Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/957 E. 2026/2254 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/957
Karar No
2026/2254
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/5 Esas, 2023/432 Karar HÜKÜM : Ret

Taraflar arasında görülen davada mahkemece verilen kararı onayan Dairenin kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş olmakla, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup görüşüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların müvekkili bankanın yönetim kurulu başkanı ve genel müdür, genel müdür yardımcısı, yönetim kurulu üyesi vesair 1. derece imza yetkilisi üst düzey görevlerde bulundukları dönemde, Bankaca gerçekleştirilen “... I-II-III Etap İnşaatları ile ... Alışveriş Merkezi” işinde, ihalenin usul ve kurallara göre yapılmaması, denetimin yeterli olmaması, ticaret merkezi ve III. etaba başlanması, ... I, II, III. etap ve büyük ticaret merkezi inşaatlarında firmaya çok sayıda süre uzatımlarının verilmesi, banka sermayesinin verimlilik ve kârlılık esaslarına göre kullanılmaması, değerlendirilmemesi ve bu konuda gerekli gayret ve basiretin gösterilmemesi nedenleriyle müvekkili bankayı zarara uğrattıklarını, ... Toplu Konut Projesi İnşaat Yapım Sözleşmesi'nin, ... A.Ş. ile ... İnş. Taah. İth. İhr Ltd. Şti. arasında 20.09.1990 tarihinde imzalanmış olduğunu, sözleşmenin akdedilmesi ve yürütülmesi safhalarında banka aleyhine zarar doğurucu ve banka çıkarları ile bağdaşmayan hususlar bulunduğunu, ... ihalesinin kârlı bir proje olup olmadığına dair herhangi bir çalışma yapılmadan sözleşme imzalanmış olmasının, davalıların, Banka kaynaklarının kârlılık ve verimlilik prensiplerine uygun bir şekilde kullanılması sorumluluğunu yerine getirmedikleri sonucunu ortaya koyduğunu, dönemin Yönetim Kurulu'nun ve banka çalışanlarının ... Projesinde bankayı trilyonlarca zarara uğrattığını, Banka Teftiş Kurulu ve Başbakanlık Teftiş Kurulu Raporları ile de bu hususların sabit olduğunu, Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın raporuna istinaden sorumlulukları öngörülen kişiler hakkında Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu ve Şişli 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2001/82 E. sayılı dosyası ile dava devam etmekte iken 4616 sayılı Yasa gereğince erteleme kararı verildiğini, açılan ceza davasına müdahale edilerek banka zararının tazmini talep edilmişse de erteleme kararı nedeniyle bu talepleri hakkında bir karar verilmediğini, oluşan banka zararının davalılardan talep zorunluluğu nedeniyle işbu davanın açıldığını iddia ederek 48.900.000,00 TL zararın, 15.01.1999 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının iddiasının hukuki mesnedi bulunmadığını, 29.09.1990 tarihinde yaklaşık 13 yıl önce yapılmış bir inşaat sözleşmesine dayanılarak açılan davanın zamanaşımına uğradığını, iki müfettişin kişisel tespitlerinden öteye gitmeyen değerlendirmeleri sonucu tazminat davası açılması taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalılar ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; yönetici durumunda olan davalıların sorumluluklarının hizmet sözleşmesinden kaynaklanmayıp haksız fiile dayalı olduğunu, 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, ...'ın 29.12.1990 tarihli atama kararnamesi ile ... Genel Müdürü olarak atandığını, raporlu olduğu dönemde banka ile ilişkisi kalmadığını, hiçbir işleme katılımı bulunmadığını, husumet nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davalı ... 1987-01.10.1991 arası görev yaptığını, ödemelere katkısı olmadığını, husumet nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davalı ...'nun yönetim kurulu üyesi olarak 30.11.1989 - 07.02.1992 arası görev yaptığını, bu süre dışında kalan işlerden sorumluluğu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

3.Davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; davada zamanaşımı süresinin geçmiş olduğunu, genel kurul dava şartının yerine getirilmediğini, müvekkillerinin görev yaptıkları dönem itibariyle sorumluluklarının olmadığını, varlıklarını Toplu Konut İdaresine devreden bankanın kâra geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

4.Davalılar ..., ... vekili cevap dilekçesinde; davacının davalıların görev süreci içinde kamu iktisadi teşebbüsü olduğunu, kamu iktisadi teşebbüslerinde yönetim kurulunun yalnızca karar organı olduğunu, yönetim kurulunun icra organı olan genel müdürü yönlendirmesinin söz konusu olmadığını, davalıların yönetim kurulu üyesi olduklarını, müvekkillerinin bankadaki yönetim kurulu üyeliklerinin Şubat 1992 ayı başı itibariyle sona erdiğini, görev süresinin sona erdiği tarihten davanın açıldığı tarihe kadar her halükarda 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, ibra kararı nedeniyle müvekkillerinin şahsi sorumluluğuna gidilemeyeceğini, ceza dosyasında taraf olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.

5.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın dava konusu zararın mevcudiyetinden Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından hazırlanan 15.02.1999 tarih, 14/99-5/5 sayılı rapor ile haberdar olduğunu, 2 ve 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

6.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ... Toplu Konut Projesi'nde Ankara Bölge Uygulama Baş Müdürlüğünde müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, müvekkilinin görev tanımı gereği ihalenin yapılması, değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması aşamalarında görev ve sorumluluğu olmadığından diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davanın yasal süre içerisinde açılmamış olup zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

7.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın yasal süre içinde açılmadığından reddinin gerektiğini, bankanın resmi kayıtlarına göre zararının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

8.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın yasal süre içinde açılmadığından reddinin gerektiğini, bankanın resmi kayıtlarına göre zararının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

9.Davalılar ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, genel kurul kararı olmadığından dava şartı eksikliği bulunduğunu, dava açma hakkının tasfiye kuruluna ait olduğunu, davacının davayı açmakta çıkarı bulunamayıp hukuki yararı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

10.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, banka resmi kayıtlarına göre zararın söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

11.Davalı ... cevap dilekçesinde; talep ve dava hakkının zamanaşımına uğradığını, davanın dayanaklarından biri olarak gösterilen 17.08.1990 tarihli ve 06.09.1990 tarihli yönetim kurulu kararlarına mesnet oluşturan imzası bulunan belgeler üzerinden dava tarihi itibariyle yaklaşık 13 yıl geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

12.Davalı ... cevap dilekçesinde; talep ve dava hakkının zamanaşımına uğradığını, davanın dayanaklarından biri olarak gösterilen 17.08.1990 tarih ve 06.09.1990 tarihli yönetim kurulu kararlarına mesnet oluşturan imzası bulunan belgeler üzerinden dava tarihi itibariyle yaklaşık 13 yıl geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

13.Davalı ... cevap dilekçesinde; bankada görev yaptığı süre ile üstlendiği sorumluluk döneminin bankanın zarara uğratıldığı iddiasına ilişkin konularla ilgisi olmadığını, davanın yasal süresi içerisinde açılmamış olup zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

14.Davalı ... cevap dilekçesinde; bankadaki görevinin müdür yardımcılığı olduğunu, görev yaptığı süre dikkate alınmayarak işin başından sonuna kadar sorumlu gösterilerek haksızlık yapıldığını, görevli olduğu dönemde tüm uygulamaların sözleşmelere ve şartnamelere uygun şekilde ifa edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

15.Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; maddi tazminat talep edebilme koşullarının mevcut olmadığını, davaya konu işlemlerin gerçekleştiği tarihler dikkate alındığında davanın zamanaşımına uğradığının açıkça ortada olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin, görevlerinin icrası sırasında yol açtıkları şirket zararları sebebiyle hukuki sorumluluklarına ilişkin temel bu hüküm çerçevesinde açılacak sorumluluk davasında tabi olunan zamanaşımı süresine 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı TTK) 309/4 hükmünde yer verildiği, anılan hükmün, “Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup ceza kanununa göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur." düzenlemesini içerdiği, 6762 sayılı TTK'nın 336. maddesinin düzenleme alanı içerisinde yer alan sorumluluk doğurucu eylem veya işlemler, yönetim kurulu üyeleri tarafından işlendiği takdirde, ilgililerin sorumluluğa yol açan fiilin işlenmesinden itibaren işlemeye başlayacak 5 yıllık süre içerisinde kalmak kaydı ile sorumluluğa yol açan fiilin yol açtığı zararı ve bu zarardan sorumlu olan kişiyi öğrendikleri tarihten itibaren ise 2 yıllık süre içerisinde sorumluluk davasını açmalarının hukuki bir zorunluluk olduğu, buradaki 5 yıllık süre azami süre olup zararın ve bu zarara sebebiyet veren şahsın kimliğinin öğrenilmesi tarihinden itibaren işlemeye başlayacak olan 2 yıllık zamanaşımı süresini sınırlayıcı özellik taşıdığı, zarar ve zarara yol açan şahsın kimliğinin bu sürenin geçmesinden sonra öğrenilmesinin herhangi bir anlam ve önemi olmayacağı, dava hakkının herhalde zamanaşımına uğrayacağı, somut olayda ise davaya dayanak alınan Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın 22.07.1999 tarihli teftiş raporunda, adı geçenlerin görevi kötüye kullanma suçu işledikleri belirtilmiş ise de, bu hususta İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2001/82 E., 2001/272 K. sayılı, sanıklar hakkındaki kamu davasının 4616 sayılı Yasa'nın 1/4 maddesi gereğince kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi kararı verilen dosyasında, teftiş raporuna istinaden sorumlulukları öngörülen kişiler hakkında açılan davanın hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçunu işledikleri iddiasıyla açıldığı, hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçunun 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasını gerektirdiği, 5 yıllık dava zamanaşımına tabi olduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda davaya konu sorumluluk davasına esas işlemler 19 90... yılları olarak belirtilmiş ise de, teftiş raporu içeriğine göre en son 16.11.1995 tarihli yönetim kurulu kararı alındığı, nitekim ceza dosyasında da suç tarihinin 12.04.1995-14.04.19 95... .11.1995 olarak kabul edildiği, 6769 sayılı TTK'nın 309. maddesi gereğince sorumluluk davası 5 yıllık zamanaşımına tabi olup hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçunun da 5 yıllık dava zamanaşımına tabi olduğu, dolayısıyla ceza kanununda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden ceza davasındaki zamanaşımının uygulanmasının mümkün olmadığı, davalıların yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulundukları, davacının gerçekleştiğini ileri sürdüğü zararı ve sorumlu olanı, sorumlu olandan zararın giderilmesini isteme hakkının doğduğunu öğrendiği tarihten itibaren zamanaşımının işlemeye başlayacağı, ceza dosyasında suç tarihi olarak kabul edilen ve teftiş raporu içeriğinde de en son 16.11.1995 tarihinde yapıldığı belirtilen farklı tarihlerdeki yönetim kurulu kararlarına ve işlemlere ilişkin olayların üzerinden dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin geçtiği, davaya dayanak Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın 22.07.1999 tarihli denetim raporunun davacıya intikal etmesi üzerine zararın ve sorumlu kişilerin öğrenildiği, bu bağlamda 6769 sayılı TTK'nın 309. maddesi hükmüne göre 2 yıllık sürenin dolduğu, sonuç olarak zamanaşımı sürelerinin dolmasından sonra açılan davada davalıların süresi içerisinde yapmış oldukları zamanaşımı def'ilerinin yerinde görüldüğü gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili, davalılar ..., ..., ... , ... vekili, davalılar ... (... mirasçısı) ve ... vekili, katılma yoluyla davalı ... vekilince temyiz edilmiş, Dairemizin 06.02.2025 tarihli, 2023/6540 E. ve 2025/637 K. sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiş, Dairemiz ilamına karşı davacı vekilince karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.

IV. KARAR DÜZELTME İNCELEMESİ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalıların eylemleri nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

B.Değerlendirme ve Gerekçe Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.

V. SONUÇ: Davacının karar düzeltme isteminin HUMK'un 442. maddesi gereğince REDDİNE, davacı harçtan muaf olduğundan alınan karar düzeltme harcının istek halinde davacıya iadesine, 3506 sayılı kanun ile değiştirilen HUMK’un 442/3 hükmü uyarınca takdiren 4.520,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2026/957, K. 2026/2254, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2026-957-e-2026-2254-k-6b2e953aeda8