Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1092 E. 2026/1235 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1092
- Karar No
- 2026/1235
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1092 Esas
KARAR NO: 2026/1235
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/10/2023
NUMARASI: 2022/974 E. - 2023/672 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/07/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri aleyhine İstanbul ....İcra Müdürlüğü ... Esas (Borçlu görünen ... Şirketi) ve İstanbul ....İcra Md..... Esas (Borçlu görünen ... ve ...) dosyaları ile takibe geçilmiş olup örnek 10 ödeme emri tanzim edildiğini, müvekkillerinin takip alacaklısı görünene hiç bir borcu bulunmamakta olduğunu, taraflarınca müvekkili şirket aleyhine başlatılan takibe, borca, faize ve tüm ferilerine İstanbul Anadolu 1.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/584 Esas sayılı dosyası üzerinden İstanbul ....İcra Müdürlüğü ... Esas dosyası için itiraz edilmiş olup "senedin vade ve tanzim tarihleri ile miktarının belirtilmesi gereklidir" şeklindeki gerekçe ile davanın hukuka aykırı olarak reddine karar verildiğini ve mahkemece verilen karar taraflarınca istinaf edildiğini, dava dilekçelerinde açıkça takibe dayanak senetlerin teminat olarak verildiğini; üçüncü şahıslara ciro edilemez kaydı içerdiğini; teminat senedinin bir kambiyo senedi olmadığını, teminat senedi ile kambiyo senetlerine mahsus takip yoluna başvurulamayacağı belirtildiğini, icra mahkemesi tarafından bu hususta hiç bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın, hiç bir delil toplanmaksızın, dosyaya sunulan protokol ve senetler hiç bir şekilde karşılaştırılmak -sızın, miktarlarına bakılmaksızın,taraflar arasında başkaca bir hukuki ilişkinin var olup olmadığı hususları araştırılmaksızın hüküm kurulması açıkça hukuka aykırılık teşkil etmekle İstinaf incelemesi halen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/1020 Esas sayılı dosyası üzerinden devam etmekte olduğunu, takibe dayanak senetler teminat olarak verildiğini, olup açıkça üçüncü şahıslara ciro edilemez kaydı içermekte olduğunu, teminat senedi bir kambiyo senedi olmadığından teminat senedi ile kambiyo senetlerine mahsus takip yoluna başvurulamayacağını, teminat senedi şarta bağlı olduğu için bir kambiyo senedi olan bonodan (borç senedi) ayrıldığını, zira teminat senedinde kambiyo senetlerinin en temel özelliklerinden biri olan kayıtsız şartsız ödeme taahhüdü olmadığını, tam aksine ödeme şarta bağlandığını olup teminat senedi, düzenlenmesine neden olan sebebe/asıl borç ilişkisine sıkı sıkıya bağlı olduğunu ve bu ilişkiden bağımsız olarak ileri sürülemeyeceğini, teminat senetlerinde bonoda olduğu gibi mücerretlik ilkesi (soyutluk) de söz konusu olmadığını, takibe konu senet üzerinde yer alan ciro edilemez ibaresi de senedin mücerretlik taşımadığını dolayısıyla takibe konu senedin bir Teminat senedi olduğunu açıkça göstermekte olduğunu, teminat senediyle kambiyo senetlerine mahsus takip yoluna başvurulamayacağını, müvekkili şirket ile dava dışı ... Şti ve .... Şti arasında 30/10/2015 Tarihli ve 19/10/2015 Tarihli Protokoller imza edildiğini, her iki protokol için de müvekkili şirket tarafından gerekli iş ve işlemler gerçekleştirildiğini, senetler protokollere aykırı olarak müvekkili şirkete iade edilmediğini ve müvekkili aleyhine haksız icra takipleri başlatıldığını, takip alacaklısı görünen tarafın sebepsiz zenginleşme amaçlı kötü niyetli olarak huzurdaki davaya konu takipleri başlatmış olduğunun açık olduğunu ve müvekkilin takip alacaklısına hiç bir borcu bulunmadığını, gerek müvekkili şirket kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ve gerekse protokollere konu tapu kayıtlarında ve keşif yolu ile taşınmazlar üzerinde yapılacak incelemeler ile müvekkillerinin davalı yana hiç bir borcu olmadığı açıklık kazanacağını tüm bu nedenlerle müvekkillerinin 20/10/2015 Tanzim- 31/03/2016 Vade Tarihli 1.266.000,00 TL miktarlı senet ve iş bu senede istinaden haksız ve kötü niyetli olarak sebepsiz zenginleşme niyeti ile ikame edilen İstanbul ....İcra Md.... Esas (... şirketi) ve İstanbul ....İcra Md.... Esas (... - ...) Takipler nedeni ile davacıların alacaklı görünene hiç bir borcu olmadığının tespitine, kötü niyetli takip nedeni ile davalının Harca Esas Değerin %20'sinden az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından dava öncesi zorunlu arabuluculuk şartı yerine getirilmediğinden davanın hukuki yarar yokluğundan reddini talep ettiklerini, davacı tarafın iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydı ile, dava konusu alacak zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin dava konusu senetlerden kaynaklanan alacağını ödememek için davacı tarafından ikame edilen, gerçeğe aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun beyanlardan oluşan bu davada, davacı taraf, dava konusu senetten kaynaklı borcu olmadığı hususunu ispat etmek durumunda olduğunu, dosyada yer alan beyan ve deliller davacının iddialarını ispat edebilecek nitelikte olmadığından davanın reddini talep ettiklerini, İstanbul Anadolu 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/584E. sayılı dosyası ile davacının senetlerinin teminat senedi olmadığı açık bir şekilde karara bağlandığını ve karar usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı tarafın dilekçesinde 19.10.2015 tarihli ve 30.10.2015 tarihli iki protokolden bahsetmekte olduğunu, bu protokollerde yer alan ve davacı tarafından ifa edilecek edimlerin teminatı olarak takibe konu senedin müvekkiline verildiğini iddia ettiğini, bu husus gerçeği yansıtmadığını, sadece 19.10.2015 tarihli protokolde bahsi geçen teminat senetleri düzenlendiğini, bundan sonra yukarıda da açıklandığı üzere teminat senedi değil, taşınmazların karşılığı olarak senetler verildiğini, davacı taraf iddiasını senedin arka sayfasında “Üçüncü Şahıslara Ciro Edilemez.” kaydı düşmüş olmasına bağlamakta olduğunu, halbuki bahsi geçen kayıt ifade ettiğinin dışında, böylesine geniş bir anlamda yorumlanamayacağını, bu konuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2007/12-206E. – 2007/202K. Sayılı ilamının olduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan 30.01.2016 vadeli senetler incelendiğinde, bu senetlerde açık bir şekilde; “19 Ekim 2015 tarihli sözleşmeye istinaden verilen teminat senedidir.
Üçüncü şahıslara ciro edilemez.” ifadesinin bulunduğunun görüldüğünü, bu ifadenin yer aldığı senetlerin, dava konusu olan ve icra takibine konu edilen senetler olmadığını, davacı taraf, açıkça kötü niyetli bir yaklaşım ile bu senetleri mahkemeye sunduğunu, bu şekilde takibe konu senetlerin de teminat senedi olduğu algısı uyandırmakta olduğunu, davacı tarafın protokollerde belirtilen edimlerin hiç birisini ifa etmediğini, davacı taraf ödeme amacıyla dava dışı fakat dilekçelerinde kendisinden bahsettikleri ...’ye, ...’ya vekil olarak taraflarına ödeme amacıyla tekliflerde bulunmuş olduklarından ve dava dışı ...’nun alacaklı olduğu dosyadan haciz için gidildiğinde borçlu vekilinin beyanından senetlerin teminat senedi olmadığının açık olduğunu, her ne kadar davacı taraf müvekkiline herhangi bir borcu olmadığını ve protokoller’e göre üzerine düşen edimleri ifa ettiğini belirtmekte ise de, dava dışı ... ve ...’a karşı başlatılan İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı İcra takibi sonrasında, ... tarafından, dava dışı ...’ye gönderilen e-posta ile, borcun ödenmesi için yapılan teklifler iletildiğini, bu ve benzeri tekliflerin, bu tarihten önce olduğu gibi, sonrasında da söz konusu olmuş, pek çok şifahi görüşmeler gerçekleştirildiğini tüm bu nedenlerle arabuluculuk başvurusu yapılmaksızın davanın açılmış olması sebebiyle davanın öncelikle hukuki yarar yokluğundan reddine, kabul anlamına gelmemek kaydı ile, davanın zamanaşımı itirazları doğrultusunda reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın yukarıda açıklanan nedenlerle reddine, geç tahsilden kaynaklanan zararlarının giderilmesi için davacının %20'den az olmamak üzere müvekkilimize tazminat ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Davacı takibe konu senedin, müvekkili şirket ile dava dışı ... Şti ve .... Şti arasında imzalanan 30/10/2015 tarihli ve 19/10/2015 tarihli protokoller kapsamında verilen teminat senedi olduğunu, protokol gereğini yerine getirdiklerinden bahisle senedin iadesi gerektiği, teminat amacıyla verilen senet nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarını ileri sürmüş, davalı taraf ise, senedin teminat senedi niteliğinde olmadığını, ayrıca davacı tarafın protokol edimlerini yerine getirmediğini savunmuştur.
Takibe ve davaya konu bonoda teminat kaydı bulunmamaktadır. Davacı senet borçlusu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille ispatlayabilecektir. Davacı tarafça dayanılan ve dosyaya ibraz edilen 30/10/2015 tarihli ve 19/10/2015 tarihli protokollerde takip alacaklısı davalının sözleşmenin tarafı olmadığı, senedin bu protokoller gereğince ve protokollerin tanzim edildiği sırada verildiğine dair bir açıklama içermediği ve protokollerde takip ve dava konusu senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf yapılmadığı, davalı tarafın protokolleri kabul etmekle birlikte senedin bu protokollere istinaden teminat amaçlı verildiğini kabul etmediği, buna göre senedin protokoller uyarınca verildiği ve teminat senedi olduğunu ispat yükünün davacıda olduğu, dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğunun yazılı belge ile kanıtlanamadığı, taraflar arasında ticari işletmelerini ilgilendiren bir uyuşmazlık olmadığından tarafların ticari defterlerinin incelenmesi ve protokole konu uyuşmazlıkların değer tespiti yapılmasının da hükme etki edecek veya değiştirecek mahiyette olmadığı,
.............. E. 2017/..... Karar ve 03.03.2017 tarihli ilamında belirttiği üzere davacı taraf dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmadığından, yemin delilinin de hatırlatılamadı, sonuç itibariyle davacılar tarafından, temel borç ilişkisi içerisinde senedin protokollere istinaden verilen teminat senedi olduğu hususu kanıtlanamadığından davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 72/4. maddesinde, ''Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır.
Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.'' hükmünün yer aldığı, buna göre, somut olayda davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesi için Mahkemece verilmiş bir tedbir kararının bulunmadığı, dolayısıyla tazminat koşulların oluşmadığı anlaşılmakla davalının tazminatı talebinin de reddine" karar verilmiştir.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Dosyaya sunulan protokollere davalı tarafça hiç bir açıklama getirilemediğini, Dava konusu taleplere esas teminat senetlerinin verilmesine sebep ve dayanak olan protokollerin görmezden gelindiğini, davacı müvekkillerinin tüm protokoller ve bu protokollerden ortaya çıkan anlaşmalarına dair tüm edimlerini yerine getirdikleri ancak yerine getirilen bu edimler karşılığında davalıların derdest her 5 davamızda da (tüm menfi tespit davaları : İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/974 Esas; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/974 Esas; İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/983 Esas; İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1032 Esas İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi ;2022/972 Esas) ortak hareketle teminat olarak aldıkları senetleri iade etmediklerini, davalı yanın protokollerdeki imzaları inkar etmemesi içeriklerini kendilerine göre yorumlama çabaları da bu protokollerin davanın içeriğini esasını teşkil ettiğini,
-Davalı yan her ne kadar davaya konu senetlerin teminat senedi olmadığını kötü niyetli olarak dile getirmekte ise de bizzat davalı yanca dosyaya ibraz edilen ..........Noterliği'nin 18/03/2016 Tarih ve ... ve ... Yevmiye Numaralı düzenleme şeklindeki sözleşmeler, müvekkili şirketin yapılan protokoller doğrultusunda müvekkilinin ... projesi kapsamında inşa edilen taşınmazların dava dışı ... Ve ... Şirketlerine devrinin yapıldığının ve protokol konusu senetlerin hükümsüz kaldığının kanıtı niteliğinde olduğunu,
-Yerel Mahkeme tarafından müvekkili şirketin ... ile ilişkisi hiçbir şekilde araştırılmaksızın davanın reddi yönünde hüküm kurulmasının açıkça usul ve yasalara aykırılık teşkil ettiğini, ... (...Ltd) ve...Anonim Şirketi (... AŞ) ile “Ortak Girişim” oluşturduğunu, “Ortak Girişim” ile ... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Anonim Şirketi (... AŞ) arasında 11.08.2010 tarihli “İstanbul .... Etap Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı İşi” sözleşmesi imzalandığını, Sözleşme uyarınca ...’deki “... Projesi” binası yapıldığını, söz konusu projeye dair ihale şartnamesi,taraflar arasında imzalanan hasılat paylaşımı sözleşmesi ve bu projeye has yapılan her türlü gelir-gidere ait ödemeleri gösteren ... ve toki ticari defter ve kayıtları ve banka hesaplarındaki kayıtlar üzerinde ,söz konusu taşınmazın tapu kayıtlarının ve takyidatlarının incelenmesinde kesinlikle ortaya çıkacağını, müvekkili şirketin yüklenici firma olduğunu; buna istinaden tapu ve arsa tapusu ve üzerindeki daire ve ofislerin tapuları ... üzerinde olduğunu, satış gerçekleştiği vakit satış vaadi sözleşmesinde müvekkillerin de onayı ve imzası alınarak düzenlenir ve taksitlendirilen ödemeler ...'u havuz hesabına gelip, burada yüklenici firma ve ... paylarını alır, ...'un verdiği yetkiye dayanarak satışı yüklenici firma yani müvekkili şirket yaptığını, protokollerde belirtildiği üzere takas yolu ile ödeme alınan tek firma da dava dışı ... ve ... firmaları olmadığını, başka firma ve şahıslar ile de aynı takas sistemi ile ödeme gerçekleştirilmiş olup bakiye taksitler de ... havuz hesabına ödenmiş yahut ödenmekte olduğunu, taşınmazların protokollere uygun olarak ... ve ... şirketlerine verildiğini, ....Noterliği'nin 18/03/2016 Tarih ve ... ve ... Yevmiye Numaralı düzenleme şeklindeki sözleşmelerle müvekkili şirketin yapılan protokoller doğrultusunda müvekkilinin ... projesi kapsamında inşa edilen taşınmazların dava dışı ... ve ... şirketlerine devrinin yapıldığını, bu sözleşmeler ile protokol konusu senetlerin hükümsüz kaldığını, protokole konu tüm iş ve işlemlerin müvekkili şirket ve müvekkili şirket yetkilisi diğer davacı müvekkiller tarafından bizzat gerçekleştirildiğini ve 19/10/2015 Tarihli Protokolde "Ticari 5 " olarak adlandırılan ve yine 30/10/2015 Tarihli Protokolde de "..." olarak adlandırılan taşınmazların devrinin dava dışı şirketlere devrinin yapıldığı bizzat davalı yanın kabulünde olduğunu, 30 Ekim 2015 Tarihli protokol imzalanırken ... ...Genel Müdürlüğü'ne talimat geçerek ...'nde bulunan ...nolu hesaptan 90.000 TL tutarındaki EFT'nin müvekkil ...... Şti ... Şubesi IBAN TR ... no'lu hesabına protokole konu a blok ... numaralı dükkan ön ödemesi açıklaması ile gönderilmesini talep ettiğini, Davalı yan dilekçelerinde sürekli olarak protokole konu edilen taşınmazların emlak konuttan satın alındığını ve ödemelerin de oraya yapıldığını dile getirmekte ise de bu iddianın hiç bir şekilde gerçeği yansıtmadığı banka kayıtları ile sabit olduğunu, protokolle aynı tarihli ödeme talimatı davalarını ispatlar nitelikte olduğunu, ticari kayıtların incelenmesi gerektiğini, müvekkillerinin emlakçısı olmadığını, müvekkiller adi ortaklık olarak üstlenilen sarphan projesinin ortağı / yüklenicisi / proje geliştiricisi olarak sarphan projesinde tek satıcı olarak satış yapanlar olduğunu, söz konusu sarphan projesinde yer alan ve dava dışı ... ve ... şirketlerine satılan yerlerin satışları güncel rayiç değerinin çok altında olduğunu, davalı yanın müvekkili şirketin müzayaka halinden faydalanarak müvekkili şirketten oldukça düşük fiyata taşınmazlar satın aldıklarını, davaya konu senet teminat senedi olduğunu, Ortak girişim tarafından yapılan inşaat projesi kapsamında yer alan bazı taşınmazların ... .... Şti. Ve .... Şti.'ne devri, yapılan anlaşma kapsamında ...Ltd tarafından taahhüt edildiğini, bu taahhüt sırasında ödemenin kısmen nakit, kısmen taşınmaz devri olmak üzere yapılmasının kararlaştırıldığı görüldüğünü, alıcıların ... , ..., ... .... Şti., .... Şti. Olduğunu, alıcılar ile uyuşmazlık konusu ilişkinin üç ayrı protokol olarak düzenlendiğini, bunlar tarihlerinin 15 Ağustos 2015 TP, 19 Ekim 2015 TP ve (30 Ekim 2015 TP olduğunu, her bir protokol ile farkı taşınmazların kısmen bedel, kısmen taşınmaz takası suretiyle devrinin kararlaştırıldığını, bu protokollerden ilki ile (15 Ağustos 2015 TP) ortaya konan yükümlülüklerin bilahare ikinci protokol (19 Ekim 2015 TP) kaldırıldığını ve bu protokole istinaden verilen çeklerden kaynaklanan hakların ikinci protokole aktarıldığını,
-15 Ağustos 2015 Tarihli protokolün tarafları, ...Ltd. ile alıcılardan ... ve ... olduğunu, akdedilen 15 Ağustos 2015 tarihli Protokol kapsamında alıcılara devri gerçekleştirilecek taşınmazların., “... Projesi” bünyesindeki ... Blok ...... Kat ..... (..... Blok ...... Kat ....) ...... (.... Blok ...... Kat ......) no.lu işyerlerinin ... ve ...’ye devri karşılığında ..... İli Merkez İlçesi ....... Mahallesi ...... Ada .... Parsel ...... Blok ... numaralı dükkanın (...... ........ Ada ........ parsel) ...Ltd.’ye devri kararlaştırıldığını, Devre konu iç taşınmazın değerlerinin belirlendiğini, kalan 400.000,- TL karşılığında ise ...Ltd. tarafından ... ve ... adına 3 adet çek düzenlenerek teslim edilmesi kararlaştırıldığını, 15 Kasım 2016 düzenleme tarihli 133.000 TL tutarlı, 15 Ocak 2016 düzenleme tarihli 133.350 TL tutarlı ve 15 Mart 2016 düzenleme tarihli 133.650 TL tutarlı çekler olduğunu, Protokolün akdi esnasında ...Ltd.’ye çek yaprağı bulunmadığı açıklamasıyla ve teminat amacıyla ve aynı tutarda 22 Ağustos 2015 tarihli bir senet hazırlandığını ,çeklerin hazırlanmasına müteakip bu senedin iade alınıp, hazırlanan çeklerin ... ve ...’ye verileceği öngörüldüğünü, Protokol gereği 15.08.2015 düzenleme tarihli ve 24.08.2015 vade tarihli, 400.000,- TL bedelli bir bono ... ve ... adına düzenlenmiş; senet üzerine “teminat senedi” ve “bedeli malen ahzolunmuştur” kayıtları düşülerek teslim edildiğine yönelik teminat senedi verilmiş olduğunu, bunların müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları ile sabit olduğunu, söz konusu protokol ile birlikte, alıcılar tarafından devralınacak ... Blok .... Kat ... ve ... Blok .... Kat ... bedelleri olarak, bunların toplam değerinden daha fazla değere sahip bir taşınmaz verildiğinden, bir kısım ödeme yapıldığını, bu ödemenin bir kısmının “...Ltd” tarafından ”... AŞ” hesabına gönderilmek üzere İbrahim ve ...’ye gönderildiği, belirtilen bedelin noter onaylı satış vaadi sözleşmesi imzalanması sürecinin başlangıcı olduğunu, Protokole konu “... Projesi” bünyesindeki A Blok 11. Kat 322 (72.57 m2) no.lu taşınmaz 13.12.2022 tarihinde ...’ye ve “... Projesi” bünyesindeki ... Blok .... Kat ... (73.20 m2) no.lu taşınmaz yine 13.12.2022 tarihinde ...’ye devredildiğini, bu haliyle protokol hükümlerinin taraflar arasında geçerli olduğu ve yükümlülükler doğurduğunun kabul edilmesi gerektiğini,
19.10.2015 Tarihli Protokol, Bu ikinci protokolün taraflarını ...Ltd ile ... .... Şti. (... Ltd.) ve .... Şti. (... Ltd.) oluşturduğunu, protokol uyarınca, taşınmaz devri takası kararlaştırıldığını, bu protokolde ilk olarak ...Ltd tarafından taahhüt edilen taşınmazın devrini garanti alına almak üzere, teminat senedi düzenlenmesi gerekliliği hüküm altına alındığını, buna göre ...Ltd’nin düzenleyeni ve ... ise kefil (aval veren), lehtarları ise ..., ..., ..., ... olmak üzere toplam miktarları 4.950.000 TL bedelli senetler düzenlenecek ve söz konusu senetler ... Ltd. ve ... Ltd.’ye teslim edilecek olduğunu, söz konusu senetlerin düzenlenmesi ve tesliminden sonra toplam değeri 4.950.000 TL olarak belirlenen dört adet taşınmazın satışını gerçekleştireceğini, Protokolün Özel Şartlar (1) no.lu maddesinde, teminat amaçlı verilen 30 Ocak 2016 tarihli senedin ...Limited tarafından devrinin üstlenildiği taşınmazın ... Ltd. ve ... Ltd.’ye tescilinin gerçekleştirilmesinin ardından hükümsüz hale geleceği ve ...Ltd.’ye iade edileceği düzenlendiğini, bu kapsamda protokolde, aşağıda belirtilen senetlerin düzenlenerek ilgili kişiler adına düzenlendiği belirtilmektedir: ... lehine 15.10.2015 düzenleme tarihli ve 30.01.2016 vade tarihli, ... ve ...’ın aval verdikleri, 1.750.000,- TL tutarlı bono, ... lehine 15.10.2015 düzenleme tarihli ve 30.01.2016 vade tarihli, ... ve ...’ın aval verdikleri, 668.000,- TL tutarlı bono, ... lehine 15.10.2015 düzenleme tarihli ve 30.01.2016 vade tarihli, ... ve ...’ın aval verdikleri, 1.266.000,- TL tutarlı bono ve ... adına 15.10.2015 düzenleme tarihli ve 30.01.2016 vade tarihli, ... ve ...’ın aval verdikleri, 1.266.000,- TL tutarlı bono düzenlendiğini, her dört senedin de üzerinde (Teminat senedidir.) yazıldığını, senetlerin arkasında ise “19 Ekim 2015 tarihli sözleşmeye istinaden verilen teminat senedidir.
Üçüncü şahıslara ciro edilemez” ibaresi bulunduğunu, 15.10.2015 tarihli Protokol m. 5 ile “Fiziki paylaşım sürecinde ...'tan kaynaklı bir süre uzatımı olması konusunda Ticari 5'in devri konusunda bu süre dikkate alınacaktır. Bu durumda teminat senedi karşılıklı mutabakata varılarak yeni tarihli olarak düzenlenecektir.” hükmü düzenlendiğini buna dayalı olarak ilk senetlerin beş gün sonra yeni düzenleme tarihli senetlerle değiştirildiği ve son senetlerin ilk verilen senetlere göre iki ay vadesi uzatılarak yeniden düzenlendiği anlaşıldığını buna göre yeni senetlerin, ... adına 20.10.2015 düzenleme tarihli ve 31.03.2016 vade tarihli, ... ve ...’ın aval verdikleri, 668.000,- TL tutarlı bono, ... adına 20.10.2015 düzenleme tarihli ve 31.03.2016 vade tarihli, ... ve ...’ın aval verdikleri, 1.266.000,- TL tutarlı bono, ... adına 20.10.2015 düzenleme tarihli ve 31.03.2016 vade tarihli, ... ve ...’ın aval verdikleri, 1.266.000,- TL tutarlı bono, ... adına 20.10.2015 düzenleme tarihli ve 31.03.2016 vade tarihli, ... ve ...’ın aval verdikleri, 1.750.000,- TL tutarlı bono olduğu, her dört senedin de arkasında “Üçüncü şahıslara ciro edilemez” ibaresi bulunduğunu,
30.10.2015 Tarihli Protokolde de ikinci protokolde olduğu gibi teminat senedi uygulamasına gidildiğini,
19.10.2015 tarihli Protokol uyarınca düzenlenen bonolar yönünden,19 Ekim 2015 tarihli Protokol uyarınca düzenlenen iki farklı senet grubu olduğunu, a. ... adına 19.10.2015 düzenleme tarihli ve 30.01.2016 vade tarihli, ... ve ...’ın aval verdikleri, 1.750.000,- TL tutarlı bono, ... adına 19.10.2015 düzenleme tarihli ve 30.01.2016 vade tarihli, ... ve ...’ın aval verdikleri, 668.000,- TL tutarlı bono, ... adına 19.10.2015 düzenleme tarihli ve 30.01.2016 vade tarihli, ... ve ...’ın aval verdikleri, 1.266.000,- TL tutarlı bono ve ... adına 19.10.2015 düzenleme tarihli ve 30.01.2016 vade tarihli, ... ve ...’ın aval verdikleri, 1.266.000,- TL tutarlı bono grubunda, her dört senedin de üzerinde (Teminat senedidir.) yazdığını, senetlerin arkasında ise “19 Ekim 2015 tarihli sözleşmeye istinaden verilen teminat senedidir.
Üçüncü şahıslara ciro edilemez” ibaresi bulunduğunu, bu gruba dahil bonoların teminat senedi olduğuna ilişkin kayıt yanında açıkça neyin teminatı olduklarının da belirtilmiş olması nedeniyle, kayıtsız ve şartsız borç ikrarı içermedikleri ve bu sebeple kambiyo senedi vasfında da olmadıklarını,
b. 19 Ekim 2015 tarihli Protokol m. 5 uyarınca “Fiziki paylaşım sürecinde ...'tan kaynaklı bir süre uzatımı olması konusunda Ticari 5'in devri konusunda bu süre dikkate alınacaktır. Bu durumda teminat senedi karşılıklı mutabakata varılarak yeni tarihli olarak düzenlenecektir.” hükmü düzenlenmiştir. Bu hükme dayalı Protokol kapsamında ikinci grup bonolar düzenlenmiştir: ... adına 20.10.2015 düzenleme tarihli ve 31.03.2016 vade tarihli, ... ve ...’ın aval verdikleri, 668.000,- TL tutarlı bono, ... adına 20.10.2015 düzenleme tarihli ve 31.03.2016 vade tarihli, ... ve ...’ın aval verdikleri, 1.266.000,- TL tutarlı bono, ... adına 20.10.2015 düzenleme tarihli ve 31.03.2016 vade tarihli, ... ve ...’ın aval verdikleri, 1.266.000,- TL tutarlı bono ve... adına 20.10.2015 düzenleme tarihli ve 31.03.2016 vade tarihli, ... ve ...’ın aval verdikleri, 1.750.000,- TL tutarlı bono grubunda, her dört senedin de arkasında “Üçüncü şahıslara ciro edilemez” ibaresi bulunduğunu, Yargıtay kararları ve öğretide senet metninde yer alan “ciro edilemez” kaydının teminat kaydı niteliğinde olmadığı, tek başına teminat ilişkisini ispata yeterli olmadığı belirtilmekte ise de bu durum başkaca yazılı delillerle bu bonoların teminat senedi olduğuna engel olmadığını,
19.10.2015 tarihli Protokol incelendiğinde, Protokol m. 3 uyarınca, “Alıcı yukarıda bahsi geçen ... ve Alıcı arasında gerçekleşmesi beklenen projede fiziki paylaşımına binaen Satıcılar'a en geç 30 Ocak 2016 tarihine kadar devredecektir. Bunun teminatı olarak 30 Ocak 2016 tarihli bir teminat senedi Alıcı tarafından düzenlenecek ve Satıcılara teslim edilecektir.
Satıcılar ise Ticari1, Ticari2, Ticari3 ve Ticari4'ün satışını 4.950.000 TL'lik senedini aldıktan sonra Alıcı'ya yapacaktır. Senette ..., ..., ..., ... adına (alacaklı) olarak düzenlenecektir. Senetler de esas borçlu ..., kefil ise ... olacaktır.” Protokol Özel Şartlar m. 1 incelendiğinde, “Teminat amaçlı verilen 30 Ocak 2016 tarihli senet, Ticari 5'in devrinin Satıcılar'a yapılmasından sonra hükümsüz sayılacak ve Alıcı'ya iade edilecektir.”. Yargıtay kararlarında senet üzerinde teminat kaydı bulunmasa dahi, teminat senedinin ispatının yazılı bir belge ile kanıtlanabileceği belirtildiğini, ikinci grup bonolar taraflar arasındaki Protokol tarihinden bir gün sonrası (20.10.2015) düzenleme tarihli olduğunu, bonolarda lehtar olarak gözüken kişiler ile Protokol uyarınca lehtar olacağı belirtilen kişiler aynı kişiler olduklarını, yine Protokolde kefil olacağı belirtilen ..., 20.10.2015 düzenleme tarihli bonolarda aval veren sıfatını haiz olduğunu, bonoların toplam bedeli ile teminat senedi bedeli olarak kararlaştırılan bedel örtüştüğünü, açıklanan gerekçelerle ikinci grup bonoların 19.10.2015 tarihli Protokol ile bağlantısının kurulduğu ve teminat senedi niteliğinde olduklarının kabulü gerektiğini, 30.10.2015 Tarihli Protokol uyarınca düzenlenen bonolar yönünden: ... adına 31.10.2015 düzenleme tarihli ve 31.03.2016 vade tarihli, ... ve ...’ın aval verdikleri, 2.250.000,- TL bedelli bono, ... adına 31.10.2015 düzenleme tarihli ve 31.03.2016 vade tarihli, ... ve ...’ın aval verdikleri, 2.250.000,- TL bedelli bono ve ... adına 31.10.2015 düzenleme tarihli ve 31.03.2016 vade tarihli, ... ve ...’ın aval verdikleri, 600.000,- TL bedelli bonolar oldukları, Protokol m. 3 uyarınca, ““Alıcı yukarıda bahsi geçen Ticari4'ü ... ve Alıcı arasında gerçekleşmesi beklenen projede fiziki paylaşımına binaen Satıcılar'a en geç 31 Mart 2016 tarihine kadar devredecektir. Bu nedenle 31 Mart 2016 tarihli bir senet Alıcı tarafından düzenlenecek ve Satıcılara teslim edilecektir. Satıcılar ise Ticari1, Ticari2, Ticari3’ün satışını 5.100.000 TL'lik senedini aldıktan sonra Alıcı'ya yapacaktır. Senette ..., ... ve ... adına (alacaklı) olarak düzenlenecektir. Senetler de esas borçlu ..., kefil ise ... ve ... olacaktır.” Protokol Özel Şartlar m. 1 incelendiğinde, “Teminat amaçlı verilen 31 Mart 2016 tarihli senet, ...'ün devrinin Satıcılar'a yapılmasından sonra hükümsüz sayılacak ve Alıcı'ya iade edilecektir.”. 30.10.2015 tarihli Protokol uyarınca düzenlenen bonolar Protokol tarihinden bir gün sonrası (31.10.2015) düzenleme tarihlidir. Bonolarda lehtar olarak gözüken kişiler ile Protokol uyarınca lehtar olacağı belirtilen kişiler aynı kişilerdir. Yine Protokolde kefil olacağı belirtilen ... ve ..., 31.10.2015 düzenleme tarihli bonolarda aval veren sıfatını haiz olduklarını, bonoların toplam bedeli ile teminat senedi bedeli olarak kararlaştırılan bedel örtüştüğünü,
-19.10.2015 tarihli Protokol uyarınca düzenlenen birinci grup senetlerin kayıtsız ve şartsız ödeme vaadi içermediği gerekçesiyle kambiyo senedi vasfında olmadığını, aynı Protokol kapsamında düzenlenen ikinci grup senetler üzerinde somut teminat kaydı olmadığı için, bu bonolar yönünden bedelsizliğin tespiti gerektiğini, 19.10.2015 tarihli Protokolde, ... Projesi A Blok Zemin Kat ... no.lu dükkanın ...Ltd. tarafından en geç 30 Ocak 2016 tarihine kadar ... Ltd.ve ... Ltd.’ye devredileceği kararlaştırılarak, bu devrin teminatı olarak 20.10.2015 düzenleme tarihli ve 30 Ocak 2016 vade tarihli teminat senetleri düzenlendiğini, takip eden dönemde Protokol m. 5 “Fiziki paylaşım sürecinde ...'tan kaynaklı bir süre uzatımı olması konusunda Ticari 5'in devri konusunda bu süre dikkate alınacağını, bu durumda teminat senedi karşılıklı mutabakata varılarak yeni tarihli olarak düzenlenecektir.” hükmüne dayalı olarak 30 Ocak 2016 vade tarihli teminat senetleri yerine 31 Mart 2016 vade tarihli teminat senetleri düzenlendiğini, ikinci grup senetlerin vadesi olan 31 Mart 2016 tarihine kadar senetlerin geçici olarak bedelsiz olduğu, bu tarihten sonra Protokol uyarınca ...Ltd. tarafından yüklenilen edimin ifası halinde kesin bedelsizlik söz konusu olacağını,
-30.10.2015 Tarihli Protokol Kapsamında Düzenlenen Bonolar Yönünden, 30.10.2015 tarihli Protokol kapsamında ... Projesi ... Blok Zemin Kat ... no.lu dükkanın ...Ltd. tarafından en geç 31 Mart 2016 tarihine kadar devredileceği kararlaştırılarak, bu devrin teminatı olarak 31.20.2015 düzenleme tarihli ve 31 Mart 2016 vade tarihli teminat senetleri düzenlendiğini, 31 Mart 2016 tarihine kadar senetlerin geçici olarak bedelsiz olduğu, bu tarihten sonra Protokol uyarınca ...Ltd. tarafından yüklenilen edimin ifası halinde kesin bedelsizlik söz konusu olacağını,
19.10.2015 tarihli Protokol kapsamında konu olup devri gerçekleştirilen Manisa İli ... İlçesi ... Mevkii ... Pafta ... Parsel B Blok ... numaralı dükkan ..., ... ve ...’ye; Manisa İli ... İlçesi ... Mevkii ... Pafta ... Parsel ... Blok ... numaralı dükkan ... ve ...’ye ve ... İli Merkez İlçesi ...Mahallesi .... Pafta ... Ada ... Parsel ... Blok ... numaralı dükkan ... ve ...’ye ait olduğunu,
30/10/2015 Tarihli protokole göre, ... projesi kapsamında inşa edilen taşınmazların dava dışı ... ve ... şirketlerine devrinin yapıldığını, görüleceği üzere protokoldeki teslim tarihi de senetlerin vade tarihi de 31/03/2021 olup davaya konu senedin protokol doğrultusunda verilen teminat senedi olduğunu, Protokolün 3.maddesinde "Alıcı yukarıda bahsi geçen Ticari4'ü ... ve Alıcı arasında gerçekleşmesi beklenen projede fiziki paylaşıma binaen satıcılara en geç 31 Mart 2016 Tarihine kadar devredecektir. Bu nedenle 31 Mart 2016 tarihli bir senet alıcı tarafından düzenlenecek ve Satıcılara teslim edilecektir. Satıcılar ise Ticari1,Ticari2,Ticari3'ün satışını 5.100.000 TL'lik ( Beş Milyon yüz bin TL) senedini aldıktan sonra alıcıya yapacaktır. Senette ..., ..., ve ... adına (alacaklı) olarak düzenlenecektir. Senetler de esas borçlu ..., kefil ise ... ve ... olacaktır." yine protokolün özel şartlar başlıklı birinci maddesinde de teminat amaçlı verilen 31 mart 2016 tarihli senedin,ticari4'ün devrinin satıcılara yapılmasından sonra hükümsüz sayılacağı ve alıcıya iade edileceği açıkça düzenlenmiş olup müvekkil şirket tarafından protokol gereği tüm iş ve işlemler yerine getirilmiş olmasına rağmen senetler müvekkil şirkete iade edilmemiş ve müvekkil aleyhine haksız icra takipleri başlatıldığını, protokolün özel şartlar başlığı altında düzenlenen 1.maddesinde açıkça teminat amaçlı verilen 31/03/2016 tarihli senedin ...'ün devrinin yapılmasından sonra hükümsüz sayılacağı ve müvekkillere iade edileceği düzenlenmiş olup davalı yanca senet müvekkillere iade edilmeyerek haksız ve hukuka aykırı olarak kötü niyetli takipler ikame edilmiş ve zaten maddi anlamda zor günler geçiren olan müvekkillerin ticari hayatları zedelenmiş ve zedelenmeye devam etmekte olduğunu,
-Ticari defter ve kayıtlarımızın incelenmediği gibi, tanıklarının da dinlenmediğini, bizzat yazılı delil ve delil başlangıcı niteliğinde belgeler sunulmuş olmakla, bahse konu üzerinde de alenen "üçüncü şahıslara rücu edilemez" yazısının olduğu senetlerin teminat senedi olduğuna, teminat olarak verildiğine dair protokollere ilave olarak savunmalarının daha da güçlendirilmesi için tanık gösterebileceklerini,
-Davalı yan müvekkili şirketin müzayaka halinde faydalanarak hem değeri çok düşük taşınmazlar karşılığında müvekkili şirketten oldukça değerli taşınmazları ortağı olduğu şirket için satın aldığını hem de müvekkili şirketin protokolde belirtilen taşınmazın devrini yapmasına rağmen teminat senedi olan senetleri müvekkilinin iflas erteleme süreci biter bitmez takibe koymak sureti ile haksız kazanç elde etme çabasına girdiğini, yine kefiller aleyhine de usul ve yasalara aykırı olarak takibe giriştiğini, davalının kötü niyetli hareket ettiği ve sebepsiz zenginleşme çabası ile müvekkilleri zarara uğratma kastı ile hareket ettiğini,
-30/10/2015 tarihli protokol ile protokolde ticari4 olarak gösterilen ... PROJESİ ... BLOK ZEMİN KAT ... NO'LU 355,65 M2 LİK Dükkanın müvekkil şirket tarafından davalının da ortağı olduğu dava dışı şirketlere devredileceği; bu nedenle 31 Mart 2016 tarihli bir senedin tanzim edilerek dava dışı şirketlete verileceği; ticari1,ticari2,ticari3 olarak gösterilen taşınmazların satışının 5.100.000 TL'lik ( BEŞ MİLYON YÜZ BİN TL) senedini aldıktan sonra müvekkil şirkete yapılacağı; senetlerin ..., ..., ve ... adına (alacaklı) olarak düzenleneceği; senetlerde esas borçlunun müvekkil şirket ..., kefillerin ise müvekkiller ... ve ... olarak belirtileceğinin açıkça kararlaştırıldığı; davaya konu 600.000,00TL bedelli senetle birlikte dava dışı protokolde senet lehdarı olacakları açıkça kararlaştırılan ...'ye 2.250.000,00 TL bedelli aynı tanzim ve tediye tarihli senedin keşide edildiği (bu senet için de haksız icra takibine başlanmıştır) ve yine ...'ya 2.250.000,00 TL bedelli aynı tanzim ve tediye tarihli senedin keşide edildiği (bu senet için de haksız icra takibine başlanmıştır) ; belirtilen senetlerin toplamının protokolde belirtildiği üzere 5.100.000,00 TL YE tekabül ettiği ; taraflar arasında başkaca hiç bir ticari ilişki bulunmadığı, protokolde belirtilen ... ün devrinin belirtilen dava dışı şirketlere gerçekleştirilmiş olduğu; protokolde ...'ün devriyle birlikte ( senetlerin müvekkillere iade edileceğinin düzenlenmiş olduğu ve böylelikle toplamı 5.100.000,00 TL ye tekabül eden senetlerin bedelsiz kaldığı açık olup davamızın kabulüne karar verilmesi gerektiğini,
-19/10/2015 tarihli protokol ile protokolde ticari5 olarak gösterilen ... PROJESİ ... BLOK ZEMİN KAT ... NO'LU ... M2 LİK dükkanın müvekkil şirket tarafından davalının da ortağı olduğu dava dışı şirketlere devredileceği;ticari1,ticari2,ticari3,... olarak gösterilen taşınmazların satışının 4.950.000,00 TL'lik (dört milyon dokuzyüz elli bin tl) senedini aldıktan sonra müvekkili şirkete yapılacağı; senetlerin ..., ..., ... ve... adına (alacaklı) olarak düzenleneceği; senetlerde esas borçlunun müvekkil şirket ..., kefillerin ise müvekkiller ... ve ... olarak belirtileceğinin açıkça kararlaştırıldığı; Dava dışı...'ya 1.750.000,00 TL bedelli senetle (bu senet için de haksız icra takibine başlanmıştır) birlikte dava dışı protokolde senet lehdarı olacakları açıkça kararlaştırılan ...'ye 1.266.000,00 TL bedelli aynı tanzim ve tediye tarihli senedin keşide edildiği (bu senet için de haksız icra takibine başlanmıştır) ; ...'ye 1.266.000,00 TL bedelli aynı tanzim ve tediye tarihli senedin keşide edildiği (bu senet için de haksız icra takibine başlanmıştır) ; ...'ya 668.000,00 TL bedelli aynı tanzim ve tediye tarihli senedin keşide edildiği (bu senet için de haksız icra takibine başlanmıştır); belirtilen senetlerin toplamının protokolde belirtildiği üzere 4.950.000 tl ye tekabül ettiği ; taraflar arasında başkaca hiç bir ticari ilişki bulunmadığı, protokolde belirtilen ticari 5'in devrinin belirtilen dava dışı, protokol tarafı ve protokol gereği senet lehdarlarının sahibi olduğu şirketlere gerçekleştirilmiş olduğu; protokolde Ticari 5'in devriyle birlikte senetlerin müvekkillere iade edileceğinin düzenlenmiş olduğu ve böylelikle toplamı 4.950.000,00 TL ye tekabül eden senetlerin bedelsiz kaldığını, 31/03/2016 tediye ve 20/10/2015 Tanzim Tarihli 1.266.000,00 TL miktarlı senet ve bu senedin takibe koyulduğu İstanbul ....İcra Müdürlüğü ... Esas ve İstanbul ....İcra Md.... Esas sayılı dosyaları nedeni ile davacıların alacaklı görünene hiç bir borcu olmadığının tespitine karar verilmek üzere kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf dava dilekçesinde ispat yükünün davalıda olduğunu beyan etmiş ise de ispat yükü davacı tarafta davacı tarafın delillerinde yer alan ve esasen iddialarını dayandırdığı protokollerde bu ifadeyi destekler bir ifade mevcut olmadığını , davacı tarafın cevaba cevap dilekçesi ve ıslah dilekçesi ile değiştirmiş olduğu iddiası dikkate alındığında, bahsi geçen protokollerle yahut diğer deliller ile sabit olmadığından öncelikle bu nedenle davacının istinaf talebinin reddini talep ettiklerini,
Davacı tarafın bir diğer iddiası, protokoller gereği edimin satış sözleşmeleri ile ifa edilmiş olduğu olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile, bu sözleşmelerin varlığı, açık bir şekilde davacı tarafın edimini ifa etmediği ve anılan taşınmazların dava dışı, şirketlerce satın alındığını ispatlandığını, anılan taşınmazlar, 18.03.2016 tarihinde satın alındığını, bu satın alma işleminde, protokoller’in imza sürecinde oluşan tanıdıklık neticesinde davacılar müvekkilinin taşınmaz alımına bir nevi aracılık ettiğini, satın alma işlemlerini kolaylaştırdıklarını, ... ile olan yazışmalar dosyada mübrez olup, ... da aynı şekilde desteğini iletmiş ise de fiilen bu işleri yapan kişi, oğlu ... olduğunu, anılan Protokoller’e konu ... Projesinde yer alan ... ve ....... nolu dükkanlar, Protokoller’in tarafı olan dava dışı “... ...Limited Şirketi (“...”) ve ... .......Limited Şirketi (“...”) anılan ... ve ... bağımsız bölüm numaralı gayrimenkuller Noter huzurunda imzalanmış olan Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi ile bu şirketlerce satın alınmış ve bedeli halen ödenmekte olduğunu, yani davacılar tarafından ifa edilmiş bir edimden bahsedilmekte ise de, anılan taşınmazlar, dava dışı Protokollerin taraflarınca satın alındığını, bu satış sırasında aracılık yapan ..., süreci bizzat bilmekte ve takip etmekte olduğunu, bir an için anılan senetlerin teminat senedi olduğu düşünüldüğünde ve devrin Protokolde anıldığı gibi bedelsiz yapıldığı kabul edilmesi halinde, davacının senedi iade almadan devir yapması basiretli tacir tanımına uygun bir davranış olmadığını, davacı taraflardan...’ın iflas erteleme başvurusu duyulduğunu, ...’ın iflas erteleme talepli davasını ikame tarihi 22.02.2016 olup anılan dava İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/216E. Sayılı dosyası ile görülmüş, istinaf sonrası 2017/1212E. Numarası almış ve nihayetinde de...’ın borca batık olmaması sebebiyle iflas erteleme talebinin reddine karar verildiğini, bu süreçte de davacılar ile müvekkilinin pek çok kereler borcun ödenmesi konusunda görüştüklerini fakat davacıların makul bir ödeme tekliflerinin olmaması neticesinde bir anlaşma sağlayamadıklarını, dava dışı ... ve ... tarafından ... ve ... numaralı bağımsız bölümler kredi kullanarak satın alınmış iken ve bu taşınmazların bedelleri halen ödenmekte iken, davacının nasıl olup da bu Protokollerdeki edimleri ifa ettiklerini beyan ettiklerini anlamadıklarını, müvekkillerince davacılardan...'a bir kısım ödeme yapılmış olmasından yola çıkarak senetlerin bedelsizliğinin ispatı da mümkün olmadığından davacının bu istinaf talebi de dayanaksız olduğunu,
Davacı tarafın dilekçesinde 19.10.2015 tarihli ve 30.10.2015 tarihli iki protokolden (“Protokoller”) bahsetmekte, bu protokollerde yer alan ve davacı tarafından ifa edilecek edimlerin teminatı olarak takibe konu senedin müvekkiline verildiğini iddia ettiğini, sadece 19.10.2015 tarihli protokolde bahsi geçen teminat senetleri düzenlenmiş, bundan sonra teminat senedi değil, taşınmazların karşılığı olarak senetler verilmiş olduğunu,
Davacı taraf iddiasını senedin arka sayfasında “Üçüncü Şahıslara Ciro Edilemez.” Kaydı düşmüş olmasına bağladığını ancak teminat senedi olduğu yönündeki iddiasının hukuki dayanağı olmadığını, Protokoller incelendiğinde; davacı tarafın dilekçesinde bir liste ile ifade ettiği senetlere bakıldığında, Protokoller’de bu şekilde bir ifade olduğu görüntüsü verilmekte ise de, bahse konu Protokoller’de işbu dava konusu kambiyo senedine atıf yapan bir ifade yer almadığını, 30.10.2015 tarihli Protokol’de senet ile ilgili kısım aşağıdaki gibidir; “3-) Alıcı yukarıda bahsi geçen Ticari4’ü ... ve Alıcı arasında gerçekleşmesi beklenen projede fiziki paylaşımına binaen Satıcılar’a en geç 31 Mart 2016 tarihine kadar devredecektir. Bu nedenle 31 Mart 2016 tarihli BİR senet Alıcı tarafından düzenlenecek ve Satıcılar’a teslim edilecektir. Satıcılar ise Ticari1, Ticari2, Ticari3’ün satışını 5.100.000TL’lik (Beş milyon yüz bin TL) senedini aldıktan sonra Alıcı’ya yapacaktır. Senette ..., ... ve ... adına (Alacaklı) olarak düzenlenecektir. Senetlerde esas borçlu ..., kefil ise ... ve ... olacaktır.” Yine, 19.10.2015 tarihli Protokol’de senet ile ilgili kısım aşağıdaki gibidir; “3-) Alıcı yukarıda bahsi geçen Ticari5’i ... ve Alıcı arasında gerçekleşmesi beklenen projede fiziki paylaşımına binaen Satıcılar’a en geç 30 Ocak 2016 tarihine kadar devredecektir. Bunun teminatı olarak 30 Ocak 2016 tarihli bir teminat senedi Alıcı tarafından düzenlenecek ve Satıcılar’a teslim edilecektir.
Satıcılar ise Ticari1, Ticari2, Ticari3 ve Ticari4’ün satışını 4.950.000TL’lik senedini aldıktan sonra Alıcı’ya yapacaktır. Senette ..., ..., ..., ... adına (alacaklı) olarak düzenlenecektir. Senetler de esas borçlu ..., kefil ise ... olacaktır.” Protokoller’de yer alan ifadelerden, takibe konu senedin teminat senedi olduğu anlamı hiçbir şekilde çıkmadığını, Dava dilekçesi ekinde sunulan 30.01.2016 vadeli senetler incelendiğinde, bu senetlerde açık bir şekilde; “19 Ekim 2015 tarihli sözleşmeye istinaden verilen teminat senedidir. Üçüncü şahıslara ciro edilemez.” İfadesinin bulunduğunu, bu ifadenin yer aldığı senetler, dava konusu olan ve icra takibine konu edilen senetler olmadığını,
Davacı taraf, açıkça kötü niyetli bir yaklaşım ile bu senetleri mahkemenize sunmakta, bu şekilde takibe konu senetlerin de teminat senedi olduğu algısı uyandırmakta olduğunu, diğer yandan, Protokoller’den 19.10.2015 tarihli protokole göre verilen senetlerde açıkça bu kayıtlar yer almakta iken, sonraki bir tarihte düzenlenmiş olan senede bu ifadenin yazılmamış olması, basiretli tacir tanımına uygun bir hareket olmayıp, davacı bakımından hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Davacı tarafın 1.266.000TL bedelli senedin 19.10.2015 tarihli protokolün teminatı olduğu yönündeki beyanı yukarıdaki sebeplerle birlikte, metindeki tarihle uyumlu olmaması yönünden de ayrıca gerçeği yansıtmadığını, Protokol metinlerinden açıkça anlaşılacağı üzere, dava konusu senet teminat senedi olmadığını, 1.266.000TL Bedelli senedin, 19.10.2015 tarihli protokole istinaden verilen teminat senedi olduğu iddia edilmekte ise de, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile, anılan protokolde belirtilen senet vadesi 30 ocak 2016 iken, takibe konu senedin vadesi 31 mart 2016 olduğunu, protokoller’den takibe konu senedin bedelinin de belirli olmadığı açıkça görüldüğünü, Her ne kadar davacı taraf müvekkiline herhangi bir borcu olmadığını ve Protokoller’e göre üzerine düşen edimleri ifa ettiğini belirtmekte ise de, dava dışı ... ve ...’a karşı başlatılan İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı İcra takibi sonrasında, ... tarafından, aşağıda belirtilen dava dışı ...’ye gönderilen e-posta ile, borcun ödenmesi için yapılan teklifler iletildiğini, bu ve benzeri teklifler, bu tarihten önce olduğu gibi, sonrasında da söz konusu olmuş, pek çok şifahi görüşmeler gerçekleştirildiğini. senetlerin düzenlenmesinden neredeyse bugüne kadar, anlaşmak amacıyla pek çok görüşme ve yazışma mevcut olduğunu, hal böyle iken davacıların iddia ettiği gibi senedin teminat senedi olması ya da borcun ödenmiş olması gibi iddiaların dinlenemeyeceğini, 24.08.2022 tarihli İstanbul............ İcra Müdürlüğünün ............E. Sayılı dosyası üzerinden haciz için gidilen adreste borçlu vekilinin beyanı “… ödeme konusunda bir planları olduğunu ancak şu an ödeme yapamayacaklarını, işlem yapılabileceğini söyledi.” Şeklinde zapta geçtiğini, borcun olmadığı bir yerde ödeme planından bahsedilmesi hayatın olağan akışına aykırı olup, 24.08.2022 tarihli Haciz Tutanağı dosyada ekli olduğunu, davacıların Protokoller gereği devrini taahhüt ettiği taşınmazları devretmemiş olması, dava dışı şirketlerin bu taşınmazları bedelini ödeyerek satın almış olduğunu, davacılardan ... ve ...’ın hakkında icra takibi başlatılabilmesi için protesto çekilmesi gerektiği iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Davacı tarafından sunulan mütalaaya ilişkin dosyada mübrez beyanlarını tekrar ettiklerini, Davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, kambiyo senedine dayalı başlatılan icra takiplerinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı, 31/03/2016 vade ve 20/10/2015 Tanzim Tarihli 1.266.000,00 TL miktarlı senet ve bu senedin takibe koyulduğu İstanbul ....İcra Müdürlüğü ... Esas ve İstanbul ....İcra Md.... Esas sayılı dosyalarındaki senedin, davalı şirket ile dava dışı ... Şti ve .... Şti arasında imzalanan 30/10/2015 tarihli ve 19/10/2015 tarihli protokoller kapsamında verilen teminat senedi olduğunu, protokol gereğini yerine getirdiklerinden bahisle senedin iadesi gerektiği, teminat amacıyla verilen senet nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarını ileri sürmüş olup, dosya kapsamı itibariyle, 19.10.2015 tarihli Protokol incelendiğinde, Protokol m. 3 uyarınca, “Alıcı yukarıda bahsi geçen ... ve Alıcı arasında gerçekleşmesi beklenen projede fiziki paylaşımına binaen Satıcılar'a en geç 30 Ocak 2016 tarihine kadar devredecektir. Bunun teminatı olarak 30 Ocak 2016 tarihli bir teminat senedi Alıcı tarafından düzenlenecek ve Satıcılara teslim edilecektir. Satıcılar ise Ticari1, Ticari2, Ticari3 ve Ticari4'ün satışını 4.950.000 TL'lik senedini aldıktan sonra Alıcı'ya yapacaktır. Senette ..., ..., ..., ... adına (alacaklı) olarak düzenlenecektir.
Senetler de esas borçlu ..., kefil ise ... olacaktır.” Protokol Özel Şartlar m. 1 incelendiğinde, “Teminat amaçlı verilen 30 Ocak 2016 tarihli senet, Ticari 5'in devrinin Satıcılar'a yapılmasından sonra hükümsüz sayılacak ve Alıcı'ya iade edilecektir.” hükmünün bulunduğu, bonolarda lehtar olarak gözüken kişiler ile Protokol uyarınca lehtar olacağı belirtilen kişilerin aynı kişiler oldukları, buna göre takip konusu senet ve protokollerin yeterince incelenmediği, davacının şirket ticari defter ve kayıtlarını delil olarak gösterdiği ve incelenmesini talep ettiği, öncelikle ticari defter ve kayıtlar incelenerek ve tapu kayıtları getirtilerek, protokollerde yer alan taşınmazların devrinin kime yapıldığı, banka hesaplarına protokol kapsamında yapılan ödeme bulunup bulunmadığının tespiti yapılıp, senet miktarları ile ödeme yapılan miktarların uyuşup uyuşmadığı belirlenerek, tapu kayıtlarının ve protokol hükümlerine göre dava konusu senedin teminat senedi olup olmadığının sonucuna varılması gerekirken, eksik inceleme ile teminat kaydı bulunmadığı gerekçesiyle karar verilmiş olmasının yerinde görülmediği, bu hususların ticari defter kayıt ve tapu kaydı incelenerek anlaşılabileceği, araştırma sonucu teminat senedi olduğuna kanaat getirilmesi halinde, teminat şartının yerine getirilip getirilmediğinin incelenmesi gerektiği, buna göre gerektiği takdirde bilirkişi raporu alınarak, protokoller incelenerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmiş olduğu anlaşılmakla; kararın 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
2-İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../10/2023 tarih, 2022/... E. 2023/... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/07/2026