Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1211 E. 2026/1273 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1211
Karar No
2026/1273
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1211

KARAR NO: 2026/1273

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 28/05/2024

NUMARASI: 2022/461 E. - 2024/340 K.

DAVANIN KONUSU: 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İtirazın İptali)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/07/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı yatırımcının, davacı ...A.ş. aracılığıyla ... vadeli işlem ve opsiyon piyasası'nda (viop) işlem gören vadeli işlem sözleşmeleri ve opsiyon sözleşmelerine yatırım yapabilmekte oldukları ve yatırımcıya sağlanan platformlarda kar/zarar ve teminat durumlarını takip edebildiklerini, kendisi de bankacı olan davacının davalı aracı kurumun ulus şubesine giderek yüksek riskli ürünlerde gerçekleştireceği işlemler için yatırım hesabı açtırdığı ve 26.03.2019 tarihinde yatırım hesabı sözleşmesi - yüksek riskli ürünler ile genel hükümlere ilişkin çerçeve sözleşmeyi akdettiğini, cumhurbaşkanlığı'nın 20.12.2021 tarihli kabine toplantısı bitiminde yaptığı açıklamalar sonrasında Usd'nin Türk Lirası karşısında %20'ye yakın değer kaybettiği, gün içerisinde 1 USD - 18,40 TL eşitliği görülmekteyken açıklamalar sonrası bu eşitliğin 1 USD - 13,40 TL'ye kadar düşüş gösterdiğini, USD'nin TL karşısındaki bu değer kaybının (ters yönlü fiyat hareketi) davalının viop'ta taşıdığı özellikle uzun yönlü pozisyonlarının ters yönlü sert fiyat hareketlerinden etkilenmesine ve hesabında teminat açığı oluşmasına sebep olduğunu, akabinde davalının teminatın tamamlanmasına yönelik yapılan çağrılar sonucunda pozisyonunu internet üzerinden (online işlemlerle) kapatmak durumunda kaldığını, davalının hesabındaki son açıkta (ekside) kalan teminat tutarının (eksi bakiyenin) 166.463,85 TL olduğunu,

SPK ve borsa mevzuatı çerçevesinde, borsa'da gerçekleşen işlemler için risk ve teminat yönetiminin ... tarafından gerçekleştirilmekte olduğu, pozisyonu olan hesaplar için işlem öncesi, işlem anı ve işlem sonrası olmak üzere üç katmanlı bir risk yönetimi sisteminin uygulanmakta olduğunu, yatırımcıların teminat tutarının bulunması gereken teminat seviyesinin altına düşmesi veya TL teminat açığı bulunması durumunda ilgili hesaplar için teminat tamamlama çağrısı yapıldığını ve üyelerin teminat tamamlama çağrısı yapıldığını ve üyelerin teminat tamamlama çağrısı yükümlülüklerini en geç bir sonraki işlem günü için belirlenmiş olan saate kadar yerine getirmelerinin beklendiğini, davalının kapanan pozisyonu akabinde açıkta kalan teminat tutarını tamamlamadığından, mevzuat çerçevesinde davacı şirketin 22.12.2021 ve 23.12.2021 tarihinde davalının tamamlayamadığı teminat açığını (163.581 tl) ...'a ödemek zorunda kaldığını, ödeme sonrasında faiz ve sair masrafların doğmaya devam etmesi sebebiyle davalının temerrüt bakiyeleriyle davacı şirkete toplam borcunun, takip tarihi olan 06.01.2022 tarihi itibariyle 166.463,85 TL olduğunu, taraflar arasındaki genel hükümlere ilişkin çerçeve sözleşme'nin 16.6 maddesi uyarınca davacı şirketin yatırımcıların hesabında yeterli miktarda TL bulunmaması durumunda yatırımcının başka bir ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşmüş sayılacağını, çerçeve sözleşme ve diğer tamamlayıcı sözleşmelerden doğmuş ve doğacak her türlü muaccel borçlanma temerrüt gününden başlamak üzere bankalar birliğinin günlük ilan ettiği trlı bor faiz oranının 4 katı oranında temerrüt faizi yürütülmesini ve borcun belirtilen temerrüt faizi ile birlikte ödeneceğini hüküm altına aldığını, bu sebeple temerrüt tarihinden itibaren belirtilen faiz oranları işletilerek davalının hesabına borç kaydı yapıldığını, davacı şirketin davalının eksi bakiyesini ...'a ödedikten sonra davalıdan alacaklı hale geldiğini, davacı şirketin davalıdan olan alacağı için davalı ile anlaşmaya çalıştığı ve bu esnada çeşitli görüşmeler yapıldığını, uzlaşmaya varılamadığını, alacağın uzlaşma kanalıyla tahsil edilememesi sebebiyle .... İcra Müdürlüğü'nün ...e sayılı dosyası üzerinden tarihe geçildiği ve davalı borçlu tarafından böyle bir borcun bulunmadığı gerekçesiyle takibe itiraz edildiğini, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla .... İcra Müdürlüğü'nün ...e. sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibe itirazın iptaline ve takibin devamı ile alacağın %20'inden aza olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki yargılama yönünden görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğu, bu nedenle davanın görevden reddi gerektiği, Davacı yatırım kuruluşunun gerek yasal mevzuat ve gerekse Davalının "uygunluk testi” beyanları doğrultusunda Davalıya ana para üstünde zarar ettiremeyeceği ve teminat üzerinde zarar iddiasında bulunamayacağı, Profesyonel yatırımcı olmayan Davalıya teminat tutarının üzerinde bir kayıptan sorumluluk atfedilemeyeceği, profesyonel müşteri sıfatını taşımayan Davalıdan teminat eksiği ve başka isim altında talepte bulunulmasının yasal bir dayanağının bulunmadığı, bu nedenlerle huzurdaki davanın reddi gerekmektedir.

Davacı yatırım kuruluşunun, Davalının uygunluk testi ile ortaya koyduğu iradesini göz ardı ederek vekalet hükümlerini de ihlal ettiği, bu nedenle mevcudiyetini iddia ettiği zarardan kendisinin sorumlu olduğu, Davacı yatırım kuruluşu tarafından dava dosyasına sunulan "uygunluk testi " incelendiğinde havalının "Hangi ürünlerde daha önce yatırım yaptınız, ne sıklıkta yatırım yaptınız ve bu ürünlerdeki geçmiş 1 yıllık dönemdeki işlem hacminiz ne kadardır?” sorusu karşısında D bedinde yer alan Yüksek Riskli (Türev İşlemler (Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasasında), Varant, Yatırım Kuruluşu Sertifikası, Yatırımcı Bilgi Formunda Risk Değeri 5 ve 6 olan yatırım fonları, vb.) yüksek riskli ürünler yönünden 50.000,00- tl hacmi ile sınırlı bir meblağ yönünden kullanmak iradesinde olduğunu, "Risk ve getiri tercihiniz nedir? " sorusuna cevaben ise; Yüksek getiri beklentisiyle, yüksek riskli ürünlere yatırım yapabilirim (Anaparadan kaybetmeyi göze alabilirim) yanıtlarını verdiği, Bu noktadan hareketle, Davacının öncelikle, bilgilendirme yükümlülüğü ile vekalet ilişkisinin mevcudiyeti gereği yüklendiği sorumlulukları göz ardı ederek,

Davalının anaparadan kaybetmekle sınırladığı iradesini, bahse konu uygunluk testi ile açıkça ortaya konulmasına rağmen ticari kaygılarla görmezden geldiği, Davacı yatırım kuruluşunun, Davalıyı yasal çerçeve ile düzenlenmiş kapsamda bilgilendirmediği ve kısmi olarak bilgilendirdiği hususlarda da yanlış yönlendirdiği, dosyaya sunulan tarihsiz sözleşmelerin, uzlaşma teklifi yapılacağı iddiasıyla sonradan imzalatıldığı, Davalının huzurdaki davada talebe konu alacak iddiasından sorumlu tutulamayacağı, Davacının niteliği itibariyle bir güven kurumu olduğu; günümüzde iş ve ticaret hayatının gelişiminin sonucu olarak çeşitli sözleşmelerde yer alan hüküm ve şartların önceden taraflardan birisince tek taraflı olarak hazırlanıp hizmet alan aleyhine olacak şekilde bu kapsamda anlaşılabilir bir yönlendirme yapmaksızın bir anlamda kendi lehine bir dayatma aracı olarak kullanabilmekte olduğu, Bu nedenle Türk Borçlar Kanunu'nun 20-25. Maddeleri arasında düzenlenen genel işlem şartı kuramı doğrultusunda kanun koyucunun sözleşmeyi akdeden tarafların sözleşmenin akdedilmesi esnasında hak ve yükümlülüklerinin neler olduğunu tam olarak bilmeleri gerektiğini, bu bildirim yükümlülüğünün sözleşmenin sıhhati ve taraf iradelerinin uygun bir biçimde ortaya konulması için vazgeçilmez bir unsur olduğunun önemle altını çizdiği, huzurdaki taleplerin Türk Borçlar Kanunu madde 20 - 25 kapsamında genel işlem şartı teşkil etmekte olduğu, davalının kötü niyetli bir irade gaspına uğradığı,

Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan dava dilekçesinin 6. Madde başlığında değindiği Davalı ile gerçekleştirilen uzlaşma görüşmeleri gerçekleştirildiği hususunun bir irade gaspının tezahürü olduğu, Davacının, bahse konu Cumhurbaşkanlığı'nın 20.12.2021 tarihli kabine toplantısını müteakip hafta içerisinde Davalıyı davet ettiği ve işlemlerde hata olduğunu eksik evrakların tamamlanması halinde bu yanlışlığın giderilebileceğine Davalıyı inandırarak, hesap açılışında bildirim yükümlülüğü olan ve davalıdan talep hakkı doğuracak olan genel hükümlere ilişkin çerçeve sözleşmesi ve yatırım hesabı sözleşmesi - yüksek riskli ürünler gibi kritik belgeleri Davalıya risk gerçekleştikten sonra imzalattıkları, Davacı tarafından sözde alacak iddialarına dayanak teşkil eden temerrüt hükümleri ile sözde teminat hükümlerine dayanak sayılan tüm madde hükümlerinin Davalıya irade gaspı Ne 20.12.2021 tarihli kabine toplantısını müteakip hafta içerisinde imzalatılarak, bir anlamda kötü niyetli talepleri için Davacı tarafından yasal bir zemin inşa edilmeye çalışıldığı, Teminat talebinin varlığını asla kabul etmemekle birlikte,

Davacının dava dilekçesi ekinde alacağına dayanak olarak sunduğu Yatırım Hesabı Sözleşmesi - Yüksek Riskli Ürünler İle Genel Hükümlere İlişkin Genel Çerçeve Sözleşmesi'nin teminat tamamlama çağrısı tarihinde doğduğu iddia edilen riskler yönünden uygulama alanı bulamayacağı, bu itibarla, gerçekleştirilecek bilirkişi incelemesinin hem yukarıda izah ettikleri teminatı aşan kısımdan Davalının sorumlu tutulamayacağı hususlarına ek olarak da dikkate alınması gerektiği, İzah edilen nedenlerle; kanun koyucunun banka kredi sözleşmeleri başta olmak üzere algılanması ve irdelenmesi uzman görüşüne ihtiyaç duyulan alanlarda sözleşme taraflarını koruyabilmek için genel işlem şartlarını kanun metnine soktuğu, 2012 yılındaki bu değişiklikten sonra genel hüküm teşkil eden genel işlem şartları (Türk Borçlar Kanunu md. 20-25) ile uyumlu olarak normlar hiyerarşisi gereği sonradan ihdas olan ve ruhunu Türk Borçlar Kanunu'ndan alan Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun başta olmak üzere birçok özel düzenlemede de genel işlem şartının koruyucu unsurlarının benimsendiği ve takip edildiği, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankalar Birliği ve BDDK'nın yayımladığı birden fazla tebliğde özellikle yatırımcı ve mevduat sahiplerinin bilgilendirilmesi, risk, sorumluluk ve teminatlar noktasında yatırım potansiyelinin ve karakterlerinin tespit edilerek Borçlar Kanunu'nun ortaya koyduğu irade doğrultusunda gerçek kişilerin zarar bilincinin yükseltilmesi ve buna bağlı olarak iş ve işlemlerin tam bir bilinçle yapılabilmesinin amaçlandığı, Bu noktadan hareketle huzurda görülmekte olan davada matematiksel bir alacağın varlığından önce incelenmesi gereken temel hususun sözleşmeyi düzenleyen Davacı taraf ile Davalı arasında başta Türk Borçlar Kanunu olmak üzere yasal mevzuatın emrettiği bildirim ve prosedürlerin tamamlanıp tamamlanmadığı noktasında düğümlenmekte olduğu yani Davacının alacağına dayanak olarak ileri sürdüğü dayanak belgelerin yasa ve usule uygun olarak temin edilip edilmediğinin, bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğinin tespitinin gerektiği, Asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla, Davacının teminat tamamlama çağrısının yasal olduğu varsayıldığında dahi, libor faiz oranının 4 katı oranında temerrüt faizinin Davalıdan talep edilemeyeceği, beyan edilmekte ve huzurdaki davanın tümüyle reddine, kötü Niyetli davacı yatırım kuruluşu Alacak talebinin %20'sinden aşağıda olmayacak şekilde Kötü Niyet tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yatırım kuruluşu aleyhine hükmolunmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk Derece Mahkemesince; Yapılan yargılama toplanan deliller ve tespit olunan hususların dosya kapsamında alınan bilimsel veri ve içeriğe sahip, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun denetime elverişli olduğu anlaşılan bilirkişi raporuyla da desteklendiği anlaşıldığından, bu hali ile davalı borçlunun takibe haksız olarak itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği kanaatine varıldığı, kaldı ki aksinin davalı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmakla; ve bu haliyle hüküm kurmaya elverişli nitelikte bilirkişi raporu doğrultusunda"

Davacının davasının KABULÜNE;

Davalının .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, itiraz haksız alacak likit olduğundan asıl alacağın % 20 si olan 32.941,04 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kaldığını ve görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğunu belirterek görevsizlik kararı verilmesini talep ettiğini, müvekkilinin profesyonel yatırımcı sıfatını taşımadığını ve SPK tarafından yayımlanan Yatırım Hizmet Ve Faaliyetleri İle Yatırım Kuruluşlarına İlişkin Rehber uyarınca teminat tutarının üzerinde bir kayıptan sorumlu tutulamayacağını ifade ettiğini, müvekkilinin uygunluk testinde anaparadan kaybetmeyi göze aldığını beyan etmesine rağmen davacı yatırım kuruluşunun ticari kaygılarla hareket ederek vekalet hükümlerini ihlal ettiğini, davacı ile Müvekkili Şirket yetkilileri arasında gerçekleştirilen telefon konuşmaları esnasında müvekkilinin doğan zararın şoku içerisinde olması sebebiyle borca neden itiraz etmediğinin veya neden başkaca eylemlerde bulunmadığının sorgulanmasının hakkaniyetsiz olduğunu, dosyaya sunulan sözleşmelerin tarihsiz olduğunu ve risk gerçekleştikten sonra müvekkile imzalatıldığını, davacı şirketin hizmetin müvekkiline uygun olup olmadığı yönünden uyarmakla yükümlü olduğunu ve bu yükümlülüğü yerine getirmediğini,

Türk Borçlar Kanunu'nun 20-25. maddeleri uyarınca genel işlem şartlarının ihlal edildiğini ve bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmediğini belirttiğini, sözleşmelerde yer alan Libor faiz oranının 4 katı tutarındaki temerrüt faizi düzenlemesinin altında müvekkilinin imzasının bulunmadığını, davacı kurumun müvekkili tarafından yatırılan teminat tutarlarına ilişkin hesap özetlerini sunmaktan imtina ettiğini ve haksız kazanç elde ettiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun tarafların talepleri doğrultusunda terditli hazırlanmadığını ve sadece davacı tarafın iddialarını destekler nitelikte olduğunu, raporun gerekçesiz olduğunu ve HMK m. 26'da düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırılık teşkil ettiğini belirterek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının istinaf başvurusunda görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu yönündeki iddiasının hukuka aykırı olduğunu, davalının ticari amaçla işlem yapan bir yatırımcı olduğunu, 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici sıfatını haiz bulunmadığını, uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanında kaldığını, davalının teminattan fazla zarar ettirilemeyeceğine ilişkin iddiasının tezgahüstü piyasalar için geçerli olup davalının işlemlerini organize piyasa olan VİOP bünyesinde gerçekleştirdiğini, uygunluk testi sonuçlarına göre davalının yüksek riskli işlemleri yapmaya yetkili olduğunu, bilirkişi raporlarında işlemlerin VİOP'ta gerçekleştiğinin ve tezgahüstü piyasa kurallarının uygulanamayacağının tespit edildiğini, bilirkişi incelemesinin eksiksiz yapıldığını, TRlibor faiz oranının 4 katı oranında temerrüt faizi işletilmesine ilişkin sözleşme hükmünün davalı tarafından imzalandığını ve geçerli olduğunu, davalının irade sakatlığı ve bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmediği yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, sözleşme öncesi bilgilendirme kitapçığının davalıya teslim edildiğini ve risklerin açıkça bildirildiğini, davalının üniversite mezunu ve tecrübeli bir bankacı olarak işlemlerin sonuçlarını öngörebilecek durumda olduğunu, sözleşmelerin eski bir çalışan tarafından imzalandığı iddiasının SGK kayıtları ile çürütüldüğünü, davalının usulsüzlük iddialarının hiçbir delile dayanmadığını belirterek davalının istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Davanın konusu İİK 67 maddeye göre açılan itirazın iptali davasıdır.

Davacı tarafından, taraflar arasında,26.03.2019 tarihinde yatırım hesabı sözleşmesi - yüksek riskli ürünler ile genel hükümlere ilişkin çerçeve sözleşme akdedildiğini, USD'nin TL karşısındaki değer kaybının (ters yönlü fiyat hareketi) davalının viop'ta taşıdığı özellikle uzun yönlü pozisyonlarının ters yönlü sert fiyat hareketlerinden etkilenmesine ve hesabında teminat açığı oluşmasına sebep olduğunu, akabinde davalının teminatın tamamlanmasına yönelik yapılan çağrılar sonucunda pozisyonunu internet üzerinden (online işlemlerle) kapatmak durumunda kaldığını, davalının hesabındaki son açıkta (ekside) kalan teminat tutarının (eksi bakiyenin) 166.463,85 TL olduğunu, üyelerin teminat tamamlama çağrısı yükümlülüklerini en geç bir sonraki işlem günü için belirlenmiş olan saate kadar yerine getirmelerinin beklendiğini, davalının kapanan pozisyonu akabinde açıkta kalan teminat tutarını tamamlamadığından, mevzuat çerçevesinde davacı şirketin 22.12.2021 ve 23.12.2021 tarihinde davalının tamamlayamadığı teminat açığını (163.581 tl) ...'a ödemek zorunda kaldığını, ödeme sonrasında faiz ve sair masrafların doğmaya devam etmesi sebebiyle davalının temerrüt bakiyeleriyle davacı şirkete toplam borcunun, takip tarihi olan 06.01.2022 tarihi itibariyle 166.463,85 TL olduğunu belirterek .... icra müdürlüğü'nün ...e. itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı taraf, Davacı yatırım kuruluşunun gerek yasal mevzuat ve gerekse Davalının "uygunluk testi” beyanları doğrultusunda Davalıya ana para üstünde zarar ettiremeyeceği ve teminat üzerinde zarar iddiasında bulunamayacağı, Profesyonel yatırımcı olmayan Davalıya teminat tutarının üzerinde bir kayıptan sorumluluk atfedilemeyeceği, profesyonel müşteri sıfatını taşımayan davalıdan teminat eksiği ve başka isim altında talepte bulunulmasının yasal bir dayanağının bulunmadığını, davalının anaparadan kaybetmekle sınırladığı iradesini, bahse konu uygunluk testi ile açıkça ortaya konulmasına rağmen ticari kaygılarla görmezden geldiğini, Davacı yatırım kuruluşunun, Davalıyı yasal çerçeve ile düzenlenmiş kapsamda bilgilendirmediği ve kısmi olarak bilgilendirdiği hususlarda da yanlış yönlendirdiği, dosyaya sunulan tarihsiz sözleşmelerin, uzlaşma teklifi yapılacağı iddiasıyla sonradan imzalatıldığını belirterek davanın reddine talep etmiştir.

Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

05/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"Davacının kendi karar ve iradesiyle elektronik yollarla gerçekleştirdiği işlemler sonucunda Davacı aracı kurumun Davalı müşterisi adına ve hesabına ...'a yatırdığı 163.579,90 TL ve 166.464,80 TL eksi hesap bakiyesi için takip talebinde 164.705,22 TL olarak talep ettiği anapara alacağı için Davalı müşteri tarafından Davacı aracı kuruma ödenmesine ve Davalının itirazının iptaline karar verilmesinin mahkemenin takdirlerinde olduğu " belirtilmiştir.

25/04/2024 tarihli farklı bilirkişi raporunda özetle;" Davalının Cevap dilekçesine dayanak yapmış olduğu “V. Tezgahüstü Türev Araç İşlemlerine İlişkin Hususlar 1. Teminattan fazla zarar ettirilememesi " düzenlemesinin, Dava Konusu ... A.Ş VIOP piyasasında yapılmış olan dava konusu vadeli işlem sözleşmeleri için uygulanma imkanı bulunmamaktadır. yapılan işlemler organize piyasada yapılmış olup Tezgahüstü işlem statüsünde değildir.

Bu yöndeki davalı iddiaları haklı değildir.

Davalının önceki bilirkişi raporuna karşı beyanlarında bahsetmiş olduğu opsiyon işlemlerinin huzurdaki uyuşmazlık ile ilgisi bulunmamaktadır. Davalı hesabında opsiyon işlemi yapılmadığı ve zarara neden olan işlemlerin vadeli işlem (future) olduğu kesindir. Davalının zararları, 17-22 Aralık tarihlerinde piyasa şartları ve riskleri sonucunda yaşanmış olan ve sektördeki herkesin etkilendiği ve bildiği oynaklıktan kaynaklanmış olup, davalının bilerek ve isteyerek girdiği işlemlerden de , zararı durdurmak yerine son dakikaya kadar beklemiş olması nedeniyle ortaya çıkan zarardan da Davacıya sorumluluk atfetmenin uygun olmayacağı, Sözleşme öncesi ve sonrası tesis edilen işlemlerde, belgelerde ve hesaptaki zararların realizesi süreçlerinde Davacının Spk mevzuatına aykırı olabilecek herhangi bir kusur veya eksikliği olmadığı gibi, tüm işleyişin sektör uygulamalarına uygun yürütülmüş olduğunu,

Davalı hesabından yapılan işlemlerin bizzat kendisi tarafından yapıldığının, öncesinde uzun süredir benzer işlemleri yapmış olduğu, piyasayı çok yakından ve anlık takip ettiği, kendisinin bir bankacı olduğu, zarara geçtiğinden ve hesabının eksiye geçeceğinden, hukuki takibat yapılabileceğinden haberdar edildiği, ancak buna rağmen son dakikaya kadar pozisyonlarını kapatmadan bekleyeceğini telefonda beyan eden ve sonrasında netleşen eksi bakiye borcunu ödemeye çalışacağı yönünde olumlu beyanda da bulunmayan, işlemler sırasında işlemlerine ve aracı kurumun uygulamalarına bir itirazda bulunmamış olan Davalının sonradan borcuna itiraz etmesi sayın Mahkemenizin takdiri olup, Sonuç olarak, Davalı tarafından ....icra Dairesinin ...esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın haklı olmadığı, taraflar arasında 26/03/2019 tarihinde yapılan yatırım hesabı sözleşmesi- yüksek riskli ürünler ile genel hükümlere ilişkin çerçeve sözleşmesi gereğince davacının davalıdan talep ettiği tutar kadar alacaklı olduğu, takip tarihine kadar Sözleşmenin 16.6 maddesinde - bel lan “Bankalar Birliği'nin ilan ettiği TRL bir faiz oranının 4 katı oranında temerrüt faizinin uygun olduğunu" belirtmiştir.

Somut olayda; taraflar arasında 26/03/2019 tarihinde Sermaye Piyasası Araçlarının Alım Satımına Aracılık Çerçeve Sözleşmesi akdedildiği, davalının ... A.Ş. (“...”) nezdinde bulunan Vadeli İşlemler ve Opsiyon Piyasasında (“VİOP”) alım satım işlemleri gerçekleştirdiğini, davalının VİOP nezdinde almış olduğu alım ve satım pozisyonları ve pozisyonların dayanağını oluşturan varlıkların fiyatlarında yaşanan değişimler nedeniyle teminatın tamamı kaybettiği, kayıpların yatırdığı teminatı aşarak eksi bakiye miktarı 166.463,85 TL. olduğu, davalı tarafından eksi bakiye ödeme yükümlülüğünü yerine getirilmemesi sebebi ile davacı tarafından takasbanka ödenen meblağın tahsili amacı ile icra takibi başlatıldığı, bilirkişi raporuna göre davacının alacağının bulunduğu ve sözleşmenin 16.6 maddesine göre, “Bankalar Birliği'nin ilan ettiği TRLibor faiz oranının 4 katı oranında temerrüt faizi uygun olduğu belirtildiğinden itirazın iptaline karar verilmesi dosya kapsamına göre yerindedir.

Davalı tarafından sözleşmenin bazı sayfalarının sonradan imzalatıldığını ileri sürmüş ise de sözleşme imzalanmış olmakla bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../05/2024 tarih ve 2022/... E., 2024/... K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 11.371,15 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.842,79 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.528,36 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1211, K. 2026/1273, T. 06.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1211-e-2026-1273-k-941a18b5c8e4