Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/645 E. 2026/10715 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/645
- Karar No
- 2026/10715
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1201 Esas, 2025/1664 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/424 Esas, 2024/926 Karar
Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesine dayanan tazminat davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Diyarbakır ili, ... ilçesi, ... Köyü 214 parsel sayılı taşınmazı 93250,00 m² iken 22.07.1999 tarihinde satın aldığını, taşınmazın yüzölçümünün 65497,85 m² ye düştüğünü, şimdilik maddi zarar karşılığı olarak 10 TL’nin davalı Hazineden tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı kurum üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet ve zaman aşımı itirazlarının olduğunu, tapu kaydındaki yanlışlık ile idarenin kusuru arasında uygun illiyet bağının tespitinin gerektiğini, haksız davanın reddine, mahkeme masrafları ile yasal vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, davanın husumetten reddi gerektiğini, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesine göre yapılan düzeltmelerde komşu parseller lehine artış söz konusu ise davanın hazineye değil, ilgili parsel maliklerine yöneltilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazda azalmanın nedeninin tespit edilmediğini, eksikliğin komşu parselde kalıp kalmadığının, düzeltme işlemine karşı dava açılıp açılmadığının ve işlemin ne zaman kesinleştiğinin araştırılmadığını, tazminatın taşınmazın dava tarihindeki değerine göre belirlenmesinin hatalı olduğunu, düzeltme işleminin kesinleştiği tarihteki niteliğine göre değer belirlemesi gerektiğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Devletin sorumluluğunun sınırsız olmadığını, davacının taşınmazın yüz ölçümünü bilebilecek durumda olduğunu ve fahiş farkı bilmemesinin mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacıların müterafik kusuru bulunduğunu, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerekirken zararın meydana geldiği tarihten başlatılmasının ve taraflara ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın kuru tarım arazisi niteliğinde olduğunun kabulü ile olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri üzerinden bilimsel yolla değer biçilmesi doğru olduğu gibi, taşınmazın vasfı, bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özellikleri ve aynı bölgeden intikal eden dava dosyaları gözetilerek kapitalizasyon faizinin % 6 oranında alınmasında bir isabetsizlik görülmediği, Mahkemece hükme esas alınan 03.06.2024 tarihli kadastro bilirkişi raporuna göre dava konusu Diyarbakır ili, ... ilçesi, ... Köyü, 214 parsel sayılı taşınmazda meydana gelen eksilmenin planimetrenin mekanik kollu alet merceğinin iki sefer çevrilmesi ile verniyer farklarının ölçek katsayısı ile çarpımından alan hesabının hatalı yapıldığı, yazım hatasından dolayı 67.375 m² olması gerekir iken 27.752,15 m² fazla yazıldığı, eksilmenin komşu parsellere kaymadan kaynaklı olmadığı, davacının taşınmazı 22.07.1999 tarihinde satış suretiyle 93.250,00 m² olarak aldığı ve eksilmenin de 27.752,15 m² olduğu gözetildiğinde davalı Hazinenin sorumluluk şartlarının gerçekleştiği, düzeltme işleminin 29.02.2012 tarihinde kesinleştiği, davanın 01.03.2018 tarihinde açıldığı sabit olduğundan zamanaşımı süresinin dolmadığı, mahkemece, davacı vekilinin ıslahı ile faizin işlemin kesinleştiği tarihten itibaren başlatılmasında ve davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu Diyarbakır ili, ... ilçesi, ... köyü 214 (kadastro güncellemesi sonrası 1 63... ) parsel sayılı 93250 m² yüzölçümlü taşınmazın davacı tarafından 22.07.1999 tarihinde satın alındığı, 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi uyarınca yapılan güncelleme çalışmaları sonucunda taşınmazın yüz ölçümünün 65497,85 m² olarak tescil edildiği, alınan raporlara göre taşınmazın sınırlarının aynı olduğu, yüzölçüm farkının hesap hatasından kaynaklandığı eldeki davanın ise 01.03.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurullarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Dosya kapsamından; ... köyünde kadastro çalışmalarının 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi uyarınca yapılan yenileme ile tesis kadastrosunun bütünlük arz ettiği, ilk tesis kadastrosuna uygun yapıldığı, teknik raporda; yüz ölçümü farkının hesap hatasından kaynaklandığı, taşınmazın eski ve yeni fiili zemindeki sınırlarında herhangi bir değişiklik olmadığına ilişkin tespit yapıldığı, 93250 m²lik yüzölçümünün çok daha geniş bir alanı kapsayacağını ve dava konusu taşınmazın bu büyüklükte olmadığını, davacının 93250 m²lik yüzölçümü ile 65497,85 m²lik yüzölçümü farkını bilebilecek durumda olduğu anlaşılmakla davacının satın aldığı taşınmazda hataya düştüğü inandırıcı bulunmadığı gibi 4721 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz.'' hükmü ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.02.2025 tarihli ve 2023/5-16 Esas, 2025/36 Karar sayılı kararı karşısında davacının iyiniyetli olduğunun kabulü mümkün görünmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Davalı Hazine vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.