Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1296 E. 2026/10884 K. – Kamulaştırmasız
Konu: Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1296
- Karar No
- 2026/10884
- Karar Tarihi
- Konu
- Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2743 Esas, 2025/3688 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/796 Esas, 2024/295 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 431 37... (imar uygulaması ile 431 37... ) parsel sayılı taşınmaza imar planında kentsel rekreasyon alanı olarak ayrılmak suretiyle el atıldığını ileri sürerek taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza müvekkili idare tarafından fiili olarak el atılmadığını, davacının taşınmazdan yararlanmasını engelleyecek herhangi bir çalışmanın bulunmadığı gibi taşınmazın kamulaştırma yetki ve sorumluluğunun müvekkili idarede olmadığını, bu nedenle müvekkili idare yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, davacının taşınmazı edindiği tarih dikkate alınarak taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planındaki durumunu bilerek satın alıp almadığının araştırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın öncesinde aynı ada 1 parsel iken 1996 onay tarihli 1/1000 ölçekli ... Köyü ve çevresine ait 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı kapsamında "Kentsel Rekreasyon Alanı" olarak ayrıldığı, daha sonra ... Belediye Meclisinin 11.05.2016 tarihli ve 886 sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı kapsamında taşınmazın kullanım amacının "Özel Sosyo Kültürel Tesis Alanı" olarak belirlendiği ve bu plana bağlı olarak yapılan parselasyon planı ile 2, 3 ve 4 parsel olarak revizyon gördüğü, daha sonra ... Belediye Meclisinin 11.08.2016 tarihli ve 1944/433 sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli revizyon imar planı kapsamında 4 parsel sayılı taşınmazın ... numaralı parselasyon planı ile 5 ve 6 parsel olarak şuyulandırıldığı, 6 parsel sayılı taşınmazın kullanım amacının "Özel Sosyo Kültürel Tesis Alanı" olarak belirlendiği, daha sonra yapılan işbu her iki parselasyon planının Ankara 12. İdare Mahkemesinin 2017/2582 Esas, 2018/672 Karar sayılı kararı ile iptallerine karar verildiği, ancak yargılama devam ederken davacı tarafın davasından feragat etmesi nedeniyle Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdare Dava Dairesinin 2021/939 Esas, 2021/700 Karar sayılı kararı ile davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, davacı payının en son yapılan imar uygulaması sonucu 32.980 m² ... 431 37... parsel sayılı taşınmaza şuyulandırılarak tapuda tescilin sağlandığı, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir yapı ve tesis bulunmadığının, boş arsa görünümünde olduğunun bildirildiği, bu itibarla fiilen el atma olgusunun gerçekleşmediği anlaşılmış ise de uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği, bu haliyle idarenin eyleminin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bir niteliğe sahip olduğu bu şekilde kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği, bu nedenle davalı idare tarafından dava konusu taşınmazın imar plan tadilatıyla KOP parseli olmaktan çıkartıldığı ve maliklerin kullanımına bırakıldığı belirtilmiş ise de öncesinde kamuya tahsisli olduğu gibi yapılan imar plan revizyonu sonucunda oluşan taşınmazda hissedarların hisse oranı dikkate alındığında müstakil yapılaşmaya gidemeyecekleri anlaşılmış olup, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değerinin tespit edilip davalı idareden tahsiline, dava konusu taşınmazdaki davacı adına kayıtlı hisselerin iptali ile davalı adına tapuya tesciline dair kararda, aynı bölgede bulunan 432 14... parsel sayılı taşınmaz yönünden açılan davada Ekim 2020 değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen 1.560,00 TL/m² birim bedelin Dairelerinin 2022/853 Esas sayılı ilamı ile, taşınmazın paydaşları tarafından açılan davada Mart 2022 tarihi itibarıyla tespit edilen 3.700,00 TL/m² birim bedelin Dairelerinin 2023/252 Esas sayılı ilamı ile uygun bulunduğu ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2023/8430 Esas, 2023/11839 sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, davalı idarenin bedel yönünden açık istinaf itirazının bulunmadığı da dikkate alındığında, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca dava konusu 431 37... parsel sayılı taşınmazdaki davacıya ait payın imar uygulaması ile 431 37... parsel sayılı taşınmaza şuyulandırıldığını, tapuda müvekkili idare adına tescilin sağlanabilmesi için kararda parsel numarasının düzeltilmesi gerektiğini, davanın idari yargı mercilerinde görülmesi gerektiğinden görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, maktu harca ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3. Dosya kapsamında yer alan fen bilirkişi raporunda, keşif tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığı anlaşılmakla birlikte 1996 yılı onay tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Kapsamında "Kentsel Rekreasyon Alanı" olarak belirlendiği, 2016 yılında "Özel Kentsel Rekreasyon Alanı" olarak kullanımın değiştirildiği ve öncesinde dava konusu taşınmazın uzun yıllardan beri kamu hizmetine tahsis edilmiş olduğu gibi yapılan imar plan revizyonu sonucunda oluşan taşınmazda hissedarların hisse oranı dikkate alındığında müstakil yapılaşmaya gidemeyecekleri de gözetildiğinde fiilen el atılmamış olsa dahi mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması nedeniyle kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü ile alınan rapora göre taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğrudur.
4. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde aleyhlerine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek temyiz isteminde bulunmuşsa da davalı idare vekilinin istinaf dilekçesinde bu yönde istinaf başvurusunun bulunmadığı ve Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak inceleme yapıldığından ve istinaf sebebi olarak ileri sürülmeyen bir konunun temyiz yolunda ileri sürülmesi hâlinde incelenmesi mümkün olmadığından, davalı idare vekilinin bu yöndeki temyiz sebebi ile ilgili olarak değerlendirme yapılmamıştır.
5. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve istinafta ileri sürülmeyen sebeplerin temyiz aşamasında ileri sürülemeyeceği kuralına göre davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
6. Dava konusu 431 37... parsel sayılı taşınmazdaki davacıya ait payın imar uygulaması ile aynı alanda bulunan 431 37... parsel sayılı taşınmaza şuyulandırıldığını anlaşıldığından, kararın infazında tereddüte sebebiyet verilmemesi amacıyla yeni parsel numarasının hükümde gösterilmesinin gerekmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davalı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının tescile ilişkin (2) numaralı bendinde yer alan "no'lu parseldeki" ibaresinin hükümden çıkartılması, yerine "parsel (imar uygulaması ile 431 37... parsel) sayılı" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.