Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1342 E. 2026/1199 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1342
- Karar No
- 2026/1199
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO : 2024/1342
KARAR NO : 2026/1199
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 25/06/2024
NUMARASI: 2022/242 E. - 2024/183 K.
DAVANIN KONUSU: Markanın Hükümsüzlüğü
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde kayıtlı ... tescil numaralı "..." ve ... tescil numaralı "..." marka tescillerinin SMK m. 6/1 ve 6/9 kapsamında hükümsüzlüğüne ve markalar sicilinden terkinine, davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde kayıtlı ... tescil numaralı "..." ve ... tescil numaralı "..." markalarının dava sonuna kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacı ile ihtiyati tedbir konulmasına, davacı ...’ün, “...” markasını farklı zaman aralıklarında farklı şekillerde tescil ettirmiş olmakla ilk tescil başvuru tarihi olan 26.08.2015 tarihinden beri de fiilen kullandığını, markasını yeme içme sektöründe tanıtmış durumda olduğunu, davacının www...com.tr internet alan adını da markası için tahsis etmiş ve https://www...com/...... hesabını aktif olarak kullandığını, davacının WIPO nezdinde kayıtlı "..." ibareli marka başvuru ve tescilleri bulunduğunu, TPE Nezdinde de; ...tescil numaralı "... ..." ibareli, 43. sınıfta tescilli, 26.08.2015 başvuru ve 09.05.2016 tescil tarihli marka. ... tescil numaralı "..." ibareli, 43. sınıfta tescilli, 20.10.2016 başvuru ve 15.06.2017 tescil tarihli marka. ... tescil numaralı "..." ibareli, 35. sınıfta tescilli, 23.08.2017 başvuru ve 14.12.2018 tescil tarihli marka. ... tescil numaralı "..." ibareli, 30 / 32 / 33 / 41. Sınıflarda tescilli, 11.05.2018 başvuru ve 02.05.2019 tescil tarihli marka. ... tescil numaralı "... ..." ibareli, 29 / 30 / 32 / 33 / 34 / 35 / 41. Sınıflarda tescilli, 03.09.2019 başvuru ve 12.10.2021 tescil tarihli marka. ... tescil numaralı "... ..." ibareli, 29 / 30 / 32 / 33 / 34 / 35 / 41 / 43. Sınıflarda tescilli, 06.09.2019 başvuru ve 18.09.2020 tescil tarihli markalarının da sahibi olduğu, dava konusu ... ve ... tescil numaralı "..." ibareli markalar ile davacıya ait "..." esas ibareli markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu,
markalar arasında 6769 sayılı SMK 6/1. maddesi gereğince tescil engeli bulunduğunu,
Davalının TÜRKPATENT nezdinde kayıtlı ... tescil numaralı "..." ve ... tescil numaralı "..." ibareli markalarının “..." ibareli markalarıyla görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu gibi, mal ve hizmet sınıfı bakımından da 43. Sınıfta tescilli olmaları nedeniyle aynı olduğunu, davalının marka başvurusunun kötü niyetle, davacının tanınmışlığından faydalanma gayesi içerisinde gerçekleştirilmiş olduklarını beyan ederek, davalının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde kayıtlı ... tescil numaralı "..." ve ... tescil numaralı "..." marka tescillerinin SMK m. 6/1 ve 6/9 kapsamında hükümsüzlüğüne ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesi talep edilmiştir.Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı tespit edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2022/242 esas, 2024/183 karar sayılı, 25/06/2024 tarihli kararı ile; "Dava konusu ... tescil numaralı "..." ve ... tescil numaralı "..." markaların davalı adına tescilli olduğu, davacının ...tescil numaralı ... ... markasının 43.sınıfta 09/05/2016 tarihinde, ... tescil numaralı ...+ ŞEKİL markasının 43.sınıfta 15/06/2017 tarihinde, ... tescil numaralı ...+ ŞEKİL markasının 35.sınıfta 14/12/2018 tarihinde, ... tescil numaralı ...+ ŞEKİL markasının 29, 30, 32, 33, 34, ve 41,sınıflarda 02/05/2019 tarihinde, ... tescil numaralı ... ... markasının 29, 30, 32, 33, 34, 35. Ve 41. Sınıflarda 12/10/2021 tarihinde, ... tescil numaralı ...+ ŞEKİL markasının 29, 30, 32, 33, 34, 35. 41. Ve 43. Sınıflarda18/09/2020 tarihinde davacı adına tescil edildiği, ... tescil numaralı ...+ ŞEKİL markasının 43.sınıfta 29/09/2022 tarihinde, ... tescil numaralı ...+ ŞEKİL markasının 43.sınıfta 31/01/2022 tarihinde davacı adına tescil edildikleri, davalı markaları ile davacı markalarının aynı sınıf olan 43.ortak sınıfta tescilli oldukları, markaların ana unsuru olan ... ve ... ibareleri birlikte değerlendirildiğinde aynı sınıf ve aynı ürünlere ilişkin emtialar yönünden markaların bu denli birbiri ile benzer ifadelerde olmalarının hayatın olağan akışına uygun olmayacağı,
görsel, işitsel ve anlamsal olarak davalı markalarının davacı markalarını çağrıştırdığı ve tüketicilerin markaları ile bağlantı kurmak ihtimallerinin söz konusu dikkate alındığında SMK ' nın 6/1 maddesi gereği hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kabul edilmiş ve bu yönden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafın SMK' nın 6/9 maddesi gereği hükümsüzlük talebi de incelenmiş, davalının markasının kötü niyetle tescil ettirdiğine dair somut verinin bulunmadığı ve davacı tarafça da davalının markalarının kötü niyetle tescil ettirdiğine dair bir delil dosyaya sunmadığı anlaşıldığından, SMK 6/9 maddesi gereği hükümsüzlük yönünden ispatın yerine getirilmediği ancak SMK 6/1 maddesi gereği hükümsüzlük koşullarının yerine getirildiği kabul edilerek Davanın KABULÜ ile,
1-Davalı adına tescilli ... tescil numaralı "...+şekil" markasının tüm sınıflardaki mal ve hizmetler yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE,
2-Davalı adına tescilli ... tescil numaralı "...+şekil" markasının tüm sınıflardaki mal ve hizmetler yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumunda ... ve ... numaralı ... markalarının sahibi olduğunu, davacı tarafça farklı sınıflarda tescili bulunan ... markaları ile iltibasa yol açtığından bahisle müvekkili markasının hükümsüzlüğü talepli dava ikame edildiğini, yerel mahkemece bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda, taraflar arasında kötü niyet karinesi teşkil edecek bir ilişki bulunmadığı, davacı markasının tanınmış marka olarak kabul edilmesini gerektirecek somut veri bulunmadığı, bu nedenle kötü niyete ilişkin hükümlerin uygulanma imkanı bulunmadığı, davalının kötü niyetli sayılamayacağı, SMK 6/9 şartlarının oluşmadığı, davacı markası ..., davalı markası ise...olarak okunduğu, markaların telaffuz ve kelime unsuru bakımından benzer olduğu, görsel açıdan farklılıklar içermelerine rağmen tescil sınıfları ve tüketici kitlesi bakımından davacı markaları ile çağrıştırma ve bağlantı kurma ihtimali bulunduğu, markalar arasında iltibas ihtimali söz konusu olabileceği ve SMK 6/1 anlamında davalı tarafa ait ... markalarının hükümsüz kılınabileceği yönünde görüş bildirildiğini, bilirkişi raporunun kötü niyet atfedilemeyeceği yönündeki kısmına katıldıklarını ancak markalar arasında çağrıştırma ve bağlantı kurma ihtimali bulunduğu yönündeki görüşe katılmadıklarını, söz konusu kanaatin hatalı ve güncel Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu,
müvekkili markalarının tescilinin Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından gerekli araştırma ve incelemeler yapılarak gerçekleştirildiğini, davacı markaları ile herhangi bir benzerliği bulunmamasına rağmen müvekkili markalarına karşı haksız ve hukuka aykırı olarak dava açıldığını, taraf markalarının ilk harflerinin benzer olduğu görülmekle birlikte ibarelerin bütünsel izlenim itibarıyla görsel, işitsel ve anlamsal bakımdan birbirinden yeterli ölçüde farklılaştığını, bu nedenle markalar arasında karıştırılma ihtimali ortaya çıkmayacağını,
Yargıtay tarafından kabul edilen inceleme kriterlerine göre, markaların unsurları bölünerek ayrı ayrı değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, aslolanın markaların bir bütün olarak bıraktıkları genel intibaya göre değerlendirme yapılması olduğunu, davaya konu müvekkili markalarının 43. sınıfta tescilli olduğunu, davacının 43. sınıfta tescilli olmayan markalarının iltibas tespitinde dikkate alınmaması gerektiğini, davacının ...numaralı ... ... ve ... numaralı ... ... markaları ile müvekkili markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak herhangi bir benzerlik bulunmadığını, logolar arasında herhangi bir benzerlik veya çağrışım bulunmadığını, markaların görsel açıdan ayniyetinden veya benzerliğinden bahsedilemeyeceğini, davaya konu markaların işitsel açıdan tüketiciler nezdinde iltibas yaratacak benzerlikler içermediğini, taraf markalarının eşdeğer oluşum veya telaffuza sahip olmadığını, fonetik olarak eşdeğer nitelikte olmadığını, anlamsal açıdan da herhangi bir anlam içermediklerini,
ihtilaf konusu markaların hitap ettiği tüketici kitlesinin bilgi düzeyinin yüksek, dikkatli ve ne aradığını bilen kitle olduğunu, tüketicilerin markaları gördüğünde düşünmeden ve araştırmadan hareket etmeyeceğini, markaların farklılığını hemen görebileceğini, davaya konu markaların ayırt edici gücünün zayıf olduğunu, "..." ve "..." ibaresinin piyasada yaygın olarak kullanılan, fantezi-orijinal olmayan, ayrım gücü zayıf bir ibare olduğunu, bu nedenle ayırt ediciliği zayıf markaların farklılığının, benzerliğine göre daha ön planda tutulması gerektiğini, somut uyuşmazlıkta, "..." ibaresinin pek çok marka ve ticaret unvanında yer aldığını, bu nedenle "..." ibaresinin zayıf bir marka olduğunu, müvekkili markasının, davacı markası ile karıştırılacak derecede benzer olmadığını, müvekkili markalarının 43. Sınıfta tescilli olduğu mal ve hizmetler ile davacının ... numaralı ... markasının tescilli olduğu mal ve hizmetlerin kısmen farklı olduğunu, bir an için davanın kabulü halinde dahi davanın "geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri" bakımından reddedilmesi gerektiğini belirterek, İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2022/242 Esas-2024/183 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve davanın reddini savunmuştur.
İSTİNAFA CEVAP:
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dava konusu ... ve ... tescil numaralı "..." ibareli markalar ile müvekkiline ait "..." esas ibareli markalar ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğundan, davalının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; davalı adına tescilli ... numaralı ve ... numaralı "...'' ibareli+şekil markalarının SMK'nın 6/1. ve 6/9. maddeleri gereğince hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından SMK'nın 6/1. maddesine dayalı olarak davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Markanın hükümsüzlük halleri SMK'nın 25/1. maddesinde düzenlenmiş olup SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, karıştırılma (iltibas) sebebine dayalı olarak SMK'nın 6/1. maddesi gereğince davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verildiği, kötüniyete dayalı hükümsüzlük koşulunun oluşmadığının tespit edildiği, davalı vekili tarafından markalar arasında benzerlik bulunmadığından bahisle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu daha önce yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil, karıştırılma ihtimali bulunması hükümsüzlük sebebi olarak düzenlenmiş olup tarafların markaları arasında iltibasa yol açacak derecede benzerlik olup olmadığının tespitinde işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmiştir. Bu kapsamda yapılan incelemede, davacının önceki tarihlerde tescilli ''...'' esas unsurlu markalarının 43. sınıfta (ve diğer sınıflarda) tescilli olduğu, davalının ''...'' ibareli markalarının da 43. sınıfta tescilli olduğu, şekil unsurundan ziyade kelime unsurunun baskın olduğu, markada öncelik ilkesi geçerli olup davacının tescilde önceye dayalı hak sahibi olduğu, davacı markasının ..., davalı markasının ise...olarak okunduğu, belirli bir anlamlarının bulunmadığı, hece tekrarından ibaret olmaları nedeniyle telaffuz ve kelime unsuru bakımından benzer olduğu, “...” ve “...” kelimeleri arasındaki harf benzerliği nedeniyle bu ibarelerinin okunuşunun markaların bunlardan başka baskın bir kelime ihtiva etmemesi nedeni ile karşılaştırılan markaların işitsel açıdan benzer olmalarına sebebiyet verdiği, markaların renk ve şekil yönünden kısmen farklılıklar içermelerine rağmen tescil sınıflarının aynı olması karşısında,
bütünsel olarak bakıldığında ibarelerin görsel olarak benzer oldukları, hitap ettikleri ortalama tüketici kitlesi bakımından davacı tarafa ait ... ... ... ... tescil numaralı ... , ... tescil numaralı ... markaları ile ‘çağrıştırma’ bağlantı kurma’ ihtimalinin bulunduğu, aynı sınıflarda kullanılan tescilli markaların hitap ettiği ortalama tüketici açısından teknik bir bilgiyi gerektirmemesi nedeniyle, özel bir tüketici grubu ya da uzmanlık/ihtisas sahibi bir tüketici grubu olmadığından ortalama tüketicinin dikkat seviyesi gözetildiğinde davalıya ait markaları davacının seri markalarından birisi olarak düşünebilecekleri, böylece markalar arasında ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, SMK'nın 6/1. maddesi gereğince hükümsüzlük koşulunun mevcut olduğu kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla mahkemenin bu yöndeki kabulü isabetli bulunmuş olup davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Tüm bu nedenlerle, istinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleri ile sınırlı yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../06/2024 tarih ve 2022/... E. 2024/... K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026