Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1475 E. 2026/2024 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1475
Karar No
2026/2024
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1475 KARAR NO : 2026/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/07/2026 NUMARASI : 2025/952 Esas 2026/642 Karar DAVANIN KONUSU : Konkordato BAM KARAR TARİHİ : 24/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/09/2026

Davacı (İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde .... Şti.vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tekstil faaliyeti gösteren davacı şirket ile şahıs şirketi ve şirket ortağının son yıllarda yaşanan ekonomik dalgalanmalar, tekstil sektöründeki durgunluk, finansal maliyetlerindeki artış ve tahsil güçlükleri nedeni ile nakit akışında ciddi bozulmalar yaşandığını, kısa vadeli yükümlülüklerini karşılamakta zorlanır hale geldiğini, şirket ortağının bankalar ve finans kuruluşlarından sağlanan kredilere kefil olduğunu, ayrıca gayrimenkullerini ipotek verdiğini, davacı borçluların kötü niyetli olmadığını, ticari faaliyetlerini sürdürmekte ve borçlarını ödeme iradesine sahip olduğunu, bu nedenle vade konkordatosu talebinde bulunulduğunu ileri sürerek, davacılar hakkında İİK 285 ve devamı maddeleri uyarınca vade konkordatosu talep ettiklerini, konkordato tasdik tarihinden itibaren % 30 faiz ile, 3 yılda ve 36 aylık vadede ödemeyi teklif ettiklerini, önce geçici mühlet kararı ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ardından bir yıllık kesin mühlet kararı verilmesini ve akabinde konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. MAHKEMECE: "...Dava dilekçesi ve ekindeki belgeler incelenmiş, mahkememizin 14.10.2025 tarihli ara kararı ile 7101 sayılı yasa ile değişik, İİK'nun 286. Maddesindeki belgelerin davacı şirket ve davacı şirket ortağı aynı zamanda gerçek şahıs şirketi yönünden eksiksiz olarak mevcut olduğu tespit edilmekle, İİK 287/1 Maddesi uyarınca 14.10.2025 tarih, saat 16.00'dan itibaren davacı şirket ve davacı gerçek şahıslar hakkında 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine, davacılara Bağımsız Denetçi Mali Müşavir ...'ın geçici konkordato komiseri olarak görevlendirilmesine, ihtiyati tedbire, İİK'nun 288. Maddesi uyarınca geçici mühlet verildiğinin ilanına ve ilgili yerlere bildirilmesine karar verilmiştir. Yukarıda belirtilen müdahiller ayrı ayrı katılma taleplerini ve itirazlarını bildirmiş, harcı yatırılan katılma taleplerinin kabulüne karar verilmiştir. Geçici mühlet verildiğine ilişkin Basın İlan Kurumu Portalı ile Ticaret Sicil Gazetesinde gerekli ilanlar yapılmış, ticaret sicil müdürlüğüne yazılan müzekkereye yanıt verilmiş, ilgili kurumlara konkordato ve geçici mühletin bildirimine ilişkin yazılan yazılara verilen cevaplar dosya arasına alınmıştır. Geçici Konkordato Komiserinin davacı şirket ve davacı şirket ortağı aynı zamanda şahıs şirketi yönünden ayrı ayrı sunduğu 03.11.2025 tarihli ön raporları ile konkordato başvuru şartlarının sağlandığı belirtilmiş, tüm davacılar yönünden geçici konkordato komiseri tarafından sunulan 30.12.2025 tarihli raporda, davacı ..... Şti. 'nin 14.10.2025 tarihi itibarı ile borca batık olmadığını, şirketin faaliyetine devam ettiğini, şirketin konkordatoya dahil 62.803.058,41-TL adi borcunun bulunduğunu, şirketin toplam 64.068.768,61-TL borcunun bulunduğunu, yapılan hesaplamalara göre sunulan ödeme planının şirketin mali durumu ile fiili olarak gözlemlenen faaliyet durumuna göre uygulanabilir olduğu, dolayısı ile davacı şirketin konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu, davacı .... yönünden de davacı şirketin borcunu ödemesi halinde kefil olarak borç ödeme sorumluluğunun kalkacağını, kesin mühlet değerlendirilmesinin davacı şirket ile doğru orantılı olduğu, davacıların konkordatosunun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunu bildirmiştir. 09.01.2026 tarihinde yapılan duruşmada; davacılar tarafından dosyaya sunulan belgeler, davacılar yönünden geçici konkordato komiserinin raporları ve müdahillerin itirazları değerlendirilmiş, İİK 289 maddesi uyarınca konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu değerlendirilmekle, davacılar ..... Şti. ile .... hakkında 09.01.2026 tarihinden itibaren 1 yıllık kesin mühlet verilmesine, kesin mühletin sonuçlarının uygulanmasına ve ihtiyati tedbirlerin devamına, kesin mühlet içerisinde davacılar için görevlendirilen komiserin görevinin devamına, davacı şirket yönünden ayrıca bir Tekstil Mühendisi ile bir Hukukçu komiserin görevlendirilmesine, davacı şirket ile davacı gerçek şahıs yönünden alacaklı sayısı ve alacak miktarı dikkate alındığında alacaklılar kurulu oluşturulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı şirket ile davacı gerçek şahıs hakkında 09.01.2026 tarihinden itibaren 1 yıl süre ile kesin mühlet kararı verildiğine ilişkin basın ilan kurumu portalında ve ticaret sicil gazetesinde gerekli ilanlar yapılmış, ilgili yerlere yazılan yazılara verilen cevaplar dosya arasına alınmıştır. Davacı şirket yönünden konkordato komiser heyeti Bağımsız Denetçi Mali Müşavir ... ..., Hukukçu ..., Tekstil Mühendisi ... kesin mühlet döneminde İİK 290. Maddesindeki yazılı görevleri yerine getirerek, 3'er aylık periyotlar halinde konkordatonun gidişatı hakkındaki görüşlerini içerir raporlarını dosyaya sunmuşlardır. Kesin mühlete geçildikten sonra davacılar tarafından komiser ücretlerine ilişkin hiç gider avansı yatırılmadığı anlaşıldığından, İİK'nun 285/son maddesi uyarınca konkordato talebinde bulunanın konkordato gider avansı yatırmaya mecbur olduğu ve bununla ilgili HMK 114 ve 115. Maddelerinin kıyasla uygulanacağı, ayrıca İİK'nun 305/1-e maddesi uyarınca konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderlerinin davacı tarafça depo edilmesi gerektiği tasdik şartları arasında yer aldığından mahkememiz 20.05.2026 tarihli ara kararı ile mahkememizce belirlenen gider avanslarının yatırılması için davacılar vekiline ihtarlı davetiye çıkarılmıştır. Davacılar vekilince mahkememiz ara kararına ve ihtarlı tebligata rağmen gider avansları yatırılmamıştır. Bu arada davacılar vekili tarafından dosyaya sunulan 20.05.2026 tarihli dilekçe ile müvekkil ve müvekkil şirketin komiser raporlarıyla sabit olduğu üzere borca batık olmadığı, bu nedenle müvekkiller .... ve .... ŞTİ adına açılan Konkordato davasından feragat ettiklerini, feragat nedeniyle gereğinin yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce öncelikle tensip düzenlenerek, duruşma günü verilmiş, ayrıca duruşmaya kadar ödenmesi gereken komiser ücretlerine ilişkin 200.000,00-TL'nin gider avansı olarak yatırılması için davacılar vekiline 2 haftalık kesin süre verilmiştir. Konkordato komiser heyeti tarafından 04.06.2026 tarihinde mahkememize sunulan rapor ile 03.06.2026 günü bir kısım alacaklılar tarafından kendilerinin arandığını ve davacı .. . Şirketinin işyerini bayramda boşalttıkları, tüm makine ve eşyalarını taşıdıkları, taşıdıkları yerle ilgili bilgi sahibi olmadıklarına ilişkin ihbar aldıklarını, bunun üzerine komiserliklerince 04.06.2026 tarihinde şirket adresi olan ... Mahallesi ....Sokak No: ... Konak İzmir adresine gidildiği, iş yerinin kapalı olduğu, iş yerinin giriş kapısındaki açıklıktan görülebildiği kadarıyla içerisinin fotoğraflarının çekildiği, iş yerinde tespit edilebildiği kadarıyla makinaların bulunmadığı, tekstil ürünlerinin yerinde bulunmadığı belirtilerek, çekilen fotoğraflar rapor ekinde sunulmuş, ayrıca iş yeri çevresinde yer alan esnaflardan sorularak yapılan araştırmada, şirketin bayramda iş yerini boşalttığı, nereye gittiklerine dair bir bilgilerinin bulunmadığı, Gaziantep veya İstanbul'a taşındıkları şeklinde söylentiler bulunduğunun öğrenildiği, yine şirket yetkilisi ....'ya telefonundan ulaşılmaya çalışıldığı, ancak telefonlara cevap alınamadığı, herhangi bir dönüş de yapılmadığı belirtilmiştir. Konkordato komiser heyetinin bu raporu üzerine davacı şirketin elektronik posta adresine duruşmada hazır bulunması konusunda tebligat çıkarılmış, 13.06.2026 tarihinde tebligat yapılmıştır. Davacılar tarafından açılan konkordato davasında komiser görevlendirildiği, komiser raporundaki tespit ve değerlendirmelere göre 09.01.2026 tarihinden itibaren 1 yıllık kesin mühlet verilmesine karar verildiği, kesin mühlet içerisinde komiser heyetince düzenlenen 28/04/2026 tarihli kesin mühlet konkordato komiser heyet raporunda davacı şirketin 28/02/2026 tarihi itibariyle kaydi öz varlığının müspet 20.200.511,12-TL, rayiç öz varlığının müspet 27.160.676,15-TL olduğunun ve buna göre hem rayiç öz varlığına göre hem kaydi bilançolara göre borca batık olmadığı, sermayesinin koruduğunun belirtildiği ve ön projesinde hedeflenen gelir tutarının %29,88 oranında gerçekleştirdiğinin ifade edildiği, borçlunun konkordatoya uygun hareket ettiği, 292 ve 297. Maddelerde sayılan birinin varlığının bu aşamada tespit edilmediği, yeni tedarikçi ile yapılacak ticari faaliyetlerin firmanın satışlarına etkisinin/sonuçlarının takip edilmesi suretiyle bu aşamada konkordatonun başarıya ulaşma şansının devam ettiği, görüş tespit ve kanaati ifade edilmiştir. Davacılar vekilince mahkememize sunulan 20.05.2026 tarihli dilekçe ile davacıların borca batık olmadığı belirtilerek davacılar yönünden davacılar adına açılan konkordato davasından feragat edildiği beyan edilmiştir. Davacılar vekilinin davadan feragat beyanı karşısında duruşma günü ilan edilmiş ve duruşma öncesinde konkordato komiser heyetince düzenlenen ve mahkemeye sunulan 04.06.2026 tarihli raporda komiser heyetine 03.06.2026 tarihinde ihbarda bulunulduğu, durum üzerine davacı ..... Şti.'nin .. Mah. .. Sk. No:... Konak-İzmir adresine gidildiği, iş yerinin kapalı olduğunun görüldüğü, iş yerinin giriş kapısındaki açıklıktan görülebildiği kadarıyla içerisinin fotoğraflarının çekilmiş olup, iş yerinde tespit edilebildiği kadarıyla makinelerin ve tekstil ürünlerinin bulunmadığı ifade edilerek bu konudaki rapor ve ekindeki fotoğraflar dosyaya ibraz edilmiştir. Davacıların feragat beyanı üzerine duruşma günü belirlendiğinden komiser heyetinin duruşmada beyanı alınmış, konkordato komiser heyetinin duruşmadaki beyanında daha evvel düzenlenen tutanağa atıf yapılarak davacının iş yerinin kapalı olduğu, davacı şirket ve şahısa ulaşılamadığı ve dışarıdan yapılan gözleme göre iş yerindeki makinelerin ve tekstil ürünlerinin iş yerinde bulunmadığı envanterdeki rayiç değere göre makinelerin değerinin 400.000,00-TL, stoktaki tekstil ürünlerinin değerinin ise 8.206.000,00-TL olduğu beyan edilerek bu stokların ve makinelerin iş yerinde olmadığı ve iş yerinin kapalı olduğu belirtilmiştir. Davacı şirket vekiline duruşma günü tebliğ edilerek duruşmada hazır olması istenmiş, davacı ve şirket temsilcisi duruşmada hazır bulunmamıştır. 2004 sayılı İİK'nun 292. Maddesine göre iflasa tabi bir borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi halinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına karar verir. Maddenin devamında kesin mühletin kaldırılarak borçlunun iflasına karar verilmesini gerektirecek hususlar tek tek sayılmış ve buna göre borçlu 297. Maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa veya konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa veya borçlunun mal varlığının korunması için iflasın açılması gerekiyorsa mahkemece konkordato talebinin reddi ile borçlunun iflasına karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca 2004 sayılı yasanın 308. Maddesi uyarınca " Konkordato tasdik edilmezse mahkeme konkordato talebinin reddine karar verir ve bu karar 288 inci madde uyarınca ilân edilerek ilgili yerlere bildirilir. Borçlunun iflâsa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflâs sebeplerinden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme, borçlunun iflâsına resen karar verir." Yasanın doğrudan doğruya iflas hallerini düzenleyen 177. Maddesinde alacaklının takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği haller düzenlenmiş ve buna göre İİK'nun 308. Maddesindeki halin bulunması halinde doğrudan doğruya iflas hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına altınmıştır. Davacı .... yönünden yapılan değerlendirmede davacının iflasa tabi borçlulardan olmadığı dikkate alınarak ve davacı vekilinin feragat beyanı göz önünde bulundurularak ve feragatin davayı sona erdiren taraf işlemlerinden olması nedeniyle bu davacı yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı ..... Şti. Yönünden yapılan değerlendirmede ise; belirtilen sürede gider avansı ve diğer avanslar yatırılmadığı gibi şirket vekilinin feragat beyanından sonra komiser heyetince yapılan ihbar üzerine iş yerinde yapılan incelemede şirketin iş yerindeki makineler ve tekstil ürünlerini/stokları iş yerinden alarak nereye götürdüğü bilinmeyecek şekilde iş yerinden ayrılmış olduğu, komiser heyetinden bu hususta izin alınmadığı gibi bilgi de verilmediği, şirket yetkilisine ulaşılamadığı, iş yerinin kapalı olduğu, tüm bu hususlar dikkate alındığında komiser heyetince düzenlenen 04.06.2026 tarihli rapordaki tespitler ve duruşmadaki beyanlarına göre davacı borçlu şirketin eyleminin alacaklıları zarara uğratma amacı taşıdığı, bu şekilde makinelerin ve ürünlerin iş yerinden götürülmesinin alacaklıları zarara uğratma amacı ile hareket ettiği sonucunu doğurduğu davacının konkordato sürecindeki bu eylemleri nedeniyle 2004 sayılı yasanın 292. Maddenin a,b,c fıkrasındaki konkordatonun reddi ve resen iflas nedenlerini oluşturduğu anlaşılmakla, bu nedenlerle davacının konkordato talebinin reddi ile resen iflasına karar verilmiştir.(Bkz. Yargıtay 6.HD'nin 13.04.2026 tarih 2026/1417 Esas 2026/1426 Karar sayılı ilamı.) Ayrıca davacının, alacaklıların haklarını ihlal eder nitelikteki eylemi ve teşebbüsü dikkate alındığında İİK'nun 308. Maddesi atfı gereği 177. Maddesinin 1-3. Fıkrasında yer alan hallerin mevcut olması nedeniyle davacı şirket yönünden doğrudan doğruya iflas nedenlerinin bulunduğu ve bu kapsamda yapılan değerlendirmede davacı şirket her ne kadar konkordato davasından feragat etmiş ise de doğrudan doğruya iflas hükümlerini düzenleyen İİK'nun 177. Maddesi uyarınca davacı şirket yönünden doğrudan doğruya iflas koşulları bulunduğundan konkordato davasının reddi ile davacı şirketin iflasına karar verilmiştir. İİK 'nun 308/2 maddesinde ''Konkordato süreci iflâsla sonuçlandığı takdirde, iflâs kararını veren mahkeme tasfiyenin basit veya adi tasfiye usulüne göre yapılmasına ve gerektiğinde adi tasfiyenin komiserler tarafından yerine getirilmesine karar verir....'' hükmüne yer verilmiştir. Bu hüküm dikkate alınarak ve davacının mal varlığı göz önünde bulundurularak iflas işlemlerinin adi tasfiye usulüne göre yürütülmesine karar verilmiştir. Davacı şirketin bu eylemi nedeniyle alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği dikkate alınarak iflasına kararı verildiğinden ilgililer hakkında TCK'nun 161. Maddesi uyarınca gereğinin takdir ve ifası için için İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiştir. Kesin mühlet ara kararı ile ''....komisere davacılar için ayrı ayrı olmak üzere aylık 25.000,00-er TL ücret takdirine, bu ücretlerin ödenebilmesi için davacı taraflarca 6 aylık periyotlar şeklinde gider avansı olarak ilgili ayın 5'ine kadar mahkeme veznesine yatırılmasına, yatırıldığında aylık periyotlar halinde ücretin komisere ödenmesine,'' şeklinde karar verilmiş ise de, davacılar tarafından yatırılmayan komiser ücretlerinin bulunduğu anlaşılmakla, gider avansı olarak yatırılması gereken ancak duruşma gününe kadar yatırılmayan komiser ücretlerinin yatırılmasına ilişkin hükmün yargılama gideri bölümünde davacılar tarafından yatırılmasına karar verilmiştir.'' gerekçesi ile; HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- .... TC kimlik nolu, Balçova Vergi Dairesinin 0180332... vergi sicil nolu davacı ... .'nın konkordato tasdiki talebinin davadan feragat nedeni ile reddine, 2-İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün Merkez 166... sicil nolu, Kemeraltı Vergi Dairesinin 2040300... vergi sicil nolu, davacı .... ŞTİ.'nin konkordato tasdiki talebinin reddine, Davacı şirket ile davacı gerçek şahıs hakkındaki kesin mühletin kaldırılmasına, Davacı şirket ile davacı gerçek şahıs için görevlendirilen konkordato komiserlerinin görevine derhal son verilmesine, Davacı şirket ile davacı gerçek şahıs hakkında verilen ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına, 3-Davacı İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 166.. sicil nolu, Kemeraltı Vergi Dairesinin 2040300.. vergi sicil nolu,.... ŞTİ.'nin İFLASINA, iflasın 03/07/2026 günü saat 15.07 itibariyle açılmasına, Davacı şirket hakkındaki iflas kararının derhal iflas müdürlüğüne bildirilmesine, İflas işlemlerinin adi tasfiye usulüne göre yürütülmesine," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı (İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde .... Şti.vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı (İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde .... Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin konkordatoya başvurmasının amacının borçlardan kaçmak değil, faaliyeti koruyarak alacaklıların tamamına daha yüksek oranda ödeme yapmak olup dosyanın başlangıcından itibaren iyi niyet ve ödeme iradesi açıkça ortaya konulduğunu, müvekkil şirketin, tekstil sektöründeki daralma, artan finansman maliyetleri ve tahsilat güçlüklerinin kısa vadeli nakit akışında meydana getirdiği bozulma nedeniyle 14.10.2025 tarihinde vade konkordatosu talep ettiğini, Komiserin 30.12.2025 tarihli raporunda 14.10.2025 itibarıyla aktif toplamının 87.383.966,46 TL, kaydi özvarlığının 20.515.786,17 TL, net satışlarının 71.868.052,72 TL ve dönem net kârının 1.626.150,45 TL olduğunun tespit edildiğini, aynı raporda şirketin faaliyetine devam ettiği, sunulan ödeme planının uygulanabilir olduğu ve konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün bulunduğunun ifade edildiğini, bu olumlu tespitler üzerine mahkemenin de 09.01.2026 tarihinden itibaren bir yıl kesin mühlet verilmesine karar verdiğini, dolayısıyla dosyanın başlangıcından feragat tarihine kadar geçen süreçte, müvekkili şirketin kötü niyetli davrandığına, malvarlığını azalttığına, faaliyetini terk ettiğine veya alacaklılardan mal kaçırdığına ilişkin hiçbir tespitin bulunmadığını, 20.05.2026 tarihli açık ve kesin feragat beyanının, müvekkili şirketin olumsuz bir rapordan veya yaklaşan bir iflas kararından kaçmak için değil, borca batık olmadığının komiser heyetince tespit edilmesi üzerine konkordato korumasından kendi iradesiyle çıkmak için verildiğini, müvekkilleri adına 20.05.2026 tarihinde sunulan dilekçede, komiser raporlarıyla borca batık olmadıkları sabit olduğundan konkordato davasından feragat edildiğinin açıkça bildirildiğini, feragat beyanının şartsız, tereddütsüz ve usulüne uygun olduğunu, iflasa dayanak yapılan ihbarların komiserlere 03.06.2026 tarihinde ulaştığını, eski işyerine ilişkin sınırlı gözlemin ise 04.06.2026 tarihinde yapıldığını, feragatın, iflasa dayanak yapılan ihbar ve gözlemden yaklaşık iki hafta önce açıklandığını, 'bayramda' gerçekleştiği ileri sürülen işyeri taşımasının da feragat beyanından sonra olduğunu, bu kronolojinin, feragatin olumsuz bir tespiti bertaraf etmek için kullanıldığı iddiasını doğrudan çürüttüğünü, feragat üzerine sermaye şirketinin iflasına karar verilebilmesi için İİK m.292/1-d uyarınca güncel rayiç değerlere göre borca batıklığın tereddüde yer bırakmayacak şekilde tespiti gerekirken, dosyadaki bütün mali raporların müvekkili şirketin pozitif özvarlığa sahip olduğunu gösterdiğini, iflasa esas alınan ihbarların doğrudan bilgiye, belgeye veya resmi tespite dayanmadığını, birinci elden doğrulanmamış 'kaçtılar', 'Gaziantep veya İstanbul'a gittiler' şeklindeki söylentilerden ibaret bulunduğunu, bir sermaye şirketinin iflası gibi ağır ve kamu düzenine ilişkin bir kararın, kimliği ve bilgi kaynağı denetlenemeyen üçüncü kişilerin duyumlarına dayandırılamayacağını, komiser heyetinin ticaret sicili, vergi dairesi, SGK, e-fatura/e-defter kayıtları, sevk irsaliyeleri, kira kayıtları veya şirket vekili üzerinden yeni faaliyet adresini araştırmadan 'nereye götürüldüğü bilinmiyor' sonucuna ulaştığını, şirket yetkilisinin tek bir telefon aramasına cevap vermemiş olmasının da kaçma, saklanma veya alacaklılardan mal kaçırma delili olmadığını, mahkemenin daha sonra şirket ve vekiliyle tebligat yoluyla iletişim kurabildiğini, vekilin duruşmaya katıldığını, dolayısıyla müvekkili şirketin veya temsilcisinin hukuki muhataplığını ortadan kaldırdığı, bilinmeyen bir yere kaçtığı ya da yargı makamlarından saklandığının kabul edilemeyeceğini, komiser heyetinin kapı aralığından ve 'görülebildiği kadarıyla' yaptığını bizzat belirttiği gözlemin, işyerindeki makine ve stokların tamamının yok olduğunu veya şirket malvarlığından çıkarıldığını ispatlayamayacağını, rapora ekli fotoğrafların da tamamen boş bir işyerini göstermediğini, komiserlerin eski işyerine girip bütün bölümleri inceleyip ve envanter sayımı yapmadıklarını, nitekim rapora ekli fotoğraflarda işyerinin tamamen boş olmadığını; çok sayıda koli, çuval, torba, raf, masa, tezgâh ve çeşitli malzemelerin bulunduğunun görüldüğünü, müvekkili şirketin üretim araçları ve emtiasıyla birlikte başka bir işyerine taşınması, mülkiyetin üçüncü kişiye geçirilmesi anlamında bir 'devir', 'takyit' veya 'ivazsız tasarruf' olmadığından İİK m.297’ye aykırılık teşkil etmediğini, komiser heyetinin işyeri taşımasını yasaklayan veya bu işlemi önceden izne bağlayan somut bir talimatı bulunmadığından, İİK m.292/1-c kapsamında 'komiser talimatına uymama' koşulunun da oluşmadığını, İİK m.292/1-a bakımından müvekkilinin malvarlığının korunması için iflasın açılmasının zorunlu olduğunu gösteren hiçbir somut tespit bulunmadığı gibi, pozitif rayiç özvarlık ve faaliyetin devamının tam tersi sonucu gösterdiğini, İİK M.292/1-b bakımından konkordatonun başarıya ulaşamayacağını gösteren yeni bir mali rapor bulunmamakta; aksine son kapsamlı heyet raporunun başarı şansının devam ettiğini açıkça kabul ettiğini, yerel mahkemenin İİK M.292/1-a, b ve c bentlerini topluca zikretmekle yetindiğini, her bendin farklı maddi ve hukuki koşullarının hangi delille gerçekleştiğini açıklamadığından kararın gerekçe ve denetlenebilirlik yönünden yetersiz olduğunu, mahkemenin atıf yaptığı Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 13.04.2026 tarihli kararının somut olayla hangi maddi yönlerden örtüştüğünün açıklanmadığını, sadece karar numarasının yazılmasının eksik inceleme ve gerekçeyi tamamlamayacağını, İİK M.308’in tasdik yargılamasına ilişkin hükmü ile İİK m.177’deki doğrudan iflas sebeplerinin somut olayda oluşmadığı hâlde, bu maddelerin birbirine atfıyla bağımsız ve somut bir iflas nedeni yaratıldığını, gider avansının yatırılmamış olmasının HMK m.114 ve m.115 çerçevesinde usuli sonuç doğurabileceğini ancak borca batıklık, kötü niyet veya doğrudan iflas sebebi sayılamayacağını, TCK m.161 kapsamında hileli iflas şüphesine dayanak yapılan malvarlığını eksiltme ve hileli tasarruf unsurları bulunmadığından, savcılığa ihbar kararının maddi temelinin de ortadan kalktığını, iflas kararının alacaklıların menfaatini korumak bir yana, dosyadaki karşılaştırma ve komiser raporlarına göre alacaklıların tahsil oranını azaltacak ve faaliyet hâlindeki şirket değerini tasfiye değerine indireceğini, müvekkili şirketin faaliyetini yeni adreste sürdürdüğü iddiası araştırılmadan, yeni işyerinde keşif ve envanter tespiti yapılmadan ve güncel bilançosu alınmadan iflas kararı verilmesinin eksik inceleme olduğunu, 200.000,00 TL gider avansı hükmünün, feragat sonrası devam etmeyecek komiserlik faaliyetleri ile fiilen tahakkuk eden ücretler ayrılmadan topluca kurulduğundan kaldırılması gerektiğini beyanla yerel yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: Konkordato istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. 14.10.2025 Tarihinde davacılar hakkında üç ay süreyle geçici mühlet kararı verilmiş 09.01.2026 tarihinden itibaren de bir yıllık kesin mühlet kararı verilmiştir. Mahkemece davacıların konkordato komiserleri için komiser ücretlerine ilişkin hiç gider avansı yatırılmadığı anlaşıldığından davacılara bu hususta itharatlı tebligat çıkartılmış ancak gider avansları yatırılmamıştır. Konkordato komiserlerince sunulan 30.04.2026 havale tarihli raporda davacı şirketin borca batık olmadığı belirtilmiştir. Davacılar vekili 20.05.2026 tarihli dilekçe ile Konkordato davasından feragat ettiklerini bildirmiştir . Davacıların feragati üzerine mahkemece duruşma yapılmasına karar verilmiş gider avansının yatırılması davacılara ihtar edilmiş, iflas yönünden inceleme yapılacağı belirtilmiştir. Bu feragat beyanından sonra komiser heyeti 04.06.2026 tarihli nihai raporlarında aldıkları ihbar üzerine şirket adresine gittiklerini, şirketin taşınmış olduğunu hiçbir makinenin ve tekstil ürünlerinin yerinde olmadığını çevreden sorulduğunda bayramda şirketin taşınmış olduğunu nereye gidildiğini bilmediğinin bildirildiğini beyan etmişlerdir . Mahkemece de davacı şirketin İİK 297 maddesine aykırı davrandığı komiserin talimatlarına uymadığı alacaklarını zarara uğratma amacıyla hareket ettiği belirtilerek iflasın açılmasına karar verilmiştir . Davacı şirket vekili şirketin adresinin değiştirilmesinin ve taşınmasının feragat beyanından sonra olduğunu Müvekkil şirketin üretimi araçları ve emtiasıyla birlikte başka bir iş yerine taşınması mülkiyetin üçüncü kişiye geçirilmesi anlamında bir devir takyit veya ivazsız tasarruf olmadığından İİK madde 297'ye aykırılık teşkil etmediğini, komiser heyetinin iş yeri taşımasını yasaklayan veya bu işlemi önceden izne bağlayan somut bir talimatı bulunmadığından komiser talimatına uymak koşulunun oluşmadığını, alacaklıları zarara uğratma amacının sadece eski işyerinin kapalı olmasından ve bir kez telefona cevap verilmemesinden çıkarılamayacağını, doğrudan doğruya iflas koşullarının da oluşmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İİK nun 297. Maddesinde; " Borçlu, komiserin nezareti altında işlerine devam edebilir. Şu kadar ki, mühlet kararı verirken veya mühlet içinde mahkeme, bazı işlemlerin geçerli olarak ancak komiserin izni ile yapılmasına veya borçlunun yerine komiserin işletmenin faaliyetini devam ettirmesine karar verebilir. (Değişik ikinci fıkra:9/6/2021-7327/5 md.) Borçlu, mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren rehin tesis edemez, kefil olamaz ve ivazsız tasarruflarda bulunamaz; taşınmazını, işletmenin faaliyetinin devamı için önem arz eden taşınırını ve işletmenin devamlı tesisatını devredemez ve takyit edemez. Aksi hâlde yapılan işlemler hükümsüzdür. Mahkeme bu işlemler hakkında karar vermeden önce komiserin görüşü (…) almak zorundadır. Borçlu bu hükme yahut komiserin ihtarlarına aykırı davranırsa mahkeme, borçlunun malları üzerindeki tasarruf yetkisini kaldırabilir veya 292 nci madde çerçevesinde karar verir. Birinci ve üçüncü fıkra kapsamında alınan kararlar 288 inci madde uyarınca ilân edilir ve ilgili yerlere bildirilir." şeklinde, İİK nun 292. Maddesinde ise; İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir: a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa. b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa. c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa. d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse. İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir. Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Somut olayda davacı şirket her ne kadar davadan feragat etmiş ise de; konkordato süreci halen devam etmekte olup, iş yerinin komiserlere haber verilmeden izinsiz boşaltılması ve iş yerindeki eşyaların taşınması eylemleri İİK 292/1-c maddesine aykırılık oluşturmakta olup, alacaklıları zarara uğratma kastı taşıdığı, bu nedenle mahkemece iflas kararı verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı değerlendirilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacı şirketin İİK nun 297. Maddesine aykırı davranmış olmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/07/2026 tarih, 2025/952 Esas ve 2026/642 Karar sayılı kararına karşı Davacı (İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde .... Şti.vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken harç peşin olarak alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1475, K. 2026/2024, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1475-e-2026-2024-k-63b3d9db7f65