Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1561 E. 2026/975 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1561
- Karar No
- 2026/975
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/1561 Esas 2026/975 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1561 KARAR NO : 2026/975
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/10/2024 NUMARASI : 2024/217 Esas 2024/562 Karar
DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma İstemine İlişkin) DAVA TARİHİ : 02/04/2021 KARAR TARİHİ : 14/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/07/2026
Taraflar arasındaki ortaklıktan çıkma istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı, davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; ... Ltd. Şirketi'nin %20'sinin sahibi olduğunu, şirketin diğer iki ortağı ve yetkilisinin ... ile ... olup davalının yaklaşık beş yıldır Genel Kurul toplantısı yapılmadığını, yapıldıysa bile haberinin olmadığını, şirketin gelir gider durumu, bilançoları hakkında bilgi sahibi olmadığını, şirketin devlet kurum ve kuruluşlarına karşı yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği konusunda da bilgilendirilmediğini, şirket yetkilileriyle görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını, 08/11/2016 tarihli bir ihtarname ile başvurararak ortaklıktan ayrılmak istediğini belirttiğini, ancak değişen bir durum olmadığını belirterek davalı şirketteki ortaklığından bedelsiz olarak çıkmasına izin ve karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde özetle; genel kurulun toplanamamasında şirket organları ve yetkililerinin kusuru bulunmadığını, davacı hissedarın kusuru bulunduğunu, toplantı yapılamaması yüzünden de zarara uğramadığını, davacının, şüphe ve endişeleri üzerine davayı yöneltmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının iddialarının aksine, şirket müdürü ve pay sahipleri tarafından defaten aranıp toplantıya davet edilmesine rağmen çeşitli mazeretler göstererek katılmadığını, davacının, haklı mazeret sayılamayacak nedenlerle genel kurulun toplanamamasına sebebiyet verdiğini, kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak elde edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, davacının, şirket ortaklığı ilişkisinin çekilmez hale geldiği ve şirket ortaklığının kendisi bakımından yürütülmez boyuta ulaştığı iddialarının yerinde olmadığı, şirketin kurum/kuruluşlara karşı yükümlülüklerinin yerine getirilmediği iddiaların geçerli sebep teşkil etmediği, davalı şirketin salt genel kurul toplantısının uzun süre yapılmamış olmasının, davacı ortağın ortaklıktan çıkması için haklı çıkma sebebi olarak gösterilmeyeceği (bkz. Ankara BAM 21. HD.'nin 2021/384 esas ve 2023/1471 karar sayılı ilamı), diğer yandan davacının Kanun gereğince şirket genel kurulunu toplantıya çağırma yönünde asliye ticaret mahkemesinden bir talepte bulunmadığı gibi bilgi alma hakkının engellenmesine karşın TTK'nın 614/3 maddesi yoluna başvurmadığı, TTK'nın 638. maddesi gereğince davacının şirketten çıkarılmasını gerektirir sebeplerin oluşmadığı, dava dilekçesinde açıkça şirketin kötü yönetimi sebep olarak gösterilmese de davalı şirketin mali durumunun kötü olması ve şirketin iyi yönetilmemesi vakıalarına karşı Kanun'da hukuki çareler öngörülmüş olmakla bu yollara başvurulmadan dile getirilen şirketten çıkma talebinin de yerinde olmayacağı, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının şirketin mali durumunun kötüye gitmesinde etkili olduğunun görüldüğü, zira Ankara Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının 27/06/2024 tarihli Ankara CBS'ye suç ihbarında davacının adına da yer verildiği gerekçeleriyle; "yersiz açılan davanın reddine" dair karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı istinaf dilekçesinde özetle; şirkette yaklaşık beş yıldır genel kurul toplantısının yapılmadığını, şirketin gelir gider durumu; yıllık bilançoları, gelir gider durumu hakkında kendilerine bilgi verilmediğini, şirketin ticari defter ve kayıtlarının kanunlarda belirtildiği usulde tutulup tutulmadığı konusunda da tüm taleplerinin sonuçsuz kaldığını, şirketin Devlet Kurum ve Kuruluşlarına karşı yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği konusunda da bilgilendirilmediğini belirterek haklı sebeple ortaklıktan çıkmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; davacının ortağı olduğu limited şirket ortaklığından bedelsiz çıkma istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının limited şirket ortaklığından haklı sebep ile çıkma koşullarının oluşup oluşmadığı hususundan kaynaklanmaktadır. Mahkemece verilen davanın reddine ilişkin 16/09/2021 tarih, 2021/206 Esas ve 2021/628 sayılı kararın, davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin, 28/02/2024 tarih, 2022/305 Esas ve 2024/326 Karar sayılı ilamıyla "Eldeki davada davacı yanca davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının kanunlarda belirtilen usullerde tutulmadığı, bu yükümlülüğünün yerine getirilmediği iddia edilmiş olmasına rağmen mahkemece davacının bu iddiası kapsamında davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının sunulması veya bulunduğu yerin bildirilmesi için davalı şirkete süre verilmesi ve sunulması halinde davacı iddiaları kapsamında davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde alanında uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılıp rapor alınması gerektiği halde davacı yanın iddiaları kapsamında delillerin toplanmadığı, bilirkişi raporu alınmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürülen deliller toplanıp, toplanan deliller kapsamında olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğinden Dairemizce denetim yapılmamıştır. Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli nitelikte davaya konu delillerin toplanmadığı ve değerlendirilmediği anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. " gerekçeleriyle mahkeme kararının kaldırılmasına ilişkin karar verilerek dosya ilk derece mahkemesine iade edilmiş, mahkemece 2024/217 Esas sırasında yargılamaya devam edilerek kaldırma kararı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak Ankara Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı Vergi Kaçakçılığı Denetim Daire Başkanlığı ve Ankara Ticaret Odası Başkanlığına müzekkereler yazılmıştır. Her somut olayda haklı sebep bulunup bulunmadığının durumun özelliğine göre ortaklık yapısı da gözetilerek değerlendirilmesi gerektiği, bu bağlamda mahkemece taraf delilleri toplanarak kaldırma kararı sonrası Ankara Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı Vergi Kaçakçılığı Denetim Daire Başkanlığı ve Ankara Ticaret Odası Başkanlığı yazı cevapları da dosya kapsamına alınarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan 12/07/2024 tarihli uzman bilirkişi raporunda özetle; "...Davacı ...'nın, davalı şirkette 14/09/2007 tarihinde işe başladığını, ... Firması ile davacı ... arasında 02/08/2007 tarihli "iş akti sözleşmesi" akdedildiği, sözleşmeye göre; ...'nın ... Otomotivin adına yurt dışından ithal edilecek veya yurt içinden temin edilecek lastiklerin satışını üstlenerek, ekibi ile birlikte pazarlamasını yapacağını, lastik satış pazarlamasından elde edilecek kardan tüm masraflar düşüldükten sonra geriye kalacak net karı %15'i prim olarak verileceğini, davalının rızası olmadan iş akdinin fesihi durumunda davacı tarafından 250.000,00 USD tazminat ödeneceğini, davacının şirket ortaklar kurulunun 05/05/2014 tarihinde aldığı 2014/02 no.lu kararla şirket ortağı olduğunu, adedi 500,00 TL'den 400 hisse karşılığı 200.000,00 TL ödeme yaptığını, davacının hisselerini devrederek ayrılmak istediğini 08/11/2016 ve 08/10/2020 tarihli noter ihtarnamesi ile şirketten talep ettiğini, bu talebe karşılık şirket tarafından keşide edilen 25/11/2016 tarihli ihtarname ile şirketin ödeme güçlüğüne düştüğünü, hisse devri talebinin iyi niyetle yapılmadığını, hisse devrinin şirket açısından geçersiz olduğunun davacıya bildirildiğini, davalı şirketin 2012 yılı 21/06/2013 tarihinde yapılan Genel Kurul Toplantısının 5 numaralı ara kararında "Şirketin karlarının dağıtılmayıp şirkette bırakılmasına oy birliği ile karar verildi" denildiği, şirketin genel durumunun açıklamalar doğrultusunda olduğunu, ticari borçların ile SGK ve Vergi borçlarını ödenmesinde zorluk çekildiğini, davacının şirketin olumsuz gidişinde dahil bulunduğu, Vergi İnceleme Tutanağından belirtilen hususların da olumsuz gidişte etkili olduğu" hususlarını bildirdiği görülmüştür. Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, 6102 Sayılı TTK'nun 638/2.maddesinde, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabileceği, mahkemenin istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebileceği, anılan kanunun 636/3.maddesinde ise; haklı sebeplerin varlığı halinde, her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemenin, istem yerine, davacı ortağa payın gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği düzenlenmiştir. Bilindiği üzere limited şirket ve anonim şirketlerde; şirketin haklı sebeplerle feshi ve şirket ortaklığından çıkma için haklı sebep teşkil edecek nedenlerin hangi haller olduğu hususu Türk Ticaret Kanununda sayılmamış olup, doktrinde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması," "şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkansız olması," "şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi," "azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması," "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması, şirketin feshi açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır. Hakim her somut olayda haklı sebep bulunup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edecektir. ...’na göre haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur. Limited şirket, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahiptir. Bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebepler de haklı sebep olarak ileri sürülebilir. Haklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebep bile niteliği ve ortaya çıkardığı sorunlar gözetildiğinde şirket ortaklığından çıkma ve şirketin feshi için yeterli haklı sebep oluşturabilir.Düzenleme ile birlikte somut olaya gelince; davacı yan dava dilekçesinde davalı şirketin % 20 oranında hissesinin sahibi olduğunu , şirketin diğer iki ortağı aynı zamanda yetkilisi olan ... ile ... olduğunu belirtmiştir. Şirkette yaklaşık beş yıldır genel kurul toplantısının yapılmadığını, şirketin gelir gider durumu; yıllık bilançoları, gelir gider durumu hakkında kendisine bilgi verilmediğini, şirketin ticari defter ve kayıtlarının kanunlarda belirtildiği usulde tutulup tutulmadığı konusunda da tüm taleplerinin sonuçsuz kaldığını, şirketin kamu kurum ve kuruluşlarına karşı yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği konusunda da bilgilendirilmediğini belirterek haklı sebeple ortaklıktan çıkmak istemektedir. İşbu davada ispat yükü üzerinde bulunan davacının limited şirket ortaklığından çıkma için haklı sebebin oluştuğunu ve oluşan haklı sebebin kendisinden kaynaklanmadığını usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekmektedir. Davacının istinaf sebeplerinin incelemesine gelince; davacının şirket kayıtlarına, şirket ortağı sıfatıyla ulaşması mümkün bulunduğu gibi, bu hakkının engellenmesi halinde ise, yasanın kendisine tanıdığı bilgi alma hakkını kullanmak üzere şirket müdürüne başvurması, bu başvurunun da gereğinin yerine getirilmemesi halinde mahkemeye başvurarak bilgi alma hakkını kullanması yasal olarak mümkündür. Davacının genel kurul toplantısının yapılmaması iddiası yönünden ise, TTK m.411 uyarınca sermayenin en az % 10' unu ( halka açık % 5' ini ) teşkil eden pay sahipleri gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek yönetim kurulundan genel kurulu toplantıya çağırmasını talep edebilirler. Taleplerinin reddedilmesi halinde talepte bulunan pay sahipleri şirket merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesi' nden genel kurulun toplantıya çağrılmasını talep edebilirler. Davacının bu hukuki yollara başvurduğuna ilişkin dosya kapsamı itibariyle bilgi ve belge mevcut değildir. Bu haliyle bu hususlar açısından şirketten çıkmak için haklı sebep koşullarının oluşmadığı sabittir. Şirketin ticari defter ve kayıtlarının kanunlarda belirtildiği usulde tutulup tutulmadığı konusunda Mahkemece yargılama aşamasında alınan 12/07/2024 tarihli bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulduğu sabittir. Şirketin Devlet Kurum ve Kuruluşlarına karşı yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği konusunda ise; Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı Vergi Kaçakçılığı Değerlendirme Komisyonu Mütalaası'nda 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. Maddesinde yazılı suç fiillerinin ..., ..., ... tarafından işlendiği ve bunun Cumhuriyet Başsavcılığı' na bildirilmesi gerektiği yönünde mütalaa verildiği ayrıca mahkemece hükme esas alınan 12/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere şirket ortağı olan ..., ... firması ile arasında düzenlenen 02/08/2007 tarihli iş akdi sözleşmesi ile şirkette çalışmış ve yapılan sözleşmeye göre, ekibiyle birlikte oluşturulan firmanın faaliyet alanının genel müdürü olarak görev aldığı görülmüştür. Dolayısıyla şirketin düştüğü ekonomik sıkıntıda bilirkişi raporu kapsamına göre payı bulunduğu tespit edilmiştir. Hal böyle olunca mahkemece, davacının, ortağı olduğu davalı limited şirket ortaklığından çıkma için haklı sebep koşulunun gerçekleştiğini usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3--Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/07/2026
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -... ... ... ... ...