Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2065 E. 2026/1748 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/2065
- Karar No
- 2026/1748
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/2065 Esas
KARAR NO:2026/1748 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ(Kapatılan) Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI:2022/980 Esas - 2024/963 Karar
TARİH:14/10/2024
DAVA:Mülkiyet (Tespit İstemli)
KARAR TARİHİ:08/10/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı, davacı ve muris ...'nın kardeş oldukları gibi, ... A.Ş'de hissedar olduklarını, murisin ölümünden önce davalı ile birlikte şirkete gönderdiği ihtarname ile şirketteki paylarının tamamını davalıya devrettiğini bildirerek devrin pay defterine kaydını istediğini, talebin şirket tarafından reddedildiğini, bu red kararı nedeniyle şirkete karşı açılan davanın derdest olduğunu, bu sırada ...'nın 17.12.2019 tarihinde vefat ettiğini, murisin payları çıplak nama yazılı pay olup devrinin alacağın temliki hükümlerine tabi olduğunu ve yazılı şekilde yapılmasının zorunlu olduğunu, böyle bir sözleşmenin dosyaya sunulmadığını, devre mesnet olarak gösterilen tek belgenin mezkur ihtarname olduğunu ve ihtarnamedeki imzanın da muris eli ürünü olmadığını, aksi kabul edilse dahi uzun süredir kronik hastalıkları bulunan murisin devir sırasında zihinsel ve fiziksel sağlığının devre karar verebilecek düzeyde olmadığını, öte yandan bu devrin davacıdan miras payını kaçırmak amacıyla yapılmış muvazaalı bir devir olduğunu, tüm bu nedenlerle devrin geçersiz olduğunu ileri sürerek, sahtelik, şekil şartı noksanlığı, murisin serbest iradesi ile yapılmamış olması ve muvazaa nedeniyle devrin geçersizliğinin tespitine ve iptaline, murise ait 7.050 adet ... A.Ş hissenin, davacının miras payı olan 1/2 oranında, varsa bugüne kadar ilgili kısım hisse payına tekabül eden sermaye artışları neticesinde verilen hisselerle birlikte davacıya ait olduğunun tespiti ile tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın öncelikle derdestlik nedeniyle reddine, bunun mümkün olmaması halinde görevsizlik nedeniyle reddine, davanın esasına girilmesi halinde esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 14/10/2024 tarih ve 2022/980 Esas - 2024/963 Karar sayılı kararında; " Mahkememizce toplanan delilllerle yapılan yargılama sonucunda; Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde payın davalı adına tesciline karar verildiği ve kararın kesinleştiği, muvazaa iddiası nedeniyle mahkememizce uyap üzerinden yapılan araştırmada dava dışı muris ...'nın adına kayıtlı birden fazla taşınmaz bulunduğu, tarafların mahkememize dava konusu olaya ilişkin tanık bildirmedikleri hep birlikte değerlendirildiğinde davacının muvazaa ve sahtelik iddiasını ispatlar nitelikte dosyada başkaca bir delil bulunmadığı anlaşılmıştır.HMK’nın ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; sahtelik ve muvazaa iddiasının davacı tarafça ispatı gerekmekle bu husus ispatlanamadığından, davanın reddine dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaları tekrarla; davacı, muris ... ve davalının kardeş olduklarını ve dava dışı ... AŞ şirketi ortağı olduklarını, murisin aile şirketi olduğunu, muris ...'nın şirkette %15 oranında payı bulunduğunu, dava dışı Şirkete ... ve davalı ... tarafından Bakırköy ...Noterliği 15.01.2018 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderildiğini ve muris Derya'nın şirketteki 7050 adet hissesinin tamamını davalı ...'e devrettiği bildirilerek devrin pay defterine tescilinin talep edildiğini, şirket tarafından, devrin bir bedel karşılığında olmadığı, ortada yazılı şekilde yapılmış bir pay devri sözleşmesi bulunmadığı gerekçesi ile bu talebin reddedildiğini, davalı tarafından Bakırköy 6 Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde devrin pay defterine tescili için dava açıldığını, mahkemenin 2018/154 esas, 2019/533 karar sayılı kararı ile davayı kabul ettiğini, kararın istinaf ve temyiz mahkemelerince de onandığını, eldeki davada da da mahkemenin Bakırköy 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin anılan dosyasını getirtip inceleyerek davayı reddettiğini, ancak Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/154 esas sayılı dosyası ile eldeki davanın taraflarının farklı olduğunu, anılan dosyada ...'in pay devrinin tescili için şirkete dava açtığını, huzurdaki davanın ise devrin imza sahteliği, fiil ehliyeti yoksunluğu ve muvazaa nedenleriyle geçersiz olduğunun tespiti ile, aynı zamanda davacının kardeşi olan muris ...'dan kalan payların miras payı oranında davacı adına tescili istemine ilişkin olduğunu, bu nedenle mahkeme kararının hatalı olduğunu, pay devrinin doğrudan veya mahkeme kararı ile pay defterine tescilinin davaıcnın eldeki davayı ikame etmesine engel teşkil etmeyeceğini, eldeki davada muris ve davalı tarafından dava dışı şirkete gönderilen ihtarnamedeki imzaların murise ait olmadığının tespiti talep edilmesine rağmen bu konuda herhangi bir imza incelemesi ve yargılama yapılmadığını, mahkemenin bekletici mesele yaptığı Bakırköy 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'ndeki yargılamada da imza incelemesi yapılmadığını, muris ...'nın kronik, crohn hastalığı (bağırsak hastalığı), ankilozan spondilit gibi hastalıklarla muzdarip hiç evlenmemiş ve bakıma muhtaç halde bulunduğunu, davalının ise babalarının ölümünden sonra ortak olunan şirketlerin işleyişini engellemek için sürekli genel kurul karar iptali, yönetici sorumluluğu nedeniyle tazminat, fesih ve tasfiye davaları açtığını ve şirketleri iş yapamaz hale getirdiğini, bu nedenle davalının ...'nın iradesini sakatlayarak hisselerini elinden almasını önlemek ve ...'nın malvarlığını korumak amacıyla davacı tarafından ...'nın vesayet altına alınması için Bakırköy 7.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/560 esas sayılı dosyası nezdinde dava açıldığını, ancak dava derdest iken ...'nın 17.12.2019 tarihinde evinde ölü bulunduğunu, vefatı öncesinde ...'nın vesayet yargılamasında hisseleri davalıya devrettiğini beyan etmesine rağmen, milyonlarca değerdeki hisse devirleri karşılığı bir bedel alıp almadığını, aldı ise ne kadara aldığının açıklayamadığını, bu durumdan şüphelenen davacının mezkur ihtarnamedeki imzanın muris eli ürünü olup olmadığına dair araştırma yaptığını ve ... Müdürülüğü tarafından hazırlanan ilgili imza incelemesine dair uzman görüşünü aldığını, bu görüşün dosyaya mübrez olduğunu, buna rağmen mahkemece imza incelemesi yapılmadığını, yine murisin uzun yıllardır kronik hastalıklarla boğuştuğu ve bu hastalıklar nedeni ile zihinsel ve bedensel sağlığının son derece bozuk olduğunu, içinde bulunduğu bu durum nedeni ile devir tarihinde de tam olarak sağlıklı düşünmesinin, doğru ve mantıklı karar verebilmesinin mümkün olmadığını, devrin serbest iradenin ürünü olmadığını, ayrıca çıplak payın, alacağın temliki hükümlerine göre yazılı şekilde devrinin de ispat olunamadığını, murisin vesayet mahkemesinde hisseleri davalıya devrettiğini beyan etmesinin geçersiz devri geçerli hale getirmeyeceğini, nitekim vesayet yargılaması sırasında da çelişkili beyanları ve hasta hali nedeniyle murisin malvarlığı üzerinde tasarruf yetkisinin tedbiren kısıtlandığını, murisin alzehimer hastalarının kullandığı... isimli ilaç dahil kullandığı ilaçlar, kendisine bakamayacak haldeki yaşantısı, yanlız ve hatta savcılık tarafından şüpheli olarak değerlendirilen ölümü bir bütün olarak değerlendirildiğinde zihinsel ve fiziksel sağlığının böyle bir devir kararını vermeye uygun olmadığını, murisin yakın sağlık geçmişine ilişkin belgeler, kullandığı ilaçlar, vesayet mahkemesi dosyası, savcılık soruşturma dosyasının celbedilerek bir arada incelenmesini talep ettikleri halde bu beyanlarının mahkeme dikkate alınmadığını, yine muris ile davalı arasındaki pay devrinin muvazaa nedeniyle de geçersiz olduğunu, çıplak pay alacağın temliki hükümlerine göre yazılı şekilde devrolunmak zorunda olup, devrin satış mı bağış mı olduğunun sözleşmede belirtilmesi gerektiğini, böyle bir temlik belgesi sunulmadığından da hisse devrinin geçersiz olduğunu, sözde devrin aynı zamanda muvazaalı olduğunu, hisse devri için ödenmiş bir bedel de bulunmadığını, gösterilen değerin de gerçek değerin çok altında olduğunu, bu durumun devrin gerçek olmadığının, tarafların gerçek niyetini ve iradesini yansıtmadığının ve davacıyı miras hakkından mahrum etmek maksadı ve kötü niyeti ile yapıldığının kanıtı olduğunu, devir bedeli ödendiğine dair hiçbir kanıt bulunmadığını, banka hesapları incelendiğinde bunun görüleceğini, şirkete gönderilen ihtarnamede hisselere 70.500.00 TL bedel biçildiği görülmekte ise de hisselerin gerçek değerinin milyonlarca lira olduğunu, murisin hisselerini devretmesi için de sosyal ve ekonomik nedenler de dahil hiç bir neden bulunmadığını, murisin kendisine tahsis edilen son derece lüks ve müreffeh aile aparmanındaki dairesinde yalnız yaşadığını, şahsına ait gelirleri bulunduğunu, ekonomik durumunun gayet iyi olduğunu, hisselerini satmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığını, davalının ise şirkete karşı fesih ve ayrılma talepli dava açmasına rağmen ilave bedel ödeyip kardeşinin hisselerini almasının bir diğer çelişki olduğunu, mahkemenin muvazaa iddialarına yönelik hiçbir inceleme yapmadan, murisin adına kayıtlı birden fazla taşınmaz bulunduğunu belirterek, murisin malvarlığı asıl değerli olan şirket hisseleri dışındaki birkaç taşınmazından oluşuyormuş gibi davanın reddine karar verdiğini, mahkemece davalıya yazılı temlik sözleşmesi sunması için verilen kesin sürede böyle bir sözleşmenin dosyaya sunulmadığını, ileri sürerek; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kabulüne, bu mümkün görülmediği takdirde dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; murisin, dava dışı anonim şirketteki payının tamamının davalıya devrine yönelik işlemin, şekil noksanlığı, imza sahteliği, murisin ehliyetsizliği nedeniyle geçersiz olduğunun tespiti; bunun kabul görmemesi halinde devrin muvazaalı olduğunun tespiti ile iptali, murise ait payın miras payı oranında davacı adına tescili talebine ilişkindir. Davanın önce Bakırköy 11 Asliye Hukuk Mahkmesi nezdinde ikame edildiği, mahkemenin 2020/431 esas, 2021/21 karar sayılı kararı uyuşmazlıkta asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddedildiği, kararın kesnleşmesi üzerine Bakırköy 5 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/333 esasına kaydedildiği, mahkemenin 2022/238 karar sayılı kararı ile uyuşmazlığı çözme görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğundan bahisle karşı görevsizlik kararı verildiği, bu karara karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun dairemizin 2022/815 esas, 2022/1403 karar sayılı ilamı ile kabul edildiği ve görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı, mahkemece kaldırma ilamı sonrasında yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkemece bekletici mesele yapılan Bakırköy 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin dosyasının taraflarının farklı olduğu, bu nedenle eldeki davanın reddi kararına gerekçe teşkil etmeyeceği, dava dışı şirkete gönderilen ve devrin mesnedi olarak sunulan ihtarnamedeki imzanın murise ait olup olmadığı hususunda imza incelemesi yapılmadığı, çıplak nama yazılı payın alacağın temliki hükümlerine göre yazılı şekilde devri gerektiği, böyle bir sözleşme sunulmadığından devrin şekil noksanlığı nedeniyle geçersiz olduğu, murisin devir tarihinde fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığına, hastalıklarının devir işleminin hukuki sonuçlarını anlama yeteneğine etki edip etmediğine dair taleplerine rağmen inceleme yapılmadığı, devrin muvazaalı olduğuna dair iddiaları bakımından inceleme yapılmadığı yönündedir.Bakırköy 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/154 esas, 2019/533 karar sayılı dosyası kapsamından; asıl davanın ...'nın ... A.Ş'deki tüm hisselerini ...'e devrine ilişkin devir işleminin pay defterine kaydı isteminin reddi nedeniyle devrin pay defterine kaydı istemine, birleşen davanın yine ...'nın ... tüm hisselerini ...'e devrine ilişkin devir işleminin pay defterine kaydı isteminin reddi nedeniyle devrin pay defterine kaydı istemine ilişkin olduğu, asıl ve birleşen davaların ilgili şirketlere karşı açıldıkları, mahkemece yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verildiği, karara karşı yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43 Hukuk Dairesi'nin 2020/838 esas, 2022/369 karar sayılı ilamı ile esastan reddedildiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun ise Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2022/4448 esas,2024/878 karar sayılı ilamı ile reddedildiği ve onan hükmün 08/02/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Eldeki dosyanın davacısı ...'nın bekletici mesele yapılan dava dosyasında dava tarihi itibariyle ve yargılama süreci boyunca dava dışı ...Şirketi'nin ortağı, yönetim kurulu başkanı ve münferiden temsil ve ilzam yetkisini haiz yöneticisi olduğu, anılan yargılamada şirket adına ileri sürülen ehliyetsizlik, sahtelik ve şekil noksanlığı savunmalarının değerlendirildiği ve devrin geçerli olduğunun kabul ediliği, bu kabulün kanun yolu aşamalarında geçerek kesinleştiği, bu nedenle anılan dosyanın mahkemece bekletici mesele yapılmasına ve murisin ehliyetine, ihtarnamede yer alan imzanın sahteliğine ve şekil noksanlığına yönelik geçersizlik iddiasına dair ayrıca inceleme yapılmamasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, muris muvazaası yönünden ileri sürülen istinaf sebepleri bakımından ise; muris muvazaasını, nispi muvazaadan ayıran unsurun mirasçılardan mal kaçırmak gayesi olduğu,bu tür davalarda mirasbırakanın muvazaalı işlemi yaparken gerçek irade ve amacının mirasçıdan mal kaçırmak olduğunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmasının zorunlu olduğu, ispat yükünün muris muvazaasını ileri süren taraf üzerinde bulunduğu, bu iddianın tanık dahil her türlü delil ile ispat olunabileceği, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere somut olayda muris muvazaasını ispat yükü üzerinde olan davacının bu iddiasını duraksamaya yer bırakmayacak şekilde ispata yarar somut delil sunmadığı, tanık dinletmediği, bu durumda mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesinin davanın reddine dair kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 08/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.