Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1208 E. 2026/1191 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1208
Karar No
2026/1191
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO : 2024/1208

KARAR NO : 2026/1191

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 20/03/2024

NUMARASI: 2022/235 E. - 2024/90 K.

DAVANIN KONUSU: Marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi, kaldırılması, maddi, manevi ve itibar tazminatı

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin Türkiye çapında tescilli ve dünyaca tanınan ... ve ... markalarının sahibi olduğunu, müvekkili şirketlerin tescilli markalarının davalı tarafından izinsiz bir şekilde kullanıldığını ileri sürerek davalı eyleminin müvekkilin marka hakkına tecavüz eylemi olduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine ve durdurulmasına, giderilmesine, marka hakkına tecavüz nedeni ile maddi tazminat, manevi tazminat ile itibar tazminatına karar verilmesi ile taklit olduğu sabit olan ürünlerin imhasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı tarafın davaya cevap vermediği tespit edilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2022/235 esas, 2024/90 karar sayılı, 20/03/2024 tarihli kararı ile; "Davacılardan ... ... diğer davacının ise ...markasının aynen kopyalanarak, davacı şirketlerinin ürünlerinin taklitlerinin piyasaya sunulması, gerek davacıların markalarının tanınırlığı gerekse de, markaların ürünlerin talebinde belirleyici etken olması nedeni ile, davalı ürünlerinin uygun olmayan satışa sunulma şekli ve yerleri de gözetilerek, her bir davacı şirket bakımından, itibar tazminatı ve manevi tazminat talep edilebileceği, eylemin gerçekleşme biçimi, somut olay, dosya kapsamı, dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumlar nazara alındığında her bir davacı için 5.000 TL manevi tazminatın makul olduğu, itibar tazminatı yönünden ise davalı yanın aktif vergi kaydı olmadığı, uyap üzerinden yapılan sorgulamada bu hususun tespit edildiği, davalının potansiyel vergi kaydının olduğu, dolayısıyla davalıya ait gelir yada kurumlar vergi beyanlarının da bulunmadığı, ticari defter kayıtlarının yapılan işyeri incelemesinde tespit edilemediği,

davacıların da yabancı şirket olması sebebiyle ticari defter kayıtlarının incelenemediği bu durumda itibar tazminatı hesabı yapılmasına elverişli bir argüman bulunmadığı, davacı yan her ne kadar maddi tazminat isteminde bulunmuş ise de; davacının dava dilekçesi ve dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarına ilişkin beyan dilekçeleri incelendiğinde, davacı taraf maddi zararın dayanağını delil tespitinde yakalanan davacılara ait markaların taklidi olan ürünlere ilişkin ileri sürmüş olup, tespiti yapılan ürünlerin satılan ve satış suretiyle davalının gelir elde ettiği ürünler olmayıp, bilirkişilerin salt tespiti yapılan ürünlerin değerini hesaplaması manevi ve itibar tazminatının belirlenmesinde ölçüt olabilecekse de, söz konusu ürünlerin değeri maddi tazminat miktarını oluşturmaz. Nitekim hesaplamaya dayanak ürünler satılan ürünler olmayıp, el konulan ürünler olduğundan Açılan davanın Kısmen KABULÜ ile;

1-Davalı eylemlerinin her iki davacı yönünden de marka hakkına tecavüz eylemi olduğunun tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, giderilmesine,

2-Her iki davacı yönünden de maddi tazminat istemli davanın ayrı ayrı reddine,

3-Davacıların manevi ve itibar tazminatı taleplerinin ayrı ayrı kabulü ile;

-Her bir davacı için ayrı ayrı 5.000 TL manevi tazminatın delil tespitinin yapıldığı 10.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ayrı ayrı ödenmesine,

-Her bir davacı için ayrı ayrı 5.000 TL itibar tazminatın delil tespitinin yapıldığı 10.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ayrı ayrı ödenmesine,

4-Davalı aleyhine verilecek mahkeme kararının Türkiye’nin bütününde yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde bir defa masrafları davalı tarafından karşılanmak üzere yayınlanmasına,

5-SMK 163. madde kapsamındaki hızlı imha talebinin REDDİNE" karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin 20.03.2024 tarihli gerekçeli kararında davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespit edildiğini, manevi ve itibar tazminatı taleplerinin kabul edildiğini, ancak maddi tazminat istemlerinin reddedildiğini, bu ret kararının hukuka aykırı olduğunu, İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2022/116 sayılı değişik iş dosyasında tespit edilen 80 adet taklit ürün üzerinden bilirkişi ek raporu ile net kar miktarının 4.053 USD olarak hesaplandığını, müvekkili şirketlerin tanınmış markalara sahip olduğunu, davalının haksız rekabeti ve marka tecavüzü ile elde ettiği kazancın tazmin edilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde 4.053 USD karşılığı olan 75.385,80-TL üzerinden ıslah talebinde bulunulduğunu, benzer davalarda İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından maddi tazminat taleplerinin kabul edildiğini, yerel mahkemenin el konulan ürünlerin satılmadığı gerekçesiyle maddi tazminatı reddetmesinin hatalı olduğunu, SMK 151/2-b ve haksız rekabet hükümleri uyarınca maddi tazminatın kabulünün gerektiğini, davacı... yönünden 63.612,00-TL ve davacı ... yönünden 11.773,80-TL maddi tazminatın delil tespit tarihi olan 10.11.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi, kaldırılması, maddi, manevi ve itibar tazminatı istemlerine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davacılar vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.

İstinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleri kapsamında değerlendirme yapılması gerekmiş olup davacılar vekilinin reddedilen maddi tazminat yönünden istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür. Davacılar vekili tarafından, davalının marka hakkına tecavüz eylemi nedeni ile SMK'nın 151/2-b “Sınaî mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç” değerlendirme usulüne göre maddi tazminat talep edilmiş ise de dava ikame edilmeden önce davaya konu taklit ürünlere el konulduğu, davacıların şikayetine konu ceza soruşturması kapsamında da el koyma işleminin yapıldığı, el konulan ürünler dayanak gösterilerek işbu davanın açıldığı, davalının delil tespitinden önce davacılara ait markalara ilişkin taklit ürünleri sattığı yönünde iddia bulunmadığı gibi bu yönde herhangi bir delil sunulmadığı saptanmıştır. Dolayısıyla taklit ürünlerin tüketici ile temasının önlendiği, davalının davaya konu taklit ürünler nedeni ile ticari kazancının bulunmadığı sabit olmakla, davacıların maddi tazminat istemine cevaz verilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. (Emsal ilam: Yargıtay 11. HD 2006/9995 esas, 2007/13529 karar sayılı ilamı) Bu yönü ile mahkeme değerlendirmesinin isabetli olduğu anlaşılmış olup davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Tüm bu nedenlerle istinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../03/2024 tarih ve 2022/... E. 2024/... K. sayılı kararına karşı, davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacılardan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1208, K. 2026/1191, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1208-e-2026-1191-k-9099f5553ea0