Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1610 E. 2026/2411 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1610
Karar No
2026/2411
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1610 - 2026/2411 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1610 KARAR NO : 2026/2411 KARAR TARİHİ : 29/09/2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/05/2026 NUMARASI : 2024/252 ESAS 2026/690 KARAR

DAVACILAR : 1- ... VEKİLİ : Av. DAVALI : HASIMSIZ. FERİ MÜDAHİL : 1 - VEKİLİ : Av. ALACAĞI TEMLİK EDEN DAVALI : VEKİLLERİ : Av. KONKORDATO KOMİSERİ : 1 -... MÜTEVEFFA : ... ... - VEKİLİ : Av. KAYYIM : DAVANIN KONUSU : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))

İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 29/09/2026 YAZIM TARİHİ : 29/09/2026

... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/05/2026 tarih, 2024/252 Esas, 2026/690 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNLARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin konkordato kapsamındaki borçlarının 32.654.548,00.TL olduğu bu tutarın % 25 oranlı 8.163.637,00.TL kısmından alacaklıların vazgeçmeleri ile kalan tutar olan 24.490.911,00.TL tutara konkordato kapsamında olmayan 2.352.026,00.TL borç tularının ilavesi ile toplam ödenecek tutarln 26.842.937,00.TL olduğunu, bu borcun 60 ay vade ile eşit taksitler halinde ödenebileceği, ... ... bakımından; borca batık olunmadığını, şahsi gayrimenkullerin değerinin 4.500.000,00.TL olduğunu, ... ...'in ortağı olduğu ... İnşaat San. ve Tic. Ltd Şti.'nin kullandığı kredilere kefil olduğunu ve şahsi mal varlığının ipotek olarak verildiği, mevcut borçların 3.358.174,00.TL olduğunu, bu borcun elde edilecek muhtemel kar ve tahsilatlar ile 60 ay vade ile eşit taksitler halinde ödeneceğini, ... bakımından; borçlar toplamının 10.349.322,00.TL olduğunu, mal varlığının 3.100.000,00.TL olduğunu, ...'in ortağı olduğu ... İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.nin kullandığı kredilere kefil olduğunu, kefillikten doğan borçların şirket tarafından ödenmesi ile kalan borçların % 25 tenzilat ile 60 ay vade ile eşit taksitler halinde ödeneceğini belirtilerek, İİK'nun 287 maddesi uyarınca geçici mühlet kararı verilmesine, İİK'nun 294 maddesi uyarınca tedbir kararı verilmesini, konkordato teklifinin kabulüne ve tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derce Mahkemesinin kararında özetle; Hukukçu Bilirkişi Prof. Dr. ..., Mali Müşavir ... ve Mali Müşavir ...'ten oluşan 3 kişilik Konkordato Komiseri Heyetinden alınan 28/04/2026 tarihli rapora göre; dava 19.04.2021 tarihinde açılmış olup davacı şirketin alacaklılara hiçbir ödeme yapmadan mal varlığını artırmış olduğunu, davacı şirketin 1. yılda 4.000.000,00.TL kar elde edeceğini öngörmüşse de gerçekleşen verilere göre 1 yılda 93.406,35.TL kar elde ettiğini, 2022 yılında ise 1.186.024,62.TL zarar ettiğini, bu durumda davacı şirketin proje kapsamına göre elde edeceği gelirlerle borçlarını ödemesinin mümkün olmadığını, projenin uygulanmayacağını, davacı ... ile davacı ... ...'in ortak olduğu davacı şirketin borçlarını ödeyebileceğini, bundan dolayı da davacıların borçlardan kurtulmuş olabileceği düşünülmekte ise de herkesin sorumluluğu farklı olduğundan ve davacı şahısların kefillikten doğan borçları ödemeye gücü bulunmadığından iş bu davacı şahıslar açısından konkordato talebinin uygun olmadığını, davacıların her biri ayrı ayrı değerlendirildiğinde, borçları ödeme yeterliliğinde olmadığını, borçların ödenmesinin enflasyonun yüksek olduğu bir yerde uygulanmasının alacaklıları zarara uğrattığını, davacıların ise süre uzatımı ve ödeme yapmamaları nedeniyle yarar sağladığını, şirketin bankalara olan ipotekli borçlarına faiz uygulaması nazara alındığında şirket borçlarının artacağını, bu husus göz önüne alındığında davacı şirketin borçlarını ödeme imkanının olmadığını, ancak davası şirkete ait araçların yeniden değerlendirilmesi neticesinde aktifinin pasifini karşıladığını ve yeniden düzenlenen bilançoya göre şirketin borca batık olmadığını, şirkete ait araçlar ile ortaklara ait taşınmazların satılması ile borçlarını ödemesinin mümkün olduğunu, borca batık olmayan şirketinde borçlarını ertelemesinin Yargıtay kararlarına uygun olmadığını, bundan dolayı davacılara kesin süre verilemeyeceğinin tespit edildiğini, buna göre projede belirtilen gelirlerle davacının projede belirtilen şekilde borçlarını tasfiye etmesinin ve konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla konkordato talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; Davacı ... ...'in ölümünden sonra mirası reddeden mirasçıların yerine geçen küçüklerin velisinin mirası reddettiğini, menfaat çatışması olduğunu bu nedenle kayyım tayini gerçekleştiğini, ayrıca küçükler için de mirasın reddi başvurusunda bulunulduğunu, mahkemece ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2025/924 Esas ve ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2025/609 Esas sayılı dosyalarının sonucu beklenmeksizin, yani kayyım tayini ve mirasın reddi sonuçları beklenmeksizin karar verildiğini, her ne kadar mahkemece küçükler hakkında tefrik kararı verilmişse de dosyanın mahiyeti itibariyle tefrikin mümkün olmadığını, Komiser heyetinin değerlendirmeleriyle hüküm kurulduğunu, heyetin değerlendirmelerinin subjektif ve hatalı olduğunu, heyetin projeleri hiç incelemeden matbu şekilde rapor sunduklarını, Komiser heyetinin, müvekkillerden ... İnşaat'ın 6 Şubat depreminin mağduru olduğunu, şirket merkezine giremediğini, şirket merkezinin bulunduğu binanın tüm cadde olarak enkaz halinde olduğunu, müvekkilinin binasının ağır hasar sebebiyle girişe yasaklandığını, ilde yaşamın uzun süre durduğunu, bu sebeple şirket faaliyetlerinden öngörülen gelirin elde edilemediği gerçeğini göz ardı ettiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLER İLE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir. Davacıların konkordato talebi üzerine ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği, iş bu karara karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nin 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Konkordato; dürüst bir borçlunun, alacaklılarının belli bir çoğunluğu ile yaptığı ve ticaret mahkemesinin tasdiki ile hüküm ifade eden bir cebri anlaşma olup, bununla alacaklılar, borçluya karşı alacaklarının bir kısmından feragat ederler ve/veya borçluya borcunu ödeme konusunda belli bir süre verirler, borçlunun bu süre içinde, borcunun kabul edilen kısmını ödemekle borçlarının tamamından kurtulmasını sağlayan bir hukuki müessesedir. Konkordato, elinde olmayan nedenlerle, işleri iyi gitmeyen ve mâli durumu bozulmuş olan, dürüst borçluları korumak için kabul edilmiş bir müessesedir. Piyasa koşulları, ekonomik kriz, aslında kötüniyetli olmayan borçluları, borçlarını ödeyemeyecek duruma düşürebilir. Mâli durumu bozulmuş ve bu nedenle tüm borçlarını vadesinde ödeyemeyecek durumda olan borçlular eğer iflâsa tabi ise iflâsın eşiğinde bulunuyor demektir. Eğer iflâsa tabi değilseler, önce davranan alacaklılar alacaklarına tamamen kavuşabilirken, diğer borçlularına iyiniyetle daha fazla tolerans gösteren, daha fazla zaman tanıyan alacaklılar ise alacaklarını hiç ya da tamamen alamayacaklardır. 2004 sayılı İİK'nın 287. maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimalinin "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edildiğine yer verilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir.(Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku -Av. Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt) 2004 Sayılı İİK'nın 286/1-a maddesinde borçlunun talebiyle birlikte borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda, alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren ön proje ibraz etmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu şekilde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için mali kaynağın nasıl sağlanacağı net bir şekilde açıklanmalı ki projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ve kayıtlarla uygun olup olmadığı değerlendirebilmelidir. Dolayısıyla 286/1-a maddesinde, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve ödemelerini yapabilmesi ifadesi ile konkordatonun amacının da bir anlamda ifade bulduğunun kabülü doğru olacaktır. Mali kaynağın nasıl edileceğine örnek olarak ortakların yeni sermaye getirmeleri, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, işletmenin bir bankadan kredi bulması ilk akla gelenlerdir.(Selçuk Öztek/Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 184-185) Bu nedenle ön proje, maddenin 1. fıkranın a bendinde sözü edilen bütün unsurları içermelidir. 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 292. maddesindeki düzenleme ile kesin mühlet aşamasında konkordato talebinin reddini gerektirir durumların ortaya çıkması halinde tasdik aşamasına geçilmesini beklemeksizin kesin mühletin kaldırılarak borçlunun iflasına karar verilebileceği öngörülmektedir. Kuşkusuz İİK'nun 292. maddesindeki borçlunun mal varlığının korunması için iflasın açılmasının gerekmesi, konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması, borçlunun İİK'nun 297. maddesine aykırı davranması, komiserin talimatlarına uymaması veya alacaklılarını zarara uğratma amacıyla hareket etmesi durumunda gerek kesin mühlet gerekse tasdik yargılamasında olsun konkordato dürüst borçlular için öngörülen ve iflasa nazaran alacaklıların daha iyi durumda bulunmasını öngören bir kurum olduğundan yukarıda sayılan durumların evleviyetle tasdik aşamasında ortaya çıkması halinde de konkordato tasdik talebinin reddi ile iflasa karar verilmesi mümkündür. Zira borçlunun konkordato talebinde bulunduğu aşamadan başlayarak konkordato sona erinceye kadar dürüstlük kuralını ihlal etmemesi ve konkordato hükümlerine aykırı hareket etmemesi gerekmektedir. Ancak bu durumda kesin mühlet aşaması geçilerek konkordato tasdik aşamasına gelindiğinden tasdik talebinin reddi ile iflasa İİK 'nun 292.maddesine göre değil İİK'nun 308 nci maddesine göre karar verilmelidir.(bkz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2024/1049 Esas, 2024/1882 Karar sayılı kararı) Somut olayda; davacı şirketin alacaklılara hiçbir ödeme yapmadan mal varlığını artırmış olduğu, davacı şirket 1.yılda 4.000.000,00.TL kar elde edeceğini öngörmüşse de gerçekleşen verilere göre 1 yılda 93.406,35.TL kar elde ettiği, 2022 yılında ise 1.186.024,62.TL zarar ettiği, bu durumda davacı şirketin proje kapsamına göre elde edeceği gelirlerle borçlarını ödemesinin mümkün olmadığı, projenin uygulanmayacağı, davacı ... ile davacı ... ...'in ortak olduğu davacı şirketin borçlarını ödeyebileceği bundan dolayı da davacıların borçlardan kurtulmuş olabileceği düşünülmekte ise de herkesin sorumluluğu farklı olduğundan ve davacı şahısların kefillikten doğan borçları ödemeye gücü bulunmadığından işbu davacı şahıslar açısından konkordato talebinin uygun olmadığı, davacıların her biri ayrı ayrı değerlendirildiğinde, borçları ödeme yeterliliğinde olmadığı, borçların ödenmesinin enflasyonun yüksek olduğu bir yerde uygulanmasının alacaklıları zarara uğrattığı, davacıların ise süre uzatımı ve ödeme yapmamaları nedeniyle yarar sağladığı, şirketin bankalara olan ipotekli borçlarına faiz uygulaması nazara alındığında şirket borçlarının artacağı, bu husus göz önüne alındığında davacı şirketin borçlarını ödeme imkanının olmadığı, ancak davası şirkete ait araçların yeniden değerlendirilmesi neticesinde aktifinin pasifini karşıladığı ve yeniden düzenlenen bilançoya göre şirketin borca batık olmadığı, şirkete ait araçlar ile ortaklara ait taşınmazların satılması ile borçlarını ödemesinin mümkün olduğu, borca batık olmayan şirketin de borçlarını ertelemesinin Yargıtay kararlarına uygun olmadığı, projede belirtilen gelirlerle davacının projede belirtilen şekilde borçlarını tasfiye etmesinin ve konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla konkordato talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcının başlangıçta yatırıldığından davacıdan yeninden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan harcamaların kendi üzerine BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, dava değeri göz önüne alınarak 7036 sayılı Kanun'un 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 29/09/2026 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi.

Başkan

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Katip

e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1610, K. 2026/2411, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1610-e-2026-2411-k-160fa3640dd1