Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2518 E. 2026/2522 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2518
Karar No
2026/2522
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2026/2518

KARAR NO:2026/2522

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:01/07/2026

NUMARASI:2025/111 E

DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit

KARAR TARİHİ:29/09/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından 13.03.2007 tarihli sözleşmeye dayalı olarak müvekkilleri aleyhine İstanbul 37. İcra Müdürlüğü'nün ... (eski numaraları: 2022/26659 E. - ... E.) sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını ve ödeme emri tebliğ edildiğini, ancak müvekkilleri ile davalı arasında yapılan 06.03.2013 tarihli sulh sözleşmesi, protokol, ibranameler, tapu kayıtları, tapu devri ile buna ilişkin kayıtlar ile icra dosyasına konu borcun tasfiye edildiğini ve tarafların birbirlerini karşılıklı olarak ibra ettiğini, borcun sona erdiğini, müvekkillerinin davalıya herhangi bir borcunun kalmadığını, sözleşme ile aynı gün tapu devri yapıldığını,İş bu davayı açmadan önce İstanbul Arabuluculuk Bürosu 'nun 2022/20455 büro ve 2022/138264 arabuluculuk numaralı dosyasında dava şartı zorunlu arabuluculuk görüşmeleri yapıldığını, ancak sürecin anlaşmazlık ile sonuçlandığını beyanla;Öncelikle ileride telafisi mümkün olmayan zararların doğmaması ve alacak miktarının çok yüksek olmasından dolayı müvekkillerinin zarara uğramaması için, İstanbul 37.İcra Müdürlüğü'nun ... esas nolu dosyasındaki icra takibinin teminatsız olarak/ bunun mümkün olmaması halinde mahkemece uygun görülecek bir teminatta veya dosya borcunun tamamı ya da yüzde 115'i tutarında teminat şartı ile teminatlı olarak yargılama sonuna kadar durdurulmasına,Yargılama sonunda; davacıların İstanbul 37. İcra Müdürlüğü'nün ... (eski no: 2022/26659 E. - ... E.) dosyasında davalıya borcu olmadığının tespiti ile takibin iptaline,Davalı tarafın takip dosyasının yüzde 20'si oranında kötüniyet tazminatı ile mahkumiyetine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacıların davalıya olan toplam 6.200.000,00 Euro borcun 800.000,00 Euro’sunu ödediğini, bakiye "5.400.000,00 Euro + sözleşmesel faiz" borcunun kaldığını, bakiye borcun 2.200.000,00 Euro’luk kısmının eldeki davanın konusu olan Fatih 2. İcra Müdürlüğü'nün ... (İstanbul 37.İcra Müdürlüğü'nün ...) esasıyla, 3.200.000,00 Euro'luk kısmının ise, eldeki dava konusunun kapsamı dışında bulunan İstanbul 37. (eski Fatih 2. İcra) Müdürlüğü'nün ...sayılı dosyası ile takibe konulduğunu,Davacıların, "06.03.2013 tarihli sözleşme kapsamında; davalının açık talebi, beyanı ve yetkilendirmesi doğrultusunda, alıcı olarak gösterilen .... Şti’ne tapu devredilmesi suretiyle edimlerin yerine getirildiğini, ..., ...sayılı dosyalar bakımından davacıların ibra edildiğini iddia ederek 16.11.2022 tarihli ve E-20677840-105-6880154 sayılı tapu yazısının bu hususları teyit ettiğini" ileri sürerek anılan yazının Didim Tapu Müdürlüğü’nden celbini istediğini, ... (...) esas sayılı dosya borcunun hiç doğmadığını değil; ödeme, ibra ve zamanaşımı ile sona erdiğini iddia ederek eldeki menfi tespit davasını açtıklarını, bu nedenle davada ispat yükünün davacılara ait olduğunu,06.03.2013 tarihli sözleşme ve bu sözleşme kapsamındaki 353 adet apart tatil ünitesine ait arsa payı devir işlemlerinin, borcu kendiliğinden sona erdiren bir ödeme belgesi gibi sunulduğunu, oysa,anılan sözleşmenin sulh, tasfiye ve ibra düzenlemelerinin edim ve taahhütlerin sözleşmeye uygun biçimde ve eksiksiz olarak ifası koşuluna bağlı olduğunu, davacılar, edim ve taahhütlerini sözleş- meye uygun biçimde ve eksiksiz ifa etmediğinden, anılan sözleşmenin 07.11.2014 tarihli noter ihta- rıyla feshedildiğini, 06.03.2013 tarihinde davacıların devrettiği 353 adet apart tatil ünitesinden 305 adedinin kat irtifakına bağlı arsa paylarının, fesihten sonra, 30.10.2020 tarihinde yeniden davacılar adına tescil edildiğinin tapu kayıtlarıyla sabit olduğunu, menfi tespit istemine konu borcun, tapu devri ile sona ermediğini, 06.03.2013 tarihli sözleşmede bulunan ve bu sözleşmeye bağlı olan ibra ibare- lerinin fesih ile birlikte hükümsüz kaldığını ve hukuki sonuç doğurmadığını, eldeki dava tarihine kadar olan ödemelerin, fesih ihtarında açıklanan irade doğrultusunda, TBK m.100 uyarınca, İstanbul 37. (eski Fatih 2. İcra) Müdürlüğü'nün ...sayılı dosyasına mahsup edildiğini, bu hususun eldeki davanın dışında olduğunu, davacıların işbu davaya konu İstanbul 37. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına mahsuben herhangi bir ödeme yapıldığını gösteren HMK’ya uygun, somut ve inandırıcı bir delil sunmadığını,Borcun kaynağı olan sözleşmede tarafların verilen paranın belirli bir miktarda ve vadede iade edileceğini, borcun muaccel olacağı tarihi, gecikme hâlinde uygulanacak yaptırımının açıkça düzenlendiğini, buna karşılık, kâr ve zarar paylaşımına ilişkin herhangi bir hükme yer verilmediğini, bu nedenle, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin, bir borç ilişkisi olduğunu, bilindiği ve Yargıtay kararlarında da açıkça belirtildiği gibi, amacı gerçekleşmese dahi verilen paranın belirli bir miktar ve vadede iadesi taahhüt edilmişse, taraflar arasındaki ilişki adi ortaklık veya yatırım olarak nitelendirilemeyeceğini, sözleşmede “ortaklık” yahut "yatırım" ibarelerinin bulunmasının da bu sonucu değiştirmeyeceğini, bu itibarla, taraflar arasındaki somut borç ilişkisi 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, (m.146). ayrıca, taraflar arasındaki takip, dava, sözleşme, yenileme ve ödemeler de zamanaşımını defalarca kestiğinden, iddianın mesnetsiz olduğunu, (TBK m.154). nitekim davacıların da, "borç ilişkisine karşılık” ve "borca karşılık” ifadeleriyle bu hususu dava dilekçesinde açıkça belirterek "dosya borcunun %115'i tutarında teminat şartı ile tedbir talep ettiğini,Buna karşın, mevcut ara kararda, dosya borcunun güncel EURO kapak hesabı esas alınmadan ve TL cinsinden teminat belirlendiğinin görüldüğünü, bildirilen fesih ve fesih sonrası tapu tescil değişikliklerinin ise, teminatın türü ve miktarı yönünden durum ve koşulların değiştiğini açıkça ortaya koyduğunu (HMK m.396) beyanla, davalının kanundan doğan bütün hakları saklı kalmak üzere davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesi'nce 17.02.2025 tarihinde;

"1- İcra takibinin durdurulmasına ilişkin istemin REDDİNE,

2- İİK 72/3. maddesine göre 37. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibe konu ala- cağın takdiren %15' e tekabül eden 14.872.311,25 TL lik nakit teminat yatırıldığında veya bu değerde banka teminat mektubu ibraz edildiğinde icra veznesine yatan borca ilişkin paranın alacaklıya ihtiyati tedbir yolu ile ÖDENMESİNİN ENGELLENMESİNE" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf başvurusunda; "Dava dilekçesinde "müvekkillerinin borcu bulun- maması ve icra dosya meblağının oldukça yüksek olması sebebi ile, icra takibinin menfi tespit davası sonuçlanıncaya dek asıl alacağın % 115'i ya da mahkemece takdir edilecek uygun bir teminat miktarı yatırılması ile icra takibinin durdurulması"nın talep edildiğini, ancak yerel mahkeme 17.02.2025 tarihli ara kararı ile takibin durdurulması yönündeki talep reddedilerek "alacağın %15'i olan 14.837.311,82 TL'nin yatırılması halinde icra veznesine yatan paranın borçluya ödenmemesine" karar verildiğini, her ne kadar İİK 72/3. maddesinde düzenlenmemiş de olsa, uygulamada asıl alacağın %115'inin borçlu tarafından depo edilmesi halinde alacaklının takibe devam etmesinde hukuki yarar bulunmaması sebebi ile icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, müvekkillerinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığı gibi dosya meblağı da düşünüldüğünde icra takibine devam edilmesi halinde müvekkili şirket ticari hayatına devam edemeyeceğini, aşkın haczin gündeme geleceğini, müvekkillerinin haklarının orantısız şekilde zedeleneceğini beyanla ara kararın "takibin durdurulması ile ilgili talebin reddine "ilişkin 1. bendinin kararın kaldırılmasını istemiştir.Dairemizce yapılan inceleme sonucu tesis edilen 15.04.2025 tarih ve 2025/927 Esas, 2025/983 Karar sayılı ilamda;Somut olayda, davalı tarafından davacılar aleyhine 2.200.000,00 Euro asıl alacak + 431.350,00 Euro işlemiş faizden ibaret toplam 2.631.350 Euro alacağın tahsili talebiyle 03.06.2009 tarihinde icra takibine girişildiği, eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle takibin kesinleştiği ve haciz işlemleri yapıldığı anlaşılmaktadır.İİK 72.maddesine göre takipten sonra açılan menfi tespit davasında tedbiren icra takibinin durdurulması mümkün değildir . Bu nedenle takibin durdurulması yönündeki talebin reddi ve icra veznesine giren paranın dava sonuna kadar ödenmemesi hususunda tedbir kararı verilmesi yerindedir.KABULE GÖRE,İİK'nin 72/3. maddesinde, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebileceği şeklindeki düzenlemeye göre, bu madde uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için mahkemece takdir olunacak en az % 15 oranındaki teminatın yanı sıra, ayrıca alacak miktarının tamamının icra dosyasına yatırılması gereklidir.Mahkemece takip konusu alacağın tamamının icra dosyasına yatırılması sağlanmaksızın sadece İİK 72/3. md göre takibe konu alacağın takdiren %15'e tekabül eden 14.872.311,25 TL lik teminat karşılığında tedbir kararı verilmesi yerinde değildir.Ancak davalı tarafın karar aleyhine istinaf başvurusu bulunmamak- tadır. İstinafa gelen davacı taraf aleyhine de de karar verilemeyeceğinden bu hususta eleştiri ile yetinmek gerekmiştir." denilerek, "davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine" karar verilmiştir.Davalı vekili 26.02.2026 tarihli dilekçesi ile; Davada 17.02.2025 tarihli karar ile teminat mukabilinde icra dosyasına yatan paranın alacaklıya ödenmemesinin engellenmesine karar verildiğini, davacı borçlunun dosya borcunun tamamını asıl alacak ve ferileriyle birlikte icra dosyasına yatırabileceklerini dava dilekçelerinde açıkça belirterek %115 teminatlı tedbir istediğini, bu hususu istinaf dilekçelerinde de tekrar ettiklerini, davacıların takibin tamamen durdurulması isteminin reddi üzerine yaptıkları istinaf başvurusunun esastan reddedildiğini, BAM kararına göre yaptığı değerlendirmede icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönündeki tedbirin mahkemece taktir edilecek en az %15 teminat yanında ayrıca takibe konu alacağın tamamının icra dosyasına depo edilmesi şartına bağlı olduğu, yalnızca %15 teminatla tedbir tesis edilmesinin İİK. M.72/3 e aykırı olduğunu, bu nedenle mevcut tedbirin devamının İİK m.72/3 uyarınca alacağın tamamının icra dosyasına depo edilmesi ve en az %15 teminatın ikmali şartına bağlı olduğunu beyan ederek öncelikle İstanbul 37 İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında icra müdürlüğünce düzenlenecek güncel kapak hesabına göre alacağın tamamının asıl alacak ve ferileri ile takip giderlerinin davacıların icra dosyasına depo etmelerine, buna ek olarak aynı güncel kapak hesabı üzerinden alacağın en az %15 i oranında toplamda %115 güvence sağlayacak şekilde nakit veya kesin- süresiz banka teminat mektubu ile davacıların teminat göstermelerine, bu işlemlerin yapılması için HMK m.94 uyarınca davacılara kesin süre verilmesine, verilecek kesin süre içinde depo +%15 teminat şartlarının tamamlanmaması halinde ise icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmesini engelleyen tedbirin HMK m.396 uyarınca kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi'nce 02.03.2026 tarihli ara karar ile; İİK md. 72/3 ve 17.02.2025 tarihli ara kararda yapılan açıklamalara göre talebin reddine karar verilmiştir.

İstinaf Başvurusu:Hüküm davalı tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Alacaklının talebinin "tam depo + %15 teminat" biçimindeki yasal koşulların yerine getirilmesine ilişkin karar tesis edilmesine yönelik olduğunu, nitekim, borçlular, 14.02.2025 tarihli dava ve 05.03.2025 tarihli istinaf dilekçelerinde; "borcun tamamını depo edebileceklerini" ve "%115 teminatlı tedbir istediklerini" yazılı olarak açıkça belirttiklerini, bu bakımdan, tasarruf, taraflarca getirilme ve taleple bağlılık ilkeleri de göz önüne alındığında, ikmal için borçlulara kesin süre verilmesinin somut olayda taleple bağlılık ilkesine ve tedbirin yasal zemine oturtulması amacına hizmet edeceğini, hal böyle iken, alacaklının kesin süreyi de içeren ikmal isteminin hiçbir değerlendirme yapılmadan ve gerekçesiz olarak reddedilmesinin usule ve hukuka açıkça aykırı olduğunu beyanla 02.03.2026 tarihli ara kararın kaldırılmasını istemiştir.Dairemizce yapılan inceleme sonucu tesis edilen 2026/1388 E- 2026/1475K. Nolu 18.05.2026 tarihli ilamda:"Davacının tedbir talepleri sırasıyla/öncelikle icra takibinin durdurulması, bu talep yerinde görülmediği takdirde İİK 72/3 maddesi gereğince icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi şeklinde ileri sürülmüştür.Mahkemece 17.02.2025 tarihinde, davacının "icra takibinin durdurulması" yönündeki talebi reddedilmiş, İİK 72/3 maddesi gereğince, % 15 teminat karşılığında , icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmiştir. Söz konusu verilen ara karar davacı tarafça red olunan "icra takibinin durdurulması" yönün- deki talebi yönünden istinafa getirilmiş ,dairemizce istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Belirtilen ara karar davalı tarafça istinaf edilmediğinden davalı yönünden kesinleşmiştir.Bu bilgiler ışığında, ilk derece mahkemesince verilen 02.03.2026 tarihli ara karar dosya içeriğine uygundur." denilerek "davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine" karar verilmiştir.Davacılar vekili 22.05.2026 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilek- çesinde; müvekkillerinin ifa ve tasfıye edilmiş bir borcun, icra baskısı ve cebri icra tehdidi altında mükerrer şekilde tahsil edilmesi tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu, üstelik icra dosyasında, davalı/ alacaklı tarafça halen aktif şekilde haciz, satış ve tahsilat taleplerine devam edildiğini beyanla telafisi güç ve imkânsız zararların doğmaması adına, icra takibinin tedbiren durdurulmasını talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi'nce 01.07.2026 tarihinde "icra takibinden sonra ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğinden takibin durdurulmasına ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.İstinaf Başvurusu: Ara karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde: ihtiyati tedbir talebinin, dosya kapsamında mevcut deliller, davalı tarafın açık ikrarı, dosyaya sunulan bilimsel mütalaalar ve yerel mahkemece aldırılan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde düzenlenen "hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması veya imkânsız hâle gelmesi yahut gecikme nedeniyle ciddi bir zarar doğması" koşullarına dayandığını, müvekkillerinin, ifa ve tasfıye edilmiş bir borcun, icra bas- kısı ve cebri icra tehdidi altında mükerrer şekilde tahsil edilmesi tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu, üstelik icra dosyasında, davalı/alacaklı tarafça halen aktif şekilde haciz, satış ve tahsilat taleplerinin devam ettiğini,telafisi güç ve imkânsız zararların doğmaması için, icra takibinin tedbiren durdurulmasının gerektiğini, icra dosyasına borcun %15'ini karşılayacak şekilde teminat yatırıldığını beyanla ara kararın kaldırılmasını istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava, İİK 72. Maddesine dayalı menfi tespit talebine ilişkindir.İİK'nun Menfi tespit ve istirdat davaları başlıklı 72.maddesinde:"Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.İİK 72. madde menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir ile ilgili özel düzenleme olup takibin durdurulması ile ilgili tedbir talebi HMK 389 md kapsamında değil İİK 72 maddesi hükümlerine göre değerlendirilmelidir.İİK 72. md. gereğince verilecek tedbirin şekli ise, davanın takipten önce veya sonra açılmasına göre değişiklik arz etmektedir.Dosyanın tetkikinde, davalı tarafından iş bu davadan önce davacı taraf aleyhine başlatılmış bir takip bulunduğu, eldeki davanın takip sonrası açılmış olduğu anlaşılmıştır.Yukarıda alıntılanan İİK 72/3 md. gereğince ,icra takibinden sonra açılmış olan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği açık olup davacının talebi İİK 72 maddesindeki bu düzenlemeye aykırıdır.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda maddi vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davacının 01.07.2026 tarihli ara karara ilişkin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmiştir.

K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 29/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2518, K. 2026/2522, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2518-e-2026-2522-k-6eac3d68efad