Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1335 E. 2026/1709 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1335
- Karar No
- 2026/1709
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1335 KARAR NO : 2026/1709
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/05/2025 NUMARASI : 2021/926 Esas 2025/436 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 08/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/07/2026
Davacı vekili ile davalı ... vekili ve davalı ... A.Ş. vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...., ..., ..., ... AŞ, ..., ... ve ... AŞ’ye karşı açmış olduğu davada, müvekkili şirkete 333990714 numaralı gezinti tekneleri sigorta poliçesi ile sigortalı ... isimli teknenin dâhili bağlama yeri olan Çeşme .... Sitesinde bağlı durmakta iken olay sırasında kıyı elektriğine bağlı olan davalılardan ...' nun kullanımında olan ... isimli ve davalılardan ...’ye ait ve yine kendisinin kullandığı ... isimli teknelerin 28.12.2017 tarihinde yanması ve yangının bu teknelerden sigortalı tekneye sirayet etmesi ile alev aldığını ve zarara uğradığını, her iki teknenin bu zarara sebebiyet verdiğini, yangın raporunda 3 adet teknenin yanmakta olduğunun tespit edildiğini, yangın sebebinin 34 numaralı evin önündeki ... ve... nolu elektrik prizine takılı ... ve ... isimli teknelerin sebebiyet verdiğini, her iki teknenin şarj kablolarında bir sebepten dolayı kısa devre oluştuğu ve yangının çıktığı, yangının diğer teknelere sirayet ettiğini, 28.12.2017 günü teknelerin yanması ile lodosun etkisi ve halatların tutuşması neticesinde diğer teknenin de yandığını, .... numaralı bağlama yerinde bağlı olan ...'nun teknesinin (...) orta kısmında yüksek alevli yangın olduğunun görüldüğünü, bu yangının ...'ye ait ... isimli tekneyi yaktığını, müvekkil şirketin sigortalısına ait ... isimli teknenin de ... numaralı bağlama yerinde bağlı iken yandığını, teknede perttotal işlemi yapıldığını, piyasa değerinin 20.000-22.000 Euro olan tekne için 21.422,34 Euro’nun sigortalıya 30.01.2018 tarihinde ödendiğini, TTK m. 1472'ye dayalı olarak rücu hakkını kullandıklarını, yangının davalılardan ..... .nin yönetim ve denetiminde bulunan rıhtımda meydana gelen sitenin de bu yangından sorumlu olduğunu, sitenin ve yönetimin sigortalı teknede meydana gelen dava konusu hasarda hem bağlama sözleşmesi uyarınca hem de TBK da düzenlenen saklama sözleşmesi uyarınca sorumlu olduğunu, arabuluculuk şartının 0403.2019 tarihinde yerine getirildiğini, anlaşmanın mümkün olmadığını belirterek 21.424,00 Euro rücuen tazminatın ödeme tarihi olan 30.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek Euro temerrüt faizi ile 3095 sayılı kanun m. 4/a da ki faiz oranı karşılığının davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, 28.12.2017 tarihinde Çeşme.... Mah. ... Önü tekne bağlama yerinde... ...'na ait ... isimli gemide başladığını ve diğer teknelere yayıldığını, uzak yol başmühendis ve yangınla mücadele uzmanı ....'nun tutanakta yangının oluşumu ve genişlemesi bakımından ... ait sahil besleme kablosunda teknede akülerin sarjı ve diğer cihazların çalışmasıyla aşırı yüklenmeden meydana geldiğine ilişkin tutanak tutulduğunu, kaçak akım gibi sebeplerle yangının meydana geldiğini ve müvekkillerinin teknesine sıçradığını, ... A.Ş nin talebiyle Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/2 D.İş sayılı dosyasıyla keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığını ve yangının teknenin elektrik sisteminde meydana gelen arızadan kaynaklandığını tespit ettiklerini, Çeşme CBS'nın 2018/429 Sor. numaralı dosyasında yangının ... isimli teknenin akü gruplarında meydana gelen kısa devreden çıktığını, yarışan illiyet bağının söz konusu olmadığını, yangın sebebiyle ... isimli teknenin sahibinin sorumlu olduğunu, müvekkilinin yangın nedeniyle herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın zamanaşımı nedeniyle ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ve ... vekili 14.02.2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1036 Esas sayılı dosyasında yangının çıkış sebebinin ispat edilmediğinin bildirildiğini, müvekkili ...'nun bu tekne ile hiçbir bağının bulunmadığını, teknenin .../ABD Bayraklı olup sahibinin ... A.Ş'nin kiracısının ise ... firması olduğu, diğer davalının ...'nun da tekne ile bir bağının bulunmadığını, taraf sıfatının bulunmadığını, Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/2 D.İş sayılı dosyasında yapılan tespitte arızanın elektrik sisteminde bulunan kısa devreden oluştuğunu belirtilse de bu tespitin yerinde olmadığını, somut bir gözleme dayanmadığını, teknenin denizin dibine battığını, Yargıtay’ın yerleşmiş kararlarında da teknenin üzerinde inceleme yapılmasının gerektiğini ve rizikonun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitinin gerektiğini aradığını, yangının nasıl ve hangi teknede başladığının belli olmadığını, her ne kadar tekne elektriğe bağlı olsa bile prize takılı olması durumunda olsa dahi sarj anlamına gelmediğini, teknenin bağlı olduğu ponton prizinde sigortanın kapılı olduğundan elektrik akımının olmadığını, teknenin tamamen yanmış ve batmış olduğundan tekne üzerinde inceleme yapılmasının imkânsız olduğunu, yangının ... veya ... isimli teknenin birisinden çıktığını, ... teknesinin henüz 3 yaşında olup yanmaz kablo sistemine sahip yeni bir tekne ve bakımlı olduğunu, usul ve illiyet bağının araştırılmadan sigortalının sözlü beyanına dayanarak ödeme yapıldığını, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini belirtmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; yangının ... isimli tekneden kaynaklandığını,... teknesinin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili siteyle sigortalı arasında bağlama/saklama sözleşmesinin bulunmadığını, sigortalının .....nde kat maliki olduğunu, toplu yapı malikleri ile yönetim arasında vekâlet ilişkisi olduğundan kanunun yöneticiye tanıdığı hak ve yetkilere aykırı davranılması halinde yönetim aleyhine tazminata hükmedilebileceğini ancak böyle bir aykırılık bulunmadığından yönetim aleyhine tazminat hükmedilemeyeceğini, müvekkili site yönetiminin BK m. 49'a göre sorumlu tutulamayacağını, yangının sitenin bağlama yerlerinde bulunan tesisat sebebiyle çıkmadığını, yapılan tespitler ve bilirkişi raporunda yangının çıkış sebebinin ... isimli teknenin elektrik aksamından kaynaklanmış olabileceğinin belirlendiği, teknelerin bağlı olduğu alanlarda yangın dolaplarının bulunduğu, müvekkili site yönetiminin TBK m. 66 gereğince sorumlu tutulamayacağını (adam çalıştıranın sorumluluğu), site görevlilerin yangın üzerine derhal itfaiyeyi aradığı belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu edilen ... isimli teknenin yatın paket poliçesiyle sigortalandığını ve sigorta teminatının 192.500,00 EURO (üçüncü şahıs sorumluluk sigortası) olarak belirlendiğini, sigortalının ...., sigorta ettirenin ise .... A.Ş olduğunu, sigorta miktarının tüm zarara uğrayanların gerçek zarar miktarıyla sınırlı olarak en üst limiti gösterdiğini, TTK m. 1461'e göre sigortacının sorumluğunun sigorta bedeliyle sınırlı olduğunu, daha fazla ödeme yapılamayacağını, bugüne kadar toplam 185.000,00 Euro ve 9.621,81 Euro ödeme yapıldığını, üçüncü şahıs sorumluluk teminatı kapsamında toplam ödeme miktarının 192.500,00 Euro'yu aşamayacağını, 7 det tekne ve 1 adet bottan oluşan toplam zararın sorumluluk limitinin 192.500,00 Euro ile sınırlı olmakla sigortalı teknenin varsa kusuru, kusur oranı ve sorumluluğu ve müterafik kusur durumları belirlenerek garameten paylaşım hükümlerinin uygulanması gerektiği, garameten paylaşım esaslarına ve oranlanmak hesaplanmak suretiyle her bir teknede oluşan hasar için müvekkil sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu, halen Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinde 2018/221 Esas ve İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/989 Esas sayılı dosyasının devam ettiğini ve aralarında hukuki ve fiili bağlantı oluştuğundan birleştirilmesinin gerektiğini, hasar gören teknelerin isim, marka ve modellerine göre tahmini rücu miktarları ve proporsiyon oranlarına göre teknelerin ayrı ayrı rücu miktarlarını belirlediklerini, müvekkilinin sigortalısının sorumluluğunun belirlenmesinin gerektiğini, yangın inceleme tutanaklarında müterafik kusurun belirlediğini, bu halde garame hükümlerinin kusura göre belirlemişinin gerektiğini, yangına site çalışanlarının herhangi bir müdahalesinin bulunmadığını ve zararın artmasına sebebiyet verdiklerini, Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/221 Esas sayılı dosyasında atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, sitenin yönetiminin kusurunun bulunduğunu, site güvenlik görevlilerinin hiçbir önlem almadıklarını, müterafik kusurlarının bulunduğunu, davacı tarafın maddi tazminat talebinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...Dava konusu tekne Tuzla bağlama kütüğüne kayıtlı olup özel tekne statüsüyle Tuzla Liman Başkanlığı'na kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. TTK m. 935/1'e göre " Aksini öngören kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla bu kanunu Deniz Ticareti ile ilgili hükümleri ticaret gemileri hakkında uygulanır." Hükmüne göre Deniz Ticareti hükümleri ancak ticari gemiler için uygulanacaktır. Sonuç olarak gemi TTK m. 957'ye göre 18 grostonilatodan büyük her ticaret gemisi sicile tescil edilmelidir. Ayrıca gemi siciline TTK m. 956'ya göre 935. m. 2. fıkrasının "a" ve "c" bentlerinde yazılı gemilerinde sicile kaydolması mümkündür. Bu gemiler gezinti, spor, eğitim, öğretim ve bilim amaçlarına tahsis edilmiş gemilerdir. Somut olayda davacının sigortalısı tarafından teknenin olay tarihinde, özel gezi teknesi olduğunu belirlenmiştir. Davacı sigorta şirketi, davayı haksız fiile dayalı olarak, yine haksız fiile sebep olduğu belirtilen ... isimli teknenin maliki ... ve ... ile sigortacısı ... AŞ ve diğer tekne maliki olduğu belirtilen ... ve ... ile sigortası olan ... AŞ ve yine teknelerin bağlandığı ....ne karşı dava açmıştır. Davada davacı müvekkilinin sigortalısı olan ...'a ait ... isimli teknenin zarar görmesine istinaden açmış olduğu rücuen tazminat davasıdır. Bu davada davacı halefiyet yoluyla dava açmakta davacı sigorta şirketi olarak yapmış olduğu ödemelere istinaden somut olayın meydana geldiği tarih itibari ile geçerli olan TTK m. 1472 gereğince rücu ilişkisine dayanmaktadır. Davacının davası sigorta poliçesine dayanılarak ödediği bedelin 6102 TTK m.1472 ye dayanılarak rücuen tazminat talebine ilişkindir. TTK m. 1472'ye göre "...VI - HALEFİYET Madde 1472- (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." hükmü gereğince sigortacının halefiyet ilkesi gereğince doğrudan sorumlu olan kişiye karşı haksız fiile dayalı tazminat davası veya yapmış olduğu takibe itirazın iptali davası açması mümkün olduğu gibi, daha önceden sigortalının sorumlu olduğunu iddia ettiği bağlama sözleşmesini yapan siteye ve diğer haksız fiil faillerine karşı açılmış olan davalara iştirak ederek davayı veya takibi kaldığı yerden devam ettirmesi de mümkündür. (TTK m.1472/1-son cümle). O halde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun vermiş olduğu 22/03/1944 tarihli ve 37 esas 9 sayılı kararda yer aldığı üzere davacı sigortacının açacağı dava halefiyet ilkesine dayalı olarak sigortalının yani halef olduğu kişinin dava açtığı /açacağı görevli ve yetkili mahkemede görülmesi gereklidir. Somut olayda da davacı olması gereken taraf sigortalı tacir olmayan gerçek kişi; davalı da yine bağlama sözleşmesini yapan site ile haksız fiile sebebiyet verdiği belirtilen teknelerin sahibi olan kişiler olup bu tekneler de özel tekne statüsüne tabiidir. Sonuç olarak gerek davacının sigortalısının, gerekse davalıların gerçek kişi olduğu ve haksız fiile dayalı olan bu davada taraflar arasındaki davanın genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. Yine davada teknelerin sigortasını yapan şirketlerde (... AŞ ve ... AŞ ) sorumluluk sigortası yapan sigortacılar olup bu davalılar hakkında da TTK m. 1478'e dayanarak doğrudan dava hakkı kullanılması mümkündür. Ancak bu halde de tarafların haleflerinin tacir olmaması nedeniyle davanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiğinden (HMK m. 114/1/c) Mahkememizin görevsizliğine ve bu çerçevede davanın gerçekleşmeyecek dava şartı nedeniyle (HMK m.115/2. f.) davanın usulden reddine karar verilmiştir. Mahkememizce verilen bu karar davalı ... AŞ tarafından istinaf edilmekle, İzmir BAM 17.HD’nin 2021/1844 esas ve 2021/1545 K sayılı. 04.11.2021 tarihli kararı ile kaldırılmıştır. Kaldırma gerekçesinde “… Kararı davalı ... A.Ş vekili istinaf etmiş olup, istinaf incelemesi HMK'nun 355.maddesi gereği istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar re'sen gözetilerek yapılmıştır. Somut olayda, uyuşmazlık 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın, yangına sebebiyet veren tekneyi sigorta eden davalı şirketten, kullanıcısından ve malikinden rücuen tahsili isteminden kaynaklanmaktadır. Davacı .....Şirketi halefiyet yoluyla dava açmakla birlikte, davalı ... A.Ş ve ... A.Ş davalı tekne sahiplerinin sigortacısıdır. Zorunlu mali mesuliyet sigortası TTK'nın 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, dava TTK'nın 4/1-a maddesinde sayılan "Mutlak ticari dava” mahiyetindedir. Aynı davada, bir kısım davalılar hakkında genel mahkemenin, diğer davalılar hakkında ise uzman olan özel mahkemenin görevli bulunması halinde, uyuşmazlık aynı olaydan kaynaklanıyor ve zarar tek ise ya da taleplerden biri yönünden verilecek karar diğerini doğrudan ilgilendirecek nitelikte bulunuyorsa; söz konusu özel mahkeme ile genel mahkeme arasında “yargılama usûlüne” ilişkin esaslı farklılıklar bulunmaması kaydıyla, bütün taraflar ve talepler yönünden uzman olan özel yetkili mahkemece uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. O halde, gerek davalı teknenin kullananı, maliki, işleteni ve gerekse de davalı sitenin sorumluluğu aynı maddî olaydan kaynaklanmış ve zarar tek olmakla, davaların birlikte görülmesi ve bütün talepler yönünden ihtilafın özel mahkeme olan asliye ticaret mahkemesince çözüme kavuşturulması gerekir. (Kapatılan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2018/1420 esas- 2018/3255 karar sayılı ilamı) Şu hale göre, davalı ... A.Ş' nin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nun 353/1-a-3 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılarak, davanın görülmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.” gerekçesi ile mahkememiz kararı kaldırılmıştır. Kaldırma kararı gereğince davaya devam edilmiştir. Davalı ... AŞ vekilinin tahkikat bittikten sonra sözlü yargılamaya geçilmesi aşamasında 14.05.2025 tarihli celsede sunduğu dilekçe ile; dava konusu sorumluluğa ilişkin müvekkili hakkında daha önceden dosyaya bildirmediği İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılıp karara çıkarılıp kesinleşen 2019/215 Esas 2022/119 Karar sayılı kararı ibraz etmiş olup, bu karara istinaden davacıların talepleri ile diğer dosyadaki talepler garameten paylaşım açısından değerlendirilmesi gerekmiştir Dava; davacının sigorta sözleşmesine dayalı olarak açılan rücuen tazminat davasında bağlama yeri sağlayan davalı Çeşme ..., ... isimli tekne sahibi ... .., ... ile bu teknenin sigortacısı ... AŞ ve ... isimli teknenin donatanı olduğu belirtilen .../... ve ... isimli teknenin sigortacısı ... AŞ'ye karşı açılan, ... adlı teknede meydana gelen yangından dolayı tüm davalıların işleten / kiracı / tahsis olunan vs.. sıfatla sorumlu olup olmadığına ilişkin rücuen tazminata ilişkin olduğu belirlenmiştir Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir. İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/215 Esas – 2022/119 Karar sayılı dosyası, Ekspertiz raporu, teknedeki tespitler ve diğer kayıtlar incelenmiş, bilirkişi incelemesi yapılmıştır. İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/215 Esas 2022/119 Karar sayılı dosyası incelendiğinde; davacı .... A.Ş'nin 16.07.2019 tarihinde davalı... A.Ş ile ihbar olunan ... aleyhine açılan davada; davacının 29.12.2017 tarihinde ... sitesinde çıkan yangında müvekkilinin sigortalısı ... ye ait olan ... isimli teknenin yanmasıyla meydana gelen zarar kapsamında sigortalıya 9339,50 Euro karşılığı 05.04.2018 tarihinde 46.059,61 TL hasar ödemesi yapıldığını belirterek TTK m. 1472 ye istinaden rücuen tazminat davası açtığı, davalı vekilinin bu yangın olayında başka teknelerin de yandığını, yedi teknenin daha zarar gördüğünü, site yönetiminin de zararın meydana gelmesinde kusuru bulunduğunu belirterek davanın reddini talep ettiği, mahkemece alınan 10.01.2020 tarihli asıl ve 21.01.2022 tarihli ek rapora istinaden yangının ... isimli tekneden kaynaklandığı, site yönetiminin müterafik kusurlu olup, % 50 kusurlu olduğu kabul edilerek .... isimli teknede meydana gelen yangın karşılığı davalının % 50 kusura istinaden 23.029,80 TL den sorumlu olduğunu bildirdiği, mahkemece yapılan yargılama ile bilirkişi raporuna istinaden dava konusu teknenin 28.08.2017 -28.08.2018 tarihleri arasında ..... A.Ş ye sigortalandığı, 05.04.2018 tarihi itibariyle 9.339,50 Euro karşılığı 46.059,61 TL zararın % 50 sinden davalının sorumlu olduğu kabul edilerek 23.029,80 TL nin 05.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsili ile davacıya ödenmesine dair karar verildiği, bu kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 13 HD nin 2022/1211 Esas – 2025/70 Karar sayılı 23.01.2025 tarihli kararı ile mahkemece yapılan yargılamada tespit ve değerlendirmelerin yerinde olduğu, alınan bilirkişi raporlarına göre site güvenlik görevlilerinin tedbir almaması, yeterli teknik bilgi ve donanıma sahip olmaması, davalının 192.500 Euro üst limitle sorumluluğunun bulunduğu, bu zarar dışında diğer 7 teknenin de zarar gördüğü, ancak diğer davaların davalı tarafından mahkemeye bildirilmemesi nedeniyle incelenemediği, somut olayda zararın limit altında kaldığı kabul edilerek istinaf talebinin reddine kesin olarak karar verildiği, dolayısıyla bu kararın kesinleştiği belirlenmiştir. Mahkememizce verilen 2020/268 E sayılı dosyadaki 24.06.2021 ve 29.09.2021 tarihli ara kararlar kapsamında derdest 2020/268 E sayılı dosyada 3 nolu ara kararda belirtildiği üzere "... Mahkememizde devam etmekte olan 2018/1036 Esas, 2020/268 Esas ve 2018/989 Esas sayılı dosyaları ve 2021/926 E ve 2021/969 E sayılı dosyaları içinde bağlayıcı olacağından İstanbul 17 ATM'ne talimat yazılarak Teknik Hesap Uzmanı Bilirkişi .... ile birlikte mahkemece resen seçilecek yangın konusunda uzman elektrik veya bu konuda bilirkişilik yapabilecek teknik bilirkişi, gemi inşa mühendisi bilirkişi ve kaptan bilirkişisi vasıtasıyla "6102 sayılı TTK'nun 1328. maddesi ve 1329 maddesi hükümleri nazara alındığında donatanın sorumluluğunun sınırlandırılması hakkında sınırlı şahsi sorumluluk sistemini kabul eden ve kısaca 1976 tarihli Londra Konvansiyonu” olarak anılan sözleşme hükümlerinin somut olaya uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Hükme esas alınan 26.12.2014 tarihli bilirkişi raporunda ve hukuki mütalaada “1976 tarihli Londra Konvansiyonu’nun 2/1,b.a maddesi uyarınca sorumluluğun temeli ne olursa olsun “gemide veya geminin işletilmesi “....” ile doğrudan doğruya ilgili olarak vuku bulan “.....” her türlü eşya ziya ve hasarı ve sair bütün zararlardan doğan alacakların...” sınırlamaya tabi deniz alacağı niteliğinde olduğu, somut olaya dayalı donatanın sorumluluğu ve deniz alacağının da 1976 tarihli Londra Konvansiyonu uyarınca sınırlı sorumluluğun kapsamında bulunduğu, aynı olay sebebiyle ve 1976 tarihli Londra Konvansiyonu'nun 6. maddesi uyarınca birden fazla deniz alacağı doğduğu taktirde belirlenen sınırlamanın “bütün” deniz alacakları için “garame esasına” göre uygulanacağı (1976 tarihli Londra Konvansiyonu m.9), bu sebeple fon kurulmadan sınırlı sorumluluk ileri sürülse dahi, konvansiyonun 12. maddesi hükmünün uygulanması suretiyle alacaklılara karşı sınırlı sorumluluğun ileri sürülebileceği, Konvansiyonun 10/2. maddesi uyarınca, fonun paylaştırılması hakkındaki 12. madde, 9. maddede yer alan garameten sınırlama için esas alınacağından" bütün alacaklıların alacağı da dikkate alınarak garamaten paylaştırma yapılması ile rapor düzenlenmesinin istenmesine" karar verilmiştir. Bu kapsamda bilirkişilerden 11.01.2023 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda; bu raporda yapılan incelemede dosyada mevcut olan Çeşme SHM’nin 2018/2 D.İş değişik dosyası, ekspertiz raporları, yangın raporları, tazminat ödeme belgeleri, fotoğraflar, ile mahkememizce alınan bilirkişi raporları da incelenerek yapılan değerlendirmede; teknik olarak ...Mah. ....Sok. No: ...Çeşme İzmir adresinde rıhtımda bağlı bulunan ... isimli tekneden başlayarak meydana gelen yangında teknelerin sırasıyla limana bağlı olduğu, fotoğraflara göre yangının rüzgar yönünde büyüyerek diğer teknelere sirayet ettiği, yangın başlamadan önce olay yerinde kimsenin bulunmadığı, yangının büyüme saati olan 23:42’ye kadar da kimsenin söndürmeye yönelik olarak herhangi bir müdahalede bulunulmadığı, 23:43’ten sonra söndürme çalışmalarının başladığı, teknelerin park halinde olup, karadan alınan elektrik prizlerde herhangi bir ark, yanma veya kıvılcım izine rastlanmadığı, yangının noktasal olarak başladığı ve daha sonra gelişerek büyüdüğü, delil tespiti raporunda teknenin içindeki akü gruplarıyla elektrik sistemlerinde meydana gelen bir arıza/kısa devre sonucu başladığı, pvc malzemelerinin tutuşarak büyüdüğü, rüzgarın esiş yönüne doğru sol taraftaki teknelere sıçradığı, teknik olarak akünün birbirine seri olarak bağlı bulunan 280 volt DC gerilime kadar bir potansiyel fark oluşturduğunu, akü gruplarında bu gerilimin invertör vasıtasıyla kullanılabileceği ve 250 volt AC gerilime dönüştüğü, boşaldıkça tekrar şarj edilerek sürekli bir döngü halinde bekletildiği, akünün mühürlü olsun ya da olmasın şarj olurken patlayıcı gaz çıkarabildiği, akünün hareket ettirildiği veya sarsıldığı zaman hidrojen ve oksijen gazlarının açığa çıkabileceği, teknelerin de sarsılması nedeniyle gazlardan dolayı yangının ortaya çıkabileceğini, yangına karayla bağlantı yapan kabloların sebebiyet vermediğini, bu nedenle elektrik sisteminde meydana gelen yangının aküden kaynaklanmış olduğu, davalıların sıfatları incelendiğinde ....’nın kayıt maliki, ...’nun teknenin fiilen sahibi, ...’nun da teknenin bağlı olduğu rıhtım bölümünde taşınmaz maliki tasarruf sahibi dolayısıyla zilyet olduğunun iddia edildiği, davacının belirttiği kayıt malikinin sicilde kayıtlı olduğu belirtilen ve davada taraf olmayan....A.Ş. olarak belirlendiği, bu yatın ABD’de Daleware eyaletinde sicile kayıtlı olduğu, yatın .... A.Ş. tarafından satın alınmasıyla bayrak şahadetnamesi düzenlendiği, geminin .... tarafından finansal kiracısı olarak kiralandığı, ... ve ...’nun ise ....’nın acentesi.....’nin ortakları olduğunu, yatın limandan ayrılış belgesinde mürettebat, isim listesinde her iki ortağın isminin yer aldığını, dolayısıyla davalıların bu yatı kullandıklarını, rıhtımda bulunan teknede bu sırada bulunduğu sitenin önünde yangının çıktığı ve rıhtım sahibi olması nedeniyle ... aleyhine de dava açıldığı, davalı....’nın eser sahibinin sorumluluğu sebebiyle yükümlü olduğunun iddia edildiğini, tekne sahibinin yapı maliki olarak sorumlu tutulamayacağını, TBK m. 49 hükmünde yer alan haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği, haksız fiilde asıl olanın hukuka aykırılık ve failin kusurlu olması şartının arandığını, haksız fiili oluşturan hukuka aykırılığın zarara yol açması, fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekli olduğu, kusura dayanan bir sorumluluk arandığında failin fiilin işlenmesinde kusurlu olması gerektiği, böylece zarara uğrayan kişinin uğradığı zararı talep etme hakkının doğduğu, davacının davalının sorumluluğunu ispatlamakla mükellef olduğunu, ancak teknik yönden yapılan değerlendirmede yangının geminin dışından gelen elektrikten değil, teknenin içinde bulunan akü sisteminin kısa devre yapmasından kaynaklandığı, yangının çıkmasına sebep olan kısa devrenin iç elektrik sisteminden doğduğu, dış etkilere bağlı olarak meydana gelmediği, gemideki akünün bir aksaklığının, gevşemenin, bakım eksikliğinin zarara yol açmasının mümkün olduğu, failin yani davalıların zarara yol açan bu eylemde kusurlu olduğunun ispatlanması gerektiği, akü sistemindeki kısa devrelerin sebebinin tespit edilemediği, davalı .....’nun sadece gemiyi kullanan kişi olması nedeniyle yangından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, kısacası kusurunun ispatlanamadığı, yine davalı ...’nun da rıhtımda bulunan taşınmazın maliki olmasının bu davalıyı sorumlu kılamayacağı, kişinin taşınmaz maliki olduğu sitenin rıhtımında yangın olayının meydana gelerek diğer teknelere sıçramasından sorumlu tutulabilmesi için üzerine düşen bir yükümlülüğü ihlal etmesi gerektiği, oysaki böyle bir ispatın bulunamadığı, bu nedenle davacının davalıların kusurlu olduğunu ispatlayamadığı belirtilmiştir. Bu rapora karşı davacı vekili 24.01.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; yangının çıkış sebebinin ... teknesinden kaynaklandığı, bu tekneyi akü gruplarıyla elektrik sistemleri ile yangının çıktığı, Kaptan’ın ... teknesinin bakımlarından sorumlu olduğunu, belirterek yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep etmiştir. Bu rapora karşı davalı ... AŞ vekilinin 20.01.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; davalıların sorumlu olduğunu davacı tarafça ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Bu rapora karşı .... ve ... vekilinin 18.01.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; sahil besleme kablosuna fazla yüklenmesi sebebi ile teknede yangın çıktığının belirlendiğini, ......’nun suçuna karşılık / taksirle yangına sebebiyet vermesi suçundan takipsiz kararı verildiğini, müvekkili ...’nin teknesinin yangında kusurlu bulunmadığını belirtmiştir. Bu rapora karşı davalı ... AŞ vekilinin 17.01.2023 tarihli beyanında; müvekkilinin ... isimli teknesinin sigortacısı olmadığını, ... isimli teknenin sigortacısı olduğunu, dolayısıyla sorumlu olmadığını belirtmiştir. Bu rapora karşı davalı .... AŞ vekilinin vekilinin 02.02.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; müvekkilinin kat mülkiyeti sorumluluğu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Bu rapora karşı itiraz üzerine bilirkişilerden 07.06.2023 tarihinde ek rapor alınmıştır. Bu ek raporda; taraflar itirazı ve beyanları incelenerek kök raporda belirtildiği üzere teknenin yangından dolayı sorumlu tutulabilmesi için kusurlu olması gerektiği, sadece taşınmaz malikinin doğan zarardan bina sahibi olarak sorumlu olamayacağı belirterek eski beyanlarını tekrar etmiştir. Bu rapora karşı asıl dosya davacı .... AŞ. 23.06.2023 raporuna karşı beyan dilekçesiyle; zarar miktarı yönünden inceleme yapılmadığını belirterek yeni bir bilirkişi raporunu alınmasını talep etmişlerdir. Davalı ... AŞ vekilinin 03.07.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; müvekkilinin sigortalının kusursuz olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Bu rapora karşı ... ve ... vekilinin 13.06.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; sahil besleme kablosuna fazla yüklenmesi sebebi ile teknede yangın çıktığının belirlendiğini, ... ...’nun suçuna karşılık / taksirle yangına sebebiyet vermesi suçundan takipsiz kararı verildiğini, müvekkili ...’nin teknesinin yangında kusurlu bulunmadığını belirtmiştir. Mahkememizce tarafların itirazları ve diğer bilirkişi raporlarına karşı itirazlar da değerlendirilerek bilirkişilerden tarafların itirazların yeteri kadar değerlendirilmemesi ve çıkan yangının akünün doğal olarak yangına sebebiyet verip vermeyeceği, tekne sahiplerinin akü ve elektrik aksamları üzerinde gerekli bakımları yaptırıp yaptırmadığı konularında incelemeler yapılmadığından bu konularında incelenerek rapor hazırlanması istenmiştir. Bilirkişilerden alınan 08.05.2024 tarihli ikinci ek raporda; akü gruplarının elektrik sisteminden kaynaklı olarak yanabileceğinin muhtemel olduğu, burada akü terminal bağlantı pabuçlarının, kabloların oksitlenmediği, gevşek olmadığı, akülerin sabitlendiği ve sarsılmadığı, ya da kablo izolelerinin hasar görmediği gibi teknik bakımlarının düzenli aralıklarla yapılması gerektiği, bakım kontrol periyodu kullanılma koşullarına göre değişmekle birlikte minimum 6 ay ya da ticari kullanımlarda 3 ayda bir yapılması gerektiği, somut olayda akü bakım raporu belgesine rastlanmadığı, akülerin yangına sebebiyet verebilmesi için ekenomik ömürlerini tamamlamasının ve içinde gaz birikmesinin olması gerektiği, video kayıtlarında bakıldığında ufak bir kısa devre ya da gevşeme kaynaklı ark nedeniyle yangının başladığı, ani patlama şeklinde doğal olarak başlamadığı, 46 dakika sonra patladığı, bununda ısınmadan kaynaklandığı, davalının sorumluluğunun fon tesis edilerek sınırlandırılabileceği fon tesis edilmemiş ise sorumlu kişiden talep edilecek tutarın belirlenmesi gerektiği, birden fazla alacaklı varsa toplam alacak tutarı ve sınırlı sorumluluk çerçevesinde belirlenen tutar arasında paylaşım tutarının tespit edilmesi gerektiği, davacıların alacak tutarları ve sorumluluğun üst limiti belirlenmeden paylaşım yapılmasının mümkün olmadığı, davalının sorumlu olduğuna hükmedilirse sorumluluğun üst sınırının belirlenmesi gerektiği, bunu da (teknik bilirkişinin) kendisinin yapamayacağını belirtmiştir. Bu rapora karşı davacı .... AŞ vekilinin 28.05.2024 tarihli beyanında; ek raporda sadece dilekçelerin özetlendiği, görüş bildirilmediği, yangının çıkış sebebi hakkında değerlendirme yapılmadığını belirterek bilirkişiden ek rapor alınmasını beyan etmiştir. Bu rapora karşı davalılar ... ve ... vekilinin 14.05.2024 tarihli beyan dilekçesiyle; müvekkilinin kusurlu olmadığının belirlendiğini, fiziki inceleme yapılmadan video görüntüsü incelenerek tespit yapılmasının mümkün olmayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Bu rapora karşı davalı ... AŞ vekilinin 24.05.2024 tarihli beyan dilekçesiyle; bilirkişilerin tespitlerine katılmadıklarını, müvekkilinin sigorta şirketinin sigortalının kusuru ispat edilemediğinden sorumlu tutulamayacağını yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep ettiklerini belirterek rapora itiraz etmiştir. Bu rapora karşı ... ve ... vekilinin 13.05.2024 tarihli beyan dilekçesiyle; sahil besleme kablosuna fazla yüklenmesi sebebi ile teknede yangın çıktığının belirlendiğini, ......’nun suçuna karşılık / taksirle yangına sebebiyet vermesi suçundan takipsiz kararı verildiğini, müvekkili ...’nin teknesinin yangında kusurlu bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Bu rapora karşı davalı ... AŞ vekilinin 16.05.2024 tarihli beyanında; müvekkilinin ... isimli teknesinin sigortacısı olmadığını, ... isimli teknenin sigortacısı olduğunu, dolayısıyla sorumlu olmadığını belirtmiştir. Mahkememizce tarafların itirazları gözetilerek yeni bir heyet oluşturularak, Hesap uzmanı Prof. Dr... ..., Gemi İnşa Ve Makinaları Mühendisi ..., Elektrik Yüksek Mühendisi ....ve kaptan .... seçilerek bilirkişilerden 04.12.2024 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda; dosyada mevcut ... Şti tarafından hazırlanan 12.02.2018 tarihli ekspertiz raporu ile diğer bilgi, beyan ve kayıtlar değerlendirilerek yapılan incelemede... Yat bağlama yerinde 28.12.2017 tarihinde çıkan yangında ... isimli teknenin ... isimli motor yat, ... isimli motor yat, ... isimli yelkenli tekne, .... isimli motor yat, .... isimli sürat teknesi ve ... isimli ..., ...isimli yelkenli tekne ve ...marka servis botunun kısmen veya tamamen yanarak zarara uğradığı, ... isimli teknenin malikinin dava dışı ... olduğu, dosyada mevcut 19.09.2017 düzenleme tarihli gezinti tekneleri sigorta poliçesi başlıklı poliçede yer alan kayıtlara göre sigortalı ... a ait ..... isimli tekne ve servis botuna ilişkin malik menfaatinin davacı .... tarafından 19.09.2017 ve 14.08.2018 tarihleri arasında 20.000 Euro karşılığı sigortalandığı, davacı sigorta şirketinin teknenin tamamının zayi olması nedeniyle malik .... a 21.424 Euro sigorta tazminatı ödediği ve TTK m. 1472 uyarınca haklara halef olduğu, dava konusu yangın sebebinin kim veya kimlerin kusuru ile meydana geldiği hususunun taraflar arasında ihtilaflı olduğu, yangının çıkmasında ve büyümesinde sorumluların tespiti gerektiği, yangının çıkmasında ve büyümesinde sorumluların tespiti gerektiği İzmir İBB İtfaiye Daire Başkanlığının raporunda yangının bildirim tarihinin saatinin 23.26 varış saatinin 23:32 olduğu, Marina’nın içinde bulunan 3 adet teknenin alevli ve dumanlı bir şekilde yanmakta olduğu, yanan 2 adet teknenin rüzgarın etkisiyle marinanın diğer yerlerine hareket ettiği, yangın başlangıcının .... evleri ... nolu evin önündeki ...ve ... numaralı elektrik prizlerine ve peronlarına bağlı olduğu, .... veya ... isimli yelkenli teknelerde olduğu, yapılan araştırma ve soruşturma sonucunda akülerin ve teknelerde kullanılan elektrikli ürünlerin şarj olması için elektriğe bağlı bulunan bu tenknelerin şarj kablolarında veya elektrik aksamlarında (ark, kısa devre, aşırı yüklenme, kablo deformasyonu, kaçak akım gibi) herhangi bir sebepten dolayı meydana geldiğine kanaat oluştuğu, perona bağlandıkları halatların da yanması ve rüzgarın şiddetiyle bulundukları yerden ayrılarak diğer teknelerin yanmasına sebebiyet verdiğinin belirtildiği, davalı ... AŞ'nin görevlendirdiği ....Şti'nin 30.04.2018 tarihli uzman görüşünde; uzun süreli elektrik beslemesi yapılan akülerde sorun yaşandığı, tanık ifadelerinden de patlama sesi duyulduğu, güvenlik kamerasında da patlamaya ilişkin görüntülerin gözlemlendiği, akü ve şarj işlemi kaynaklı bir yangın durumu mevcut olduğu, yangının meydana gelmesinde tutuşturucu bir eyleme gereksinim olduğu, somut olayda da bir teknedeki tek enerji kaynağının Sahil Enerji Sistemi olup, sürekli enerji yüklendiği için yangının elektriksel bir sorundan meydana geldiğinin belirtildiği, davalı ... Tarafından sunulan 02.07.2018 tarihli uzman görüşünde de; yangının sigortalıya ait ... isimli tekneden çıkmış olma olasılığının yüksek olduğu, tüm veriler, tanık ifadeleri ve kamera kayıtlarında bu durumun ortaya çıktığı ve site yönetiminin de yangını söndürmede geç kaldığı, itfaiyenin yarım saat sonra müdahale edebildiği, site güvenlik görevlisi ve çalışanlarının yangını önlemek için hiçbir şey yapmadıklarını, yangının diğer teknelere sirayet etmemesi için herhangi bir müdahalede bulunmamaları, site yönetiminin bu konuda yeterli eğitim, tatbikat ve donanımdan yoksun olduğu, site yönetiminin müterafik kusurlu olduğunun belirtildiği, İBB İtfaiye Daire Başkanlığının 12.02.2018 tarihli yazısında; ....limanına bakan 9 numaralı kamera görüntü kayıtları incelendiğinde yangının saat 23:04 sıralarında ... isimli tekneden başladığını, 23:21 sıralarında ... isimli tekneye sıçradığını, yangının ... ..’a ait teknede başladığının ve diğer teknelere sıçradığının tespit edildiği, Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/429 Soruşturma dosyasında 12.02.2018 tarihli açıklamaya yer verilerek, yangının ön ödemeli suçlar kapsamında, taksirle yangına sebebiyet verme suçunu oluşturduğu, şüpheli .....’nun 26.03.2018 tarihinde ön ödeme emrine istinaden belirtilen tutarı ödediği ve 27.03.2018 tarihinde 2018/709 Karar sayılı KYOK kararı verildiği, Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/2 D.iş sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda; site güvenlik görevlisi ...’in keşifte alınan ifadesinde, “yangın var!” diye birisinin bağırması üzerine yangının ... e bağlı bulunan ... isimli teknenin yandığını gördüğünü, daha sonra ... te bağlı bulunan ......ye ait ... isimli tekneye sıçradığını gördüğünü, yanan teknelerin enerji aldığı ... ve... numaralı teknelerin kontaklarında takılı fiş yerlerinde ve kablolarda karama, erime vs. bir belirtinin bulunmadığını, prize bağlı kablonun tekne halatının yanması ile prizden yaklaşık 2 metre sonra yandığı, bu nedenle yangının teknelerin karadaki priz, fiş düzeninden başlamadığı, kamera kayıtları incelendiğinde yangının ... isimli teknenin bulunduğu bölümden patlama ile başladığı, daha sonra rüzgarın etkisi ile ... isimli tekneye doğru sıçradığı, bu 2 teknenin halatlarının yanması ile bağlı oldukları yerden ayrılarak diğer teknelere doğru hareket etmesi ile yangının büyüdüğünün belirtildiği, bu dosyadaki 12.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda yangının ... teknesinden kaynaklandığı, ... isimli tekneye sıçradığı, ancak yangının çıkış sebebinin tespit edilemediğinin belirtildiği, Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/2 D iş dosyasına sunulan 23.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda; güvenlik kamerası kayıtlarında yangının 23:03:30 da başladığı, sitede yangın söndürme istasyonlarının bulunduğu, güvenlik görevlilerinin yangın başlangıcında müdahale ettiklerini gösteren bir görüntünün bulunmadığı, itfaiye araçlarının uzun bir süre siteye giremediği, ya da kapının geçiş yolunun dar olduğuna dair bir veri olmadığı, itfaiyenin olay yerine 23.32 de geldiği, yangının başladıktan iki buçuk dakika sonra ufak bir patlama ile yangının büyüdüğü, yangının çıktığı teknenin aküsünün patladığının belirtildiği, Dosyada bulunan 18.12.2022 tarihli raporunda, 07.06.2023 tarihli birinci ek raporunda, 08.05.2024 tarihli 2. Ek raporunda, yangının akü gruplar ve akü gruplarına ait elektrik sisteminden kaynaklı başlamasının kuvvetle muhtemel olduğu, kimin kusurlu olduğunun tespit edilemediği, akülerin 3 ayda bir bakımının yapılması gerekli olduğu, akü bakımı yapıldığına dair bir raporun bulunmadığının belirtildiği, Dosyadaki tüm bilirkişi raporları, ek bilirkişi raporları, İtfaiye Dairesi Başkanlığının yazıları, uzman görüşü ve kamera görüntüleri dikkate alındığında; kurşun asitli akülerin şarj olurken patlayıcı gazlar yaydığı, akülerin yaydığı hidrojen gazının %4 ün üzerinde konsantrasyonlarda patlayıcı olduğu, akülerin hareket ettirilmesi veya sarsılması halinde de hidrojen veya oksijen gazının ortaya çıktığı, akülerin ekonomik ömrünü tamamlaması ve içindeki gaz birikmesi sonucu yangına sebebiyet verebileceği, akü gruplarını ve bunların elektrik sistemlerini, teknik bakımı ve kontrollerini kullanım koşullarına göre değişmekle birlikte minimum 6 ayda bir yapılması gerektiği, ancak ... isimli teknenin akü grupları ve elektrik sisteminin düzenli kontrolünün yapıldığına ilişkin bir belgenin dosyada mevcut olmadığı, yangının ... isimli teknenin iç kısmında başladığı, kamera görüntülerine göre yangının dalgaların sarsması ile akü gruplarında açığa çıkan gazların, akü grupları elektrik sistemindeki kablo izolesi hatası, pabuç gevşemesi gibi bir nedenden dolayı tutuşması neticesinde ... isimli teknede başladığı ve büyüdüğü, bu teknede elektrik aksamında bir hata veya sorun olmasaydı yangının meydana gelmeyeceği, elektrik sisteminin kontrolüne ve bakımına gerekli özenin gösterilmediği, teknenin karayla bağlantı yaptığı kablolarında ve soketlerinde herhangi bir ark, yanma, kıvılcım izine rastlanılmamış olmasının, yangının kara bağlantısı kablo ve soketlerinde değil, geminin iç kısmında bulunan akü grupları ve akü gruplarına bağlı elektrik sisteminden kaynaklandığının teyit edildiğinin belirlendiği, yangının ... isimli Yat’a sıçradığı, yangının ... teknesinden başlamadığı, Dosyadaki Düzenleme Şeklinde Finansal Kiralama Sözleşmesinden ... isimli teknenin malikinin ... .AŞ olup finansal kiralama sözleşmesi ile .... ya kiralandığı, teknenin bayrak şahadetnamesinde 18,54 Gross tonluk özel tekne cinsi olup, donatanının / malikinin ... AŞ, kiracısının ..., bayrağının ABD ve bağlama limanının Delaware olduğu, 16.06.2014 düzenleme tarihli İngiliz Virgin adaları bölgesi yetki belgesi başlıklı belgeye göre ... ...’nun ...’nın münhasır yöneticisi, başkanı ve muhasibi sıfatına haiz olduğu, TMK m 50/2 hükmüne göre .. ...’nun şirketin tek yönetici sıfatıyla ... isimli teknenin akü gruplarını ve elektrik sistemini düzenli aralıklarla teknik bakım ve kontrollerini yaptırmakla yükümlü olduğu, dava konusu yangının ... isimli teknenin akü gruplarında açığa çıkan gaz, kablo izole hatası, pabuç gevşemesi gibi bir nedenden dolayı ortaya çıkmasından ....’nın yöneticisi .....’nun düzenli aralıklarla teknik bakım ve kontrollerini yaptırmamasından kaynaklanan TMK m. 50/3 gereğince organların, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak ta sorumlu olduğunun öngörüldüğü, .... AŞ nin imzaladığı mevcut kaptan yetki belgesi başlıklı belgede; amatör denizci yeterliliğine sahip . ...’nun bu teknenin kaptanı olarak tayin edildiği,. ...’nun kaptan sıfatıyla teknede bulunduğu ve teknede bulunmadığı sırada ise tekneyi rıhtım enerji sistemine bağlı durumda bırakmamak gibi gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğu, ancak dava konusu olayda ....nun kaptan sıfatıyla teknede bulunmadığı esnada elektrikli cihazları rıhtımdaki enerji sistemine bağlı durumda bıraktığı ve bu nedenle kusurlu olduğu (TMK m 50/3) gibi, kaptan sıfatıyla işlediği kusurlu fiili dolayısıyla kaptanın bütün işlerinde tedbirli bir kaptan gibi hareket etmek zorunda olduğundan TTK m. 1088 uyarınca da zarar görenlere karşı sorumlu olduğu, buna karşılık davalı ...’nun kiracı ... nın yöneticisi olmaması ve dava konusu yangının çıkmasına sebebiyet veren kusurlu bir eylemde bulunduğunun tespit edilememesi nedeniyle dava konusu zarardan sorumlu tutulamayacağı, davalı finansal kiracı.... nın ... isimli teknenin (tekne ticari yapı olmadığından işleteni değil) kullanıcısı olarak 3. Kişilere karşı donatan sayıldığı, donatanın gemi adamlarının kusurlarından doğan sorumluluğu hakkında TTK m 1062 hükmünün yatlara da uygulanacağı (TTK m 935/1-a) dolayısıyla davalı Finansal Kiracı ... nın ... isimli teknenin kaptanı sıfatıyla...nun kusurlu eyleminden TTK m 1062 uyarınca donatan sıfatıyla sınırsız sorumlu olduğu, Tüm bu nedenlerle; davalı .....'nun kusuru ve hukuka aykırı eylemi nedeniyle çıkan yangında diğer tekne maliklerinin uğradığı zararlardan finansal kiracı ....’nın yöneticisi olması nedeniyle TMK m. 50/3 ve TBK m. 49 ile kaptan sıfatıyla TTK m. 1088 uyarınca sorumlu olduğu, Yine davalı Finansal Kiracı ....’nın yönetici ve ... Kaptanı ... ...’nun kusurlu ve hukuka aykırı eylem sonucunda çıkan yangında diğer tekne maliklerinin uğradığı zarardan TBK m 49 ve TMK m 50/2 hükümleri ile TTK m 1062 hükmü uyarınca sorumlu olduğu, Davalı ... tarafından görevlendirilen .... Şti'nin 02.01.2018 tarihli ön ekspertiz ve 12.03.2018 tarihli ara ekspertiz raporunda; yangının meydana geldiği yerin ..... sitesi olduğu, bu sitenin marinanın bakımından sorumlu olduğu, site güvenliğinin özel bir güvenlik şirketi tarafından sağlandığı, 3 adet giriş kapısı olup 24 saat giriş ve çıkışların kontrol edildiği, sitede gezici bir devriye olmadığı, rıhtım içerisinde ve girişlerde güvenlik görevlisi veya kulübesi bulunmadığı, rıhtımın güvenlik kameraları ile izlendiği, sitede herhangi bir yangın durumunda özel müdahale biriminin bulunmadığı, yangın halinde hidrantlarda kullanılmak üzere 170 lt lik su depoları ve 2 adet pompa bulunduğu, yangın hortumlarının dolaplarının özel anahtarla açıldığı, dosyada bulunan ....Toplu Yapı Yönetim Planı başlıklı yönetim planı incelendiğinde; yönetim planına konu parselde mevcut yapılaşmanın toplu yapı niteliğinde olduğu, ekspertiz raporunda belirtildiği gibi dava konusu yangının meydana geldiği ... Sitesinde bulunan bağımsız bölümlere 15 veya 20 metrelik eklenti niteliğinde tekne farkı tahsis edildiği, dava konusu yangının başladığı esnada ... teknesinin ... numaralı bölümünde 15 metrelik bağlama yerinde bağlı olduğu, ... yönetimi ile ... . ŞTİ arasında akdedilen özel güvenlik hizmet sözleşmesi sunulduğu, dava konusu yangının başladığı sitede özel güvenlik şirketinin görevlendirildiği, Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulamasına İlişkin Yönetmelik m. 33/2 fıkrasında özel güvenlik temel eğitiminde İtfaiye teşkilleri yanma ve yangın sebepleri, LPG, akaryakıt yangınları, önleyici tedbirler vs. önlemlere ilişkin eğitimi almış olmaları gerektiği, İBB İtfaiye Daire Başkanlığı'nın 12.02.2018 tarihli yazısında da; yangın çıktıktan yaklaşık 30 dakika sonra yangının bildirildiği ve 23:32 de yangın yerine varıldığı, yine Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/2 D.İş sayılı dosyasında güvenlik görevlisi ....’in ifadesinde; yangın çıktıktan sonra duruma müdahale ettiklerini, İtfaiyenin yaklaşık 12-13 daikada geldiğini, ...Şti raporunda, yangının güvenlik görevlilerince güvenlik kamerası ile izlendiğini, saat 23:26'da İtfaiyeye bildirildiğini, yaklaşık 22 dakika sonra İtfaiyeye bildirilmesi neticesinde yangının yayıldığı, güvenlik görevlilerinin yangın tüpü alarak olay yerine gitmek dışında başka bir eylemde bulunmadığı, yangın hortumlarının bulunduğu dolapların açılarak yangına müdahale edilmesine ilişkin eğitimlerinin bulunmadığı ve yangına müdahale edemedikleri, bunun devamında büyümesine ve yayılmasına sebebiyet verdikleri, TBK m. 66 uyarınca özel güvenlik şirketinin adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında sorumluluğun bulunduğu, 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun Toplu Yapılara İlişkin Özel Hükümler başlıklı 9. Bölüm hükümleri saklı kalmak kaydıyla KMK'da yer alan bütün hükümler toplu yapılara kıyasen uygulanacağı (KMK m. 74) dosyada mevcut site yönetim planı 9. Maddesinde dava konusu olayın meydana geldiği ...(toplu yapı) site yönetimi tarafından işletme aidatıyla gerçekleştirilecek hizmetler arasında sayılan güvenlik hizmetine özel güvenlik şirketi tarafından yapılacağı ve yönetim kurulunun KMK da belirtilen görevleri yanında görevli ve yetkili olduğu hususlarının belirtildiği, site yönetiminin yönetim planında aksine hüküm olmadıkça genel yönetim görevleri yanında ana gayrimenkulün gayesine uygun olarak kullanılması, korunması, bakım ve onarımı için gerek tedbiri almakla yükümlü olduğu ( KMK m 35 ) ve bu yükümlülüklerin yerine getirilmesinde vekil gibi sorumlu olduğu, (KMK m 38/1 ) belirtildiğinden ...yönetiminin yangına müdahaleye yönelik gerekli ve yeterli tedbir alınmasını sağlamadığı ve denetlemediği, yangının büyümesinde diğer teknelere sıçramasında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, site yönetiminin özen yükümlülüklerini TBK m 506 gereğince kusurlu olarak ihlal etmesi sebebiyle olayda zarar görenlere karşı sorumlu olduğu, TBK m 61 ve 62 hükmüne göre birden fazla kişi zarara sebebiyet vermesi halinde aynı zarardan çeşitli sebeplerle sorumlu oldukları takdirde haklarında müteselsil sorumluluk hükümlerinin uygulanması gerektiği ve tazminatın paylaştırılmasında müteselsil borçlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattığı tehlikenin yoğunluğunun göz önünde tutulacağın belirtildiği, ... isimli teknenin yanmasında sadece Finansal Kiracı ...., teknenin kaptanın .... değil yangının büyümesine ve diğer teknelere sıçramasına sebebiyet veren ... Yönetimi ve güvenliğinin (özel güvenlik şirketi) sorumluluğunun bulunduğu, kusur oranı paylaşımı yapıldığında ..... ve Finansal Kiracı ....nın %40, ... Sitesinin %30 ve site güvenliği özel güvenlik şirketinin % 30 oranında kusurlu olduğu, Davacı ..... AŞ'nin açtığı davada ödediği sigorta tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Ancak dava konusu zarara sebebiyet veren yangının çıkmasında ve büyümesinde ... isimli teknenin malikinin kusuru bulunmadığından davalı ..., ... ve ... teknesi sorumluluk sigortacısı .... AŞ nin tazminat ödemekle yükümlü olmadığı, buna karşılık davalı ....Yönetimi ile site güvenliği için görevlendirilen özel güvenlik şirketinin yangının büyümesindeki kusuru sebebiyle zararın % 60 oranındaki kısmından müteselsilen sorumlu olduğu, davalı .... Yönetiminin davacı ....AŞ'nin talep ettiği 21.224 Euro Sigorta tazminatının % 60 oranındaki kısmı olan 12.854,40 Euro'yu ödemekle yükümlü olduğu, zarara sebebiyet veren olayın meydana gelmesinde % 40 oranında kusurlu olduğu belirlenen ... teknesi finansal kiracısı .... ve kaptan davalı ......'nun ise bu davada davalı olarak ... ve.... davalı olarak gösterildiğinden 21.224 Euro sigorta tazminatının % 40’ı oranındaki kısmına tekabül eden 8.569,60 Euro’dan müteselsilen sorumlu olduğu, 20.06.2017 düzenleme tarihli Yatım Paket Sigorta Poliçesi başlıklı poliçede yer alan kayıtlara göre Davalı ... AŞ'nin sigortalı....'nın sorumluluğunun 192.500,00 Euro sigorta bedeli ile sınırlı olarak teminat altına aldığından davalı ... AŞ nin finansal kiracı .... .'nın sorumlu olduğu 8.569,60 Euro tutarındaki tazminatı ... AŞ'ye ödemekle yükümlü olduğu, ... teknesinin 300 tonilato dan küçük olduğundan finansal kiracısı ... SA'nın teknenin işleteni / kullananı sıfatıyla (ölüm ve yaralanmalardan ileri gelen alacaklardan kalan diğer alacaklar kapsamında olan) dava konusu zararlardan sorumluluğunun TTK m. 1332 uyarınca 83.500 ÖÇH ile sınırlama hakkına sahip olduğu gibi ... kiracısı ....'nın sorumluluk sigortacısı davalı ... da, sigortalasının sorumluluğun sınırlı olduğunu ileri sürebileceğinden (bu savunma sebebi mahkemece re’sen dikkate alınamayıp taraflarca defii niteliğinde ileri sürülmesi gerektiğinden) HMK m. 141/1 hükmü uyarınca en geç ikinci cevap dilekçesi verilmesi aşamasında sorumluluğun sınırlı olduğunun ileri sürülmesi gerektiği, ancak ne ... kiracısı ... yöneticisi .... ne de kiracının sorumluluk sigortacısı olan ... AŞ tarafından finansal kiracının sorumluluğunun sınırlı olduğunun ileri sürülmediği, dolayısıyla kiracı (üçüncü kişilere karşı donatan sayılan) .... ile . ...'nun sorumluluğu sınırlı olduğu ileri sürülmediğinden TTK m. 1332 hükmünden yararlanamadığı, dava dışı ... A.Ş'nin sorumluluğunun poliçede yazılı sorumluluk teminatı için belirlenen 192.500,00 Euro sigorta bedeli ile sınırlı olduğunu beyan ettiğinden .... ve sorumluluk sigortacısı ... AŞ'nin TTK m. 1332 hükmünden yararlanamayacağını, henüz ödeme yapmadığından zarar görenler arasında sorumluluğunun GARAMETEN paylaştırılması gerektiği, dava konusu olay sebebiyle davalı ... ve .....’nun Somut olayda Mahkemenin 2021/926 Esas sayılı derdest dosyasıyla görülen davada davacı ....AŞ ye 8.569,60 Euro, Mahkemenin davalı ...'nın 2021/969 Esas sayılı dosyasında davacı ... AŞ’ye 174.000,00 TL, davacı .. .’a 13.693,29 TL olmak üzere toplam 187.693,29 TL (zararın meydana geldiği 28.12.2017 tarihindeki Euro alış kuruna göre 38.260,25 Euro + 3.010,97 Euro = 42.271,22 Euro), Mahkemenin 2018/989 Esas sayılı dosyada davacı .... AŞ'ye 8.824,02 Euro, Mahkemenin 2018/1036 Esas sayılı dosyasında davacı ... AŞ'ye 81.352,60 USD karşılığı (zararın meydana geldiği 28.12.2017 tarihindeki USD/EURO çapraz kuruna göre 68.163,05 Euro) Mahkemenin 2020/268 Esas sayılı dosyasında davacı ....AŞ'ye 16.000,00 Euro olmak üzere toplam 143.827,89 Euro ödemekle yükümlü olduğu, böylece alacaklılar arasında GARAMETEN paylaşım yapılmasına gerek olmadığı, Sonuç olarak; Tüm bilirkişi raporları, ek bilirkişi raporları, İzmir BB İtfaiye Daire Başkanlığı'nın 12.02.2018 tarihli yazısı, uzman görüşleri, kamera görüntüleri, dosyada mevcut tüm bilgi, beyan ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde (i) kurşun asitli akülerin, özellikle şarj olurken, patlayıcı gazlar yayabildiği; şarj sırasında akülerin yaydığı hidrojen gazının, yüzde 4’ün üzerindeki konsantrasyonlarda patlayıcı olduğu; akülerin hareket ettirilmesi veya sarsılması halinde de hidrojen ve oksijen gazlarının açığa çıkabildiği; aküler, ekonomik ömürlerini tamamlaması ve içinde gaz birikmesi sonucu yangına sebebiyet verebileceğinden, akü gruplarının ve bunların elektrik sistemlerinin teknik bakım ve kontrollerinin minimum altı ayda bir olmak üzere düzenli aralıklarla yapılması gerektiği; ancak ... teknesinin akü grupları ve elektrik sistemlerinin düzenli kontrolü ve bakımın yapıldığına ilişkin bir belgenin dosyada mevcut olmadığı; (ii) yangının ... teknesinin iç kısmından başladığını gösteren kamera görüntülerine göre, dava konusu olayda yangının, dalgaların sarsmasıyla ... teknesi akü gruplarında açığa çıkan gazların, akü grupları elektrik sistemindeki kablo izolesi hatası, pabuç gevşemesi gibi bir nedenden dolayı tutuşması neticesinde ... teknesinde başladığı ve büyüyüp 17 çevreye yayıldığı; ... teknesinin elektrik sisteminde yangına sebebiyet verecek şekilde bir hata veya sorun olmasaydı yangının meydana gelmeyeceği; buna göre elektrik sisteminin kontrolüne ve bakımına gereken özenin gösterilmediği; (iii) ... isimli teknenin karayla bağlantı yaptığı kablolarında ve soketlerinde herhangi bir ark, yanma, kıvılcım izine rastlanılmış olmamasının da yangının teknenin kara bağlantı kabloları ve soketlerinden değil, geminin iç kısmında bulunan akü grupları ve akü gruplarına ait elektrik sisteminden kaynaklı olarak başladığını teyit ettiği; (iv) açıklanan bu nedenlerle dava konusu olayda yangının, ... isimli teknede, bu teknenin akü grupları elektrik sistemindeki kablo izolesi hatası, pabuç gevşemesi gibi bir nedenden kaynaklanıp başladığı; ... teknesinde başlayan yangının önce ... isimli yata ve ardından diğer yatlara sıçradığı; dolayısıyla da yangının ... teknesinde başlamadığı; -Yangının ... teknesi akü gruplarında açığa çıkan gazların, akü grupları elektrik sistemindeki kablo izolesi hatası, pabuç gevşemesi gibi bir nedenden dolayı tutuşması neticesinde başlamış olmasından anlaşıldığı üzere, davalı .....'nın yöneticisi ....’nun ... teknesi akü gruplarının ve elektrik sistemlerini düzenli aralıklarla teknik bakım ve kontrolünü yaptırma yükümlülüğünü yerine getirmediği; bu nedenle ...’nın, yöneticisi.....’nun kusurlu eyleminden TMK m. 50/2 ve TBK m. 49 uyarınca sorumlu olduğu, - ....’nun ... teknesi kaptanı sıfatıyla teknede bulunmadığı esnada teknenin akülerini ve elektrikli cihazlarını rıhtımdaki enerji sistemine bağlı durumda gözetimsiz bırakması sebebiyle dava konusu yangının çıkmasında kusurlu olduğu; ... teknesinin kullanıcısı olarak üçüncü kişilere karşı donatan sayılan kiracı ....’nın kaptan sıfatıyla .....’nun bu kusurlu eyleminden TTK m. 1062 uyarınca sorumlu olduğu; -Buna karşılık davalı ...’nun ... teknesinin kiracısı .....’nın yöneticisi olmaması ve dava konusu yangının çıkmasına sebebiyet veren kusurlu bir eylemde bulunduğunun tespit edilmemesi sebebiyle dava konusu zarardan sorumlu tutulamayacağı, -.....Sitesinin güvenliği için görevlendirilmiş özel güvenlik şirketinin, istihdam ettiği güvenlik görevlilerinin güvenlik kameraları görüntülerini sürekli izlemesini sağlamaması ve yangın halinde sitede bulunan yangın hortumlarıyla yangına müdahale edebilecek şekilde eğitim verip talim yaptırmamış olması sebebiyle yangının büyümesinde ve diğer teknelere sıçramasında kusurlu olduğu; site güvenliğini sağlama borcunu kusurlu olarak ihlal eden özel güvenlik şirketinin TBK m. 66 ve TBK m. 49 uyarınca dava konusu olayda zarar görenlere karşı sorumlu olduğu; -.... Sitesi yönetiminin, özel güvenlik şirketi tarafından yangına müdahaleye yönelik gerekli ve yeterli tedbirlerin alınıp alınmadığını denetlememek ve gerekli talimatları vermemek suretiyle özen yükümlülüğünü (TBK m. 506) kusurlu olarak ihlal etmesi sebebiyle dava konusu yangının büyümesinde ve diğer teknelere sıçramasında kusurlu olduğu, -Dava konusu zarara sebebiyet yangının başlaması ve büyümesi olaylarındaki kusur durumunun birlikte değerlendirilmesi neticesinde (i) davalı.... ve finansal kiracı ....’nın birlikte %40 (yüzde kırk); (ii) davalı .. .. yönetiminin %30 ve (iii) site güvenliği için görevlendirilen özel güvenlik şirketinin %30 oranında kusurlu olduğu, - Buna göre ... teknesi finansal kiracısı davalı .... ve kaptanı davalı ...’nun, davacı ... AŞ’nin talep ettiği, 21.224 Euro sigorta tazminatının %40 oranındaki kısmına tekabül eden 8.569,60 Euro tutarındaki zarardan müteselsilen sorumlu olduğu, dolayısıyla finansal kiracı ... nın sorumluluk sigortacısı davalı.... AŞ nin davacı ...AŞ ye 8.569,60 Euro tazminat ödemekle yükümlü olduğu, -Davalı ... Yönetimi ve site güvenliği için görevlendirdiği özel güvenlik şirketinin, yangının büyümesindeki kusuru sebebiyle zararın % 60 oranındaki kısmından müteselsilen sorumlu olduğu; dolayısıyla davalı .. ...Yönetimi'nin, davacı ....'nın talep ettiği 21.224 Euro sigorta tazminatının % 60 oranındaki kısmı olan 12.854,40 Euro'yu ödemekle yükümlü olduğu, -Dava konusu olay sebebiyle ... ve ...'nun işbu dosya ve diğer derdest dosyalarla görülen davalarda davacılara toplam 185.648,96 Euro tazminat ödemekle yükümlü olduğu; davalı ..., sigortalı ...'nın üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu 192.500 Euro sigorta bedeli ile teminat aldığından ve ...'nın sorumlu toplam zarar tutarı sorumluluk teminatı limitini aşmadığından, tazminat alacaklıları arasında garameten paylaşım yapılmasına gerek olmadığı; -Dava konusu zarara sebebiyet veren yangının çıkmasında ve büyümesinde kusuru bulunmayan davalılar .., ... teknesi maliki davalı...., ... ve ... teknesi sorumluluk sigortacısı ....'nın tazminat ödemekle yükümlü olmadığı, belirtilmiştir. Bu rapora karşı ...AŞ vekilinin 19.12.2024 tarihli beyan dilekçesinde; müvekkili aleyhine yapılan tespitleri kabul etmediklerini, ... isimli teknenin bağlı bulunduğu bağlama yerinin ... adına kayıtlı taşınmaz olduğu, burada çıkan yangından ...’nun kusursuz sorumlu olduğunu, yine diğer davalı ... yönünden yapılan tespiti kabul etmediklerini, ... ve ...'nin tapuda adlarına kayıtlı bulunan taşınmaz nedeniyle bu yeri gerekli özen göstererek kullanmaları gerektiğinden TBK m. 69 bina sahibinin sorumluluğu gereğince sorumluluklarının bulunduğunu, ayrıca ... nin de hiç değerlendirilmediğini, ...'nin TBK m. 49 gereğince haksız fiil hükümlerinden sorumlu olması gerektiğini, ..... AŞ'nin de sorumluluğunun bulunduğunu belirterek bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. Bu rapora karşı davalılar ...... ve ... vekilinin 17.12.2024 tarihli rapora karşı itiraz dilekçesinde; müvekkilin kusurlu olmadığının 4 defa tespit edildiğini, kusur konusunda farklı görüşler ortaya çıktığını, son rapordaki tespite katılmadıklarını, varsayıma dayalı rapor hazırlandığını, yangının ... teknesinden çıkmadığını belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Bu rapora karşı davalı .... AŞ vekili 11.12.2024 tarihli beyanında; müvekkilinin sigortalısına ait ... isimli teknenin yangının çıkarılmasına sebebiyet vermediğinden sorumlu olmadığının belirlendiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Bu rapora karşı davalı ... AŞ vekilinin 24.12.2024 tarihli beyanında; müvekkilinin 2 farklı heyetten alınan raporla kusurlu olmadığının belirlendiğini, bu neden kusuru kabul etmediklerini, dava konusu ... teknesinin olay tarihinde 3 yaşında olup bakımlarının zamanında yapıldığını, denize elverişlilik belgesinin ve su aracı uygunluk belgesinin 5 yıl süre ile geçerli olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sigortalısının kusuru ispatlanamadığından sorumluluğunun bulunmadığını, aksi halde yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep ettiklerini, bilirkişilerin tahmini olarak kusur değerlendirmesi yaptıklarını, müvekkilinin sigorta poliçesinde yer alan sorumluluğunun teminat limitiyle sınırlı olduğunu, sigortalıya ait tekne dışında 7 adet daha teknenin bulunduğunu, müvekkilinin düzenlediği poliçenin 192.500,00 Euro sigortalı teknenin üçüncü şahıslara vermiş olduğu zararın kapsayacak şekilde en üst limiti olduğu, bu nedenle garameten paylaşım yapılmasını istediklerini belirterek rapora itiraz etmişlerdir. Davalı .....Yöneticiliği vekilinin 18.12.2024 tarihli beyanında; bilirkişi raporundaki tespitleri kabul etmediklerini, ... teknesi kaptanının gerekli önlemleri almak için yükümlü olduğunu, kaptanın teknede değilken elektrik sistemini açık bırakmaması gerektiğini, olay tarihinde havanın çok rüzgarlı olması nedeniyle illiyet bağının kesilerek müvekkilinin sorumluluğunu ortadan kaldırdığını, site yönetiminin yönetim planı çerçevesinde rıhtımdaki yangını önleme / söndürme gibi bir sorumluluğunun bulunmadığını, tekne bağlama yerlerinin bağımsız bölümün eklentisi niteliğinde olduğunu, siteye ait ortak bir yer olmadığını, site yönetiminin marina işletmecisi gibi kabul edilerek aleyhine tazminat hükmedilemeyeceğini, müvekkilinin % 60 kusur atfedilmesinin fazla olduğunu, müvekkili site aleyhine çifte kusur tespitinin içtihatlara aykırı olduğunu belirterek yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan tüm deliller ve yapılan incelemelere göre; Somut olayda davacı tarafın dava dilekçesinde sigortalısı ...’a ait ve gezinti tekneleri sigorta poliçesi ile sigortalanan ... isimli teknenin 28.12.2017 tarihinde bağlı olduğu Çeşme ... rıhtımında davalı ... .’ya ait ..a ... ve ...’nun fiilen sahip olduğu ve sitede maliki olduğu taşınmazların önünde bulunan rıhtımda demirli ... isimli teknenin ve ...’ye ait ve kendisinin kullandığı ... isimli teknenin yanması ve sigortalı tekneye sirayet etmesiyle yanarak zayi olduğu, sigortalı ....’a ait ". ...” ve “. ... .” isimli teknelere yangın sıçraması sonucu her iki teknenin yanarak dibe süreklendiği, pert olduğu, sigortalı ... isimli tekneye pert total işlemi yapıldığı ve 21.422,34 Euro zarar tespit edildiği ve 30.01.2018 tarihinde ödendiği, ...’nin TBK m. 49 gereğince ve TBK m. 69 gereğince zarardan sorumlu olduğunu belirterek yangına sebep olan ... isimli teknenin sigortacısı ... A.Ş.’nin üçüncü şahıs mali sorumluluk sigortası kapsamında 192.500 Euro sorumluluğu bulunduğu, bu nedenle sorumlulukları oranında davalılardan zarara sebep olan teknenin sigorta teminatı 192.500 Euro üzerinden tahsilini talep etmiştir. Davada davalıların sorumluluğu değerlendirildiğinde; Davalılar .. ... sorumluluğu değerlendirildiğinde mahkememizce yapılan incelemede liman kayıtlarına göre .. ...’nun ....nın yetkili temsilcisi olduğu ve geminin kaptanı bulunduğunu, ...’nun da 18.02.1998 yılında kurulmuş olan şirketin yetkili temsilcisi olduğu, böylece her iki davalının şirket ortağı olarak davada yer aldığı belirlenmiştir. Bu kişilerin davada sorumluluklarının ispatlanabilmesi için TBK m. 49’da yer alan haksız fiil sorumluluklarının bulunması gerekmektedir. Yine gemi adamı olarak kabul edilen bu kişilerin TTK m. 934’de yer alan gemi adamlarından bulunması gerekmektedir. Bilindiği üzere “Gemi adamları”; kaptan, gemi zabitleri, tayfalar ve gemide çalıştırılan diğer kişilerdir. Ayrıca bu tanımın birebir karşılığını taşımamakla beraber, gemi adamlarının yerine gemide hizmet ifa eden ve donatan ya da kaptanın emir ve talimatı altında bulunan bazı kişilerin de donatanın sorumluluğu bakımından gemi adamlarıyla bir tutulması öğretide kabul edilmektedir. Örneğin, yükleri gemiye veya rıhtıma yanaşmamış mavnalardan alan veya buralara boşaltan ve yükleri gemide hareket ettiren, eser sözleşmesi çerçevesinde hizmet veren “bağımsız (müstakil) istifçiler”in eylemleri veya görevlerini karada ifa eden gemi bekçilerinin eylemi de gemi adamı eylemi sayılmaktadır (bkz. Prof. Dr. Tahir Çağa / Rayegân Kender: Deniz Ticareti Hukuku 1, 16. Bası, İstanbul 2010, s. 144 ve ayrıca dn. 19; ayrıca bkz. Prof. Dr. Sami Okay: Deniz Ticareti Hukuku 1, İstanbul 1962, s. 219). Bu tanım çerçevesinde, gemide donatan ile olan iş (istihdam) ilişkisi çerçevesinde bulunan kişiler ile bunların yerine, donatan ile iş ilişkisi bulunmasa dahi gemide hizmette (edimde) bulunan kişiler de gemi adamı kavramı içinde değerlendirilecektir. (6762 sayılı TTK m. 1062) 6102 sayılı TTK m. 1179 ve 1180’nin uygulanabilmesi için gemi adamına izafe edilebilen bir kusurun bulunması gerekir. Fakat kusurlu olan gemi adamının şahsen belirlenmesi gerekli değildir. Zaten çoğu kere bu durum ispat edilememektedir. Zarar verici sonucun gemi adamları arasında yer alan kişi veya kişilerden kaynaklanması yeterlidir. Mahkememizce dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, yapılan incelemede; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla alınan 11.01.2023 tarihli asıl, 07.06.2023 tarihli 1. ek rapor, 08.05.2024 tarihli 2. ek raporda davalıların kusurlu olup olmadığı belirlenemediğinden sorumlu olup olmadığı ve sorumlularsa 6102 sayılı TTK m. 1328 ve devamına göre garameten paylaşım yapılıp yapılmayacağı konusunda inceleme ile sonuç elde edilemediği tespit edilmekle mahkememizce bilirkişi heyeti değiştirilmiş ve bilirkişi heyeti olarak Hesap uzmanı Prof. Dr. ...., gemi inşa ve makinaları mühendisi ....ı, Elektrik Yüksek Mühendisi .... ve kaptan ....seçilerek bilirkişilerden 04.12.2024 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda; dosyada mevcut ....Şti tarafından hazırlanan 12.02.2018 tarihli ekspertiz raporu ile diğer bilgi, beyan ve kayıtlar değerlendirilerek yapılan incelemede İzmir.... Yat bağlama yerinde 28.12.2017 tarihinde çıkan yangında ... isimli teknenin ... isimli motor yat, .... isimli motor yat, ... isimli yelkenli tekne, ... isimli motor yat, ... . isimli sürat teknesi ve ... isimli rip bot, .... isimli yelkenli tekne ve ...marka servis botunun kısmen veya tamamen yanarak zarar görmesinde davacının sigortalısı....’a ait ....isimli teknenin yandığı ve zarara uğradığı, 11.08.2017 düzenleme tarihli davacının düzenlediği Gezinti Tekneleri Sigorta Poliçesi ile 14.08.2017-14.08.2018 tarihleri arasında 40.000 Euro bedelle sigortalandığı, ayrıca 10.000,00 USD çevre kirliliği teminatı verildiği, teknenin 28.12.2018 tarihinde İzmir .... adresinde villanın önünde rıhtımda bağlı bulunduğu sırada yanarak zayi olduğu, davacı ... AŞ'nin 30.01.2018 tarihinde sigortalı ...’a 21.424 Euro ödediği, sigortalının zarar sorumlularına karşı sahip olduğu haklara TTK m. 1472 gereği halef olduğu, davacının 21.424 Euro’yu davalılardan talep ettiği, dava konusu yangın sebebinin kim veya kimlerin kusuru ile meydana geldiği hususunun taraflar arasında ihtilaflı olduğu, yangının çıkmasında ve büyümesinde sorumluların tespiti gerektiği dava konusu yangın sebebinin kim veya kimlerin kusuru ile meydana geldiği hususunun taraflar arasında ihtilaflı olduğu, yangının çıkmasında ve büyümesinde sorumluların tespiti gerektiği bu konuda İzmir İBB İtfaiye Daire Başkanlığı'nın raporu, davalı ... AŞ nin görevlendirdiği .. ... Şti'nin 30.04.2018 tarihli uzman görüşü; davalı ... Tarafından sunulan 02.07.2018 tarihli uzman görüşü, yine İBB İtfaiye Daire Başkanlığının 12.02.2018 tarihli yazısı, Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/2 D.İş sayılı dosyasındaki bilirkişi raporu, Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/2 D.İş dosyasına sunulan 23.04.2018 tarihli bilirkişi raporu ile dosyada mevcut 18.12.2022 tarihli rapor, 07.06.2023 tarihli birinci ek raporunda, 08.05.2022 tarihli 2. Ek raporunda, yangının akü gruplar ve akü gruplarına ait elektrik sisteminden kaynaklı başlamasının kuvvetle muhtemel olduğu, kimin kusurlu olduğunun tespit edilemediği, akülerin 3 ayda bir bakımının yapılması gerekli olduğu, akü bakımı yapıldığına dair bir raporun bulunmadığı belirlenmiştir. Yine Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/429 Soruşturma dosyasında 12.02.2018 tarihli açıklaması ile yangının ön ödemeli suçlar kapsamında, taksirle yangına sebebiyet verme suçunu oluşturmasından dolayı, şüpheli davalı ...’nun 26.03.2018 tarihinde ön ödeme emrine istinaden belirtilen tutarı ödemesi ile 27.03.2018 tarihinde 2018/709 Karar sayılı KYOK kararı verildiği belirlenmiştir. Dosyadaki tüm bilirkişi raporları, ek bilirkişi raporları, İtfaiye Dairesi Başkanlığı'nın yazıları, uzman görüşü ve kamera görüntüleri dikkate alınarak yapılan son bilirkişi incelemesinde; kurşun asitli akülerin şarj olurken patlayıcı gazlar yaydığı, akülerin yaydığı hidrojen gazının % 4 ün üzerinde konsantrasyonlarda patlayıcı olduğu, akülerin hareket ettirilmesi veya sarsılması halinde de hidrojen veya oksijen gazının ortaya çıktığı, akülerin ekonomik ömrünü tamamlaması ve içindeki gaz birikmesi sonucu yangına sebebiyet verebileceği, akü gruplarını ve bunların elektrik sistemlerini, teknik bakımı ve kontrollerini kullanım koşullarına göre değişmekle birlikte minimum 6 ayda bir yapılması gerektiği, ancak ... isimli teknenin akü grupları ve elektrik sisteminin düzenli kontrolünün yapıldığına ilişkin bir belgenin dosyada mevcut olmadığı, yangının ... isimli teknenin iç kısmında başladığı, kamera görüntülerine göre yangının dalgaların sarsması ile akü gruplarında açığa çıkan gazların, akü grupları elektrik sistemindeki kablo izolesi hatası, pabuç gevşemesi gibi bir nedenden dolayı tutuşması neticesinde ... isimli teknede başladığı ve büyüdüğü, bu teknede elektrik aksamında bir hata veya sorun olmasaydı yangının meydana gelmeyeceği, elektrik sisteminin kontrolüne ve bakımına gerekli özenin gösterilmediği, teknenin karayla bağlantı yaptığı kablolarında ve soketlerinde herhangi bir ark, yanma, kıvılcım izine rastlanılmamış olmasının, yangının kara bağlantısı kablo ve soketlerinde değil, geminin iç kısmında bulunan akü grupları ve akü gruplarına bağlı elektrik sisteminden kaynaklandığı, sonuç olarak ... teknesinin yangının çıkmasına teknik anlamda sebebiyet verdiği belirlenmiştir. Dosyadaki Düzenleme Şeklinde Finansal Kiralama Sözleşmesine göre ... isimli teknenin malikinin .... AŞ olup finansal kiralama sözleşmesi ile .... ya kiralandığı, teknenin bayrak şahadetnamesinde 18,54 Gross tonluk özel tekne cinsi olduğu, donatanının / malikinin .... AŞ, kiracısının ise ...., 16.06.2014 düzenleme tarihli İngiliz Virgin Adaları Bölgesi Yetki Belgesi Başlıklı Belgeye göre ....’nun ...’nın münhasır yöneticisi, başkanı ve muhasibi sıfatına haiz olduğu, TMK m. 50/2 hükmüne göre ......’nun şirketin tek yönetici sıfatıyla ... isimli teknenin akü gruplarını ve elektrik sistemini düzenli aralıklarla teknik bakım ve kontrollerini yaptırmakla yükümlü olduğu, dava konusu yangının ... isimli teknenin akü gruplarında açığa çıkan gaz, kablo izole hatası, pabuç gevşemesi gibi bir nedenden dolayı ortaya çıkmasından ...’nın yöneticisi . ...’nun düzenli aralıklarla teknik bakım ve kontrollerini yaptırmamasından kaynaklanan TMK m. 50/3 gereğince organların, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarakta sorumluğunun bulunduğu, yine .....AŞ'nin imzaladığı mevcut kaptan yetki belgesi başlıklı belgeye göre; amatör denizci yeterliliğine sahip......’nun bu teknenin kaptanı olarak, sorumluluğunun mevcut olduğu ve bu davalının kaptan sıfatıyla teknede bulunduğu ve teknede bulunmadığı sırada ise tekneyi rıhtım enerji sistemine bağlı durumda bırakmamak gibi gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğu, ancak dava konusu olayda ....’nun kaptan sıfatıyla teknede bulunmadığı esnada elektrikli cihazları rıhtımdaki enerji sistemine bağlı durumda bıraktığı ve bu nedenle kusurlu olduğu (TMK m 50/3) gibi, kaptan sıfatıyla işlediği kusurlu fiili dolayısıyla kaptanın bütün işlerinde tedbirli bir kaptan gibi hareket etmek zorunda olduğundan TTK m. 1088 uyarınca da zarar görenlere karşı sorumlu olduğu belirlenmiştir. Dava dışı kiracı ....'nın ... isimli teknenin (tekne ticari yapı olmadığından işleteni değil) kullanıcısı olarak 3. Kişilere karşı donatan sayıldığı, donatanın gemi adamlarının kusurlarından doğan sorumluluğu hakkında TTK m. 1062 hükmünün yatlara da uygulanacağı (TTK m 935/1-a) dolayısıyla davalı Finansal Kiracı ... ..'nın ... isimli teknenin kaptanı sıfatıyla ....nun kusurlu eyleminden TTK m 1062 uyarınca sorumlu olduğu belirlenmiş olmakla birlikte finansal kiraci... ya karşı dava açılmadığından bu donatan hakkında karar verilmemiştir. Dava dışı Finansal Kiracı ....nın yöneticisi ve ... Kaptanı.....’nun kusurlu ve hukuka aykırı eylem sonucunda çıkan yangında diğer tekne maliklerinin uğradığı zarardan TBK m 49 ve TMK m 50/2 hükümleri ile TTK m 1062 hükmü uyarınca sorumlu olduğu tespit edilmiştir. SONUÇ OLARAK dava dışı Finansal Kiracı ... ve davalı yönetici ve ... Kaptanı ....’nun kusurlu ve hukuka aykırı eylem sonucunda çıkan yangında diğer tekne maliklerinin uğradığı zarardan TBK m. 49 ve TMK m. 50/2 hükümleri ile TTK m 1062 hükmü uyarınca 21.424,00 Euro zararın % 40 ı olan 8.569,60 Euro ile sınırlı olarak sorumlu olduğu tespit edilmiştir. Davalı olan ...’nun kiracı ....nın yöneticisi olmaması ve dava konusu yangının çıkmasına sebebiyet veren kusurlu bir eylemde bulunduğunun tespit edilememesi ve başka bir sebepten doğan sorumluluğunun bulunmadığı (bina sahibinin sorumluluğu gibi) nedeniyle dava konusu zarardan sorumlu olmadığı belirlenmiştir. Diğer davalı olan .....Yöneticiliğinin ise; Dosyada mevcut ... Toplu Yapı Yönetim Planı başlıklı yönetim planı incelendiğinde; yönetim planına konu parselde mevcut yapılaşmanın toplu yapı niteliğinde olduğu, ekspertiz raporunda belirtildiği gibi dava konusu yangının meydana geldiği ....Sitesinde bulunan bağımsız bölümlere 15 veya 20 metrelik eklenti niteliğinde tekne farkı tahsis edildiği, dava konusu yangının başladığı esnada ... teknesinin ... numaralı bölümünde 15 metrelik bağlama yerinde bağlı olduğu, .... sitesi yönetimi ile ... . ŞTİ arasında akdedilen Özel Güvenlik Hizmet Sözleşmesi sunulduğu, dava konusu yangının başladığı sitede özel güvenlik şirketinin görevlendirildiği, Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulamasına İlişkin Yönetmelik m. 33/2 fıkrasında özel güvenlik temel eğitiminde İtfaiye teşkilleri yanma ve yangın sebepleri, LPG, akaryakıt yangınları, önleyici tedbirler vs. önlemlere ilişkin eğitimi almış olmaları gerektiği, İBB İtfaiye Daire Başkanlığının 12.02.2018 tarihli yazısında da; yangın çıktıktan yaklaşık 20 - 30 dakika sonra yangının bildirildiği ve 23:32'de yangın yerine varıldığı, yine Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/2 D.İş sayılı dosyasında güvenlik görevlisi .....’in ifadesinde; yangın çıktıktan sonra duruma müdahale ettiklerini, İtfaiyenin yaklaşık 12-13 dakikada geldiğini, ... Şti raporunda, yangının güvenlik görevlilerince güvenlik kamerası ile izlendiğini, saat 23:26'da İtfaiyeye bildirildiğini, yaklaşık 22 dakika sonra İtfaiyeye bildirilmesi neticesinde yangının yayıldığı, güvenlik görevlilerinin yangın tüpü alarak olay yerine gitmek dışında başka bir eylemde bulunmadığı, yangın hortumlarının bulunduğu dolapların açılarak yangına müdahale edilmesine ilişkin eğitimlerinin bulunmadığı ve yangına müdahale edemedikleri, bunun devamında büyümesine ve yayılmasına sebebiyet verdikleri belirlendiğinden güvenlik şirketinin TBK m. 66 uyarınca adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında sorumluluğunun bulunduğu belirlenmiştir. Yine 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun Toplu Yapılara İlişkin Özel Hükümler başlıklı 9. Bölüm hükümleri saklı kalmak kaydıyla KMK da yer alan bütün hükümler toplu yapılara kıyasen uygulanacağı (KMK m 74) dosyada mevcut site yönetim planı 9. Maddesinde dava konusu olayın meydana geldiği ... (toplu yapı) site yönetimi tarafından işletme aidatıyla gerçekleştirilecek hizmetler arasında sayılan güvenlik hizmetine özel güvenlik şirketi tarafından yapılacağı ve yönetim kurulunun KMK da belirtilen görevleri yanında görevli ve yetkili olduğu hususlarının belirtildiği, site yönetiminin yönetim planında aksine hüküm olmadıkça genel yönetim görevleri yanında ana gayrimenkulün gayesine uygun olarak kullanılması, korunması, bakım ve onarımı için gerek tedbiri almakla yükümlü olduğu ( KMK m 35 ) ve bu yükümlülüklerin yerine getirilmesinde vekil gibi sorumlu olduğu, (KMK m 38/1 ) belirtildiğinden ....yönetiminin yangına müdahaleye yönelik gerekli ve yeterli tedbir alınmasını sağlamadığı ve denetlemediği, yangının büyümesinde diğer teknelere sıçramasında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, site yönetiminin özen yükümlülüklerini TBK m 506 gereğince kusurlu olarak ihlal etmesi sebebiyle olayda zarar görenlere karşı sorumlu olduğu belirlenmiştir. TBK m. 61 ve 62 hükmüne göre birden fazla kişi zarara sebebiyet vermesi halinde aynı zarardan çeşitli sebeplerle sorumlu oldukları takdirde haklarında müteselsil sorumluluk hükümlerinin uygulanması gerektiğinden tazminatın paylaştırılmasında müteselsil borçlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattığı tehlikenin yoğunluğuna göre ... isimli teknenin yanmasında sadece davalı Finansal Kiracı ..... ve teknenin kaptanı . ...’nun değil, yangının büyümesine ve diğer teknelere sıçramasına sebebiyet veren .. .. Yönetimi ve güvenliğinin (dava dışı özel güvenlik şirketi) sorumluluğunun bulunduğu, kusur oranı paylaşımı yapıldığında ... ve Finansal Kiracı ....’nın %40, ....nin %30 ve Site Güvenliği Özel Güvenlik Şirketinin %30 oranında kusurlu olduğu bilirkişiler tarafından tespit edilmiş ve mahkememizce de bu oran kusurun ve davalı ve dava dışı şirketlerin / kişilerin sorumluluğunun tespiti bakımından yeterli görülmüştür. Her ne kadar davalı ... dava konusu taşınmazların tapu kaydında tekne bağlama yerlerinin eklenti olduğunu belirtmiş ise de; tapu kaydında bu yerlerin eklenti olmadığı belirlenmiştir. Kaldı ki davalının ibraz etmiş olduğu toplu yapı yönetim planında da her taşınmaza peyzaj alanı, açık otopark, açık teras ve tekne park alanlarının tahsis edildiği belirtilmiş olmakla, bu yerlerin ortak alan olduğu belirlenmiştir. Davada davalı olan ....Yönetiminin sorumluluğu belirlendiği üzere % 60 kusur oranına göre 21.424,00 Euro % 60 ı olan 12.854,40 Euro olduğu belirlenmiştir. Bu miktar sorumluluk davalı ... AŞ nin ödeyeceği teminat kapsamına girmediği için garameten paylaşımda dikkate alınmamıştır. Davalı olan ... AŞ’nin sorumluluğu incelendiğinde; Davada da davalı ... AŞ nin sorumluluğunun TTK m. 1332 de yer alan donatanın sorumluluğunun 83.500 ÖÇH ile sınırlı olduğu konusunda herhangi bir beyanda bulunulmadığından (bu savunma sebebi mahkemece re’sen dikkate alınamayıp taraflarca defii niteliğinde ileri sürülmesi gerektiğinden) ve ileri sürülmediğinden bu sınırlama dikkate alınmadan davalı ... AŞ nin sorumluluğunun poliçede yazılı sorumluluk teminatı için belirlenen 192.500,00 Euro sigorta bedeli ile sınırlı olduğu belirlenmiştir. Davalı ... AŞ'nin ... isimli teknenin finansal kiracısı .... nın % 40 kusurlu olduğundan 21.424 Euro sigorta tazminatının % 40'ı olan 8.569,60 Euro ile sınırlı olarak sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Davalı ... ve ... ve ... AŞ'nin sorumlulukları incelendiğinde; Davalı ...’nin somut olayda yangında hasar gören ... isimli teknenin maliki olduğu ve kusuru bulunmadığı, ... isimli tekneden çıkan yangın neticesinde bu teknenin yandığı, dolayısıyla ... ve onun sorumluluk sigortacısı olan .... AŞ den tazminat talep edemeyeceği, yine ... ve ...’nin müştereken malik oldukları İzmir Çeşme .. Blok .... Kat bağımsız bölüm ...numaralı taşınmazın ve diğer maliklerin kullandığı rıhtımın ortak alan olduğu ve bu nedenle davalı ... Yönetiminin sorumluğunun bulunduğu, davacı tarafın her ne kadar TBK m. 69 a dayalı olarak ... nin sorumluluğundan bahsetmiş ise de; bina sahibinin sorumluluğunun bulunduğu ispatlanamadığından bu davalılar yönünden davanın reddi gerekmiştir. Buna göre davalı ... AŞ'nin tüm dosyalarda ayrı ayrı sorumluluk miktarı belirlendiğinde; Somut olayda mahkemenin 2021/926 Esas sayılı derdest dosyada görülen davada davacı .. . AŞ'ye 21.424 Euro zarar karşılığı davalı ..... ve sigortalı ...'nın % 40 kusur oranı dikkate alınarak 8.569,60 Euro olmak üzere sorumlu olduğu, Mahkemenin 2018/1036 Esas sayılı dosyasında birleşen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/70 Esas sayılı dosyasında davada davacı ... AŞ'ye ... AŞ'nin TTK m. 1332 kapsamında süresinde ileri sürülen def’i ye dayanılarak belirlenen sınırlı sorumluluk ilkesine göre sigortalı ...’nın kusur oranı dikkate alındığında 83.500 ÖÇH karşılığı hesaplanan 118.632,63 USD karşılığı 99.398,94 Euro nun % 40 ı olan (47.453,052 USD) 39.759,57 Euro ile sınırlı sorumlu olduğu, Mahkemenin 2021/969 Esas sayılı dosyasında asıl davada davacı ...’a ... AŞ'nin 13.693,29 TL karşılığı 3.010,97 Euro ve birleşen davada davacı .... AŞ’ye ... AŞ nin 174.000 TL karşılığı 38.260,25 Euro olmak üzere toplam 187.693,29 TL (zararın meydana geldiği 28.12.2017 tarihindeki Euro alış kuruna göre 38.260,25 Euro + 3.010,97 Euro = 42.271,22 Euro Mahkemenin 2018/989 Esas sayılı dosyasında davacı ... AŞ ye dava dışı donatanın ...’nın sorumluluğu olan % 40 kusur kapsamında 22.060,06 Euro karşılığı 8.824,02 Euro ile sorumlu olduğu, Mahkemenin 2020/268 Esas sayılı dosyasında davacı ... AŞ ye 40.000 Euro zarar karşılığı davalı .. ... ve dava dışı sigortalı .... nın % 40 kusur oranı dikkate alınarak sigortacısı ... AŞ nin 16.000,00 Euro ve işlemiş faizi ile birlikte sorumlu olduğu tespit edilmiş olmakla; toplam 115.424,41 Euro ödemekle yükümlü olduğu, Davalı ... AŞ'nin mahkememiz dışında İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/215 Esas - 2022/119 Karar sayılı dosyada davacı .... A.Ş’ye karşı 9.339,50 Euro zarar karşılığı davalıya sigortalı olan ... isimli teknenin % 50 kusurlu olduğu dikkate alınarak davalı sigortacı ... AŞ nin 9.339,50 /2= 4.669,75 Euro (46.059,61 TL /2 = 23.029,80 TL) ile sınırlı sorumlu olduğu, Böylece mahkememizde görülen ve görülmeyen tüm dosyalarda ayrı ayrı sorumluluk miktarı belirlendiğinde TOPLAM 120.094,16 Euro ödemekle sorumlu olduğu belirlenmiştir. Buna göre tüm dosyalar dikkate alındığında böylece alacaklılar arasında GARAMETEN paylaşıma gerek olmadığı belirlenmiştir. Karşılanacak zarar miktarının 192.500,00 Euroyu geçmesi halinde ise sigorta bedelinin toplam zararı karşılamaya yeterli olmadığı halde 192.500,00 Euro sigorta bedelinin donatan ... dan ve davalı sorumluluk sigortacısı ... A.Ş den tazminat hakkına sahip olanlar arasında GARAMETEN paylaştırılması gerekmektedir. Ancak somut olayda yapılan hesaplamada tüm taleplerin toplamının 120.094,16 Euro olduğundan GARAMETEN paylaşıma gerek olmadığı tespit edilmiştir. Bu dosyada diğer davalıların ise sorumlulukları belirlendiğinde; Derdest 2021/926 Esas sayılı dosyasıyla görülen davada davacı .... AŞ'ye 21.424 Euro zarar karşılığı davalı . ... ve sigortalı ...'nın % 40 kusur oranı dikkate alınarak 8.569,60 Euro olmak üzere ve diğer davalı olan ve donatan olmayıp sorumluluğu sınırlandırma hakkına sahip olmayan ...Yönetimi’nin ise; kusur oranının % 30 olduğu ancak müteselsil sorumluluk ilkesi gereğince güvenlik şirketi olan ... Özel Güvenlik şirketinin sorumluluğu olan % 30 un da dikkate alınmasıyla (gerekli denetimleri yapıp bu yükümlülüklerin yerine getirmemesi nedeniyle yangının büyümesinde müteselsil kusuru dikkate alınarak yönetimin sorumlu olduğu – KMK m. 38/1) TBK m. 506 ve TBK m. 61 ve 62 ye göre ....Yönetiminin % 60 kusur oranına göre 21.424 Euro x % 60 = 12.854,40 Euro’nun bu davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir.'' gerekçesi ile; "HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Sebeplerle; Davacı ... AŞ'nin maddi tazminat talebinin Kısmen Kabulü ile, 1- Davacı .... AŞ'nin rücuen tazminat talep ettiği 21.424,00 Euro dan davalı kaptan .. ...’nun ve bu davalının sorumluluk sigortacısı ... AŞ nin sorumlulukları % 40 ile sınırlı olduğundan 8.569,60 Euro rucüen tazminatın davalı ... AŞ ve .. ...’n dan ödeme tarihi olan 30.01.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca Euro cinsi üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanarak fiili ödeme günündeki döviz satış kuru üzerinden -.TL karşılığının davalı ... AŞ ve .. ...’ndan TAHSİLİNE, 2-Davacı ... AŞ'nin davalı ...'nden kusur durumu dikkate alınarak belirlenen 12.854,40 Euro’nun 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca Euro cinsi üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanarak fiili ödeme günündeki döviz satış kuru üzerinden -.TL karşılığının davalı ...'nden tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-Davacının ...’na karşı açmış olduğu davanın, bu davalının sorumluluğu ispatlanamadığından reddine, 4- Davacının davalılar ... ve ... ile .... A.Ş ye karşı açtığı davada yangında hasar gören ... isimli teknenin maliki olduğu ve kusuru bulunmadığı, ... isimli tekneden çıkan yangın neticesinde bu teknenin yandığı, dolayısıyla ..., ... ve sorumluluk sigortacısı olan ....AŞ den tazminat talep edemeyeceği belirlendiğinden bu davalılar yönünden davanın reddine, 5-Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı ... Şirketi vekili, davalı ... vekili, davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili .... Şirketi istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece davanın davalılar ..., ... ve ... ile ... A.Ş yönünden reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, ... teknesinin bulunduğu bağlama yerinin davalı ... adına kayıtlı taşınmaza ait olduğunu, davalıya ait bağımsız bölüme ait bağlama yerlerinin de davalı malike ait olduğundan, burada çıkan yangından davalı ...'nun da kusursuz sorumluluk hükümleri gereğince ayrıca sorumlu olduğunu, bağlama yerlerinin taşınmazın eklentisi olduğunun da tapu kayıtlarından açıkça görüldüğünü, taşınmazın bakımındaki eksiklikler sebebiyle zararın meydana geldiğini, ... ve ... isimli her iki teknenin de yanarak ve bağından kurtularak sigortalı tekneye hasar verdiğini, davalılardan ...’nin .. isimli teknenin maliki olması nedeni ile donatan olarak sorumluluğunun bulunduğunu, diğer yandan ise tüm davalıların dava konusu zarara ilişkin müteselsil sorumluluklarının bulunduğunu, ayrıca davanın bir kısım davalılar yönünden kabul edilmesine karşın karşın lehlerine AAÜT'nin 13/1. maddesine göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin miktar olarak hatalı olduğunu, hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin dava tarihindeki değil karar tarihindeki kur üzerinden belirlenmesinin gerektiğini beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davaya konu yangının davalı müvekkili ... Kat Maliklerinden ve yine davalılardan olan ...'na ait olan bağlama yerinde bulunan ....'nın finansal kiracısı ve .. ...'nun kaptanı bulunduğu ... isimli teknede elektriksel arıza nedeniyle meydana geldiğini, davaya sunulan dilekçeler, beyanlar ve delillerle tekrar tekrar ifade edildiği üzere yangının meydana geldiği bağlama alanının, bizzat davalı ...'nun kullanımına tahsis edilen ve bağımsız bölümünün eklentisi niteliğinde bulunan ve tamamen deniz içerisinde bir alan olup hiç bir şekilde davalı sitenin ortak alanı olmadığı gibi bu alan içerisinde site yönetiminin sorumluluğunun da söz konusu olmadığını, kıyı kanunu uyarınca denizler üzerinde özel mülkiyet kurulamayacağı hususunun izahtan vareste olduğunu, ancak davalı sitenin de içerisinde bulunduğu ".. ." isimli özel nitelikli proje kapsamında kat maliklerine deniz üzerinde bağlama alanları tahsis edilerek bu alanların yalnızca ilgili kat maliki tarafından kullanımına müsade edildiğini, hal böyle iken yerel mahkemenin bizzat deniz içerisindeki bir alanı davalı sitenin ortak alanı olarak nitelendirmesinin hem oluşa hem kanuna açıkça aykırı olduğunu, yine mahkemece bahsi geçen bağlama alanlarının tapuda eklenti olarak tasdik edilmediği gerekçesiyle ve ayrıca tasdikli yönetim planını son derece yanlış yorumlayarak da ortak alan olduğunu belirttiğini, hükme esas bilirkişi raporunda neye göre, hangi veri doğrultusunda bu şekilde bir kusur paylaşımı yapıldığının hiç bir şekilde açıklanmadığını, denetime elverişsiz bırakıldığını, aynı gerekçelerle hem güvenlik şirketine, hem davalı müvekkile ayrı ayrı kusur atfedildiğini, hem de site ile güvenlik şirketinin müşterek sorumlu olduğundan bahisle site yönetiminin %60 kusurdan sorumlu olduğuna karar verildiğini, dosyada alınan bilirkişi raporlarında davaya konu yangının, ... isimli teknenin iç kısmındaki akü gruplarından çıktığı, kaptanın bakım ve kontrollerini yaptırma yükümlülüğünü yerine getirmediği, elektrik sisteminde yangına sebebiyet verecek bir hata olmasa yangının meydana gelmeyeceği, teknede bulunmadığı esnada, akü ve elektrikli cihazlarını enerji sistemine bağlı olarak bıraktığının tespit edildiğini, bilindiği üzere tekne ve sair bir çok deniz araçlarının kara araçlarından çok daha hassas ve özenli kullanılması, kaptan tarafından riskin sıfıra indirilmesi için gerekli her türlü önlemlerin titizlikle alınması, her ihtimalin düşünülmesi ve kaptan teknede değilse özellikle elektrik sisteminin açık tutulmaması gereken araçlardan olduğunu, alınan 1 kök ve 2 ek raporda müvekkiline hiç bir kusur atfedilmemişken 04.12.2024 tarihli bilirkişi raporunda akla mantığa sığmayacak gerekçelerle müvekkili yana %60 kusur atfedildiğini, rapor içeriğinde defalarca kez ... isimli tekne kaptanının basiretli/deneyimli bir kaptan olarak hareket etmediği, bakım onarımları yaptırmadığı, bakım onarımları yaptırmış olsa elektriksel sistemden kaynaklı hata olmayacağı ve yangının da çıkamayacağı şeklinde ağır kusurlu olduğu tespitlerine yer verilmişken sonuç kısmında her nasılsa site yönetimine kaptandan daha ağır bir kusur atfedildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; son aldırılan bilirkişi raporu haricinde mevcut tüm raporlar lehlerine gelmişken, son aldırılan rapordan tamamiyle farklı ve aksi yönde ve lehlerine tespitler içeren doğrudan ve sadece önceki tüm raporlarla çelişen son rapor esas alınarak eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar tesis edildiğini, dosyada mübrez delil ve belgeler arasında yer alan itfaiye raporunda da tüm cevap ve savunmalarını teyit eder mahiyette; yangının iki tekneden (... veya ...) birinden çıkmış olabileceğinin belirtildiğini, ayrıca, 05.02.2018 tarihli enkaz çıkarma raporunda yangının nasıl ve nerede başladığının tespit edilemediğinin açıklandığını, ilaveten tanık ifadelerinde her iki teknenin aynı anda yanıyor olduğunun beyan edildiğini, dava konusu ... teknesinin olay anında 3 yaşında olan, tüm bakımları zamanında yapılan, enkazı kaldıran uzmanının ifadesi ile yanmaz kablo sistemine sahip yeni ve bakımlı bir tekne olduğunu ve olay anında üzerinde cereyan akımının bulunmadığını, ilk derece mahkemesince davanın müvekkili sigorta şirketi ve sigortalıları yönünden reddi gerekirken, ya da en azından son aldırılan rapora göre raporlar arasında oluşan çelişki ve ihtilaflar giderilmeden, itirazları karşılanmadan verilen kararın ne denli eksik ve hatalı incelemeye, değerlendirmeye dayandığının açık somut kanıtı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında bilirkişilerin, önceki raporlarından farklı ve kendi içinde çelişki oluşturur şekilde, ortada değişen veya yeni sunulan bir delil ve belge de olmadığı halde, tamamen yanmış ve deniz dibine batmış bir teknede nasıl bir teknik, somut ve bilimsel gözlem neticesinde yangının aküler ve elektrik aksamından çıktığı sonucuna ulaştıklarının izaha ve ispata muhtaç olduğunu, kaldı ki hükme esas teşkil eden son bilirkişi raporunda bile bizzat bilirkişilerin, ara kararında istenildiği şekilde bir inceleme yapamadıklarını raporlarında kabul ve ikrar ettiklerini, hesaplamaya esas olmak üzere tamamlanması gereken eksik hususlar olduğunu ifade ettiklerini beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: Tazminat istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece aldırılan 11.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda; dosyada mevcut olan Çeşme SHM’nin 2018/2 D.İş değişik dosyası, ekspertiz raporları, yangın raporları, tazminat ödeme belgeleri, fotoğraflar, ile mahkememizce alınan bilirkişi raporları da incelenerek yapılan değerlendirmede; teknik olarak ... Mah. .... Sok. No: ... Çeşme İzmir adresinde rıhtımda bağlı bulunan ... isimli tekneden başlayarak meydana gelen yangında teknelerin sırasıyla limana bağlı olduğu, fotoğraflara göre yangının rüzgar yönünde büyüyerek diğer teknelere sirayet ettiği, yangın başlamadan önce olay yerinde kimsenin bulunmadığı, yangının büyüme saati olan 23:42’ye kadar da kimsenin söndürmeye yönelik olarak herhangi bir müdahalede bulunulmadığı, 23:43’ten sonra söndürme çalışmalarının başladığı, teknelerin park halinde olup, karadan alınan elektrik prizlerde herhangi bir ark, yanma veya kıvılcım izine rastlanmadığı, yangının noktasal olarak başladığı ve daha sonra gelişerek büyüdüğü, delil tespiti raporunda teknenin içindeki akü gruplarıyla elektrik sistemlerinde meydana gelen bir arıza/kısa devre sonucu başladığı, pvc malzemelerinin tutuşarak büyüdüğü, rüzgarın esiş yönüne doğru sol taraftaki teknelere sıçradığı, teknik olarak akünün birbirine seri olarak bağlı bulunan 280 volt DC gerilime kadar bir potansiyel fark oluşturduğunu, akü gruplarında bu gerilimin invertör vasıtasıyla kullanılabileceği ve 250 volt AC gerilime dönüştüğü, boşaldıkça tekrar şarj edilerek sürekli bir döngü halinde bekletildiği, akünün mühürlü olsun ya da olmasın şarj olurken patlayıcı gaz çıkarabildiği, akünün hareket ettirildiği veya sarsıldığı zaman hidrojen ve oksijen gazlarının açığa çıkabileceği, teknelerin de sarsılması nedeniyle gazlardan dolayı yangının ortaya çıkabileceğini, yangına karayla bağlantı yapan kabloların sebebiyet vermediğini, bu nedenle elektrik sisteminde meydana gelen yangının aküden kaynaklanmış olduğu, davalıların sıfatları incelendiğinde ....nın kayıt maliki, ...’nun teknenin fiilen sahibi, ...’nun da teknenin bağlı olduğu rıhtım bölümünde taşınmaz maliki tasarruf sahibi dolayısıyla zilyet olduğunun iddia edildiği, davacının belirttiği kayıt malikinin sicilde kayıtlı olduğu belirtilen ve davada taraf olmayan .... A.Ş. olarak belirlendiği, bu yatın ABD’de Daleware eyaletinde sicile kayıtlı olduğu, yatın .... A.Ş. tarafından satın alınmasıyla bayrak şahadetnamesi düzenlendiği, geminin ... tarafından finansal kiracısı olarak kiralandığı, ... ve ...’nun ise ...’nın acentesi ... Ltd’nin ortakları olduğunu, yatın limandan ayrılış belgesinde mürettebat, isim listesinde her iki ortağın isminin yer aldığını, dolayısıyla davalıların bu yatı kullandıklarını, rıhtımda bulunan teknede bu sırada bulunduğu sitenin önünde yangının çıktığı ve rıhtım sahibi olması nedeniyle .... aleyhine de dava açıldığı, davalı ....nın eser sahibinin sorumluluğu sebebiyle yükümlü olduğunun iddia edildiğini, tekne sahibinin yapı maliki olarak sorumlu tutulamayacağını, TBK m. 49 hükmünde yer alan haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği, haksız fiilde asıl olanın hukuka aykırılık ve failin kusurlu olması şartının arandığını, haksız fiili oluşturan hukuka aykırılığın zarara yol açması, fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekli olduğu, kusura dayanan bir sorumluluk arandığında failin fiilin işlenmesinde kusurlu olması gerektiği, böylece zarara uğrayan kişinin uğradığı zararı talep etme hakkının doğduğu, davacının davalının sorumluluğunu ispatlamakla mükellef olduğunu, ancak teknik yönden yapılan değerlendirmede yangının geminin dışından gelen elektrikten değil, teknenin içinde bulunan akü sisteminin kısa devre yapmasından kaynaklandığı, yangının çıkmasına sebep olan kısa devrenin iç elektrik sisteminden doğduğu, dış etkilere bağlı olarak meydana gelmediği, gemideki akünün bir aksaklığının, gevşemenin, bakım eksikliğinin zarara yol açmasının mümkün olduğu, failin yani davalıların zarara yol açan bu eylemde kusurlu olduğunun ispatlanması gerektiği, akü sistemindeki kısa devrelerin sebebinin tespit edilemediği, davalı ... ...’nun sadece gemiyi kullanan kişi olması nedeniyle yangından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, kısacası kusurunun ispatlanamadığı, yine davalı ...’nun da rıhtımda bulunan taşınmazın maliki olmasının bu davalıyı sorumlu kılamayacağı, kişinin taşınmaz maliki olduğu sitenin rıhtımında yangın olayının meydana gelerek diğer teknelere sıçramasından sorumlu tutulabilmesi için üzerine düşen bir yükümlülüğü ihlal etmesi gerektiği, oysaki böyle bir ispatın bulunamadığı, bu nedenle davacının davalıların kusurlu olduğunu ispatlayamadığı belirtilmiştir. Taraf vekillerinin itirazı üzerine bilirkişilerden ek rapor alınmış, bilirkişiler 07.06.2023 tarihli ek raporlarında kök rapordaki aynı hususları tekrar etmişlerdir . Bilirkişilerden alınan 08.05.2024 tarihli 2. ek raporda; akü gruplarının elektrik sisteminden kaynaklı olarak yanabileceğinin muhtemel olduğu, burada akü terminal bağlantı pabuçlarının, kabloların oksitlenmediği, gevşek olmadığı, akülerin sabitlendiği ve sarsılmadığı, ya da kablo izolelerinin hasar görmediği gibi teknik bakımlarının düzenli aralıklarla yapılması gerektiği, bakım kontrol periyodu kullanılma koşullarına göre değişmekle birlikte minimum 6 ay ya da ticari kullanımlarda 3 ayda bir yapılması gerektiği, somut olayda akü bakım raporu belgesine rastlanmadığı, akülerin yangına sebebiyet verebilmesi için ekonomik ömürlerini tamamlamasının ve içinde gaz birikmesinin olması gerektiği, video kayıtlarında bakıldığında ufak bir kısa devre ya da gevşeme kaynaklı ark nedeniyle yangının başladığı, ani patlama şeklinde doğal olarak başlamadığı, 46 dakika sonra patladığı, bununda ısınmadan kaynaklandığı, davalının sorumluluğunun fon tesis edilerek sınırlandırılabileceği fon tesis edilmemiş ise sorumlu kişiden talep edilecek tutarın belirlenmesi gerektiği, birden fazla alacaklı varsa toplam alacak tutarı ve sınırlı sorumluluk çerçevesinde belirlenen tutar arasında paylaşım tutarının tespit edilmesi gerektiği, davacıların alacak tutarları ve sorumluluğun üst limiti belirlenmeden paylaşım yapılmasının mümkün olmadığı, davalının sorumlu olduğuna hükmedilirse sorumluluğun üst sınırının belirlenmesi gerektiği, bunu da (teknik bilirkişinin) kendisinin yapamayacağını belirtmiştir. Mahkemece taraf itirazları gözetilerek yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmış ;05/12/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; Tüm bilirkişi raporları, ek bilirkişi raporları, İzmir BB İtfaiye Daire Başkanlığı'nın 12.02.2018 tarihli yazısı, uzman görüşleri, kamera görüntüleri, dosyada mevcut tüm bilgi, beyan ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde (i) kurşun asitli akülerin, özellikle şarj olurken, patlayıcı gazlar yayabildiği; şarj sırasında akülerin yaydığı hidrojen gazının, yüzde 4’ün üzerindeki konsantrasyonlarda patlayıcı olduğu; akülerin hareket ettirilmesi veya sarsılması halinde de hidrojen ve oksijen gazlarının açığa çıkabildiği; aküler, ekonomik ömürlerini tamamlaması ve içinde gaz birikmesi sonucu yangına sebebiyet verebileceğinden, akü gruplarının ve bunların elektrik sistemlerinin teknik bakım ve kontrollerinin minimum altı ayda bir olmak üzere düzenli aralıklarla yapılması gerektiği; ancak ... teknesinin akü grupları ve elektrik sistemlerinin düzenli kontrolü ve bakımın yapıldığına ilişkin bir belgenin dosyada mevcut olmadığı; (ii) yangının ... teknesinin iç kısmından başladığını gösteren kamera görüntülerine göre, dava konusu olayda yangının, dalgaların sarsmasıyla ... teknesi akü gruplarında açığa çıkan gazların, akü grupları elektrik sistemindeki kablo izolesi hatası, pabuç gevşemesi gibi bir nedenden dolayı tutuşması neticesinde ... teknesinde başladığı ve büyüyüp 17 çevreye yayıldığı; ... teknesinin elektrik sisteminde yangına sebebiyet verecek şekilde bir hata veya sorun olmasaydı yangının meydana gelmeyeceği; buna göre elektrik sisteminin kontrolüne ve bakımına gereken özenin gösterilmediği; (iii) ... isimli teknenin karayla bağlantı yaptığı kablolarında ve soketlerinde herhangi bir ark, yanma, kıvılcım izine rastlanılmış olmamasının da yangının teknenin kara bağlantı kabloları ve soketlerinden değil, geminin iç kısmında bulunan akü grupları ve akü gruplarına ait elektrik sisteminden kaynaklı olarak başladığını teyit ettiği; (iv) açıklanan bu nedenlerle dava konusu olayda yangının, ... isimli teknede, bu teknenin akü grupları elektrik sistemindeki kablo izolesi hatası, pabuç gevşemesi gibi bir nedenden kaynaklanıp başladığı; ... teknesinde başlayan yangının önce ... isimli yata ve ardından diğer yatlara sıçradığı; dolayısıyla da yangının ... teknesinde başlamadığı; -Yangının ... teknesi akü gruplarında açığa çıkan gazların, akü grupları elektrik sistemindeki kablo izolesi hatası, pabuç gevşemesi gibi bir nedenden dolayı tutuşması neticesinde başlamış olmasından anlaşıldığı üzere, davalı ...’nın yöneticisi ....’nun ... teknesi akü gruplarının ve elektrik sistemlerini düzenli aralıklarla teknik bakım ve kontrolünü yaptırma yükümlülüğünü yerine getirmediği; bu nedenle ...’nın, yöneticisi .... ...’nun kusurlu eyleminden TMK m. 50/2 ve TBK m. 49 uyarınca sorumlu olduğu, - ....’nun ... teknesi kaptanı sıfatıyla teknede bulunmadığı esnada teknenin akülerini ve elektrikli cihazlarını rıhtımdaki enerji sistemine bağlı durumda gözetimsiz bırakması sebebiyle dava konusu yangının çıkmasında kusurlu olduğu; ... teknesinin kullanıcısı olarak üçüncü kişilere karşı donatan sayılan kiracı .....’nın kaptan sıfatıyla ....nun bu kusurlu eyleminden TTK m. 1062 uyarınca sorumlu olduğu; -Buna karşılık davalı ...’nun ... teknesinin kiracısı ....’nın yöneticisi olmaması ve dava konusu yangının çıkmasına sebebiyet veren kusurlu bir eylemde bulunduğunun tespit edilmemesi sebebiyle dava konusu zarardan sorumlu tutulamayacağı, -... Sitesinin güvenliği için görevlendirilmiş özel güvenlik şirketinin, istihdam ettiği güvenlik görevlilerinin güvenlik kameraları görüntülerini sürekli izlemesini sağlamaması ve yangın halinde sitede bulunan yangın hortumlarıyla yangına müdahale edebilecek şekilde eğitim verip talim yaptırmamış olması sebebiyle yangının büyümesinde ve diğer teknelere sıçramasında kusurlu olduğu; site güvenliğini sağlama borcunu kusurlu olarak ihlal eden özel güvenlik şirketinin TBK m. 66 ve TBK m. 49 uyarınca dava konusu olayda zarar görenlere karşı sorumlu olduğu; -.... yönetiminin, özel güvenlik şirketi tarafından yangına müdahaleye yönelik gerekli ve yeterli tedbirlerin alınıp alınmadığını denetlememek ve gerekli talimatları vermemek suretiyle özen yükümlülüğünü (TBK m. 506) kusurlu olarak ihlal etmesi sebebiyle dava konusu yangının büyümesinde ve diğer teknelere sıçramasında kusurlu olduğu, -Dava konusu zarara sebebiyet yangının başlaması ve büyümesi olaylarındaki kusur durumunun birlikte değerlendirilmesi neticesinde (i) davalı ... ve finansal kiracı ....’nın birlikte %40 (yüzde kırk); (ii) davalı .. .. yönetiminin %30 ve (iii) site güvenliği için görevlendirilen özel güvenlik şirketinin %30 oranında kusurlu olduğu, - Buna göre ... teknesi finansal kiracısı davalı ... ve kaptanı davalı ...’nun, davacı ... AŞ’nin talep ettiği, 21.224 Euro sigorta tazminatının %40 oranındaki kısmına tekabül eden 8.569,60 Euro tutarındaki zarardan müteselsilen sorumlu olduğu, dolayısıyla finansal kiracı ... nın sorumluluk sigortacısı davalı .... AŞ nin davacı ...AŞ ye 8.569,60 Euro tazminat ödemekle yükümlü olduğu, -Davalı ....Yönetimi ve site güvenliği için görevlendirdiği özel güvenlik şirketinin, yangının büyümesindeki kusuru sebebiyle zararın % 60 oranındaki kısmından müteselsilen sorumlu olduğu; dolayısıyla davalı ... .. Yönetimi'nin, davacı ....'nın talep ettiği 21.224 Euro sigorta tazminatının % 60 oranındaki kısmı olan 12.854,40 Euro'yu ödemekle yükümlü olduğu, -Dava konusu olay sebebiyle ... ve ....'nun işbu dosya ve diğer derdest dosyalarla görülen davalarda davacılara toplam 185.648,96 Euro tazminat ödemekle yükümlü olduğu; davalı ..., sigortalı ....'nın üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu 192.500 Euro sigorta bedeli ile teminat aldığından ve...'nın sorumlu toplam zarar tutarı sorumluluk teminatı limitini aşmadığından, tazminat alacaklıları arasında garameten paylaşım yapılmasına gerek olmadığı; -Dava konusu zarara sebebiyet veren yangının çıkmasında ve büyümesinde kusuru bulunmayan davalılar .... ... teknesi maliki davalı ...., ... ve ... teknesi sorumluluk sigortacısı ...'nın tazminat ödemekle yükümlü olmadığı, belirtilmiştir. Aynı olaya ilişkin İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/215 esas, 2022/119 karar sayılı dosyasında; davacının ... AŞ, davalının ... A.Ş, ihbar olunanın .... Yöneticiliği, dava tarihinin 16/07/2019 , davanın rücuen tazminat davası olduğu, yapılan yargılama sonunda davalı sigortanın sigortalısının %50 kusurlu olduğu kabul edilerek davalı sigorta aleyhine %50 kusur oranı üzerinden tazminat ödenmesine karar verildiği, ihbar olunan site yönetiminin ise %50 kusurlu olduğunun belirtildiği, verilen kararın istinaf incelemesinden de geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. İş bu dosyamız kapsamında alınan ilk raporda site yönetimine kusur yüklenmemiş belki %10 kusurlu olabileceği belirtilmiş, 2. Raporda davalı site yönetiminin gerekli önlemleri almadığı, yangına geç müdahale edildiği, bu nedenle zararın büyümesine neden olduğu belirtilerek sonuç olarak site yönetiminin %30, sitenin güvenlik şirketinin de %30 oranında kusurlu olduğu, sonuç olarak site yönetiminin toplamda %60 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Tüm bu bilgiler ışığında; gerek incelenen dosyadaki raporlar arasında gerekse de aynı olaya ilişkin İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/215 esas, 2022/119 karar sayılı dosyasına sunulan rapor arasında olaydaki kusur durumuna ilişkin çelişkiler olduğu, ilk derece mahkemesince raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve raporlar arasındaki çelişki değerlendirilmeden, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/215 esas, 2022/119 karar sayılı dosyasındaki rapor da dosyaya getirtilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Kabule göre de; davacı tarafça davalıların müteselsilen sorumlu tutulması talep edilmiş olup, daha sonra iç ilişkide ileri sürülecek kusur oranlarına göre sorumluluk miktarının iş bu kararda belirtilerek kusur oranlarına göre tazminat miktarı belirlenmesi de doğru olmamıştır. Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili ile davalı ... vekili ve davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/05/2025 tarih, 2021/926 Esas ve 2025/436 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-Kararın kaldırılması nedeniyle başvuru sırasında alınan peşin harcın başvuru sahiplerine iadesine, 5-İstinaf başvurusu aşamasında başvuru sahipleri tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran taraflar yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme ve harç iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 08/07/2026