İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/199 E. 2026/489 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/199
- Karar No
- 2026/489
- Karar Tarihi
T.C. ............... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/199 Esas - 2026/489 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ............... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/199 Esas KARAR NO : 2026/489 ....................... ......................... ............................... .................................... ........................................... ................................................ .......................................................
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/03/2023 KARAR TARİHİ : 11/06/2026 KARAR Y. TARİHİ : 17/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA : Davacı vekili talep dilekçesi ile özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 13.03.2019 tarihinde müvekkilin alıcı, davalı şirketin satıcı pozisyonunda olduğu ve konusu "1 adet TT11 Otomatik Panel Hasır Çelik Edebilen Hasır Çelik Kaynak Grubu ve 1 Adet TT55 S Tel Çekme ve Nervürlendirme Makinesi + Tel Doğrama Ve Kesme Makinesi İmalatı, Montajı Ve İşletmeye Alınması" olan 351.000,00 USD + KDV toplam bedelli sözleşmenin imzalandığını, sözü edilen sözleşmeye istinaden müvekkili tarafından 160.000 USD+KDV tutarın, sözleşme gereği ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif kuru üzerinden hesaplanarak Türk Lirası karşılığı ile davalı şirkete ön ödeme tutarı olarak ödendiğini, taraflar arasında, ödeme koşullarına ilişkin olarak sözleşmenin 4.1 maddesine göre ön ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden kur sabitlemesi yapılacağı ve bakiye kalan ödemenin bu tarihte belirlenen kur üzerinden TL karşılığı ile ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin ön ödeme tarihinde 160.000,00 USD'nin TL karşılığını o tarihte nakden ödeyeceği, kalan ödemelerin ise ön ödeme tarihindeki kura sabitlenerek gerçekleştirileceğinin kararlaştırılacağını, taraflar arasında kalan ödemenin 5 ay içerisinde gerçekleştirilmesi gerektiği kararlaştırılmış ise de hem ülke genelinde yaşanan ekonomik daralma hem de müvekkilinin kendi yaşamış olduğu bir takım ekonomik problemler nedeniyle müvekkilinin sözleşmede belirtilen teminat mektubunu ve çekleri davalı tarafa tevdi etmekte bir süre geciktiğini, yaşanan kısa gecikmenin ardından müvekkilinin sözleşmede belirlenen koşullarda ödeme yapmaya hazır olduğunu şifahen belirtmiş ise de davalı şirket sözleşmede belirtilen kur sabitleme koşuluna uymayacağını, bu koşullarda yapılacak ödemeyi kabul etmeyeceğini ve sözleşmede belirtilen makineleri teslim etmeyeceğini, yalnızca güncel kur üzerinden ödeme yapılması durumunda teslimatın gerçekleşeceğini belirttiğini, müvekkilinin ise, güncel dolar kuru ile ödeme yapmasının mümkün olmadığını, aralarında akdedilen sözleşmede kur sabitlemesi bulunduğunu, ön ödeme tarihindeki kura göre ödeme yapabileceğini, güncel kur ile ödeme talep etmelerinin sözleşmeye aykırı olduğunu, anılan sözleşmenin feshedilmediğini ve halen ayakta olduğunu belirttiğini, tüm bunlara rağmen davalı şirketin, sözleşmede tarafına yüklenen edimi yerine getirmeye yanaşmadığını, yapılan uzun süreli şifahi görüşmelerden netice alamayan müvekkilinin 11.05.2021 tarihinde Siirt 1. Noterliği'nin 03882 numaralı ihtarnamesi ile temerrüt ihtarında bulunduğunu, anılan ihtarnameye rağmen davalı şirket tarafından sözleşme koşullarının yerine getirilmesi ve tamamlanması için herhangi bir adım atılmadığından söz konusu sözleşme davalının temerrüdüne istinaden feshedildiğini, davalı taraf ile huzurdaki uyuşmazlığın çözümü için mevzuat gereği arabuluculuk yoluna taraflarınca başvurulduğunu, anlaşma sağlanamadığını, çalıştığımız tüm gelişmeler neticesinde, davalı şirketin malvarlığında hakkı olmaksızın bir artış meydana geldiğini ve müvekkilinin malvarlığında da hukuka aykırı biçimde eksilme olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete ön ödeme tarihinde sözleşmede belirtilen 160.000,00 Amerikan Doları'nın TL karşılığının ödendiğini beyanla; fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, taraflar arasında akdedilen 13.03.2019 tarih ve 20191303/4 numaralı sözleşmeye istinaden davacı müvekkil tarafından davalı şirkete yapılan 160.000,00 USD tutarının şimdilik 1.000,00 USD'lik kısmının (HMK 109. maddeye istinaden) davalı şirketten temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tazmin edilerek davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 22/07/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile taraflar arasında akdedilen 13.03.2019 tarih ve 20191303/4 numaralı sözleşmeye istinaden davacı müvekkil tarafından davalı şirkete yapılan 157.530,55 USD tutarının davalı şirketten temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tazmin edilerek davacı müvekkiline ödenmesini talep etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; yabancı para cinsinden dava açılması usule aykırı olduğunu, dava dilekçesinde davacı 1.000 USD'nin davalıdan temerrüt tarihinden itibaren işletilecek faiziyle tazmin edilerek davacıya ödenmesi talebinde bulunulduğunu, bu talebin açıkça hukuka aykırı olduğunu, bir dolar kurunun belirtilmediği gibi, davanın Türk Lirası olarak değerinin de belirtilmediğini, müvekkilinin davacıya karşı üstlenmiş olduğu bir yabancı para borcunun bulunmadığını, mahkememizdeki bu davanın kısmi dava olarak açıldığını, talep edilen şimdilik 1.000,00 USD'lik kısmın neye ilişkin olduğu yada dava değerinin nasıl belirlendiği hususlarında bir açıklama yapılmadığını, işbu davada kısmi davaya ilişkin şartlar bulunmadığından açılan davada hukuki yarar bulunmadığını ve hukuki yarar yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, işbu davanın usul ve yasaya aykırı olarak 1.000 USD değer üzerinden sembolik bir şekilde harç ödenerek açıldığını, davacının mahkemeye ödediği harç bedelinin eksik olduğunu, davacının alacak talebinin 1.000 USD'nin üzerinde olduğunu, davacının sembolik olarak belirlediği değer üzerinden ödediği harçla davayı açtığını, davacının eksik harç ödeyerek işbu davayı açtığının aşikar olduğunu, söz konusu hüküm uyarınca davacıya kesin süre verilerek eksik harcın tamamlattırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların tamamen soyut ve gerçek dışı olması sebebiyle, söz konusu iddiaların asla kabulünün mümkün olmadığını ve soyut zarar iddialarını reddettiklerini davacının haksız ve mesnetsiz taleplerini kabul etmemek kaydıyla; davacının işbu davadaki taleplerinin tamamıyla zamanaşımına uğradığını taraflar arasında akdedilen 13/03/2019 tarihli sözleşmeyle “1 Adet TT11 Otomatik Panel Hasır Çelik Edebilen Hasır Çelik Kaynak Grubu ve 1 adet TT55 S Tel Çekme Ve Nervürlendirme Makinesi + Tel Doğrultma Ve Kesme Makinesi imalatı, montajı ve işletmeye alınması” kararlaştırıldığını, imalatçı firma olarak müvekkili tarafından üretimi gerçekleştirilecek makinalar karşılığında 160.000 USD + KDV bedel karşılığının peşin olarak ödenmesi, bakiye kalan 191.000 USD + KDV karşılığının ise sevkiyat öncesi tamamlanmış olmak kaydıyla muhtelif sayı ve bedelde çeklerle ödeneceği ve bu çeklere karşılık Kesin ve Süresiz Teminat mektubunun sevkiyat öncesi verileceğinin hüküm altına alındığını, müvekkili tarafından imalatı üstlenilen sözleşme konusu makinelerin özet üretim gerektirdiğini, karşı taraf ................. İnşaat Mad. Tur. ... San Ve Tic Ltd. Şti.'nin talep ve istemleri doğrultusunda özel ebatlarda ve niteliklerde üretimi yapıldığını, bu itibarla taraflar arasındaki sözleşmenin bir eser sözleşmesi olduğunu, sözleşmeyle yapılı üstlenilen imalatın müvekkili davalı tarafından tamamlanarak davacıya bildirilmesine rağmen, bakiye kalan ücrete ilişkin çekler ve bu çeklere ilişkin teminat mektubu müvekkil şirkete sunulmadığını, bu nedenle müvekkili tarafından 13 Aralık 2019 tarihinde ............... 63. Noterliğinin 41020 yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek; "Firmanızla akdedilen 13/03/2019 tarihli sözleşme uyarınca imalatı üstenilen 1 Adet TT11 Otomatik Panel Hasır Çelik Edebilen Hasır Çelik Kaynak Grubu ve 1 adet TT55 S Tel Çekme Ve Nervürlendirme Makinesi + Tel Doğrultma Ve Kesme Makinesi’ nin üretimlerinin tamamlandığını ve tarafınıza teslime hazır olduğumuzu ihtaren bildirir, bakiye kalan 191.000 USD + KDV bedel için sevkiyat öncesi teslim etmeyi kabul ve taahhüt ettiğiniz muhtelif sayı ve bedelde 300 gün vadeyi geçmeyecek şekilde keşide edilecek çekler ile bu çeklere karşılık Kesin ve Süresiz Teminat mektubunu işbu ihtarımızın tarafınıza tebliğinden itibaren üç (3) gün içerisinde sunmanızı aramızdaki sözleşme gereği talep ederiz. Sözleşmeyle üstlenmiş olduğunuz bu yükümlülüğünüzün yerine getirilmemesi halinde temerrüttünüz sebebiyle Mahkemeden tevdi mahalli belirlenmesi talep edilerek bakiye kalan bedel için yasal yollara başvurulacağını, bu uğurda harcanacak tüm masrafların tarafınıza ait olacağını ayrıca ihtaren bildiririz." hususlarında ihtarda bulunulduğunu, ihtarın davacıya 18.12.2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davacı tarafından herhangi bir karşı bildirimde ya da edimde bulunulmadığını, işbu ihtarın tebliğ alınmasının üzerinden bir buçuk yıl (1,5) yıl geçtikten sonra davacının Siirt 1. Noterliğinin 11 Mayıs 2021 tarihli 03882 Yevmiye numaralı ihtarı ile " sözleşme konusu makinaların teslimi şeklindeki ediminizi işbu ihtarın tarafınıza tebliğinden itibaren üç (3) gün içerisinde ifa etmenizi aramızdaki 13.03.2019 tarihli sözleşmeye istinaden talep ederiz. Sözleşmede yer alan yükümlülüğünüzü süresi içerisinde yerine getirmemeniz durumunda tarafımızca firmanıza ödenen 160.000 USD + KDV tutarının yasal faiziyle birlikte iadesini talep ederiz. Sözleşme konusu ediminizi yerine getirmemeniz veya ön ödeme tutarını tarafımıza yasal faizi ile birlikte iade etmemeniz durumunda yetkili mahkeme huzurunda sözleşmenin ifasına yönelik eda davası ve zararımızı gidermeye yönelik tazminat davası açacağımızı ve bu nedenle meydana gelecek tüm giderlerin tarafınıza yükletileceğini ihtaren bildiririz. 11.05.2021" bildiriminde bulunulduğunu, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının müvekkilinden talep edebileceği bir dolar alacağı bulunmadığını, nitekim davacının müvekkiline ön ödeme olarak Türk Lirası üzerinden ödemede bulunduğunu, beyan ederek incelikle, eksik yatırılan dava harcının tamamlanması için davacıya HMK 120. madde hükümleri uyarınca 2 haftalık kesin süre verilmesini, şartları bulunmamasına rağmen Yabancı Para Cinsi Üzerinden ve kısmi olarak açılan işbu davada hukuki yarar bulunmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-h ve 115. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle, davanın usulden reddini, dava şartlarına dair itirazlarının kabul edilmemesi durumunda, işbu davaya konu edilen kısma ve saklı tutulan kısma karşı sunmuş oldukları zamanaşımı itirazları doğrultusunda zamanaşımı nedeniyle davanın reddini, takas ve mahsup def'i ve itirazı doğrultusunda, takas ve mahsup taleplerinin kabulü ile var ise borcun sona erdirilerek işbu davanın reddini, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve mesnetsiz iddialarla hukuka ve hakkaniyete aykırı bir şekilde TMK 2. ve 3. Maddelerinde düzenlenilen dürüstlük ve iyi niyet kurallarına ve zamanaşımı sürelerine açıkça aykırı olarak açılan işbu davanın esastan reddini, AAÜT 16/2-c hükmü uyarınca yargılama giderleri arasında arabuluculuk süreci için davalı vekili olarak lehlerine ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir. DELİLLER Taraflar arasında akdedilen 13/03/2019 tarihli “1 Adet TT/7 Otomatik Panel Hasır Çelik Edebilen Hasır Çelik Kaynak Grubu ve 1 adet TT55 S Tel Çekme Ve Nervürlendirme Makinesi + Tel Doğrultma Ve Kesme Makinesi imalatı, montajı ve işletmeye alınması” Sözleşmesi Dava dosyasındaki belge ve evrakların incelenmesinde; davacının davalıya, 22.03.2019 tarihinde ............... Bankasından göndericisinin ................. İnşaat Mad. Tur. Enerji Elektrik Üretim San Ve Tic Ltd. Şti'nin, alıcısının .................... Hasır Çelik San. Ltd. Şti.'nin olduğu 1.227.870,00 Türk Lirası ödemede bulunduğu; yapılan bu ödemenin (sehven gönderildiği bildirildiğinden) aynı gün ............... Bankasından göndericisinin .................... Hasır Çelik San. Ltd. Şti.'nin, alıcısının ................. İnşaat Mad. Tur. Enerji Elektrik Üretim San Ve Tic Ltd. Şti'nin olduğu.409.290,00 Türk Lirasının ................. İnşaat Mad. Tur. Enerji Elektrik Üretim San Ve Tic Ltd. Şti'ne iade edildiği; 22.03.2019 tarihindeki havale işlemlerinden sonra net ödemenin 818.580.00 TL olduğu anlaşılmıştır. 09.04.2019 tarihinde ............... Bankasından göndericisinin ................. İnşaat Mad. Tur. Enerji Elektrik Üretim San Ve Tic Ltd. Şti'nin, alıcısının .................... Hasır Çelik San. Ltd. Şti.'nin olduğu 28.229,25 Türk Lirası ödemede bulunduğu 21.05.2019 tarihinde ............... Bankasından göndericisinin ................. İnşaat Mad. Tur. Enerji Elektrik Üretim San Ve Tic Ltd. Şti'nin, alıcısının .................... Hasır Çelik San. Ltd. Şti.'nin olduğu 30.000,00 Türk Lirası ödemede bulunduğu anlaşılmıştır.
Davalı tarafından davacıya yönelik 13 Aralık 2019 tarihinde ............... 63. Noterliğinin 41020 yevmiye numaralı keşide edilen ihtarnamede; "Firmanızla akdedilen 13/03/2019 tarihli sözleşme uyarınca imalatı üstenilen | Adet TT11 Otomatik Panel Hasır Çelik — Edebilen Hasır Çelik Kaynak Grubu ve 1 adet TT55 S TEL Çekme Ve NervürlendirmeMakinesi+Tel Doğrultma Ve Kesme Makinesi'nin üretimlerinin tamamlandığını ve tarafınıza teslime hazır olduğumuzu ihtaren bildirir, bal kalan 191.000 USD 4 KDV bedel için sevkiyat öncesi teslim etmeyi kabul ve taahhüt ettiğiniz muhtelif sayı ve bedelde 300 gün vadeyi geçmeyecek şekilde keşide edilecek çekler ile bu çeklere karşılık Kesin ve Süresiz Teminat mektubunu işbu ihtarımızın tarafınıza tebliğinden itibaren üç (3) gün içerisinde sunmanızı aramızdaki sözleşme gereği talep ederiz. Sözleşmeyle üstlenmiş olduğunuz bu yükümlülüğünüzün yerine getirilmemesi halinde temerrüttünüz sebebiyle Mahkemeden tevdi mahalli belirlenmesi talep edilerek bakiye kalan bedel için yasal yollara başvurulacağını, bu uğurda harcanacak tüm masrafların tarafınıza ait olacağını ayrıca ihtaren bildiririz." şeklinde bildirimde bulunulduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından davalıya yönelik Siirt 1. Noterliğinin 11 Mayıs 2021 tarihli 03882 Yevmiye numaralı ihtarı ile " sözleşme konusu makinaların teslimi şeklindeki ediminizi işbu ihtarın tarafınıza tebliğinden itibaren üç (3) gün içerisinde ifa etmenizi aramızdaki 13.03.2019 tarihli sözleşmeye istinaden talep ederiz. Sözleşmede yer alan yükümlülüğünüzü süresi içerisinde yerine getirmemeniz durumunda tarafımızca firmanıza ödenen 160.000 USD +KDV tutarının yasal faiziyle birlikte iadesini talep ederiz. Sözleşme konusu ediminizi yerine getirmemeniz veya ön ödeme tutarını tarafımıza yasal faizi ile birlikte iade etmemeniz durumunda yetkili mahkeme huzurunda sözleşmenin ifasına yönelik eda davası ve zararımızı gidermeye yı davası açacağımızı ve bu nedenle meydana gelecek tüm giderlerin tarafı ihtaren bildiririz. 11.05.2021" şeklinde bildirimde bulunulduğu anlaşılmıştır.
Davalı tarafından davacıya yönelik ............... 63. Noterliğinin 24 Mayıs 2021 tarihli 16424 — yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; "13/03/2019 tarihli sözleşme uyarınca üretilen makinalar sözlü olarak defalarca yapılan bildirimlere rağmen tarafınızca teslim alınmadığından, müvekkil şirket .................... Hasır Çelik Sanayi Ltd. Şti. Tarafından firmanıza karşı keşide edilen ............... 63. Noterliğinin 13 Aralık 2019 tarihli 41020 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; “Firmanızla akdedilen 13/03/2019 tarihli sözleşme uyarınca imalatı üstenilen 1 Adet TTI1 Otomatik Panel Hasır Çelik Edebilen Hasır Çelik Kaynak Grubu Ve | Adet Tt55 S Tel Çekme Ve Nervürlendirme Makinesi + Tel Doğrultma Ve Kesme Makinesi'nin üretimlerinin tamamlandığınıve tarafınıza teslime hazır olduğumuzu. ihtaren bildiririz. Bakiye kalan 191.000 USD 1+ KDV bedel için sevkiyat öncesi teslim etmeyi kabul ve taahhüt ettiğiniz muhtelif sayı ve bedelde çekler ile bu çeklere karşılık Kesin ve Süresiz Teminat mektubunu işbu ihtarımızın tarafınızı tesliminden itibaren üç (3) gün içerisinde sunmanızı talep ederiz. Sözleşmeyle üstlenmiş olduğunuz bu yükümlülüğünüzün yerine getirilmemesi halinde temerrüttünüz sebebiyle Mahkemeden tevdi mahalli belirlenmesi talep edilerek bakiye kalan bedel için yasal yollara başvurulacağını, bu uğurda harcanacak tüm masrafların tarafınıza ait olacağını ihtaren bildiririz denilmesine rağmen işbu ihtar tarafınıza tebliğ edilmesine rağmen...” şeklinde bildirimde bulunulduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce davalı şirket defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, alınan bilirkişi raporunda; davalı şirketin 2019-2020-2021-2022 Yılına ait ticari defterlerinin yasal süresi içerisinde açılış-kapanış tasdiklerinin yapıldığı, 2023 yılı ticari defterlerinin ise, E- Defter olduğu ve yasal süresi içerinde beratlarının alındığı, davalı şirketin 2019-2020-2021-2022-2023 yılı ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde taraflar arasında ki ticari ilişkinin mevcut olduğu davacı şirketin 22.03.2019 tarihinde davalıya 1.227.870,00.-TL ödeme yaptığı, ödemenin 409.290,00.-TL'sinin davacı tarafça sehven gönderdiği bildirdiğinden aynı gün (22/03/2019) davacı şirkete iade edildiği akabinde, davacı şirketin 09.04.2019 tarihinde 28.229,25.-TL, 21.05.2019 tarihinde 30.000,00.-TL olmak üzere davacının toplam (1.227.870,00 - 409.290,00)=818.580,00 TL + (28.229,25 TL + 30.000,00 TL)- 876.809,25 TL ödeme yaptığı bildirilmiştir. Mahkememizce banka kayıtları üzerinde inceleme yapmak üzere bankacı bilirkişiden 10/07/2025 tarihli rapor alınmış olup, alınan bilirkişi raporunda; davacı tarafından davalıya gönderilen paraların TL para cinsinden tutarının faiz hariç 876.809,25 TL, faiz dahil toplam tutarın 1.414.159,23 TL olduğu, TL cinsinden gönderilen paraların USRD para cinsine çevrilmesi sonucu 22/03/2019 tarihinde (1 USD 5.5456 TL'de,n 818.580 TL : 5,5456 TL = 147.608,92) 147.608,92 USD 09/04/2019 tarihinde (1 USD 5.6763 TL'den, 28.229,25 TL : 5,6763 = 4.973,18) 4.973,18 USD, 21/05/2019 tarihinde (1 USD 6,0625 TL'den, 30.000,00 TL : 6,0625=4.948,45) 4.948,45 USD olarak hesaplandığı bildirilmiştir.
Mahkememizce bankacı bilirkişinin yanına bir mali müşavir bilirkişi eklenerek bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiş olup, 24/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirketin 22.03.2019 tarihinde davalıya 1.227.870,00.-TL ödeme yaptığı, ödemenin 409.290,00.-TL'sinin davacı tarafça sehven gönderdiği bildirdiğinden aynı gün (22/03/2019) davacı şirkete iade edildiği akabinde, davacı şirketin 09.04.2019 tarihinde 28.229,25.-TL, 21.05.2019 tarihinde 30.000,00.-TL olmak üzere davacının toplam (1.227.870,00 - 409.290,00) =818.580,00 TL + (28.229,25 TL + 30.000,00 TL)= 876.809,25.-TL tutarında davalı şirkete ödeme yaptığı, taraflar arasında akdedilen 13/03/2019 tarihli sözleşmeyle “1 Adet TT11 Otomatik Panel Hasır Çelik Edebilen Hasır Çelik Kaynak GrubU ve 1 adet TT55 S Makinesi İmalatı, montajı ve işletmeye alınması” kararlaştırıldığı, imalatçı firma olarak davalı tarafından üretimi gerçekleştirilecek makinalar karşılığında 160.000 USD + KDV bedel karşılığının peşin olarak ödenmesi, bakiye kalan 191.000 USD + KDV karşılığının ise sevkiyat öncesi tamamlanmış olmak kaydıyla muhtelif sayı ve bedelde çeklerle ödeneceği ve bu çeklere karşılık Kesin ve Süresiz Teminat mektubunun sevkıyat öncesi verileceği hüküm altına alındığı, davalı şirketçe davacı şirkete cevap verilerek ayrıca fesih bildiriminde bulunulduğu, dosyada mevcut noter evraklarından görüleceği üzere taraflar arasında akdedilen 13/03/2019 tarihli sözleşmenin davacı şirketin temerrüte düşmesi sebebine dayanılarak davalı şirket tarafından fesih bildirimi ile feshedildiği bildirilmiştir. Mahkememizce önceki bilirkişi heyetine bir Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ve bir Makine Mühendisi bilirkişi eklenmek suretiyle oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporunda yerinde yapılan incelemede dava konusu imalatlara ait olan ve demonte edilmiş vaziyette bulunan malzemeler davalı uhdesinde bulunmakta olup mevcut malzeme fiyatı, yapılan montaj ve demontaj işçilikleri birlikte değerlendirildiğinde davalı uhdesinde kalan imalata ait malzemelerin maliyeti ortalama KDV Hariç 1.139.850,24-TL olabileceği, demonte edilen imalatların kapalı ortamda muhafaza edilmesi için yapıldığı iddia edilen 28-12-2021 tarih ve G1B2021000000009 nolu faturada KDV Dahil 324.500,00-TL bedelli kapalı alan ile malzemelerin taşınması için alındığı iddia edilen 28-02-2022 tarihli ve G1B2022000000006 faturada KDV Dahil 10.000,00-TL forklift ve 01-03-2022 tarihli Seri: A, 072385 nolu faturada 1.534,00-TL Forklift nakliye ücreti olmak üzere toplam ilave masraf bedeli olarak belirtilen 336.034,00-TL bedelle ilgili hususun takdirinin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davadaki uyuşmazlık; davacının ödediğini ileri sürdüğü bedelin istirdatına ilişkin olup taraflar arasında akdedilen 13.03.2019 tarih ve 20191303/4 numaralı sözleşmeye istinaden davacı tarafından davalı şirkete yapılan ödemenin iadesinin mümkün olup olmadığı, davalı tarafın sözleşmenin feshinde haklı olup olmadığı, taraflardan hangisinin temerrüde düştüğü, davalının takas/mahsup talebinin yerinde olup olmadığı, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alındığında eldeki davada davacı-iş sahibinin mi yoksa davalı-yüklenicinin mi temerrüde düştüğü, dolayısıyla davalı-iş sahibinin sözleşmeyi feshinin haklı olup olmadığı, noktalarında toplanmaktadır. Davada uygulanması gereken hükümlerin öncelikli olanı eser sözleşmesine ilişkin hükümlerdir. Tam iki tarafa borç yükleyen “Eser sözleşmesi’’ 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde, "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır. Taraflara karşılıklı borç yükleyen eser sözleşmelerinde; “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur bulunmaktadır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında yükleniciye bedel ödemekle yükümlüdür. Eser sözleşmeleri açısından teslim; yüklenici tarafından, sözleşmenin amacına uygun olarak meydana getirilen ve nesnel ölçüler içerisinde kullanılabilir durumda bulunan sonucun (eserin), ifa zamanında (vâdede-süresinde) iş sahibinin zilyetliğine ve kullanımına sunulması veya varsa zilyetliğe ve kullanılmaya engel hâlin kaldırılmasıdır (Selimoğlu, Yaşar Engin. : Eser Sözleşmesi, ............... 2017, s. 138). Başka bir deyişle eser sözleşmelerinde teslim, yüklenicinin tamamladığı eseri, sözleşmeyi ifa etmek niyeti ile iş sahibinin fiili hâkimiyetine geçirmesi olarak da tanımlanabilir. TBK 471. maddesinde düzenlenen hüküm uyarınca yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. Yüklenici, basiretli bir tacir, iş adamı ve işinin ehli bir teknik adam gibi davranıp, eser sözleşmesi ilişkisine girerek bir işi üstlenirken ekonomik gücünü, ekipmanını ve uzmanlığını en iyi biçimde değerlendirip, yeterli görmemesi durumunda o işi üstlenmekten kaçınmak zorundadır. Aksi hâlde, bunun sonuçlarına katlanır ve meydana gelen zarardan sorumlu tutulur. Eser sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda karine olarak akdî ilişkinin devam ettiği, yüklenicinin işi bırakmadığı, işyerini terk edip gitmediği sürece gerçekleştirilen iş ve imalatların yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilmektedir. Yüklenicinin işi teslim etmesi ya da eksik olarak bırakıp gitmesi veya sözleşmenin feshinden sonra bu tarihler itibariyle eksik ve kusurlu imalatlar belirlenmiş ise, bunları da karine olarak iş sahibinin giderdiği; teslim, fesih ya da terkten sonra yüklenicinin saptanan eksik ve ayıpları işe devam ederek giderdiği iddiasını yasal delillerle ispatlaması gerektiği kabul edilmektedir. Buna göre teslim, terk ya da fesih tarihine kadar karine yüklenici lehine olup, aksinin ispatı iş sahibinin yükümlülüğündedir. Teslim, fesih ya da terkten sonra ise karine iş sahibi lehinedir ve bunun aksini ispat külfeti yükleniciye ait olduğu belirtilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun -YHGK- 10/06/2021 tarih ve 2017/15-2331 Esas, 2021/739 Karar sayılı kararı). Sözleşme hukukunda temel koşul, sözleşmenin kurulmasından sonra tarafların sözleşmeden doğan yükümlülüklerini, kararlaştırılan şekilde ve zamanda yerine getirmek zorunda olmalarıdır. Sözleşme kurulduktan sonra, şartlarda değişiklik ortaya çıksa bile, taraflar sözleşme gereğini aynen yerine getirmek zorundadır. Temel kural budur ve bu kurala “ahde vefa” (söze bağlılık) ilkesi denilmektedir. Eser sözleşmesinin iki tarafa borç yükleyen sözleşme olması özelliğinden dolayı temerrüt halinde, temerrüdün sonuçları bakımından BK. m.106-108’deki düzenlemelere tabidir. Çünkü anılan maddelerde genel hükümlerden ayrılarak (BK. m.102), iki tarafa borç yükleyen sözleşmelere özgü, özel hükümler getirilmiştir. BK’nun 106-108 maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, iki tarafa borç yükleyen sözleşmeyle temerrüde düşen borçluya karşı, alacaklıya üç ayrı seçimlik hak tanındığı görülmektedir. Bunlar; aynen ifa ve gecikmeden dolayı tazminat isteme hakkı; aynen ifayı reddederek ademi ifa sebebiyle müspet zararını talep hakkı; sözleşmeyi feshederek menfi zararını isteme hakkı olarak sayılabilir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24/02/2016 tarih ve 2014/23-724 Esas, 2016/168 Karar sayılı kararı). Geçerli şekilde kurulmuş bir özel hukuk sözleşmesinde, tarafların sözleşmeye uygun hareket etmeleri, edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmeleri, edimin ifasını imkânsız hâle getiren her türlü davranıştan kaçınmaları zorunludur. Tarafların sözleşmeyle üstlendiği borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hâlinde ifa etmeme sonucu meydana gelir. Eser sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda karine olarak akdî ilişkinin devam ettiği, yüklenicinin işi bırakmadığı, işyerini terk edip gitmediği sürece gerçekleştirilen iş ve imalatların yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilmektedir. Yüklenicinin işi teslim etmesi ya da eksik olarak bırakıp gitmesi veya sözleşmenin feshinden sonra bu tarihler itibariyle eksik ve kusurlu imalatlar belirlenmiş ise, bunları da karine olarak iş sahibinin giderdiği; teslim, fesih ya da terkten sonra yüklenicinin saptanan eksik ve ayıpları işe devam ederek giderdiği iddiasını yasal delillerle ispatlaması gerektiği kabul edilmektedir. Buna göre teslim, terk ya da fesih tarihine kadar karine yüklenici lehine olup, aksinin ispatı iş sahibinin yükümlülüğündedir. Teslim, fesih ya da terkten sonra ise karine iş sahibi lehinedir ve bunun aksini ispat külfeti yükleniciye ait olduğu belirtilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun -YHGK- 10/06/2021 tarih ve 2017/15-2331 Esas, 2021/739 Karar sayılı kararı). TBK'daki 471 inci maddesinde düzenlenen hüküm uyarınca yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. yüklenici, basiretli bir tacir ve iş adamı ve işinin ehli bir teknik adam gibi davranıp, eser sözleşmesi ilişkisine girerek bir işi üstlenirken ekonomik gücünü, ekipmanını ve uzmanlığını en iyi biçimde değerlendirip, yeterli görmemesi durumunda o işi üstlenmekten kaçınmak zorundadır. Aksi hâlde, bunun sonuçlarına katlanır ve meydana gelen zarardan sorumlu tutulur (YHGK 07.06.2022 tarih ve E. 2020/3-688 ve K. 2022/846, 28.09.2021 tarih, E. 2017/3-2615, K. 2021/1102). Götürü bedelin kanunda tanımı yapılmamış olup, Yargıtayın yerleşik içtihatları ve uygulamaları ile doktrinde, götürü bedel, sözleşmede yapılacak işin tamamı için kararlaştırılan toplam bedel olarak ifade edilmektedir. Başka bir anlatımla önceden ve kesin olarak tayin edilmiş ücrete “götürü ücret” denilmektedir. İş bedeli TBK m. 480 uyarınca bedel götürü olarak belirlenmiş ise yüklenici işi kararlaştırılan bedel ile yapmak zorundadır. Götürü bedelli sözleşmelerde yüklenicinin hakettiği imalat bedeli, “fizikî oran yöntemi” ile, sözleşme kapsamında gerçekleştirilen imalatın eksik ve ayıplar da dikkate alınarak işin tamamına göre fizikî oranı tespit edilerek bulunacak bu oran götürü iş bedeline uygulanmak suretiyle belirlenen rakamdan, yapıldığı tespit edilmiş olan ödemeler düşülüp hesaplanması gerekmektedir. Eser sözleşmelerinde kural sözleşmenin ayakta bulunduğu ve hukuken varlığını muhafaza ettiği sürece gerçekleştirilen imalâtın, yapımı üstlenen yüklenici ya da taşeron tarafından ifa edilmiş ve gerçekleştirilmiş olmasıdır. Bunun aksini ileri süren iş sahibi davacı, yüklenici davalının işi bırakıp kalan işi başkalarına tamamlattığı ya da kendisinin tamamladığını yasal delillerle kanıtlamak zorundadır. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 2016/5175 Esas, 2018/1303 Karar). Yüklenici davalı şirketin edimi, ürünü kabule elverişli şekilde imalini ve montajını gerçekleştirmek; iş sahibi davacının karşı edimi ise, iş bedelini ödemek ve sözleşmede öngörüldüğü halde montajın yapılabilmesi için kararlaştırılan işleri yapmaktır. Davaya konu alacak bakımından ispat yükü davacı tarafta olmakla birlikte ticari davalarda, ya da iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarı ispatlanmalıdır. Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Türk Borçlar Kanununun 112. maddesine göre, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Düzenleme kapsamına göre tazminat istenebilmesi için alacaklının zarara uğramış olması gerektiğinden, uğranılmış bir zarar karşılığı olmayan miktara tazminat olarak hükmedilemez. Burada zarar kapsamı net ve gerçek zarar olarak düzenlenmiştir. Net ve gerçek zarar, malvarlığındaki gerçek eksilmeyi ifade eder. Bu nedenle müspet (olumlu) zararın tazmini halinde malvarlığının ulaşacağı değerin, sözleşmenin ifası halinde malvarlığının ulaşacağı değeri geçmemesi gerektiği gözetilerek hesaplama yapılmalıdır. Menfi (olumsuz) zarar uygulanacağına ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin yerine getirilmemesi sonucu güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Taraflar arasındaki akdî ilişki sözleşme tarihi itibarıyla yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'nın 470. maddesinde tanımlanan eser sözleşmesi niteliğinde olup, bu sözleşmeler karşılıklı edimleri içeren sözleşme niteliğini taşımaktadır. Yüklenicinin iş bedeline hak kazanabilmesi için eser sözleşmesi ile yüklendiği eseri fen ve sanat kuralları ile tekniğine ve iş sahibinin ondan beklediği amaca uygun olarak tamamlayıp teslim etmek zorundadır. Bu tür sözleşmelerde taraflardan birinin temerrüdü halinde diğer tarafın hakları 6098 sayılı TBK 123. ve 124. 125. maddelerinde tanımlanmıştır. Bunlar; a ) Aynen ifayı istemekte direnmek ve gecikme yüzünden uğranılan zararın tazminin istemek veya, b ) Sözleşmenin ifasından vazgeçerek olumlu ( müsbet ) zararını istemek veya, c ) Sözleşmeyi feshederek menfi zararını istemek olarak sayılmıştır. Aynen ifayı reddederek onun yerine tazminat istemek ya da sözleşmeden dönmek kararında olan alacaklının, mütemerrit borçluya, borcunu aynen ifa etmesi için uygun bir süre vermesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 125. maddesi, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde; borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır: Bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zararını isteyebilmedir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 02/05/2023 tarih, 2022/1977 Esas, 2023/1566 Karar sayılı kararı). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinde “Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir...” hükmü bulunmaktadır. Bu hükümde borçlunun temerrüdü halinde alacaklının hakları düzenlenmiş olup, buna göre borçlunun temerrüdü halinde alacaklı sözleşmeden dönme yolunu tercih etmiş ise, sözleşmenin hükümsüzlüğü nedeniyle doğan zararını (menfi zarar) isteyemez. Menfi (olumsuz) zararın yasal dayanağı 6098 sayılı TBK'nın 125/3. maddesindeki genel düzenlemelerdir. Yargıtay içtihatları ve doktrinde eser sözleşmesinden dönülmesi nedeniyle uğranılan ve giderilmesi talep edilen olumsuz zararların sınırlı sayıda olmadığı kabul edilmekte; sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler, harçlar, posta giderleri ve noter ücreti de menfi zarar kapsamında değerlendirilmektedir. Sözleşmenin feshi yahut sözleşmeden dönülmesi halinde alacaklı ancak menfi zararının tazminini isteyebilecektir.(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 15/02/2023 tarih, 2022/1061 Esas, 2023/593 Karar sayılı kararı). Olumlu (müspet) zarar (pozitiv interesse); sözleşmenin, hiç veya gereği gibi yahut vadesinde yerine getirilmemesinden kaynaklanan zarar olarak tanımlanabilir. Olumlu zarar, alacaklının, ifaya olan çıkarının beklentisinin gerçekleşmemesi sebebiyle uğradığı zarar olarak da tanımlanabilir. Başka bir anlatımla alacaklının mal varlığının mevcut durumu ile sözleşmenin tam ve gereği gibi yerine getirilmiş olsaydı ulaşacağı durum arasındaki farktır. Borçlunun direnimi üzerine alacaklının, borcun ifası ile birlikte isteyebileceği gecikme sebebiyle tazminat ile gecikme cezası, eksik- ayıplı işler zararı (TBK'nın 125/1 mülga 818 sayılı BK'nın 106/2, ilk cümle) ve ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararı (TBK' nın 125/2, ilk 818 sayılı BK'nın 106/ikinci cümle), olumlu zarar kapsamında olup, olumlu zararların istenebilmesi için sözleşmenin saklı tutulması, yani, sözleşmeden dönülmemiş olması gerekir. Olumlu zarar, kusursuz olan tarafın, sözleşmeden haksız olarak dönen taraftan isteyebileceği tazminatın konusu olan zarardır. Borçlu, kendisine hiçbir kusurunu yüklenemeyeceğini kanıtlamadıkça, alacaklının zararını gidermekle yükümlüdür (TBK'nın 112 - 818 sayılı BK'nın 96. md.). Bu maddeye göre borçlu, zararı gidermek istemiyorsa, kusursuzluğunu kanıtlamak zorundadır. Oysa alacaklı, sadece zararını ve miktarını kanıtlamakta ve kusur yönünden de lehine olan yasal karineden yararlanmaktadır. Bu arada her iki taraf kusurlu ise (ortak kusur) birbirlerinden tazminat talebinde bulunamazlar ve sadece birbirlerine kazandırdıklarını, Kanunun geri verme hükmüne göre isteyebilirler. Geri vermenin kapsamının tayinde de kıyasen, nedensiz zenginleşme kuralları uygulanır (Y.E. Selimoğlu, Eser sözleşmesi, 2. baskı, sh. 339, Adalet Yayınevi). (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 24/10/2026 tarih, 2016/2766 Esas, 2016/4364 Karar; 08/04/2015 tarih 2014/3199 Esas, 2015/1875 Karar). Davalı tarafın defi olarak ileri sürmesi nedeni takas ve mahsubun değerlendirilmesi de gerekmiştir. Hukukumuzda takas, birbirine karşı bir miktar para veya aynı cins alacağa sahip kişilerden birinin karşı tarafın kabulüne ihtiyaç duymaksızın tek taraflı beyanı ile bu alacakları az olanı tutarında sona erdiren yenilik doğurucu bir hukuki işlemdir. Böylece takas ifa masraf ve külfetine katlanmadan, her iki tarafı da borcunu ifa ve alacağını tahsil etmiş durumuna getirir. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK'nın) 139 uncu maddesinde; “İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir” hükmü ile takasın şartları düzenlenmiştir. Diğer taraftan Türk Hukuk Lûgatında takas için “İki kişi karşılıklı olarak bir miktar ya da özdeş (aynı cinsten) diğer edimleri birbirlerine borçlu iseler her iki taraf muaccel (istenebilir) olan borçlarından ya da alacaklarından vazgeçerek sözleşmeyi sona erdirebilirler” (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, ............... 2021, s. 1052) denilerek Kanun maddesi ile aynı doğrultuda tanımlama yapılmıştır. Yapılan bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden alacaklı (birbirinden borçlu olması) gerekir. Alacak ve borç karşılıklı değilse veya iki kişi arasındaki borç ilişkisinin, dışında kalan kişilerden olan alacaklar ya da borçlar takasa konu olamaz. Takas bildiriminde bulunan kimse karşı tarafa borçlu bulunmalı, aynı zamanda karşı taraftan alacaklı olmalıdır. Ayrıca takas için, yalnız borçlularda değil, borçlarda da karşılıklılık bulunmalıdır. Ancak aynı nitelikteki cins (nevi) veya özdeş edimlerin takası mümkündür. Özdeşliğin, TBK’nın 143 üncü maddesindeki “Borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirdiği anda” mevcut olması gerekir. Karşılıklı alacaklardaki özdeşlik, cins ve nitelik bakımından aranır. Yoksa miktar bakımından bir özdeşlik söz konusu değildir. Çünkü, TBK’nın 143 üncü maddesinin birinci fıkrasında da belirtildiği gibi, takasla, her iki borç, takas edilebilecekleri anda, daha az olan borç tutarınca sona erer. Aynen ifa borcu, sonradan tazminat borcuna dönüşmüşse, diğer tarafın borcu da para borcu ise, özdeşlik gerçekleşmiş olduğundan takas yapılabilir. Özdeşlik koşulu, alacakların kaynağının da aynı olmasını gerektirmez. Bu bakımdan sözleşmeden doğan bir alacağın, karşı tarafın haksız fiilden doğan tazminat alacağı ile takası mümkündür (Turgut Uygur, 6098 sayılı Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1, 3. Baskı, Temmuz 2013, s. 920-925). Başka bir ifadeyle alacakların aynı cinsten olması, borçlanılan edimlerin ifada birbirlerinin yerine geçebilecek nitelikte olması anlamına gelmektedir. Takas için aranan üçüncü koşul kural olarak her iki borcun muaccel (ifasının istenebilir) olmasıdır. Dördüncü koşul ise, tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olması gerekmektedir. Taraflardan birinin alacağı muaccel olduğu hâlde, karşı tarafa olan borcu için bir vadeden yararlanıyorsa, bu alacak talep edildiğinde diğer taraf henüz muaccel olmayan kendi alacağını takas olarak ileri süremez (Uygur, s. 925). Yenilik doğuran bir hak olan takasın, davadan önce ve dava sırasında alacak sahiplerinden her biri tarafından ileri sürüleceği gibi, bu yola gitmeksizin taraflar alacaklarını ayrıca dava konusu edebilirler. Diğer bir anlatımla takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak da ileri sürülmesi olanaklıdır. İlke olarak, takas def'î de diğer def'îler gibi süresinde verilen cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Aksi hâlde takastan kurtulmak isteyen borçlu hemen bir ihtilaf çıkartarak amacına ulaşabilir. Öte yandan ihtilaflı alacağın takas edilebilir olduğunu söylemekle de takasın ortaya konulması ile ihtilafın alacaklı lehine hâlledilmiş olduğu anlamı çıkmamalıdır. Sonuçta hâkim anlaşmazlığı çözerek sonucuna göre takas def’î talebini red veya kabul edecektir (Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2021 tarihli ve 2019/(22)9-267 Esas, 2021/1463 Karar sayılı kararı). Mahsup ise bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin, bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Meselâ, bir malı sahibine iade ile yükümlü zilyedin o mal için yaptığı bazı masraflar, o maldan elde ettiği semerelerin bedeline mahsup edilir (MK. md. 907). Bunun gibi, haksız fiilden zarar gören kimsenin bu fiilden elde ettiği bir menfaat olmuşsa, böyle bir menfaat uğranılan zarara mahsup edilir. Görülüyor ki bu olaylarda karşılıklı alacaklar yoktur; sadece, alacağın net miktarını bulmak için yapılan bir hesap ameliyesi bahis konusu olmaktadır (Sermet Akman, Halûk Burcuoğlu, Atillâ Altop, Selâhattin Sulhi Tekinay, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. Bası, İstanbul 1993, s. 1013). Mahsup yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır. Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından resen nazara alınır. Sonuç itibariyle takas ve mahsup farklı kavramlardır. Takasta karşılıklı aynı cins muaccel alacak ve borç söz konusu olduğu hâlde, mahsupta karşılıklı birer alacak söz konusu değildir. Mahsup, bir alacaktan (zararlı olayın zarar görene sağladığı diğer faydalar, giderlerdeki tasarruflar gibi) bazı kalemlerin düşülmesine izin veren bir sayışma işlemidir. Mahsupta mahsup hakkına sahip olan taraf bu hakkını karşı taraf alacağını kendisinden istemedikçe ileri süremez (Uygur, s. 940). Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2021 tarihli ve 2017/15-496 Esas, 2021/208 Karar ile 26.04.2022 tarihli ve 2017/(23)6-873 Esas, 2022/605 Karar sayılı kararlarında da aynen benimsenmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24/05/2023 tarih, 2022/(15) 6 -448 Esas, 2023/506 Karar sayılı kararı). Götürü bedelli sözleşmelerde yüklenicinin hakettiği imalat bedeli, “fizikî oran yöntemi” ile başka bir ifadeyle sözleşme kapsamında gerçekleştirilen imalatın eksik ve ayıplar da dikkate alınarak işin tamamına göre fizikî oranı tespit edilerek bulunacak bu oran götürü iş bedeline uygulanmak suretiyle saptanmalı ve bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanmalıdır (Hukuk Genel Kurulunun 10.06.2021 tarihli ve 2017/15-2331 E., 2021/739 K. sayılı kararı). 13/03/2019 tarihli sözleşmenin "Mal ve Hizmet Fiyatları başlıklı 3. maddesinde 3-1 Makinelerin imalatı, montajı ve işletmeye alınması dahil EXW Imalatci ............... Fabrika Teslim fiyatı 351.000 USD + KDV ( Üçyüzellibirbin Amerikan Doları + 18 KDV) İlgili yatirim tesvik belgesinin sunulması ile KDV tahsil edilmeyecektir. Bu fiyata nakliye giderleri dahil değildir. Nakliye bedeli alıcı tarafından ayrıca ödenecektir. Sözleşme bedeli 351.000 USD + KDV, Türk Lirası cinsinden tahsil edilecek olup, ön ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış kuru üzerinden kur sabitlemesi yapılarak 351.000 USD + KDV Türk Lirası karşılığı belirlenecektir. 3.2-) Montaj ve eğitim hizmet bedeli İmalatçı tarafından verilen fiyata dahildir. Montaj 4 teknisyen 1 Baş Mühendisten oluşmaktadır. Bu personelin gidiş dönüş uçak bileti , otel ve yemek harcamaları Müşteri tarafından karşılanacaktır. 13/03/2019 tarihli sözleşmenin "Ödeme Planı ve Teslimat" başlıklı 4. maddesinde 4-1-) maddesinde Tutarın 160.000 USD+KDV karşılığı TL'si en geç 29 MART 2019 gününe kadar nakden ödenecek, kalan bakiye olan 191.000 USD+KDV karşılığı ise sevkiyat öncesi tamamlanmış olmak kaydıyla sevkiyat sonrası 300 gün vadeyi geçmeyecek şekilde muhtelif sayıda ve bedelde çekler ile ödenecek olup, bu çeklere karşılık çek bedelleri toplamı kadar Kesin ve Süresiz Teminat Mektubu sevkiyat öncesi verilecektir. Teminat mektubu ve çekler verilmeden sevkiyat gerçekleşmeyecektir. Sözleşmenin tüm bedeli nakden ve çekle ödenene ve teminat mektubu verilene kadar imalatçı-satıcı teslim etmediği ürünlerde hapis hakkına sahip olacaktır. Yapılacak ödemelerde İş bu sözleşmenin 3.1 maddesine göre ön ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış kuru üzerinden kur sabitlemesi yapılarak TL karşılığı belirlenecektir. 4-2-) Planlanan teslim süresi ön ödeme tarihinden itibaren 5 aydır. 4-3) Teslimat öncesi imalatçı-satıcı makinelerin çalışması için gerekli olan elektrik, su soğutma, basınçlı hava ve topraklama bilgilerini alıcıya gönderecektir. Alıcı, makinelerin bağlantısı öncesi gerekli bu ekipman ve uygulamayı sevkiyat öncesinde hazır tutacaktır. "Sözleşme Süresi Ve Fesih" başlıklı 5. maddesinde "Taraflar arasındaki işbu sözleşme, sözleşme konusu işin tamamlanıp alıcıya teslimi, montajı ve 12 günlük eğitimin verilmesi ve sözleşme bedelinin tamamıyla ödenmesi ile sona erer. Yapılacak imalat alıcıya özel likte olduğundan, taraflar işbu sözleşmedeki edimlerini yerine getirmekten çekinemezler ve sözleşmeyi feshedemezler. Sözleşme de belirtilen ödeme sürelerinin 30 gün gecikmesi halinde imalatçının bu sözleşmeyi geçersiz sayması için bir nedendir." Taraflar arasındaki Sözleşmenin 5. maddesine göre, davalı yükleniciye tek taraflı fesih hakkı tanındığı, davalı tarafın bu hakkını 24/05/2021 tarihli cevabi ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini ihtar ettiği davada taraf takas mahsup definde bulunduğu anlaşılmıştır. Tarafların delilleri toplanmış ve taraf ticari defterleri incelenmiştir. Dava, savunma, taraf ihtarnameleri, ödeme dekontları, davalı ticari defteri, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre yapılan bu yasal ve genel açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında akdedilen 13/03/2019 tarihli sözleşmeyle “1 Adet TT/7 Otomatik Panel Hasır Çelik Edebilen Hasır Çelik Kaynak Grubu ve 1 adet TT55 S Tel Çekme Ve Nervürlendirme Makinesi + Tel Doğrultma Ve Kesme Makinesi imalatı, montajı ve işletmeye alınması” kararlaştırılmış olup, imalatçı firma olarak davalı tarafından üretimi gerçekleştirilecek makinalar karşılığında 160.000 USD + KDV bedel karşılığının peşin olarak ödenmesi, bakiye kalan 191.000 USD + KDV karşılığının ise sevkiyat öncesi tamamlanmış olmak kaydıyla muhtelif sayı ve bedelde çeklerle ödeneceği ve bu çeklere karşılık Kesin ve Süresiz Teminat mektubunun sevkiyat öncesi verileceği hüküm altına alınmıştır. Davacı ............ İnşaat Madencilik Turizm Enerji Elektrik Üretim Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin iş sahibi olduğu, davalı .................... Hasır Çelik Sanayi Limited Şirketinin ise yüklenici olduğu, taraflar arasında akdedilen 13/03/2019 tarihli sözleşmeyle “1 Adet TT11 Otomatik Panel Hasır Çelik Edebilen Hasır Çelik Kaynak GrubU ve 1 adet TT55 S Makinesi İmalatı, montajı ve işletmeye alınması” nın kararlaştırıldığı, imalatçı firma olarak davalı tarafından üretimi gerçekleştirilecek makinalar karşılığında 160.000 USD + KDV bedel karşılığının davacı tarafından peşin olarak ödenmesi, bakiye kalan 191.000 USD + KDV karşılığının ise sevkiyat öncesi tamamlanmış olmak kaydıyla muhtelif sayı ve bedelde çeklerle ödeneceği ve bu çeklere karşılık kesin ve süresiz Teminat mektubunun sevkıyat öncesi verileceği hüküm altına alındığı,davacı şirketin 22/03/2019 tarihinde davalıya 1.227.870,00.-TL ödeme yaptığı, ödemenin 409.290,00.-TL'sinin davacı tarafça sehven gönderdiği bildirdiğinden aynı gün (22/03/2019) davacı şirkete iade edildiği ardından davacı şirketin 09.04.2019 tarihinde 28.229,25.-TL, 21.05.2019 tarihinde 30.000,00.-TL olmak üzere davacının toplam (1.227.870,00 - 409.290,00) =818.580,00 TL + (28.229,25 TL + 30.000,00 TL)= 876.809,25.-TL tutarında davalı şirkete ödeme yaptığı, davalı yüklenici tarafından 13/12/2019 tarihinde sözleşme konusu makineyi teslime hazır olduğuna dair ihtarnamenin 18/12/2019 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, sözleşmede davalı yüklenicinin iş sahibine teslimat yapabilmesi için teminat mektubunun ve çeklerin verilmesi koşulunun öngörülmesine rağmen çeklerin ve teminat mektubunun süresinde davacı tarafça davalıya süresine teslim edilmediği, 11/05/2021 tarihli ihtarname ile davacı iş sahibinin dava konusu eseri almaya hazır olduğunu davalıya ihtar ettiği, davalı şirketçe davacı şirkete cevap verilerek 24/05/201 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini açıkladığı ve fesih bildiriminde bulunulduğu, teslim öncesi ödenmesi gereken bakiyenin davacı tarafından ödenmediği, TBK m. 107 hükmüne göre davalı yüklenicinin ise mahkemeden tevdi yerini talep etmeksizin dosyada mevcut noter evraklarına göre taraflar arasında akdedilen 13/03/2019 tarihli sözleşmenin davacı şirketin temerrüte düştüğünden bahisle davalı şirket tarafından fesih bildiriminde bulunularak feshedildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından davalıya gönderilen ödemelerin TL para cinsinden tutarının 876.809,25 TL, faiz dahil toplam tutarın 1.414.159,23 TL olduğu, TL cinsinden gönderilen paraların USD para cinsine çevrilmesi sonucu 22/03/2019 tarihinde 147.608,92 USD, 09/04/2019 tarihinde 4.973,18 USD, 21/05/2019 tarihinde 4.948,45 USD olarak hesaplandığı, toplam miktarın 157.530,55 USD olduğu, imalata ait malzemelerin maliyet ortalaması ise KDV hariç 1.139.850,24 TL olduğu bilirkişi heyetince tespit edilmekle beraber ürünün davalının uhdesinde kaldığı, imalatı yapılıp teslim edilmemesinden dolayı muhafazası için hangi masrafların yapıldığı, eskiyen hangi parçaların değiştirildiği, bu hususta ne kadar masraf ve gider yapıldığı hususu ile ilgili davalı tarafça ispatlayıcı belge ibraz edilmediği, bilirkişi heyetince yapılan yerinde inceleme tarihinde demontaj işçiliğinin yapıldığı ve davacı tarafından eser teslim alınmadığından depo alanında muhafaza edildiği tespit edildiği ancak fesih tarihi öncesi belirlenen aynı depo alanında söz konusu ürünün bulunduğuna ilişkin bir tespitin yapılamadığı keza demonte edilen ve diğer projelerde kullanılamayan imalatlara ait demonte parçaların ünitelerin işçiliklerinin giderlerinin miktarı ile forklift nakliye bedellerine ilişkin taşıma belgelerinin sadece dava konusu işle ilgili olduğuna ilişkin tespit yapılamadığı, davalı tarafça yapılan ihtarlarının aksine teslime ilişkin tevdii mercii belirlenmemesi, davacıya yapılan 13/12/2019 tarihli ihtarnameye ilişkin tebellüğ tarihi olan 18/12/2019 tarihinden itibaren davacı tarafa ödeme hususunda bir vade belirlenip ihtarat yapılmaması, fesih için 21/05/2021 tarihine kadar beklenilmesi nedenleri ile davalı tarafın da kusurunun bulunması karşısında fesihte her iki tarafın da ortak kusurlu olduğu; böyle bir durumda tarafların müspet zararlarını değil ancak birbirlerinin malvarlıklarında kazandırdıkları artı değerleri sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edebilecekleri (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 24/10/2016 tarih, 2016/2766 Esas, 2016/4364 Karar sayılı karar), keza TBK m 125 gereğince borçlunun temerrüdü halinde alacaklı sözleşmeden dönme yolunu tercih etmiş ise, sözleşmenin hükümsüzlüğü nedeniyle doğan zararını (menfi zarar) isteyemeyeceği nedenleri ile davacı sözleşmenin feshi nedeniyle ödediği bedelini istemekte haklı olduğu gibi takas ve mahsubun yasal koşulları oluşmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek 57.530,55 USD’nin; 10.000,00 USD kısmının dava tarihi olan 16/03/2023 tarihinden bakiye 147.530,55 USD’nin ıslah tarihi olan 23/07/2024 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun‘un 4/a maddesinde belirtilen Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işlemiş faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
Davanın kısmen kabulüne göre karar ve ilam harcı hesaplanmasında nispi harca ilişkin dava değeri belirlenirken Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 16/09/2025 tarih ve 2025/2434 Esas, 2025/2920 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere hükmolunan yabancı para alacağın efektif satış kurundaki TL karşılığı 16/03/2023 olan dava tarihindeki 1 USD (Amerikan Doları)18,99 TL olup, kabulüne karar verilen 157.530,55 USD'nin TL karşılığı 2.991.505,15 TL üzerinden hesaplanması gerekmiştir. Vekalet ücreti hesaplamasında Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2016, 2015/3934 Esas, 2016/2610 Karar sayılı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2022 tarihli 2021/5743 Esas 2022/4103 Karar sayılı kararı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 11/05/2023 tarih, 2022/852 Esas, 2023/1803 Karar sayılı, 24/09/2024 tarih, 2023/1605 Esas, 2024/2907 Karar sayılı kararları; ............... Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin 16/01/2025 tarih, 2024/726 Esas, 2025/30 karar sayılı kararında belirtildiği üzere dava değerinin yabancı para olarak (USD: Amerikan Doları) gösterilmesi halinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre,hükmolunan yabancı para alacağın efektif satış kurundaki TL karşılığı 16/03/2023 olan dava tarihindeki 1 USD (Amerikan Doları)18,99 TL olup, kabulüne karar verilen 157.530,55 USD'nin TL karşılığı 2.991.505,15 TL üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti hesaplanması gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davanın kabulü ile 157.530,55 USD’nin; 10.000,00 USD kısmının dava tarihi olan 16/03/2023 tarihinden bakiye 147.530,55 USD’nin ıslah tarihi olan 23/07/2024 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun‘un 4/a maddesinde belirtilen Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işlemiş faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı 204.349,71-TL olduğundan, 341,55 TL peşin harç ile 88.400,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 115.608,16-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 17.400,45-TL (bilirkişi ücreti, tebligat ve posta gideri olmak üzere) yargılama gideri ile 341,55 TL peşin harç ile 88.400,00 TL ıslah harcı, 179,90 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 106.321,90 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4-Zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul ve red oranına göre hesaplanan 430.895,67-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili davacıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ............... Bölge Adliye Mankemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/06/2026