Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1707 E. 2026/1587 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1707
- Karar No
- 2026/1587
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1707 - 2026/1587 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1707 KARAR NO : 2026/1587 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/10/2022 NUMARASI : 2021/174 E. - 2022/300 K.
DAVANIN KONUSU : Endüstriyel Tasarımla İlgili Kurum Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/10/2022 Tarih ve 2021/174 Esas - 2022/300 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2020/04243 17 ve 18 sıra numaralı tasarımlarına davalı tarafça yapılan itiraz sonucunda verilen YİDK kararı ile müvekkilinin 18 numaralı tasarımının iptaline karar verildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin “...” şeklinde oluşturduğu markalarının mevcut olduğu, tescili talep edilen tasarımda da bu markanın yer aldığını, davacı yanın tasarımında “...” yazarken, müvekkili tasarımında “... ...” yazdığını, müvekkilinin tasarımının ayırt edici olduğunu, ''...'' ibaresinin ayırt edici gücü düşük bir ibare olduğunu, davalı yanın kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 2021/T-317 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin “...” ve “...” gibi markalarının bulunduğunu, uzun yıllara dayalı kullanımlar ile birlikte bu markaların sözcük anlamlarından uzaklaştıklarını, müvekkilinin sattığı çay ürünlerinin renk, tasarım ve isimleri ile bir bütün olduklarını, dava konusu başvurunun müvekkilinin 89646, 153216 sayılı markaları ile benzer bir ibareyi taşıdığını, Kurum tarafından verilen kararda da bu hususunun dikkate alınarak bir değerlendirme yapıldığını, davacı başvurunun bu nedenle yenilik kriterinden uzak olduğunu, davacı başvurusunun bu haliyle müvekkilinin marka ve tasarım hakkını ihlal ettiğini, davacının “...” sözcüğü ile birlikte ... ibaresini kullanımının karıştırılma ihtimalini daha da arttırdığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu tasarımın kullanılacağı ambalajların gıda sektöründe yer alan çay/bitki/meyve çayı ürünleri için tasarlandığının anlaşılabildiği, bununla birlikte ilgili tasarımın nihai kullanıcısı olarak kabul edilebilecek tüketiciler nezdinde, dava konusu ambalajdaki gibi bir kullanımın, davacı markalarının izinsiz kullanımı şeklinde algılanması ihtimalinin bulunmayacağı, “...” ibaresinin çay ürünleri için herkesin kullanımına açık kalması gereken bir işaret olduğu, bu nedenlerle dava konusu ambalajdaki mezkur kullanımın “bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımı” olarak da değerlendirilemeyeceği, dava konusu tasarımların yenilik ve ayırt ediciliğini ortadan kaldırır başkaca hiçbir dokümanın da dosyada mevcut olmadığı, mutlak yenilik kriteri çerçevesinde kamuya açık veritabanları üzerinden yapılan araştırmalarda ise dava konusu 22.06.2020 başvuru tarihli dava konusu tasarımın, tasarım başvuru tarihinden daha önceki bir tarihte kamuya sunulduğunu gösterir herhangi bir dokümana erişimin olmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile YİDK'nın 2021-T-317 sayılı kararın iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin tekel olduğu yıllardan bu yana “... ve ...” gibi birçok markasını kullanageldiğini, uzun yıllara dayalı kullanım eylemi ile birlikte bu markaların, sözlük anlamından uzaklaşmış ve müvekkili Kurumum ismi ile birlikte bağımsızlaşmış olduklarını, davacı tarafın “... ...” ibareli başvurusu ile müvekkilinin tescilli “...” ve “... ” markalarından doğan sınai mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, davacı tarafından müvekkiline ait fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımının olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, itiraza konu davacı şirkete ait 2020 04243/17 sıra numaralı tasarım ile itiraz sahibi diğer davalı şirket adına ... ve ... markalarının aynısı veya yüksek oranda benzer olduklarının görüldüğünü, dava konusu davacı şirketçe yapılan tasarım açısından itirazın haklı bir itiraz olduğunu, başvuruya konu tasarımla diğer davalı şirkete ait bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımının söz konusu olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, endüstriyel tasarımla ilgili YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan belgelerden, davacı şirkete ait dava konusu tasarım başvurusunun ilan edildiği, bu ilana davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından "..." esas unsurlu markalar mesnet gösterilerek itiraz edildiği, YİDK kararıyla davalının itirazının kabulüne karar karar verildiği, iş bu davanın davacı tarafça dava konusu tasarımın yeni ve ayırt edici olduğu iddiası ile açıldığı, bu bağlamda taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı şirkete ait tasarım başvurusunun davalıya ait "..." asıl ibareli markalar karşısında yeni ve ayırt edici olup olmadığı, dava konusu ambalajdaki kullanımın “bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımı” olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususlarında olup, davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tasarım, 6769 sayılı SMK'nın 55. maddesinde tanımlanmış olup, korunmasının şartları da SMK'nın 56. maddesinde düzelenmiştir. Belirtilen bu yasal düzenlemelere göre SMK, yenilik bakımından mutlak yenilik kriterini benimsemiştir. Ayırt edicilik ise, 6769 sayılı SMK'nın 56/5. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim; tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir. Tasarımın hükümsüzlüğü de 6769 sayılı SMK'nın 77-79. maddelerinde düzenlenmiştir. Mahkemece, yukarıda açıklandığı üzere, davalıya ait markalar ile dava konusu tasarım arasında benzerlik bulunmadığı, dava konusu tasarımın bilgilenmiş kullanıcı nezdinde yenilik ve ayırt edicilik koşulu sağladığı, dava konusu ambalajdaki mezkur kullanımın “bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımı” olarak da değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla davaya konu olan YİDK kararının yerinde olmadığı kanaatine ulaşılmış ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, başkasının marka tescili nedeniyle mevcut hukuki korumayı bertaraf edebilmek için, başkasının markasını içeren bir ambalaj tasarımı oluşturarak tasarım tescil belgesi almak suretiyle marka tescilinden kaynakların hakların dolanılması bir kötüniyet halidir (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.946). 6769 sayılı SMK'nın 77/1-a maddesine göre de, başvurunun kötüniyetle yapıldığı ve bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımını içerdiği ispat edilmiş ise, tasarımın hükümsüz kılınmasına mahkemece karar verilir. Bu nedenle başkasına ait bir sınai hakkın marka olarak tescili, SMK'nın 6. maddesine göre itiraz üzerine reddedileceği gibi başkasına ait bir markanın endüstriyel tasarım olarak tescili için yapılacak kötüniyetli bir tasarım tescil başvurusu da SMK'nın 77/1-a maddesine göre hükümsüz kılınabilir (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.947). Yukarıda yapılan açıklamalarla birlikte dosya kapsamında bulunan tüm bilgi ve belgeler irdelendiğinde, ilk derece mahkemesince, davalının tasarımının yenilik ve ayırt edicilik özelliğinin bulunduğunun ve “...” ibaresinin çay ürünleri için herkesin kullanımına açık kalması gereken bir işaret olduğu, bu nedenlerle dava konusu ambalajdaki mezkur kullanımın “bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımı” olarak da değerlendirilemeyeceği belirlenmiş ise de; davalı ... Genel Müdürlüğünün "..." markasına yönelik açılan hükümsüzlük davasında, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, 2025/1130 Esas ve 2025/6040 Karar sayılı kararı ile; "davalı tarafından sunulan fatura örnekleri incelendiğinde markanın yaklaşık otuz yıldır kullanıldığı görülmekte olup, bu hale göre tüketicinin bu çayı benimsediği, böylece ... ibaresinin kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı" belirlenmiş olup, aynı taraflar arasındaki, 2025/4144 Esas, 2025/2414 Karar sayılı kararında da, "... ... ibareli marka başvurusu ile davalının ... ibareli tescilli markası arasında, başvurunun reddedilen "çaylar,buzlu çaylar" malları açısından biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu, her iki markada da asli belirleyici unsurun ... olduğu, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu reddedilen "çaylar,buzlu çaylar" mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davacının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının "... " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki markada ortak ve belirleyici unsur olan "..." ibaresi nedeniyle yanılgı yaşanabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından markaların karıştırabileceği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 hükmündeki iltibas koşulları oluştuğu" belirlenmiştir. Yani, davalının "..." esas unsurlu markalarının kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı belirlenmiş olup, “...” ibaresinin çay ürünleri için herkesin kullanımına açık kalması gereken bir işaret olduğu yönündeki mahkeme gerekçesinin yerinde bulunmadığı anlaşılmıştır. Bunun yanında davalının "..." ibareli markasının davacının markası olan "... ..." ibareli markaları ile iltibas yarattığının belirlenmiş olması karşısında da, davacının tasarımında davalının markasını kullanmasın “fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımı” olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda davalının marka hakkına dayanarak tasarım tesciline engel olma hakkının bulunduğu (Yargıtay 11. HD, 2013/14673 Esas, 2014/4074 Karar ve 04.03.2014 Tarih), davacıya ait tasarım tescilinin, davalının markasından haksız yararlanmaya yönelik yetkisiz kullanım olduğu (Yargıtay 11. HD, 2011/12492 Esas, 2012/18636 Karar ve 20/11/2012 Tarih) kanaatine varılmıştır. Bu nedenle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi kanaat ile kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/10/2022 gün ve 2021/174 Esas - 2022/300 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00.TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70.TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduklarından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yatırılan 2.002,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı giderinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, 7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 340,00-TL posta masrafı ile 2.002,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 2.342,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... verilmesine, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 732,00'şer.TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/09/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.