Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/913 E. 2026/1013 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/913
- Karar No
- 2026/1013
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :2022/913
KARAR NO :2026/1013
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :21/10/2021
NUMARASI : 2016/277 Esas, 2021/808 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:16/07/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; menfi tespit talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının reddine dair verilen karara karşı davacı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, davacının ... Otel inşaatının zayıf akım ve otomasyon işlerinin taşeronu olduğu, davalılardan ...’nın davacı şirket tarafından şirket işlerini görüp alımlar yapmak üzere Kadıköy .. Noterliğinin 17.11.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı vekâletnamesi ile yetkilendirilen vekil olduğu, Malzeme temini ve montaj işleri için diğer davalı ... .... Şti’ nden 2015 yılı itibariyle, çeşitli zamanlarda montajı yapılmak kaydı ile malzeme alımı yaptığı, bunlar için de davacı şirketin çeşitli zamanlarda çek karşılığında toplam 1.795.000,00 TL ödeme yaptığı, gönderilen faturaların bir kısmına karşılık 08.03.2016 keşide tarihli 200.000,00 TL bedelli ve 28.03.2016 keşide tarihli 200.000,00 TL bedelli çekler verdiği, bunlara ek olarak davalı şirketin davacıdan 298.000,000 TL daha talep ettiği, Davalı şirketten alınan malzeme montaj işinin piyasadaki bugünkü rayiç bedel ve kar payı eklendiğinde bile çok daha düşük olmasına rağmen davacıdan KDV dahil 2.493.000,00 TL hesap çıkarıldığı, davalıların anlaşarak davacı şirketi piyasa fiyatlarının çok üzerinde rakamlarla zarara soktuğunun incelemeler sonucunda anlaşıldığı, panoların montajının davacı şirketin maaşlı elamanları olan ... ve ekibi tarafından yapılmasına rağmen bunlar içinde emtia ve montaj bedelini faturalara alacak olarak işlendiği, beyan edilerek ... Bankası’na ait ... seri numaralı 08.03.2016 keşide tarihli 200.000 TL bedelli ve ... Bankasına ait ... seri numaralı .... Şti. tarafından keşide edilip davacı Şirket tarafından davalı ... Firmasına ciro edilen 28.03.2016 keşide tarihli 200.000 TL bedelli olmak üzere 2 adet çekin iptaline, davalı şirkete borçlarının olmadığının tespiti, fazlaya dair talep ve haklarını saklı tutarak 57.438 TL’nin istirdadına, davalılardan her birinden ayrı ayrı 10.000 TL olmak üzere toplam 20.000 TL manevi tazminat tahsiline hükmedilmesi talep ve dava edilmiştir.Davalı ... Şti vekili; davalı şirketin davacı ile ... Otel projesinde çalıştığı, projenin 2015 yılında başlayıp 2016 yılında teslim edildiği, İşe başladıktan sonra ilgili faturaların davacı şirkete gönderildiği ve itiraz edilmediği, İş süresince de çıkan ilave işler ile ilgili olarak her aşamada fiyat teklifi verildiği ve davacı firma tarafından onaylandığı, projeye ilişkin toplam 2.593.61,83 TL bedelli fatura kesildiği ve 1.694.999,82 TL ödeme alındığı, Bakiye kısım 898.662,01 TL’nin bir kısmı için 202.330,00 TL bedelli 31.07.2015 Keşide Tarihli Seri No:..., 100.000,00 TL bedelli 29.01.2016 Keşide Tarihli Seri No:..., 200.000 TL bedelli 08.03.2016 keşide tarihli Seri no:..., 200.000 TL bedelli 28.03.2016 keşide tarihli Seri no: ... olmak üzere toplam 4 adet çek verildiği, 196.332,01 TL cari hesaptan da borcu bulunduğu, davacının davalıya 898.000,00 TL borçları olduğu, davalı şirkete uygulanacak vade farkı ve benzeri her türlü ilave bedel üzerinde dosyada mevcut 31.08.2015 tarihli belge ile firma yetkilisi ... mutabakat sağlandığı, 202.330,00 TL bedelli çek için İstanbul 20. İcra Müdürlüğü’nün .... sayılı dosyası ile icra takibine geçildiği, 100.000,00 TL bedelli çek için de İstanbul 20. İcra Müdürlüğü’nün .... sayılı dosyası ile icra takibine geçildiği, İptali istenen ... Bankasına ait ... seri numaralı çekin keşide tarihinde yapılan değişikliğin firma yetkilisi tarafından yapılmadığı ve imzanın tutmadığı şerhi ile bankaya gittiklerinde imzalandığı, davalının da bu çekin cirantası olduğu ve mağdur edildiği, İptali istenen ... Bankası’nın ... seri numaralı çeki kendilerinin de ciro ettiği, henüz bir dönüş de olmadığı, Ancak bu çekin de karşılığının çıkmaması halinde davalının da ciranta olarak bu çekten sorumlu olduğu, Cari hesaptan bakiye kalan alacağı 192.332 TL için de İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası ile icra takibi başlattığı, davacı ile davalı firma ve davacı firma yöneticisi ...'ın ortak ve yönetici olduğu başka firmalar ile davalının daha önce de birçok iş yaptığı, davacı firmanın otel projelerine vakıf bir firma olup maliyet hesapları ve giderler konusunda da gerekli alt yapı, donanım ve bilgiye sahip olduğu beyan edilerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece; Taraflar arasındaki ihtilaf davalının vekil olup olmadığı, vekilin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranarak, fahiş bedellerle, davalı ile sözleşme imzalayıp imzalamadığı üzerinde toplanmaktadır. Vekâlet sözleşmeleri, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmelerdir. Ticari vekil de, işletme sahibinin kendisine ticarî temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişi olup ticari vekil genel vekilden farklı olarak tacire bağlıdır ve müstakil hareket etme imkanından yoksundur. Davalı ... mühendis olarak davacı firma ile çalıştığı, yetki bakımından, genel bir vekaletname ile her türlü sözleşme yapmaya yetkilendirildiği, 15.01.2015 tarihinde, ... Sistemleri ile ilgili fiyat teklifinin de, sadece davalı ...’ ya iletildiği, görülmektedir. İlgili sözleşmeye davalının onayı ile başlandığına dair dosyaya bir belge veya bilgi sunulamamıştır. Bununla beraber sözleşmeye sadece vekilin onayı ile başlansa dahi, vekil ile sözleşme yapılan 3. kişinin sorumlu olabilmesi için, vekilin ilgili işle yetkilendirilmesi haricinde, sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi ve vekil ile işlem yapan üçüncü kişinin kötü niyetli olması da gerekmektedir. Davalı ...’ nın, davacının mülkiyet ve korunan diğer haklarına aykırı hareket ettiğine dair, bir belge sunulamamış, dinlenen tanık beyanlarından da, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranıldığı kanaati oluşmamıştır. 3. kişinin iyi niyeti bakımından da temel karine sözleşme yapan üçüncü kişinin iyi niyetli olduğudur ve bu durumun aksinin ortaya konması gerekir. Özellikle kurulan sözleşmenin bedeli ile rayiç bedel arasında fahiş derecede fark bulunması hallerinde, vekil edenin zarara uğrayacağını bilenebileceğinden, temel karinenin aksine olarak 3. Kişi iyi niyetli olarak kabul edilmemektedir. Davalı şirketin, malzeme fiyatları, mühendislik hizmetleri, işçilik, eğitim, konaklama ve ulaşım giderleri için ise , KDV dâhil 2.476.729,75 TL fatura kestiği, görülmektedir. Talimat ve esas dosyasından yaptırılan bilirkişi incelemelerinde 2015 yılı serbest piyasa ortalamalarına göre, malzeme fiyatları, mühendislik hizmetleri, işçilik, eğitim, konaklama ve ulaşım giderleri dahil olmak üzere, yapılan işlere KDV dâhil 2.037.760,14 TL değer biçilmiştir. Davacının bu alacak kalemlerine kestiği faturalar ile tespit edilen rayiç değer arasındaki fark 438.969,61 TL olup, bilirkişi raporunda kesilen fatura bedellerinin, tespit edilen rayiç değerden %22 oranında daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Fakat bu fark, sözleşme bedellerinin vadeli olarak ödenmesinden, firmaların işçilik, karlılık ya da uzmanlıklarından kaynaklanabilecek bir fark olup; ortalamaya göre %22 lik farkın fahiş olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davalı tarafından kesilen bu faturalara, bedel yönünden süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi, ilgili tutar davacının defterlerine yansımış ve 27.08.2015 tarihli davacının beyanında da, tüm vade farkı, finansman gideri ve kur farkları bedellerinin 898.330,25 TL olduğunun kabul edilmiştir. Bu belgenin davacı adına davalı ... tarafından imzalandığı da ileri sürülmemiştir. Şu halde geçerli borç ikrarına havi belgenin, kanunumuzda mutabakat metnine ilişkin bir şekil de öngörülmediğinden, borcun varlığını ortaya koyduğu görülmektedir. Bütün bu sebeplerle, davacının dava konusu 2 adet çekten dolayı davalı şirkete borçlu olduğu, dava tarihi itibarıyla cari borç bakiyesinin bulunduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, arz ettiğimiz tüm bu tanık beyanları ile Erzincan 1. Alsiye Hukuk Mahkemesinin 2018/ 1 talimat dosyası ile mahallinde yapılan keşif ve alınan 07.06.2018 tarihli bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde vekalet görevinin kötüye kullanıldığının sabit olduğunu, kaldı ki bu hususun HMK 203.madde gereğince tanık ile ispatının mümkün olduğunu, vekaletin kötüye kullanıldığı iddiası maddi bir vakıanın ispatına yönelik bir husus olduğunu, hukuki muamele olmadığını, gerçekte de böyle bir maddi olgunun ispatı için müvekkilimizin daha önceden bir yazılı bir delil tedarik etmesi de maddeten mümkün olamayacağına rağmen, bilirkişi raporunda" davalı ...'nın davacının mülkiyet veya hukuken korunan diğer haklarına aykırı hareket ettiğine dair dosya içerisinde bir evrak bulunmadığı" ndan bahisleri hukuki olmaktan uzak olduğunu, bu husus tanıkların beyanları ile ispat edilmiş olup bilirkişiler tanık beyanlarını raporlarında değerlendirmediklerini, bu yöndeki itirazlarımıza rağmen sayın mahkeme bu görüşü aynen hükme gerekçe olarak gösterdiğini, Borçlar Yasasının gerek temsile ve gerekse vekalet aktine ilişkin hükümlerinden anlaşılacağı üzere, vekaletten temsil yetkisi kural olarak vekalet verenin yararına kullanılması gerektiğini, eğer vekil vekaletnameye dayalı temsil yetkisini kasten vekalet verenin zararına, kendisinin ya da iş ve el birliği yaptığı başka birinin yararına kullandığı taktirde, yapılan işlem temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalmış olsa bile vekalet vereni bağlamayacağını, böyle bir davranışla vekil, vekalet görevini kötüye kullanmakta, yetkisini kötüye kullandığını bilerek, vekil ile sözleşme yapan da hakkını kötüye kullanan kişi durumuna düştüğünü, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin müstekar içtihatlarına girmiş olan bu ölçüler bilirkişilerce nazara alınmadığını, zira uzmanlık alanları yapı maliyeti ve nitelikli hesap konusunda olduğunu, nitekim raporları da faturalar dayanarak tanzim ettiğini, bu bakımdan hükme esas alınan rapor, olayı çözmeye yeterli olmadığını, Türk Borçlar Kanunu 506/ 2ve 3. Maddeleri vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekalet verenin hakli menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle yürütmekle yükümlü olduğunu, vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınması gerektiğini, dosyamızda vekaleti üstlenen davalı ...'ın piyasa değerlerinden % 22 oranında fahiş rakamlarla emtia alması , diğer davalının yapmamış olduğu işi yapmış gibi tanzim ettiği faturaya karşı itiraz etmemiş olması sadakat ve özen yükümlülüğünü göstermediğini gösterdiği gibi basiretli bir vekilin göstermesi gereken bir davranış olmadığını, buna rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda , bilirkişilerin bu hususu gözardı etmiş oldukları açık iken bu yöndeki itirazlarımız değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, davacılar lehine hükmedilen vekil ücreti de fahiş olup karar bu yönü ile de usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira dava dilekçemizde dava değeri olarak 477 .000,00 TL göstermiş bulunmakta olduklarını, buna rağmen mahkemece 40.900,00 TL mahkeme vekil ücreti takdir edilmiş olması hakkaniyete aykırı olduğunu, kararda dinlenen tanık beyanlarının sadakat yükümlülüğüne aykırı davranıldığı kanaatini oluşturmadığı ifade edilmediğini, oysa yukarıda da izah ettiğimiz üzere tanık beyanları ile davalı tarafın vekalet görevini görevini kötüye kullandığının sabit olduğunu, nitekim tanık ..., inşaatta çalışan elektrik mühendisi olup şeflik görevi yaptığını, bütün malzemelerin montajını kendilerinin yaptığını buna rağmen davalı ... firması yapmış gibi faturalar tanzim edildiğini bu yolsuzluğu bizzat kendisinin tespit ettiğini, malzeme fiyatlarının da fahiş olduğunu müşahade ettiğini, bu sebeple müvekkili uyardığını beyan ettiğini, diğer tanıkların beyanları da bu beyanı teyit eder mahiyette olduğunu, buna rağmen aksi kanaatlerle hüküm kurulmuş olması nedeni ile istinafa başvurduklarını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasında uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı şirket alt yüklenici, davalı şirket yüklenici, davalı ...: Davacı şirket tarafından 17.11.2014 tarihli vekâletname ile davacı adına malzeme alımı yapmaya yetkili ticari vekildir.Davacı vekili, davacı şirketin ... Oteli projesinde zayıf akım ve otomasyon işlerinin taşeronu olduğunu, davalı ...'nın 17.11.2014 tarihli vekâletname ile davacı adına malzeme alımı yapmaya yetkili vekil olarak görevlendirildiğini, davalı .... Şti.'nden malzeme temini ve montaj işleri kapsamında alımlar yapıldığını, bu işler karşılığında toplam 1.795.000,00 TL ödeme gerçekleştirildiğini, ayrıca 08.03.2016 keşide tarihli 200.000,00 TL ve 28.03.2016 keşide tarihli 200.000,00 TL bedelli iki çek verildiğini, buna rağmen davalı şirket tarafından 298.000,00 TL daha talep edildiğini, düzenlenen faturaların piyasa rayicinin üzerinde olduğunu, panoların davacı şirket çalışanlarınca monte edilmesine rağmen montaj bedellerinin de faturalara yansıtıldığını, kesin hesap ve bilançolar üzerinde yapılan incelemelerde davalıların birlikte hareket ederek davacı şirketi piyasa değerinin üzerinde bedellerle zarara uğrattıklarının tespit edildiğini, davalı ...'nın vekâlet görevini sadakat ve özen borcuna aykırı şekilde yerine getirerek diğer davalı ile birlikte hareket ettiğini ileri sürerek davalı şirkete borçlu olunmadığının tespitine, ... Bankasına ait... seri numaralı 08.03.2016 keşide tarihli 200.000,00 TL bedelli çek ile ... Bankasına ait ... seri numaralı 28.03.2016 keşide tarihli 200.000,00 TL bedelli çekin iptaline, 57.438,00 TL'nin istirdadına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalıların her birinden ayrı ayrı 10.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline, ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili, davacının iddialarının gerçek dışı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin davacının bilgisi ve onayı doğrultusunda yürütüldüğünü, davacı tarafından verilen fiyat tekliflerinin kabul edilmesi üzerine malzeme temini ve montaj işlerinin gerçekleştirildiğini, düzenlenen faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmediğini, 27.08.2015 tarihli mutabakat yazısı ile davacının 898.330,25 TL cari hesap borcunu kabul ettiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, taraflar arasında eser ve satım unsurlarını içeren ticari ilişki bulunduğu, davalı tarafından düzenlenen faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği, uyuşmazlığın davalı ...'nın vekâlet görevini sadakat ve özen borcuna aykırı şekilde kullanıp kullanmadığı noktasında toplandığı, dosya kapsamındaki deliller, tanık beyanları ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde davalı ...'nın vekâlet görevini kötüye kullandığını veya davalı şirket ile birlikte hareket ederek davacıyı zarara uğrattığını gösteren yeterli delil bulunmadığı, davalı şirket tarafından düzenlenen faturalar ile bilirkişilerce belirlenen piyasa rayiçleri arasında bulunan 438.969,61 TL tutarındaki ve yaklaşık yüzde 22 oranındaki farkın işçilik, mühendislik hizmetleri, eğitim, ulaşım, konaklama, kâr ve benzeri ticari unsurlar dikkate alındığında fahiş nitelikte olmadığı, davacının faturaları ticari defterlerine kaydettiği, yasal süresinde itiraz etmediği ve 27.08.2015 tarihli mutabakat yazısı ile 898.330,25 TL borcunu kabul ettiği, dava tarihi itibarıyla davacının davalı şirkete cari hesap borcu bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Faturaya süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen alacakla ilgili olarak, faturanın ticari defterlere kaydedilmiş olması, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibinin kabul etmiş sayılacağı anlamına gelir ve ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir.Bunun yanı sıra 6100 sayılı HMK'nın 200. maddesi gereğince, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması zorunludur. Aynı Kanunun 201. maddesi uyarınca senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler tanıkla ispat olunamaz.Dosya kapsamı incelendiğinde, davacı taraf davalı ...'nın vekâlet görevini kötüye kullandığını, davalı şirket ile birlikte hareket ederek piyasa rayicinin üzerinde malzeme temin ettiğini, yapılmayan montaj işlerinin yapılmış gibi faturalandırıldığını ileri sürmüş ise de, davalılar söz konusu iddiaları kabul etmemiş, taraflar arasındaki ticari ilişkinin davacının bilgisi ve onayıdoğrultusunda yürütüldüğünü, düzenlenen faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmediğini, 27.08.2015 tarihli mutabakat metni ile davacının cari hesap borcunu kabul ettiğini savunmuştur.Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında dava konusu işlere ilişkin rayiç bedel ile düzenlenen faturalar arasında 438.969,61 TL tutarında, yaklaşık %22 oranında fark bulunduğu belirlenmiş ise de, bilirkişi heyetince bu farkın ticari yaşamın olağan akışı içerisinde vadeli satış, işçilik, mühendislik hizmetleri, uzmanlık, eğitim, ulaşım, konaklama ve benzeri giderlerden kaynaklanabileceği, bu nedenle tek başına vekâlet görevinin kötüye kullanıldığını göstermeyeceği değerlendirilmiştir. Ayrıca davalı ticari defterleri, cari hesap kayıtları ve 27.08.2015 tarihli mutabakat metni birlikte incelendiğinde davacının dava tarihi itibarıyla davalı şirkete cari hesap borcunun bulunduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi raporlarında davalı ...'nın vekâlet görevini kötüye kullandığını veya davalı şirket ile birlikte hareket ederek davacıyı zarara uğrattığını ortaya koyan mali veya teknik nitelikte kesin bir tespitte bulunulmamıştır.TBK'nın 506. maddesi uyarınca vekil, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözetmek ve sadakat ile özen borcuna uygun davranmakla yükümlüdür. Bununla birlikte vekâlet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasının kabulü için, vekilin vekâlet verenin zararına hareket ettiğinin ve işlem yapılan üçüncü kişinin de bu durumu bildiğinin veya bilebilecek durumda olduğunun dosya kapsamındaki delillerle ispatlanması gerekir. Somut olayda, davalı ...'nın sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını veya davalı şirket ile birlikte hareket ettiğini ortaya koyan yazılı delil bulunmadığı gibi, mahkemece dinlenen tanık anlatımları da bu olguyu ispata yeterli görülmemiş, söz konusu anlatımlar ticari defter kayıtları, 27.08.2015 tarihli mutabakat metni ve süresi içerisinde itiraz edilmeyen faturalar karşısında tek başına hükme esas alınabilecek nitelikte değerlendirilmemiştir. Öte yandan davacı tarafından düzenlenen faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği, faturaların ticari defterlere işlendiği ve 27.08.2015 tarihli mutabakat metni ile cari hesap borcunun kabul edildiği dosya kapsamıyla sabittir. Ayrıca 27.08.2015 tarihli mutabakat metninin davacı şirket yetkilisi tarafından imzalandığı, davacı tarafça bu belgenin iradesini sakatlayan herhangi bir neden bulunduğu veya yetkisiz kişi tarafından imzalandığı ileri sürülmediğinden, anılan belgenin davacı aleyhine borç ikrarı niteliğinde yazılı delil oluşturduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, bilirkişi raporunda rayiç bedel ile fatura bedelleri arasında belirlenen farkın hükme esas alınmadığını, tanık beyanlarının değerlendirilmediğini, vekâlet görevinin kötüye kullanıldığının tanık anlatımları ve keşif sonucu alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu ve hükmedilen vekâlet ücretinin fahiş olduğunu ileri sürmüş ise de, ilk derece mahkemesince taraf delilleri tartışılarak, bilirkişi raporları ve tanık beyanları birlikte değerlendirilmiş, rayiç bedel ile fatura bedelleri arasındaki farkın tek başına vekâlet görevinin kötüye kullanıldığını göstermeyeceği gerekçelendirilmiş, ayrıca mutabakat metni, ticari defter kayıtları ve süresi içerisinde itiraz edilmeyen faturalar da hükme esas alınmıştır. Davacı vekilinin hükmedilen vekâlet ücretine yönelik istinaf sebebi de, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre hükmedilen vekâlet ücretinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından yerinde görülmemiştir. Bu itibarla ilk derece mahkemesinin delillerin değerlendirilmesinde ve hukuki nitelendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, mahkemece verilen karar doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 21/10/2021 tarih ve 2016/277 Esas, 2021/808 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 16/07/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.