Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/2030 E. 2026/1280 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/2030
- Karar No
- 2026/1280
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2025/2030
KARAR NO: 2026/1280
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : (Kapatılan) Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 8/11/2023
NUMARASI: 2022/669 (E) - 2023/1145 (K)
DAVANIN KONUSU: Rücuen Tazminat
KARAR TARİHİ: 3/9/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, kasko poliçesini düzenleyen davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına ödediği tazminatın, zarar sorumlusundan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, yangının davalı tarafın kusurlu servis işleminden kaynaklandığı konusunda yeterli kanıt bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; sigortalısına ödediği tazminat miktarınca onun haklarına halef olan müvekkili şirketin, ödediği tutar oranında hiçbir işleme gerek olmadan sorumlu üçüncü kişiye rücu edebileceğini, sigortalı araç üzerinde hizmet/onarım (eser) sözleşmesi kapsamında bakımını yapan davalı tarafın, işini özenle ifa etme borcu yükümlülüğü altında bulunduğunu, gerek 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 112'nci maddesi ile 506'ncı maddesi, gerekse eser sözleşmesi hükümleri uyarınca bir işi ifa eden borçlunun, işin gerektirdiği dikkat ve özeni göstermek zorunda olduğunu, anılan Kanun'un 112'nci maddesi uyarınca borçlunun borcunu gereği gibi ifa etmemesinden doğan zararı tazminle yükümlü olduğunu, kusurunun olmadığını ispat etmedikçe de sorumluluktan kurtulamayacağını, somut olayda davalı servisin yetkili istasyonu olarak aracın rutin bakımını üstlenen davalının verdiği hizmetin ayıpsız (kusursuz) olması için gereken tüm önlemleri almak zorunda olduğunu; serviste bakımı yapılan aracın yalnızca bir ay sonra yakıt hortumu/borusundaki çatlak nedeniyle yangın çıkmasının olağan bir durum olmadığını, 15 yaşındaki bir araçta yakıt hattının zamanla aşınma riski bulunuyorsa servisin bunu bakım esnasında fark ederek müşteriyi uyarmasının ve gerekli parça değişimini önermesinin beklendiğini, yetkili servisin aracın güvenli çalışmasını teminen kritik sistemleri kontrol etmek olası sızıntı ve arızaları tespit etmek zorunda olduğunu, yakıt sistemine ilişkin bir komponentin bu şekilde arızalanarak yangına neden olmasının ya servisin bakım sırasında gerekli kontrolü yapmadığını ya da bakım işlemleri sırasında uygun olmayan bir müdahalede bulunulduğunu akla getirildiğini, her iki halde de servisin üzerine düşen özen borcunu ihlal etmiş sayılacağını, eksik ve yüzeysel değerlendirmeler içeren bilirkişi raporunun bu haliyle hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, yangın sebebiyle ilgili raporun tatmin edici olmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:
Eldeki davada, davacı ... AŞ'ye 22/10/2012 günü bağıtlanan 22/10/2012 başlangıç, 22/10/2023 bitiş tarihleri arasında geçerli genişletilmiş kasko poliçesiyle sigortalı, dava dışı ...Limited Şirketine ait ... plakalı otomobilin 28/10/2012 günü seyir halinde iken motorunda çıkan yangın sonucu oluşan hasar nedeniyle, 3/1/2013 günü davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalıya 65.000 TL tazminatın ödendiği; davaya konu ... plakalı otomobilin davalı ... AŞ ... Şubesine 20/9/2012 günü teslim edildiği, 21/9/2012 günü bakımının tamamlandığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta tartışılması gereken hukuki sorun, davacıya kasko poliçesiyle sigortalı otomobilde oluşan hasardan, otomobilin 21/9/2012 günü bakımını gerçekleştiren davalı şirketin, kasko poliçesiyle sigortalı otomobilin bakımına ilişkin dava dışı sigortalı ile bağıtladığı eser sözleşmesi kapsamında sorumlu olup olmadığına ilişkindir.
...Makine Fakültesi öğretim üyesi bilirkişi tarafından düzenlenen 28/1/2013 tarihli raporda, ekspertiz raporunda belirtilen tespitler kapsamında enjektör yakıt geri dönüş borusundaki çatlaktan sızan yakıtın, alttaki sıcak egzoz manifold yüzeyiyle temas etmesi ve tutuşarak alevin yayılmasının, mevcut bulgularla bağdaşan bir gelişme olarak değerlendirildiği, davaya konu aracın yetkili serviste bakımının 24/9/2012 günü yapıldığı dikkate alındığında, servis hizmetinden 34 gün sonra enjektör dönüş yakıt borusunda, borudaki çatlama sonucu ortaya çıkan yakıt sızıntısı arızası bakımından, servis hizmetinden bir kusurun varlığının söylenemeyeceği; yakıt sızıntısına ve yangına neden olan yakıt borusundaki çatlamanın aracın kullanımı veya kullanım hatasıyla herhangi bir ilgisinin bulunmadığı belirtilmiş; hükme esas alınan...Makine Fakültesi öğretim üyelerinden oluşturulan bilirkişiler kurulu tarafından, 12/11/2015 tarihli bilirkişi raporu incelenerek düzenlenen 30/5/2023 tarihli raporda da, 12/11/2015 tarihli bilirkişi raporunda yer verilen, aracın kısa süre önce yapılan bakımı sırasında ustalık hatası sonucu, alet çarpması vs. nedeniyle borcuda kılcal çatlak oluştuğu ve bu kılcal çatlağın gelişimiyle zarar gören borudan yangın çıktığı kanaatine varıldığına ilişkin iddianın somut deliller ile belirlenmesi gerektiği; yapılan çalışma sırasında boruda darbe sonucu öncelikle eğilme, ezilme gibi izlerin oluşması gerektiği, basit bir dokunma ile boruda çatlak oluşması mümkün olmayacağından bu varsayımın kabulünün uygun görülmediği; yangının çıkış nedeninin yakıt geri dönüş borusunun çatlaması olarak tespit edildiği, olay sırasında 15 yaşında olan aracın yakıt borusunun, işlevi gereği yük altında bulunmaması nedeniyle zaman içinde kendiliğinden çatlaması olasılığı az ise de, nedeninin tespitinin mümkün olmadığı; metal yorulmasının kabul edilebileceği, bu nedenle davalıya kusur izafesinin yerinde olmadığı; oluşan yangının davalı tarafın kusurlu servis işleminden kaynaklandığı konusunda yeterli delil ve tespit olmadığından oluşan hasardan davalının sorumlu sayılmasının uygun görülmediği belirtilmiş; HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve incelemelere dayanan, yeterli gerekçeyi taşıyan bilirkişiler kurulu raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bilindiği gibi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 471'inci maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Aynı maddenin 2'nci fıkrası gereğince de, yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır.
Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde, davalı ... AŞ'nin, davacıya kasko poliçesiyle sigortalı otomobilin bakımını özenle ifa etmediği ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı ... AŞ vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin ödenen 615,40 TL mahsup edilerek, bakiye 116,60 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşmalı yapılmayan istinaf incelemesi kapsamında vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 361'inci maddesi uyarınca Dairemizin gerekçeli kararının tebliği tarihinden itibaren başlayan iki haftalık süre içerisinde, Dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 3/9/2026