Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2400 E. 2026/1341 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2400
Karar No
2026/1341
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/2400

KARAR NO:2026/1341

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:04/11/2021

NUMARASI:2020/128 Esas, 2021/746 Karar

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;Müvekkili bankanın ... Sitesi Şubesi ile davalı .... Şti. arasında imzalanan kredi çerçeve sözleşmelerine istinaden davalı şirkete kredi kullandırıldığını, diğer davalıların ise işbu kredi sözleşmelerini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, davalı şirketin kredi hesaplarının Beşiktaş ...Noterliği'nin 06/03/2019 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile kat edildiğini, süresi içinde borcun ödenmediğini, bu aşamada, müvekkili bankanın alacağının tahsilini teminen davalılar hakkında İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/28 D.iş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı aldığını, ihtiyati haciz kararı ile birlikte İstanbul 34. İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı dosyası ile davalı-borçlular hakkında genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından takibe itiraz edildiğini, taraflarınca arabulucuğa başvurulduğunu ancak anlaşılamadığını, bu sebeplerle haklı takip neticesinde taraflarınca itirazın iptali davası açma zarureti olduğunu, davalı şirket ile müvekkili banka arasında imzalanan, tüm kredi çerçeve sözleşmeleri ile davalının müvekkiline borçlu bulunduğunun kanıtlandığını, davalıların müvekkiline takip talebinde belirtilen borçları devam etmekle birlikte, davalı-borçlular ile imzalanan kredi sözleşmelerinde de görüleceği üzere yetkili mahkeme ve uygulanacak hukuk başlığı adı altında yetkili Mahkeme olarak İstanbul Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili olacağının açıkça belirtildiğini ve davalılar tarafından da kabul edildiğini, bu durumda itiraz edilen icra takibinin sözleşmede taraflarca kabul edildiği üzere İstanbul İcra Dairelerinde açılmış olmasının usul ve yasaya uygun olduğunu, bu nedenle davalıların yetkiye yönelik haksız ve yasal olmayan itirazlarının reddi gerektiğini, kredi sözleşmeleri uyarınca müvekkilinin kayıtlarının delil olduğunu ve yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile alacağın ortaya çıkacağını, kredi çerçeve sözleşmelerinde belirtilen faiz oranında talepte bulunulduğunu, bu nedenle faiz yönünden yapılan itirazların da haksız olduğunu beyanla davalıların İstanbul 34.İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı dosyası ile yürütülen takibe itirazlarının iptali ve takibin, takip tutarı üzerinden yazılı şartlarla devamına, davalıların inkar olunan alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar, cevap dilekçesi sunulmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde; davacı banka ile davalı ... Şirketi arasında 06/07/2012 tarihli - 900.000 TL bedelli, 30/06/2017 tarihli - 1.250.000 TL bedelli genel kredi sözleşmelerinin akdedildiği, diğer davalıların sözleşmeleri müşterek müteselsil kefil olarak aynı tutarlar ile imzaladıkları, kefaletlerin davalıların kefalet limitini, kefalet tarihini, müşterek borçlu ve müteselsil kefil olunduğunu belirtir ifadeyi içermesi sebebiyle şeklen geçerli olduğu, Türk Borçlar Kanunu'nun 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe girmesi ile 584. maddesi uyarınca kefalet sözleşmelerinin geçerliliği için eş rızasının gerektiği, maddeye 28/03/2013 tarihinde eklenen 2. fıkra ile kefillerin asıl borçlu şirketin ortağı veya yetkilisi olmaları halinde eş rızasının gerekli olmadığının kabul edildiği, buna göre davalıların 06/07/2012 tarihli sözleşmedeki kefaletlerinin, sözleşme tarihi itibariyle şirket ortaklığının eş rızasının aranmaması sonucunu doğurmayacağı ve davacı tarafça eş rızasını gösterir belgeler sunulmadığından geçersiz olduğu, 30/06/2017 tarihli kredi yönünden ise şirket ortağı olmaları nedeniyle kefaletlerinin geçerli ve takipte talep edilen tutarın kefalet miktarının altında olduğu, davacı banka tarafından davalı şirkete ticari kredi ve çek kredisi kullandırıldığı, kredi borçlarının ödenmemesi nedeniyle hesap kat edilerek davalılara 06/03/2019 tarihli Noter ihtarnamesinin gönderildiği, ihtarnamenin davalılara 08/03/2019 tarihinde tebliğ edildiği, temerrüdün verilen 1 günlük süre sonu olan 11/03/2019 tarihinde gerçekleştiği, her ne kadar taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin temerrüt faizini düzenleyen 4.2. maddesinde bankanın, TCMB'ye bildirilen en yüksek cari akdi faiz oranının %50 fazlası olarak belirlenen oranda temerrüt faizi uygulayabileceği kabul edilmiş ise de, yerleşik Yargıtay kararları uyarınca kredi kullandırım tarihinde fiilen uyguladığı akdi faiz oranının %50 fazlası oranında temerrüt faizi talep edebileceği, buna göre alınan ikinci ek rapordaki tespit ve hesaplamaların doğru olduğu ve hükme esas alınması gerektiği, davacı bankanın takip tarihi itibariyle davalılardan taksitli ticari krediler nedeniyle 564.344,07 TL asıl alacak, 135.578,02 TL işlemiş faiz, 606 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 700.528,09 TL, çek kredisi nedeniyle 24.310,35 TL asıl alacak, 2.110,52 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 26.420,87 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla nakdi alacak talebi yönünden bu miktarlar üzerinden davanın kısmen kabulü ile takibin asıl alacak 588.654,42 TL, işlemiş faiz 137.688,54 TL, ihtiyati haciz vekalet ücreti 606,00 TL olmak üzere toplam 726.948,96 TL üzerinden ve asıl alacağın 564.344,07 TL'sine takip tarihinden itibaren işletilecek %27.72 oranında, 24.310,35 TL'sine ise %38.25 oranında faizi ile devamına karar verilmiştir. Gayri nakdi depo talebi yönünden yapılan değerlendirmede, taraflar arasında imzalanan ve geçerli olan 30/06/2017 tarihli sözleşmede davalı kefillerin gayri nakdi alacak depo taleplerinden sorumlu olduklarına dair açık bir hüküm olmadığı anlaşılmakla davalılar ... ile ... yönünden talebin reddine, davalı şirket yönünden ise talebin kısmen kabulü ile iade edilmeyen 8 adet çek bedeli olan 17.800 TL'nin depo edilmesine karar verilmiştir. Nakdi alacağın likit ve hesaplanabilir olması, davalıların itirazlarında haksız olduklarının anlaşılması karşısında hüküm altına alınan asıl alacak ve ferileri toplamının %20'si oranında İİK 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına karar verilerek " Gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, İstanbul 34. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında nakdi olarak talep edilen alacağa davalılarca yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin asıl alacak 588.654,42 TL, işlemiş faiz 137.688,54 TL, ihtiyati haciz vekalet ücreti 606,00 TL olmak üzere toplam 726.948,96 TL üzerinden ve asıl alacağın 564.344,07 TL'sine takip tarihinden itibaren işletilecek %27.72 oranında, 24.310,35 TL'sine ise %38.25 oranında faizi ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, gayrinakdi alacak talebi yönünden davalı .... Şti.'nin itirazının kısmen iptali 17.800 TL çek bedelinin davacı nezdinde faiz getirmeyen bir hesapta bloke edilmesine, ödenmesi halinde takibin çek bedelleri yönünden ödeme tarihinden itibaren işleyecek %38.25 faiz oranı ve faizin %5 BSMV'si üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalılar ... ile ...'ın gayrinakdi alacak yönünden itirazlarının iptali talebinin reddine, hüküm altına alınan nakdi alacak üzerinden hesaplanan 145.389,80 TL icra inkâr tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi 2. Ek raporunun, hatalı tespit ve değerlendirmeler içeren kök ve 1. ek raporun bir uzantısı olduğunu, aynı hatalı tespit ve değerlendirmelerin 2. ek raporda da katlanarak devam ettirildiğini, birbirleri arasında çelişkili tespit ve kanaatler barındıran bilirkişi raporlarına itibar edilerek hüküm kurulamayacağını, itirazları doğrultusunda yeni bir heyetten rapor aldırılması gerekirken, Mahkeme tarafından ikinci ek rapor aldırılmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu, hakimin davayı aydınlatma yükümü ilkesi gereği, ikinci ek rapor sonrasında dahi bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin (toplam üç rapor aldırılmasına rağmen) giderilememesi durumunda, yeni bir heyetten rapor aldırılması (yerinde inceleme yetkisi ile) gerekirken, birbirleri ile çelişki bulunan raporlara itibar edilmek sureti ile hüküm kurulmasının bozmayı gerektirdiğini, bilirkişi raporlarında, GM3095 Sayılı Genel Mektup, 17.01.2020 tarihli Temerrüt Faiz Hesap Ekstresi ve taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmelerin hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, davalıların temerrüdü öncesinde ve temerrüt sonrasında uygulanan faiz oranlarının hatalı tespit edildiğini, GM 3095 Sayılı Mektup yönünden; müvekkili banka ve davalılar arasında imzalanan 30.06.2017 tarihli #1.250.000,00 TL bedelli ve 06.07.2012 tarihli #900.000,00 TL bedelli kredi çerçeve sözleşmelerinin 4.2. maddelerinde; “ Müşteri, … alacağın muaccel hale geldiği tarihten müşteriye yapılacak ihtarda belirtilen sürenin hitamına kadar geçecek süreye TC Merkez Bankasına bildirilen en yüksek cari akdi faiz oranı uygulanacağını kabul ve taahhüt eder. Müşteri, temerrüdün doğduğu tarihten itibaren aynı tür krediler ve hesaplar için Banka tarafından TC Merkez Bankasına bildirilen TL/YP en yüksek cari akdi faiz oranının %50 fazlası olarak belirlenen oranda ve bu oranların değişmesi halinde değişen oranlarda temerrüt faizinin uygulanmasını ve bu tutarları ödeyeceğini kabul eder.” hükmünün yer aldığını, 01.07.1987 tarih ve 19504 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 87/11921 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi’nin Kredi Faiz Oranı başlıklı 3. maddesinde yer alan;“Bankalar 5. maddede belirtilen kredi ile reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulayacakları azami faiz oranlarını vade ve türlerine göre serbestçe tespit ederler.” hükmü uyarınca Bakanlar Kurulu’nun verdiği yetkiyle Bankaların da kredilere uygulayacakları azami faiz oranlarını serbestçe tespit edip, T.C. Merkez Bankası’na bildirip ilan ettikten sonra uyguladığını, GM-3095 Sayılı Genel Mektup incelendiğinde; “Uygulama Açıklamaları” başlıklı bölümde 6. maddede; “TC Merkez Bankası’na, Bankamız kredilerinde fiilen uygulanabilecek en yüksek faiz oranları; TL krediler için %38, YP krediler için ise %16 olarak bildirilmektedir” ve 7. Maddede; “Temerrüt faiz oranı tüm TL/YP krediler için TC Merkez Bankası’na bildirilen en yüksek Ticari Kredi faiz oranının %50 fazlasıyla uygulanacaktır.” şeklinde olduğunu, Genel Mektup ile müvekkili banka tarafından TC. Merkez Bankasına bildirilen ve fiilen uygulanacak olan akdi faiz oranının %38 olduğu ve temerrüt faizi oranın da (%50 fazlasının) %57 olduğunu,1 7.01.2020 tarihli Temerrüt Faiz Hesap Ekstresi incelendiğinde; müvekkili banka alacağının ( kat tutarı ) 562.469,92 TL olduğunu, bu tutara 04.03.2019 kat tarihinden 11.03.2019 temerrüt tarihine kadar GM-3095 sayılı mektup ve kredi sözleşmeleri ile banka teamülü (uygulaması) gereğince %38 akdi faiz işletildiğini, temerrüt tarihindeki asıl alacak tutarının 566.625,94 TL'ye ulaştığını, Beşiktaş ... Noterliği' nin 06.03.2019 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesinde borçlu tarafa bildirilen 68.590,00 TL olan gayrinakdi çek tutarının 34.080,00 TL lik kısmının müvekkili banka tarafından tazmin edilmekle nakit alacağa dönüştüğünü ve temerrüt tarihindeki 566.625,94 TL 'lik asıl alacak tutarına müvekkili banka tarafından çekler nedeni ile tazmin edilen 34.080,00 TL nakit tutarın da ilavesi ile takip talebindeki asıl alacak tutarı olan 600.705,94 TL'ye ulaşıldığını, 17.01.2020 tarihli Temerrüt Faiz Hesap Ekstresinde; GM-3095 sayılı Genel Mektup, Kredi Sözleşmeleri ve müvekkili banka uygulaması çerçevesinde 11.03.2019 temerrüt tarihinden itibaren müvekkili bankanın nakdi alacak tutarına (kredi sözleşmesinden kaynaklanan ve tazmin edilen çek bedelleri nedeni ile nakde dönüşen alacak tutarı birlikte ) %57 temerrüt faizi uygulandığını, faiz alacağının 286.962,58 TL olduğunu, yapılan 9.769,65-TL tahsilatın faizden düşüldüğünü, 17.01.2020 itibari ile faiz alacağının 277.192,93TL olduğunu ve bu tutarın yine takip talebinde talep edildiğini, 17.01.2020 tarihli Temerrüt Faizi Hesap Ekstresinde; Beşiktaş .. Noterliğinin 06.03.2019 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesinde borçlu tarafa bildirilen 68.590,00 TL olan gayrinakdi çek tutarının 34.080,00 TL ' lik kısmının müvekkili banka tarafından tazmin edilmesi sonucu 68.590,00 TL - 34.080,00 TL = 34.510,00 TL gayrinakdi ( çek ) riskinin devam ettiğini ve ekstrenin en alt toplam kısmında bu tutarın 34.510,00 TL olarak belirtildiğini ayrıca takip talebinde yine gayrinakdi alacak tutarı olarak belirtilmek sureti ile talep edildiğini, bilirkişinin, müvekkili bankanın ... Şubesi'nde incelemede bulunduğunu ancak emsal kredileri incelemediğini, müvekkili bankanın temerrüt tarihi itibari ile asıl alacak tutarının hatalı hesaplandığını, ihtar tutarına temerrüt tarihine kadar %38 akdi faiz ve faizin %5’i oranında gider vergisi eklenerek asıl alacak tutarının hesaplanması gerektiğini, takip tarihindeki alacak tutarının da hatalı hesaplandığını, temerrüt tarihi itibari ile asıl alacak tutarına takip tarihine kadar %57 akdi faiz ve faizin %5’i oranında gider vergisi eklenerek takip tarihindeki asıl alacak tutarının hesaplanması gerektiğini, 17.01.2020 tarihli ekstre incelendiğinde 04.03.2019 tarihinden 11.03.2019 temerrüt tarihine kadar müvekkili bankanın TCMB‘na bildirimde bulunduğu GM 3095 sayılı Genel Mektup’a istinaden akdi faiz olan % 38, 11.03.2019 olan temerrüt tarihinden itibaren de akdi faizin %50 fazlası olan % 57 temerrüt faizinin uygulandığını, bilirkişi 2. ek raporunda, bilirkişinin yine aynı hataya düşerek çek bedelleri için ayrı, kredi için ayrı ve her halükarda hatalı oranlar kabul ederek hesaplama yaptığını, kredi ve çek bedellerine ayrı ayrı faiz oranları uygulanmasının hatalı olduğunu, raporda tazmin edilerek nakde dönüşen çek bedellerine faiz işletilmeksizin, yapılan tahsilat tutarlarının öncelikle düşüldüğünü ve kalan bakiye tutara %38,25 (faiz oranını kabul anlamına gelmemek kaydı ile) faiz oranı dikkate alınarak hesaplama yapıldığını, 2012 tarihli sözleşme ekinde davalıların eş rızalarının bulunduğu imzalı sayfaların sunulduğunu, şirket ortakları ile ilgili TBK 'ya getirilen düzenleme de dikkate alındığında davalıların 2017 tarihli sözleşme yönünden de kredi ve gayrinakdi kredi yönünden kefaletlerinin geçerli olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden kaynaklanan banka alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamında bulunan İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalılar takip borçluları aleyhine 600.705,94 TL asıl alacak, 277.192,93 TL(% 57) temerrüt faizi, 606,00 TL ihtiyati haciz avukat vekalet ücreti olmak üzere toplam 878.504,87 TL ve 34.510,00 TL gayrinakdi alacak yönünden icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak Beşiktaş ... Noterliğinin 06.03.2019 tarihli ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile kredi çerçeve sözleşmelerinin gösterildiği, davalılar tarafından verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı ile davalı asıl borçlu ... arasında 30.06.2017 ve 06.07.2012 tarihli kredi çerçeve sözleşmeleri imzalandığı, diğer davalıların bu krediye müteselsil kefil olduğu, davalı asıl borçlunun kullandığı kredi taksitlerini geri ödeme süresi içerisinde ödememesi üzerine davacı tarafından kredi sözleşmesi kat edilerek Beşiktaş ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalı asıl borçlu ve davalı müteselsil kefillere gönderildiği anlaşılmaktadır.TBK'nın 583/1.maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. 6098 sayılı TBK’nın 584/1. maddesinde; eşlerden birinin, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceği, bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olmasının şart olduğu hüküm altına alınmıştır. Maddeye 28.03.2013 tarihinde yapılan değişiklik ile eklenen 3. fıkrada, şirket ortak ve yöneticilerinin şirket lehine verdikleri kefaletlerde eş rızasının aranmayacağı belirtilmiştir. Somut olayda 30.06.2017 tarihli genel kredi sözleşmesindeki kefaletler kanundaki değişiklik tarihleri sonrası olup davalılar şirket ortağı olması nedeniyle eş rızası alınması gerekmemektedir. 06/07/2012 tarihli sözleşmedeki kefaletlerinde ise eş rızalarının bulunduğu anlaşılmış olup, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde bu husus hatalı tespit edilmiş ancak hüküm kurulurken tüm borçlular yönünden hüküm kurulduğundan eş rızasının bulunmadığına dair gerekçedeki hatanın hükme etkisi bulunmadığı anlaşılmıştır. Somut olayda, davalı müteselsil kefillerin kefaletinin yasada aranan şartları taşıdığı ve geçerli olduğu görülmektedir. Mahkemece, davacı yanca iddia edilen alacağa ilişkin bilirkişi raporları aldırılmış olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, banka kayıtları üzerinde ve dosya kapsamı itibariyle inceleme yapıldığı görülmüştür.Bilirkişi heyeti 14/09/2020 tarihli raporunda özetle; davacı banka ile davalı şirket arasında 06/07/2012 tarihli - 900.000 TL bedelli, 30/06/2017 tarihli - 1.250.000 TL bedelli genel kredi sözleşmelerinin akdedildiğini, diğer davalıların sözleşmeleri müşterek müteselsil kefil olarak aynı tutarlar ile imzaladıklarını, davacı banka tarafından davalı şirkete 2 adet taksitli ticari kredi ve çek kredisinin kullandırıldığını, 04/03/2019 tarihi itibariyle hesapları kat ederek davalılara bildirdiğini, 06/03/2019 tarihli Noter ihtarnamesi ile davalılara 562.469,92 TL nakit borcun 1 gün içerisinde ödenmesi ve 68.593 TL gayri nakdi alacağın aynı süre içerisinde faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesinin ihtar edildiğini, ihtarnamenin davalılara 08/03/2019 tarihinde tebliğ edildiğini, temerrüdün 11/03/2019 tarihinde gerçekleştiğini, 30/06/2017 tarihli sözleşme koşullarına göre davacı bankanın TCMB'ye bildirdiği en yüksek kredi faiz oranının %50 fazlası oranında temerrüt faizi talep edebileceğini, buna göre bildirilen en yüksek faiz olan %38 akdi faizin %50 fazlası %57 oranında temerrüt faizi talep ettiğini ancak Yargıtay kararları ile TCMB'ye bildirilen faizin değil, krediye fiilen uygulanan akdi faize sözleşmede karşılaştırılan artırım oranının uygulanması suretiyle belirlenen oranda temerrüt faizi talep edilebileceğinin kabul edildiğini, davacı bankanın BCH kredilerde fiilen uyguladığı kredi faiz oranını dosyaya sunmadığını, TCMB'nin internet sitesinde bankalarca açılan kredilere fiilen uygulanan akdi faiz oranı ortalamasının %22.04 olduğunu, buna göre davacının taksitli ticari kredi asıl alacağına krediye uygulanan %16.32 akdi faizin %50 fazlasıyla %24.48 oranında, banka sorumluluk payı ödenen çek bedelleri için ise ortalama akdi faiz olan %22.04'ün %50 fazlası oranında %33.06 oranında temerrüt faizi işletebileceğini, 2019 yılı için bankaların çek yaprağı başına sorumluluk miktarlarının 2.030 TL, 2020 yılı için ise 2.225 TL olduğunu, davalı şirkete verilen çek karnelerinden 8 adedinin henüz iade edilmediğini, buna göre davacının 17.800 TL gayrinakdi alacağının depo edilmesini talep edebileceğini, takip tarihi itibariyle davacı bankanın taksitli ticari krediler nedeniyle 564.344,07 TL asıl alacak, 119.731,24 TL işlemiş faiz, 606 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 684.681,31 TL, çek kredisi nedeniyle 24.310,35 TL asıl alacak, 1.824,15 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 26.134,50 TL'nin tahsilini, gayrinakdi alacak yönünden ise 17.800 TL'nin depo edilmesini talep edebileceğini, dava tarihinden sonra yapılan ödemenin infazda nazara alınacağını tespit ve beyan etmiştir.Bilirkişi heyeti 18/01/2021 tarihli ek raporunda özetle; dava konusu kredilerin taksitli ticari kredi ve banka sorumluluk tutarı ödenen çek bedellerinden oluştuğunu, taksitli ticari kredilerin 30/06/2017 tarihinde %16,32 faizle kullandırıldığını, çek sorumluluk bedellerinin ise 2019/4-5-6-8-10-11ve 12. aylarında ödendiğini, kredi hesaplarının 06/03/2019 tarihli ihtarname ile 04/03/2019 tarihi itibariyle kat edildiğini, kök raporda örnek verilen Yargıtay kararında; “…kredi hesabının kat edildiği tarihte aynı tür kredilere

uygulanan akdi faiz tespit edilerek sözleşme hükümleri uyarınca bunun %50 fazlasının temerrüt faizi olarak uygulanması gerekirken Merkez Bankası'na bildirilen ve krediye fiilen uygulanmayan temerrüt faizinin alacağın tespitinde esas alınmasında kabul şeklinde doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bozulduğunu, o halde, davacı banka tarafından 04/03/2019 kat tarihindeki, taksitli ticari kredi ve BCH (fiilen kredi kullanımına esas) emsal faiz oranlarının dosyaya sunulması gerektiğini, davacı bankanın 05/11/2018 tarihi GM-3095 saylı genel mektubu incelendiğinde, %38 faizin TCMB’ye bildirilen en yüksek/tavan/tabele faiz oranı olduğunun görüldüğünü, ancak davacı vekilinin, %38 oranında faizle kredi kullandırdığını fiilen tevsik etmediği halde temerrüt faizinin %38 faizin %50 fazlasıyla %57 olarak belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek kök raporda belirlenen temerrüt faiz oranlarına itiraz ettiğini, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin itirazına katılmanın mümkün olmadığını, kök raporda; “Davacı bankanın BCH şeklinde kullandırılan kredilere fiilen uyguladığı kredi faiz oranı dosyada sunulu değildir. TCMB WEB sitesinde yapılan araştırmada, bankalarca açılan kredilere fiilen uygulanan akdi faiz oranı ortalamasının, temerrüt tarihinde %22.04 olduğu görülmüştür.” tespitinde bulunulduğunu, çek sorumluluk bedelleri bankaca ödenmekle, ödeme tutarları BCH kredi türüne dönüşeceğinden kök raporda BCH kredi faiz oranından bahsedildiğini, kök raporda, davalı şirkete taksitli ticari kredi kullandırıldığı yazılı olup davacı vekilinin bahsettiği şekilde kredi tipinin hatalı tespitinin söz konusu olmadığını, TCMB WEB sitesinde yeniden yapılan araştırmada, 2 ayrı ticari kredi verisi olduğunun tespit edildiğini, bu durumda davacı bankanın, taksitli ticari kredi asıl alacağına %23.06 akdi faizin %50 fazlasıyla % 34.59 oranında temerrüt faizi, banka sorumluluk payı ödenen çek bedelleri için 23.14’ün %50 fazlasıyla % 34,71 oranında temerrüt faizi isteyebileceğini, buna göre takip tarihi itibariyle davacı bankanın taksitli ticari krediler nedeniyle 564.344,07 TL asıl alacak, 169.179,07 TL işlemiş faiz, 606 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 734.129,14 TL, çek kredisi nedeniyle 24.310,35 TL asıl alacak, 1.915,19 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 26.225,54 TL'nin tahsilini, gayrinakdi alacak yönünden ise 17.800 TL'nin depo edilmesini talep edebileceğini, 19/10/2005/9617 tarih ve sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) ile yürürlüğe konulan Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin Tanımı, Nitelikleri ve Sınıflandırılması Hakkındaki Yönetmelik ile tanımlanan KOBİ vasfını haiz ve KOBİ kapsamında sayılan esnaf ve sanatkar, serbest

meslek mensubu, tarımsal işletme ve çiftçiler ile diğer yararlanıcıların finansmana erişim imkanlarının kolaylaştırılması ve geliştirilmesini sağlamak için kredi garanti kurumuna ortak olan …bankalar ile … finansal kiralama şirketlerine Hazine Müsteşarlığı tarafından sağlanacak desteğe ilişkin usul ve esasları düzenleyen 22 Kasım 2016/29896 tarih ve sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 31/10/2016/ 9538 tarih ve sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’na göre, Hazine Müsteşarlığı tarafından 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetimi Düzenlemesi Hakkında Kanunun geçici 20. maddesine dayanılarak çıkarılan bu Karar (9538) uyarınca, Kurumun (Kredi Garanti Fonu A.Ş.), kredi verenlere (bankalara, finansman şirketlerine) vereceği kefaletler için sağlanacak kaynağın, ‘yararlanıcılar’ (kredi alanlar) tarafından ödenilmesinde temerrüde düşülmesi halinde, “temerrüt sonrası takip süreçleri kredi verenlerce yürütüleceği”nin kabul edildiğini, bunun, davacı bankanın kullandırdığı kredi için Kredi Garanti Fonu tarafından teminat verilmiş olsa dahi, Fona başvurmadan önce kendi adına, Fon’a başvurması ve Fonun ödemesinden sonra ise Fon adına krediyi asıl borçlusu ve diğer teminatlarından tahsili için takibe koyabileceğinin gösterdiğini, belirtilen mevzuat uyarınca davacı vekilinin KGF'den tahsil edilen bedeller nedeniyle borcun sona ermediğine dair itirazların haklı olduğunu tespit ve beyan etmiştir.Bilirkişi heyeti 14/09/2021 tarihli ek raporunda özetle; davacı bankanın ... Şubesinde 10/09/2021 tarihinde keşfen inceleme yapıldığını, dava konusu taksitli ticari kredilerin 30/06/2017 ve 04/07/2017 tarihlerinde 36 ay vade ile %16,32 akdi faiz oranından kullandırıldığını, keşfen inceleme günü banka kayıtlarında yapılan araştırmada, davacı bankanın ... Şubesi tarafından ... numaralı müşteriye 13/03/2019 tarihinde aylık %1,54 (yıllık %18,48) faiz oranından 36 ay vadeli 125.000 TL tutarında taksitli ticari kredi kullandırıldığının görüldüğünü, (11.03.2019 temerrüt tarihinde, taksitli ticari kredi kullandırımı yoktur) fiilen kullandırılan %18,48 emsal faiz oranına göre taksitli ticari krediler için istenebilecek temerrüt faizi oranının %18,48 x 1,50 = %27,72 olarak belirlendiğini, davacı bankanın ise icra takibinde %57 oranında temerrüt faizi istediğini, BCH kredi yönünden keşfen inceleme günü yapılan araştırmada, temerrüt tarihinin içerdiği ayı kapsayan 01/03/2019 tarihinde ... müşteri nolu firmaya ... nolu BCH kredisinin %25,50 faiz oranıyla kullandırıldığının görüldüğünü, fiilen kullandırılan %25,50 emsal faiz oranına göre istenebilecek temerrüt faizi oranının %25,50 x 1,50 = % 38,25 olarak belirlendiğini, davacı bankanın ise icra takibinde %57 oranında temerrüt faizi istediğini, bu faiz oranları ile yapılan hesaplama neticesinde davacı bankanın takip tarihi itibariyle taksitli ticari krediler nedeniyle 564.344,07 TL asıl alacak, 135.578,02 TL işlemiş faiz, 606 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 700.528,09 TL, çek kredisi nedeniyle 24.310,35 TL asıl alacak, 2.110,52 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 26.420,87 TL'nin tahsilini, gayrinakdi alacak yönünden takip tarihinden sonra bir adet çekin tazmin olunduğunu tespit ve beyan etmiştir. Davacı vekili; genel mektup ile müvekkili banka tarafından TC. Merkez Bankasına bildirilen ve fiilen uygulanacak olan akdi faiz oranının %38 olduğunu ve temerrüt faizi oranın da (%50 fazlasının) %57 olduğunu, 68.590,00 TL olan gayrinakdi çek tutarının 34.080,00 TL lik kısmının müvekkili banka tarafından tazmin edilmekle nakit alacağa dönüştüğünü ve temerrüt tarihindeki 566.625,94 TL 'lik asıl alacak tutarına müvekkili banka tarafından çekler nedeni ile tazmin edilen 34.080,00 TL nakit tutarın da ilavesi ile takip talebindeki asıl alacak tutarı olan 600.705,94 TL'ye ulaşıldığını, borçlu tarafa bildirilen 68.590,00 TL olan gayrinakdi çek tutarının 34.080,00 TL ' lik kısmının müvekkili banka tarafından tazmin edilmesi sonucu 68.590,00 TL - 34.080,00 TL = 34.510,00 TL gayrinakdi ( çek ) riskinin devam ettiğini ve ekstrenin en alt toplam kısmında bu tutarın 34.510,00 TL olarak belirtildiğini ileri sürmektedir.Davacı vekili, GM-3095 Sayılı Genel Mektup incelendiğinde; “Uygulama Açıklamaları” başlıklı bölümde 6. maddede; “TC Merkez Bankası’na, Bankamız kredilerinde fiilen uygulanabilecek en yüksek faiz oranları; TL krediler için %38, YP krediler için ise %16 olarak bildirilmektedir” ve 7. Maddede; “Temerrüt faiz oranı tüm TL/YP krediler için TC Merkez Bankası’na bildirilen en yüksek Ticari Kredi faiz oranının %50 fazlasıyla uygulanacaktır hükmüne göre karar verilmesini talep etmektedir.Yerleşik yargı uygulamasında temerrüt faizi belirlenmesinde bankanın TCMB'ye uygulanacağını bildirdiği en yüksek oranlar esas alınmamakta, fiilen uygulanan akdî faiz oranları esas alınmaktadır. Bilirkişi ek raporunda banka şubesinde inceleme yaparak bankanın benzer kredilerde uyguladığı kredi faiz oranını esas alarak hesaplama yapmıştır. Gayri nakdî alacak yönünden ise; takip tarihinden sonra bir adet çekin tazmin olunduğu tespit edilmiştir. Yerleşik yargı uygulamasında fiilen uygulanan faiz oranlarına itibar edildiğinden, davacı vekilinin cari faiz oranı olarak eldeki krediden daha yüksek oranda kredi kullandırıldığı belgelendirilmediğinden, aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiş, asıl alacak ve temerrüt faizine ilişkin hesaplama doğru yapıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,

3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 09.07.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2400, K. 2026/1341, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2400-e-2026-1341-k-2b405c44b8ea