Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2032 E. 2026/1273 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2032
Karar No
2026/1273
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/2032

KARAR NO:2026/1273

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: ... Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ:15.12.2021

NUMARASI:2020/133 Esas - 2021/1038 Karar

DAVA:İtirazın İptali

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... Bankası AŞ ile kredi borçlusu arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek ihtar gönderildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine ... 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, işlemlerin ... şubesinde gerçekleşmesi ve sözleşmenin burada imzalanması nedeniyle ... mahkeme ve icra müdürlüklerinin yetkili olduğunu, davalının borçlu .... Şti.'nin borçlarına müteselsil kefil olduğunu ileri sürerek, ... 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin ilgisi olmayan bir borçtan dolayı icra takibi başlatılması nedeniyle takibe itiraz edildiğini, takip dayanağı belgelerin tebliğ edilmediğini, müvekkilinin davacının iddiasının aksine bu tür bir sözleşme imzalamadığını, bir sözleşme bulunsaydı bunun dava dilekçesi ekinde tebliği gerektiğini, talep edilen faiz ve oranın yerinde olmadığını, kefalet sözleşmesinin geçerliği için gereken sözleşmenin belirli yerlerinin kefilin el yazısı ile yazılması gibi şekil şartlarının gerçekleşmediğini, kredi sözleşmesini müvekkilinin imzalanmadığı ve şekil şartlarının oluşmadığını savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştirİlk derece mahkemesince yetkili icra dairesinde başlatılmış bir takip bulunmadığı gerekçesiyle 14.03.2017 tarih ve 2016/956 Esas ve 2017/194 Karar sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 13.02.2020 tarih, 2017/3945 Esas ve 2020/348 Karar sayılı ilamıyla icra dairesi ve mahkemenin yetkili olduğu belirlenerek, uyuşmazlığın esası hakkında yargılama yapılması istenmiştir. Bu karar üzerine yeniden bilirkişi raporu alınarak karar verilmiştir.Dosyada bulunan 07.12.2016 tarihli tahsili gecikmiş alacak sözleşmesinin eki olan alacağın devri sözleşmesi ile dava konusu takip dosyasındaki alacak ... tarafından devir alınarak aktif dava ehliyetine sahip olunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, hüküm kurmaya elverişli görülen bankacı bilirkişinin 18/11/2021 tarihli ek tarihli raporu, icra dosyası, genel kredi sözleşmesi, hesap hareketleri ve ekleri hep birlikte değerlendirildiğinde; Davacı/Temlik eden ... Bankası A.Ş. ... Şubesi ile dava dışı .... Şti. arasında 01.05.2012 tarihli 400.000,00TL Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Sözleşmesi düzenlendiği, söz konusu sözleşmede dava dışı ..., ... ve ve davalı kefil ...’in kefil olmayı kabul ederek Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi'ni kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, huzurdaki davanın dayanağını 1 adet Rotatif/BCH kredisi, 1 adet Ticari Kredili Mevduat Hesabı ve tazmin olan 20 adet çek kredisinden kaynaklanmakta olduğu, davacı banka tarafından ... ... Noterliği kanalı ile 01.04.2013 tarhinde ...,... ve ... yevmiye numarası ile dava dışı ....Şti, ...,... ve Davalı ... ...’e 3 ayrı ihbarname/ihtarname düzenlendiği, dosyada mübrez evraktan ihtarnamelerin tebliğ edilemediği 'adresten taşınmış' açıklaması ile iade edildiği, ihtarname adresi ile sözleşmede yer alan adresler aynı olup, tebliğ sözleşmenin ilgili maddesi gereğince tebliğin yapılmış sayılması gerektiği, davalı vekili tarafından kefalet hükümlerinin geçerli olmayacağı, sözleşmenin müvekkili tarafından imzalanmadığı iddia edilmiş ve yazı ve imza konusunda bilirkişi incelemesi talep edilmiş ise de, cevap dilekçesinde bu konuda bir savunmasının yer almadığı anlaşıldığından savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında talebin reddine karar verilmiş olup, bilirkişi ...'nin 18/11/2021 tarihli ek raporu denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunarak KMH kredileri ile ilgili olarak 01/04/2013-30/06/2013 tarihleri aralığında TC Merkez Bankası'nın açıkladığı azami akdi faiz oranı yıllık %26,64 gecikme faiz oranı yıllık %32,64 olduğundan, rotatif kredi faiz oranı bankanın bildirdiği akdi faiz %27, temerrüt faizi 2 katı olan %54 olup buna göre yapılan hesaplamalar doğrultusunda davacı bankanın tüm krediler toplamında, 16.05.2013 takip tarihi itibariyle; 171.623,86 TL asıl alacak, 10.106,71 TL faiz , 505,34 TL BSMV ile toplam 182.235,91 TL alacaklı olduğu..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının ... 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın 171.623,86 TL asıl alacak, 10.106,71 TL işlemiş faiz, 505,34 TL BSMV üzerinden iptaline ve takibin bu miktarlar üzerinden asıl alacağa yıllık %54 oranında temerrüt faizi uygulanarak devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı itirazında haksız olduğundan takip konusu asıl alacağın %20'si oranında 34.324,77 TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;...Bankası A.Ş ile borçlu .... Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında kefil sıfatı ile müvekkiline karşı takip başlatıldığını, müvekkilinin böyle bir sözleşmeye imza atmaması ve bu sözleşmeden doğan bir kefillik ilişkisinin tarafı olmaması nedeni ile icra takibine itiraz edildiğini, müvekkilinin sözleşmede ve takipte kefil olarak yer almasına rağmen sözleşmenin müvekkilini bağlamadığını, müvekkilinin bu sözleşmeyi hiç bir sıfatla imzalamadığını, sözleşmede imzası olmayan kişinin, sözleşmeden kaynaklı hiçbir borçtan sorumlu olmayacağını, mahkemece öncelikle imza incelemesi yapılarak imzanın müvekkile ait olmadığının tespit etmesi gerekirken bu konuda araştırma yapılmamasının hatalı olduğunu, Kefalet sözleşmesinin imzalandığı kabul edilse dahi, bu sözleşmenin geçerliliğinin bir takım koşullara bağlandığını, bunun için mevcut ve geçerli bir borcun bulunması, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve eşin rızasının alınması, sorumlu olunacak azami miktarın belirtilmesi, kefalet tarihi veya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girildiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtilmesi gerektiğini, oysa bu unsurların müvekkilince el yazısı ile tarihin yazılmadığını, bunun yanı sıra kefilin el yazısı ile yazması gereken azami kefalet miktarının tek bir kalemden çıktığını, müteselsil ibaresinin el yazısı ile yazılmadığını, eş rızasının bulunduğuna ilişkin kanıt sunulmadığını ve kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, kefaletin yazılı şartlarının yerine getirilmeden ve kefile düşünme imkanı sağlanmadan sözleşme kurulmasının geçersiz olduğunu, ek raporun itirazların değerlendirilmesi başlıklı kısmında bu hususun değerlendirilerek yazıların davalıya aidiyetinin uzmanlık alanı dışında olması nedeniyle incelenemediğinin belirtildiğini, bunun üzerine grafoloji alanında uzman bilirkişiden rapor alınmasının istendiğini, ancak mahkemece mahkemece, cevap dilekçesinde bu yönde bir savunma olmadığı gerekçesiyle talebin reddedildiğini, oysa cevap dilekçesinde kredi sözleşmesinin mevcut olmadığı, müvekkilinin böyle bir sözleşme ile ilgisinin bulunmadığının belirtildiğini, bununla da sözleşmedeki imzanın inkar edildiğini, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı ile dava dışı ....Şti arasında düzenlenen 01.05.2012 tarihli genel kredi sözleşmesine, davalı ile dava dışı ... ve ... 400.000 TL limitle müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak katılmışlardır. Dosyada bulunan sözleşme 01.05.2012 tarihlidir. Kefalet sözleşmesinin genel kredi sözleşmesine bağlı olarak düzenlenmesi nedeniyle, kefaletin şekil şartlarının bu tarihte yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın 484. maddesine göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu maddeye göre kefalet sözleşmesinin geçerli olması yazılı şekilde yapılması, kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktarın gösterilmesi ve imzaya bağlıdır. Sözleşmenin incelenmesinde, yazılı şekil şartına uyulduğu, kefilin sorumlu olduğu azami miktarın gösterildiği ve kefillerin imzalarının alındığı anlaşılmıştır. Bu nedenle kefalet sözleşmesi şekli bakımından geçerlidir. Davalı tarafından istinaf başvurusunda ileri sürülen kefaletin şekil yönünden geçersizliğine ilişkin nedenler 01.07.2012 tarihinde yani kefalet sözleşmesinin imzalanmasından sonra yürürlüğe giren 6098 sayılı Kanun'un 583.maddesindeki şekil şartlarına ilişkin olduğundan, bu şartlara ilişkin bir inceleme yapılamayacağı, BK'nın 481.maddesine göre eş rızası, kefalet tarihi ve kefalet türü ile bunların el yazısı ile yazılması hususlarının kefaletin geçerlilik şartı olmadığı anlaşılmıştır. Her sözleşmede olduğu gibi kefalet sözleşmesinde de sözleşmenin borçlusu olan kefil tarafından imzalanması şarttır. Süresi içerisinde sözleşmedeki imzanın inkar edilmesi halinde HMK'nın sahtelik incelemesine ilişkin 211.vd. maddelerine göre inceleme yapılması gerekmektedir. Ancak sözleşmedeki kefil imzasının incelenebilmesi için usulüne uygun ve süresi içerisinde imza inkarında bulunulması gerekmektedir. Banka ile borçlu şirket arasında düzenlenen 01.12.2012 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullanılan kredilerin ödenmemesi üzerine bankaca keşide edilen ... ... Noterliğinin 01.04.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile borçlu şirket ile kefiller ..., ... ve davalı ...'e kat ihtarı gönderilmiş, 29.03.2013 tarihi itibariyle kat edilen 01.05.2012 tarihli ve ... nolu cari hesap borcu olan 224.53,06 TL'nin 7 gün içerisinde ödenmesi istenmiştir. Aynı tarihli ... yevmiye numaralı ihtarda da çek garanti bedeli olarak ödenen 22.090 TL'nin aynı sürede ödenmesi talep edilmiştir. Kat ihtarlarının davalıya gönderildiği ancak tebliğ edilemediği anlaşılmıştır.İhtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine ... 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında, alacaklı ... A.Ş. tarafından, borçlular ... ve .... ŞTİ. aleyhine, 179.751,12 TL asıl alacak, 15.379,88 TL işlemiş faiz, 768,99 TL BSMV olmak üzere toplam195.900,09 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin borçluya 18.07.2013 tarihinde tebliğ edildiği ve borçlu vekilinin 24.07.2013 tarihinde borca itiraz ettiği anlaşılmıştır. İtiraz dilekçesinde açıkça imza itirazı yapılmamış ve icra takibinde herhangi bir belgenin gösterilmediği belirtilmiştir. Duran takibin harekete geçirilmesi amacıyla açılan davada dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan 21.01.2014 tarihli cevap dilekçesinde açıkça kefalet sözleşmesindeki imza inkar edilmemiş; takibe yönelik itirazda belirtildiği gibi takip dayanağı hiç bir belgenin davalıya tebliğ edilmediği ve davalının bu tür bir sözleşme imzalamadığını beyan ettiği savunulmuştur. Cevap dilekçesinde açıkça imza inkarından söz edilmemiştir. Davalıya karşı kefil sıfatıyla başlatılan takip, takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında, bankanın sözleşmeden kaynaklı alacağını kefil sıfatıyla davalıdan talep etmesine rağmen, davalının açıkça sözleşmelerdeki imzayı inkar etmeyerek, sözleşmelerin tebliğ edilmediği gerekçesiyle, ortada imzalanmış bir sözleşme varsa bunun sunulması gerektiği varsayımından hareketle sözleşme imzalamadığını belirtmesi imza inkarı niteliğinde değildir. Bu açıdan ön inceleme duruşmasından sonra imzanın inkar edilmesi karşısında davalının bu savunmasının, savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirilerek inceleme talebinin son oturumda reddedilmesi yerindedir. Davacı tarafından sunulan 29.08.2014 tarihli dosyaya yönelik savunma ve beyanlarla ortada geçerli bir kefalet sözleşmesi ve imza bulunmadığı ayrıca kefalet sözleşmesinin şekil nedeniyle de geçersiz olduğu belirtilmiştir. Görüldüğü gibi bu aşamada da kefilin imzasına yönelik açık bir itiraz bulunmamaktadır. Davalının bilirkişi raporuna yönelik 22.09.2014 tarihli dilekçesinde de açıkça imza inkarında bulunulmayarak kefalet sözleşmesinin şekil nedeniyle geçersiz olduğu ileri sürülmüştür. Belirtilen bu nedenlerle davalının süresi içerisinde usulüne uygun şekilde ileri sürdüğü bir imza inkarı bulunmadığından, kefalet sözleşmesindeki imzanın davalıya ait kabul edilerek imza itirazının reddedilmesi yerindedir. Bu nedenle mahkemenin, daha önce başlatılan imza inceleme sürecinden dönerek karar vermesinde usule aykırı bir yön bulunmamaktadır.Mahkemece yapılan yargılama sonucu taraflar arasında belirlenen şartlarda ve kararlaştırılan faiz oranına uygun şekilde hesaplama yapılarak banka alacağı hüküm altına alınmıştır. Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın likit ve belirlenebilir olması nedeniyle mahkemece hükmedilen alacak üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmesi yerindedir. Davalının istinaf nedenleri yukarıda belirtildiği gibi kefalet sözleşmesindeki imza ve kefalet sözleşmesinde imza bulunduğu kabul edilse bile sözleşmenin şekil bakımından geçersiz olduğuna ilişkindir. Yukarıda izah edildiği gibi süresi içerisinde usulüne uygun bir imza itirazı bulunmadığı, kefalet sözleşmesinin düzenlendiği 01.05.2012 tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 484.maddesine uygun şekil şartlarında düzenlendiği anlaşılmıştır. Bunun dışında uygulanan faiz oranı, temerrüt tarihi, alacak miktarı ve alacağın diğer ferilerine yönelik açık bir istinaf başvurusu bulunmadığından, davalının kefaletin şekline, imzaya ve icra inkar tazminatına yönelik yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 8.793 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.07.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2032, K. 2026/1273, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2032-e-2026-1273-k-71721f998b75