İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/465 E. 2026/873 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/465
- Karar No
- 2026/873
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/465 Esas KARAR NO : 2026/873
DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 28/08/2007 KARAR TARİHİ : 01/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde; müvekkili fona devredilen ... A.Ş.de yönetim kurulu üyeliği ve yönetim kurulu başkanlığı yaptıktan sonra istifa eden davalı ...'e 23.08.2000 tarihinde ... hesabı aracılığıyla 80.953.782.500 TL (eski TL) personel kredisi kullandınldığı ve söz konusu kredi ile ... tarafından 125.000 USD döviz satın alındığı, aynı tarihte Genel Muhasebe tarafından adı geçene 25.000 USD iş avansı kullandırılarak ...'in ... şubesi nezdindeki hesabına geçildiği, ...'in hesabında oluşan toplam 150.000 USD tutann ... yöneticilerine servis elemanı olarak hizmet veren ...'a ödendiğini, bu ödemelerin Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür ...'in onayı ile kullandınldığı, bu paranm 39.015.565.000 TL lık kısmının ...'in 66 günlük birikmiş izinleri karşılığı ücretlerin ödenmesi suretiyle mahsuben kapatıldığı, personel kredisinin izin ücretleri ile kapatılamayan kısmı için ve verilmiş avansın kapatılmasına yönelik olarak 8 adet firmaya 23.02.2001ve 21.02.2001 tarihlerinde Genel Muhasebe Bölümü kiralık bina bakım ve onarım giderleri 880012 nolu hesabına fatura bedelleri olarak borç kaydedilen bedellerin ödenmesi suretiyle ...'in kredi ve avans hesaplarının kapatılmasında kullanıldığı, toplam olarak 93.634.825.050 TL tutarındaki bu 8 faturanın 65.688.217.500 TL'lık bölümü ile ...'in kredi ve avansının kapatıldığı, geriye kalan 13.688.875.000 TL'lık kısmının ise 8 adet firmanın kendilerine ödendiği görüşünün belirtildiği, bu şekilde toplam 104.703.782.500 TL tutan avans ve kredinin izin ücreti ve fatura tutarları ile ödendiği, bu arada avansın kapatılması sırasında hatalı kur kullanılmak suretiyle 1.250.000.000 noksan tahsilat yapıldığı, avansın ödenmesi sırasında da hatalı kur uygulanması nedeniyle 5.000.000.000 TL banka zararının oluştuğunun tespit edildiği, ...'e kredi kullandırılan hesap 17.12.1999-30.11.2000 tarihleri arasında ... Şubesi Müdürlüğü yapan ... adına açılmış olmasının nedenini personelin bilmediği, banka nezdinde ..., ..., ... ve ... adına sahte kimliklerle fiktif hesaplar açıldığı, 01.10.1997 tarihinde ölmüş olan Bankanın ... Şubesi'nin eski müşterisi ...'un ölüm tarihinden sonra, adı geçen mudi adına... Ltd. ve ... A.Ş. ... Şubesi nezdinde açılan sahte mevduat hesapları aracılığıyla bir takım bankacılık işlemlerinin gerçekleştirildiği, bu hesapların sahte veya ölü kişilerin belgeleri ile açıldığı, gerçekte hesap sahiplerine ait olmayan imzalarla hesaplardan işlem yapıldığı, işlem yapılırken hesap sahiplerinin Bankanın Genel Müdürlüğü'nde olduğu izlenimi verildiği,...A.Ş. tarafından ....'e (...) depo verilmek suretiyle, ... tarafından yurtdışında mukim firmaya kullandırılan USD 32.000.000 tutarında kredi ile firmalann ...'nın (...) halka arzına yabancı yatırımcı olarak katılmasının sağlandığı, ...'nın kendisinde yaratılan bu kaynaktan toplam 134.920.000.000 TL'nı kredi kullandırmak yoluyla ... firmasının üzerinden ... Bank ... Şubesi nezdindeki ... ve .... fiktif hesaplarına aktarıldığı, ...kaynağından dolaylı yollarla aktarılan bu tutarın 117.174.100.500 TL ile de ...A.Ş.'nin Eski Yönetim Kurulu Üyelerinden ...'ın toplam 139.425 DEM ve 100.500 USD ve ...'in 250.000 USD olarak ... Ltd.'den aldıkları kredilerin kapatıldığı, fiktif hesapta kalan tutarın 7.530.548.960 TL'nın da ...'in eşinin hesabına havale yapıldığının tespit edildiği, yine ...Şti., ... Yönetim Kurulu Üyesi ... da ortağı olduğu firma hesabı kullanılarak, hizmet satın alındığı izlenimi verilmek suretiyle ... hesabına aktarılan paralardan 4.000.000.000 TL'nın davalı ...'nin şahsi hesaplarına aktarıldığı, 07.01.1999 tarihinde ... hesabında bulunan mevcut bakiye 50.425.439.898 TL'nin çekildiği, aynı tarihte ise...'in ... nolu hesabına 50.000.000.000 TL yatırıldığı, ... hesabı ile ilgili hususlarda özetle; fiktif bir hesap olan ...'un hesabı kapatılırken yeni bir fiktif hesap olan ... nolu ... hesabı açılmış olduğu, ayrıca bu hesaba ...Şti. firmasına hizmet karşılığı olduğu izlenimi verilmek suretiyle 8.251.250.000 TL daha aktarıldığı, bu paralardan ayrı zamanlarda 226.000.000 TL'nın ...A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi ...'a, 1.076.250.000 TL'nın ... firmasına, 869.112.050 TL, 700.000.000 TL ve 983.262.950 TL davalı ...'a ödendiği, 05.04.1999 tarihi itibariyle 65.270.850.940 TL bakiye arz eden hesaptaki bu bakiyenin çekilerek aynı tarihte 65.000.000.000 TL , ... Şubesindeki ...'ya ait ... nolu hesabına yatırıldığı;.... hesabı ile ilgili hususlarda özetle; Banka'nın Y.K.Üyesi ve Gn. Md. Yardımcısı ...'a satılan Banka'nın mülkiyetindeki bir adet binek araba ve cep telefonunun bedeli olan 5.326.933.333 TL ve 95.099.999 TL'nın ... hesabından karşılandığı, yine aynı hesaptan çekilen toplam 45.291.002.598 TL ile Banka'nın Sistem ve Organizasyon departmanından sorumlu Gn. Md. Yardımcılığı görevinden ayrılan ... ve Yönetim Kurulu Üyesi ...'ın ...'den kullandıkları kredilerin kapatıldığı, ayrıca; ... hesabı ile ilgili olarak da özetle; 15.04.1999 tarihinde ... Şubesi nezdindeki ... nolu ...'a ait hesaptan alınan 3.648.506.435 TL ile ...'nın... nolu hesabından alınan 785.608.912 TL ve ... nolu hesabından çekilen 4.996.334.653 TL nın toplamı 9.430.450.000 TL'nin Banka'nın Genel Müdür Yardımcısı ...'a ödendiği, bu işlemlerin operasyonunu yapan Banka'nın Genel Müdürlük Mevduat Servisi'nde yönetmen olarak görev yapan ...'ın bütün bu işleri yapması talimatını Gn. Md. Yrd. Davalı ...'den aldığı, davacı, Teftiş Raporu'nun "sorumluluk tespiti ve sonuç" bölümünde; ..., ..., ..., ..., ... malzemeleri ve Mimari Tasarım isimli firmalar tarafından düzenlenen faturaların; söz konusu dönemde Yönetim Kurulu Üyesi olan ...'e ...tarafından 23.08.2000 tarihinde kullandırılan 80.953.782.500 TL kredi karşılığı adı geçen kişi tarafından 125.000 USD tutarında döviz satın alınması, aynı tarihte yine ... tarafından ...'e verilen 25.000 USD tutarındaki avans ile birlikte, ... hesabında oluşan 150.000 USD tutarın ...Genel Müdürlük üst düzey yöneticilerine servis elemanı olarak görev yapan ...'a ödenmesi, ...'in Banka'daki görevinden 15.11.2000 tarihinde istifa etmesine rağmen sözkonusu avansın ve kredinin ilgili kişiden tahsil edilmemiş olması, ...'e kullandırılan krediye faiz yürütülmemiş olması, daha sonra ise yukarıda adı geçen firmalar tarafından birbirine yakın tarihlerde düzenlenen (8) adet fatura bedellerinden 65.688.217.500 TL ile birlikte ...'in Banka'da görev yaptığı dönem içerisinde kullanmamış olduğu izin ücreti olan 39.015.565.000 TL ile birlikte adı geçen kişinin Banka'dan kullanmış olduğu avans ve kredi hesabının kapatılmasında kullanılması, işlemlerin yapılış şeklinin yukarıda sözü edilen faturaların gerçek bir hizmet karşılığı olmadığı, yanıltıcı belge olarak asıl amacın ...'in ...'tan kullanmış olduğu kredi ve avansın kapatılması olduğu, bu nedenle; (8) adet toplam 93.634.825.050 TL tutarındaki fatura bedelinden firmalar tarafından tahsil edilmeyen ve gider hesaplarına alacak verilmek suretiyle çıkışı yapılan 13.688.875.000 TL düşüldükten sonra oluşan 79.945.950.050 TL, ...'e kullanmamış olduğu izin günlerinin karşılığı olarak yapılan ödemede Banka'dan ayrıldığı günkü kurun uygulanmaması nedeniyle hesabına fazladan geçen 1.499.515.000 TL, yine aynı kişiye kullandırılmış olan 25.000 USD avansın kapatılması esnasında ... gişe döviz satış kurundan daha düşük bir kur uygulanması nedeniyle oluşan 5.000.000.000 TL, olmak üzere toplam 86.945.950.050 TL- tutarında Banka zararının meydana geldiği, ayrıca, ..., ..., ..., ... ve .. adına açılan hesaplardan geçirilen işlemler nedeniyle de 16.625.100.000 TL Banka zararının meydana geldiği beyan ve iddia ederek, toplam 103.571.050 YTL tutarındaki Banka zararının 86.945,95 YTL (86.945.950.050 TL)'lık kısmından ... ve ...'in; 16.625,10 YTL (16.625.100.000 TL)'lık kısmından..., ..., ..., ... ve ...'ın sorumlu olmak üzere, zararın doğduğu tarihten itibaren en yüksek banka kredi faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ve fer'ileri ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi istenmiştir. Davalı ...vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava dilekçesinin davalı bölümünde birinci sırada gösterilmiş olmasına karşın netice ve talep bölümünde adı zikredilmediğini ve kendisinden bir talepte bulunulmadığı, dava dilekçesinde dava değeri ve netice telep bölümünde, dava değeri olarak belirtilen 103.571.050 TL'den davalıların ismen belirtilerek sorumlu olarak gösterildikleri, müvekkilinden ise hiç bahsedilmeyip talepte de bulunulmadığı, bu nedenle müvekkili yönünden davanın reddi gerektiği, iddia ve taleplerin zamanaşımına uğradığı, dava dilekçesinde zikredilen teftiş raporunun tarihi 02.09.2002 olduğu, bu nedenle bu tarihte dava konusu eylem/işlemlere muttali olunduğu, müvekkilinbe yönelik iddia ve talep konusu işlemlerin vuku tarihinin 31.12.1998 - 19.02.1999 olduğu, bu nedenle hem fiilin öğrenildiği tarihten hem de olayın olduğu tarihten itibaren zaman aşımı için gereken sürelerden fazla zaman geçtiği ve davanın zamanaşımına uğradığı, dava dilekçesinde tüm davalılar ve müvekkilinin, dava sıfatı ve sorumluluğuna ilişkin olarak Yönetim Kurulu Üyesi sıfatı ile belirtildiği ve anıldığı, oysa huzurdaki davanın dava dilekçesi içeriğindeki iddiaların müvekkilin Genel Müdür Yardımcısı sıfatı ile anıldığı, bu nedenle müvekkilin Genel Müdür Yardımcısı sıfatına uygun olarak bankanın çalışanı olarak açılması gerekirken, yönetim kurulu üyesi sıfatıyla açılmış olması nedeniyle de davanın reddedilmesinin gerektiği, müvekkilinin 1998, 1999, 2000 yıllarında genel kurullarda işbu davanın konusu olan eylem ve işlemler de dahil olmak üzere ibra edildiği, bundan çok sonra hiçbir dayanağı olmadan 11.02.2002 tarihinde ibraların kaldırıldığı ve 7 ay sonra düzenlenen raporun tarihinden 4 yıldan fazla zaman geçtikten sonra bu davanın açılmış olduğu beyan edilerek davanın öncelikle usulden reddine, esasa girilerek incelenmesi halinde hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi istenmiştir. Davalı ... vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde; müvekkilinin Banka'nın Yönetim Kurulu üyeliği görevinin, dava dilekçesinde de belirtildiği gibi 15.11.2000 tarihinde sona erdiği, Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun TTK 340, 309 maddeleri gerekse 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, müvekkilinin tüm işlemlerinin 5 yıllık zaman aşımına uğradığı, ayrıca dava konusu işlemlerin de 1998, 1999, 2000 ve 2001 yıllarında gerçekleştiği ve bu nedenle de 5 yıllık zamanaşımının dolduğu, ...'ın 09.07.2001 tarihinde ...'na devredildiği, bu tarihten itibaren davacı şirketin yönetim ve denetiminin hukuken ve fiilen ...'nin atadığı kişilere geçtiği, dava dilekçesinde belirtilen teftiş raporunun tarihi olan 02.09.2002 tarihinden itibaren yeni yönetim bilgi sahibi olduğundan dava açma zaman aşımı olan 2 yıllık sürenin de dolmuş olduğu, davacı tarafın dava hakkının bulunmadığı, 11.02.2002 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısında alınan karar ile Banka'nın ...'na geçmesinden önceki ve sonraki tüzel kişiliği gibi yapay bir görünüm yaratılmaya çalışıldığı, davacının geçerli ibralara saygı göstermesi gerektiği, iddia konusu eylemlere yeni muttali olduğu gerekçesiyle zamanaşımı sürelerini dolanma hakkına sahip olmadığı, ihtilafsız bir genel kurul kararı bulunması şartının mevcut olmadığı,TTK M.341, sorumluluk davasının özel şartı olarak, geçerli bir genel kurul kararı bulunmasını zorunlu kıldığı, 10.02.2002 tarihinde tek taraflı alınan bu yöndeki kararın özel dava şartını oluşturmaya yönelik olarak alınmış olduğu, bu kararın iptali için ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış davada mahkeme lehlerine karar verdiği ancak Yargıtay'ın anılan davada hukuki yarar görmemek suretiyle, genel kurul kararının geçerli olup olmadığının açılacak mali sorumluluk davasında incelenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu, bu nedenle geçerli ve ihtilafsız bir genel kurul kararının henüz bulunmadığı, anılan genel kurul kararının geçerli olup olmadığının yine sayın Mahkeme'de görülen... E. dosyada incelenmekte olduğu, huzurdaki davaya benzer nitelikteki ...E. sayılı davada Mahkeme'nin ...E. Sayılı dosyada yapılan incelemeyi beklemekte olduğu, huzurdaki bu dava için de aynı şekilde görülmekte olan...E. Sayılı dosyada yapılmakta olan incelemeyi bekletici mesele yapılması gerektiği, davacı şirketin 10.02.2002 tarihinde yapılan olağanüstü Genel Kurul toplantısında 1998, 1999 ve 2000 yıllarında görev yapan Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibra kararlarının hükümsüz sayıldığı yolundaki kararının mutlak butlanla batıl olduğunu, müvekkilinin görev dönemlerindeki faaliyetleri hakkında davacı Şirket Genel Kurulu tarafından alınmış açık ibra kararının mevcut olduğu ve bu kararların sorumluluk davası açma hakkını ortadan kaldırdığı beyan ederek davanın reddine karar verilmesi istenmiştir. Davalı Kubilay Kırman vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde; TTK 340. Maddesi atfı ile uygulama alanı bulan TTK'nun 309'uncu maddesi gereği 2 ve 5 yıllık zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle davanın esasına girilmeden reddinin gerektiği, dava konusu fiillerin 1998, 1999, 2000 ve 2001 yıllarında gerçekleştiğini, bu fiiller hakkında 5 yıllık zamanaşımı dolduğu ve bu dönemde ortaya çıkan zarardan müvekkilin sorumluluğunun sona erdiği, dilekçeleri ekinde sundukları mahkeme karan ve bu karan onayan Yargıtay karannın da bu yönde olduğu ve davanın esasına girilmeden reddinin gerektiği, yine zarann ve sorumlu kişinin öğrenilmesinden itibaren de 2 yıllık sürenin de Banka yönetimini TMSF'nin devraldığı tarih ve dava dilekçesinin dayanağı Teftiş Raporunun tarihi dikkate alındığında dolmuş olduğu, davacı tarafın dava hakkı bulunmadığı, geçmiş dönemde alınmış hukuki kararların geriye etkili şekilde kaldırılmasının hem özel hem idare hukukunun hem de hukuk devletinin temel ilkelerinden olan "hukuki güvenlik" ve "kazanılmış haklara saygı ilkesinin" ihlali olduğu, bankanın yönetiminin...'ye geçmeden önceki ve sonraki tüzel kişiliği diye yapay bir görünüm yaratılmaya çalışıldığı, tek bir tüzel kişiliği bulunan Banka'nın geçerli ibra kararına saygı göstermesi gerektiğini, ihtilafsız bir genel kurul kararı bulunması şartının mevcut olmadığı, 10.02.2002 tarihli genel kurulun tek bir ortak tarafından alınan toplantı kararı ile yapıldığı, bu toplantıda alınan kararların hukuken geçersiz olduğunun tespiti ve iptali için ... 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava açılmış olduğu, mahkemece alınan kararların geçersizliğine hükmedilmiş ancak Yargıtayca anılan davada hukuki yarar bulunmadığı, genel kurul kararının geçerli olup olmadığının tespitinin açılacak mali sorumluluk davasında incelenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş olduğu, mahkemede görülmekte olan ... E. Sayılı dava ile huzurdaki davanın aynı mahiyette olduğu ve anılan davada yapılmakta olan incelemeyi bu davada bekletici mesele yapmasında zorunluluk bulunduğu, geçmişe yönelik olarak yönetim kurulu üyelerinin ibra kararlarının hükümsüz sayılmasına ilişkin kararın mutlak butlanla batıl olduğu, müvekkilin görev yaptığı dönemlerdeki faaliyetleri hakkında davacı şirket genel kurulu tarafından alınmış "açık ibra" kararlarının mevcut olduğu ve ibra kararlarının sorumluluk davası açma hakkını ortadan kaldırdığı, ibranın menfi bir borç ikrarı olduğu, tek taraflı olarak ikrardan dönmenin mümkün olmadığı, 10.02.2002 tarihli genel kurul karannın eski genel kurul kararının geçersizliğinin tespitine ilişkin olmayıp, eski kararların iptaline ilişkin olduğu, bu şekilde iptal kararı verilmesinin işlem güvenliği ilkesi, istikrar ilkesi ve çelişkili işlem yasağı ilkelerinin varlığı karşısında hukuken imkansız olduğu, bir anonim şirketin tüm hisselerine sahip olan ortağın eski ibraları kaldıramayacağı, müvekkilin dava konusu işlemlere ilişkin sorumluluğunu gerektiren bir davranışı bulunmadığı, iddia edilen borçtan sorumlu olmadığı beyan edilerek davanın reddine karar verilmesi istenmiştir. Davalı... ve... vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde; davacının Yönetim Kurulu Üyesi sıfatıyla ...'ı 16.250 TL zarar verdiği iddiasıyla bunun tazmini amacıyla müvekkilin varına yoğuna ihtiyati haciz niteliğinde tedbir talep ettiği, aynı Mahkeme'de görülmekte olan ... esas sayılı dava ile bu dava aynı konuda olduğu, bu nedenle bu davanın dinlenemeyeceği, dava talep hakkının ve varsa alacağın zamanaşımına uğradığı, müvekkilleri hakkındaki ibra karannın ortadan kaldırıldığı tarih 11.02.2002 ıttıla kesbedildiği tarih olduğu ve davanın bu tarihten yedi sene sonra açıldığı, müvekkillerinin bankadan ayrıldığı son gün fili işlemiş olsa da bu tarihten sonra da sekiz sene geçtiği, dolayısıyla 2 ve 5 yıllık zamanaşımının geçmiş olduğu, müvekkillerinin görev yaptığı dönemler için ibra edildiği, ibranın sonraki ortakların oluşturduğu genel kurul tarafından değil, ancak bir mahkeme kararının kaldırabileceği, müvekkillerinin iddia edilen iş ve işlemlerde imzasının bulunmadığı, bu iş ve işlemlerde dahli ve imzalarının bulunmadığı, dava dilekçesinde hukukun bu temel ilkesinin ihlal edildiği, müvekkillerinin hangi fiilden sorumlu tutulduğunun belli olmadığı, somut olarak hangi olaydan sorumlu olduğunun belirtilmediği beyan edilerek öncelikle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine, esasa girilmesi halinde yasal ve hukuki dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesi istenmiştir. Davalı Sudi Apak vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde; davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu, varsa alacağın zamanaşımına uğradığı ve davanın süresinde açılmadığı, müvekkilin Banka'daki Yönetim Kurulu Üyeliğinin dava tarihinden yaklaşık dokuz sene önce sona erdiği, davacının zararın ortaya çıktığı tarihten sonraki faizi talep ettiği ve bu faizin açıklığa kavuşturulmasının gerektiği, dava tarihine kadar istenen faizin ve dava tutarının belirsiz olduğu, müvekkilin ibra edildiği, davanın bu açıdan da dayanağının bulunmadığı, müvekkilin iddia edilen iş ve işlemlerde imzasının bulunmadığı, müvekkilin gıyabında yapılan işlemlerde dahli ve imzasının bulunmadığı, 1999 yılına ilişkin olanların gerçekleştiğinde banka'da görevli olmadığı, bu nedenle sorumlu olamayacağı, huzurdaki davanın mükerrer olduğunu ve ... E sayılı dava ile birleştirilmesi gerektiği, ihtiyati tedbir isteminin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, dava dosyasının ... l.ATM'nin ...E sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesi gerektiği beyan edilerek öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, esasa girilmesi halinde davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olması nedeniyle esastan reddine karar verilmesi istenmiştir. DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE: Dava, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı TTK) 336. maddesi gereğince banka yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkememizin ... Esas... karar sayılı kararı ile "Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine.." karar verilmiş, verilen karara karşı davacı tarafça temyiz yasa yoluna başvurulmuştur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas...karar sayılı 08.11.2013 tarihli İlamı ile ; "Dava, banka yönetim kurulu üyeleri hakkında açılan sorumluluk davasına ilişkindir. Mahkemece, dava konusu alacağın fon alacağı olmayıp TTK’nın 309. maddesi kapsamında 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerine ilişkin olduğundan zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak bir alacak sözleşmeye dayanabileceği gibi haksız fiile veya sebepsiz zenginleşmeye yahut doğrudan kanuna da dayanabilir. Davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları banka ...'ye devredilmiştir. 5411 sayılı Kanun’un 132. maddesine göre Fon tarafından devralınmış alacaklar Fon alacağı haline gelir. 5411 sayılı Kanun’un 141. maddesinde bu kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin yirmi yıl olacağı düzenlenmiş olup, aynı kanunun geçici 16.maddesinde ise “Bu Kanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen hükümler makable şamildir” hükmü mevcuttur. Bu durumda dava konusu alacağın Fon alacağı niteliğinde olduğu ve 5411 sayılı Kanun'un 141. maddesinde yer alan yirmi yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihinde henüz dolmadığı, zamanaşımının gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde zamanaşımı süresi dolduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile bozularak mahkememize gönderilmiştir. Mahkememizin ... Esas ... Karar sayılı kararı ile "..Mahkememizce 10.04.2012 tarihinde verilen kararda direnilmesine, Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine...." karar verilmiş, verilen karara karşı davacı tarafa temyiz yasa yoluna başvurulmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... karar ... karar sayılı kararı ile "...Davalılara isnat edilen fiillerin; banka içi kayıtların olağan bir denetim veya araştırma suretiyle kesin bir biçimde ortaya çıkartılabilecek durumda olduğu ve nitekim bankanın Fon’a devredilmesinden sonra basit bir denetimle ortaya çıkartıldığı, bu itibarla 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 22/3. maddesinin birinci cümlesinde belirtilen basit zimmet suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.11.2011 tarihli ve ... E., ...K. sayılı kararı). Bu durumda 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 22/3. maddesinin birinci cümlesinde belirtilen basit zimmet suçu, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 160/1. maddesinde düzenlenen basit zimmet suçundan daha lehe olduğu için fiillerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nın 102/3 ve 104/2 maddeleri birlikte değerlendirildiğinde öngörülen dava zamanaşımı süresi on yıldır. Ayrıca dava konusu fiillerin ... A.Ş. Teftiş Kurulu Başkanlığının 02.09.2002 tarihli ve 115 sayılı teftiş raporu ile tespit edilmesine rağmen tespit edilen fiiller nedeniyle davalılar hakkında suç duyurusunda bulunulup bulunulmadığı hususu dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Yerel mahkemenin direnme kararının gerekçesinde belirttiği takipsizlik kararı ise işbu davada davalılara isnat edilen fiillerle ilgili değildir. Zira davalılara isnat edilen fiillerin 02.09.2002 tarihinde öğrenilmesi karşısında takipsizlik kararı bu tarihten önceki 10.04.2002 tarihinde verilmiştir. Kaldı ki davalılar hakkında işbu davada isnat edilen fiiller nedeniyle takipsizlik kararı verilse dahi yukarıda açıklanan ilkeler ışığında bu karar ceza zamanaşımının uygulanmasına engel teşkil etmemektedir. O hâlde davalılara isnat edilen fiillerin 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 22/3. maddesinde düzenlenen basit zimmet suçunu oluşturduğu ve 6762 sayılı TTK’nın 309/4. maddesi gereğince ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği açıktır. Başka bir deyişle davalılara isnat edilen fiillerin aynı zamanda cezayı gerektiren fiil niteliğinde bulunması; bu fiillerle ilgili ceza davasının on yıllık zamanaşımı süresine tabi olması; 6762 sayılı TTK’nın 309/4. maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan tazminat davası için de geçerli olması; davanın davalılara isnat edilen fiillerin vukuu tarihi üzerinden on yıl geçmeden açılmış olması karşısında, somut olayda zamanaşımının gerçekleşmediği kabul edilmelidir. Öte yandan ... A.Ş. tarafından işbu davadan kaynaklanan tüm hak ve alacaklar dava tarihinden sonra 11.02.2008 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile Fon’a devredildiği için dava konusu banka alacağı, devir tarihi itibariyle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 132/8. maddesi gereğince anılan Kanundan kaynaklanan Fon alacağı hâline gelmiştir. Bu durumda işbu dava ile kesilen zamanaşımı 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 141. maddesi gereğince yirmi yıla uzamıştır. Bu itibarla, mahkemece, davanın 6762 sayılı TTK’nın 309/4. maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi dolmadan açıldığı ve dava konusu banka alacağının devir tarihi itibariyle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklanan fon alacağı hâline geldiği gözetilerek işin esasına girilip sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir..." gerekçesi ile mahkememiz kararı bozularak dosya mahkememize gönderilmiştir. Mahkememizin ...Esas, ... Karar sayılı kararı ile " ..Davanın kısmen kabulüne , 86.264,56 TL'nin 23/02/2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, Davacının fazla istemi ile diğer davalılara yönelik davasının reddine ..." karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekilince temyiz yasa yoluna başvurulmuştur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile "...Uyuşmazlık davalı yönetim kurulu üyelerinden ...'in fiktif işlemlerle bankaya verdiği iddia edilen zararda banka genel müdürü de olan davalılardan Kubilay'ın zarardan müştereken müteselsilen sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Dava konusu olayın vuku bulduğu tarihte yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 336. maddesinde yönetim kurulu üyelerinin şirket namına yapmış oldukları mukavele ve muamelelerden dolayı şahsen mesul olamayacakları kural olarak düzenlendikten sonra, istisnai durumlar sıralanmış olup buna göre -maddede sayılan sair durumlar dışında- kanunen tutulması gereken defterlerin mevcut olmaması veya bunların intizamsız bir surette tutulması ve gerek kanunun gerek esas mukavelelerinin kendilerine yüklediği sair vazifelerin kasden veya ihmal neticesi olarak yapılmaması durumlarında yönetim kurulu üyelerinin oluşacak zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları hükme bağlanmıştır. Somut olaya dönüldüğünde, davalı ..., personel kredisi ve personel iş avansı hesabı kullanmış olup, bu kredinin geri ödemesinde düzenlenen faturaların gerçek olmadığı bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. İş bu faturalardan kaynaklı oluşan zararda genel müdür sıfatı ile yönetici davalı Kubilay Kırman'ın da yukarıda anılan Kanun maddesi gereği müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilerek buna göre karar vermek gerekirken hatalı değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir..." gerekçesi ile mahkememiz kararı bozularak dosya mahkememize gönderilmiştir. Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, dava konusu işlemlerin yapıldığı sırada yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, 6762 sayılı Türk Ticaret Kununu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesini kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999). Nitekim mülga 6762 sayılı TTK’nun 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine TTK.’nun 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nun 359. maddesinde düzenlenmiştir. Tüm dosya kapsamı itibariyle; davalı ...'in ... A.Ş.de Yönetim Kurulu Başkanı olduğu 23.08.2000 tarihinde dava dışı ... hesabına 80.953,78 YTL. Personel Kredisi kullandırıldığı ve aynı tarihte adı geçene bankanın muhasebe birimince Personel İş Avansları Hesabından da 25.000,- USD. iş avansı verilmiş olduğu, sekiz adet faturanın herhangi bir mal ve hizmet alınmaksızın düzenlenerek bedellerinin davalılardan ...'e kullandırılan Personel Kredisi ve Personel İş Avansı hesaplarının kapatılmasında kullanıldığı, bu suretle bankanın 86.264,56 TL zarara uğratıldığı, örneği sunulamayan 31.12.1998 ve 19.02.1999 tarihli faturalar nedeni ile zarara neden olup olmadığının ve kredinin kapatılmasında kullanılıp kullanılmadığının tespit edilemediği, anılan hesapların açılması ve kullandırılmasında, kredi kullandırımı ve fatura düzenlenmesi gibi işlemlerden ...'in menfaat elde ettiği, oluşan zarardan genel müdür sıfatı ile yönetici davalı Kubilay Kırman'ın da mülga TTK 336. Maddesi gereğince müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, diğer davalıların gerçekleştirilen iş ve işlemlerden bilgi sahibi olmadıkları ve işlemlere ilişkin aldıkları bir kararın bulunmadığı kanaatine varılmakla 86.264,56 TL'nin 23/02/2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ...'in ile Kubilay Kırman'an müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin istemi ile kusur ve sorumluluğu bulunmayan davalılar ..., ..., ... ve... davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile 86.264,56 TL'nin 23/02/2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı yana verilmesine, Davacı yanın fazlaya ilişkin isteminin ve diğer davalılara yönelik davasının REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.892,73TL harcın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı vekil ile temsil edildiğinden davanın kısmen kabul edilen 86.264,56TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan AAÜT gereği takdir olunan 45.000,00TL'nin davalılar ... ve ...' dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Kendilerini vekille temsil ettiren davalılar açısından hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.306,49TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ..., ... ve ...'a verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 2.861,50TL tebligat, posta gideri ile 16.350,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 19.211,50TL yargılama giderinden kabul ve red durumuna göre 16.001,30TL'nin davalılar ... ve ...' dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı ... tarafından yapılan 100,00TL tebligat, posta masrafının davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin, bir kısım davalılar vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.01/10/2026
Başkan
¸e-imza Üye
¸e-imza Üye
¸e-imza Katip
¸e-imza