Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/914 E. 2026/1091 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/914
Karar No
2026/1091
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/914 Esas

KARAR NO: 2026/1091

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 28/02/2024

NUMARASI: 2022/204 E. - 2024/59 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Mevcut Olmadığının Tespiti İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Tarafların İddia ve Savunmaları:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin şahıs şirketi olarak uzun süredir hayvan yemi alanında çalıştığını, bu alanda yıllardır emek verdiğini ve projeler ortaya koyduğunu, bu projelerden birisini de sokak hayvanları için geliştirdiğini ve "..." markası ile piyasaya sürdüğünü, bu sistem ile sokak hayvanlarına yardımda bulunmak isteyenleri üye yaptığın ve müvekkilinin de bu sayede markasını kullanarak kazanç elde ettiğini, markanın bilinirliği ve pratikliği ile de müvekkiline ün kazandırdığını, bu sistem ile mamaları sokak hayvanlarına götürerek, hem sokak hayvanlarına yardımda bulunmakta, hem de markasal olarak gelişme kaydetmekte olduğunu, müvekkilinin bu kapsamda, yapmış olduğu faaliyetlerine müstenit olarak Türk Patent ve Marka kurumu nezdinde tescilli marka sahibi olduğunu, ülkemizde sokak hayvanlarını besleyen gönüllüler ve dernekler bulunduğunu ve genel anlamda bu faaliyetin "..." olarak tanımlanmakta olduğunu, ... yapan kişi ya da kurumların bu faaliyetlerini sosyal medya hesaplarından paylaştıklarını ve takipçilerinden de mama konusunda destek istediğini, gönüllü kişileri takip eden ama ... yapamayan hayvanseverlerin de mama satın alarak beslemelere destek olduğunu, ancak bu sistemde hem alınacak mamanın tutarı, hem de mamanın gönderileceği kişinin ad-soyadı adres gibi kişisel verilerinin gerekli olmasının çoğu zaman büyük sıkıntı yarattığı için müvekkilinin ... markası ile model geliştirmiş olduğunu, markanın en etkin mecrasının ise www...com adlı web sitesi olduğunu, müvekkilinin markasının ünlenmesi ile birlikte birçok farklı sitelerden ... markasının kullanıldığını müşterilerinden duyduğunu, müşterilerinin bu ürünleri müvekkilinin ürünleri ile karıştırdıklarını, yapılan araştırmalarda söz konusu sistemin bir çok kişi ve tüzel kişiler nezdinde kullanıldığını tespit ettiklerini, davalı firmasına ait https://www...net/ ve https://www...com/ sitesinden yapılan satışlar; şahsın haber sitelerine düşen haberleri, form sitelerinde, sosyal medyada, haber sitelerinde yazılan yazılar incelendiğinde davalının müvekkiline ait "..." markasını kendi ürün ve pazarını genişletmek için kullandığını; ortalama bir tüketicinin de bu kullanımlar neticesinde davalının ürünlerini müvekkilinin markası ile karıştırdığını, davalının müvekkilinin faaliyet alanı ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalının korunmakta olan "..." markasının temel fonksiyonlarına, özellikle kaynak gösterme fonksiyonuna aykırılık oluşturacak nitelikte kullanıldığını, davalı tarafından birçok haber sitelerinde de müvekkilinin markasını zikrettiğini ve kendi markası gibi ifadelerde bulunduğunu, karşı tarafın faaliyet alanı da aynı olduğundan, ortalama bilgi seviyesine sahip tüketici tarafından karıştırıldığını, müvekkilin markasının şekil, görünüş, ses, genel izlenim sebebiyle ya aynı, ya da benzer olduğu için müvekkilinin tescilli markası olduğu zannı uyandırdığını, ayrıca davalının ürünlerini internet ortamında da sattığını belirterek, tüm bu nedenlerle; müvekkilinin "..." markasının haklarına tecavüz eylemlerinin tespiti, men'i ve ref'ine; tüm sonuçlarının ortadan kaldırılmasına; davalıların eylemleri haksız rekabet olduğundan haksız rekabet fiilerinin de tespiti ile menine, tüm sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, kullanılan metaryallere el konulmasına, toplatılarak imha edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ... .... Şti.’nin kurucusu olan ...’in davalı şirket ve dava dışı diğer şirketleri ile 2010 yılından itibaren Türkiye çapında “...” markasıyla kedi, köpek, kuş, kemirgen, balık gibi evcil hayvan mama, bakım, yaşam alanı ürünleri ve aksesuarlarının üretimi, pazarlanması, satışı ile bu ürünlerin müşterilerin elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için (hem fiziki ortamda hem de e-ticaret ile internet üzerinden) bir araya getirilerek sunulması hizmetleri alanında faaliyet gösterdiğini; Davacının “...” markasının davaya dayanak marka tescilinin başvuru tarihinden itibaren çok sayıda üçüncü kişi tarafından kullanıldığını bildiğini, fakat bu kullanımlara sessiz kaldığını, hatta ... ibaresi dava dışı üçüncü şahıslar tarafından kullanılmaktayken davacı tarafça kullanılmamakta olmasına rağmen davacı tarafın tescildeki boşluğu kullanarak bu ibareyi kötü niyetle kendi adına tescil ettirme yoluna gittiğini; davacı tarafın dava dilekçesinde tariflenen sistemin “... “...” ibaresinin de ilk kez kullanan kişi olmadığını;

dava dışı üçüncü şahıslar tarafından ayırt edici başka ibarelerle birlikte ... ibaresi kullanılmaktayken, davacı tarafça “...” ibaresinin söz konusu hizmetler için kullanıldığım; ancak davacının “...” ibareli ... sayılı marka başvurusuna karşı, tescilli ve önceki hak sahibi tarafından yapılan itiraz üzerine, başvurunun tam reddine karar verildiğini ve davacı tarafın sadece ... ibaresini kullanmaya başladığını; davacı tarafın bu ve benzeri şekilde başkaları tarafından kullanılan markaların haksız olarak tescilini sağlamaya yönelik girişimleri itiyad edindiğini; davacı tarafın son olarak, müvekkili şirket ve kurucusu olan ...’in davalı müvekkili şirket ve dava dışı diğer şirketleri ile tarafından 2010 yılından bu yana kullanılmakta ve tanınır hale getirilmiş olan “...” markasını tescil ettirmek için kötü niyetle başvuruda bulunduğunu, itiraz üzerine itirazın kısmen kabulüne karar verildiğini, reddedilen kısma ilişkin olarak Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde 2022/236 E. sayılı dosya üzerinden sözlü yargılama aşamasına geçilen YİDK kararı iptal davasında, bilirkişi raporuyla YİDK kararının iptali ve başvurunun hükümsüzlüğünü gerektirecek yönde başvurucu ... aleyhinde kanaat bildirilmiş olduğunu; müvekkilinin ticari faaliyetleri kapsamında sunduğu hizmetlerinde “...” markasını kullandığını; müvekkili şirket ortaklarının sahibi olduğu dava dışı ... ...A.Ş.’nin ...başvuru numaralı 26.08.2020 tarihli “... ...” ibareli markasına karşı, davacı tarafın huzurdaki davaya dayanak gösterdiği ... başvuru numaralı “...” ibareli markası dayanak gösterilerek yapılan itirazların Türk Patent tarafından reddedilerek tescil edildiğini; müvekkili şirketin ... başvuru numaralı 26.08.2020 tarihli “... ...” ibareli markasına da karşı, davacı tarafın huzurdaki davaya dayanak gösterdiği ... başvuru numaralı “...” ibareli markası dayanak gösterilerek yapılan itirazların da Türk Patent tarafından reddedilerek marka olarak tescil edildiğini; “... ...” veya “... ...” markalarının aksine davacının "...” markasının kaynak gösterme fonksiyonu olmadığını, müvekkilinin kullanımlarının hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davanın REDDİNE, " karar verilmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin vermiş olduğunu davanın reddi kararının yanlış olduğunu, mahkemenin daha önce aynı dosya kapsamında verdiği ihtiyati tedbir kararında "..." ibaresinin markasal kullanım olduğunu kabul etmesine rağmen gerekçeli kararda bunun tam tersini söyleyerek kendiyle çeliştiğini, 31.10.2022 tarihli bilirkişi raporu ile 10.01.2024 tarihli raporun birbirine tamamen zıt olduğunu ve bu çelişki giderilmeden eksik inceleme yapıldığını, müvekkilinin markasının hayvan yemleri sektöründe çok bilindiğini hatta ... gibi mecralarda bile markayla müvekkilinin özdeşleştiğini, tüketicilerin davalının kullanımları yüzünden "...?" diye sorduğunu ve kafalarının karıştığını, "..." ifadesinin bir mal türü veya kalite belirtmediğini, müvekkili tarafından yaratılmış özgün bir marka olduğunu, davalının iyi niyetli olmadığını ve "..." veya "..." gibi başka isimler kullanabilecekken bilerek bu markaya konduğunu,

Yargıtay kararlarına göre markanın ayırt ediciliğinin zarar gördüğünü, dürüstlük kuralına aykırı davranıldığını ve markaya tecavüz edildiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe ve Sonuç:

Dava, davacı adına tescilli “...” markasına tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i ile haksız rekabetin önlenmesi istemine ilişkindir.

Davacı vekili; müvekkilinin hayvan yemi alanında faaliyet gösterdiğini, “...” markası ile sokak hayvanlarına yönelik bir sistem geliştirdiğini , davalının aynı sektörde faaliyet göstererek internet siteleri ve sosyal medya üzerinden bu markayı kullanmak suretiyle tüketiciler nezdinde karışıklık yarattığını ileri sürerek marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile men’ine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasın karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; müvekkilinin 2010 yılından beri “...” markası ile evcil hayvan ürünleri sektöründe faaliyet gösterdiğini, “...” ibaresinin dava tarihinden önce birçok kişi tarafından kullanıldığını, davacının bu ibareyi kötü niyetle tescil ettirdiğini, söz konusu ibarenin ayırt edici olmadığını, müvekkilinin “... ...” ve “... ...” ibareli markalarının tescil edildiğini, kullanımlarının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Davacıya ait ... numaralı “...” markasının 31 ve 35. sınıflarda 05/11/2018 tarihinde tescil edildiği görülmektedir.

İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/162 D.İş sayılı dosyasında alınan 09/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda; “...” markasının davalıya ait internet sitesinde kullanıldığı, bu kullanımın markasal nitelikte olduğu ve karışıklığa yol açabileceği yönünde görüş bildirilmiştir.

31/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda; davalıya ait internet siteleri ve sosyal medya hesaplarında “...” ibaresinin kullanıldığı ve bu kullanımın davacı markası ile karışıklık yaratabileceği belirtilmiştir.

Bununla birlikte üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan son raporda ise; davalının “...”, “...”, “...” ibarelerini, mamaların biriktirilerek sokak hayvanlarına ulaştırılması anlamında açıklayıcı şekilde kullandığı, bu kullanımın markasal kullanım niteliğinde olmadığı ve SMK 7/5-b kapsamında dürüst kullanım teşkil ettiği yönünde görüş bildirilmiştir.

Mahkemece, davalının “...” ibaresini, mamaların biriktirilmesi yoluyla sokak hayvanlarına destek sağlanmasını ifade eden açıklayıcı anlamda kullandığı, bu kullanımın markasal kullanım olmadığı, söz konusu ibarenin mal veya hizmetin kullanım amacını belirtir nitelikte olduğu ve SMK 7/5-b kapsamında dürüst kullanım teşkil ettiği, ayrıca bu kullanımın haksız rekabet hükümlerine de aykırılık oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Dosya kapsamındaki mevcut bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, önceki raporlarda kullanımın markasal nitelik taşıdığı ve karışıklık ihtimali bulunduğu yönünde tespitler yapılmış olmasına rağmen, son raporda farklı sonuca varıldığı, ancak bu çelişkinin giderilmediği görülmekte birlikte davalının fiili kullanımlarının tespit edildiği , tespiti yapılan kullanımların marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığının bu aşamadan sonra hukuki değerlendirmeye tabi olduğu bu nedenle yeniden rapor alınmasının gerekli olmadığı kanaatine varılmıştır. Somut olayda, davacının “...” ibareli markasının davalı tarafından internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında sokak hayvanlarına mama toplanmasına yönelik faaliyetleri kapsamında kullandığı sabittir. Her ne kadar ilk derece mahkemesince, söz konusu ibarenin kullanımının mal veya hizmetin amacını açıklayan nitelikte olduğu ve dürüst kullanım kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davalının söz konusu ibareyi yalnızca bağış faaliyeti kapsamında değil, ticari faaliyet yürüttüğü internet sitesi ve sosyal medya mecralarında, kendi ticari faaliyet alanı ile bağlantılı şekilde kullandığı, davalının ticari faaliyetinin bir parçası olduğu dolayısıyla davalının “...” ibaresini kullanımının sadece açıklayıcı nitelikte dürüst bir kullanım olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı , sokak hayvanları için bağış faaliyeti bakımından söz konusu ibarenin kullanımının bir zorunluluk teşkil etmediği , bağış faaliyetinin başkasının markası ile iltibasa sebebiyet vermeyecek şekilde “sokak hayvanları için mama desteği- bağışı ” anlamına gelecek farklı ibareler kullanılarak gerçekleştirmesi mümkün iken, davalı kullanımının davacıya ait marka ile birebir örtüşecek şekilde, ayırt edici ek getirilmeden ve aynı sınıfta ticari faaliyet kapsamında ve markasal olarak kullanılması karşısında, söz konusu kullanımın tüketici nezdinde ekonomik bağlantı algısı ve bu nedenle iltibasa sebebiyet vereceği anlaşılmakla, davalının eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği aynı zamanda başkasının iş ürünleri ile karışıklığa sebebiyet verecek şekilde ticari faaliyet yürütülmesinin haksız rekabete sebebiyet vereceği sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş olup, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, esas hakkında davanın kabulü ile davalının “...”, “...”, “...” ibarelerini internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında kullanmasının davacının “...” ibareli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men’ine ve ref'ine bu ibarelerin internet sitesi ve sosyal medya hesap içeriklerinden çıkarılmasına, bu ibareleri içeren her türlü tanıtım evrakına el konulmasına karar kesinleştiğinde imhasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,

2- İstanbul .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../02/2024 tarih, 2022/... E., 2024/... K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,

3- Davanın KABULÜ ile;

- Davalının “...”, “...”, “...” ibarelerini internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında kullanmasının davacının “...” ibareli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men’ine ve ref'ine bu ibarelerin internet sitesi ve sosyal medya hesap içeriklerinden çıkarılmasına, bu ibareleri içeren her türlü tanıtım evrakına el konulmasına karar kesinleştiğinde imhasına,

4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile 651,30 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 80,70 TL başvurma harcı, 80,70 peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı, 12.000,00 TL bilirkişi ücreti, 301,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 12.473,90 TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına,

4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1,169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 300,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.469,40 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/914, K. 2026/1091, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-914-e-2026-1091-k-a2b2288482ad