluna başvurulduğunu, hakem olarak tayin edilen Av..... nezdinde, 28/08/2018 tarihinde dava açıldığını, yargılama aşamasının gerçekleştirildiğini, tahkim yargılamasının davalarının kabulü ile sona erdirildiğini, dosya tomarının olduğu gibi 2019/2 Hakem Kararlarını Saklama siciline kaydedilmek için İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne teslim edildiğini, tahkim şartının yerine getirilmesi ile uyuşmazlığın çözüldüğünü, ancak hakem yargılamasının duruşma aşamasında, hakem sıfatındaki Av. ... .ile davalı vekili Av..... arasında yaşanan tartışma üzerine davalı tarafça, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nde, ilk derece mahkeme sıfatıyla 2019/2 E. Sayılı dava ikame edilerek, söz konusu hakem kararının iptalinin istendiğini, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesince, hakemin tarafsızlığının etkilendiği gerekçesiyle hakem kararını iptal edildiğini, bu kararın Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nce onandığını, davalı ve davacı taraflar arasındaki sözleşmelerde hakem şartının yalnızca Av. ....'a özgülenmesi nedeniyle, tahkim yoluna başvurulmasının artık söz konusu olmadığından bahisle taraflarınca genel yetkili mahkemelerde dava açılması yoluna gidildiğini, yapılan arabuluculuk başvurusunda tarafların anlaşamadığını, taraflarınca İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2022/547 E. Sayılı dosya ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümlenmesi adına dava açtıklarını, davalı tarafça tahkim ilk itirazında bulunulması üzerine 14.12.2022 tarihli ve 2022/1191 K. Sayılı kararı ile HMK 439/7 ve HMK 413/1, HMK m. 116/1-b gereğince süresi içerisinde ileri sürülen tahkim ilk itirazı nedeniyle sözleşmedeki tahkim şartı ile çözülmesi gerektiğinden davanın usulden reddine karar verildiğini, 17.10.2017 ve 24.02.2018 tanzim tarihli sözleşmelerdeki tahkim şartı ve İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/547 E., 2022/1191 K. sayılı ve 14/12/2022 Tarihli ilamındaki gerekçe gereği, taraflar arasındaki mevcut ihtilafların çözümü amacıyla HMK m.416 uyarınca hakem seçilmesini talep ve dava konusu etmiştir. Davalı vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesi ile; davacının dava dilekçesinde iddia ettiği tüm hususların gerçekle, hukukla ilgisiz anlatımlar olduğunu, hakem kararının hakemin yasalara uygun şekilde yargılama yapmaması sebebiyle iptal edildiğini, kesinleşen karar ile de bu durumun sabit olduğunu, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, hakem tayinini kabul ettiklerini, yargılamayı gerektiren bir hususun olmadığını, davacının öncelikle ihtarname ile hakemlerini bildirmelerini, kendilerine hakem adayları için süre verilmesi gerektiğini, usulü seramoni yerine getirilmeden doğrudan dava açılmasında hukuki yararın bulunmadığını, dava açılmasında, masraf ve avukatlık ücretlerinin talep edilmesinin yasaya aykırı olduğunu, hakemlerin seçimi usulünün HMK 416 md de ayrıntılı şekilde düzenlendiğini, davacı tarafından 416.m hükümlerinin ifa edilmeden doğrudan doğruya dava açıldığını, davanın usulden reddini, mahkemece hakem tayini yapılacak ise 3 lü hakem heyeti tayin edilmesi gerektiğini savunmuştur. Davacının hakem .... nezdinde açtığı davaya ilişkin evraklar, hakem kararı, Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/2 E. 2021/2 K. Sayılı kararı, taraflar arasında imzalanan 17.10.2017 düzenleme tarihli ve 01.11.2017 yürürlük tarihli, yine 24.02.2018 düzenleme tarihli ve 01.03.2018 yürürlük tarihli iki sözleşme, İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.12.2022 tarih, 2022/547 E. ve 2022/1191 K. Sayılı kararı incelenip değerlendirilmiştir. Tarafların davalı .... şirketi adına İzmir ili Konak ve Bornova ilçelerinde bulunan tıp merkezlerinde iki ayrı kardiyoloji kliniğinin kurulması, her türlü personel ihtiyacının temin edilmesi, cihaz bakımlarının yerine getirilmesi ve tüm hizmetlerin yürütülmesi amacıyla 17.10.2017 düzenleme tarihli ve 01.11.2017 yürürlük tarihli ve 24.02.2018 düzenleme tarihli ve 01.03.2018 yürürlük tarihli olmak üzere iki ayrı sözleşme akdettikleri, her iki sözleşmenin 10. Maddelerinde ''İş bu sözleşmeden doğacak her türlü uyuşmazlıkta 6100 sayılı HMK 'nun 407-444 maddeleri uyarınca tahkim yoluna gidilecektir. Taraflar sözleşmeden doğan her türlü uyuşmazlığın çözümünde İzmir Barosunun 3980 sicilinde kayıtlı Av. ... .ı hakem tayin etmişlerdir.'' hükmünün bulunduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın iş bu sözleşmelerden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça hakem olarak tayin edilen Av..... nezdinde 28/08/2018 tarihinde dava açıldığı, tahkim yargılamasının sonunda davacının davasının kabulüne karar verildiği, davalı tarafça hakem kararının iptali talebiyle Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'ne başvuru yapıldığı, Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/2 E. 2021/2 K. Sayılı kararı ile 6100 Sayılı HMK'nın 439/2-f maddesi gereğince tarafların eşitliği ilkesi ve hukuki dinlenilme hakkına riayet edilmediği gerekçeleriyle davalının itirazının kabulü ile hakem kararının iptaline karar verildiği, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 13.10.2021 tarihli onama kararına karşı karar düzeltme talebinde bulunulduğu, karar düzeltme talebinin reddine karar verilmekle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2019/2 Esas 2021/2 Karar sayalı kararının 13.10.2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için davacı tarafından bu kez İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/547 Esas sayılı davasının açıldığı, mahkemece 14.12.2022 tarihli 2022/1191 Karar sayılı kararı ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin tahkim yargılamasında iptal sebebini tarafların eşitliği ilkesi ve hukuki dinlenme hakkına riayet edilmediği gerekçesine dayandırmış olduğu, HMK 439/7 gereğince taraflarca aksi kararlaştırılmamış olmakla, yeni bir tahkim sürecine başlanması ve hakemlerin atanması gerektiği gerekçesi ile tahkim ilk itirazının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. Toplanan tüm deliller karşısında, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, taraflar arasında imzalanan 24.02.2018 tarihli ve 17.10.2017 tarihli sözleşmelerden kaynaklandığı, her iki sözleşmenin de 10. Maddesinde ''İş bu sözleşmeden doğacak her türlü uyuşmazlıkta 6100 sayılı HMK 'nun 407-444 maddeleri uyarınca tahkim yoluna gidilecektir. Taraflar sözleşmeden doğan her türlü uyuşmazlığın çözümünde İzmir Barosunun 3980 sicilinde kayıtlı Av. ....ı hakem tayin etmişlerdir.'' şeklinde tahkim şartının bulunduğu, davacının önce hakem .... nezdinde tahkim davasını açtığı ancak, hakem tarafından verilen kararın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2019/2 Esas 2021/2 Karar sayılı 13.03.2021 tarihli kararı ile HMK 439/f maddesine aykırılık nedeni ile iptal edildiği, bu kararın Yargıtay 6. Hukuk Dairesi kararı ile onanarak kesinleştiği, davacının bu kez yargı yoluna başvurduğu, İzmir 5. ATM'nin kararı ile HMK 439/7 maddesi gereğince önceki hakemin görevinin sona erdiği ve yeni hakem seçilebileceği gerekçesi ile tahkim itirazının kabul edildiği, bu kez davacının hakem belirlenmesi için mahkememizde iş bu davayı açtığı anlaşılmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, HMK 439 maddesinin yorumlanmasında HMK 439/2-f maddesi gereğince hakem kararının iptali halinde kararı veren hakemin görevinin sona erdiği, HMK 439/7 maddesi uyarınca taraflarca aksi kararlaştırılmadığı takdirde yeni hakem seçilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. HMK 439/7 maddesi uyarınca tarafların aksini kararlaştırmadığı takdirde yeni hakem seçilmesi mümkündür. Taraflar arasındaki her iki sözleşmenin 10. Maddesindeki tahkim şartında, tek bir hakem belirlenmiş ve bu hakem ad ve soyad da belirtilerek tahkim şartı ismen belirlenmiş ve bu hakeme özgülenmiştir. Dolayısı ile HMK 439/7 maddesinde ortaya konulan aksinin kararlaştırma söz konusudur. Bu durumda HMK 421/3 maddesine göre durum değerlendirilmelidir. HMK 421/3 maddesinde; "Tahkim sözleşmesinde hakemin veya hakem kurulunu oluşturan hakemlerin ad ve soyadları belirtilmiş ise hakemin, hakem kurulunun ya da kurulun karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda hakemin görevinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, tahkim de sona erer." hükmü yer almaktadır. Bu yasal düzenleme karşısında, ad ve soyad ile belirlenmiş hakemin verdiği kararın HMK 439/2-f maddesine göre kaldırılmış olması karşısında hakem ....'ın görevinin sona erdiği, tahkim şartının bu hakeme özgülenmiş olması sebebi ile tahkimin de sona erdiği, dolayısı ile tahkim şartının geçersiz hale geldiği, bundan sonra başka bir hakem belirlenerek, uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülmesinin kabul edilmesinin mümkün olmadığı, sözleşmedeki tahkim şartı geçersiz hale geldiğinden, artık taraflar arasındaki uyuşmazlığın mahkemelerde yargı yolu ile çözülmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma görevlisi ....'ün "Tahkim Sözleşmesinde İsmen Belirlenen Hakem veya Hakemlerin Görevinin Sona Ermesinin Tahkim Yargılamasına Etkisi" başlıklı makalesinde de yasal düzenlemeye uygun olarak ismen tek hakem tayin edilmiş ve bu hakem görevden ayrılmışsa tahkim yargılamasının sona ereceği belirtilmiştir. Her ne kadar davacı tarafça İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesine uyuşmazlığın çözümü için dava açılmış ve bu mahkeme tarafından konunun tahkim yolu ile çözülmesi gerektiği ve HMK 439/7 maddesi gereğince yeni hakem seçilmesi gerekçesi ile açılan dava usulden reddedilmiş ise de, yukarıda belirtilen nedenlerle bu mahkemenin davayı usulden red gerekçesi paylaşılmamış olup, buna rağmen uyuşmazlığın bir an evvel çözümü için hakem tayini hususu değerlendirilmiş, fakat yine yukarıda belirtilen gerekçe ile kişiye özgülenen tahkim şartının geçersiz olmasına rağmen hakem tayin edilmiş olması durumunda HMK 439/2-a maddesine göre hakem tarafından verilecek kararın iptale tabi olabileceği, bunun da yeniden aynı kısır döngüyü başlatacağı, 5. ATM'nin verdiği red kararının usulü nedenlere dayandığı, kesin hüküm oluşturmadığı dikkate alınarak, bu yönde karar verilmesinin tarafların hak ve menfaatlerine de uygun olmadığı..." gerekçesi ile, taraflar arasındaki sözleşmede hakemin isim ve soy ismi açıkça bildirilmekle tahkim şartı bu hakeme özgülenmekle hakemin görev yapmasına engel hal çıkması karşısında HMK 421/3 maddesi uyarınca tahkim şartı geçersiz hale geldiğinden hakem atanması talebinin REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, öncelikle taraflarınca İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılan 2022/547 Esas sayılı alacak davasının tahkim şartının sona ermediği gerekçesiyle reddedildiğini ve kesinleştiğini, kararı veren mahkeme hâkimlerinin, kararı kendi adlarına değil, Türk Milleti adına vermekte olduğunu, kararı verme yetkisinin, hukuk insanlarının şahsında değil, egemenlik kavramının dayandığı millet olgusunda olduğunu ve hâkimlerin, bu kararı millet adına toplum sözleşmesinden doğan soyut bir vekalet ilişkisinden aldıklarını ve kesinleşmiş mahkeme kararının ise, milletin hükmünü ifade etmekte olduğunu, yerel mahkemenin, kesinleşmiş bir mahkeme kararı varken, bu mahkeme kararını tanımaksızın ve sanki hukuk düzeninde bir yeri yokmuş gibi davranmasının, usul ve yasaya aykırı olduğunu, somut olay özelinde, müvekkilinin hak arama hürriyetinin, makul sürede ve adil yargılanma hakkının sistemli olarak ihlal edildiğini, davacı müvekkillerin alacağına ulaşamadığını ve enflasyonun olağanüstü artışıyla haklarının ciddi oranda kaybolduğunu, mahkemece HMK 421/3'ten hareketle tahkimin sona erdiğine bu sebeple hakem atanması talebinin reddine karar verilmişse de HMK 421/3 hakem atanmasının olanaksız hale geldiği durumlar için geçerli olduğunu, söz konusu maddenin gerekçesinde, "Üçüncü fıkradaki durumda, yeniden hakem atanmasının olanaksız hâle gelmesi ve tahkim sözleşmesinin uygulanmasının mümkün olmaması nedeniyle, bu hâlde tahkimin sona ereceği kabul edilmiştir." denildiğini, taraflar arasında akdedilmiş sözleşmenin 10. maddesinde sözleşmeden doğacak her türlü uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözüleceğinin kararlaştırıldığını, cevap dilekçesinden de anlaşılacağı üzere karşı yanın da iradesinin uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesi yönünde olduğunu, HMK 439/7'de de, "İptal davasının kabulü hâlinde, kabul kararı temyiz edilmezse veya ikinci fıkranın (b), (c), (ç), (d), (e) ve (f) bentlerindeki hâllerin varlığı sebebiyle kabulü hâlinde, taraflar aksini kararlaştırmamışlarsa hakemleri ve tahkim süresini yeniden belirleyebilirler. Taraflar isterlerse eski hakemleri tayin edebilirler." denilmekte olduğunu, HMK madde 439/2-f'de belirtili nedenle iptal edilen hakem kararlarının ardından yeniden hakem belirlenerek tahkim yargılaması yapılmasının mümkün olduğunu, kendilerinin dava dilekçesiyle karşı yanın cevap dilekçesiyle sunmuş olduğu iradeyle yeni bir tahkim sözleşmesi kurulduğu kabul edilerek ve taleple bağlılık ilkesinin gereği olarak hakem ataması yapılması gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, hakem seçilmesi istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. HMK’nın 412. maddesinde tahkim sözleşmesi; tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları sözleşme olarak tanımlanmıştır. Taraflar arasında imzalanan 24.02.2018 tarihli ve 17.10.2017 tarihli sözleşmelerin 10. maddesi uyarınca, işbu sözleşmelerden kaynaklanan her türlü uyuşmazlıkta 6100 sayılı HMK.m.407/444 hükümleri uyarınca tahkim yoluna gidileceği, tarafların sözleşmeden doğan her türlü uyuşmazlığın çözümünde İzmir Barosu'nun 3980 nolu sicilinde kayıtlı Av. ... .'ı hakem tayin ettikleri kararlaştırılmıştır. Taraflar arasındaki tahkim yolunda Av. ... tarafından verilen 05/07/2019 tarih ve 2018/1 Esas-2019/1 Karar sayılı hakem kararının Dairemizin (İlk Derece Sıfatıyla) 03.03.2021 tarih ve 2019/2 esas 2021/2 Karar sayılı kararı ile ve "...hakem tarafından tahkim yargılaması yapılırken, tarafların eşitliği ilkesi ve hukuki dinlenilme hakkına riayet edilmediğinden; HMK'nun 439/f maddesine aykırılık söz konusu olduğu..." gerekçesi ile iptaline karar verildiği ve verilen bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 13.10.2021 tarih ve 2021/4375 Esas 2021/860 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK.'nun 421/3 maddesine göre; "Tahkim sözleşmesinde hakemin veya hakem kurulunu oluşturan hakemlerin ad ve soyadları belirtilmiş ise hakemin, hakem kurulunun ya da kurulun karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda hakemin görevinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, tahkim de sona erer." Bu açıklamalar ışığında, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle taraflar arasında ismen belirlenen tek hakemin görevinin sona ermesinden dolayı HMK'nun 421/3 madde ve fıkrası gereğince tahkimin sona ermesine, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/04/2023 tarih ve 2023/157 Esas, 2023/324 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 179,90.TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10.TL harcın davacı ... alınarak hazineye gelir kaydına, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu karar harcının ve 492,00.TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının davacı .... Şti. alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Kararın Dairemizce taraflara/vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 01/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1089, K. 2026/2096, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1089-e-2026-2096-k-1b1f993f2839