İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1628 E. 2026/142 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1628
- Karar No
- 2026/142
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 24. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1628 Esas KARAR NO : 2026/142
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/07/2026 KARAR TARİHİ : 01/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan davada her ne kadar duruşma günü 13/10/2026 tarihine verilmiş ise de, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü, ... Defterdarlığı, ... Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği yazı cevapları ile davalı tarafça sunulan cevap dilekçesi incelenmekle, dosya ele alınarak incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın, davalı ... yetkililerinin talebi ve şirketin acil finansman ihtiyacı gerekçesiyle 25.04.2025 tarihinde ... nezdinde ihtiyaç kredisi kullandığını, kredi bedeli olan 485.900,00 TL tutarındaki meblağın aynı gün davalı şirket muhasebe sorumlusu ...'ın ... IBAN numaralı hesabına gönderildiğini, bu bedelin davalı şirketin ticari borçlarının kapatılmasında kullanıldığını, taraflar arasında krediden doğan taksitlerin davalı şirket tarafından ödeneceği hususunda mutabakata varıldığını, kredinin ilk 10 taksitinin davalı şirket veya bağlantılı kişilerce düzenli olarak ödendiğini, ancak Mart 2026 ve Nisan 2026 dönemlerine ait son iki taksitin davalı tarafça sebepsiz yere ödenmediğini, müvekkilinin kredi sicilinin zarar görmemesi ve icra tehdidiyle karşılaşmamak adına 17.03.2026 tarihinde 62.926,79 TL tutarındaki taksiti ve 27.04.2026 tarihinde 63.432,08 TL tutarındaki bakiye borcu bizzat ödemek zorunda kaldığını, davalı şirketin bu ödemeler neticesinde sebepsiz zenginleştiğini, vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca da iade borcunun doğduğunu, müvekkil tarafından ... 25. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalı şirketin haksız ve dayanaksız şekilde itiraz ettiğini, alacağın likit ve hesaplanabilir olduğunu belirterek davalının haksız itirazının iptali ile takibin 128.331,58 TL üzerinden devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle, davacının kendi adına kullandığı tüketici kredisinden elde ettiği 485.900,00 TL tutarındaki parayı ... isimli şahsi hesaba gönderdiğini, kredi taksitlerinin bir kısmının müvekkil şirket veya bağlantılı kişilerce ödendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ... 25. İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, uyuşmazlığın taraflar arasında kurulduğu iddia edilen ödünç ilişkisinden kaynaklandığını ve Türk Ticaret Kanunu kapsamında mutlak ticari dava niteliği taşımadığını, davacının tacir veya esnaf sıfatının bulunmaması halinde davanın genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanında kaldığını, bu nedenle mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi gerektiğini, davacının parayı gönderdiği hesabın müvekkil şirkete değil ... isimli gerçek kişiye ait olduğunu, dekont üzerinde şirketin borç üstlendiğine dair herhangi bir açıklama bulunmadığını, müvekkil şirket tarafından kredi borcunun üstlenilmesine ilişkin bir sözleşme veya borç ikrarı mevcut olmadığını, ...'ın eski bir çalışan olmasının şahsi hesabına yapılan transferleri şirket borcu haline getirmeyeceğini, davacının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi uyarınca aradaki hukuki bağlantıyı ispatlayamadığını, takip konusu borç yönünden müvekkil şirketin pasif taraf sıfatının bulunmadığını, ilk on taksidi ödediği iddia edilen ..., ... ve ... isimli kişilerin müvekkil şirket adına hareket ettiklerinin kanıtlanamadığını, banka kayıtlarındaki bazı işlemlerin aynı referans numarasına sahip tekrarlardan ibaret olduğunu, ... tarafından gönderilen tutarın aynı gün iade edildiğini, banka kayıtlarının tekilleştirilmeden ve şirketle bağlantısı kurulmadan borç ikrarı sayılamayacağını, ...'ın hesabından yapılan diğer çıkışların müvekkil şirketin borcuna ilişkin olduğunun somut belgelerle ortaya konulmadığını, davacının sunduğu ... görüntülerinin içerik, aidiyet ve bütünlük yönünden kabul edilemeyeceğini, bu yazışmalarda şirketi temsil yetkisi olan kişilerin bulunmadığını, takip konusu alacağın miktarı ve faiz oranının ispatlanamadığını, davacının ödediğini iddia ettiği tutarlar ile takipteki tutar arasında uyumsuzluk bulunduğunu, aradaki 1.972,71 TL tutarındaki farkın hukuki sebebinin açıklanmadığını, kredi maliyetlerinin şirket tarafından üstlenildiğine dair bir anlaşma olmadığını, tüm ödemeler ve mahsuplar belirlenmeden takip konusu 128.331,58 TL tutarındaki alacağın kabul edilemeyeceğini, davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddi gerektiğini, ...'ın şirketle ihtilaflı olması nedeniyle davacının bu şahsın yönlendirmesiyle hareket ettiğini, davacı ile ... arasındaki şahsi ilişkinin müvekkil şirketi bağlamayacağını belirterek öncelikle mahkemenin görevsizliğine, aksi takdirde davanın reddine, davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine, koşulların oluşması halinde kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davacının, bakiye alacağın tahsili için davalı aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olayda dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; yapılan araştırmalar neticesinde, dosya arasına celbedilen ... Ticaret Sicil Müdürlüğü, ... Defterdarlığı, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği yazı cevabında, davacının esnaf kaydının bulunmadığı, ticari faaliyetlerine rastlanmadığının anlaşıldığı, ayrıca davalı vekilinin cevap dilekçesinde de dava konusu uyuşmazlığın mutlak dava olmadığına ilişkin beyanda bulunulduğu görülmekle, davacının tacir olmadığı anlaşılmıştır. Bu haliyle uyuşmazlığı çözmede mahkememiz görevli değildir. Uyuşmazlığa konu olayın ticari olmayan davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda re'sen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi ekli kararda açıklanacağı üzere, 1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli Mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA, 3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi. 01/10/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır