Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/232 E. 2026/1749 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/232
- Karar No
- 2026/1749
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/232 Esas
KARAR NO:2026/1749 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ(Kapatılan) İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI:2023/103 Esas - 2024/879 Karar
TARİH:27/11/2024
DAVA:Sözleşmenin İptali
KARAR TARİHİ:08/10/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı asıl borçlu ... Şirketi'nin davalı bankanın ... Şubesinden kredi kullandığını, kredinin teminatı için davacının maliki olduğu taşınmaz üzerinde ipotek tesis edilmesi için 11.12.2009 tarihli sözleşme imzalandığını, ipoteğin davalı bankanın 20.04.2011 tarihli yazısı ile fek edildiğini, davacının maliki olduğunu aracın trafikten men edilmesi üzerine aleyhine İstanbul Anadolu 21.İcra Md. ... sayılı dosyası ile takip açıldığını öğrendiğini, ödeme emri tebliğ edilmediğini için itiraz etme olanağı olmadığını, davacının 11.12.2009 tarihli sözleşme imzalanırken aldatıldığını, davacının banka çalışanlarının verdiği bilgiye/açıklamaya güvenerek, taşınmazını ipotek verdiği için sözleşmeyi imzaladığını, kefil olma gayesiyle imzalamadığını, ipotek kapsamında kullandırılan kredi 2011 yılında kapatılıp ipoteğin zaten fekkedildiğini, davalı banka çalışanlarının 11.12.2009 tarihinde imzalanan sözleşmeyi sonradan doldurarak 31.08.2010 ve 22.02.2011 tarihlerinde limit artışı yapılmış gibi bir görüntü oluşturduklarını, oysa davacının 11.12.2009 tarihinden sonra hiç bankaya gitmediğini, ilk sözleşme imzalandığı tarihten sonra kefil olarak ..., ... ve ...'in isimlerinin de ilave edildiğini, davacıya ait taşınmaz üzerindeki ipotek fek edildikten sonra, ...'a ait taşınmaz üzerine yeni bir ipotek konularak kredi kullandırıldığını ileri sürerek; 11.12.2009 tarihli sözleşmenin aldatma yoluyla yapılmış olması ve bedelin sonradan yazılması, ve bu sözleşmenin devamıymış gibi gösterilen 31.08.2010 ve 22.02.2011 ve tarihli limit artımına ilişkin sözleşmenin sonradan doldurulması nedeniyle fesihlerine, davacının davalıya borçlu olunmadığının tespitine, icra takibinin tedbiren durdurulmasına, yargılama gidlerleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ile dava dışı kredi lehtarı ... arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davacının da sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını,davalı bankanın ipotek maliklerinin aynı zamanda kefaletlerini tesis ettiğini, ipotekten doğan sorumluluk ile şahsi kefaletten doğan sorumluluğun farklı prosedürleri bulunduğunu, dava dışı şirkete kullandırılan kredilerin ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek, kat ihtamamelerinin keşide edildiğini, anılan kat ihtamamelerine itiraz edilmediğini, davacı afaki beyanlarla davalı banka çalışanlarının kendisini aldattığını ifade etse de, bunun sadece zan altında bırakmaya matuf girişimler olduğunu, kredi borçlularının talebiyle önceki ipotek fek edilip yeni bir ipotek tesis edildiğini, böyle bir teminat değişikliğine gidilmesinde kredi borcunun ödenmesi gerekmediğini, davacının ... ve ... şubelerinde hesabı bulunduğunu, sözleşmenin sonradarı doldurulduğu iddiasının somut delilerle kanıtlanması gerektiğini, sözleşmenin her sayfasında kefillerin kefalet imzalarının bulunduğunu, mevcut kefalet imzalarının geçerli olduğunu belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 27/11/2024 tarih ve 2023/103 Esas - 2024/879 Karar sayılı kararında; " (...) Kaldırma kararı doğrultusunda Mahkememizce banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve 16/05/2023 tarihli bilirkişi raporu aldırılmış olup özetle; davalı banka ile dava dışı asıl kredi borçlusu/kredi lehtarı (asıl borçlu) ... ...şti. arasında Genel Kredi Sözleşmeleri akdedildiği, işbu sözleşmeyi davacı kefillerinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduklarını, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerin öngörülen süre içinde ödenmemesi nedeniyle, davalı bankanın davacı hakkında takip hakkının bulunduğu kanaati edinildiğini bildirmiştir.Kaldırma kararı doğrultusunda takip dosyasına dayanak olan sözleşmeler ile icra dosyası İstanbul Anadolu 21. İcra Dairesi ... icra dosyası celp edilmiş, dosyanın tetkikinde takip tarihinin 19/07/2013 hesap kesim tarihinin 15/03/2016 icra harcının yatırıldığı tarihin 26/07/2013 haciz tutanağının 30/12/2013 tarihinde düzenlenmiş olduğu, ödeme emrinin tebliğine ilişkin belgenin dosya içinde bulunmadığı görülmemiştir, taraflar arasında ki uyuşmazlık taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin teminatı olan bağıtlanan 11.12.2009 tarihli kefalet sözleşmesi ve kefalet limitinin artırılmasına dair 31.08.2010 ve 22.02.2011 tarihli sözleşmelerinin banka çalışanları tarafından davacının iradesinin sakatlanması suretiyle hile ile düzenlenip düzenlenmediği, hile ve hata olgusunun olup olmadığı ve hile ile irade sakatlığı nedeniyle akdedilen sözleşmelerin feshini talep tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin dolup dolmadığı hususlarındadır, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı borçlar kanunun 28. Maddesi ile 6098 sayılı TBK'nın 36. Maddesinde düzenlenen hile ve aldatmaya dayalı irade sakatlığından kaynaklanan iptal davalarında hak düşürücü süre öğrenme tarihinden itibaren 1 yıl olarak düzenlenmiştir. İcra dosyasınını incelenmesinde davacıya ödeme emrinin tebliğine dair belgeye rastlanmamıştır ancak haciz tutanağının düzenlendiği tarih olan 30.12.2013 tarihinde davacının da hazır olduğu esnada haciz tutanağının düzenlendiği ve bu şekilde takipten haberdar olduğunu kabulü gereklidir. Borçlunun irade sakatlığını öğrenme tarihi olarak haciz tutanağının düzenlendiği 30.12.2013 tarihini başlangıç olarak kabul edersek dava tarihi de 15.12.2014 olduğundan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşmenin iptali davasının açılmış olduğunun kabulü gereklidir, bu nedenle hak düşürücü süreye ilişkin itiraz yerinde görülmemiştir.Sözleşmenin feshine neden olan genel kredi sözleşmesi ve genel kredi sözleşmesine teminatı olarak bağıtlanan 11.12.2009 tarihli kefalet sözleşmesi incelendiğinde davacı borçlunun müteselsil kefil sıfatıyla imzasının olduğu yasaya göre kefalet akdinin geçerliliği için akdin yazılı olması ve kefilin sorumlu olacağı muayyen miktarının açıkça gösterilmesi gereklidir.Somut belgede davacı kefilin sözleşmede kefalet limiti toplamı 450.000,00 TL'dir. İlgili sözleşmelerin hile ve hata ile sakatlandığı iddiası ile ilgili olarak davacı tarafça İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Banka görevlileri... ve ... hakkında özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından dolayı,İstanbul Anadolu 8. AĞCM'de kamu davası açıldığı sanıklardan ... hakkında üzerine atılı suçu işlediğine dair delil elde edilemediğinden beraatine karar verilmiştir. Sanık ... hakkında ise limit artışlarına ilişkin sözleşmelerin borçlunun sınırlı kefil olmasına rağmen belgelerini tek bir seferde toplu şekilde imzalatıldığından dolayı özel belgede sahtecilik suçundan dolay hakkında HAGB uygulandığı yapılan dosya incelemesinde görülmüştür. Davaya konu olan sözleşme altındaki imzaların davacıya ait olduğu konusunda Mahkeme aşamasında rapor aldırılmış ve imzaların ...'e ait oldukları tespit edilmiş, sözleşmelerin elle doldurulan diğer kısımlarına nazaran sonradan doldurulup doldurulmadığının tespit edilemediği beyan edilmiştir.Hukuk Mahkemeleri Ceza Mahkemeleri tarafından verilen beraat ve HAGB kararları ile bağlı değildir. Dosya içerisindeki saiklerle bağlıdır, dosyaya sunulan grafoloji uzmanı tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ve diğer belgelerle davacının genel kredi sözleşmesi ve bu sözleşmenin bağıtı olarak kabul edilen 11/12/2009 tarihli kefalet sözleşmesi yönünden hata ve hile olgusu tespit edilememiştir, diğer limit artırıma ilişkin sözleşmelerde de davacının imzası bulunmaktadır ve kefil olarak yapılan tüm bu limit artırımına ilişkin sözleşmelerden de haberdar olmaması hayatın olağan akışına aykırıdır. Sözleşmelerin rızası hilafına doldurulduğu iddiasının yazılı delil ile ispatı gerekmektedir, davacı tarafın sözleşmelerin hile ve hata ile sakatlandığı iddiası ispatlanamadığından sözleşmelerin feshine ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir.Borçlu olmadığının tespitine ilişkin taleple ilgili olarak bankacı bilirkişi tarafından banka kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi de hükme esas alınarak davacının dava tarihinden sonra yapmış olduğu ödemelerde kesin infaz sırasında nazara alınmak kaydıyla davanın kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,''Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile ... Bankası ... Şubesince düzenlenen 11/12/2009 tarihli 2009-109 sözleşme nolu borçlusu ... Şti olan Genel Ticari Kredi sözleşmesinin limitin artırılması başlıklı 31/08/2010 tarihli ve yine limitin artırılması başlıklı 22/02/2011 tarihli sözleşmelerin feshine ilişkin talebin reddine,Davacının İstanbul Anadolu 21. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında davalıya 24.490,42 TL borçlu olmadığının tespiti ile takibin asıl alacak 398.032,32 TL işlemiş temerrüt faizi 2.432,42 TL olmak üzere toplam 400.464,74 TL üzerinden devamı ile takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarı 398.032,32 TL'si tamamen ödeninceye kadar yıllık %22 oranında sözleşmesel temerrüt faizi ile birlikte istenebileceğini, dava tarihinden (15/12/2014) sonra olmak üzere toplam 121.956,00 TL'lik kısmi ödeme yapıldığından bu ödeme tutarının dosyanın kesin infazı sırasında nazara alınmasına,
Fazlaya ilişkin talebin reddine,''karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin 2014/1850 Esas 2021/320 Karar sayılı ilamına karşı davalının süresinde istinaf başvurusunda bulunmadığını, ilk kararda davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın kabul edilen kısım bakımından davacı yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğunu, limit arttırım sözleşmeleri yönünden ilk karar ile kabul edilen davanın artık kesinleştiğini, ikinci kararda aleyhe hüküm kurulamayacağını, dava dışı şirkete 11/12/2009 tarihli sözleşme ile kullandırılan 105.000,00-TL kredinin ödendiğini, ayrıca bu kredi sözleşmesine kefil sıfatıyla imza atma iradesinin bulunmadığını, yalnızca alınan kredi için şirket lehine ipotek verildiğini zannettiğini, iradesi sakatlanarak kefalet sözleşmesi imzalattırıldığını, kaldı ki bu sözleşme kapsamında kullandırılan kredi geri ödendiğinden kefil sıfatıyla borcu bulunmadığını kefaletin TBK'nun 583 maddesi uyarınca şekil şartlarına da uygun olmadığını,kefalet sözleşmesindeki kefil olunan miktarın rakamla ve yazıyla yazılmış şekli ve tarih kısmının davacı eli ürünü olmadığını, davalıya, kefil olma iradesi yokken kefilmiş gibi hem o tarihli hem de 2010 ve 2011 yıllarındaki limit artış sözleşmesine müşterek/müteselsil kefil gibi imza attırıldığını, mahkemece sinlenen tanıkların 2010 yılı ... ayında davacının Erzurum'da olduğunu beyan ettiklerini, davalı banka çalışanı ...'ın bu nedenle İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/565 esas sayılı dosyasında, özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verildiğini, davacının 31/08/2010 tarihli limit arttırım ve 22/02/2011 tarihli limit artırımda bankada bulunmadığını, dava dışı asıl borçlu ... borcu ödeyip hesabı kapatınca davacının taşınmazının üzerindeki gayrimenkul ipoteğinin de kaldırıldığını; mahkemenin davacı tarafın sözleşmelerin hile ve hata ile sakatlandığı iddiası ispatlanamadığına ilişkin tespitinin hukuka aykırı olduğunu, ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın tümden kabulüne, icranın geri bırakılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekil eden adına talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin Davacının İstanbul Anadolu 21. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında davalıya 24.490,42 TL borçlu olmadığının tespiti ile takibin asıl alacak 398.032,32 TL işlemiş temerrüt faizi 2.432,42 TL olmak üzere toplam 400.464,74 TL üzerinden takibin devamına karar verdiğini; hükme esas alınan 16.05.2023 tarihli raporda alacaklarının eksik hesaplandığını, ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; dava konusu genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak bağıtlanan 11/12/2009 tarihli kefalet sözleşmesi ve kefalet limitinin arttırılmasına dair 31/08/2010 ve 22/02/2011 tarihli sözleşmelerin, davacının iradesinin hile yolu ile sakatlandığı iddiana dayalı olarak iptali, bu genel kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmelerine dayalı olarak davalı aleyhine başlatılan İstanbul Anadolu 21 İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takibinden ve anılan kefalet sözleşmelerinden ötürü davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemlerine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuş, dairemizin 2021/1092 esas, 2023/75 karar sayılı kararı ile davacının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır.Mahkemece kaldırma ilamı sonrası yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, davacının genel kredi ve kefalet sözleşmesi ile limit arttırım sözleşmelerinin iptali isteminin reddine, davalının dava konusu takibe dayalı menfi tespit isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacının iddiası; dava konusu 11/12/2009 tarihli genel kredi sözleşmesine müteselsil kefil sıfatıyla attığı imzanın iradesi hile yolu ile sakatlanarak attırıldığı, kendisine yalnızca ipotek borçlusu olarak sorumlu olacağının söylendiği, müteselsil kefalete ilişkin kısımların ve limitin sonradan rızası hilafına doldurulduğu, yine sözleşmenin 21 ve 22 sayfalarında yer alan imzalarının da, bu sayfalar boş iken 11/12/2009 tarihinde iradesi sakatlanarak imzalattırıldığı, sözleşmenin 21 sayfasında yer alan 31/08/2010 tarihli kefalet limit artırım sözleşmesinin ve 22/01/2011 tarihli kefalet limit arttırım sözleşmesinin yapıldığı sırada kendisinin banka şubesinde dahi bulunmadığı,11/12/2009 tarihli genel kredi sözleşmesine de yalnızca taşınmazını ipotek verdiği, kefaletinin bulunmadığı, bu tarihte kullandırılan kredinin de ödendiği ve ipoteğin bankaca fekkedildiği, buna rağmen davalı bankanın aleyhinde İstanbul Anadolu 21 İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takibini başlattığı, sözleşmelerden ve takipten ötürü bankaya kefil sıfatıyla herhangi bir borcunun bulunmadığı yönündedir.
Davalı taraf; davacının dava konusu sözleşmeye müteselsil kefil sıfatıyla imza attığı, limit arttırım sözleşmelerini de imzaladığı, kefalet limitinin sonradan rıza hilafına doldurulduğu iddiasının yazılı delil ile ispatının gerektiği, davacının irade sakatlığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, davacıya icra takibinden önce kat ihtarının tebliğ edildiği, borcun ne şekilde ödeneceği hususunda davacının bizzat bankaya ile görüştüğü, irade sakatlığı iddiası bakımından hak düşürücü sürenin dolduğu yönünde savunmada bulunulmuştur.Mahkemece kaldırma ilamı sonrasında, dava konusu takip dosyası celbedilmiş, dosya bankacı bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi ile tevdii edilerek kök ve taraf itirazları üzerine ek rapor alınmış, akabinde tahkikat bitirilerek istinafa konu karar verilmiştir.İlk derece mahkemesinin 2014/1850 esas, 2021/320 karar sayılı ilk kararı ile davacının 31/08/2010 ve 22/01/2011 tarihli limit arttırım sözleşmelerinden ötürü davalıya borçlu olmadığının tespitine, 11/12/2009 tarihli esas kefalet sözleşmesi bakımından talebin reddine karar verilmiş, gerekçeli karar davalı vekiline 08/05/2021 tarihinde tebliğ edilmiş, yine davacının istinaf dilekçesi de 17/05/2021 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davalı vekilinin istinaf dilekçesini 04/08/2021 tarihinde ve gerek HMK'nun 345 düzenlenen istinaf süresi, gerekse 348 maddesinde düzenlenen katılma yolu ile istinaf süresinden sonra sunduğu, bu durumda davacı kefilin 11/12/2009 tarihli genel kredi ve kefalet sözleşmesinin limitlerinin arttırılmasına yönelik 31/08/2010 ve 22/01/2011 tarihli limit arttırımlarından ötürü davalıya borçlu olmadığına dair ilk derece mahkemesi kararının davacı yönünden usuli kazanılmış hak teşkil ettiği, bu saptama karşısında mahkemenin mezkur limit arttırımları bakımından da davacı kefilin sorumlu olduğuna yönelik kararının yerinde olmadığı, davacının bu yöndeki istinafının haklı olduğu anlaşılmıştır.Dosyaya mübrez genel kredi ve kefalet sözleşmeleri kapsamından, davalı bankanın ... şubesi ile dava dışı ... Şirketi arasında 11/12/2009 tarihli 105.000,00-TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacının sözleşmeye 11/12/2009 tarihinde 125.000,00-TL limit ile müteselsil kefil olduğuna dair isim ve imzasının bulunduğu görülmüştür. Kefalet sözleşmesi yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 818 Sayılı BK'nun 484 maddesinde aranan şekil şartlarını haiz olup, davacının sözleşmenin, imza tarihinde yürürlükte olmayan 6098 TBK'nun 583 ve 584 maddelerinde aranan geçerlilik şartlarını taşımadığına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.11/12/2009 tarihli genel kredi ve kefalet sözleşmesi bakımından yapılan incelemede; davacının 11/12/2009 tarihli sözleşmede kefalet iradesinin olmadığını, kefalet limitine ilişkin bilgilerin sonradan rızası hilafına doldurulduğunu, kendisinin davalı banka lehine ipotek tesis ettiğini sandığını, iradesinin hile yolu ile sakatlandığını ileri sürmüştür.Mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere, dava tarihi itibariyle sözleşmenin imza tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 Sayılı BK'nun 31 maddesinde iptal hakkının kullanımı için ön görülen bir yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığı anlaşılmıştır. İrade sakatlığı iddiası tanık dahil her türlü delil ile ispat olunabilirse de, imza inkarında bulunmayan davacının kefalet iradesi bulunmamasına, iradesinin hile ile sakatlandığına ve kefalet sözleşmesine bu nedenle imza attığına yönelik iddiasını ispata yarar delil sunulmadığı, yargılamada dinlenen davacı tanıklarının, yalnızca limit arttırım sözleşmelerinin imza tarihinde davacının nerede olduğuna dair beyan sundukları, 11/12/2009 tarihli sözleşmenin imzası sırasında davacının iradesinin sakatlanıp sakatlanmadığına yönelik bir beyanlarının bulunmadığı, yine ceza yargılamasında dinlenen iki tanığın da davacının 11/12/2009 tarihli sözleşmenin imzası sırasında kefalet iradesinin olmadığına, iradesi sakatlanarak sözleşmeyi imzaladığına dair bir beyanlarının bulunmadığı, davacının 11/12/2009 tarihli kefalet sözleşmesinin irade sakatlığı nedeniyle iptali koşullarının oluştuğunu ispatlayamadığı anlaşılmıştır.Dosyaya mübrez kat ihtarı kapsamından; davalı bankanın dava dışı kredi lehtarı şirketin kredi hesabını 29/06/2013 tarihi itibariyle kat ettiği, 391.541,06-TL ana para, 22.606,77-TL işlemiş faiz, 993,30-TL BSMV ve 290,89-TL masraf toplamı 415.432,02-TL alacağın 10 gün içerisinde ödenmesi ihtarını içerir, Kartal ... Noterliği3nin 02/07/2013 tarihli ... nolu ihtarnamesini asıl borçlu ve diğer kefiller ile birlikte davacıya da tebliğe çıkartığı, ihtarnamenin davacıya 05/07/2013 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. Böylece davalının 16/07/2013 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmıştır.İstanbul Anadolu 21 İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası kapsamından; davalının davacı aleyhine 399.755,22-TL asıl alacak, 1.320,59-TL BSMV, 290,89-TL masraf, 2.470,59-T komisyon tutarı ve 20.847,87-TL işlemiş temettür faizi toplamı 424.955,16-TL alacağın yıllık %22 temerrüt faizi ile birlikte tahsili amacıyla takip başlatığı anlaşılmıştır.Mahkemece kaldırma ilamı sonrasında aldırılan bilirkişi kök raporunda ihtimalli hesaplama yapılmış olup, davacının 31/08/2010 ve 22/01/2011 tarihli limit arttırım sözleşmeleri ile bağlı olmadığının tespiti halinde, 11/12/2009 tarihli kefalet sözleşmesinde kefalet limitinin 125.000,00-TL ile sınırlı olduğu, buna göre davacının takip tarihi itibariyle, takibe konu krediler nedeniyle davalı bankaya kefalet limiti olan 125.000,00-TL asıl alacak ve 763,89-TL işlemiş faiz toplamı 125.763,89-TL borçlu olduğu, takip ve dava tarihi arasında 40.000,00-TL ödeme yapıldığı, bu ödemenin TBK 100 maddesine göre mahsubu sonucu davacının dava tarihi itibariyle davalı bankaya 105.548,61-TL asıl alacak 15.996,48-TL toplamı 121.545,09-TL borçlu olduğu; davacının limit arttırım sözleşmeleri ile bağlı kabul edilmesi halinde ise takip tarihi itibariyle davacı bankaya 398.032,31-TL asıl alacak 2.432,42-TL toplamı 400.464,74-TL borçlu olduğu, takip ve dava tarihi arasında yapılan 40.000,00-TL ödemenin TBK 100 maddesine göre mahsubu sonucu davacının dava tarihi itibariyle davalı bankaya 423.464,41-TL asıl alacak 60.324,01-TL işlemiş faiz toplamı 482.788,42-TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Dava tarihinden sonra muhtelif tarihlerde davalı bankanın toplam 121.956,00-TL tahsilat yaptığı da belirtilmiştir. Davacının kredi lehdarı şirket tarafından 2010 yılında davacının kefaletine istinaden kullandırılan kredinin ödendiğine dair savunmaları kapsamında ek rapor alınmış olup, ek raporda dava konusu takibe konu edilen kredi kalemlerinin 2010 yılında dava dışı şirketin ödeme yaptığı kredi kalemleri ile ilgisinin bulunmadığı yerinde inceleme ile tespit edilmiştir.Öte yandan11/12/2009 tarihli genel kredi sözleşmesi bir çerçeve sözleşme olduğundan bu sözleşme kapsamında kullandırılan herhangi bir kredi kaleminin ödenmesi ile genel kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmesi sona ermez. Davacı istinafının aksine davacının kefaleti, kefalet limiti ile sınırlı olmak kaydıyla bu sözleşme kapsamında kullandırılan tüm kredilerin teminatı olmaya devam edecektir.Davacı yalnızca 11/12/2009 tarihli 125.000,00-TL limitli kefalet sözleşmesi ile bağlıdır, ayrıca müteselsil kefil sıfatıyla kendi temerrüdünün sonuçlarından da sorumludur. Bilirkişi raporunda davacının takip tarihi itibariyle bankaya karşı sorumlu olduğu tutarın 125.000,00-TL asıl alacak ve 763,89-TL işlemiş faiz toplamı 125.763,89-TL olduğu tespit edilmiş, ancak işlemiş temerrüt faizi üzerinden BSMV hesaplanmamıştır. Öte yandan bu eksiklik basit bir hesaplama ile giderilebilecek niteliktedir. 763,89-TL işlemiş temerrüt faizinin %5'i 38,20-TL'dir. Davalı bankanın takip talebindeki 290,85-TL masraf ve 2.740,59-TL komisyon tutarı kalemlerini ispata elverişli delil sunmadığı da anlaşılmıştır. Bu durumda davacının davalı bankaya takip tarihi itibariyle 125.000,00-TL asıl alacak ve 763,89-TL işlemiş faiz ve 38,20-TL BSMV toplamı 125.802,09-TL borçlu olması nedeniyle; mahkemece aşan kısım yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde olmamış, davacının istinaf başvurusu bu bakımdan da kısmen yerinde bulunmuştur.Dairemizce yukarıda yapılan tespitler ışığında, davalı banka vekilinin, mahkemece davacının davalıya 24.490,42 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin hatalı olduğuna yönelik istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle; davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile; başkaca toplanacak delil ve yapılacak tahkikat işlemi bulunmadığından ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm tesis edilerek; davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE,(Kapatılan) İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/11/2024 tarihli, 2023/103 Esas - 2024/879 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,
DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;
3-Davacının 11/02/2009 tarihli genel kredi ve kefalet sözleşmesinin limitlerinin arttırımına ilişkin 31/08/2010 ve 22/01/2011 tarihli limit arttırım sözleşmeleri ile bağlı olmadığının TESPİTİNE, 11/02/2009 tarihli kefalet sözleşmesinin irade sakatlığı nedeniyle iptali isteminin REDDİNE,
4- Davacının İstanbul Anadolu 21. İcra Dairesinin ... sayılı ilamsız takip dosyasında; takip tarihi itibariyle davalıya 274.755,22-TL asıl alacak, 20.083,98-TL işlemiş faiz, 1.282,39-TL BSMV, 290,89-TL masraf, 2.740,59-TL komisyon ücreti toplamı 299.153,07-TL alacak yönünden borçlu olmadığının TESPİTİNE, takibin davacı yönünden 125.000,00-TL asıl alacak ve 763,89-TL işlemiş faiz ve 38,20-TL BSMV toplamı 125.802,09-TL üzerinden ve 125.000,00-TL asıl alacağa yıllık %22 oranında temerrüt faizi işletilerek devamına, fazla istemin reddine
5- Takip ve dava tarihi arasında 11/04/2014 tarihinde yapılan 40.000,00-TL ödeme ile, dava tarihinden sonra yapılan 121.956,00 TL'lik ödemelerin icra müdürlüğünce infazda dikkate alınmasına,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:
6-Dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Harçlar Kanunu ve tarifesi uyarınca alınması gereken 20.435,15-TL nispi karar ve ilam harcının davacı tarafından dava açılırken yatırılan 170,80-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 20.264,35-TL' nin davacıya iadesine,
7-Davacı tarafından yatırılan 170,80-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edildiği anlaşılan 25,20-TL başvuru harcı, 5.645,00-TL yargılama gideri olmak üzere; toplam 5.670,20-TL'nin davanın kabul/ ret oranına göre 4.025,84-TL'sının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı tarafının sarf edilen 150,00-TL yargılama giderinin kabul/ ret oranına göre 43,50-TL'sının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
10-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T uyarınca kabul edilen kısım üzerinden hesap edilen 47.864,49-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
11-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T uyarınca reddedilen kısım üzerinden hesap edilen 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
12-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:
13-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
14-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 20.435,15-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 19.819,75-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
15-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 390,00-TL posta gideri olmak üzere; toplam 2.073,10-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
16-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 08/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.