Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/2694 E. 2026/12596 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2694
Karar No
2026/12596
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1517 Esas, 2025/1184 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/252 Esas, 2023/443 Karar

Taraflar arasındaki uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekilinin istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek, Tekik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Kayseri ili, ... ilçesi, ... ... Mahallesi 32 88... parsel sayılı taşınmazdaki 163/... hisse ile aynı ada 67 nolu parsel sayılı taşınmazdaki 165/12982 hissesini dava dışı ... ...'den satın aldığını, daha sonra Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü müfettişlerinin yapmış oldukları teftiş sırasında bu taşınmazların ilk satışları yapanların hepsinin sahte evrakla yapılmış olduğunun ortaya çıktığını, müvekkilin satın aldığı parsellerin bir suç örgütü tarafından sahte belgelerle müvekkil ve önceki malike satıldığını, bu örgütün içerisinde ilk malikten ... ...'e vekil sıfatıyla gayrimenkulleri satan ... ..., ... Tapu Sicil memuru ... ...'in bulunduğunu, bunların hepsinin Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığını ve 2006/265 Esas, 2008/317 Karar sayılı ilamı ile mahkum olduklarını ve Yargıtayca kararın onanarak kesinleştiğini, daha sonra Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/219 Esas sayılı dosyasıyla müvekkilin satın aldığı hisselerin iptali için tapu iptal ve tescil davası açıldığını, davanın kabul ile sonuçlandığını ve müvekkilin hisselerinin iptali ile ilk malikleri adına tapuya tesciline karar verildiğini, kararın kesinleştiğini ve müvekkilin satın aldığı taşımazların ilk malikleri adına tapuya tescil ettirildiğini, müvekkilinin tapu kütüğüne ve devletine olan ... ile taşınmazların bedelini ödeyerek satın aldığını, ancak taşınmazların mahkeme kararı ile elinden alındığını ileri sürerek uğradığı zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;yerel mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, tapu iptal ve tescil dosyasındaki kötü niyet ile 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi kapsamındaki tazminat talebinin birbiriyle alakası olmadığını, mahkemenin hukuki değerlendirmede yanılgıya düştüğünü, davaya konu olan ve Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/219 Esas sayılı dosyasında müvekkil tarafından dava dışı 3. kişiden satın alınan parsellerin, ilk satışı yapan kişilerin vekaletinin sahte olması sebebiyle müvekkillerin kötü niyetli olduğu karine kabul edilerek tapu iptal ve tescil talebinin kabulüne karar verildiğini, davacılar lehine tazminata hükmedildiğini, dosyalarının bu dosya ile bir farklarının olmadığını, müvekkili tarafından 3. kişiden satın alınan bu parsellerin müvekkilin kusuru olmadan mahkeme kararıyla elinden alınmasından dolayı 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci tazminat sorumluluğu olduğunu, müvekkilin tapu iptal ve tescil davasında kötü niyetli kabul edilmesinin mülkiyet hakkının ortadan kaldırılmasını gerektirmeyeceğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinin açıkça devletin kusursuz sorumluluğunu düzenlediğini, müvekkilinin sahte satış olaylarına dahil olmadığını, tapu kaydına güvenerek işlem yaptığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların sahte kimlik ve diğer belgeler kullanılmak suretiyle gerçek maliklerin rıza ve idaresi dışında satışları sebebiyle Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/265 Esas, 2008/317 Karar sayılı resmi belgede sahtecilik suçundan açılan davada mahkemece anılan sanıkların cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 12.10.2009 tarihinde kesinleştiği, bu anlamda satışlarda kullanılan vekâletnamelerin sahteliği uzman bilirkişi raporuyla belirlendiği, bunun üzerine Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/641 Esas sayılı dosyasında Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından tapu maliki ... ve dava dışı hisseleri satın alan diğer tapu malikleri aleyhine yolsuz tescile dayalı tapu iptal ve tescil davası açıldığı, yapılan tahkikatlar sonucunda ...'in iyiniyetli olduğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek 30.05.2018 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 01.09.2023 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 07.04.2021 tarihli ve 2020/8906 Esas, 2021/4998 Karar sayılı emsal kararında da belirtildiği üzere; sahte vekaletnameye dayalı olarak tapuda yapılan satış işleminde ikinci el konumunda olan davacının temlik işleminde iyi niyetli olmadığı kesinleşmiş yargı kararı ile belirlendiği ve Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesince davacı adına olan tapunun iptaline karar verildiği bu durumda taşınmazı satın alırken durumu bilen veya bilmesi gereken konumunda olan davacı kendi kusurlu durumuna dayanarak 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat isteyemeyeceğinden mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/2694, K. 2026/12596, T. 09.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-2694-e-2026-12596-k-0292fd7e8aa8