Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1007 E. 2026/1422 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1007
Karar No
2026/1422
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ)

ESAS NO : 2022/1007 KARAR NO : 2026/1422

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 09.11.2021 ESAS-KARAR NUMARASI : 2021/248 E., 2021/871 K.

DAVA : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 25.06.2026 YAZIM TARİHİ : 25.06.2026

Davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkilinin davalı taraf ile zaman içinde çeşitli ticari ilişkileri olduğunu, davalıya verilen hizmetler karşılığı 30.04.2020 tarih ... sayılı ve 59.000,00 TL tutarındaki fatura ile 31.05.2020 tarih ... sayılı ve yine 59.000,00 TL tutarındaki faturanın düzenlenerek faturalara konu mal ya da hizmetin davalı tarafa teslim ve tebliği edildiğini, bu iki faturanın taraflarca kayıtlarına alındığını, alım satım beyannamelerinde gösterildiğini ama aradan geçen zaman içinde fatura bedellerinin ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2020/28294 sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, ancak davalının haksız ve kötüniyetli itirazı neticesinde takibin durduğunu, davalının, borçlu olduğunu bilmekle beraber, alacağın tahsilini geciktirmek suretiyle zaman kazanmaya çalıştığını, takip talebinde TTK 1530/4. madde kapsamında takip öncesi işlemiş 5.800,99 TL tutarındaki faiz yönünden de müvekkiline karşı sorumlu olduğunu, dava konusu alacağın likit olduğunu, itirazın kötüniyetle yapılmış olması nedeniyle %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, arabuluculuk görüşmesinde de taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığını ileri sürerek, borçlunun icra takibine yaptığı itirazın iptaline ve takibin 123.800,99 TL üzerinden devamına, takipteki alacağın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle: Davacı ile müvekkili arasında çeşitli ticari işler olduğunu, davaya konu edilen faturalara ilişkin hizmet bedellerinin diğer faturalar gibi davacı tarafa ödendiğini, ayrıca davacı nam ve hesabına personel maaşlarının da ödendiğini, yapılan ödemelere ilişkin tüm kayıtların şirket bünyesinde yer aldığını ve yapılacak incelemede bu durumun tespit edilebileceğini, alacağının olmadığını bildiği halde icra takibi başlatan davacının kötüniyetli olduğunu, davacı aleyhine takip miktarının % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini savunarak, haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2020/28294 sayılı dosyası ile yapılan takibin iptaline, alacağın %20'inden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "...Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2020/282,94 esas sayılı dosyası, tarafların ticari sicil kayıtları, ticari defter ve kayıtları, tarafların Ba-BS formları, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı kül halinde değerlendirildiğinde; Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Bu kapsamda gerek davacının gerekse davalıların kayıtları incelendiğinde taraflar arasında kesilen faturaların doğruluğu ve faturalarda yer alan hizmetlerin yerine getirildiği hususunda kayıtlara yansıyan herhangi bir tutarsızlığın bulunmadığı, davanın taraflarının her ikisi içinde yapılan ödemelere ve tahsilatlara ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, davalının dosyaya sunduğu eklerin bilirkişi raporu ile birlikte yapılan değerlendirmesinde davacının verdiği hizmetten kaynaklı ödeme olduğu hususuna ilişkin belgeler olmadığı, tarafların BA/BS beyannamelerine yansıyan belge sayısı ve tutarlarına bakıldığında da ticari defterlerle uyumlu olduğu nitekim davalının hizmeti almadığına yönelik bir iddiasının bulunmadığı, takip konusu yapılan 118.000,00 TL tutarlı iki adet faturanın kayıtlarda yer aldığının doğrulandığı, ancak bu fatura bedellerinin ödendiğine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, dolayısıyla dava konusu borcun varlığı hususunda tereddüt yaratacak herhangi bir unsura rastlanmadığı, Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından düzenlenen faturaların davacı kayıtlarında bulunduğu ve davalı ticari defterleri ile doğrulandığı, davalı tarafından hizmet alınmadığına dair savunma yapılmadığı aksine faturaların kabul edildiği gözetildiğinde, davacının hizmet bedeline ilişkin alacağının tahsili haklı görüldüğünden davanın asıl alacak yönünden kabulüne, takip açılmadan önce davalı temerrüde düşürülmediğinden TTK madde 1530/4 uyarınca faturaların teslim alındıktan 30 gün sonrasında temerrüde düşeceğinden bahisle faiz hesaplaması yapılması gerektiğini savunmuştur. Ancak söz konusu faturalarda teslim alanın ad ve soyadı bulunmadığı gibi teslim tarihi de bulunmamaktadır. Taraflar arasında düzenlenmiş kesin vadeyi içerir bir sözleşmede de bulunmadığından TTK'nın 1530. Maddesi işbu davada uygulanamayacağı kanaatine varılarak birikmiş faiz isteminin reddine..." karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: UYAP üzerinden gönderilen 06.05.2021 tarihli cevap dilekçesi ile 09.06.2021 tarihli delil dilekçesi ekinde sunulan yaklaşık 230 sayfalık ödeme belgelerinin dosyaya fiziken alınmadığı, bu nedenle dosyanın eksik belge ile bilirkişiye gönderildiği, bilirkişi raporunda, davalının ödeme belgeleri sunmadığı ve davaya cevap dilekçesi vermediği yönünde tespit yapıldığı, mahkemenin, UYAP sisteminde mevcut olan cevap ve delil dilekçelerini dosyaya kazandırmadan hüküm kurmasının usul hükümlerine ve hakkaniyete aykırı olduğu, dava konusu faturalara ilişkin hizmet bedellerinin davacı adına çalıştırılan personelin maaş ödemelerine ilişkin olduğu ve bu ödemelerin davalı tarafından davacı nam ve hesabına gerçekleştirildiği, dosyada mevcut ödeme kayıtlarından da anlaşılacağı üzere davalının davacıdan alacaklı durumda bulunduğu, buna rağmen bu hususun hiç değerlendirilmediği, davalı tarafça yapılan ödemelerin hangi borca ilişkin olduğuna dair herhangi bir uyuşmazlık ileri sürülmediği halde bilirkişi tarafından bu ödemelerin hesaplamaya dâhil edilmemesinin hukuka aykırı olduğu, tarafların ticari defter kayıtlarının birbirini doğrulamadığı, buna rağmen yalnızca davacı kayıtlarına dayanılarak sonuca gidildiği, mahkemenin eksik inceleme, hatalı bilirkişi raporu ve dosyaya sunulan delilleri değerlendirmemesi nedeniyle verdiği kararın kaldırılması gerektiği nedenleriyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.b.1 gereğince esastan reddine, 2-) Alınması gereken 8.060,58 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 2.015,15 TL harcın düşümü ile kalan 6.045,43 TL harcın davalıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına, 3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 25.06.2026

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1007, K. 2026/1422, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1007-e-2026-1422-k-8cf31d49bba2