Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1908 E. 2026/1593 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1908
Karar No
2026/1593
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1908 KARAR NO : 2026/1593

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/05/2025 NUMARASI : 2024/6 Esas 2025/447 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 25/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/06/2026

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 05/12/2011 tarihinde ... plakalı aracını 30.000,00-TL'lik borcuna karşılık olarak rehin verdiğini ve taraflar asında Düzenleme Şeklinde Borç ve Rehin Sözleşmesi akdedildiğini, her iki taraf bakımından ticari sayılan işbu rehin sözleşmesine konu ticari iş, tarafların tır alım satımı yapmasına dayandığını, taraflar arasında işbu Akhisar 1. Noterliği'nin 05/12/2011 tarih 13330 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Borç ve Rehin Sözleşmesi her iki tarafın da tacir olmasından dolayı ticari ilişkileri dolayısıyla yapıldığını, müvekkilinin Rehin Sözleşmesinin konusunu oluşturan ... plakalı aracın/tırın satımı hususunda rehin verdiğini, rehin sözleşmesi ile aynı tanzim tarihli (05/12/2011) ve araka yüzünde davalının kaşesinin bulunduğu senetler (bonolar), rehin konusunu oluşturan ... plakalı araca malen düzenlenmiş olup her ne kadar senetler (bonolar) üzerinde "malen" kaydı yer almasa da senetlerin rehin sözleşmesinden kaynaklı borç ilişkisine dayandığı açıkça ortada olduğunu, davacı müvekkilce 30.000,00-TL'lik rehin bedeli,....bank... Şubesince ciro ettirilen 11000921169 senet numaralı 05/01/2012 vade tarihli 250,00-TL bedelli senet 11000921172 senet numaralı 15/01/2012 vade tarihli 1.240,00-TL bedelli, 11000921174 senet numaralı 15/02/2012 vade tarihli 1.240,00-TL bedelli, 11000921177 senet numaralı 15/03/2012 vade tarihli 1.240,00-TL bedelli, 11000921178 senet numaralı 15/04/2012 vade tarihli 1.240,00-TL bedelli, 11000921180 senet numaralı 15/05/2012 vade tarihli 4.000,00-TL bedelli, 11000921182 senet numaralı 15/06/2012 vade tarihli 1.240,00-TL bedelli, 11000921183 senet numaralı 15/07/2012 vade tarihli 4.000,0tl bedelli, 11000921185 senet numaralı 15/08/2012 vade tarihli 1.240,00-TL bedelli, 11000921187 senet numaralı 15/09/2012 vade tarihli 1.240,00-TL bedelli, 11000921189 senet numaralı 15/10/2012 vade tarihli 1.240,00-TL bedelli, 11000921192 senet numaralı 15/11/2012 vade tarihli 1.240,00-TL bedelli, 11000921195 senet numaralı 15/12/2012 vade tarihli 1.240,00-TL bedelli, 120000861625 senet numaralı 15/01/2013 vade tarihli 1.240,00 -TL bedelli, 120000861627 senet numaralı 15/02/2013 vade tarihli 1.240,00-TL bedelli, 120000861628 senet numaralı 15/03/2013 vade tarihli 1.240,00-TL bedelli, 120000861629 senet numaralı 15/04/2013 vade tarihli 1.240,00-TL bedelli, 120000861630 senet numaralı 15/05/2013 vade tarihli 4.000,00-TL bedelli, 120000861631 senet numaralı 15/06/2013 vade tarihli 1.240,00-TL bedelli, 120000861632 senet numaralı 15/07/2013 vade tarihli 4.000,00-TL bedelli, 120000861649 senet numaralı 15/08/2013 vade tarihli 1.240,00-TL bedelli, 120000861650 senet numaralı 15/09/2013 vade tarihli 1.240,00-TL bedelli, 120000861651 senet numaralı 15/10/2013 vade tarihli 1.240,00-TL bedelli, 120000861652 senet numaralı 15/11/2013 vade tarihli 1.240,00-TL bedelli, 120000861653 senet numaralı 15/12/2013 vade tarihli 1.240,00-TL bedelli senetlerin ödendiğini, senetlerin arka yüzlerine bakıldığında davalı şirkete ait kaşe ve imzadan da görüleceği üzere davalı şirket tarafından işbu senetlerin ciro edildiği açıkça ortadadır ve işbu borç ilişkisi, yukarıda vade tarihleri yazılı bonoların vadesinde ödenmesi neticesinde son bulduğunu, davacı müvekkil tarafından senet bedellerinin ödenmesinin üstünden 10 yıl 2 ay geçtikten sonra aleyhine haksız ve kötü niyetli olarak İzmir 13. İcra Dairesinin 2022/2790 Esaslı dosya ile "Rehnin Paraya Çevrilmesi Yoluyla" icra takibine girişildiğini ve müvekkiline ait rehin konusu ... plakalı araç üzerine 01/07/2022 tarihinde yakalama şerhi işlendiğini, davalının kötü niyetli olduğunu belirterek müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu olmadığının tespitine, İzmir 13. İcra Dairesinin 2022/2790 Esas sayılı icra takibinin iptali ile rehinin kaldırılmasına ve davalının kötü niyetli ve haksız olması nedeniyle %20 oranından az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının yazılı delille ispatlaması gerektiğini, davacının rehin borcunun dava dilekçesinde listelediği senetlerin ödenmesiyle sona erdiğine dair iddiasının doğru olmadığını, senetlerin tamamının huzurdaki dava konusu aracın satış bedeli olarak verilmediğini, farklı alışverişlere ait olduğunu, davacının iddialarının matematiksel olarak mümkün olmadığı gibi mantık kuralları ve hayatın mutat akışına da aykırı olduğunu, dava dilekçesinde listelenen senetlerin dava ile ilgili olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...,Açılan dava, davacının, taraflar arasında ... plakalı tırın alım satımına ilişkin olarak tanzim olunan ve imza altına alınan Akhisar 1. Noterliğinin 05/12/2011 tarih ve 13330 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Borç ve Rehin Sözleşmesi akabinde, rehin sözleşmesi ile aynı tarihte tanzim edilen ve arka yüzlerinde davalı şirkete ait kaşe ve imza bulunduğu iddia edilen, dava dilekçesinin 2 numaralı sayfasında açıkça belirtilen, bedelleri toplamı rehin sözleşmesi bedelinden fazla olan 25 adet senedin vadesinde ödenmesi neticesinde borç ilişkisinin sona erdiğinden bahisle, davalı alacaklı şirket vekili tarafından taraflar arasında ... plakalı tırın alım satımına ilişkin olarak tanzim olunan ve imza altına alınan Akhisar 1. Noterliğinin 05/12/2011 tarih ve 13330 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Borç ve Rehin Sözleşmesi dayanak yapılarak davacı borçlu aleyhinde başlatılan rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi kapsamında davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline ve rehnin kaldırılmasına karar verilmesi taleplerine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit ve istirdat davalarına ilişkin hususlar 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde; ''Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.'' şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki yararın bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması hâlinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu hâlde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Pekcanıtez, H./ Atalay, O./ Sungurtekin Özkan, M./ Özekes, M.: İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164). Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında icra mahkemesinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 tarihli ve 2011/13-576 E., 2011/747 K. sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. İzmir 13. İcra Dairesinin 2022/2790 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının davalı ... olduğu, borçlunun davacı .... olduğu, davalı alacaklı vekilinin davacı borçlu aleyhine 212.663,01-TL üzerinden icra takibi başlattığı görülmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir. Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir. 28/03/2024 tarihli duruşma tutanağının 5 numaralı ara kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacıya ait ticari defter kayıt ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, davacı vekili davacıya ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir. 28/03/2024 tarihli duruşma tutanağının 6 numaralı ara kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davalı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, davalı vekili davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/1. maddesi gereğince mahkemenin, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği, madde metninden de anlaşılacağı üzere taraflarca delil olarak dayanılmasa dahi mahkemenin gerekli görmesi durumunda taraflara ait ticari defter ve belgelerde bilirkişi incelemesi yaptırabileceği, ancak taraflar arasındaki ticari ilişkinin 10 yıldan fazla bir süre önceye olacak şekilde 2012 ve 2013 yıllarına dayandığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 82/6. maddesi uyarınca tacirlerin ticari defter ve belgelerini 10 yılı süre boyunca saklamakla yükümlü oldukları, bu kapsamda dava konusu uyuşmazlığın doğduğu tarihe ilişkin ticari defter ve belgeleri saklamakla yükümlü oldukları sürenin sona erdiği, bu sebeple ilgili ticari defter ve belgelerin ibrazının kendilerinden talep edilemeyeceği, kaldı ki davacı vekilinin davacının 2014 yılı öncesinde tacir olmadığı ve ticari defter ve belge tutmadığını beyan ettiği dikkate alınarak, taraflara ait ticari defter ve belgelerin incelenmesinin yargılamaya herhangi bir katkısı bulunmayacağı anlaşılmakla, incelenmelerine yer ve gerek olmadığına karar verilerek açık yargılamaya devam olunmuştur. Her ne kadar davacı vekilince tanık listesi sunulmuş ve tanıklarını hangi hususlarda dinletmek istedikleri mahkememize bildirilmiş ise de, taraflar arasındaki Akhisar 1. Noterliğinin 05/12/2011 tarih ve 13330 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Borç ve Rehin Sözleşmesi çerçevesinde davacı tarafından üstlenildiği ve yerine getirildiği iddia olunan ödeme yükümlülüğünün senetler vasıtasıyla gerçekleştirileceği şeklinde olduğu, bu kapsamda bonoların rehin borcuna karşı verildiğinin ve ödenmeleri çerçevesinde borcun sona erdiğinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200. ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delille ispat edilmesi gerektiği anlaşılmakla, davacı vekilinin tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiştir. Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde dosyanın Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, Akhisar 1. Noterliğinin 05/12/2011 tarih ve 13330 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Borç ve Rehin Sözleşmesi, rehin sözleşmesi ile aynı tarihte tanzim edilen ve arka yüzlerinde davalı şirkete ait kaşe ve imza bulunduğu iddia edilen, dava dilekçesinin 2 numaralı sayfasında açıkça belirtilen, bedelleri toplamı rehin sözleşmesi bedelinden fazla olan 25 adet senet sureti, İzmir 13. İcra Dairesinin 2022/2790 Esas sayılı dosyası, İzmir 10. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/631 Esas sayılı dosyası, ... plakalı araca ait tüm takyidatları gösterir trafik tescil ve ruhsat belgeleri, Bergama Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/5071 Soruşturma sayılı soruşturma dosyası, Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/2804 Soruşturma sayılı soruşturma dosyası, Kemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/2497 Soruşturma sayılı soruşturma dosyası, davacıya ait ticaret sicil kayıtları, davacıya ait vergi sicil kayıtları, davacıya ait esnaf sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, .... Şirketinin dava dilekçesinde bildirilen senetlere ilişkin olarak bildirilen kayıtları, davacı vekili tarafından sunulan 9 adet senet aslı ve sair deliller birlikte değerlendirilerek; taraflar arasında ... plakalı aracın satışı akabinde düzenlenen Akhisar 1. Noterliğinin 05/12/2011 tarih ve 13330 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Borç ve Rehin Sözleşmesinde verilen rehin borcunun, davacı vekilince 29/03/2024 havale tarihli dilekçesi ekinde sunulan senet asılları ile ... Şirketi tarafından gönderilen 09/07/2024 havale tarihli cevabi yazıda belirtilen senetler de ödeme kayıtları çerçevesinde ödenip ödenmediğinin, ödenmiş ise tamamının hangi tarihte ödendiğinin, Akhisar 1. Noterliğinin 05/12/2011 tarih ve 13330 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Borç ve Rehin Sözleşmesinde yer alan taahhüt kapsamında ödemenin 05/01/2012 tarihinde yerine getirilip getirilmediğinin, getirilmemiş ise ne kadarının yerine getirilmediğinin, ödemenin tamamı yerine getirilmiş ise Akhisar 1.Noterliğinin 05/12/2011 tarih ve 13330 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Borç ve Rehin Sözleşmesinde taahhüt edilen ödeme tarihi 05/01/2012 tarihi ile ödemenin tamamının yerine getirildiği tarih itibarıyla işlemiş faiz bedelinin yıllık %9 ve aylık %5 faiz oranlarına göre ayrı ayrı ne kadar olduğu, icra takibi ve dava tarihi tarihi itibarıyla ayrı ayrı olacak şekilde, davalı şirketin davacıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise asıl alacak ve işlemiş faiz bedelleri yönünden ayrı ayrı ne kadar alacaklı olduğunun, borcun tamamı ödenmemiş ise yine icra takibi ve dava tarihi tarihi itibarıyla ayrı ayrı olacak şekilde, davalı şirketin davacıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise asıl alacak ve işlemiş faiz bedelleri yönünden ayrı ayrı ne kadar alacaklı olduğunun hesaplanması suretiyle düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş olup, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi 17/03/2025 havale tarihli raporunda sonuç olarak; 05.01.2012 vadeli 30.000,00-TL asıl alacağa, toplam 32.800,00-TL tutarında kısmi ödeme tutarlarının 32.053,15-TL'lik kısmının öncelikle işlemiş faiz alacağına mahsup edilmesi ve bakiye asıl alacak tutarına aylık %5, yıllık %60 faiz oranı tatbik edilmesi halinde, 25.02.2022 takip tarihi itibariyle 29.253,15-TL asıl alacak+146.074,75-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 175.327,90-TL, 12.10.2022 dava tarihi itibariyle 29.253,15-TL asıl alacak + 157.086,76-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 186.339,91-TL, 05.01.2012 vadeli 30.000,00-TL asıl alacağa, toplam 32.800,00-TL'lik kısmi ödeme tutarlarının 3.097,31-TL'lik kısmi öncelikle işlemiş faiz alacağına mahsup edilmesi ve bakiye asıl alacak tutarına yıllık %9 yasal faiz oranı tatbik edilmesi halinde; 25.02.2022 takip tarihi itibari ile 297,31-TL asıl alacak + 219,49 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 516,80-TL, 12.10.2022 dava tarihi itibariyle 297,31-TL asıl alacak + 236,28-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 533,59-TL alacak tespit edildiğini, anılan ödemelerin rehin sözleşmesine konu borç kapsamında yapılıp yapılmadığı, faiz hesabının TBK 100. maddesi kapsamında yapılıp yapılmayacağı ve bakiye asıl alacak tutarına hangi faiz oranının uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesinin mahkemenin takdirinde olduğunu mütalaa etmiştir. Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir ve Türk Hukuk Lûgatında “kanıtlama, tanıtlama” olarak ifade edilmektedir (Türk Hukuk Lügatı, Ankara 2021, Cilt I, s. 595). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 187/1. maddesi; ''İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.'' şeklinde düzenlenmiştir. Vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; kendisine hukukî sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Diğer taraftan hâkim kural olarak, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; ''İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.'' şeklinde hüküm altına alınmıştır. Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir Bu hüküm, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 6. maddesinde yer alan: ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." ifadesine paralel olarak düzenlenmiştir. İspat için başvurulan araçları (vasıtaları) ifade eden deliller; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nunda senet, yemin, tanık, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise, hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukukî sonuçlar bakımından “kesin” ve “takdiri” deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller başka bir ifadeyle kanunî deliller hâkimi bağlayıcı nitelikte olduğundan, hâkimin bu delilleri takdir yetkisi bulunmamaktadır. Kesin delillerden biri ile ispat edilen olay doğru olarak kabul edilmektedir. Takdiri deliller ise hâkimi bağlamaz, hâkim bu delilleri serbestçe tayin ve takdir eder, değerlendirir ve kararını buna göre verir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200/1. maddesi; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gereğine işaret etmiştir. Yazılı delille (senetle) ispatı gereken hususlar, istisnalar dışında takdiri delillerle ve bu kapsamda tanık delili ile ispatlanamaz ise de, bu hususların senet dışındaki yemin, ikrar ve ticari defterler gibi diğer kesin delillerle kanıtlanması mümkündür. Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde tanık dinlenebilmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200/2. maddesine göre karşı tarafın tanık dinlenmesine açıkça muvafakat etmesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcının olması ya da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 203. maddesinde sayılan istisnalardan birinin bulunması gerekir. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Bu genel açıklamadan sonra hemen belirtelim ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 691/1). Bonoda şekil şartları TTK’nın 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir (Poroy,R.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları 11. Bası, İstanbul 1989, s. 237 vd.). Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehtarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu sebeple de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehtar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi sebeplerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehtarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve 1933/30-6 sayılı YİBK ). Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu sebeple bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Davacı vekilince, davacının, taraflar arasında ... plakalı tırın alım satımına ilişkin olarak tanzim olunan ve imza altına alınan Akhisar 1. Noterliğinin 05/12/2011 tarih ve 13330 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Borç ve Rehin Sözleşmesi akabinde, rehin sözleşmesi ile aynı tarihte tanzim edilen ve arka yüzlerinde davalı şirkete ait kaşe ve imza bulunduğu iddia edilen, dava dilekçesinin 2 numaralı sayfasında açıkça belirtilen, bedelleri toplamı rehin sözleşmesi bedelinden fazla olan 25 adet senedin vadesinde ödenmesi neticesinde borç ilişkisinin sona erdiğinin iddia edildiği, icra takibinin yazılı nitelikteki rehin sözleşmesine dayanılarak ikame edildiği, rehin sözleşmesine dayanak borcun keşide edilen senetlerin ödenmesi suretiyle sona erdiğinin iddia edilmesi çerçevesinde, borcun sona erdiği ve davacının rehin sözleşmesinden kaynaklı olarak borçlu olmadığı iddiası açısından ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğu değerlendirilmiştir. Her ne kadar, dava dilekçesinde bildirilen senetlerin rehin sözleşmesi ile aynı tarihli olarak tanzim edilmeleri çerçevesinde rehin sözleşmesine konu borcun ödenmesi amacıyla davalı şirkete verildiği iddia edilmiş ise de, taraflar arasında tanzim olunan Akhisar 1. Noterliğinin 05/12/2011 tarih ve 13330 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Borç ve Rehin Sözleşmesinin incelenmesinde, davacının...plakalı, ...marka, ... model, .. cinsinde, .. tip, ..motor, .. şasi numaralı aracını, 05/01/2012 tarihinde ödenmek üzere 30.000,00-TL borcuna karşılık olarak 30.000,00-TL rehin bedeli ve aracın 30.000,00-TL'lik kısmını rehin olarak verdiğini, ödemelerde gecikme olması durumunda aylık %5 oranında gecikme bedeli ödeyeceğini, ödenmemesi halinde muacceliyet kesbedeceğini kabul ve taahhüt ettiğini beyan ettiği, taraflar tacir olup basiretli davranma yükümlülükleri bulunduğu, sözleşme hükümlerinin tarafları bağlar nitelikte olduğu, sözleşmeye göre rehin borcunun ödeme tarihinin 05/01/2012 tarihi olduğu, dava dilekçesinde iddia edilen ödemelere ilişkin senetlerin yalnızca tanzim tarihlerinin 05/01/2012 tarihi olduğu, vade tarihlerinin bu tarihten sonraki tarihler olduğu, borcun vadesinden sonra olacak şekilde ödeme tarihi olan senetlerin takibe dayanak sözleşmeye konu borcun ödenmesi amacıyla tanzim edildiği ve bu durumun davalı alacaklı şirket tarafından kabul edildiğinin sözleşmede yer almadığı gibi, belirtilen hususları ispata elverişli olacak şekilde davalı şirket ile tanzim edilen herhangi yazılı bir sözleşme veya belgenin de mahkememize sunulmadığı, iddia edilen hususların davalı tarafça kabul edilmediği gözetildiğinde, davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır. Usulüne uygun deliller vasıtasıyla davasını ispatlayamadığı kanaatine varılan davacı vekilinin dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı görülmekle, 20/05/2025 tarihli duruşmada davacı vekiline dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış oldukları hatırlatılarak, yemin deliline başvurup başvurmayacakları hususunda sorulmakla, davacı vekili yemin teklifinde bulunmayacaklarını beyan etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 225. maddesinde; ''Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.'' hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 226. maddesinde ise; ''Aşağıdaki hususlar yemine konu olamaz: a)Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, b)Bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller, c)Yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar.'' düzenlemesine yer verilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 227. maddesinde de; ''Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklif edebilir. Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez.'' şeklinde hüküm bulunmaktadır. Yemine davet hususu ise, Kanunun 228. maddesinde; ''Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır.'' şeklinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 229. maddesinde; ''Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır.'' düzenlemesi ile yemin etmemenin sonuçlarına yer verilmiştir. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, taraflar arasında ... plakalı tırın alım satımına ilişkin olarak tanzim olunan ve imza altına alınan Akhisar 1. Noterliğinin 05/12/2011 tarih ve 13330 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Borç ve Rehin Sözleşmesi, senet suretleri, ödeme kayıtları, İzmir 13. İcra Dairesinin 2022/2790 Esas sayılı dosyası, İzmir 10. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/631 Esas sayılı dosyası, ... plakalı araca ait trafik tescil ve ruhsat belgeleri, davacıya ait ticaret sicil kayıtları, davacıya ait vergi sicil kayıtları, davacıya ait esnaf sicil kayıtları, Bergama Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/5071 Soruşturma sayılı dosyası, Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/2804 Soruşturma sayılı dosyası, Kemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/2497 Soruşturma sayılı dosyası, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Bilirkişinin 17/03/2025 tarihli bilirkişi raporu ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, davacının, taraflar arasında ... plakalı tırın alım satımına ilişkin olarak tanzim olunan ve imza altına alınan Akhisar 1. Noterliğinin 05/12/2011 tarih ve 13330 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Borç ve Rehin Sözleşmesi akabinde, rehin sözleşmesi ile aynı tarihte tanzim edilen ve arka yüzlerinde davalı şirkete ait kaşe ve imza bulunduğu iddia edilen, dava dilekçesinin 2 numaralı sayfasında açıkça belirtilen, bedelleri toplamı rehin sözleşmesi bedelinden fazla olan 25 adet senedin vadesinde ödenmesi neticesinde borç ilişkisinin sona erdiğinden bahisle, davalı alacaklı şirket vekili tarafından taraflar arasında ... plakalı tırın alım satımına ilişkin olarak tanzim olunan ve imza altına alınan Akhisar 1. Noterliğinin 05/12/2011 tarih ve 13330 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Borç ve Rehin Sözleşmesi dayanak yapılarak davacı borçlu aleyhinde başlatılan rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi kapsamında davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline ve rehnin kaldırılmasına karar verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir 13. İcra Dairesinin 2022/2790 Esas sayılı dosyasında davalı alacaklı vekilinin davacı borçlu aleyhine 212.663,01-TL üzerinden icra takibi başlattığı, davacı vekilince, davacının, taraflar arasında ... plakalı tırın alım satımına ilişkin olarak tanzim olunan ve imza altına alınan Akhisar 1. Noterliğinin 05/12/2011 tarih ve 13330 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Borç ve Rehin Sözleşmesi akabinde, rehin sözleşmesi ile aynı tarihte tanzim edilen ve arka yüzlerinde davalı şirkete ait kaşe ve imza bulunduğu iddia edilen, dava dilekçesinin 2 numaralı sayfasında açıkça belirtilen, bedelleri toplamı rehin sözleşmesi bedelinden fazla olan 25 adet senedin vadesinde ödenmesi neticesinde borç ilişkisinin sona erdiğinin iddia edildiği, icra takibinin yazılı nitelikteki rehin sözleşmesine dayanılarak ikame edildiği, rehin sözleşmesine dayanak borcun keşide edilen senetlerin ödenmesi suretiyle sona erdiğinin iddia edilmesi çerçevesinde, borcun sona erdiği ve davacının rehin sözleşmesinden kaynaklı olarak borçlu olmadığı iddiası açısından ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğu, dava dilekçesinde bildirilen senetlerin rehin sözleşmesi ile aynı tarihli olarak tanzim edilmeleri çerçevesinde rehin sözleşmesine konu borcun ödenmesi amacıyla davalı şirkete verildiği iddia edilmiş ise de, taraflar arasında tanzim olunan Akhisar 1. Noterliğinin 05/12/2011 tarih ve 13330 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Borç ve Rehin Sözleşmesinin incelenmesinde, davacının... plakalı, ... marka, .. model, ... cinsinde, .. tip, .. motor, .. şasi numaralı aracını, 05/01/2012 tarihinde ödenmek üzere 30.000,00-TL borcuna karşılık olarak 30.000,00-TL rehin bedeli ve aracın 30.000,00-TL'lik kısmını rehin olarak verdiğini, ödemelerde gecikme olması durumunda aylık %5 oranında gecikme bedeli ödeyeceğini, ödenmemesi halinde muacceliyet kesbedeceğini kabul ve taahhüt ettiğini beyan ettiği, taraflar tacir olup basiretli davranma yükümlülükleri bulunduğu, sözleşme hükümlerinin tarafları bağlar nitelikte olduğu, sözleşmeye göre rehin borcunun ödeme tarihinin 05/01/2012 tarihi olduğu, dava dilekçesinde iddia edilen ödemelere ilişkin senetlerin yalnızca tanzim tarihlerinin 05/01/2012 tarihi olduğu, vade tarihlerinin bu tarihten sonraki tarihler olduğu, borcun vadesinden sonra olacak şekilde ödeme tarihi olan senetlerin takibe dayanak sözleşmeye konu borcun ödenmesi amacıyla tanzim edildiği ve bu durumun davalı alacaklı şirket tarafından kabul edildiğinin sözleşmede yer almadığı gibi, belirtilen hususları ispata elverişli olacak şekilde davalı şirket ile tanzim edilen herhangi yazılı bir sözleşme veya belgenin de mahkememize sunulmadığı, iddia edilen hususların davalı tarafça kabul edilmediği gözetildiğinde, davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlayamadığı, usulüne uygun deliller vasıtasıyla davasını ispatlayamadığı kanaatine varılan davacı vekilinin dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı görülmekle, 20/05/2025 tarihli duruşmada davacı vekiline dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış oldukları hatırlatılarak, yemin deliline başvurup başvurmayacakları hususunda sorulmakla, davacı vekili yemin teklifinde bulunmayacaklarını beyan ettiği, açıklanan gerekçeler dahilinde davacı tarafça usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlanamayan davanın, davacı vekilince yemin deliline de dayanılmayacağı beyanı çerçevesinde reddine, davacı vekilinin talebi üzerine mahkememizce verilen tedbir kararı çerçevesinde 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 72/4. maddesi uyarınca yasal şartları oluşan tazminat bedelinin davacıdan tahsili ile davalı şirkete verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "Açılan davanın REDDİNE,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu icra takibinin haksız olup rehin bedelinin müvekkili tarafından ödendiğini, her ne kadar gerekçeli kararda aksi şekilde hüküm kurulmuşsa da tanzim tarihi Rehin Sözleşmesi ile aynı olan ve dosyaya sunulan senetlerin borç ilişkisinin taraflar arasındaki araç alım satımına dayalı olarak rehin sözleşmesine dayandığı, dosyaya sunulan senetlerin arka yüzlerine bakıldığında davalı şirkete ait kaşe ve imzadan da görüleceği üzere davalı şirket tarafından işbu senetlerin ciro edildiğinin açıkça ortada olduğunu, işbu borç ilişkisinin, davaya konu bonoların vadesinde ödenmesi neticesinde son bulduğunu, iş bu senetlerin teminat işlevi gördüğünü, davalı her ne kadar dava konusu senetlerin rehine karşılık ödenmediğini beyan etse de işbu senetlerin hangi borca ilişkin olduğunu açıklayamadığını, yargılama esnasında taraflara ticari defterlerini sunmaları veya defterlerin yerlerini bildirmeleri için süre verildiğini, davalı şirketin ticari defterlerini sunmaktan imtina ettiğini, defterlerin yerini de bildirmediğini, davalının kendi üzerine düşen ispat yükümlülüğünü yerine getiremediğini, davaya konu icra takibinin kötü niyetli şekilde ikame edildiğini, davalının rehin sözleşmesi hakkında icra takibi başlatmak için 10 yıl beklemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin rehin bedeline karşılık davaya konu senet borçlarının hepsini ödemiş olmasına rağmen yıllarca rehnin kaldırılması için uğraşmak durumunda kaldığını, dosyada kabul kararının eksik inceleme ile verildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınmaya uygun nitelikte olmayıp raporda ödemelerin kabulüne rağmen rehin borcunun varlığına ilişkin çelişkili değerlendirme yapıldığını, raporda iki ayrı faiz hesaplamasına yer verildiğini, birinde yıllık %60 (aylık %5) oran, diğerinde ise %9 yasal faiz oranının uygulandığını, ancak, taraflar arasındaki sözleşmede açıkça akdi faiz oranının belirtilmediğini, bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 88. maddesi uyarınca yasal faiz oranının esas alınması gerektiğini, yıllık %60 gibi fahiş faiz oranının uygulanmasının hukuka açıkça aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, taşınır rehnine dayalı icra takibine karşı menfi tespit istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıdadır. Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıdadır. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya aittir. Davacı tarafça, 05/12/2011 tarihinde ... plakalı aracını 30.000,00-TL'lik borcuna karşılık olarak rehin verdiğini ve taraflar asında "Düzenleme Şeklinde Borç ve Rehin Sözleşmesi" akdedildiğini, her iki taraf bakımından ticari sayılan işbu rehin sözleşmesine konu ticari iş, tarafların tır alım satımı yapmasına dayandığını, rehin sözleşmesinden kaynaklı bonoları verdiğini, senet bedellerinin ödenmesinin üstünden 10 yıl 2 ay geçtikten sonra aleyhine İzmir 13. İcra Dairesinin 2022/2790 esas dosya ile rehinin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine girişildiği iddiasıyla, menfi tespit talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, rehin sözleşmesine dayanak borcun keşide edilen senetlerin ödenmesi suretiyle sona erdiğini iddia etmesi nedeniyle ispat yükü üzerinde olan davacının davasını ispatlayamadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/05/2025 tarih, 2024/6 Esas ve 2025/447 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1908, K. 2026/1593, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1908-e-2026-1593-k-76cdbdd868ac