Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/259 E. 2026/999 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/259
Karar No
2026/999
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2025/259 Esas 2026/999 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/259 KARAR NO : 2026/999

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/12/2024 NUMARASI : 2023/643 Esas 2024/850 Karar

DAVA : İtirazın İptali (TTK.M.1472) DAVA TARİHİ : 27/09/2023 KARAR TARİHİ : 16/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/07/2026

Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirkete kasko sigortalı olan ... plakalı araç ile davalı ...'ye ait, diğer davalıya ZMM Sigortalı ... plakalı araç arasında 01/01/2022 tarihinde Yenimahalle İlçesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davacının aracının da içerisinde olduğu 3 araç park halinde iken ... plakalı aracın önce ... plakalı araca sonra davacının aracına, en son olarak da ... plakalı araca çarparak sürücüsünün olay yerini terk ettiğini, kaza tespit tutanağında davalı yan aracının %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacı şirketin kasko poliçesi nedeniyle sigortalısının hasarını 18/01/2022 tarihli olarak tazmin ettiğini, kusurlu aracın kusur oranına isabet eden tutarı icra takibine koyduğunu, davalı tarafın itirazı üzerine takibin durduğunu bildirerek, Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2023/21042 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devanıma, %20 den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, davalı sigorta şirketine usulüne uygun şekilde başvuru yapmadan icra takibi başlattığını, davacının kusur iddialarını kabul etmediklerini, kusura ilişkin rapor alınmasının zorunlu olduğunu, davalı sigorta şirketine sorumluluk atfedilebilmesi için gerçek zararın tespitinin gerektiğini, davacının talebine ilişkin davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını bildirerek davanın reddini, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza mahalline araç park etmenin yasak olduğu mahal olduğunu, araçların hatalı park halinde olduklarını, bu sebeple zincirleme şeklinde meydana gelen kazada davalı sigorta şirketinin aracın sürücüsü ...'nin kaçmadığını, linç girişimi tehdidi üzerine olay yerinden uzaklaştığını ve can güvenliği bulunmadığı için karakola sığındığını, terk olayı başlı başına rücu sebebi olmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalılardan ...'ye ait ve diğer davalıya sigortalı ... plakalı aracın davacıya kasko sigortalı ... plakalı araca park halindeyken çarparak hasara neden olduğu kazada tam kusurlu olduğu, takibe konulan 35.880,00 TL hasar tutarının zarar ile uyumlu olduğu, davalı taraf icra takibindeki işlemiş faize de itiraz etmiş ise de mahkememizce resen yapılan hesaplama sonucu icra takibinde istenen işlemiş faiz tutarının da takipte istenen yasal faiz oranına göre fazla olmadığı kanaatine varılmakla, davanın kabulü ile davalıların Ankara 18.İcra Dairesinin 2023/21042 Esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazın 35.880,00 TL asıl alacak, 4.573,96 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 40.453,96 TL üzerinden iptali ile takibin anılan tutar üzerinden devamına, asıl alacağa ödeme emrinde gösterildiği şekilde takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, uyuşmazlık haksız eylemden kaynaklandığından ve alacak belirgin nitelik taşımadığından icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... Sigorta vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemeye sunulan cevap dilekçesinde açıkça davacı tarafın, müvekkili şirkete usulüne uygun şekilde başvuru yapmadan icra takibi başlatmış olduğu belirtilmiş olmasına rağmen yargılama aşamasında ve akabinde gerekçeli karar yazımında bu beyanlarına ilişkin değerlendirme yapılmadığını bildirerek cevap lahiyasında ileri sürdükleri itirazları tekrarla , ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dava konusu Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2023/21042 esas sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine 35.880,00 TL asıl alacak, 4.573,96 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 40.453,96 TL alacağın tahsili istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalıların süresi içerisinde ödeme emrine itirazı üzerine takibin durduğu, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir. Davacı yan kasko sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğraması nedeniyle sigortalıya ödenen hasar bedelinden davalıların sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise önce ZMMS şirketine başvurulması gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlendiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacının kasko sigorta poliçesi ile teminat altına aldığı sigortalı araçla 01/01/2022 tarihinde dava konusu kazaya karışan davalı ... adına kayıtlı ... plakalı aracın kaza tarihinde zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi ile diğer davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından teminat altına alındığı dosya içeriğiyle sabittir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, meydana gelen trafik kaza tarihinde davalının aracının davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından ZMMS poliçesi ile teminat altına alınması nedeniyle davacının rücuen alacak talebini doğrudan davalılara yöneltip yöneltemeyeceği, davalı aleyhine başlatılan icra takibinin bu noktada usulüne uygun olup olmadığı, itirazın iptali dava şartı olan usulüne uygun icra takibi yapılmış olmasına ilişkin şartın gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmiş ise dava konusu kazada davalının maliki olduğu araç sürücüsünün kusurlu olup olmadığı, sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil kusur bulunup bulunmadığı, sigortalı araçta oluşan hasardan davalı yanın sorumlu olup olmadığı, sigortalı araçta oluşan hasar nedeniyle sigortalıya ödeme yapan davacının ödediği bedeli davalı yandan talep edip edemeyeceği, davalı yanın icra takibine itirazının haklı olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalılar vekillerinin istinaf itirazları incelendiğinde, davacı yan, sigortalısına ödediği bedelin kaskolu araçta hasara neden olan aracın maliki olan davalı ... ve aracın ZMM sigortacısı davalı şirketten rücuen tahsili için icra takibi başlatmış, davalıların itirazı üzerine duran ilamsız icra takibine devam edebilmek için de işbu itirazın iptali davasını açmıştır. Davalı ... Sigorta A.Ş yargılama aşamasında aracının ZMMS poliçesi ile teminat altına alındığını, davalı sigorta şirketine usulüne uygun şekilde başvuru yapmadan icra takibi başlattığını bildirerek davanın reddini talep etmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere davalı ...'nin maliki olduğu araç kaza tarihinde ZMMS poliçesi ile diğer davalı ... Sigorta A.Ş tarafından teminat altına alınmıştır. Kaza tarihi olan 01/01/2022 tarihinde yürürlükte bulunan Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.4.4.3. maddesi "Sigorta şirketi ödediği tazminat tutarınca sigortalıya halef olur. Sigorta şirketi ödediği tutar için rücu talebini, sigorta limitleri dahilinde, öncelikle ilgili risk için teminat sunan sigorta şirketine yöneltir. Sigorta şirketi ilgiliye karşı sahip olduğu rücu hakkını ilgili risk için sigorta teminatının bulunmadığı durumda kullanabilir. Sigorta ettiren ve sigortalı, sigortacının açabileceği davaya veya takibe yararlı ve elde edilmesi mümkün belge ve bilgileri vermeye zorunludur" hükmünü içermektedir. Anılan hüküm uyarınca sigortalısına ödeme yapan davacının sigortalısının halefi olarak ödediği tutar için rücu talebini, davalılara karşı ancak ilgili risk için sigorta teminatının bulunmadığı durumda kullanabilecektir. Somut olayda ise davalı ...'nin aracı ZMMS poliçesi ile teminat altındadır. Bu durumda davacı, rücuen alacak talebini sigorta limitleri dahilinde, öncelikle ilgili risk için teminat sunan davalının ZMMS poliçesini düzenleyen diğer davalı sigorta şirketi olan ... Sigorta A.Ş.'ye yöneltmek zorundadır (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28/03/2016 tarih ve 2015/9080 Esas 2016/3878 Karar sayılı ilamı). Öte yandan Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 11/05/2022 tarih 2022/3223 Esas 2022/4460 Karar sayılı ilamında hayat sigortasına ilişkin olarak "Dosya kapsamından mirasbırakan Sabri’nin kullandığı, 07/02/2013 tarihli ve 20.000 TL tutarlı bireysel kredi nedeniyle aynı başlangıç tarihli hayat sigortası poliçesi tanzim edildiği, mirasbırakanın 26/06/2013 tarihinde öldüğü, geriye davacı mirasçısının kaldığı anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta; sigorta poliçelerinin kredi veren banka tarafından açılan kredilere teminat olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Tüketici kredisi sözleşmesinde ve tüm sigorta poliçelerinin üzerinde kredi veren bankanın adına dain ve mürtehin kaydı bulunacağı yazılı olup sigorta şirketinin menfi yanıtına karşı, kredi veren banka lehtar olduğu sigorta poliçesindeki hakları talep ettiğinde, sigorta şirketinin ona karşı ileri sürebileceği bir defi ve itiraz hakkı bulunmamaktadır. Muris, bankadan kullandığı krediye teminat oluşturmak üzere bankanın talebiyle hayat sigortası yaptırmıştır. Esasen kredi veren bankanın talebi ile tüketici tarafından yaptırılan hayat sigortası, tüketicinin kendi isteğiyle yaptığı bir sigorta olmayıp, bankanın talebi üzerine kredi alacağına teminat oluşturmak üzere yapılan bir sigortadır. Sigorta poliçesinde, tüketici sigortalı, banka lehtar ve sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirkedir. Poliçenin dain ve mürtehini bankadır. Rizikonun gerçekleşmesi halinde, bankanın poliçe teminatı kapsamında kalan bakiye kredi alacağını, öncelikle sigorta şirketinden tahsil etmesi gerekir. Sigorta şirketi lehtar konumunda olduğundan, bankaya karşı tüketicinin sağlık sorunları olduğunu, örneğin, kalp hastası veya kanser hastalığını gizlediğini ileri süremez. Çünkü, sigorta poliçesini düzenleyen, sigorta şirketinin kendisi veya yetkili acentesidir. Bankanın elinde hayat sigortası poliçesi gibi kolayca alacağını tahsil etme imkanı varken, sigortacının ödeme talebini geri çevirdiği şeklindeki bir gerekçeyle, poliçe limiti kapsamında kalan alacağı için icra takibi başlatması veya dava açması TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık oluşturur. Bu nedenle tüketici işlemi niteliğindeki banka kredileri nedeniyle, hayat sigortası yapılmış olması durumunda, bankanın poliçe limitleri dahilinde kalan kredi alacağını öncelikle sigorta şirketinden tahsil etmesi zorunludur. Bu husus, banka tarafından tüketicinin mirasçıları (halefleri) hakkında dava açılabilmesinin ön şartıdır. Banka sadece poliçe limitinin yeterli olmadığı bakiye alacak için tüketicinin mirasçılarından talepte bulunabilir. Kredi kullanan tüketici adına yapılan hayat sigortası poliçesi mevcutken, bankanın tüketicinin ölümü nedeniyle, tüketicinin mirasçılarından ödenmeyen bakiye kredi alacağının tahsili için dava açması veya icra takibi başlatması, sigorta hukukunun temel ilkelerine ve sigorta yapılmasının amacına aykırılık oluşturacağı gibi sigorta yapılmasına duyulan güven ve itimadı da zedeler. Bu nedenle banka alacağını öncelikle sigorta poliçesinden tahsil etmelidir. TMK'nın 2. maddesinde, "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmü düzenlenmiştir. 2918 sayılı yasanın 91. maddesine göre işletenin aynı yasanın 85. maddesindeki hukuki sorumluluğunu karşılanmak üzere yaptırılan ZMMS poliçesinin lehtarı aynı yasaya göre zarar gören üçüncü kişi olup, kasko şirketi de zarar görene halef olduğuna göre ZMMS sigortacısına başvuru hakkına sahiptir. Hal böyle olunca mahkemece; yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, mirasçının ölüm nedeninin tespit edilemediğinden dava konusu kredinin davacıdan tahsil etme işleminin haksız olduğu yönündeki yanılgılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir." şeklindeki kararında da uygulandığı üzere sigorta ettirmek ile davalı işleten riskini teminat altına almıştır. Sigortacı davacı şirketin sigortalısı da üçüncü kişi olarak ZMMS'nin doğal lehtarı olduğundan, sigorta ilişkisinin amacına uygun olarak, lehtarın sigorta şirketine başvurması gerekir. Yargıtay 13. ve 3. Hukuk Dairesi'nin ihtiyari olan hayat sigortası yönünden getirdiği bu kriter, yapılması zorunlu olan ZMMS poliçesi yönünden evleviyetle uygulanmalıdır. Diğer taraftan TTK'nun 1472. maddesine göre davacının halef olması kanuni dayanak sağlamış ise de, davacı sigorta şirketi rücu hakkının sigorta şirketine başvuru şartı getiren genel şartları kabul ettiğine göre bu haklar sınırında belirlenmiştir. Genel şartlarla sigortalı aleyhine hüküm getirilemez ise de (TTK'nun 1452. maddesi) sigorta şirketi yönünden böyle bir kısıtlama da bulunmamaktadır. Bu durumda kasko genel şartlarının davacı sigorta şirketini bağlamayacağı da söylenemez. Öte yandan TTK'nun 1472. maddesi sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder hükmü dava hakkının intikalini düzenlemektedir. Sigorta şirketinin dava hakkını kullanmasına ilişkin dava şartı/takip şartı kıstasının gözetilmeksizin dava hakkı verildiğine ilişkin bir düzenleme değildir. Dava itirazın iptali davası olduğundan anılan dava şartının tamamlanabilir nitelikte bir dava şartı olup olmadığı da somut uyuşmazlıkta tartışma konusu yapılmamıştır. Hal böyle olunca, mahkemece davalı aracının kaza tarihinde ZMMS poliçesi ile teminat altına alındığı, davalının aracının ZMMS poliçesi bulunduğunu ileri sürdüğü, Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.4.4.3. maddesi uyarınca davacının rücuen alacak talebini sigorta limitleri dahilinde, öncelikle ilgili risk için teminat sunan davalının ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi olan diğer davalı ... Sigorta A.Ş.'ye yöneltmek zorunda olduğu, davacının anılan sigorta şirketine başvurmadan davalı aleyhine doğrudan icra takibi yapamayacağı, itirazın iptali dava şartı olan usulüne uygun başlatılan icra takibinin varlığına ilişkin şartın gerçekleşmediği gözetilerek davalılar hakkında davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında isabet görülmediğinden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 17/12/2024 tarih ve 2023/643 Esas 2024/850 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Dava şartı yokluğu nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE, 3-Alınması gerekli olan 732,00 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 690,86 TL harç ile 202,27 TL icra peşin harcından mahsubu ile fazla alınan 161,13 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca 40.453,96 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 7-HMK'nun 333/1. maddesi gereğince harcanmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, B)1-İstinafa başvuran davalı ... Sigorta A.Ş tarafından yatırılan 700,00 TL istinaf nispi karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde yatırana iadesine, 2-İstinafa başvuran davalı ... tarafından yatırılan 690,85 TL istinaf nispi karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde yatırana iadesine, 3-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan 1.163,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 270,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.433,10 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'ye verilmesine, 4-İstinaf aşamasında davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan 1.163,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalı ... Sigorta A.Ş'ye verilmesine, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 6- Ankara 4.Genel İcra Müdürlüğü'nün 2023/158840 Esas sayılı takip dosyasına davalı ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından sunulan 09/01/2025 tarihli 31-E3-3015 numaralı teminat mektubunun İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırana iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/07/2026

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/259, K. 2026/999, T. 16.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-259-e-2026-999-k-d7fa5197a679