Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/836 E. 2026/2486 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/836
Karar No
2026/2486
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2026/836

KARAR NO:2026/2486

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:17/06/2025

NUMARASI:2022/400 E - 2025/502 K

DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit

KARAR TARİHİ:24/09/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... ... A.Ş. arasında 01/11/2021 başlangıç tarihli ve belirsiz süreli Elektrik Tedarik Abone Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme teminatı/güvence bedeli olarak ... A.Ş. Bakanlıklar Şubesine ait ... nolu, 31.05.2022 tarih ve 225.000 TL bedelli teminat çekinin 29/09/2021 tarihinde ... şirketine teslim edildiğini, çekin arkasına “ İş bu çek ... A.Ş. ile yapılmış olan elektrik tedarik sözleşmesine istinaden verilmiş teminat çekidir. Ciro edilemez" şerhinin düşüldüğünü, Ankara ....Noterliği 25/01/2022 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile davalı tarafından tanzim edilen 307.932,12 TL bedelli faturaya itiraz edildiğini, itiraz edilen kısım için 25/01/2022 tarihli 49 nolu ve 107.940,89 TL bedelli iade faturasının karşı tarafa gönderildiğini, itiraz edilmeyen 199.991,23 TL'nin ödenebilmesi için hesap numarası istendiğini, davalının hesap numarası bildirilmediği için Ankara 12.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/258 esas sayılı dosyası ile tevdi mahalli tayini talebinde bulunulduğunu, mahkemece bu davanın kabulüne karar verildiğini, bu dava devam ederken 03/01/2022 tarihli 307.932,12 TL bedelli faturanın itiraz edilmeyen kısmını ödemekte ısrar eden müvekkilinin kendi imkanları ile davalıya ait bir hesap numarası temin ettiğini ve itiraz edilmeyen 199.921,23 TL fatura bedelinin bu hesaba ödendiğini, müvekkilinin itiraz edilen 107.940,89 TL dışında fesih tarihine kadar olan tüm fatura bedellerini ödediğini, akabinde davalının 01/11/2021 başlangıç tarihli elektrik tedarik abone sözleşmesini feshettiğini, fesih sonrasında 548.417,06 TL bedelli fatura ile cayma bedeli talebinde bulunduğunu, davalı tarafından gönderilen 548.417,06 TL bedelli cayma bedeli talep edilen faturaya da Ankara ...Noterliğinin ... yevmiyeli ihtarnamesi ile itiraz edilerek faturanın iade edildiğini, kendisi tarafından feshedilen sözleşmeye ve hukuka aykırı ısrarını sürdüren davalının bu kez müvekkilini arayarak sözleşmenin teminatı olarak teslim edilen teminat çekini takastan tahsile koyacağının beyan ederek müvekkilinden haksız ve hukuka aykırı menfaat temin etme niyetini ortaya koyduğunu, noterlik tarafından teminat çekinin iadesinin istendiğini, teminat çekinin müvekkiline teslim edilmediğini, müvekkilinin kullanımdan kaynaklanan tüm fatura bedellerinin ödendiğini, borcunun bulunmadığını, 01/11/2021 başlangıç tarihli Elektrik Abonelik sözleşmesinde her hangi bir süre belirtilmediğini, sözleşmenin teminatı olarak teslim edilen ... A.Ş. Bakanlıklar Şubesine ait ... nolu, 31.05.2022 tarih ve 225.000 TL bedelli teminat çekin, kambiyo senetlerinin en önemli vasfı " kayıtsız şartsız borç ikrarına" havi olmadığını, sözleşmeden ayrı olarak çekinin arkasında “ İş bu çek ... A.Ş. ile yapılmış olan elektrik tedarik sözleşmesine istinaden verilmiş teminat çekidir,Ciro edilemez “ şerhi düşüldüğünü, çekin kambiyo vasfına haiz olmaktan çıktığını, ihtiyati tedbir talebinde bulunduklarını iddia ederek; haksız fesih nedeniyle uğranılan zararlar ile sözleşmeden ve kanundan kaynaklanan her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, teminat olarak verilen çek hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulünü, ... A.Ş. Bakanlıklar Şubesine ait ... nolu, 31.05.2022 tarih ve 225.000 TL bedelli teminat çekinden dolayı davacının borçlu olmadığının tespitini ve ... A.Ş. Bakanlıklar Şubesine ait ... nolu, 31.05.2022 tarih ve 225.000 TL bedelli teminat çekinin iptalini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili arasında 01/11/2021 tarihi itibariyle elektrik tedariki gerçekleştirmek için elektrik abonelik sözleşmesi imzalandığını, davacı abonenin faturalandırılmasına esas sözleşmenin tüketim yüksek (TY) kodlu sözleşme olduğunu, davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu sözleşmenin geçerli sözleşme olmadığını, davacı iki sayacı için müvekkili ile sözleşme yaptığını ancak 2.sayacının portföye girişi sonrasında iptal edildiğini, davacının dava dilekçesinde sunduğu tüketim düşük(TD) kodlu sözleşmesinin portföye girişi iptal edilen sayaca ilişkin olduğunu, sayacın portföye girişi olmadığı için geçersiz sözleşme olduğunu, asıl sözleşmenin tüketim yüksek kodlu olan sözleşme olduğunu, davacı ile gerçekleştirilen sözleşmenin özel tarifeye tabi ve taahhüt içerdiğini, bu tarifenin-taahhüdün sona erme tarihine kadar sözleşme yapıldığının hukuken kabul edilen gerçek olduğunu, sözleşmenin "Aboneye Özel Koşullar" bölümünde 24 ay olarak taahhüt süresinin belirlendiğini, davacıya Kasım 2021 ayından Mart 2022 ayına kadar her ay kullanılan elektrik miktarı karşılığında fatura kesildiğini, davacının Kasım ayında abone olduğunu ancak 307.932,12 TL tutarlı Aralık ayı faturasını ödemediğini, davacının Aralık ayına ilişkin faturayı itiraz ederek ödememesine rağmen Ocak, Şubat ve Mart aylarına ait faturaları ödediğini, taraflar arasında imza altına alınan sözleşmenin aboneye özel koşullar bölümü 2.maddesinde de enerji birim fiyatı hesaplanması formülü açıkça yazıldığını, kesilen faturaların hiçbirinde herhangi bir hata bulunmadığını, davacının kötü niyetli olarak faturaya itiraz ettiğini, davacının ödememe sebebi olarak faturanın EPDK'nın fatura hesaplama modülündeki hesaplamaya uygun olmadığını ileri sürdüğünü, EPDK'nın fatura hesaplama sayfasında fatura bedeli olarak hesaplanan bedelin alt kısmındaki bilgilendirmelere davacı tarafından dikkat edilmediğini, hesaplanan bedeli alt kısmında bulunan bilgilendirmelerde "Bu sayfada elektrik faturanız ulusal tarife üzerinden hesaplanmaktadır. Eğer tedarikçiniz özel ise program size tüketiminizin ulusal tarife üzerinden hesaplanması durumunda oluşacak vergi ve fonlar dahil toplam fatura tutarınızı gösterecektir." ifadesi yer aldığını, "ulusal tarife" ifadesine dikkat edilmesi gerektiğini, davacının Aralık faturasına itiraz sonrası 307.932,12 TL bedelli faturanın 199.991,23 TL olarak düzenlenmesini iddia ettiği için Aralık ayı faturasının sadece 199.991,23 TL'lik kısmını ödediğini, kalan tutarın Mart ayına kadar ödenmediğini ve davacının faturaya itirazının kabul edilmediğinden dolayı davacının 31/03/2022 tarihi itibariyle haklı nedene dayanılarak portföyden çıkarıldığını, imzalanan sözleşmede "sözleşmenin süresi ve Fesih" durumunun açıkça belirtildiğini, haklı neden dayanak sözleşmenin feshedilmesi halinde abonenin müvekkiline iptal bedeli, cezai şart ve diğer bedelleri ödemekle yükümlü kılındığını, bu sebeple abone tarafından da kabul edilen bu koşula dayanarak sözleşmesi haklı nedenle feshedilen aboneye 548.417,06 TL tutarlı cayma bedeli-cezai şart faturasının kesildiğini, yapılan işlemlerin mevzuata ve ikili anlaşmaya aykırı bir işlem gerçekleştirilmediğini, davacının 307.932,12 TL tutarlı faturanın itiraz edilen 107.940,89 TL'lik kısmından ve 548.417,06 TL cayma faturasından ötürü müvekkiline borçlu olduğunu, müvekkilinin ticarethane olarak abonelik oluşturan tüm abonelerden herhangi bir olumsuzluk yaşanması riskine karşılık olarak teminat çeki/mektubu talep ettiğini, davacı aboneden de ticarethaneye sahip olmasından ve faturalarının da yüksek bedelli olacağından ötürü ödenmeme riskine karşılık olarak teminat çeki talep ettiğini ve teslim aldığını savunarak; davanın reddini, %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "davanın taraflar arasındaki elektrik tedarik sözleşmesi kapsamında verilen ... A.Ş. Bakanlıklar Şubesine ait ... nolu, 31.05.2022 tarih ve 225.000 TL bedelli çekin teminat çeki olmasından dolayı borçlu olmadığının tespitine dair takipten önce açılan menfi tespit davası olduğu, davacı tarafça ve davalı tarafça sunulan sözleşmelerin farklı olduğu, davalı tarafça davacının sunduğu sözleşmenin geçerliliğini yitirdiği savunulduğu, davacı tarafça davalı tarafın sunduğu sözleşme altındaki imzanın inkar edilmediği, yine taraflar arasında davaya konu senedin elektrik tedarik sözleşmesinin teminatı kapsamında verildiği hususunda çekişme bulunmadığı, bu durumda taraflar arasında geçerli sözleşmenin hangisi olduğu hususunda kanaate varılması gerektiği, Yüksek Elektrik Elektronik Mühendisi Bilirkişi ...'in 15/04/2025 tarihli raporunda tespit edildiği üzere davacının tüketim miktarı dikkate alındığında taraflar arasındaki geçerli sözleşmenin davalı tarafından sunulan TY (tüketimi yüksek) serbest tüketici sözleşmesi olduğu, bu sözleşmeye göre yapılan hesaplamalara göre, tüm bilirkişi raporlarının ittifak halinde olduğu, buna göre davacının Seri A ... numaralı 307.932,89 TL bedelli faturadan kaynaklanan bakiye bedelden sorumlu olduğu, buna ilişkin borcunu ödemede temerrüte düştüğü, bu sebeple davalının sözleşmeyi feshinin haklı ve geçerli olduğu, bu nedeniyle davacının 548.417.06 TL ceza bedelinden de sorumlu olduğu, yukarıda atıf yapılan 23/12/2023 tarihli heyet raporunda cezai şartın davacının ekonomik mahvına yol açacağından bahisle %50 tenzil edilmesi gerektiği yönündeki hukuki görüşün kabulünün mümkün olmadığı, zira tarafların tacir olduğu ve TTK'nun "Tacir sıfatını haiz borçlu, Türk Borçlar Kanununun (...) 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasında (...) yazılı hâllerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez" hükmünü öngören 22. Maddesi uyarınca davacının bu böyle bir hakkının bulunmadığı, bu anlamda bilirkişi raporlarının çelişkili olduğundan da bahsedilemeyeceği, her ne kadar dava konusu senet teminat senedi olarak düzenlenmiş ise de yukarıda atıf yapılan Yargıtay HGK kararında da belirtildiği gibi temel borç ilişkisindeki bir edimin teminatı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, teminat ettikleri husus gerçekleşinceye kadar geçici bedelsizlik, gerçekleşince kesin bedelsizlik söz konusu olduğu, eğer teminat ettikleri husus gerçekleşmez ise senette bedelsizlik ortadan kalkacağı, somut olayda ise davacının davalıya borçlu olduğu tespit edildiğine göre teminat senedi olarak düzenlenen senedin artık teminat senedi vasfından söz edilemeyeceği, senedin bedelsiz olmadığı, senetten dolayı davacının borçlu olduğu, bu sebeple davanın reddinin gerektiği kanaatine varılmış, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..... davanın icra takibinden önce açılan menfi tespit davası niteliğinde olduğu, her ne kadar yasa maddesinde icra takibinden önce açılan menfi tespit davasında icra takibinin durdurulması yönünden tedbir verileceğinden bahsedilse de, yukarıda ortaya konulan doktrin görüşleri ve bunlarda atıf yapılan yargı içtihatları dikkate alındığında, takip yapılmaması ve senedin ibraz edilememesi yönünde mahkemece verilen tedbir kararının temelsiz olmadığı ve takip hukukuna (İİK 72 maddesine) ilişkin olduğu ve takip hukuku bakımından anlam taşıdığı, davanın alacaklı lehine neticelenmesi nedeniyle davalının davaya konu senedi takibe koyamaması ve bankaya ibraz edememesi nedeniyle alacağını geç almış bulunmaktan dolayı zarar gördüğü, bu sebeple davacının icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiği kanaatine varılmış, bu gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçeleriyle

1-Davanın REDDİNE,

2-Davalının İİK'nun 72/4 maddesi uyarınca tazminat talebinin KABULÜ ile, dava konusu senet bedelinin (225.000,00 TL) yüzde 20'sine karşılık gelen 45.000,00 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; mahkemesince davalı tarafından sunulan (TY) tüketimi yüksek abone grubu için tanzim edilen sözleşmenin hükme esas alınmasının hatalı olduğunu,dosyada iki farklı sözleşmenin mevcut olduğunu, birisinin sundukları (TD) Tüketimi Düşük kodlu abonelik sözleşmesi, diğeri ise davalının sunduğu (TY) Tüketimi Yüksek kodlu sözleşme olduğunu, mahkemece davalı tarafından sunulan ve tüketim miktarı bakımından Tüketimi Yüksek Abone grubu için tanzim edilen sözleşmeye üstünlük tanınması hatalı olduğunu, 17.03.2023 tarihli bilirkişi raporunun 10. Sayfasında da belirtildiği üzere, davalı müvekkilinin 6 aylık tüketimi 611.262 kWh olup, yıllık ortalama tüketimi 1.4-1.5 milyon kWh olduğunu, yine 17.3.2023 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 2021 yılı için Tüketimi Yüksek (TY) abone grubu için kabul edilen alt sınır tüketim miktarı 7 Milyon kWh, 2022 yılı için ise alt sınır 3 milyon kWh olduğunu, davalı müvekkilinin yıllık enerji tüketim miktarı dikkate alındığında, davacı müvekkilinin Tüketimi Düşük (TD) abone grubuna dahil olduğu anlaşılmakta olduğunu, dolayısıyla, sundukları (TD) abonelik sözleşmesi taraflar için geçerli ve bağlayıcı olan sözleşme olduğunu, bu sözleşme hükümleri dikkate alınarak, inceleme, değerlendirme ve tespit yapılması gerekirken, davalının sunduğu ve tarafımızdan bağlayıcı olmadığı beyan ve kabul edilen bu sözleşmeye göre hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olduğunu,

-Bu nedenle sunulan sözleşme ve eki mahiyetindeki Aboneye Özel Sözleşme Koşulları başlıklı sözleşme ekinin 2. Maddesindeki sınırlayıcı sözleşme hükmü taraflar için bağlayıcı olup, davalının sözleşme dışına çıkarak üstelik EPDK nın ulusal tarife fiyatını aşarak faturalama yapması, sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğinden, davalının fesihte haksız olduğunu ispatlamakta olduğunu, buradan hareketle, fesihte haksız olan davalının cayma bedeli/cezai şart talebinde bulunmasının da yasal imkanı da bulunmadığını,

-Davalı da imzaladığı ikili tedarik sözleşmesinde, ulusal tarifeden ve diğer standart tarifelerden ucuz enerji taahhüt etmekte olduğunu, Aboneye Özel Sözleşme Koşullarının 2. Maddesinde bu hususa değinilerek, enerji birim fiyatı olarak, ticarethane ag ulusal tarife fiyatını geçilmeyeceğine dair düzenleme getirildiğini, 17.3.2023 tarihli bilirkişi raporunun 11. Sayfasında davalının sözleşme hükümlerine aykırı davrandığının ve yüksek miktarda faturalandırma yaptığının tespit edilmiş olduğunu,davalının sözleşmeye ve düzenlemelere aykırı davranışı nedeniyle, davacı müvekkilimin sözleşmeden beklediği menfaat gerçekleşmediğini, sundukları sözleşmenin 6. Maddesinde,sözleşmenin süresine ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığını, sözleşmenin aboneye yani davacı müvekkiline sözleşmeyi haklı nedenle dahi olsa fesih hakkı vermediğini, sözleşmenin bu hükmünün müvekkili yönünden geçerli ve bağlayıcı olmadığını,

-Mahkemece hükme esas alınan ve davalının sunduğu sözleşmenin müvekkili şirketin kayıtlarında bulunmadığını, davalının sunduğu sözleşmeye açıkça itiraz etmiş olmamıza rağmen mahkemece bu sözleşmeye göre karar verilmiş olması hatalı olduğunu,

-Dilekçelerine ek-2 olarak sunulan, EPDK yazısında, genel hatlarıyla önce yasal düzenlemelere değinilmiş ve yazı ekinde ise 1.7.2021 tarihinden itibaren EPDK tarafından onaylanan tarifeler cetveli sunulduğunu, yazıda "Kurumumuz, 3/3/2001 tarihli ve 24335 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun verdiği yetki kapsamında ilgili lisans hükümleri uyarınca hazırlanacak olan; toptan satış tarifesini, iletim tarifesini, dağıtım tarifeleri ile perakende satış tarifelerini incelemek ve onaylamak hususunda yetkilidir." dendiğini, yani, tedarik şirketinin, kendi başına belirleyeceği fiyat üzerinden sözleşme yetkisine sahip olmadığını, tedarik şirketinin, EPDK tarafından hazırlanan tarifeler cetveline uygun fiyatlama yapmak mecburiyetinde olduğunu,

-13 ATM 2023-183E sayılı dosyaya sunulan 16.07.2024 tarihli ek raporun sonuç kısmında " Davacı tarafından sunulan sözleşme hükümlerine göre dava ve takip konusu Aralık 2021 dönem faturası tutarının tam ve zamanında ödenmediği, Davacı tarafından düzenlenen faturanın sözleşme eki “ Aboneye Özel Sözleşme Koşulları” nda yer alan enerji birim fiyat tespiti formülüne uygun bulunmadığı ve kısmen enerji birim bedeli yönünden hatalı olduğu, davacının Sözleşmenin 5.11. maddesi kapsamında sözleşmeyi fesih hakkı mevcut olmakla birlikte abonenin sözleşmeden dönmemiş olmasına bağlı olarak cayma bedeli ödemesini gerektiren bir sözleşme hükmü bulunmadığı," belirtilerek, davalı şirketin cezai şart talebinin hukuken mümkün olmadığına işaret edildiğini, bilirkişi heyeti tarafından usulüne uygun tutulduğu tespit edilen müvekkilinin defter ve kayıtlarına göre, davalıya borcunun olmadığı kanıtlanmış olmasına rağmen, davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğunu,

-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, faturalamanın ve hesaplamanın nasıl yapıldığına ilişkin denetime elverişli bir hesaplama yöntemi belirtilmediğini, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını,

-Davalının fatura ve cezai şart alacağının varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirmesi yani likit olmaması, davacı müvekkilinin kabul ettiği kısmi fatura fatura bedelini ödemek amacıyla tüm iyi niyetiyle borcunu ödemeye çalışması, hatta Ankara 12.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/258 esas sayılı dosyası ile tevdi mahalli tayini talebinde bulunması, mahkemenin çekiz ibraz edilmemiş olması yönündeki kabulünün aksine, davalı şirket tarafından dava konusu çekin muhatap bankaya ibraz edilmiş olması ve davalı şirketin temerrüte düşmesi, ihtilafa konu Aralık 2021 dönemi fatura bedelinin % 66 sının ödenmiş olması ve hesaplanan fahiş cezai şartın müvekkili şirketin nakit akışına büyük zarar verecek olması gibi hususlar dikkate alındığında; mahkemece son derece dürüst ve iyiniyetli davacı müvekkilim aleyhine % 20 tazminata hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğunu, (TD) kodlu 01.11.2021 başlangıç tarihli Elektrik Abonelik Sözleşmesinde her hangi bir süre belirtilmediğini, süreli olmayan sözleşmelerde cayma bedeli talebi hukuken mümkün olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.... A.Ş. Bakanlıklar Şubesine ait ... nolu, 31.05.2022 tarih ve 225.000 TL bedelli teminat çekinden dolayı davacının borçlu olmadığının tespitini ve ... A.Ş. Bakanlıklar Şubesine ait ... nolu, 31.05.2022 tarih ve 225.000 TL bedelli teminat çekinin iptali taleplerine ilişkindir.Mahkemesince taraf delileri toplanmış bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır.17.03.2023 tarihli elektrik mühendisi ve mali müşavir bilirkişiler raporlarında özetle"Davalı tedarikçi ile davacı serbest tüketici arasında Elektrik Piyasası Mevzuatı kapsamında ikili anlaşma ile elektrik tedariği gerçekleştirildiği, Davalının taahhüt edilen fiyatlar nispetinde faturalandırma yaptığı, davacının sözleşmeden doğan borcunu kısmen ödemediği, davalının ödenmeyen borç sebebiyle sözleşmeyi fesih hakkı doğduğu, Davacıya sözleşmede düzenlenen ceza şartı gereği fatura düzenlediği, davacının ceza faturası tahakkuku yapmasında herhangi bir engel bulunmadığı, Dosyaya sunulan her iki sözleşmenin 5.10 ve 5.11 maddelerinde davacının davalı tedarikçi firmaya karşı oluşacak her türlü borçları için teminat vermeyi ve işbu teminattan davacının borçlarının tahsil edileceği, eğer teminat yetmez ise ek teminat talep edebileceğinin düzenlendiği,Davalının sözleşmenin 5.10 maddesi doğrultusunda davacıdan ilerde yaşanabilecek olumsuzluklar halinde teminat olarak 31.05.2022 vadeli 225.000,00 TL tutarlı çek teslim alındığı, Davalının ticari defter kayıtlarına göre ve eldeki davalının sunduğu sözleşme doğrultusunda davalıya Aralık Faturasından kalan 107.940,89+ 548.417,06 TL toplam 656.357,95 TL borcu olduğu, Davacının sunduğu sözleşmenin dikkate alınması halinde ise ceza faturası değişebileceğinden KDV dahil 410.724,05 TL olabileceği, bu durumda da davacının ödenmemiş 518.664,94 TL borcu olacağı, Sözleşme aşamasında güvence bedeli olarak davacıdan teslim alınan 225.000,00 TL tutarlı teminat çekinin tahsil koşulları oluştuğu, nihai hukuki değerlendirmenin mahkemenin takdirinde olduğu, Dosyaya eklenen iki farklı sözleşme bulunduğu, davacının sunduğu ile davalı tarafından sunulan arasında farklılıklar olduğu, bu konuda takdirin mahkemenin olduğu" yönünde görüş bildirmişlerdir.18.04.2023 tarihli mali müşavir bilirkişi raporunda özetle;"Davacının kanuni defterlerinde yer alan bilgilere göre, davacının davalı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığı, bununla birlikte, davalı tarafın düzenlediği 307.932,12 TL bedelli 03/01/2022 tarih ... numaralı fatura ile ilgili 107.940,90 TL tutarında iade faturası düzenlediği, bahse konu faturanın davalı tarafça kanuni defterlerine kaydedilmediği, Davalı tarafın düzenlediği 548.417,06 bedelli 20.04.2022 tarih ve ... numaralı faturanın davacı tarafın kanuni defterlerinde yer almadığı, Bu bilgiler ışığında, Davacının davalı tarafa herhangi bir borcu ve alacağı bulunmadığı, Davacının davalı tarafa vermiş olduğu 225.000,00 TL tutarlı teminat çekinin davacının kanuni defterlerinde yer almadığı,Davacı ile davalı tarafça düzenlenmiş olan sözleşmeler ve bu sözleşmeler nedeniyle davalı tarafın davacıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise ne kadar alacaklı olduğuna ilişkin tespit ve değerlendirmeler 17.03.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda belirtildiği..." görüşlerine yer verilmiştir.20.12.2023 tarihli elektrik mühendisi bilirkişiler raporlarında " a) Taraflar arasındaki sözleşmede, tüketim bedellerinin hesaplanma esaslarının belirlenmiş olduğu ve davaya konu faturanın da işbu formül ile hesaplanmış olduğu görüldüğünden; sözleşme uyarınca Enerji Birim Fiyatı sözleşmedeki formülle belirleneceğinden, 307.932,12 TL bedelin doğru olarak hesaplandığı, davacı daha önce 199.991,23 TL ödemiş olduğundan, davaya konu fatura için 107.940,89 TL'nin daha davalı kuruma ödenmesi gerektiği, b) Sözleşmenin 6.1 ve 6.2 maddelerinin fesih koşullarıyla ilgili olduğu görüldüğünden, işbu maddelere göre, göre davacı şirketin, hesaplanan 548.417,06 TL ceza bedelini davalı şirkete ödemesi gerektiği, ancak, 548.417,06 TL ceza bedeli ödemekle yükümlü tarafın iktisaden mahvına sebep olacak nitelikte kabul edilerek ve ayrıca söz konusu faturanın kısmen davalı kuruma ödenmiş olduğu görüldüğünden davalı şirketin talep ettiği ceza bedelinde %50 indirim yapılarak 548.417,06 TLx0,50 = 274.208,53 TL'ye düşürülmesi gerektiği" mütalaa edilmiştir.02.09.2024 tarihli elektrik mühendisi bilirkişiler raporlarında"... Heyetimiz;Davacının yıllık bazdaki tüketimi YT'li tüketici olma şartını sağlamamaktadır, ancak Davalı ile yapılmış sözleşmesi bulunmaktadır. Fatura bedelleri buna göre hesaplanmış olup, Heyetimiz (ceza faturası hariç olmak üzere) fatura bedellerini doğru kabul etmektedir. Bu nedenle raporumuzun DEĞERLENDİRME bölümünde 5.maddesinde de açıkladığımız üzere Davalıyı Düşük tüketimli kabul ederek; 548.417,06 TL. ceza faturası yerine (KDV dahil) 410.724,05 TL. Ceza faturası kesilmesi uygun olacaktır.03.01.2022 tarih ve 307.932,23 TL lik faturanın 199.991,23 TL. si ödenmiş olup, kalan 107.940,89 TL.nin davacı tarafından ödendiğine dair dosyada belge görülememiştir.Elektrik Abonelik Sözleşmesi Davalı (... A.Ş.) tarafından Sözleşme Madde 4.11, Madde 5.8 ve Madde 6.2'ye göre fesih edilmiştir. 01.11.2021 tarihi ile başlayan sözleşme 13.05.2022 tarihinde tamamı ödenmeyen fatura nedeniyle fesih olmuştur. 307.932,12 TL tutarındaki faturadan kalan, 03.01.2022 tarihli itibariyle bakiye ödenmeyen 107.940,89 TL.'nin DAVACI (....ŞTİ.) tarafından ödenmesi gerektiği, ELEKTRİK PİYASASI TARİFELER YÖNETMELİĞİ'nde belirtilen:Ceza koşulu/cayma bedeli- MADDE 20 –(2) "......düşük serbest tüketicinin ödeyeceği cayma bedeli ve/veya ceza koşulu cayma tarihi ya da fesih tarihi öncesi tüketicinin son 12 aylık tüketim toplamı ile cayma tarihinde ya da fesih tarihinde uygulanan fiyat esas alınarak hesaplanan toplam tutarın %10’unu geçemez..." denilmekte olup; Raporumuzun "III. MEVZUAT OLARAK DEĞERLENDİRME:" Bölümünde 4.Maddesinde açıkladığımız üzere 20.04.2022 tarihi itibariyle ceza faturası bedeli 410.724,05 TL.' nin DAVACI (....ŞTİ.) tarafından ödenmesi gerektiği, . Sözleşmenin devamında bulunan ve DAVACI tarafından imzalı Formda gecikme cezası %5 olarak belirtilmiş olup, bu hesaplamanın yapılması Heyetimizin yetki alanına girmediği,DAVACI tarafından DAVALI'ya verilen; ... bankası, Bakanlıklar Şubesi, ... no.lu 31.05.2022 tarihli 225.000,- TL.lik Teminat Çekinin ödenmesi veya iade edilmesi konusunda Kararın Mahkemeye ait olduğu,16.04.2025 tarihli mali müşavir, elektrik mühendisi ve hukukçu bilirkişiler raporlarında özetle; " Sunulan fatura dökümlerindeki aylık tüketimlerin bile 100.000 kWh' tan daha yüksek olduğunun görülmesinin, geçerli sözleşmenin davacı tarafından sunulan TD kodlu sözleşme değil, davalı tarafından sunulan TY kodlu sözleşme olması gerektiği yönünde teknik açıdan görüş ve kanaate varılmasına yol açtığı, bu konuda davalı tarafından portföye girişi yapılmadığı için geçersiz olduğu belirtilen sayaca ilişkin bilgi ve belgelerin sunulmasının da sözleşme konusunda yaşanan uyuşmazlığın çözümüne ışık tutabileceği,Davacı tarafından sunulan sözleşmenin birim fiyat hesabına ilişkin açık maddelerine göre, Aralık.2021 dönem faturası olması gerekenden daha yüksek birim fiyatla tahakkuk ettirildiği için, bu faturaya kısmi ödeme yapılması gerekçe gösterilerek sözleşmenin feshedilmesi ve cayma bedeli faturası tahakkuk ettirilmesinin davacı tarafından sunulan sözleşmenin ilgili sayaca ait olduğunun ve esas alınması gerektiğinin kabul edilmesi halinde doğru olmayacağı,Davalı tarafından sunulan ve teknik açıdan doğru ve geçerli fatura olduğu kanaatine varılan sözleşme hükümlerine göre, dönem faturalarının tamamının sözleşmede tanımlanan yönteme göre doğru şekilde hesaplanmış birim fiyatlarla tahakkuk ettirildiği anlaşıldığı için, kısmi ödeme yapılan Aralık.2021 dönem faturasının davalı- tedarikçiye sözleşmeyi feshetme ve sözleşmede tanımlandığı şekliyle cayma bedeli faturası tahakkuk ettirme hakkı verdiği, Davacının davalı tarafından sunulan sözleşme hükümlerine göre, 17.01.2022 son ödeme tarihli 307.932,12.-TL fatura bedeliyle, 29.04.2022 son ödeme tarihli 548.417,06.-TL fatura bedellerinden sorumlu olduğu..." yönünde görüş bildirmişlerdir.Tüm bunlara göre yapılan değerlendirmede, davacı tarafça davalının sunmuş olduğu sözleşmenin uygulanamayacağı ileri sürülmekle beraber imzaya itiraz edilmediği, davalının bu sözleşmedeki birim fiyatlara göre faturalandırma yaptığı, fatura bedellerinin tamamının davacı tarafça ödenmediği noktasında ihtilaf olmadığı, belirlenen bedelin ticari koşullara göre davacının mahvına neden olacak tutarda olmadığı, tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla mahkemesince kararda belirtilen gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre,davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.

K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Davacıdan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/836, K. 2026/2486, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-836-e-2026-2486-k-a0da17f44c6d