Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1640 E. 2026/1581 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1640
- Karar No
- 2026/1581
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1640 - 2026/1581 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1640 KARAR NO : 2026/1581 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/03/2022 NUMARASI : 2020/132 E. - 2022/72 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/03/2022 tarih ve 2020/132 E. - 2022/72 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış ... markalarının sahibi olduğunu, müvekkilinin bu markası altında sürdürdüğü faaliyetlerinde çok sayıda marka daha yarattığını, bu markalardan birinin de “...” olduğunu, davalı yanın 2018/108315 sayısı ile işleme alınan “...” markasına karşı itirazda bulunduklarını, ancak bu itirazların reddine karar verildiğini, davalı tarafa ait “...” ibareli marka başvurusunun müvekkili adına tescilli “...” ibareli markalar ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarını, müvekkilinin ... markası üzerinde asıl ve öncelikli hak sahipliğinin bulunduğunu, dava konusu ... marka başvurusunun, müvekkili adına tescilli ... markalarının piyasadaki konumundan haksız yarar elde edebilecek bir benzerlik taşıdığını, tanınmış “...” markaları ile davalıya ait “...” markası arasında tüketicilerin bağlantı kuracağı ve bunun karıştırılmaya yol açacağını, dava konusu markanın kapsamının müvekkilinin markaları kapsamında da yer aldığını, müvekkili markalarının aynı zamanda tanınmış olduğunu, başvurunun kötüniyetle tescil edilmek istenildiğini ileri sürerek, 2020-M-2357 sayılı YİDK kararının iptali ve davaya konu 2018/108315 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, verilen kurum kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, davacı yanın davaya esas aldığı ve tescil tarihleri beş yıldan eski markalarının Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 19. maddesi gereğince kullanıldığının ispatlamasını talep ettiklerini, müvekkilinin “...” markasını ilk olarak Çinde 2016 yılında yarattığını, müvekkili markasının pek çok ülkede halihazırda tescilli olduğunu, müvekkilinin aynı zamanda Ülkemizde de 2017/82893 ve 2017/72106 sayılı markaların maliki olduğunu, davacı tarafın bu markalara da itiraz ettiğini ancak itirazlarının reddolunduğunu, dolayısıyla müvekkilinin müktesep hakkı bulunduğunu, tarafların faaliyet alanlarının farklı olduğunu, taraf markalarının benzer olmadığını, taraf markalarının başlangıç seslerinin farklı bulunduğunu, davacı markalarını tanınmış olmadığını, kötüniyet iddialarını kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markalarının kapsamlarının birbiri ile örtüştüğü, “...” harfine bağımsız bir vurgu yüklemeyeceği, sözcüklerin telaffuzlarındaki vurguların birbirlerinden farklılaştığı, kaldı ki “...” harfinin davacı markalarının başlangıç sesi olmasının görsel bütünlük anlamında da işaretler arasında farklılaşma doğurduğu, bu hâliyle uyuşmazlığa konu markalar, bütünsel olarak bıraktıkları nihai izlenimleri itibariyle ele alındıklarında her iki işaret arasında her biri düşük düzeyli benzerliklerin aynı iktisadi ya da idari kökene işaret eden işaretler olarak algılanmaları sonucunu doğuracak düzeyde olmadıkları, taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlikten bahsedilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili adına tescilli “...” markaları ile dava konusu “...” marka başvurusunun ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ve markalar arasında tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkiline ait markalar ile aynı ve ilintili mal ve hizmetler yönünden tescil edilmek istendiğini, müvekkiline ait “...” ibareli markaların 6769 Sayılı SMK’nın 6/5. maddesi anlamında tanınmış marka olduğunu, dava konusu markanın tescil edilmek istendiği 09. Sınıf emtianın müvekkiline ait markaların tescilli olduğu ve tanınmış olduğu emtia ile birebir aynı olduğunu, emsal kararlar ve açıklamaların gerekçeli kararda ayrıntılı değerlendirilmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli marka başvurusu ile itiraza mesnet "..." esas unsurlu markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların birbirinden farklı olduğu, başvurudaki “...” harfine bağımsız bir vurgu yüklenmeyeceği, “...” harfinin davacı markalarının başlangıç sesi olmasının işaretler arasında farklılaşmayı sağladığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, dava konusu marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden, karşı tarafın tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 552,10-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.