Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1376 E. 2026/2139 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1376
Karar No
2026/2139
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1376 KARAR NO : 2026/2139

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/02/2026 NUMARASI : 2025/988 Esas 2026/152 Karar DAVANIN KONUSU : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) BAM KARAR TARİHİ : 02/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/10/2026

Davacılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ....Şirketi'nin, Ege Vergi Dairesinin 4840929... vergi kimlik numarasında kayıtlı olup, 10 Mart 2015 tarih ve 529 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan İzmir Ticaret Müdürlüğünün 04.03.2015 tarihindeki tasdiki ile ... Mah. .... Sk. .... No:.... Konak / İZMİR adresinde kurulmuş olup halen “468402 - sıhhi tesisat ve ısıtma tesisatı malzemesi toptan ticareti (lavabo musluğu, vana, valf, tıkaç, t-parçaları, bağlantılar, vb.) (kombiler ve radyatörler hariç)” faaliyeti ile iştigal ettiğini, bunun yanı sıra 26.10.2022 tarihinden itibaren “771101 - motorlu hafif kara taşıtlarının ve arabaların sürücüsüz olarak kiralanması ve operasyonel leasingi (motosiklet ve motokaravan için olanlar hariç)” faaliyetinde de bulunduğunu, şirketin proje tanzim tarihi itibariyle mali tablolarında yer alan kayıtlı sermayesi 25.000.000,00-TL olup tamamının ödendiğini, %100 pay ile tek yetkili ve sahibinin diğer müvekkili davacı .... olduğunu, ....Şirketi'nin; 2025/Ağustos ayında sigortalı olarak toplam 28 kişi çalıştığını, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik krizin kur, enflasyon ve faiz etkilerinden dolayı yaşanan olumsuzlukların etkisiyle şirketin borç sarmalı içerisine girmesi, borçlarının büyük bölümünün kısa süre içerisinde ödenecek olması, grup firmalarında yaşanan sıkıntılar ve yeni kredi kanallarına ulaşılamaması şirketimizi finansal olarak darboğaza soktuğunu, banka ve kredi kuruluşlarının yeni kredi vermeye sıcak bakmamaları nedeniyle alternatif finansman yollarına başvurulmak zorunda kalındığını, firmanın son dönemde yaşadığı eski çalışandan kaynaklı dolandırıcılık nedeniyle uğranan zararların nakit dengesini bozduğunu, alacaklarla ödemeler arasındaki vade farklılığının finansmanı zorlaştırdığını, firmanın borçlarını ötelediği takdirde tahsilatlarını alıp devamlılığını sağlayıp bu süreçteki nakit sıkıntılarından kurtulacağını, yukarıda sayılan faktörlerin birçoğunun aynı zamanlara denk gelmesi, tek başına oluşacak olumsuzlukları bertaraf etme kapasitesini azalttığını, normal bir iş hayatında karşılaşılabilecek problemlerin hepsi kısa bir süre içerisinde üst üste meydana geldiğini ve domino etkisi yarattığını, kısa süre içerisinde bu sıkıntıları aşabilme imkanları olmadığından, alacaklıların başlatabileceği icra takipleri ve diğer yasal süreçlerin, işletmenin faaliyetlerini aksatacak olup, konkordato başvurusu yapılmasının son çare olarak görüldüğünü, müvekkil şirket, dava dilekçesi ekinde yer alan Konkordato Ön Projesindeki teklifi ile muhtemel bir iflas durumu ile karşılaşmamak amacıyla konkordato kapsamına giren adi alacaklıların, alacaklarının tamamını ve yine konkordatoya tabi olmayan rehinli alacaklıların, alacaklarının tamamını geçici mühlet ve devamında kesin mühlet verilmesi durumunda, kesin mühleti kapsayan 12 ay (ve eğer kesin mühlet uzatıldığı takdirde bu sürenin) sonundan itibaren başlamak üzere konkordato tasdik kararını takip eden aydan itibaren başlamak üzere 3 yıllık dönemde aylık eşit taksitler 36 ayda eşit taksitle ödemeyi teklif ettiğini, bu itibarla Konkordatoya tabi adi alacaklılar, alacaklarının hiçbirisinden vazgeçmemiş olacak ve yukarıda açıklandığı şekilde müvekkil şirkete geçici mühlet ve devamında kesin mühlet imkanı sağlanması durumunda, kesin mühletin bitimini takip eden 36 ayda alacaklılara alacaklarının tamamı eşit taksitle projede belirtilen yada ileride ekonomik koşullara göre revize edilecek faiz oranlarıyla birlikte ödeneceğini, ayrıca rehinli alacaklılarla sağlanacak mutabakat ile mutabakata varılan tutarlar doğrultusunda kesin mühletin bitimini takip eden 36 ayda eşit taksitle projede belirtilen faiz oranı yada ileride ekonomik koşullara göre değişecek faiz oranlarıyla revize edimek suretiyle ödeme yapılacağını, müvekkil şirkete geçici mühletten sonra kesin mühlet verilmesi ve bu doğrultuda kesin mühleti kapsayan 1 yıl ve gerektiği takdirde 6 ay ilave ödemesiz süre sağlanması durumunda; şirketin faaliyeti ile elde edilecek faaliyet karı işletme sermayesi olarak kullanılacak, bu süre içinde zorunlu maliyet giderleri karşılanacak ve aynı zamanda finansal yapısını güçlendirerek nakit kaynak yaratacağını, zorunlu (elektrik- nakliye- işçilik vb.) maliyet giderlerinin ödenebilmesi ve herhangi bir haciz ve muhafaza baskısı oluşmaması sayesinde ticari faaliyeti aksamadan devam edebileceğini, süreç içinde yeni bir kredi kullanılmayacak ve ilave finansman yükü oluşmayacağını, bu çerçevede, şirketin adi alacaklılarının alacaklarından herhangi bir tenzilat yapılmaksızın alacaklarının tamamının ödenmesi öngörüldüğünden, şirket tarafından “vade konkordatosu” talep edildiğini, müvekkil şirketin sunduğu ödeme planı teklifi detaylı olarak Sayın Mahkemeye sunulan ön projenin devamında yer aldığını, açıklanan nedenlerle; İİK 286 da belirtilen belgelerin davacı şirket yönünden eksiksiz olarak mevcut olduğunun tespitiyle, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak şirketin sicil özetinin gönderilmesinin istenilmesine, İİK 287/3 maddesi gereğince konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının yakından izlenmesi ve incelenmesi amacıyla davacı şirkete geçici konkordato komiseri tayinine, İİK 288/2 maddesi gereğince 3 aylık geçici konkordato mühleti verilmesine, bu kararın gerekli ilanlarının yapılmasına,geçici mühlet kararının ilgili kurumlarına bildirilmesine,287/1 gereğince 297 de ki haller dahil mal varlıklarının muhafazası için tüm tedbirlerin alınmasına,davacının geçici mühlet kararından itibaren rehin tesisinin, kefil olmasının, taşınmaz ve işletmenin devamlı tesisatının kısmen dahi devrinin ve takyidinin, ivazsız tasarruflarda bulunmasının tediren önlenmesine,davacı taşınmazları,makinaları ve demirbaşlarının ayrıca motorlu kara nakil vasıtalarının dava sonuna kadar devirlerinin engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine,288/1 gereğince geçici mühlet kesin mühlet sonuçlarını doğuracağından İİK 294/1 uyarınca mühlet içinde davacı aleyhine 6183 dahil olmak üzere hiçbir takip yapılmamasına ve başlamış tüm takiplerin durmasına, ihtiyati tedbir ve haciz kararlarının uygulanmaması yönünde ihtiyati tedbir konulmasına,İİK 294/2 gereğince İİK 206/1 de ki alacaklar yönünden takip yasağı bulunmadığına ancak 295 e göre rehinin paraya çevrilmesi yönünde takip başlatabileceği ancak muhafaza ve satış tedbirleri alınamayacağı yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, konkordato mühletinin verilmesinden önce müstakbel bir alacağın devri sözleşmesi yapılmış ve de devredilen alacak konkordato mühletinden sonra doğmuş ise bu devrin hükümsüz sayılmasına, davacı şirketin haciz ve muhafaza altına alınan menkulleri üzerinde ki hacizler baki kalmak kaydıyla şirket müdürüne yediemin olarak teslimine, İİK 89 gereğince haciz ihbarnamesi gönderilmesinin yasaklanmasına, BK 139/1 ,İİK 200/201 gereğince,geçici mühlet kararının ilanından sonra, bankalarca tahsil edilen alacaklar ve gelecek havale, EFT yönünden bankaların takas mahsup yoluyla bloke işlemi yapmamasına, hapis hakkını kullanmaması, aynı tarih itibariyle varsa konulan blokelerin kaldırılması, bankada mevcut talep eden davacı tarafından verilen, tahsil/teminat yada temlik çeklerinin geçici mühlet kararının ilan tarihinden itibaren tahsil edilen bedellerinin komiser nezdinde konkordato projesinde kullanılmak üzere talep eden davacıya iadesi yönünde ihtiyati tedbir karar verilmesine, takas ,mahsup ve bloke işlemlerinin yapılmamasına, bankaya verilmiş çek/senet vs kambiyo evraklarının tahsili halinde tahsil bedellerinin şirkete iadesine ,İİK 206 hariç 6570 SK dahil olmak üzere tüm açılmış icra takiplerinin durdurulmasına,takip açılmasının yasaklanmasına,şirketin haczedilen menkullerinin ve motorlu kara nakil vasıtalarının hacizleri baki kalmak kaydıyla muhafaza altına alınmış mallarının tamamının şirket kullanımı için yeddiemin olarak şirket müdürüne yeddiemin olarak teslimine,hapis,takas ve mahsup hakları yoluyla bankalarda mevcut alacakları ile diğer alacaklarının alacaklılar tarafından bloke işlemlerinin önlenmesine ve yasada belirtilen diğer yönlerde ki ihtiyati tedbir taleplerimiz yönünden haklarımızın saklı tutumasına,daha sonra kesin mühlet ile oylamadan sonra kabul gelmesi halinde konkordatonun tasdikine,yargılama gideri ile vekalet ücretinin müvekkillerin uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. MAHKEMECE: "...,Mahkememizce geçici mühlet konkordato komiseri olarak görevlendirilen, konkordato komiseri .... ve ....'dan oluşan komiser heyeti tarafından dosyaya ibraz edilen 05/01/2026 tarihli geçici mühlet nihai raporunda özetle; ....şti. Yönünden; dava dosyasına sunulu eklerin İİK’nın 286 maddesinde belirtilen belgelerle uyumlu olduğu, ticari faaliyetine devam ettiği, 23.10.2025 Geçici Mühlet itibari ile Borçlu şirketin özvarlığına ilişkin sonuç; işletmenin kaydi değerlerine göre borçlarının varlıklarından fazla olduğu, öz varlığının menfi(-) 46.503.211,41 TL olduğu, işletmenin sürekliliği [rayiç] esasına göre borçlarının varlıklarından fazla olduğu, öz varlığının menfi(-) 83.808.942,03 TL olduğu, aktiflerinde kayıtlı varlıkların iflas durumundaki tahsil yüzdeleri olarak Dönen varlıklarında %100, stokların %50 değerinde, Duran varlıklarından taşıtların %70, Demirbaşların %30 değerinde tahsil edilebileceği varsayımlarına göre yapılan İşletmenin muhtemel satış fiyatına [iflâs haline] göre düzenlenen bilançoya göre borçlarının varlıklarından yine fazla olduğu, öz varlığının menfi (-) 134.633.754,18 TL olduğu, dolayısı ile şirketin “borca batık” olduğu, Borçlu Şirketin Konkordato Ön Projesindeki Kaynakları İle Borçları: Borçlu şirketin ön projesinde 30.06.2025 tarih esas alınarak hesaplamalar yapıldığı, geçici mühlet tarihi itibari ile konkordato komiserlik heyetince borçlu şirketin taahhütlerine uygun olarak mali veriler konularak 18.08.2025 tarihi itibari ile yeniden gerekli hesaplamalar yapıldığını, borçlunun, adi alacaklılarına %40, rehinli alacaklılarına %80 faiz ilave edilerek konkordato tasdik kararından itibaren 2 ay geri ödemesiz her ay eşit taksitler halinde 36 ay içinde ödemeyi taahhüt ettiğini, borçlu şirketin borçları ve taahhüt ettiği faiz oranı hesaplamasına göre ödenmesi gereken borç tutarlarının; Adi+rehinli+imtiyazlı Borçlarının toplamı 258.045.140,52 TL hesaplandığını, borçlu şirketçe ön projesinde adi borçlarının ve rehinli borçlarının toplamına totalde %37 faiz ilavesi ile konkordato tasdik tarihinden itibaren toplam 348.509.901,84 TL yi 36 ayda aylık eşit taksitler halinde ödemeyi taahhüt ettiğini, her ay ödenecek rakam 9.680.830,61-TL hesaplandığını, sadece Adi borçlarının toplamı 235.109.503,81 TL totalde %37 faiz ilavesi ile konkordato tasdik tarihinden itibaren toplam 322.100.020,68 TL yi 36 ayda aylık eşit taksitler halinde ödemeyi taahhüt ettiğini, her ay ödenecek rakam 9.680.830,61 TL hesaplandığını, borçlu şirketin adi alacaklılarına olan borç toplamı 235.109.503,81 TL olup taahhüt edilen aylık %2 totalde %37 faiz ilavesi 86.990.516,87 TL olup, her ay eşit taksitlerle 36 ayda ödenmesi planlanan borcunun toplamının 322.100.020,68 TL olduğunun tespit edildiğini, Adi+Rehinli ve imtiyazlı borçları toplamı için faiz dahil ödeme vaadi toplamı ise 348.509.901,84 olarak hesaplandığını, borçlu şirketin 31.12.2029 sonu itibari ile olası muhtemel satış ve karlılık oranlarına göre 188.268.668,45TL kar elde edilebileceği, davacı şirket bankadaki nakit tutarını kaynak olarak göstermiş olmakla birlikte, ilgili bankalarda kayıtlı bulunan 1.103.158,89 TL ile ilgili fiili var olduğunu ispatlanması için banka ekstrelerinin talep edildiğini, ...bank(185.000,03), ....Bankası(32.339,20), .... Bankası(67.363,80) ve ....(25.521,08)’e ait banka ekstrelerinin sunulduğunu, mizanda görülen diğer Bankalarda kayıtlı tutarların varlığını ispatlayıcı belge sunulmadığını, kaynak olarak varlığı ispat edilen Pos+banka değerleri toplamı 316.231,95 TL dikkate alındığını, yasal defterlerde kaydi olarak görünen tutarın dikkate alındığını, ancak bilanço dipnotlarında da ayrıntılı izah edildiği üzere böyle bir alacağın var olup olmadığının kesin mühlete geçmesi durumunda mutabakatlar ile tespit edilebileceğini, mizan kaydına göre müşterilerden alınan çeklerin ilgili banka ve faktöring firmalarına teminat olarak verildiği kayıtlı olmakla birlikte, söz konusu çeklerin kime ne amaçla verildiğine dair çek tevdi bordroları sunulmadığından, komiserlik heyetince ne kadarlık çekin kime ne amaçla verildiği tevsik edici belgeler ile bilinemediğini, ayrıca 31.10.2025 tarihli tutanakta mizanda görünen 101-121 çek ve senetlere ait tarih,seri no,tutar,keşideci,lehtar,muhatap vb bilgileri ile söz konusu kambiyo senetlerinin nerede olduğunu ispatlayıcı belge,çek fotokopilerinin listesi talep edilmiş olsa da komiserliğe gelen listelerde toplamı mizandan farklı olarak 80.763.597,72 TL lik çeklere ait bir liste sunulduğunu, kesin mühlete geçmesi durumunda, kurumlara akıbetlerinin sorulması gerektiğini, kaydi değerin esas alındığını, BDK/2024/4... Sicil numaralı .... A.Ş. adına BD/2013/022... sicil numaralı Bağımsız Denetçi ... tarafından hazırlanan Makul Güvence Raporunda, Borçlu şirketin mali verilerinin denetlendiği ve makul güvence verildiğinin belirtildiğini, Rayiç Bilanço hazırlanması aşamasında şirketin borca batık olmadığının belirtildiğini, 16.sayfasında varlıklar ve borçlar değerlendirilirken borçlu şirketin varlıkları ve borçları üzerinde, varlıklarına ve doğruluklarına ilişkin inceleme ve değerlendirmeler yapıldığının belirtildiğini, mizanda varlık kalemlerinde yer alan değerlerin aynen aktarıldığının gözlemlendiğini, örneğin 108.01.001 nolu hesabın içeriği basit bir gözlem yöntemi ile incelendiğinde, kredi kartı bedellerinin 1 gün sonrası tahsil edildiği ve son gün tutarının alacak olarak varlıklarda yer alması gerektiğinin tespit edilebildiğini, yine 127 Diğer Ticari Alacaklarda yer alan Faktoring firmalarından alacak olarak kayıtlı olan tutarların gerçekte fiili bir alacak olmadığı, Faktoring firmalarının çekleri alır almaz bedelini ödediği ve borçlu şirketin böyle bir alacağının olmadığının tespit edilebildiğini, yine 136.01.003 .... şirketinden 10.494.811,91 TL alacak olarak kabul edilen tutarın mizanda kaydi olarak dahi var olmadığının tespit edilebildiğini, yine 264-Özel Maliyetler hesabı gider içerikli bir hesap olup rayiç bilançoda nakde dönüşebilecek bir tutar gibi dikkate alınmaması gerektiği halde varlıklara dahil edilerek şirket borca batık değildir denilerek, projedeki kaynaklar arasında gösterildiğini, söz konusu Bağımsız denetim Raporunun Kamu Gözetim Kurumuna gönderilip gönderilmemesi gerektiği hususunun Sayın Mahkemenin takdirlerinde olduğunu, geçici Mühlet tarihi itibari ile borçlu şirketin kaynakları toplamı 301.952.866,70 TL Geçici Mühlet tarihi itibari ile borçlu şirketin imtiyazlı+rehinli+adi borçları toplamı 258.045.140,52 TL’dir. Adi ve rehinli alacaklılarına aylık %2 dendiği, artan ana para ödemeli hesaplama yapıldığı, totale bakıldığında %37 oranında faize denk geldiği, ilave faiz ödemeyi taahhüt etmiş olup faiz ilavesi ile borçları toplamı 348.509.901,84 TL olarak hesaplandığı, taahhüt ettiği kaynakları borçlarını ödemeye yetmediği Borçları Toplamı 348.509.901,84 TL’den Kaynakları toplamı 301.952.866,70 TL çıkarıldığında 46.557.035,14-TL kaynak yetersizliği olduğunun hesaplandığını, dolayısıyla, davacılardan......Şti. açısından İİK m. 289/3 hükmü anlamında konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığını, .... Yönünden; konkordato Ön Projesinde; Borçlu’nun iflasa tabi kişilerden olmadığı, TTK hükümleri uyarınca defter tutma mecburiyetinin bulunmadığı, gelirleri toplamının 27.274.500,00-TL Borçları toplamının 61.389.139,72-TL olduğu, borçları ile ilgili olarak; borçlu şirketin kredilerine müşterek müteselsil kefil olduğunu, alacaklı bankaların şahıs hakkında başlatacağı cebri icra işlemlerinin önüne geçilmesi bu surette borçlunun ekonomik bütünlüğünün korunması ve alacaklıların en yüksek oranda alacak tatmini sağlamak bakımından konkordato başvurusunda bulunduklarını, şahsi borçları toplamının 4.359.123,00 TL, borçlu şirketin bankalara olan 57.030.016,72 TL borcuna olan kefilliğinden kaynaklı borçlu olduğunu, asıl borçlusu yada diğer kefiller tarafından ödeme yapıldığında ....’ın borç tutarında azalma olacağını, kaynakları ile ilgili olarak; ....’ın 25.000.000,00 TL ödenmiş sermayeli borçlu şirkette %100 tek hissedarı olduğu, ....A.Ş.%25 hissesinin değerinin 1.875.000,00 TL ve .....A.Ş.%25 hissesinin değerinin 12.500,00 TL olduğunu, şahsi olarak taşınır/taşınmaz malının olmadığını, hissedarı olduğu Borçlu şirketten aylık 300.000,00 TL ile .....A.Ş. şirketinden aylık 87.000,00 TL huzur hakkı elde ettiği, konkordato ön projelerin kabulü ile ilgili verilecek tasdik kararını takip eden ay sonundan itibaren 36 ay içinde (yıllık %24 faiz oranı ile ) eşit taksitte ödemeyi taahhüt ettiklerini, hissedarı olduğu şirketin ticari yaşamına devam etmesi ile borçlarını ödeyebilmesi durumunda alacaklıların daha fazla tahsilat yapma imkanına sahip olacağının belirtildiğini, ana borçlu şirketin ödeme yapmaması durumunda İİK 308/h hükmü gereğince alacaklılarla müzakere edilerek malların bir yıl içerisinde satılarak borcun ödenmesinin teklif edildiğini, davacı şahsın Konkordato Projesinin Uygulanabilirliği Değerlendirildiğinde; ...’ın %100 hissedarı ve tek ortağı olduğu konkordato ilan eden borçlu şirketin ödenmiş sermayesi 25.000.000,00 TL olmakla birlikte öz varlığının menfi borca batık olduğu, ödenmiş sermayesini yitirdiği, 31.10.2025 tarihli toplantı tutanağında talep ettikleri halde Hissedarı olduğu diğer şirketlere ait herhangi bir belge komiserliğe sunulmadığından borçlu şahsın beyanlarının esas alınabileceği hususunun Sayın Mahkemenin takdirinde olduğunu, şahsının bankalara olan toplam borcunun 4.359.122,00 TL olduğu, 36 eşit taksitte faizi ile birlikte toplam 5.972.004,00 TL aylık 165.889,00 TL ödeyeceğini taahhüt ettiği, Sunulu Temmuz, Ağustos ve Eylül ayı bordrolarına göre de Borçlu ve .... şirketlerinden aylık 387.000,00 TL huzur hakkı ile aylık belirlenen 165.889,00 TL Şahsi borcunu ödeyebileceği, şahsının borçlu şirkete olan kefilliğinden dolayı bankalara toplam 23.10.2025 tarihli mizan göre 49.587.1489,47 TL borç yükünün olduğunu ve borçlu şirketin borçlarını ödemesi durumunda işbu borcu ödemesine gerek kalmayacağının ifade edildiğini, borçlu şirketin borçlarını ödeyememesi durumunda ise borçlu şirketin kefaletinden kaynaklı 49.587.1489,47 TL ile birlikte toplam 258.045.140,52 TL lik borcu için İİK 308/h hükmü gereğince alacaklılarla müzakere edilerek malların bir yıl içerisinde satılarak borcun ödeneceğinin teklif edildiğini, borçlu şirketin borcunu ödeyememesi durumunda şirket acze düşeceğinden 300.000,00 TL lik huzur hakkı ödemesi yapılamayacağının aşikar olduğunu, borçlu şirket projesinden bağımsız olarak ....’ın güncel bugün ki kaynak ve borç karşılaştırması yapıldığında Aylık 387.000 TL huzur hakkı toplamı ile şahsi banka borçlarını aylık taksitler ile ödeyebileceği, davacı şahsın Tek hissedarı olduğu borçlu şirketin bankalara olan borçlarına Kefaletten kaynaklı toplam 49.587.1489,47 TL borcunu asıl borçlu şirket borçları konkordato ödeme planına göre ödendiğinde, şirket borçlarına müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan ....’ın Ön Projede belirtilen kefaletten kaynaklı borçları da tasfiye edilmiş olacağını ifade etmiş olup, Konkordato talep eden borçlu şirketce ödeme yapılamaması durumunda; mevcut durum itibariyle davacı şahsın sahip olduğu malvarlığının kefalet borçlarını karşılamayacağı, dolayısıyla, davacılardan .... açısından İİK m. 289/3 hükmü anlamında konkordatonun başarıya ulaşmasının kefaletten kaynaklı borçları bakımından mümkün olmadığı sonucuna varıldığını rapor ve beyan ettikleri görülmüştür. Davacılar vekili mahkememiz duruşmasında alınan beyanında, müvekkil şirketin dolandırıldığı için konkordato sürecine müracaat etmek zorunda kaldıklarını, müvekkil şirketin projeyi revize ederek alacaklılar lehine verilecek kesin mühlet içerisinde sunmasının mümkün olduğunu, ayrıca kaynak eksikliğinin giderilmesi için müvekkil şahıs adına kayıtlı taşınmazlar ve müvekkil şirket adına kayıtlı taşınmazlar, oluşacak nakit açığının giderilmesinde ve projenin gerçekleşmesinde kaynak olarak sunulacağını, işbu sebeple teklif edilen projenin başarıya ulaşma şansının bulunduğunu, ayrıca müvekkil şirketin ayni mal varlığının rayiç değerleri tespit edilmeden kaydi bilançoya göre borca batıklık durumu tespit edilmiş olup, müvekkil şirketin borca batık olmadığını, kesin mühlet kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise geçici mühlet süresinin uzatılarak eksikliklerin giderilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Davacı borçluların, konkordato komiseri geçici mühlet nihai raporuna itirazı ve ilave kaynak girişine dair beyanları da dikkate alınarak, teklif edilen projenin başarıya ulaşma şansının bulunup bulunmadığı, davacı borçlu şirketin borca batık olup olmadığını gösterir ek rapor tanzimi hususunda komiser heyetinden ek rapor talep edilerek, geçici mühletin 1 ay 4 gün süre ile uzatılmasına karar verildiği, verilen süre sonunda komiser heyeti tarafından dosyaya sunulan 19/02/2026 tarihli ek raporda özetle; davacı borçlu şirketçe yeni bir ilave kaynak yaratılmadığı da dikkate alındığında, Davacı şirketin maddi duran varlıklarının talepleri çerçevesinde konusunda uzman Bilirkişi tarafından rayiç bedelleri tespit edilmiş olup, daha da eksik tespit edilen değerler neticesinde gerek kaydi değerlerine göre gerekse sürekliliği(rayiç) esasına göre gerekse de muhtemel satış fiyatına(iflas halinde) göre tespit edilmiş olan borca batıklık hesabında bir iyileşme yaratmadığı , 05.01.2026 tarihinde yapılan tespitlerimiz ile Geçici Mühlet Raporu aynen geçerli olup, gerek borçlu şahıs gerekse de borçlu şirket yönünden görüldüğünü, dolayısıyla, davacılardan.....Şti. ile davacılardan .... açısından İİK m. 289/3 hükmü anlamında konkordatonun başarıya ulaşmasının kefaletten kaynaklı borçları bakımından mümkün olmadığı sonucuna ulaştıklarını rapor ve beyan ettikleri görülmüştür. DEĞERLENDİRME :Dava; adi vade konkordato istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere, Uyuşmazlığın, davacıların teklif ettiği konkordato projesinin uygulanabilir olup olmadığı, kesin mühlet verilmesi gerekip gerekmediği, kesin mühlet sonucu teklif edilen projenin tasdik edilebilir nitelikte olup olmadığı, davacı borçlu şirketin borca batık olup olmadığı noktasında toplanmıştır. İİK nun 289/3 maddesinde, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde, borçluya bir yıllık kesin mühlet verileceği, konkordatonun başarıya ulaşmasından kasıt, teklif edilen projenin, gerek geçici mühlet ve gerekse de kesin mühlet içerisinde taraflarca veyahutta mahkemenin müdahalesi ile revize edilmesi mümkün ise de, konkordato talebi ile birlikte teklif edilen ve geçici mühlet süresi içerisinde revize edilen projenin tenzilat veyahutta vade konkordatosu şartlarını taşıması, alacaklıların ve alacak miktarının çoğunluğunca teklifin kabul edilebilir olması ve konkordato talebinin davacı borçlunun kaynakları ile orantılı olması gerektiği, bu kapsamda mahkememizce yapılan inceleme ve değerlendirmeye göre; Davacı borçlu şirketin, adi, rehinli ve imtiyazlı borç toplamının 258.045.140,52-TL olduğu, davacı borçlu şirketin konkordatoya tabi adi alacaklarına %40, rehinli alacaklarına %80 oranında faiz ilavesi ile tasdik kararından itibaren iki ay geri ödemesiz, her ay eşit taksitler halinde, 36 ay içerisinde ödemeyi taahhüt ettiği, davacı borçlu şirketin teklif edilen iş bu projesine göre, ödemesi gereken adi, rehinli ve imtiyazlı borç miktarı toplamının 348.509.904,84-TL na ulaştığı, iş bu miktarın aylık 9.680.830,61-TL sı aylık taksitler halinde 36 ayda ödenmesinin teklif edildiği, davacı borçlu şirketin teklif edilen projesine göre, dönem içerisinde sağlayabileceği kaynaklarının toplamı ise 301.952.866,70-TL na ulaşmasının öngörüldüğü, iş bu sebeple teklif edilen projenin davacı borçlu şirketin kaynakları ile orantılı olmadığı, iş bu sebeple teklif edilen projenin alacaklıların onaya sunulması halinde, alacaklıların çoğunluğu tarafından kabul edilebilir nitelikte olmadığı, alacaklıların çoğunluğu tarafından kabul edilse dahi teklif edilen projenin davacı borçlu şirketin kaynakları ile orantılı olmadığı, iş bu sebeple teklif edilen projenin başarıya ulaşma şansının bulunmadığı, davacı borçlu şirketin gerek aktiflerinin işletmenin devamlılığı esasına göre ve gerekse de muhtemel satış fiyatları üzerinden hazırlanan bilançoya göre borca batık olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı borçlu şahsın 4.359.123,00-TL şahsi, 57.030.016,72-TL kefaletten kaynaklı toplam borç miktarının 61.389.139,72-TL konkordatoya tabi borcunun bulunduğu, davacı borçlunun iş buna karşılık davacı borçlu şirketten aldığı aylık 300.000,00-TL ile dava dışı ....AŞ nden aldığı aylık 87.000,00-TL huzur hakkı olmak üzere toplam aylık 387.000,00-TL gelir elde ettiği, davacı borçlunun konkordatoya tabi şahsi ve kefaletten kaynaklı borçlarını yıllık %24 oranında faiz ilavesi ile 36 ayda eşit taksitler halinde ödeme teklifinde bulunduğu, davacı borçlu şahsın teklif ettiği projenin başarıya ulaşmasının, davacı borçlu şirketin teklif ettiği projenin başarıya ulaşma şansına bağlı olduğu, davacı borçlu şirketin teklif edilen projesi kapsamında, borçlarını ödeyememesi halinde, davacı borçlu şahsın kefaletten kaynaklı borçlarını ödemesi için elde ettiği aylık geliri dışında ilave kaynak gösteremediği, bu sebeple davacı borçlu şahsın teklif ettiği projesinin de alacaklılarının çoğunluğu tarafından kabul edilebilir nitelikte olmadığı, alacaklıların çoğu tarafından kabul edilse dahi teklif edilen projesinin davacı borçlu şahsın kaynakları ile orantılı olmadığı, bu sebeple davacı borçlu şahsın teklif ettiği projenin başarıya ulaşma şansının bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Yukarıda arz edilen gerekçeler ile hükme esas alınan ve hükme esas alınan geçici mühlet nihai ve ek raporu ile iş bu rapora esas bilirkişi raporu içeriklerine göre, davacı borçluların teklif ettiği projenin başarıya ulaşma şansının bulunmadığı kanaatine varılmakla, kesin mühlet ve konkordato taleplerinin reddi ile iflas bildirimi yükümlülüğü altında olan borca batık davacı borçlu şirketin iflasına karar verilerek aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "1-Davacı borçlu ....'ın kesin mühlet talebi ile konkordato davasının REDDİ ile geçici mühletin ve mahkememizce konulan tüm tedbirlerin kaldırılmasına ve komiser heyetinin görevine son verilmesine, 2-Davacı borçlu İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün Merkez 1798... ticaret sicil numaralı ... Şirketi'nin kesin mühlet talebi ile konkordato davasının reddine, geçici mühletin ve tüm tedbirlerin kaldırılması ile konkordato komiser heyetinin görevine son verilmesine, borca batık olan davacı borçlu şirketin İFLASINA, İflasın 25/02/2026 günü saat 14:27'de açılmasına, İflas tasfiye işlemlerinin adi tasfiye usulüne göre yapılmasına,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İflas kararı verebilmek için konkordato talep edenlerin beyanlarının alınması gerekirken müvekkillerinin beyanlarının alınmadığını, borçlu şirket yetkililerinin mahkemeye çağrılarak dinlenilmeden verilen iflas kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemenin, şirketin borca batık olduğuna kanaat getirdiğini ancak borca batıklık tespiti ile konkordato talebinin reddi arasında otomatik ve zorunlu bir bağ kurulmasının isabetli olmadığını, şirketin ticari faaliyetine devam etmesi, iş gücü istihdamı, müşteri portföyü, alacak tahsil potansiyeli ve revize projenin hayata geçirilebilirliğinni birlikte ele alınması gerektiğini, salt bilanço olumsuzluğunun, iflasın zorunlu sonucu olarak kabul edilmemesi gerektiğini, kararda, şirket ve ... yönünden birbirine bağlı bir değerlendirme yapıldığını, gerçek kişi borçlunun projesinin, şirket projesinin başarısına bağlı olduğunun kabul edildiğini, oysa şirketin mali yapısı ile gerçek kişinin şahsi gelir ve malvarlığının farklı olduğunu, bir borçlu bakımından olumsuz sonuç doğuran tespitin, diğer borçlu bakımından aynı sonucu zorunlu kılmayacağını, özellikle gerçek kişi yönünden aylık düzenli gelir bulunduğu, huzur hakkı ve şirket ortaklık ilişkisi olduğu gözetildiğinde, şahsi borçların yeniden yapılandırılabilir olduğunun açık olduğunu, şirket hakkında doğrudan iflas kararı verilmesinin, konkordato kurumunun koruyucu mantığına aykırı olduğunu beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, konkordato mühleti talebi ile konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İİK'nın 287. maddesinde "Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286 ncı maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir ve 297 nci maddenin ikinci fıkrasındaki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır. Konkordato işlemlerinin başlatılması alacaklılardan biri tarafından talep edilmişse, borçlunun 286 ncı maddede belirtilen belgeleri ve kayıtları mahkemenin vereceği makul süre içinde ve eksiksiz olarak sunması hâlinde geçici mühlet kararı verilir. Bu durumda anılan belge ve kayıtların hazırlanması için gerekli masraf alacaklı tarafından karşılanır. Belge ve kayıtların süresinde ve eksiksiz olarak sunulmaması hâlinde geçici mühlet kararı verilmez ve alacaklının yaptığı konkordato talebinin de reddine karar verilir. Mahkeme, geçici mühlet kararıyla birlikte konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının yakından incelenmesi amacıyla bir geçici konkordato komiseri görevlendirir. Alacaklı sayısı ve alacak miktarı dikkate alınarak gerektiğinde üç komiser de görevlendirilebilir. (Ek cümle:6/12/2018-7155/14 md.) Üç komiser görevlendirilmesi durumunda komiserlerden biri, mahkemenin bulunduğu ilde faaliyet göstermek şartıyla Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yetkilendirilmiş bağımsız denetçiler arasından seçilir. 290 ıncı madde bu konuda kıyasen uygulanır. Geçici mühlet üç aydır. Mahkeme bu üç aylık süre dolmadan borçlunun veya geçici komiserin yapa-cağı talep üzerine geçici mühleti en fazla iki ay daha uzatabilir, uzatmayı borçlu talep etmişse geçici komiserin de görüşü alınır. Geçici mühletin toplam süresi beş ayı geçemez. 291 inci ve 292 nci maddeler, geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanır. Geçici mühlet talebinin kabulü, geçici komiser görevlendirilmesi, geçici mühletin uzatılması ve tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz." hükmü düzenlenmiştir. İcra ve İflas Kanununun ''Kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile iflâsın açılması '' başlıklı 292. maddesi; “İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir: a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa. b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa. c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa. d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse. İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir. Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder” şeklinde düzenlenmiş olup, İİK’nın geçici mühleti düzenleyen 287/5. maddesinde de, İİK’nın 291 ve 292. maddelerinin, geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir. İcra ve İflas Kanununun 292. maddesinde, konkordato sürecinin devam ettirilmesinin artık hukuken temelinin kalmadığı, konkordato sürecinin kesilmesi ve iflâsın açılması gereken hâller düzenlenmiştir. Mahkeme bu hâllerden birinin gerçekleşmesi durumunda, herhangi bir talebe gerek olmaksızın, borçlu iflâsa tâbi ise re’sen iflâsın açılmasına; iflâsa tâbi olmayan borçlu bakımından ise re’sen konkordato talebinin reddine karar verecektir. Ancak bu kararı vermeden önce bir duruşma açarak borçluyu, konkordatoyu bir alacaklı talep etmişse onu ve varsa alacaklılar kurulunu dinlemesi gerekir. Diğer alacaklıları ise gerek görürse dinler (Öztek, Selçuk/Budak, Ali Cem/ Tunç Yücel, Müjgan/Kale, Serdar/ Yeşilova, Bilgehan: Yeni Konkordato Hukuku 7101 sayılı Kanunla Değişik İcra ve İflas Kanunu m. 285-309 Şerhi, Ankara 2018, s. 292). Konkordatonun amacı, gelir gider dengesi bozulmuş olması nedeniyle borçlarını zamanında ödeyemeyen gerçek ya da tüzel kişilerin, kendilerine süre tanınması ve koruma sağlanması halinde, sunacakları proje çerçevesinde borçlarını ödeyerek iflasa tabi kişilerin iflastan kurtulması, iflasa tabi olmayan kişilerin mali sıkıntıdan kurtulması, alacaklıların da alacaklarını tahsil etmesinin sağlanmasıdır. İİK'nın 285. vd. maddelerinde düzenlenen konkordato kurumunda, geçici mühlet ve kesin mühlet olarak iki ayrı mühlet süresi düzenlenmiş olup geçici mühlette amaç, gerekli tedbirlerin alınması suretiyle borçlu tarafından sunulan projenin başarıya ulaşma ihtimalinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesidir. Projenin başarıya ulaşma ihtimalinin bulunduğunun anlaşılması halinde kesin mühlete geçiş mümkün kılınmıştır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 06/10/2022 tarih, 2021/6068 esas 2022/4592 karar sayılı emsal ilamında "...İlk derece mahkemesince, yetkili vekil tarafından talepten feragat edildiği ancak rayiç değer bilançosuna göre borca batık olduğu anlaşılan şirket hakkında İİK'nın 292/1-d maddesi uyarınca re'sen iflas kararı verilmesi gerektiği belirtilerek, talebin reddi ile davacının iflasının açılmasına dair verilen karar hakkındaki davacı vekilinin istinaf başvurusu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından, rayiç değerler uyarınca borca batık durumda olan şirketin faaliyetlerine de devam etmediği gerekçesiyle, esastan reddedilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Talep, konkordato geçici ve kesin mühleti verilmesi ile akabinde konkordatonun tasdikine ilişkindir. Talep eden şirket vekilince, vekaletnamesinde mevcut yetkiye dayalı olarak, konkordato isteminden feragat edilmiş olup, mahkemece borca batık olduğu tespit edilen şirketin konkordato isteminin feragat nedeniyle reddi ile İİK'nın 292. maddesi uyarınca iflasının açılmasına hükmedilmiştir. İİK 292/ son fıkrası “Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder” hükmünü içermektedir. Somut olayda, konkordato talep eden borçlu şirketin yetkili temsilcisinin yargılama sırasında mahkemeye çağrılarak dinlenmediği, kanunun amir hükmünün yerine getirilmediği dosya kapsamından anlaşılmıştır. Bu durumda, konkordato talep eden borçlu şirket yetkilisi mahkemeye çağrılarak dinlenmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesine yer verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/(15)6-387 esas, 2022/695 karar sayılı ilamı da aynı yöndedir. Somut olayda ; İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ile, konkordato talep edenler tarafından sunulan projenin başarıya ulaşmasının muhtemel olmadığı gerekçesi ile geçici mühlet süresi içerisinde konkordato taleplerinin reddine, talep eden şirketin iflasına karar verilmiş ise de, İİK 287/5. madde gereğince 291 inci ve 292 nci maddelerin geçici mühlet hakkında da kıyasen uygulanacağı, talep eden şirket hakkında iflas kararının verilmesini gerektiren hallerin varlığı nedeniyle İİK 292/ son fıkrası gereğince karar verilmeden önce borçlu duruşmaya davet edilerek karar verilmesi gerekirken konkordato talep eden borçlu şirketin yetkili temsilcilerinin mahkemeye çağrılıp dinlenmeyerek kanunun emredici hükmü yerine getirilmeden karar verilmesi isabetli olmamıştır. Öte yandan; mahkemece, davacı tarafa konkordato komiser heyeti ek raporuna karşı beyan ve itirazda bulunma hakkı verilmeyerek davacı tarafın savunma hakkının kısıtlanması da doğru değildir. O halde, yukarıda yapılan açıklamalara göre, delillerin toplanarak sonuca varılması için yargılamaya devam edilmesi gerektiğinden, talep eden davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulüne, HMK' nın 353/1-a-6 maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/02/2026 tarih, 2025/988 Esas ve 2026/152 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacılar yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran davacılardan alınan istinaf maktu karar harcının istek halinde İADESİNE, 6-İstinaf yoluna başvuran davacılardan alınan istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 02/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1376, K. 2026/2139, T. 02.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1376-e-2026-2139-k-24df02ba02b6