Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/327 E. 2026/2037 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/327
- Karar No
- 2026/2037
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/327 - 2026/2037 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/327 KARAR NO : 2026/2037
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ...(...) ÜYE : ...(...) ÜYE : ...(...) KATİP : ...(...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/12/2025 NUMARASI : 2025/1 Esas - 2025/754 Karar
İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVALI : ... (T.C. NO:...) - ...... VEKİLİ : Av. ... - .... DAVALI : ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVACI : ... (T.C. NO:...) - ...... VEKİLLERİ : Av. ... - .... : Av. ... - ....
DAVANIN KONUSU : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
BAŞVURU TARİHİ : 24.12.2025 İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 18.02.2026 KARAR TARİHİ : 07.10.2026 YAZIM TARİHİ : 07.10.2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde; 08.07.2024 tarihinde davacıya ait ... plakalı aracı ile seyir halinde iken kırmızı ışıkta durması sonrası ...’e ait ... plakalı aracın çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazada davalı sürücünün % 100 oranında asli kusurlu olduğunu, meydana gelen kazada davacıya ait araçta ciddi hasar oluştuğunu, aracın bagaj kapağı, tampon, çamurluk, depo kapağı gibi pek çok parçasının değiştiği, boyandığı ya da tamir edildiğini, aracın tamir bedeli 133.175,85 TL olduğu, tramer kaydı oluştuğu ve aracın değer kaybına uğradığını, davalı sigorta şirketince cüz’i bir ödeme yapıldığını davacının zararını karşılanmadığını, hasara binaen hasar onarım bedeli, ekspertiz ücreti, ikame araç bedeli ve değer kaybı gibi masrafların tahsili amaçlı dava açıldığını belirterek 1000 TL hasar bedeli ile 1000 TL değer kaybının kaza tarihi olan 08.07.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 09.09.2025 tarihli dilekçesi ile değer kaybı taleplerini 20.000 TL'ye, maddi tazminat taleplerini de 108.191,55 TL'ye arttırmıştır. Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde; araçta oluşan değer kaybı zararının reel hesaplama yöntemine göre ödendiğini, davalı şirketin başkaca sorumluluğunun kalmadığını, hasar tarihi itibariyle poliçe limitinin 200.000 TL olduğunu, 11.12.2023 tarihinde 60.000 TL değer kaybı tazminatı ödendiğini, 140.000 TL poliçe teminat limiti kaldığını, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun teminat limiti ile sınırlı olduğunu, davacının dava açmadan önce hasar talebine ilişkin davalı şirkete başvuru şartını yerine getirmediğini, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararının bulunmadığını, davacıya ait aracın aynı yerde birden fazla hasarının olması, araç geçmişinde 3 ve daha fazla hasar olması ve araç kilometresinin 165.000 km’den fazla olması hallerinde değer kaybı oluşmayacağını, davacının değer kaybı ve maddi hasar tazminat taleplerinin 04.12.2021 tarihli yeni genel şartlar ekinde yayınlanan hesaplama yöntemlerine hesaplanması gerektiğini, yedek parça ve işçilik bedellerine iskonto uygulanması gerektiğini, davalı şirketin talep edilen KDV yönünden sorumluluğunun bulunmadığını, davacının faiz talebinin reddi gerektiğini, aksi halde de yasal faiz uygulanması gerektiğini belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın görevsiz ve yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının dava dilekçesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunun 119. Maddesinde düzenlenen şartlara sahip olmaması nedeniyle dilekçesinin mahkemece reddi gerektiğini, davacının davasını "kısmi dava" veya "belirsiz alacak davası" olarak açmasının mümkün olmadığını, davalının meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığından istenilen tazminattan da sorumlu olmadığını, davacının sunduğu faturaya tek başına bir ispat vasıtası olarak dayanılamayacağını, ayrıca bilirkişi marifetiyle hesaplama yapılması gerektiğini, değer kaybının miktarının davacı tarafından sigorta şirketine başvurusu üzerine kendisine ödenen 60.000,00 TL'den daha fazla olduğunun varsayıldığı durumda dahi halen 140.000,00 TL poliçe teminat limiti bulunduğundan bu fazla kısımdan da sigorta şirketi mesul olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından 108.191,55 TL hasar bedeli ile 20.000,00 TL araç değer kaybı bedelinin davalı ... yönünden kaza tarihi olan 08.07.2024, davalı ... Sigorta AŞ yönünden temerrüt tarihi olan 07.11.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine dair karar verilmiştir. Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde olayın oluş şeklinin teknik olarak açıklanmadığını, davalının hangi trafik kuralını ihlal ettiğini net biçimde ortaya koymadığını, davacının kendi davranışlarının kazaya etkisinin tamamen göz ardı edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun, kazanın oluş şekli ve kusur tespiti bakımından bilimsel kesinlikten uzak, kendi içinde çelişkili ve bu haliyle hükme esas alınamayacak nitelikte olduğunu, davacıya sigorta tarafından 60.000 TL değer kaybı ödendiğini, bakiye 140.000 TL teminat bulunduğunu, kusur oranı ne olursa olsun zararın sigorta teminatı içinde kaldığı sürece davalının şahsı sorumluluğuna gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın talep ettiği hasar bedeli ve değer kaybı yönünden de mahkemenin hatalı değerlendirme yaptığını, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin gerçek zararı karşılayıp karşılamadığını teknik olarak irdelemeden, yalnızca bilirkişi raporundaki soyut hesaplamalara dayanarak tazminata hükmettiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilmesi de hukuka uygun olmadığını, mahkemenin davacının dava dilekçesindeki iddiaları ve sigorta şirketinin savunmalarını tartıştığı görülmekle birlikte, davalı ... vekili olarak kendilerinin ileri sürdükleri savunmalarının gereği gibi değerlendirmediğini, çelişkili bilirkişi raporunu sorgulamadan hükme esas aldığını ve ve gerekçeli kararın denetlenebilirliğini ortadan kaldırdığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, trafik kazası nedeniyle hasar bedeli ve bakiye değer kaybı istemlerine ilişkindir. Somut olayda, 08.07.2024 tarihinde, yaya geçidi önünde duran davacıya ait araca, davalıların sürücüsü, aynı zamanda maliki ve zorunlu trafik sigortacısı oldukları aracın sol arka kısmından çarpması sonucunda davacının aracında hasar oluşmuş,davalı sigorta şirketi tarafından davacı tarafa 11.12.2023 tarihinde 60.000 TL değer kaybı ödemesi yapılmıştır. Bilindiği üzere; sürücünün trafik kazasının oluşmasında kusurlu bulunması durumunda zarar gören 6098 Sayılı TBK'nun 49. maddesi gereğince sürücüye, 2918 Sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince motorlu araç işletenine, KTK 91 vd maddeleri ile Karayolları Mali Sorumluluk Sigortası genel Şartları A-3 maddeleri kapsamında sigorta şirketine karşı dava açabilir. İşleten, sürücü ve sigorta şirketi zarar görene karşı TBK'nun 61 inci maddesi uyarınca farklı sorumluluk nedenleriyle ama müteselsilen sorumludurlar. Bu kapsamda davacının davaya konu ettiği taleplerinin niteliği gereğince HMK'nın 107.maddesi kapsamında belirsiz alacak davasına konu olabilecek nitelikte olduğu, dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceğinden davanı belirsiz alacak davası olarak açılmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur. Kazadan sonra kazaya karışan araç sürücülerince kaza tespit tutanağı düzenlenmiştir. Mahkemece makine mühendisi bilirkişisinden alınan raporda kusura ilişkin ikili değerlendirme yapılmış, yaya geçidinde yayanın olduğunu farkederek davacının durması halinde kazanın oluşumunda davalı sürücünün %100 kusurlu olduğu, yaya geçidinde yayanın bulunmadığı halde davacının durması halinde kazanın oluşumunda davalı sürücünün % 70,davacı sürücünün %30 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, mahkemece davalı sürücü kazanın oluşumunda %100 kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmiştir. Olayın oluş şekli dikkate alındığında davalı araç sürücüsünün, ön ilerisindeki araçlara gerekli dikkati vermeyerek fren tedbirine başvurmaksızın davacı aracına arkadan çarpmak suretiyle gerçekleşen kazada davalı araç sürücüsünün 2918 sayılı KTK 56/c ve 52.maddelerine aykırı hareketle tam kusurlu olduğunun kabul edilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Ancak mahkemece hükme esas alınan 02.07.2025 tarihli bilirkişi raporunda; eksper tarafından belirlenen 108.191,55 TL hasar miktarının referans alınabileceği, rapordaki yedek parça ve işçiliklerin kadrı maruf olduğu, değişen parçaların dava konusu kaza ile illiyet bağının bulunduğu belirtilmiş, ,davacı aracına ait davaya konu kaza öncesinde geçirmiş olduğu maddi hasarlı trafik kazasına ilişkin hususlar dikkate alınmadan ve buna ilişkin hasar geçmişi dışlanmadan sigorta hasar dosyalarının getirtilmeden rapor düzenlenmiş, araçta meydana gelen hasara ilişkin tamir bedeli denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli olarak açıklanmamış, davacıya ait araçta meydana gelen hasar tazminatı hesaplaması yapılmamıştır. Salt ekspertiz raporuna atıf yapılarak hasar hesaplama yapılması doğru görülmemiştir. Ayrıca raporda davacıya ait aracın yaş, kilometre vb ile önceki hasar durumu dikkate alınarak; hasar gören parçaların rayiç fiyatlarına göre değer kaybına ilişkin değerlendirme yapılmalıdır. Bilirkişi raporunun bu anlamda denetime elverişli olduğu kabul edilemez. Şu halde; mahkemece varsa dava konusu aracın kaza sonrası çekilmiş hasarlı fotoğrafları dosya içerisine alınarak, hasar dosyası, aracın modeli, markası, km'si kullanım tarzı vs birlikte gözönünde bulundurularak; davacının aracının tamir bedelinin ve aracın önceki hasar geçmişi ve hasar gören bölgeleri de dikkate alınarak mevcut hasarlı hali ile 2. el piyasa raiç değeri ve aracın davaya konu kazadan sonraki hasarlı halinin piyasa değerlerinin tespit edilmesi, aracın öncesindeki hasarlı hali ve sonrasındaki hasarlı haline ilişkin somut verilerek ortaya konularak hükme ve kanun yolu denetimine elverişli bir şekilde belirlenmesi için aynı bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde karar verilmesi dairemizce, H.M.K'nun 353/1-a-6 maddesi kapsamında "uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli bazı delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması" olarak nitelendirildiğinden; davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeple kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve belirtilen eksikliklerin giderilmesi ve usuli kazanılmış haklarda dikkate alınarak yeniden karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.12.2025 tarih. 2025/1 esas, 2025/754 sayılı kararının HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Peşin alınan istinaf karar harcının talebi halinde yatırana iadesine, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafın istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin esas hakkında verilecek kararda değerlendirilmesine, 5-Harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine, 6-Karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 07..10.2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*