Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2042 E. 2026/1679 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/2042
Karar No
2026/1679
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2024/2042 Esas

KARAR NO:2026/1679 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI:2024/162 Esas - 2024/403 Karar

TARİH:30/05/2024

DAVA:Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:24/09/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Yönetim Kurulu, ... ve ...'in pay sahibi olduğu şirketlerin mali ve idari işleyişinde aksaklık meydana gelip gelmediğinin tespiti amacıyla inceleme yapılması yönünde karar aldığını, karar uyarınca ... A.Ş., ... ve bağlı şirket hesaplarında inceleme yapıp rapor tanzim etmek üzere yetkilendirildiğini, ... tarafından 20 Aralık 2021 tarihinde ...'e sunulan özel kapsamlı rapor, ...'in, 26 Aralık 2021 tarihinde gerçekleşen Olağan Genel Kurul Toplantısında, gündem maddesi olarak tartışıldığını, raporda yer alan, ... faaliyetlerinde yaşanan aksaklıklar başlıklı 4. bölümde, ..., koltuk montajı işi sırasında yapılan işlemler nedeniyle ... Şirketi'nin toplam 2.065.438,04 TL zarara uğratıldığının tespit edildiğini, ... AŞ ile ... şirketinin, 7 Nisan 2014 tarihinde, ... yenileme projesi kapsamında, Protokol, Vip, Basın ve Seyirci Tipi Stadyum Koltuğu, Temin ve Montaj İşleri Sözleşmesi imzaladıklarını, davalı ...'ın, 13 Ağustos 2013 tarihinde yapılan Yönetim Kurulu toplantısında, aldığı temsil ve ilzam yetkisine dayanarak sözleşmeyi münferiden imzaladığını, sözleşme hükümleri uyarınca ...'un stadyum koltuklarının temin ve montajını yapmayı taahhüt ettiğini, bunun karşılığında ... AŞ, Sözleşmenin 8.1. maddesinde mutabık kalınan 4.450.000 TL tutarındaki yaklaşık bedeli ödeme yükümlülüğü altına girdiğini, yaklaşık bedelin farklı tiplerde toplam 38393 adet koltuk üzerinden hesaplandığını, daha fazla koltuk imal ve montajına ihtiyaç duyulması ihtimali göz önüne alınarak, ödenecek nihai bedelin Sözleşmenin 4.4. maddesinde mutabık kalınan hesap yöntemi kullanılarak belirleneceği kararlaştırıldığını, tarafların, fiyatların sözleşme süresince sabit kalacağı, ...'un ilave ücret talebinde bulunamayacağı ve işin sonunda takılan koltuk adedi ile sözleşmede belirlenen birim fiyatlar çarpılarak bulunan nihai bedel üzerinden fatura kesileceği hususlarında anlaşmaya vardıklarını, sözleşmenin 4.4 maddesinde yer alan nihai bedel hesabına göre, takılan toplam koltuk adedi ile sözleşmede belirlenen birim fiyatların çarpılması sonucunda, ... AŞ'nin, ...'a ödemesi gereken toplam bedelin 4.937.748 TL olarak hesaplandığını, fakat, ... tarafından kesilen 25 Nisan 2016 tarihli faturada, sözleşme hükümlerinin hilafında, “fiyat farkı ile yapılan işlemler” adı altında, sözleşme gereği ödenmesi gereken tutarın dışında 981.881,88 TL fiyat farkı yansıtıldığını, sözleşme ve ekli şartnamede, koltuk montajında kullanılacak her türlü taşıma ve bağlantı elemanı bedelinin, toplam bedele dahil olduğu hususunda mutabık kalınmasına rağmen, koltukların beton zemine monte edilmesini sağlayan travers malzeme için ayrı bir ihale yapıldığını, davalı ...'ın münferit imza ve onayı ile ...'a verildiğini, 1.083.556,16 TL tutarındaki ihale bedeli, “bağlarıtı elemanı bedeli” adıyla, toplam bedele eklendiğini, ... AŞ ile ... arasındaki Sözleşmede, birim fiyatların sözleşme süresince sabit kalacağı ve ... tarafından, sözleşme bedeline ilave herhangi bir ücret talep edilmeyeceği yönünde açık hüküm bulunduğu halde, toplam 2.065.438,04 TL tutarında fiyat farkı ve ilave ücretin, ... ödenmesini sağlayan davalının ... AŞ'yi zarara uğrattığını, davalının, özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının, sözleşmede kararlaştırılan bedelin kapsamına giren işi ayrı bir ihaleyle en yüksek pey süren firmaya vermesi ve ek bir gidere yol açması ve piyasa koşullarına aykırı bir vade farkı uygulamasının hukuka aykırı eylem olduğunu, davalının, sözleşme kapsamında yaptıracağı için ek bir gidere yol açmasının ve piyasa koşullarına aykırı bir vade farkını kabullenmesinin, özensiz, kusurlu davranış olduğunu, ve zarara uğrattığını, bu sebeplerden dolayı ... AŞ'yi zarara uğratan davalıdan, 2.065.438,04 TL tazminatın şirkete ödenmesi yoluyla tazminine, zararın gerçekleştiği tarihten itibaren Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranında işleyecek faiz ve faiz ile karşılanamayacak zarar tutarının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil..., 25.03.2012 yılında gerçekleşen ... Olağanüstü Seçimli Genel Kurul Toplantısında ... Başkanlığı'na seçildiğini, Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini 20 Ekim 2019 tarihine kadar sürdürdüğünü, göreve başladığı zaman mali ve finansal olarak çok zor bir dönemden geçen ve borçlarını ödemekten aciz olan ...'i ve bağlı ortaklıklarını başarılı bir şekilde ayağa kaldırdığını, huzurdaki davayı ilgilendiren yeni ... stadyumun inşaatını başarılı bir şekilde tamamladığını, ... Firması tarafından Davacı Şirket, ... ve bağlı ortaklıkları nezdinde gerçekleştiği bildirilen söz konusu inceleme, Davacının beyanına göre yaklaşık iki yıl sürdüğünü ve neticesinde 20 Aralık 2021 tarihli Özel Kapsamlı İnceleme Raporu hazırlandığını, söz konusu inceleme esnasında Müvekkil ...'ın iddia edilen işlemler ile ilgili bilgisine veya savunmasına başvurulmadığını, iki yıl bir süre sonunda söz konusu rapor ... ve Davacı yan tarafından algı malzemesi olarak kullanılır hale geldiğini, ...'in sipariş usulü hazırlattığı söz konusu rapora dayanmakta olduğunu, müvekkil'in söz konusu raporun bir örneğinin, incelemesi amacıyla kendisine verilmesi talepleri de bugüne kadar ... tarafından cevapsız bırakıldığını, huzurdaki davaya konu iddianın zaman aşımına uğradığını, davacı tarafından ... aleyhine herhangi bir işlem yapılmadığını, davacı Şirket her ne kadar davalıya ... adına tahakkuk ettirilen fiyat farkı bedeli konusunda, Sözleşmede kararlaştırılan bedellerin değiştirilemeyeceğinin düzenlendiği algısına dayanmaktaysa da açıklanan belgelerde de Davacı Şirket ile ... arasında imzalanan Sözleşmede kararlaştırılan koltuklarda Sözleşmenin imzalanması sonrası esaslı değişikliğe gidildiğini, koltukların modelleri daha kaliteli ve ... kalitesine daha uygun modeller ile değiştirildiğini ve ilk sözleşmede kararlaştırılanlar dışında ... tarafından ilave iş ve üretimler gerçekleştirildiğini, davacının dilekçesinde yaratmaya çalıştığı, sözleşmede kararlaştırılan ürünün aynısı için daha sonra daha fazla ücret ödendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, bunların davalının tek başına almış olduğu kararlarla değil,Davacı Şirketin Yönetim Kurulunun müşterek incelemesi, onay ve kabulü ile gerçekleştiğini, davalının tazminat sorumluluğu bulunmadığını, işlem tarihlerinde görev yapan davacı şirket yönetim kurulu ve müvekkil, iddia konusu işlemler kapsamında ibra edildiğini, bu sebeplerden dolayı; temelinde müvekkili davalının yönetimde bulunduğu döneme ilişkin “İbra Edilmeme” yönündeki, aleyhine dava yoluna müracaat edilmekle hukuken kesinleşmemiş Genel Kurul kararı bulunan işbu davaya, temel ve dayanağını teşkil eden Genel Kurul Kararı aleyhine İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/173 E. sayılı dosyası üzerinden açılan iptal davasının işbu dava bakımından bekletici mesele yapılmasına, talebin kabul edilmemesi halinde zaman aşımı itirazlarının kabulü ile zamanaşımına uğradıklarını belirten olan davanın reddine, ... Şti.'ye, ...'ye, ...'e, .... A.Ş.'ye 2014, 2015 ve 2016 yıllarında Davacı Şirkette görev yapan tüm Yönetim Kurulu üyelerine 2014, 2015 ve 2016 yıllarında ...Derneği'nde görev yapan tüm Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyelerine ihbar edilmesine ve davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 30/05/2024 tarih ve 2024/162 Esas - 2024/403 Karar sayılı kararında; Mahkememizce yapılan yargılama sırasında toplanan deliller kapsamında; davacı tarafça davacı şirketin eski yöneticisi olan davalının davacı şirkete ait stadın koltuk yapım işine ilişkin sözleşme gereğince koltuk montajına ilişkin malzeme ve her türlü bağlantı elamanı bedelinin sözleşme bedeline dahil olmasına ve malzeme fiyatlarının sabit kalacağına karar verilmesi, işi gerçekleştiren firmanın ek bedel isteyemeyeceği sözleşmede kararlaştırılmasına rağmen davalı tarafça işi yapan firmanın talepleri doğrultusunda ilgili firmaya davalı tarafından haksız fazladan ödeme yapılmak suretiyle davacı şirketin zarar uğratıldığı, bu hususun bağımsız denetim şirketi tarafından sunulan inceleme raporu ile sabit olduğu iddia edilmiş, davalı tarafça iddiaların haksız ve yersiz olduğu, ilave işler yapıldığı, bunların davacı şirketin yönetim kurulu tarafından onaylandığını davalının tazminat sorumluluğunun bulunmadığı savunulmuş olup, eldeki dava şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı TTK 553. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkin olmakla, TTK 560. maddesindeki sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar düzenlemesi getirilmiştir.Davalı vekilince bekletici mesele yapılması talep edilen İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/173 Esas sayılı dosyasının eldeki davanın sonucuna bir etkisi olmayacağından anılı dosyanın bekletici mesele yapılmasına gerek görülmeyerek yargılamaya devam olunmuştur.Mahkememizin 22/09/2022 tarihli ön inceleme duruşmasının 6 numaralı ara kararı ile davacı tarafın delil olarak dayandığı bağımsız denetim şirketi ... tarafından düzenlenen inceleme raporunun düzenleme tarihinin 20/12/2021 tarihi olması nedeniyle zararın ve zarar doğuran eylemin bu tarihte öğrenildiği varsayılarak TTK 560 maddesinde belirtilen 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiş ise de bu hususta yanılgıya düşülerek 5 yıllık uzun zamanaşımı süresinin dikkate alınmadığı anlaşıldığından Mahkememizin 10/11/2022 tarihli celsesinde zamanaşımı hususunda tekrar taraf beyanları alınarak değerlendirme yapılmıştır.TTK 560/1 maddesinde; Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır, düzenlemesi gereğince dosya kapsamında bulunan deliller kapsamında zarar doğuran fiilin meydana geldiği tarihe ilişkin yapılan tetkik sonucunda, özellikle dava konusu olaya ilişkin işi yapan ... tarafından sunulan kayıtların incelenmesi sonrası dava konusu koltuk montajı yapım işine ilişkin sözleşme tarihinin 07/04/2014 olduğu, ... tarafından davacı şirkete hitaben sözleşme konusu iş bedeline ilişkin, 14/09/2015, 05/10/2015, 16/11/2015, 01/03/2016, 09/03/2016, 15/03/2016, 28/03/2016, 31/03/2016 tarihli faturaların düzenlendiği, yine ... tarafından sunulan cari hesap kayıtlarına göre davacı şirket tarafından düzenlenen faturalara istinaden son olarak 29/06/2016 tarihli 100.000,00-TL ödeme, 06/09/2016 tarihli 699.607,69-TL bedelli çek ödemesi kaydı bulunduğu, yine dosyaya sunulan 19/06/2018 tarihli kesin kabul tutanağı ile dava konusu zarar doğurduğu iddia edilen işin 25/04/2016 tarihinde tamamlandığı anlaşılmakla, davalı tarafın süresinde ileri sürdüğü zamanaşımı def'i kapsamında yasa gereği somut olayda zamanaşımı süresinin zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl, herhalde zararın gerçekleştiği tarihten itibaren 5 yıl olduğu, davacı tarafça zararın 20/12/2021 tarihli inceleme raporu ile öğrenildiği iddia edilmiş ise de, yukarıda belirtildiği şekilde zarar doğuran eyleme ilişkin davacı şirket tarafından yapılan ödemelere dayanak faturaların tarihi, ödeme tarihleri ve işin tamamlandığı tarih baz alındığında işin bittiği tarih itibariyle iş bedelinden kaynaklı alacak muaccel hale gelmiş olup, işin bittiği (25/04/2016) tarih veya iş bedeline ilişkin 29/06/2016 tarihli 100.000,00-TL ödeme, 06/09/2016 tarihli 699.607,69-TL bedelli ödemeler göz önüne alınarak zararı doğuran eylemin tarihi son ödeme olan 06/09/2016 tarihi esas alınarak bu tarihten dava tarihi olan 27/05/2022 tarihine kadar arada zamanaşımını durduran koronavirüs pandemisi nedeniyle 13/03/2020-15/06/2020 tarihleri arasındaki 3 ay 2 gün ile zorunlu arabuluculuğa başvuru tarihi olan 20/04/2022 ile son anlaşmazlık tutanak tarihi olan 13/05/2022 tarihleri arasındaki 3 hafta 2 günlük zamanaşımını durduran süreler toplamı olan yaklaşık 5 aylık süre mahsup edilse bile davanın her halde zararı doğuran eylemin meydana geldiği tarihten itibaren 5 yıllık süre içerisinde açılmadığı, davanın en geç 2022 Şubat ayında açılması gerekirken 27/05/2022 tarihinde açıldığı, dava konusu olayın niteliği itabariyle suç oluşturmaması nedeniyle de ceza zamanaşımı süresinin eldeki davada uygulanmasının ihtimal dahilinde bulunmadığı, bu haliyle eldeki davanın 27/05/2022 tarihinde açılması nedeniyle her halde zararı doğuran eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığı anlaşılmakla davalı tarafın süresinde zamanaşımı itirazında bulunması göz önüne alınarak davacı tarafın talebinin zamanaşımına uğraması nedeniyle davacı tarafça açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesi ile,davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ile fer'i müdahil vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının vekalet ehliyetine sahip olmayan vekil tarafından temsil edildiğini, davacı şirkette hakim pay sahibi olan ... Derneği ile davalı vekili Av. ... arasında, 1 Ocak 2016, 7 Haziran 2016 ve 24 Ekim 2017 tarihlerinde Hukuki Müşavirlik ve Vekalet Sözleşmesi akdedildiğini,Beşiktaş ... Noterliğinin 8 Ocak 2015 tarih ve ..., ..., ... yevmiye numaralı süresiz vekaletnamelerinin düzenlendiğini, bu sözleşmelerin her birinin Av. ... ve çalışmakta olduğu hukuk bürosundaki tüm avukatları kapsayacak şekilde akdedildiğini, , Av. ... ve diğer avukatların 2020 yılına kadar vekalet görevlerine devam ettiklerini, davalı vekilleri tarafından ... A.Ş aleyhine 29 Nisan 2021 tarihinde İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemsi'nde avukatlık ilişkisinin haksız feshi iddiasıyla ikame edilen tazminat davasının halen derdest olduğunu, buna rağmen eldeki davada Av. ..., Av. ... ve aynı büroda çalışan başta Av. ...olmak üzere tüm ... Bürosu avukatlarının davalı tarafından vekil olarak tayin edildiklerini, davalı vekillerinin Av. ... ile Beşiktaş arasında akdedilen sözleşmeler nedeniyle huzurdaki dosyada davalıyı temsil etmelerinin Avukatlık Kanunu'nun 38/b ve 38/2. madde hükümlerine açık aykırılık teşkil ettiğini, HMK'nın 114/f maddesi gereğince davalının vekalet ehliyetine sahip olmayan vekil tarafından temsili dava şartı olduğundan mahkemenin, HMK'nın 115/2. maddesi gereğince davalı asile yeni vekil tayini için süre vererek dava şartı yokluğunu gidermesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurmasının hukuka aykırı olduğunu, İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi, 30 Mayıs 2022 tarihli tensip tutanağı ile davanın, türü ve niteliğine göre basit yargılama usulüne tabi olduğunu tespit ettiğini, davalının 1 Haziran 2022 tarihli cevap dilekçesinde zamanaşımı def'i öne sürdüğünü, itirazın İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 22 Eylül 2022 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasının 6 numaralı ara kararıyla reddedildiğini, akabinde Davalı 8 Kasım 2022 tarihinde verdiği beyan dilekçesi ile İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin tarafları aynı, konusu farklı olan sorumluluğa dayalı tazminat istemli dosyasının, 3 Kasım 2022 tarihli ön inceleme duruşmasında verdiği davanın zamanaşımından reddi kararını Mahkeme’ye sunduğunu, zamanaşımının bu aşamada tartışılmasını bir kez daha talep ettiğini; talep doğrultusunda açıkça muvafakatleri olmamasına rağmen zamanaşımı def'ine yönelik yeniden sözlü beyan alan Mahkemenin, davanın zamanaşımından reddine karar verdiğini,HMK'nun 320/2. maddesi gereğince ön inceleme duruşmasında zamanaşımı savunması reddedilen Davalı’nın, tahkikat aşamasında zamanaşımı def'ini öne sürmesi ve def’inin ön inceleme duruşmasından sonraki duruşmada tartışılmasının yasanın amir hükümlerine aykırı olduğunu;Zamanaşımına esas alınan son ödeme tarihinin hatalı tespit edildiğini, İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçeli kararında, ... tarafından dosyaya sunulan belgelere göre, koltuk montajı işinin bedeline ilişkin Müvekkil ... AŞ tarafından 29 Haziran 2016 tarihinde 100.000 TL ve 6 Eylül 2016 tarihinde 699.607,69 TL olmak üzere iki sefer ödeme yapıldığından bahisle zararı doğuran eylemin tarihi olarak son ödeme tarihi olan 6 Eylül 2016 tarihini esas aldığını, zamanaşımı başlangıcını bu tarihten hesap ederek zamanaşımı süresinin dolduğuna hükmettiğini, fakat dosyaya ... tarafından sunulan “...” incelendiğinde, ... AŞ’nin 2020 yılından 2021 yılına devreden 140.523 TL borcu olduğu ve Müvekkili şirket tarafından son ödemenin 10 Haziran 2021 tarihinde 100.000 TL tutarında banka havalesi şeklinde yapıldığının görüleceğini;mahkemenin son yapılan ödeme tarihi olarak 6 Eylül 2016 tarihli çek-senet girişini kabul ettiğini, bu tarihten sonra yapılan banka havalelerini ödeme çerçevesinde kabul etmediğini, ilk derece mahkemesinin kabulüne göre zararı doğuran fiil olarak son yapılan ödeme tarihi zamanaşımı başlangıcına esas alınırsa 10 Haziran 2021 tarihinin mutlak zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiğini; bu durumda 27 Mayıs 2022 tarihinde açılan davanın zamanaşımından reddinin mümkün olmadığını, davalının sorumluluğunun, şirketin zarara uğramasına sebep olan sözleşmenin imzalanması, işin teslim edilmesi ve ödemenin yapılması süreçlerinin yanında bu işlemlerin akabinde oluşan zararın tazminine veya borçtan mahsup edilmesine yönelik girişimde bulunulması gereken son görev gününe kadar devam ettiğini, bu durumda mahkemenin verdiği kararın aksine, zamanaşımı için işin ... AŞ’ye teslim edildiği tarih veya ödeme tarihinin değil, Yönetim Kurulu Başkanı olan Davalı'nın özen borcunu gereği gibi ifa etmediği son tarih, yani görevden ayrıldığı 20 Ekim 2019 tarihi başlangıç olarak kabul edilmesi gerektiğini,Zararın henüz gerçekleşmediği bir tarihin, zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak kabul edilemeyeceğini, zarar veya zarar verici fiil devam ettiği sürece zarar görenin zararı öğrendiğinin kabul edilemeyeceğini; zarar görenin tüzel kişi olması durumunda zamanaşımının, tüzel kişinin dava açmaya emir vermeye yetkili organının, başka bir deyişle, o makamı işgal eden kişi ya da kurulun durum hakkında bilgilenmesi ile başlayacağını, bu bağlamda, ...A.Ş'nin dava açmaya ve emir vermeye yetkili organı olan yönetim kurulunun, zararın niteliğini ve esaslı unsurlarını öğrendiği tarihin, ... tarafından hazırlanan özel kapsamlı raporun ...’e, dolayısıyla müvekkil şirket yönetim kuruluna sunulduğu 20 Aralık 2021 tarihi olduğunu, bunun yanında mutlak zamanaşımının, zararın meydana geldiği tarih tespit edilmeden veya davanın sorumluluk davası olması ve Davalı'nın görev süresi bir kenara bırakılarak,henüz zararın oluşmadığı bir tarihten itibaren başlatılmasının hukuken olanaklı olmadığını,Davalı'nın eylemlerinin TCK 155 maddesi kapsamında güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğundan, ceza davası zamanaşımına tabi olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna yönelik tazminat davalarında, 6102 sayılı TTK’nın 560. maddesinde öngörülen bir diğer zamanaşımı süresinin ceza davası zamanaşımı süresi olduğunu, ceza davası zamanaşımının uygulanabilmesi için tazminat sorumluluğuna neden olan fiilin ceza kanunlarına göre suç oluşturması veya cezayı gerektirmesinin yeterli olup ayrıca fail hakkında ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararı verilmiş olması, hatta soruşturma yapılmasının gerekli olmadığını,Davalının, esas sözleşme ve ... tüzüğü ile verilen görevleri yerine getirmek üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, akde aykırı şekilde fiyat farkı ve ilave bedel yansıtılmasına müsaade ederek, kasten özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, ... AŞ’nin zararına fakat başka bir şirketin yararına, zilyetliğin devir amacı dışında tasarrufta bulunduğunu; bunun TCK’nın 155/2. maddesi uyarınca güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli halini oluşturacağını; ceza üst sınırı yedi yıl olan suç için uygulanması gereken dava zamanaşımının TCK’nın 66/1-d uyarınca 15 yıl olduğunu,Davalı'nın zamanaşımı def’i ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, bilimsel görüş ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumunun dürüstlük kuralına aykırılık olarak kabul edilmekte olduğunu, (Yargıtay 11.HD 15.05.2017 T. 2016/7453 E. 2017/2889 K.). bu bağlamda borçlunun zamanaşımı def’ini ileri sürmesinin dürüstlükle bağdaşmaz nitelikte ise borçlunun zamanaşımı def’inin nazara alınmaması gerektiğini, somut durumda Davalı ... 24 Ekim 2019 tarihine kadar ... A.Ş’nin münferiden imza ve ilzam yetkisine sahip Yönetim Kurulu Başkanı olması ve Müvekkil Şirket’in ortaya konulan hukuka aykırı davranışla zarara uğratılması neticesinde hak arama iradesinin Davalının tahakkümü altında olması karşısında, Davalı'nın zamanaşımı def’i ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu,İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davalarının kabulüne, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı'ya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil (davacı yanında) vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının 1 Haziran 2022 tarihli cevap dilekçesinde zamanaşımı def'i öne sürdüğünü, itirazın Mahkeme tarafından 22 Eylül 2022 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasının 6 numaralı ara kararıyla reddedildiğini; akabinde Davalı 8 Kasım 2022 tarihinde verdiği beyan dilekçesi ile zamanaşımının ön inceleme duruşması bittikten sonra bir kez daha tartışılmasını talep ettiğini, ön inceleme duruşmasında zamanaşımı savunması reddedilen Davalının, tahkikat aşamasında zamanaşımı def’i öne sürmesi ve def’inin ön inceleme duruşmasından sonraki duruşmada tartışılması yasanın amir hükümlerine aykırı olduğunu,Zamanaşımına esas alınan son ödeme tarihinin mahkemece hatalı tespit edildiğini, dosyaya ... firması tarafından sunulan “...” incelendiğinde, ... AŞ’nin 2020 yılından 2021 yılına devreden 140.523 TL borcu olduğunun ve davacı şirket tarafından son ödemenin 10 Haziran 2021 tarihinde 100.000,00-TL tutarında banka havalesi şeklinde yapıldığının görüleceğini; mahkemenin son yapılan ödeme tarihi olarak 6 Eylül 2016 tarihli çek-senet girişini kabul ettiğini, bu tarihten sonra yapılan banka havalelerini ödeme çerçevesinde kabul etmediğini, bu durumda 10 Haziran 2021 tarihinin mutlak zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiğini;Davalı'nın sorumluluğunun, şirketin zarara uğramasına sebep olan sözleşmenin imzalanması, işin teslim edilmesi ve ödemenin yapılması süreçlerinin yanında bu işlemlerin akabinde oluşan zararın tazminine veya borçtan mahsup edilmesine yönelik girişimde bulunulması gereken son görev gününe kadar devam ettiğini, buna göre zamanaşımının başlangıcının davalının görevden ayrıldığı 20 Ekim 2019 tarihi olması gerektiğini,Davacı ... A.Ş'nin dava açmaya ve emir vermeye yetkili organı olan yönetim kurulunun, zararın niteliğini ve esaslı unsurlarını öğrendiği tarihin, ... tarafından hazırlanan özel kapsamlı raporun ...’e, dolayısıyla davacı şirket yönetim kuruluna sunulduğu 20 Aralık 2021 tarihi olduğunu,Mahkemenin işin teslim tarihinin belirlenmesi konusunda da yanılgıya düştüğünü; hatalı şekilde işin yüklenici tarafından bitirildiği 25 Nisan 2016 tarihinin teslim tarihi olarak kabul edildiğini; halbuki işin kesin kabul tarihinin 19 Haziran 2018 olduğunu; işin teslim edildiği tarih gözardı edilerek yüklenicinin işi bitirdiğini beyan ettiği tarihin zamanaşımına esas alınmasının hatalı olduğunu,Davalı'nın eylemlerinin aynı zamanda güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğundan huzurdaki dava nın ceza davası zamanaşımına tabi olduğunu,İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin Davalı'ya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; TTK'nun 553 ve devamı maddeleri uyarınca yönetici sorumluluğu nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, dairemizin 2023/195 Esas, 2024/369 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusu usulen kabul edilerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Mahkemece kaldırma ilamı doğrultusunda, yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat davası bakımından dava şartı mahiyetindeki genel kurul kararının dosyaya sunulmasının sağlandığı ve yargılamaya devam olunarak, davanın zamanaşımından reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili ile fer'i müdahil vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.Davacı yan; davalı ...'ın davacı şirkette 12/08/2013 tarihli genel kurulda alınan karar ile üç yıllığına yönetim kurulu üyesi seçildiği, 13/08/2013 tarihli yönetim kurulu kararı ile şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu başkanı olarak görevlendirildiği, bu kapsamda dava dışı ... ile davacı şirket arasında 07/04/2014 tarihli, ... yenileme projesi kapsamında, protokol, vip, basın ve seyirci tipi koltukların temin ve montajı konulu, 4.450.000,00-TL + KDV dahil sabit bedelli sözleşme yapıldığı, davalının sözleşmeyi tek başına davacı şirketi temsilen imzaladığı, sözleşme sabit bedelli olmasına rağmen dava dışı şirketin 25/04/2016 tarihli 981.881,88-TL tutarlı fiyat farkı faturası kestiği, yine koltuk kontajında kullanılacak her türlü bağlantı elemanı, sözleşme ve eki şartnamaye göre yapılacak iş kapsamında iken, koltukların beton zemine monte edilmesini saplayan travers malzemesi için ayrı bir ihale açıldığı ve bu işin de ...'ın münferit imzası ile davacı adına 1.083.556,16-TL bedelle 12/06/2015 tarihinde dava dışı ... Şirketi'ne verildiği, böylece davalının davacı şirketi 2.065.438,04-TL zarara uğrattığı, bu durumun şirketin ortağı olan...Derneği tarafından yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşu ... şirketi tarafından tanzim edilen denetim raporu ile ortaya çıktığı, davalının genel kurullarda ibra edilmiş olmasının, bu genel kurullarda dava konusu sözleşme ve sözleşme kapsamında yapılan işler tartışılıp görüşülmediğinden davalıyı sorumluluktan kurtarmayacağı ileri sürülerek, 2.065.438,04-TL'nin davalıdan tahsili şirkete verilmesini talep etmiştir.Davacı şirketin dosya arasına alınan sicil kayıtları kapsamından, davalının 12/08/2013 tarihli olağan genel kurul toplantısı ile üç yıl süre için şirket yönetim kurulu üyeliğine, 13/08/2013 tarihli yönetim kurulu kararı ile yönetim kurulu başkanlığına seçildiği, ayrıca şirketi münferiden temsil ve ilzam yetkisini de haiz olduğu; 28/09/2016 tarihli, 2013-2014-2015 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısında, şirketin bu yıllara ilişkin yönetim kurulu faaliyet raporlarının okunduğu ve müzakere ediliği, finansal tabloların onaylandığı ve davalının da aralarında bulunduğu yönetim kurulu üyelerinin ibra edildikleri, davalının yeniden üç yıllığına yönetim kurulu üyeliğine, 12/10/2016 tarihli yönetim kurulu kararı ile yönetim kurulu başkanlığına seçildiği, ayrıca şirketi münferiden temsil ve ilzam yetkisini de haiz olduğu; 04/10/2017 tarihli, 2016 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında, şirketin bu yıla ilişkin yönetim kurulu faaliyet raporunun okunduğu, finansal tabloların onaylandığı ve davalının da aralarında bulunduğu yönetim kurulu üyelerinin ibra edildikleri; 05/11/2018 tarihli, 2017 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında, şirketin bu yıla ilişkin yönetim kurulu faaliyet raporunun okunduğu, finansal tabloların onaylandığı ve davalının da aralarında bulunduğu yönetim kurulu üyelerinin ibra edildikleri; davalının yeniden üç yıllığına yönetim kurulu üyeliğine, 05/11/2018 tarihli yönetim kurulu kararı ile yönetim kurulu başkanlığına seçildiği, ayrıca şirketi münferiden temsil ve ilzam yetkisini de haiz olduğu; davalının davacı şirket yönetim kurulu başkanlığı ve yönetim kurulu üyeliği görevlerinden 21/10/2019 tarihi itibariyle istifa ettiği, istifa nedeniyle boşalan yönetim kurulu üyeliğine 24/10/2019 tarihli yönetim kurulu kararı ile genel kurul onayına sunulmak üzere ...'nin atandığı; 15/12/2021 tarihli, 2018-2019-2020 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısında, şirketin bu yıllara ilişkin yönetim kurulu faaliyet raporlarının okunduğu ve müzakere ediliği, finansal tabloların onaylandığı ve bu yıllarda görev yapmış on iki yönetim kurulu üyesinin ayrı ayrı ibra oylamasına sunulduğu, davalı dışındaki üyelerin ibra edildikleri, davalının 01/01/2018-21/10/2019 tarihleri arasındaki iş ve işlemlerinden ötürü ibra edilmemesine karar verildiği, yine davalının istifasının kabulü ile yerine atanan ...'nin atamasının onaylanmasına karar verildiği, kaldırma ilamı sonrası dosyaya sunulan davacı şirketin 2022 yılına ait 22/05/2023 tarihli olağan genel kurul toplantısının 10 uncu gündem maddesi ile dava konusu edilen işlemlere ilişkin yöneticiler hakkında sorumluluk davası açılmasına yönelik karar alındığı anlaşılmıştır.Davacı tarafından; davalı vekilleri ile Av. ...'in ... bürosu çalışanları olduğu, Av. ... ile... Derneği arasında 3 ayrı hukuk müşavirliği sözleşmesi bulunduğu, Av ... ile ... arasında bu sözleşmelere dayalı hukuk davalarına yansımış hukuki husumet bulunduğu, davalı vekillerinin Avukatlık Kanunu'na göre davaya vekalet ehliyetlerinin bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, iddia edilen bu hususun vekalet ehliyetini ortadan kaldırmayacağı, ayrıca 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu 38/b fıkrasına göre bir avukatın işin reddi zorunluluğunu ihlalinin aynı Kanunun 135 maddesi kapsamında disiplin cezasını gerektirir bir husus olduğu, vekalet sözleşmesini kendiliğinden geçersiz kılmayacağı, davacının bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Dosya içeriği belgelere göre; dava dışı ... ile davacı şirket arasındaki 07/04/2014 tarihli sözleşme kapsamında 25/04/2016 tarihinde kesilen fiyat farkı faturasına, yine koltukların zemine monte edilmesi için zemine travers malzemesi temin edilmesine ilişkin 12/06/2015 tarihli sözleşme kapsamında yapılan,stadyumun koltuk temin ve montaj işlerinin 10/05/2016 tarihli geçici kabul tutanağına göre, 25/04/2016 tarihinde bitirildiği ve davalı şirket kabul heyeti tarafından, kabule engel herhangi bir eksiklik, kusur, arıza bulunmadığı belirtilerek işin 25/04/2016 tarihlinde teslim alındığı, nitekim 19/06/2018 tarihli kesin kabul tutanağında da işin 25/04/2016 tarihinde kabulünün yapıldığının belirtildiği, bu durumda davacı şirketin malvarlığının pasifinin artmasına neden olduğu iddia olunan eylem tarihinin 25/04/2016 olarak kabul edilmesi gerektiği,mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere TTK'nun 560/1 fıkrası uyarınca eldeki davada kısa süreli zamanaşımının dava tarihi itibariyle dolmadığı kabul edilse dahi, 25/04/2016 tarihinden itibaren işlemeye başlayan beş yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle doluğu, davalının yöneticisi olduğu davacı şirket adına yönetim organı yetkisi kapsamında sözleşme yapmasının, sözleşme şartlarında değişikliğe gitmesinin cezayı gerektirir, suç teşkil eden bir eylem olmayacağı, bu nedenle zararlandırıcı olduğu iddia edilen eylem bakımından Türk Ceza Kanununa göre uygulanması gereken daha uzun süreli bir zamanaşımı süresi bulunmadığı, cevap dilekçesi ile süresinde sunulan zamanaşımı def'inin reddine ilişkin ara kararın davacı yararına usuli kazanılmış hak teşkil etmeyeceği, bu ara karardan rücu edilerek zamanaşımı def'inin yeniden değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı ve fer'i müdahilin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır (bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2024/2598 esas, 2025/1021karar sayılı 18/02/2025 tarihli ilamı).Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacı ve fer'i müdahilin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddi gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı ve fer'i müdahil ...'nin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacı ve feri müdahilden ayrı yarı alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf edenler tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacı ve feri müdahil ...'den ayrı ayrı tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 24/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/2042, K. 2026/1679, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-2042-e-2026-1679-k-2c0f80b20e1a